The Surah derives its name from the sentence wa amanu bi-ma nuzzila ala Muhammad-in of verse 2, thereby implying that it is the Surah in which the holy name of Muhammad (upon wham be Allah's peace and blessings) has occurred. Besides, it has another well known name 'al-Qital' also, which is derived from the sentence wa dhukira fi-hal-qital of verse 20.
İman edip iyi amel işleyenlerin ve Rabbleri tarafından hak olarak Muhammed'e indirilene inananların günahlarını Allah örtmüş ve hallerini düzeltmiştir.
Cemal Külünkoğlu
İnandıktan sonra doğru ve yararlı işler yapan ve Rableri tarafından Muhammed’e indirilen hakikate inananların (Allah, geçmişte işledikleri) kötü eylemlerini silecek ve kalplerini pekiştirip durumlarını düzeltecektir.
Mehmet Türk
(Allah) inanıp (inandığı) iyi işleri yaşayanların ve Muhammed’e Rablerinden bir hakk olarak indirilen (Kur’an’a) îman edenlerin, (önceki) kötülüklerini örter ve durumlarını düzeltir.
Bunun sebebi, inkâr edenlerin bâtıla uymaları; inananların da Rabblerinden gelen hakka uymuş olmalarıdır. İşte Allah, insanlara kendileriyle ilgili durumları böyle örnek vermektedir.
Cemal Külünkoğlu
İşte bu, inkâr edenlerin sahtenin ve yalanın arkasından gitmelerinden, inananların da Rablerinden gelen gerçeğe uymalarından dolayıdır. İşte Allah, onların örnek teşkil edecek durumlarını insanlara böyle anlatır.
Mehmet Türk
Şüphesiz bunun sebebi, kâfirlerin bâtıla uymaları, îman edenlerin ise Rablerinden gelen gerçeklere uymalarıdır. İşte Allah insanlara kendilerinin misallerini böyle verir.
İnkâr edenlerle savaşta karşılaştığınızda, hemen boyunlarını vurunuz. Onları yendiğinizde de sıkıca bağlayınız. Savaş sona erdiğinde ya bir lütuf olarak karşılıksız ya da fidye alarak salıveriniz. Allah dileseydi onlara galip gelirdi. Fakat kiminizi kiminizle denemek için böyle yaptı. Allah yolunda öldürülenlerin yaptıkları hiçbir ameli Allah asla boşa çıkarmayacaktır.
Cemal Külünkoğlu
(Savaşta) inkâr edenlerle karşılaştığınız zaman hemen (onlar sizi öldürmeden siz onların) boyunlarını vurun. Onlara üstün geldiğiniz zaman yakaladıklarınızı sıkı bağlayın. Savaş bitince de onları ya karşılıksız olarak ya da fidye ile salıverin. Allah’ın emri budur. Eğer Allah dileseydi (yaptıkları kötülüklere karşılık) onlardan başka türlü de intikam alır (onları cezalandırır)dı. Fakat böyle olması (küfre karşı mücadelenizle) sizi birbirinizle denemek içindir. Allah yolunda öldürülen (şehit)lere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır.
Mehmet Türk
Kâfirlerle karşı karşıya geldiğiniz zaman, onları iyice bozguna uğratıp sindirinceye kadar boyunlarının köküne vurarak öldürün ve kalanlarını da esir alın. Sonra savaşın sona ermesi için onları, ya bir lütuf olarak (bırakın) ya da bir fidye (karşılığı salıverin). İşte bu, (Allah’ın emridir.) Eğer Allah isteseydi, elbette onlardan intikam(ını kendisi) alırdı. Fakat O, sizi birbirinizle imtihan etmek için (size onlarla savaşmayı emrediyor.) Allah yolunda öldürülenlerin yaptıkları, kesinlikle boşa gitmeyecektir.
47:5
سَيَهۡدِيهِمۡ وَيُصۡلِحُ بَالَهُمۡ
Bayraktar Bayraklı
Onları amaçlarına ulaştıracak ve hallerini düzeltecektir.
