This Surah takes its name from the word (ar-Ra'ad) (thunder) that occurs in v. 13. It is merely the symbolic name of the Surah and does not in any way mean that the Surah deals with the scientific problems connected with thunder.
Elif, lâm, mîm, râ. Bunlar, kitabın âyetleridir. Sana Rabbinden indirilen haktır. Fakat insanların çoğu anlamazlar.
Cemal Külünkoğlu
Elif, Lâm, Mim, Râ. Bunlar, Kitabın (Kur’an’ın) ayetleridir. Sana Rabbinden indirilen (Kur’an) gerçektir. Fakat insanların çoğu inanmazlar.
Mehmet Türk
Elif, lâm, mîm, râ. (İşte) bunlar, o kitabın âyetleridir ve sana Rabbinden indirilen (bu kitap) gerçeğin ta kendisidir. Fakat insanların pek çoğu (ona) inanmazlar.
Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra hükümranlık tahtını/tüm kâinatı kaplayan, Güneş'i ve Ay'ı emrine boyun eğdiren Allah'tır. Bunların her biri belirli bir vakte kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip âyetleri açıklamaktadır.
Cemal Külünkoğlu
Gördüğünüz gibi gökleri herhangi bir destek olmadan yükselten, sonra da yarattığı her şeyin kanununu koyarak hepsi üzerinde egemenlik kuran Allah’tır. Ayrıca her biri belli bir zamana kadar yörüngelerinde akıp giden güneşi ve ayı da koyduğu yasalara tabi tutan; var olan her şeyi yöneten, çekip çeviren O’dur. Bütün bu mesajları açık açık dile getiriyor ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanırsınız.
Mehmet Türk
Allah; görüp durduğunuz gökleri direksiz olarak yükseklere kaldıran, sonra kâinatın (arşın) yönetimini hâkimiyeti altına alan, her biri belirlenmiş bir süreye kadar dönen güneş ile ayı (kendisine) boyun eğdiren, her işi idare edip duran ve belki Rabbinize kavuşacağınıza tam olarak inanırsınız diye âyetleri açıklayandır.
Yeryüzünü döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O'dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için dersler vardır.
Cemal Külünkoğlu
O, yeryüzünü yayıp genişleten, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden/bitkiden (erkekli-dişili) iki çift yaratan ve geceyi gündüze bürüyendir (gündüzü kısaltıp geceyi uzatandır). Şüphesiz bütün bunlarda, düşünen bir toplum için derin mesajlar vardır.
Mehmet Türk
(Ve O Allah) yeryüzünü enine boyuna döşeyen, onda sâbit dağlar ve ırmaklar yaratan, orada ürünlerin her birinden iki eş yaratan, geceyi gündüze bürüyendir. Şüphesiz bunlarda düşünen bir topluluk için ibretler vardır.
Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar, üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalıklar vardır. Bunların hepsi bir su ile sulanır; yemişlerinde onların bir kısmını bir kısmına üstün kılarız. İşte bunlarda akıllarını kullanan bir toplum için dersler vardır.
Cemal Külünkoğlu
Ve yeryüzünde birbirine komşu (fakat bitki örtüsü ve doğal zenginlik bakımından birbirinden farklı olan) kara parçaları (kıtalar), üzüm bağları, hububat ekili tarlalar, bir kökten sürgün verip küme halinde ya da tek başına boy veren hurma ağaçları vardır ki (bunların hepsi) de aynı su ile beslenir. Hal böyleyken yine de biz onların bazılarını bazılarına farklı kılmışız. Doğrusu, bütün bunlarda aklını kullanan bir toplum için mutlaka (alınacak) dersler vardır.
Mehmet Türk
Yeryüzünde birbirine komşu olan kıtalar, aynı su ile sulandığı halde ürünlerini birbirinden farklı kıldığımız üzüm bağları, ekinler, çatallı ve çatalsız hurmalar da vardır. Şüphesiz bunlarda, aklını kullanan bir topluluk için ibretler vardır.
Şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların, “Biz toprak olduğumuz zaman yeniden mi yaratılacağız?” demeleridir. İşte onlar, Rabblerine nankörlük edenlerdir. Onlar, boyunlarında tasmalar bulunanlardır. Onlar ateş ehlidir. Onlar orada uzun süreli kalacaklardır.
Cemal Külünkoğlu
Eğer (Allah’ın yarattığı bu harikalara) şaşıyorsanız inkârcıların şu sözlerine de şaşın: “Nasıl yani! Biz toprak olduktan sonra yeniden mi yaratılacağız?” İşte (bunu söyleyenler) Rablerini inkâra kalkışan kimselerdir. İşte böyleleri (kıyamet gününde) boyunlarında (kendi davranışlarının bir sonucu olarak) demir halkalar (tasmalar) bulunan kimselerdir. İşte böyleleri yerleşip kalmak üzere ateşe giren kimselerdir!
