İçeriğe atla
Untold Serenity

67. Al-Mulk

The Sovereignty · Mekkî · 30 âyet · Nüzul sırası 77

الملك

The Surah takes its name al-Mulk from the very first sentence.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

67:1

تَبَٰرَكَ ٱلَّذِي بِيَدِهِ ٱلۡمُلۡكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرٌ

Bayraktar Bayraklı

Hükümranlığın sahibi olan Allah, yüceler yücesidir ve O'nun gücü her şeye yeter.

Cemal Külünkoğlu

Mutlak hükümranlık elinde olan Allah, yüceler yücesidir ve O her şeyi yapmaya hakkıyla muktedirdir.

Mehmet Türk

Bütün kâinatın mutlak hükümranlık ve yönetimi elinde olan (Allah’ın) şânı çok yücedir. Çünkü Onun her şeye gücü yeter.

67:2

ٱلَّذِي خَلَقَ ٱلۡمَوۡتَ وَٱلۡحَيَوٰةَ لِيَبۡلُوَكُمۡ أَيُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلࣰ اۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفُورُ

Bayraktar Bayraklı

Hanginizin daha güzel/iyi amel yapacağınızı denemek için yoklukla varlığı yaratan, O'dur. O mutlak galiptir; affedicidir.

Cemal Külünkoğlu

O, davranış ve eylem bakımından hanginizin daha güzel amel edeceğini sınamak için ölümü ve (ve her iki âlemde) hayatı yarattı. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.

Mehmet Türk

O, ölümü ve hayatı; hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için yarattı ve O çok güçlüdür, çok bağışlayandır.

67:3

ٱلَّذِي خَلَقَ سَبۡعَ سَمَٰوَٰتࣲ طِبَاقࣰ اۖ مَّا تَرَىٰ فِي خَلۡقِ ٱلرَّحۡمَٰنِ مِن تَفَٰوُتࣲۖ فَٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ هَلۡ تَرَىٰ مِن فُطُورࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Yedi kat göğü birbiri üzerine tabaka tabaka yaratan da O'dur. Rahmân'ın yaratmasında bir uyumsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bak, bir bozukluk görüyor musun?

Cemal Külünkoğlu

Yedi göğü birbiriyle tam bir uyum içinde yaratan O’dur. O Rahman’ın yarattıklarında herhangi bir uyuşmazlık, çelişme göremezsin. Bir kez daha bak! (Orada) bir çatlak ve kusur görüyor musun?

Mehmet Türk

O (Allah) birbiriyle uyumlu yedi göğü (öyle) yaratmıştır ki, Rahman olan Allah’ın tüm yarattıklarında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, orada bir uyumsuzluk görebiliyor musun?

67:4

ثُمَّ ٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ كَرَّتَيۡنِ يَنقَلِبۡ إِلَيۡكَ ٱلۡبَصَرُ خَاسِئࣰ ا وَهُوَ حَسِيرࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Sonra tekrar tekrar yine bak; sonunda göz, aradığı bozukluğu bulamayıp güçsüz ve bitkin bir halde sana geri dönecektir.

Cemal Külünkoğlu

Sonra gözünü iki kez daha çevir bak. Göz aradığı -ki kesinlikle olmayan- kusuru, çelişkiyi bulmaktan umudu keserek yorgun ve bitkin olarak sana dönecektir.

Mehmet Türk

Sonra gözünü döndürüp oraya tekrar tekrar bak. Göz(ün uyumsuzluk bulmaktan) umudunu keserek, bitkin bir halde sana geri dönecektir.

67:5

وَلَقَدۡ زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِمَصَٰبِيحَ وَجَعَلۡنَٰهَا رُجُومࣰ ا لِّلشَّيَٰطِينِۖ وَأَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابَ ٱلسَّعِيرِ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, biz en yakın göğü kandillerle süsledik. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki Biz yeryüzüne en yakın olan göğü kandillerle süsledik ve onları şeytanların boş ve anlamsız spekülasyonlarına vesile yaptık. Ve onlar için ateşli bir azap hazırladık.

Mehmet Türk

Şüphesiz Biz, (size) yakın olan gökyüzünü parlak kandillerle donattık ve bunları, şeytanlar için zanna dayanarak, rasgele konuşma aracı kıldık ve onlar için (bir de) çılgın ateşin azabını hazırladık.

67:6

وَلِلَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّهِمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ

Bayraktar Bayraklı

Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. Orası ne kötü bir varış yeridir!

Cemal Külünkoğlu

Rablerini inkâr edenler için cehennem azabı vardır. O ne kötü gidilecek bir yerdir!