Cemal Külünkoğlu
5-6.(Allah,) o cihad edenleri, hidayete erdirecek, durumlarını düzeltip ıslah edecek ve onları, kendilerine (önceden) tanıttığı cennete koyacaktır.
Mehmet Türk
Allah, onları dosdoğru yola iletecek ve onların durumlarını düzeltecektir.
47:6
وَيُدۡخِلُهُمُ ٱلۡجَنَّةَ عَرَّفَهَا لَهُمۡ
Bayraktar Bayraklı
Onları, kendilerine tanıttığı cennete koyacaktır.
Cemal Külünkoğlu
5-6.(Allah,) o cihad edenleri, hidayete erdirecek, durumlarını düzeltip ıslah edecek ve onları, kendilerine (önceden) tanıttığı cennete koyacaktır.
Mehmet Türk
Ve onları, kendileri için (en güzel şekilde) süslediği cennete sokacaktır.
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Allah onları yerle bir etmiştir. Kâfirlere de onların benzerlerini yapacaktır.
Cemal Külünkoğlu
Onlar yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Allah, onları (yaptıkları yüzünden) yere geçirmiştir. (Ne zaman olursa olsun) Hakikati inkâr edenleri buna benzer (bir akıbet) beklemektedir.
Mehmet Türk
O (kâfirler) yeryüzünde gezip dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonlarının ne olduğunu ve Allah’ın onları helâk ettiğini hiç görmüyorlar mı? Şüphesiz kâfirlere de böylesi yaraşır.
Çünkü Allah, inananların yardımcısıdır. Kâfirlerin ise dostları yoktur.
Cemal Külünkoğlu
Bu böyledir. Allah, (iyi niyet ve gayretlerinden dolayı) inananların yardımcısı ve koruyucusudur. İnkârcıların ise, hiçbir yardımcısı ve koruyucusu yoktur.
Mehmet Türk
Çünkü Allah îman edenlerin koruyucusudur. Kâfirlerin ise, kesinlikle koruyucusu yoktur.
Şüphesiz Allah, inanıp iyi amel işleyenleri, içinden ırmakların aktığı cennetlere koyacaktır. İnkâr edenler ise, dünya nimetlerinden yararlanıp hayvanlar gibi yiyip içecekler. Sonunda varacakları yer ateş olacaktır.
Cemal Külünkoğlu
Doğrusu Allah, inandıktan sonra iyi işler yapanları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar, inkârcılar ise dünya hayatında zevklenir, (herhangi bir sorumluluk almadan) hayvanlar gibi yiyip içerler. (Ahirette ise) onların kalacağı yer ateş olacaktır.
Mehmet Türk
Şüphesiz Allah, îman edip (inandığı) iyi işleri yaşayanları, zemîninden ırmaklar akan cennetlere sokar. Kâfirler ise (dünyada) sadece zevklerine bakar ve hayvanlar gibi yerler. Onların varacakları yer de ateştir.
Seni şehrinden çıkaranların şehirlerinden daha güçlü yerlere sahip nicelerini helâk ettik de onların hiçbir yardımcıları olmadı.
Cemal Külünkoğlu
(Ey Muhammed!) Seni (yurdundan) kovan bu toplumdan daha güçlü nice toplumları (yaptıkları yüzünden) yok ettik de onlara bir yardım eden de çıkmadı (çıkamazdı zaten)!
Mehmet Türk
Ey Muhammed! Biz seni (şu yurdundan) çıkaran şehir halkından daha kuvvetli nice şehirleri helâk ettik de onlara yardım eden kimse çıkmadı.
Rabbinin katından bir delil üzere olanla, kötü işi kendisine güzel gösterilen bir midir? Bunlar kendi arzularına uymaktadırlar.
Cemal Külünkoğlu
Rabbinden (aldığı) açık bir kanıta (Kur’an’a) göre davranan kimse, kötü eylemleri kendisine güzel gösterilen ve yalnızca kendi keyfine göre hareket eden kimse gibi olur mu?