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Eğer şaşacaksan, asıl onların: “Biz toprak olduktan sonra gerçekten yeniden mi yaratılacağız?” demelerine şaş. İşte onlar hem Rablerini inkâr eden, hem boyunlarına (ateşten) halkalar geçirilen ve hem de içerisinde ebedî kalacakları cehennemin dostları olanlardır.
Senden, iyilikten önce kötülüğü çabucak istiyorlar. Halbuki önlerinden pek çok örnek gelip geçti. Doğrusu insanlar kötülük ettikleri halde Rabbin onlar için affedicidir. Rabbinin azabı elbette çok şiddetlidir.
Cemal Külünkoğlu
(Bir de) senden, iyilikten önce, (tehdit edildikleri) kötülüğün (azabın dünyada iken) gelmesini istiyorlar. Oysa onlardan önce ibret alınacak birçok azap gelip geçmiştir. Muhakkak ki senin Rabbin, işledikleri zulümlere rağmen insanlara karşı (her zaman) mağfiret sahibidir. Bununla beraber (unutmayın ki) Rabbinin azabı da çok şiddetlidir.
Mehmet Türk
(Onlar) kendilerinden önce nice (helâk) örnekleri gelip geçtiği halde (hâlâ) senden, iyilikten önce kötülüğü çabuklaştırmanı istiyorlar. (Şunu iyi bilsinler ki) Rabbin, insanların zulmüne karşılık af sahibi (olduğu gibi) senin Rabbin, cezâsı çok şiddetli olandır da...
Kâfirler diyorlar ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” Sen ancak bir uyarıcısın ve her toplumun da bir rehberi vardır.
Cemal Külünkoğlu
İnkârcılar derler ki: “(Mademki Muhammed peygamber olduğunu iddia ediyor) ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” Oysa sen, yalnızca bir uyarıcısın ve her topluluk için bir yol gösterici vardır (sen de onlar gibi bir yol göstericisin).
Mehmet Türk
Kâfirler: “Ona Rabbinden bir mûcize indirilseydi olmaz mıydı?” diyorlar. (Ey Muhammed!) sen sadece bir uyarıcısın ve bütün topluluklar için bir yol gösterici (hâdî) vardır...
Allah, her dişinin neyi taşımakta olduğunu, gebe kalacağını, rahimlerin neyi eksiltip neyi arttıracağını bilir. Onun katında her şey bir ölçüye bağlıdır.
Cemal Külünkoğlu
Her bir dişinin neye gebe olduğunu ve rahîmlerin neyi ne kadar erken bırakacağını, neyi ne kadar (olağan süresinden) fazla bekleteceğini bilen Allah’tır. Çünkü (yarattığı) her şey O’nun katında bir ölçüye ve bir amaca bağlı kılınmıştır.
Mehmet Türk
...(O da) Allah’tır. (O Allah) her dişinin neye gebe olduğunu, ana karınlarının neyi eksiltip neyi artırdığını bilir. Onun katında her şeyin bir ölçüsü vardır.
O, gaybı da, görünen âlemi de bilendir, çok büyüktür; yücedir.
Cemal Külünkoğlu
O, yaratılmışların duyu ve tasavvurlarının ötesinde olanları da onların görüp gözleyebildikleri şeyleri de tam olarak bilendir. (Gerçek anlamda) büyüklük ve yücelik, yalnızca O’na aittir. O, var olan ve var olması mümkün olan her şeyin üstündedir.
Mehmet Türk
O, görülmeyeni de görüleni de bilir. O büyüktür, her şeyden yücedir.
Onun önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruyan takipçiler/melekler vardır. Bir toplumu oluşturan fertler kendi iç dünyalarındakini değiştirinceye kadar, Allah onların oluşturduğu toplumu değiştirmez. Allah bir topluma kötülük diledi mi, artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur. Onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur.
Cemal Külünkoğlu
Kişiyi önünden ve arkasından takip eden (melekler) vardır ki, Allah’ın emriyle onu korurlar. Herhangi bir toplum, tutumunu değiştirmedikçe Allah o toplumun konumunu değiştirmez. Allah, bir topluma (kendi kötülüklerinin bir sonucu olarak) ceza vermeyi dilediği zaman, artık onu geri çevirecek (kimse) de olmaz. Zaten onlar için Allah’tan başka bir koruyucu da yoktur.