Mehmet Türk
Rabbinden apaçık bir mûcize üzere bulunan kimse, hiç kötü işi kendisine güzel görünen ve kendi arzularının peşine düşen kimse gibi olur mu?
Takvâ sahiplerine vaad edilen cennetin özelikleri şöyledir: Orada bozulmayan sudan ırmaklar, tadı değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere lezzet veren şerbetten ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Onlara orada her çeşit meyvelerden de vardır. Rableri tarafından bağışlanacaklardır. Bu durumda olanlar, süreli olarak ateşte kalıp, bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilenlerle bir midir?
Cemal Külünkoğlu
Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan ve O’na karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren (ama sarhoşluk vermeyen şarap) meyve suyu ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlanma vardır. Bu cennetliklerin durumu ile sürekli ateşte olup da içirildiği kaynar su ile bağırsakları parçalanan kimse bir olur mu?
Mehmet Türk
Allah’a karşı hata etmekten sakınanlara vâdedilen, içerisinde bayatlamayan sudan ırmaklar, tadı bozulmayan sütten nehirler, içenlere lezzet veren içeceklerden dereler ve süzme baldan kanallar, kendilerine her türlü meyveler ve Rablerinden bir de bağışlanma bulunan cennettekilerin durumu, hiç ateşi mesken tutan ve bağırsaklarını parçalayan kaynar sudan içirilen kimseler gibi olur mu?
Onlar arasında seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıkınca, kendilerine bilgi verilmiş olanlara, “Az önce ne demişti?” diye sorarlar. Bunlar, Allah'ın, kalplerini mühürlediği, hevâ ve heveslerine uyan kimselerdir.
Cemal Külünkoğlu
(Ey Muhammed!) O (müşrik)lerden seni dinlemeye gelenler de var. Sonra senin yanından çıktıkları zaman, (ashaptan) kendilerine ilim verilen kimselere alay yoluyla: “O demin ne söyledi?” diye sorarlar. İşte onlar, kalplerini (kötü niyetlerinden dolayı) Allah’ın mühürlediği, kendi heva ve heveslerine uyan kimselerdir.
Mehmet Türk
Onlardan kimi de seni dinler gibi yapar, senin yanından çıkınca da kendilerine ilim verilen (Müslümanlara): “O biraz önce o ne söyledi?” diyerek (seni hafife alırlar.) İşte onlar; Allah’ın, kalplerini mühürlediği ve kendi arzularının peşine düşen kimselerdir.
Doğru yola yönelenlerin Allah doğruluklarını arttırır ve sakınmalarını sağlar.
Cemal Külünkoğlu
Doğru yola ulaşmak isteyenlere gelince, Allah, onların doğru yolda kalma arzu ve yeteneklerini çoğaltır ve Allah’a karşı sorumluluk bilinçlerinin derinleşmesini sağlar.
Mehmet Türk
Dosdoğru yolu bulanlara gelince (Allah,) onların hidâyetlerini artırır ve onlara kendisinden hakkıyla sakınma yollarını lutfeder.
Onlar kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Şüphesiz onun geleceği şimdiden haber verilmiştir. Kıyamet koptuğunda, geçmiş günahlarını hatırlamalarının onlara ne faydası olacaktır?
Cemal Külünkoğlu
O (inkârlarında ısrar eden)ler kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar? İşte onun belirtileri geldi. O uyarıldıkları saat kendilerine gelip çatınca öğüt almaları neye yarar?
Mehmet Türk
O (kâfirler) farkında değillerken işaretleri beliren kıyamet gününün, kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Fakat o gün kendilerine geldikten sonra, anlamalarının onlara hiç yararı olur mu?
Allah'tan başka tanrı olmadığını bil; hem kendi günahın, hem de inanan erkek ve kadınların günahları için af dile! Allah dönüp dolaşacağınız yeri bilir.
Cemal Külünkoğlu
Bil ki Allah’tan başka (O’nun otoritesini paylaşacak) hiçbir ilâh yoktur. Hem kendi günahın hem de öteki bütün mü’min erkek ve kadınların (günahlarının) bağışlanmasını dile! Allah, (dünyada) dönüp dolaştığınız yeri de (âhirette) varıp duracağınız yeri de çok iyi bilir.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Allah’tan başka ilâh olmadığını iyi bil! Hem kendi, hem Müslüman erkekler ve hem de Müslüman kadınların günâhları için (Allah’tan) bağışlanma dile. Allah, sizin gezip dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir.
İnananlar, “Keşke savaşa izin veren bir sûre indirilmiş olsaydı!” derler. Ama hükmü açık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur!
Cemal Külünkoğlu
20-21.İman edenler: “Keşke (savaş hakkında) bir sûre (vahiy) indirilseydi ya!” derler. Fakat hükmü apaçık bir vahiy indirilip de onda savaştan söz edilince; kalplerinde (şüphe ve nifaktan) bir hastalık bulunanların, ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Oysa (gerçek mü’minlere düşen) itaat etmek ve (Allah’ın emri karşısında) verilmesi gereken en uygun cevabı vermektir. Sonra savaşa karar verildiğinde, Allah’a verdikleri sözde dursalardı kendileri için daha iyi olurdu.
Mehmet Türk
20,21. (Ey Muhammed!) Îman edenler: “Keşke (kâfirlerle savaşmamıza izin veren) bir sûre indirilseydi.” diyorlar. Fakat (bu konuda hükmü) açık bir sûre indirilip de savaş söz konusu olunca, kalplerinde hastalık olanların sana, kendilerine ölüm baygınlığı gelmiş gibi baktıklarını görürsün. Aslında onlara yakışan; (Allah’ın emrine) itaat etmek ve uygun olanı söylemekti. İş ciddiye bindiği zaman, Allah’a verdikleri sözde dursalardı elbette kendileri için bu daha hayırlı olurdu.
Onların görevi, itaat etmek ve güzel söz söylemektir. Savaşa karar verildiğinde, Allah'a verdikleri sözde dursalardı kendileri için daha iyi olurdu.
Cemal Külünkoğlu
20-21.İman edenler: “Keşke (savaş hakkında) bir sûre (vahiy) indirilseydi ya!” derler. Fakat hükmü apaçık bir vahiy indirilip de onda savaştan söz edilince; kalplerinde (şüphe ve nifaktan) bir hastalık bulunanların, ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Oysa (gerçek mü’minlere düşen) itaat etmek ve (Allah’ın emri karşısında) verilmesi gereken en uygun cevabı vermektir. Sonra savaşa karar verildiğinde, Allah’a verdikleri sözde dursalardı kendileri için daha iyi olurdu.
Mehmet Türk
20,21. (Ey Muhammed!) Îman edenler: “Keşke (kâfirlerle savaşmamıza izin veren) bir sûre indirilseydi.” diyorlar. Fakat (bu konuda hükmü) açık bir sûre indirilip de savaş söz konusu olunca, kalplerinde hastalık olanların sana, kendilerine ölüm baygınlığı gelmiş gibi baktıklarını görürsün. Aslında onlara yakışan; (Allah’ın emrine) itaat etmek ve uygun olanı söylemekti. İş ciddiye bindiği zaman, Allah’a verdikleri sözde dursalardı elbette kendileri için bu daha hayırlı olurdu.
“Durumunuz bu iken, ey münafıklar, iktidarı ele geçirirseniz yeryüzünde bozgunculuk çıkarmanız ve akrabalık bağlarını koparmanız sizden beklenmez mi?”
Cemal Külünkoğlu
(Ey münafıklar!) Şimdi siz, savaşa sırt çevirirseniz, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmış, akrabalık bağlarınızı koparmış ve böylece (Allah’a) isyan etmiş olmaz mısınız?
Mehmet Türk
Eğer (savaştan) kaçarsanız, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya ve akrabalarınızı kırdırmaya sebep olmaz mısınız?
İşte, Allah böylelerine lanet edip kulaklarını sağır ve gözlerini kör etmiştir.