Mehmet Türk
O (insanın) önünde ve arkasında onu Allah’ın emriyle koruyan (melekler) vardır. Bir toplum, (tek tek) kendi durumlarını değiştirmedikçe Allah da onların durumlarını değiştirmez. Eğer Allah bir topluluğun helâkini isterse, onu engelleye-cek hiç bir güç yoktur. Zâten onların, On-dan başka koruyucuları da yoktur.
Bir korku ve ümit vesilesi olarak şimşeği size gösteren ve ağır bulutları yaratan O'dur.
Cemal Külünkoğlu
O (Allah), hem bir korku ve hem de (bereketli yağmuru müjdeleyen) bir ümit (vesilesi) olarak size şimşeği gösteren ve (yağmur yüklü) bulutları meydana getirendir.
Mehmet Türk
Size hem korku, hem de umut kaynağı olarak şimşeği gösteren, (yağmur yüklü) ağır bulutları yaratan, (sadece) O (Allah)’tır.
Gök gürlemesi, Allah'ı överek tesbih eder ve melekler de korkularından onu yüceltirler. Onlar pek güçlü olan Allah hakkında tartışırken O, yıldırımları gönderir de dilediğini onlarla çarpar. O, tuzağı çetin olandır.
Cemal Külünkoğlu
Gök gürültüsü, O’nun sınırsız kudretiyle gerçekleşir. Melekler de duydukları saygıyla görevlerini icra ederler. O, yıldırımları gönderip onları dilediğine isabet ettirir. (Hal böyleyken) o (inanmaya)nlar hâlâ Allah hakkında birbirleriyle tartışıp, ileri geri konuşurlar. Hâlbuki O, azabı çok şiddetli olandır.
Mehmet Türk
Gök gürültüsü de melekler de Onun korkusundan dolayı Onu hamd ile tesbih eder. (Allah) kendisiyle uğraşanlardan dilediğine yıldırımlar gönderip onlarla o kimseleri yakar. Çünkü O, cezâsı pek şiddetli olandır.
Gerçek dua Allah'a yapılır. O'ndan başka yalvardıkları, kendilerine hiçbir cevap veremezler. Bunlar, suyun ağzına gelmesi için avuçlarını suya açan, ancak hiçbir zaman su ağzına ulaşmayan kimseye benzerler. İnkârcıların duası da aynı şekilde boşa gitmektedir.
Cemal Külünkoğlu
Gerçek dua yalnız O’nadır. (Müşriklerin) Allah’ın dışında yalvarıp durdukları putlar onların hiçbir dileklerine cevap veremezler. (Onların durumu) tıpkı ellerini suya doğru açıp da ağzına suyun ulaşmasını bekleyen kimse (gibidir). Hâlbuki (suyu ağzına götürmedikçe) su onun ağzına girecek değildir. İşte ayetleri görmezlikten gelenlerin duası/duruşu sapıklık içinde olmaktan başka bir şey değildir.
Mehmet Türk
Mutlak doğru olan duâ, yalnız Ona (yapılan duâ)dır. Onların Allah’ı bırakıp da yalvardıkları kimseler ise onlara hiç bir şekilde cevap veremezler. Onlar (tıpkı) suyun ağzına gelmesi için, suya doğru (ağzını değil de) iki avucunu uzatan kimse gibidir. Oysa (böyle yaptığı müddetçe) o (kimse) o (su)ya asla ulaşamaz ki! İşte o kâfirlerin duâsı böyle boşuna uğraşmaktan başka (bir şey) değildir.
De ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” De ki: “Allah'tır.” De ki: “O'nu bırakıp da kendilerine bile fayda ya da zarar verme gücüne sahip olmayan dostlar mı edindiniz?” De ki: “Körle, gören bir olur mu hiç? Ya da karanlıklarla aydınlık eşit olur mu? Yoksa O'nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma onlara göre birbirine benzer mi göründü?” De ki: “Allah her şeyi yaratandır. O, birdir. Karşı durulmaz güç sahibidir.”
Cemal Külünkoğlu
(Ey Resul! Onlara) de ki: “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” (Onlar bakıp dururken) “Allah’tır” de. Ve yine de ki: “O’nun yanı sıra kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar ve yardımcılar mı ediniyorsunuz?” (Onlara) de ki: “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklarla aydınlık bir olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” De ki: “Her şeyin yaratıcısı Allah’tır. O, birdir ve tüm varlıklara boyun eğdirecek mutlak otorite sahibidir.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! O kâfirlere): “Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” de (ve onların cevabını beklemeden) “Allah’tır.” de. (Bir de onlara): “(demek) Onu bırakıp kendilerine fayda ve zarar (bile) veremeyen ilâhlar mı edindiniz?” de. (Tekrar onlara): “Görmeyenle gören, hiç eşit olur mu? Veya karanlıklarla nur, hiç eşit olur mu?” de. Yoksa (o müşrikler) Allah’a, Onun gibi yaratan ortaklar buldular da bunların yaratmasını Allah’ın yaratmasına mı benzettiler? (Ve onlara): “Allah her şeyin yaratıcısıdır ve O tektir, mükemmel güç sahibidir” diye söyle.
Allah gökten bir su indirdi ve vâdiler, kendi ölçülerince sel oldu; ardından sel, üste çıkan köpüğü taşır hale geldi. Bir süs eşyası veya alet yapmak isteğiyle ateşte körükledikleri şeylerde de benzeri bir köpük vardır. Allah hakla bâtılı işte böyle örneklendiriyor: Köpük, atılır gider; insanlara yararlı olansa toprakta kalır. Allah, işte bu şekilde örnekler verir.
Cemal Külünkoğlu
(O) gökten su indirir de dereler kendi yataklarından hacimlerine göre çağlayıp akar. Akan su, yüzeyinde köpük taşır. Süs ya da kullanım eşyası yapmak amacı ile ateşte erittiğiniz madenlerin de buna benzer köpükleri, cürufları vardır. İşte Allah, hak ile batılı böyle bir benzetmeyle anlatıyor. Çünkü köpük yok olup gider, insanlara faydası olan cevher kısmı ise yerde kalır. İşte Allah (hak ile batılın daha iyi anlaşılması için) böyle misaller verir.
Mehmet Türk
(Allah) gökten bir su indirince dereler alabildiğince çağlayıp akarken, selin üzerinde bir köpük oluşur. (Bir de) ziynet eşyası veya bir âlet yapmak için ateşte erittikleri (madenlerde) de bunun gibi bir köpük vardır. İşte Allah, hak ile bâtıla böyle misal verir. (Bâtıla benzetilen) köpüğe gelince, o yok olur gider, (hakka benzetilen) insanların faydalandığı şey ise, yerdekalır. İşte Allah örnekleri böyle (yerli yerince) verir.
Rabblerinin çağrısına uyanlara en güzel ödül vardır. O'nun çağrısına gelmeyenler ise, yeryüzünde olan her şey ve bir katı daha onların olsa, kurtulmak için bunları feda ederlerdi. Onlara hesabın en kötüsü vardır. Varacakları yer de cehennemdir. O ne kötü yataktır!
Cemal Külünkoğlu
Rablerinin çağrısına uyanlar için (dünyada da ahirette de) mükâfatın en güzeli vardır. O’nun çağrısına uymayanlar ise, yeryüzünde olan her şey ve onun yanında bir katı daha kendilerinin olsa, (Allah’ın azabından) kurtulmak için hepsini fidye olarak verirlerdi. İşte hesabın kötüsü bunlar içindir. Onların varacakları yer de cehennemdir. Orası ne fena bir dinlenme yeridir!
Mehmet Türk
Rablerinin davetini kabul edenlere en güzel gaye (olan cennet) vardır. Onun davetini kabul etmeyenler ise yeryüzünde olanların tamamı ve bunların bir katı daha kendilerinin olsa, hepsini verip (azaptan) kurtulmak isterlerdi. Hesabın en kötüsü onlar içindir. Onların barınma yerleri ise yatakların en kötüsü olan cehennemdir.
Rabbinden sana indirilenin hak olduğunu bilen kişi, kör olan biri ile aynı mıdır? Sadece akıl sahipleri düşünürler.
Cemal Külünkoğlu
Rabbinden sana indirilen (vahy)in gerçekten hak olduğunu bilen kimse, (inkâr eden) kör kimse gibi olur mu? Ancak akıl sahipleri iyice düşünüp öğüt alırlar.
Mehmet Türk
Rabbinden sana indirilen (Kur’an)’ın mutlak doğru olduğunu bilen kişi, hiç (hakkı) görmeyen kimse gibi olur mu? (Elbette olmaz.) Bunu ancak temiz akıl sahibi olan kimseler, idrak ederler.
Onlar, Allah'ın bitiştirilmesini emrettiği şeyi bitiştirirler. Rabblerine saygı duyarlar ve hesabın kötüsünden korkarlar.
Cemal Külünkoğlu
Yine onlar, Allah’ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi ulaştırırlar. Rablerine karşı son derece saygılı ve duyarlı davranırlar ve hesabın kötü çıkmasından kaygı duyarlar.
Mehmet Türk
(Yine) onlar Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten, Rablerine hakkıyla saygı gösteren ve kötü hesaptan çok korkan, kimselerdir.
Onlar, Rabblerinin rızasını arzulayarak sabrederler; namazı kılarlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık dağıtırlar ve kötülüğü güzellikle savarlar. İşte bu dünyanın iyi sonucu bu amelleri yapanlar içindir.