Cemal Külünkoğlu
Böyleleri, (kötü niyet ve eylemlerinden dolayı) Allah’ın, rahmetinden kovduğu, (hakikatin sesine karşı kulaklarını) sağırlaştırdığı ve (gerçeğe karşı) gözlerini körleştirdiği kimselerdir!
Mehmet Türk
İşte bunlar; Allah’ın lânetlediği, (kulaklarını) sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.
Kendilerine doğru yol apaçık belli olduktan sonra eski hallerine dönenleri, şeytan sürüklemiş ve kendilerine ümit vermiştir.
Cemal Külünkoğlu
Şüphesiz ki kendilerine doğru yol belli olduktan sonra, ona arka dönenleri, şeytan süsleyip bezemiş ve onları sahte ve düzmece ümitlerle doldurmuştur.
Mehmet Türk
Şüphesiz, kendilerine dosdoğru yol açıkça belli olduktan sonra, gerisin geri (küfre) dönenlere şeytan büyük günâhları önemsiz göstermiş ve onları boş hayallere kaptırmıştır.
Bunun sebebi, onların Allah'ın indirdiğinden hoşlanmayanlara, “Bazı hususlarda size itaat edeceğiz” demeleridir. Oysa Allah, onların gizlediklerini biliyor.
Cemal Külünkoğlu
(Evet, münafıklar ona arka dönerler) çünkü onlar, Allah’ın vahyettiğini beğenmeyenlere; “Bazı konularda size uyacağız” demişlerdir. Ama Allah onların gizledikleri düşüncelerini bilir.
Mehmet Türk
İşte bütün bunlar; onların, Allah’ın indirdiğinden hoşlanmayanlara: “Biz bazı işlerde size itaat edeceğiz.” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, onların bütün gizlediklerini bilir.
Bunun sebebi şudur: Onlar, Allah'ı kızdıran şeylerin ardından gittiler ve O'nun razı olduğu şeylerden hoşlanmadılar. Böylece Allah da onların yaptıklarını boşa çıkardı.
Cemal Külünkoğlu
Bu, Allah’ın lanetlediği şeylere uydukları ve O’nun hoşnut olduğu şeyleri beğenmedikleri içindir. Allah da onların amellerini boşa çıkarmıştır.
Mehmet Türk
İşte bu da; onların Allah’ı gazaplandıran şeylere uymaları ve Onun rızasına sebep olacak şeyleri beğenmemelerinden dolayıdır. Böylece Allah, onların amellerini boşa çıkarmıştır.
Biz dileseydik, onları sana gösterirdik de sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki, sen onları konuşma üsluplarından tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir.
Cemal Külünkoğlu
(Ey Muhammed!) Eğer dileseydik, onları sana gösterirdik de sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun, sen onları konuşma tarzlarından (seslerinin tonundan) da tanırsın. Allah, bütün yaptıklarınızı biliyor.
Mehmet Türk
Eğer Biz, dileseydik elbette o (münafıkları) sana bildirirdik, sen de onları yüzlerinden tanırdın. Aslında sen onları konuşma tarzlarından da tanırsın. Ve Allah, bütün yaptıklarınızı çok iyi bilir.
Andolsun ki, içinizden cihad edenleri ve sabredenleri bilmek için sizi imtihan edeceğiz; sözlerinizin doğruluğunu da test edeceğiz.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki, içinizden, üstün gayret gösterenleri ve sıkıntılara göğüs gerenleri belirlemek için sizi imtihan edeceğiz. Ayrıca söz ve davranışlarınızın (örtüşüp örtüşmediğini de) deneyeceğiz.
Mehmet Türk
Biz, içinizden (Bizim yolumuzda) cihad edenlerle, sabredenleri ortaya çıkarıncaya kadar, sizi deneyeceğiz ve bu konudaki haberlerinizi (herkese) bildireceğiz.
İnkâr edenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol belli olduktan sonra Peygambere karşı gelenler, Allah'a asla zarar veremezler. Allah onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.