Cemal Külünkoğlu
Onlar ki, Rablerinin rızasını kazanmak için sabrederler, namazı ikame ederler, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve aşikâr infak ederler, kötülüğü de iyilikle savarlar. İşte (geçici dünyanın ardından) gelecek olan ahiret yurdu bunlarındır.
Mehmet Türk
(Ve yine) onlar sadece Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru ve devamlı kılan, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak eden ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. Şu (dünya) yurdunun sonucu (olan âhiret saadeti) sadece onlar içindir.
‘Adn cennetleri bunlar içindir. Atalarından, eşlerinden ve zürriyetlerinden iyi olanlarla birlikte oraya girerler. Meleklerse her kapıdan yanlarına sokulurlar.
Cemal Külünkoğlu
23-24.(Bu mutlu akıbet,) Adn cennetleridir. Kendileri ile birlikte iyi davranışlı ataları, eşleri ve çocukları bu cennetlere girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerek (şöyle seslenir): “(Allah için dünyanın zorluklarına karşı) sabretmenizden dolayı selâm olsun sizlere! (Gördüğünüz gibi geçici dünyanın ardından) gelen sonsuzluk yurdu (olan cennet) ne güzeldir!”
Mehmet Türk
(O mutlu sonuç ise;) Adn cennetleridir. Onların babalarından, eşlerinden ve soylarından iyi olanlar da (cennetlere) girerler. Melekler de her bir kapıdan onların yanına girerler.
“Sabrettiğiniz için selâm size. Ahiret yurdunun ödülü ne güzeldir!” derler.
Cemal Külünkoğlu
23-24.(Bu mutlu akıbet,) Adn cennetleridir. Kendileri ile birlikte iyi davranışlı ataları, eşleri ve çocukları bu cennetlere girerler. Melekler de her bir kapıdan yanlarına girerek (şöyle seslenir): “(Allah için dünyanın zorluklarına karşı) sabretmenizden dolayı selâm olsun sizlere! (Gördüğünüz gibi geçici dünyanın ardından) gelen sonsuzluk yurdu (olan cennet) ne güzeldir!”
Mehmet Türk
(Ve onlara): “Sabrettiğiniz için Allah’ın selamı üzerinize olsun. (Dünya) yurdunun sonucu (olan âhiret saadeti) ne güzeldir.” derler.
Allah'a verdikleri sözü, onu antlaşma haline getirdikten sonra bozanlara, Allah'ın bitiştirilmesini emrettiği şeyi bitiştirmeyenlere ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlara gelince, böyleleri için lanet vardır ve yurdun en kötüsü de onların olacaktır.
Cemal Külünkoğlu
Ama Allah’a verdikleri sözü, iyice pekiştirdikten sonra bozanlar, Allah’ın korunmasını emrettiği ilahi düzenin (dinin esasını oluşturan hükümlerin nesilden nesle) ulaşmasını engelleyenler ve yeryüzünde fesat çıkaranlar var ya; işte lânet onlara, yurdun kötüsü (cehennem) de onlaradır.
Mehmet Türk
Allah’a (yaratılışlarında) verdikleri (tevhit) sözünü bozan, Allah’ın gözetilmesini emrettiği şeyleri yerine getirmeyen ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar var ya; (Allah’ın) laneti de en kötü yurt (olan cehennem de) onlar içindir.
Allah dilediğine rızkını bollaştırır da, daraltır da. Onlar dünya hayatıyla şımardılar. Oysa âhiretin yanında dünya hayatı, geçici bir faydadan başka bir şey değildir.
Cemal Külünkoğlu
Allah, dilediğine rızkı bolca verir, (dilediğine de) kısar. Onlar ise dünya hayatı ile sevinmektedirler. Hâlbuki dünya hayatı, ahiretin yanında çok az bir yararlanmadan ibarettir.
Mehmet Türk
Allah rızkı dilediğine genişletir ve (dilediğine) de daraltır. O (kâfirler) hep dünya hayatıyla avundular. Hâlbuki âhiret hayatının yanında dünya hayatı, çok basit bir şeydir.
İnkâr edenler, “Rabbinden ona bir mucize indirilmeli değil miydi?” derler. De ki: “Doğrusu, Allah dileyeni saptırır, bütün benliğiyle kendisine yöneleni de doğru yola iletir.”
Cemal Külünkoğlu
İnkârcılar: “Ona Rabbi tarafından somut bir mucize indirilseydi ya!” diyorlar. Onlara de ki: “Allah, dilediğini (arzu ve yaşantılarına bakarak) sapıklıkta bırakır ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir.”
Mehmet Türk
Kâfirler: “O (Peygambere) Rabbinden bir mûcize indirilse olmaz mıydı?” diyorlar. (Ey Muhammed! Sen de onlara): “Şüphesiz Allah dilediğini şaşırtır, kendisine hakkıyla yöneleni de hak yola yöneltir.” de.
Biz böylece sana vahyettiğimizi onlara okuman için seni, kendilerinden önce birçok milletler geçmiş olan bir millete gönderdik. Oysa, onlar Rahmân'ı inkâr ederler. De ki: “O benim Rabbimdir. O'ndan başka tanrı yoktur. O'na güvenirim ve dönüşüm de O'nadır.”
Cemal Külünkoğlu
(Ey Muhammed!) Böylece seni, kendilerinden önce nice milletlerin gelip geçtiği bir ümmete gönderdik ki, onlar Rahman’ı inkâr ederken sana vahyettiğimiz (Kur’an’)ı onlara okuyasın. De ki: “O, benim Rabbimdir. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Ben yalnız O’na güvendim ve yönelişim de sadece O’nadır.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) işte Biz seni, kendisinden önce nice ümmetler gelip geçen ve Rahman’ı inkâr eden bir ümmete sana vahyettiğimiz (Kur’an’)ı okuman için gönderdik. (Onlara): “O benim Rabbimdir, ondan başka ilâh yoktur. Ben sadece Ona tevekkül ettim ve yönelişim de sadece Onadır.” de.
Eğer, Kur'ân ile dağlar yürütülmüş veya yeryüzü parçalanmış yahut ölüler konuşturulmuş olsaydı, kâfirler yine inanmazlardı. Halbuki bütün işler Allah'a aittir. İnananlar hâlâ anlamadılar mı; Allah dilerse, bütün insanları yola getirebilirdi. Allah'ın sözü yerine gelene kadar, yaptıklarından ötürü, inkâr edenlerin ya başlarına yahut evlerinin yakınına düşecek bir vurucu felâketin gelmesi kaçınılmazdır. Doğrusu, Allah verdiği sözden caymaz.
Cemal Külünkoğlu
Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin (diriltilip) konuşturulacağı bir Kur’an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu). Bütün işler Allah’a aittir. İman edenler hâlâ (şu gerçeği) anlamadılar mı ki, Allah (herkesin zoraki iman etmesini) dileseydi bütün insanları hidayete erdirirdi? Fakat o inkârcıların kendi yaptıkları (kötülükler) yüzünden başlarına durmadan bela inecek veya yurtlarının yanı başına düşecek ve bu hal Allah’ın vaadi (olan ölüm ya da kıyamet vakti) gelip çatıncaya dek sürecek. Allah asla sözünden caymaz.
Mehmet Türk
(O kâfirler): “Keşke dağların kendisiyle yürütüldüğü, yerin parçalandığı veya ölülerin konuşturulduğu bir Kur’an olsaydı.” (diyorlar.) Ama tam tersine; (bu) işlerin tümü Allah’a aittir. Îman edenler eğer Allah dilerse, insanların tümünü hidâyete ulaştıracağını hâlâ anlamadılar mı? Allah’ın va’di gelince, yaptıklarından dolayı çok şiddetli bir belâ, ya kâfirlerin başına isabet edip duracak veya yurtlarının yakınına inecektir. Şüphesiz Allah, verdiği sözden asla dönmez.
Andolsun, senden önceki peygamberlerle de alay edildi; ancak ben inkâr edenlere mühlet verdim; sonra da onları yakaladım. Azabım nasılmış!
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki, senden önce de nice resuller alaya alınmıştı. Ben de inkâr ede(rek zulme ve haksızlığa devam ede)nlere önce mühlet verdim, sonra da (onları azabımla) yakaladım. Ve (böylece) benim cezalandırmam nasıl olurmuş (gördüler).
Mehmet Türk
Yemin olsun, senden önceki Peygamberlerle de alay edildi, bunun üzerine Ben de o kâfirlere bir süre verdim, sonra da onları helâk ediverdim. Benim cezâlandırmam nasılmış? (gördüler.)
Herkesin elde ettiğini gözeten Allah'a kim eşit olabilir? Onlar, Allah'a ortak koştular. De ki: “Onlara bir ad bulun. Yoksa siz Allah'a yeryüzünde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yahut boş laf mı ediyorsunuz?” Doğrusu inkâr edenlere hileleri süslü gösterildi ve onlar doğru yoldan alıkoydular. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek yoktur.