Cemal Külünkoğlu
Gerçek şu ki, hakikati inkâr edenler, (başkalarını) Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine doğru yol rehberliği tevdi edildikten sonra resule karşı gelenler Allah’a hiçbir şekilde zarar veremezler. (Allah,) onların bütün çalışmalarını değersiz kılacak, boşa çıkaracaktır.
Mehmet Türk
Hem kâfir olup, hem de (insanları) Allah’ın yolundan alıkoyanlar ve kendilerine dosdoğru yol açıkça belli olduktan sonra Peygambere karşı çıkanlar, Allah’a hiç bir şekilde zarar veremedikleri gibi (Allah,) onların yaptıklarını da boşa çıkaracaktır.
Üstün durumdayken gevşeyip barışa çağırmayınız. Allah sizinle beraberdir. O, amellerinizi asla heder etmeyecektir.
Cemal Külünkoğlu
Sakın, (hak bir dava uğrunda mücadele ettiğinizde) korkup gevşemeyin ve siz daha üstün iken barış için (düşmanlarınıza) yalvarıp yakarmayın! Allah sizinle beraberdir. O sizin çalışmalarınızı asla boşa çıkarmayacaktır.
Mehmet Türk
(Ey îman edenler!) Siz, üstün durumda iken, sakın gevşeyerek barış istemeyin. Çünkü Allah, sizinle beraberdir ve O, sizin yaptıklarınızı asla boşa götürmez.
Gerçekten dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Eğer iman eder ve sakınırsanız Allah size mükâfatınızı verir. Sizden mallarınızı tamamen sarfetmenizi istemez.
Cemal Külünkoğlu
Doğrusu, dünya hayatı, bir oyundan ve eğlenceden ibarettir. Eğer (Allah’a) inanır ve O’na karşı gelmekten sakınırsanız (Allah) size her türlü mükâfatı verir ve sizden sahip olduğunuz bütün varlıkları (kendi davası uğrunda feda etmenizi) istemez.
Mehmet Türk
Dünya hayatı, sadece bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer gerçekten îman eder ve Allah’a karşı hata etmekten sakınırsanız O, size (yaptıklarınızın) karşılığını tam verir, mallarınızı (tamamen harcamanızı) da istemez.
Eğer mallarınızın tamamını isteseydi ve sizi zorlasaydı, cimrilik ederdiniz. Bu da sizin kinlerinizi ortaya çıkarırdı.
Cemal Külünkoğlu
Eğer (Allah) sizden (sahip olduğunuz) her şeyi isteyip de sizi zorlasaydı (onlara) cimrice sarılırdınız. (Bu da) sizin ahlâkî zaaflarınızı ortaya çıkarmış olurdu.
Mehmet Türk
Eğer (Allah) sizden mallarınızın (tümünü) isteyerek bu isteğinde sizi zorlasaydı, o zaman vermeme hakkınız olurdu. Hattâ bu sizin kinlerinizi ortaya çıkarmaya da sebep olurdu.
İşte, sizler Allah yolunda infak etmeye çağrılıyorsunuz. İçinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama kim cimrilik ederse, ancak kendisine cimrilik ediyor. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O'ndan yüz çevirirseniz, yerinize sizden başka bir toplum getirir, artık onlar sizin gibi olmazlar.
Cemal Külünkoğlu
İşte sizler (Ey inananlar!) Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz; fakat içinizden kiminiz cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse o ancak kendisine cimrilik eder. Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah’tır. Muhtaç olan sizlersiniz. Eğer (O’ndan) yüz çevirirseniz, başka toplumları sizin yerinize geçirir ve onlar sizin gibi yapmazlar!
Mehmet Türk
İşte sizler böylece; Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Fakat sizden kimileri (bu konuda) cimrilik ediyor. (Şunu iyi bilin ki) cimrilik eden, sadece kendisine cimrilik eder. Zîrâ Allah zengin, fakir olanlar ise, sizsiniz. Eğer siz, (Allah yolunda harcamayarak) bu işe sahip çıkmazsanız Allah, yerinize sonunda sizin gibi olmayacak başka bir toplum getiriverir.