Cemal Külünkoğlu
Herkesin ne yaptığını görüp gözeten (Allah, hiçbir şeye güç yetiremeyen düzmece ilâhlarla bir tutulabilir) mi? Onlar, (Allah’ın yarattığı varlıklardan) Allah’a birtakım ortaklar koşuyorlar. Onlara de ki: “Bunları adlandırın (kim olduklarını ve özelliklerini söyleyin)! Yoksa siz Allah’a, yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yahut boş sözlerle mi oyalanıyorsunuz?” Doğrusu inkârcılara entrikaları çekici göründü de doğru yoldan saptırıldılar. Allah, (kötü niyet ve eylemlerinden dolayı) kimi sapıklıkta bırakırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur.
Mehmet Türk
(Şimdi de) herkesin yaptıklarına hâkim olan Allah’a, ortaklar koşarak (alay) mı (ediyorlar?) (Ey Muhammed! Onlara): “Söyleyin adlarını (da bilelim kimmiş onlar?) Yahut siz (Allah’a) yeryüzünde bilmeyeceği bir şeyi haber mi veriyorsunuz, yoksa saçmalıyor musunuz?” de. Bilakis, kâfirlere kendi kâfirlikleri (nefisleri tarafından) süslü gösterildi ve onlar, hak yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa, artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.
Onlara dünya hayatında azap vardır. Ama, âhiret azabı daha şiddetlidir. Onları Allah'tan koruyacak kimse de yoktur.
Cemal Külünkoğlu
Onlara dünya hayatında (güvensizlik, bunalım, doyumsuzluk ve huzursuzluk gibi) bir azap vardır. Fakat ahiret azabı ise çok daha şiddetlidir. Onları (orada) Allah’(ın azabın)a karşı koruyacak birileri de olmayacaktır.
Mehmet Türk
Dünya hayatında onlara bir azap vardır, âhiretin azabı ise daha şiddetlidir. Ve onları Allah’ın azabından (kurtaracak) bir koruyucu da yoktur.
Muttakilere/Allah'tan sakınanlara vaad edilen cennetin özellikleri şöyledir: Altından ırmaklar akar; yemişi de süreklidir, gölgesi de. İşte takvâ sahiplerinin sonu budur. İnkâr edenlerin sonu da ateştir.
Cemal Külünkoğlu
Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlara vadeliden cennet şöyledir. Oranın altından çeşitli ırmaklar akar, ağaçlarının meyveleri de gölgeleri de süreklidir (mevsim şartlarına bağlı olarak değişmezler). İşte Allah’ın emirlerine uygun olarak yaşayanların varacağı yer böyle olacaktır. İnkârcıların sonu ise cehennem ateşidir.
Mehmet Türk
Zemîninden ırmakların akması, yemişlerinin ve gölgeliklerinin sürekli olması, Allah’tan hakkıyla sakınanlara vâdedilen cennetin sıfatlarıdır. İşte bu Allah’tan hakkıyla sakınanların sonudur. Kâfirlerin sonu ise cehennemdir.
Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler sana indirilene sevinirler. Fakat gruplardan onun bir kısmını inkâr eden de vardır. De ki: “Bana, sadece Allah'a kulluk etmem ve O'na ortak koşmamam emrolundu. Ben yalnız O'na çağırıyorum ve dönüş de yalnız O'nadır.”
Cemal Külünkoğlu
Kendilerine bu kitabı emanet ettiğimiz imanlı kimseler, sana indirilenlerden dolayı sevinirler. Fakat çeşitli gruplardan onun bir kısmını inkâr edenler de vardır. De ki: “Ben, yalnızca Allah’a kulluk etmekle ve O’na ortak koşmamakla emrolundum. Ben ancak O’na davet ederim ve son dönüşüm de O’nadır.”
Mehmet Türk
(Gerçekten) kitap ehli olanlar, sana indirilen (Kur’an)’dan dolayı sevinirler. (Ey Muhammed! Gerçekten kitap ehli olmayan) gruplardan, o (Kur’an)’ın (işlerine gelmeyen) kısımlarını inkâr edenlere: “Ben, sadece Allah’a kulluk etmekle ve Ona hiçbir şeyi eş koşmamakla emrolundum. (Hepinizi) Ona davet ediyorum ve benim dönüşüm de Onadır.” de.
İşte biz o Kur'ân'ı Arapça bir hikmet kaynağı olarak indirdik. Eğer sana gelen bu ilimden sonra onların arzularına uyarsan, Allah'tan sana ne bir dost nasip olur, ne de bir koruyucu.
Cemal Külünkoğlu
Ve işte böylece biz onu (Kur’an’ı, geldiği ve ilk muhatap olduğu toplum Arapça konuştuğu için) Arapça bir hüküm olarak indirdik. Artık sana gelen (bunca) ilimden sonra onların heveslerine uyacak olursan (işte o zaman), Allah tarafından seni koruyacak ne bir dost ne de bir koruyucu vardır.
Mehmet Türk
İşte böylece Biz, o (Kur’an’ı hükümleri uygulanmak üzere) Arapça bir kanun olarak indirdik. Eğer sana gelen bu (vahiy) ilminden sonra, onların arzularına uyacak olursan, (işte o zaman) sana Allah’tan (başka) dost da koruyucu da yoktur.
Andolsun, biz senden önce de peygamberler gönderdik; onlara da eşler ve çocuklar verdik. Hiçbir peygamber Allah'ın izni olmadıkça herhangi bir mucize getiremez. Her ecel için bir yazı/belirlenmiş bir vakit vardır.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki, (biz) senden önce birçok resul göndermiş, onlara da (peygamberliğe mâni olmayan) eşler ve çocuklar vermiştik. Allah’ın izni olmadıkça hiçbir resulün bir mucize göstermesi mümkün değildir. Her şeyin vakti ve süresi yazılıdır (her olayın gerçekleşme zamanı ve her ömrün yazılı bir vadesi vardır).
Mehmet Türk
Yemin olsun Biz, senden önce de Peygamberler gönderdik. Onlara eşler ve çocuklar verdik. Bütün Peygamberler ancak Allah’ın izni ile mûcize getirirler. Her işin (Allah katında) belirlenmiş bir vakti vardır.
Ya onlara vaad ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana gösteririz; yahut da seni vefat ettiririz. O halde tebliğ etmek sana, hesap sormak da bize düşer.
Cemal Külünkoğlu
Onlara vaad ettiğimiz (azab)ın bir kısmını sana göstersek yahut seni, (onu görmeden) vefat ettirsek, yine de sana düşen sadece tebliğ etmektir. Bize düşen de hesaba çekmektir.
Mehmet Türk
Onlara vâdettiğimiz (azabın) bir kısmını sana göstersek de senin hayatına son versek de (fark etmez) tebliğ sana, (onların) hesabı(nı görmek de) Bize aittir.
Bizim o yer küreye gelip nasıl onu uçlarından eksilttiğimizi görmediler mi? Hüküm veren Allah'tır; O'nun hükmünün ardına düşüp onu iptal edecek yoktur. O, hesabı çabuk görendir.
Cemal Külünkoğlu
Görmüyorlar mı ki; biz, yeryüzünün etrafından gitgide eksiltmekteyiz. Allah hükmünü verir. O’nun hükmünü bozacak yoktur. Ve O, hesabı çabuk görendir.
Mehmet Türk
O (kâfirler) yeryüzünü sahip olduğu şeylerden yoksun bırakarak (zaman zaman) yokladığımızı görmüyorlar mı? Allah (dilediği gibi) hükmeder, Onun hükmünü bozacak kimse yoktur. Ve O hesabı pek çabuk görendir.
Onlardan önce geçenler de tuzak kurmuşlardı. Oysa tuzakların tamamı Allah'a aittir. Çünkü Allah, herkesin ne elde ettiğini ve edeceğini bilir. İnkârcılar da dünyanın sonunun kimin olduğunu bileceklerdir.
Cemal Külünkoğlu
Onlardan öncekiler de (nebilere) tuzak kurmuşlardı. Hâlbuki bozulmayan planlar yaparak (kurulan ya da kurulacak olan düzenleri boşa çıkarmak) yalnızca Allah’a aittir. O, herkesin ne yaptığını bilir. İnkârcılar da dünya yurdunun sonunun kime ait olduğunu bileceklerdir.
Mehmet Türk
Onlardan önceki (kâfir)ler de tuzaklar kurmuşlardı. Hâlbuki bütün tuzaklar(ın bozulması) Allah’a aittir. Herkesin ne kazandığını sadece O bilir. O kâfirler, (dünya hayatının sonunda) hayırlı sonucun kime nasip olacağını pek yakında anlayacaklar.
İnkâr edenler, “Sen peygamber değilsin” diyorlar. De ki: “Benim ile sizin aranızda tanık olarak Allah ve kitabı bilenler yeter.”
Cemal Külünkoğlu
İnkârcılar: “Sen gönderilmiş (hak bir nebi) değilsin” diyorlar. De ki: “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter ve bir de kitap hakkında bilgi sahibi olanlar (bu gerçeği bilir).”
Mehmet Türk
O kâfirler: “Sen (Allah’ın gönderdiği) bir Peygamber değilsin.” derler. (Sen de onlara): “Benimle sizin aranızda benim (Peygamber olduğuma) şâhit olarak Allah ve bu kitabı gerçekten anlayan kimseler yeter.” de.