Mehmet Türk

Rablerini inkâr edenler için gidilecek yerlerin en kötüsü olan, cehennem azabı vardır.

67:7

إِذَآ أُلۡقُواْ فِيهَا سَمِعُواْ لَهَا شَهِيقࣰ ا وَهِيَ تَفُورُ

Bayraktar Bayraklı

Onlar cehenneme atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı sesi duyacaklar.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar) oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler (ve şok olurlar).

Mehmet Türk

(Kâfirler) oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler.

67:8

تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلۡغَيۡظِۖ كُلَّمَآ أُلۡقِيَ فِيهَا فَوۡجࣱ سَأَلَهُمۡ خَزَنَتُهَآ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ نَذِيرࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Neredeyse öfkeden çatlayacak! Her ne zaman oraya bir grup atılsa, onun bekçileri onlara, “Size uyarıcı bir peygamber gelmemiş miydi?” diye soracaklar.

Cemal Külünkoğlu

(Cehennem, inkârcıların durumuna) neredeyse öfkeden çatlayacaktır! Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara: “Size bir uyarıcı gelmemiş miydi (ne diye cehenneme geldiniz)?” diye sorarlar.

Mehmet Türk

Öfkesinden neredeyse patlayacak gibi olan (cehenneme) atılan her bir gruba, onun bekçileri: “Size (dünyada) bir uyarıcı gelmedi mi?” diye soracaklar.

67:9

قَالُواْ بَلَىٰ قَدۡ جَآءَنَا نَذِيرࣱ فَكَذَّبۡنَا وَقُلۡنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَيۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِي ضَلَٰلࣲ كَبِيرࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Onlar şöyle cevap verecekler: “Evet, doğrusu bize uyarıcı bir peygamber gelmişti; fakat biz onu yalanlamış ve ‘Allah'ın bir şey gönderdiği yok; siz olsa olsa, bir sapıklık içindesiniz!' demiştik.”

Cemal Külünkoğlu

(Onlar:) “Evet, gerçekten bize (bu azabı haber veren) uyarıcı geldi. Fakat biz (o uyarıcıyı) yalanladık ve (ona) Allah hiçbir şey indirmedi, siz yalnızca büyük bir sapmışlık içindesiniz” dedik.

Mehmet Türk

Onlar da: “Evet! Gerçekten bize bir uyarıcı geldi, fakat biz, onu yalanladık ve ona; ‘Allah hiç bir şey indirmedi, siz sadece büyük bir sapkınlık içerisindesiniz,’ dedik.” diyecekler.

67:10

وَقَالُواْ لَوۡ كُنَّا نَسۡمَعُ أَوۡ نَعۡقِلُ مَا كُنَّا فِيٓ أَصۡحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ

Bayraktar Bayraklı

“Eğer söz dinleseydik, yahut aklımızı kullansaydık, şu çılgın ateş halkı arasında bulunmazdık” diyecekler.

Cemal Külünkoğlu

Yine şöyle derler: “Eğer dinlemiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şu alevli ateşe müstahak olanlar arasında bulunmazdık.”

Mehmet Türk

Ve: “Eğer (onu) dinleseydik veya aklımızı kullansaydık, (şimdi) şu çılgınca yanan cehennemin halkından, olmazdık.” diyecekler.

67:11

فَٱعۡتَرَفُواْ بِذَنۢبِهِمۡ فَسُحۡقࣰ ا لِّأَصۡحَٰبِ ٱلسَّعِيرِ

Bayraktar Bayraklı

Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık o alevli cehennemin mahkûmları rahmetten mahrumdurlar.

Cemal Külünkoğlu

Böylece (onlar) günahlarını itiraf ederler. (Onların yüzlerine karşı şöyle denir:) Çılgınca yanan ateşe müstahak olanlar (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun!

Mehmet Türk

Kahrolsun! Şu, çılgınca yanan cehennemin günâhlarını itiraf eden halkı.

67:12

إِنَّ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَيۡبِ لَهُم مَّغۡفِرَةࣱ وَأَجۡرࣱ كَبِيرࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Fakat, daha görmeden Rablerine saygı duyanlara gelince; onlar için gerçekten hem bağışlanma hem de büyük ödül vardır.

Cemal Külünkoğlu

Görmedikleri halde Allah’tan (Allah’ın azabından) korku ve ürperti duyanlar için hem bir bağışlanma ve hem de büyük bir ödül vardır.

Mehmet Türk

Rablerini görmedikleri halde Ondan (sevgiye dayalı bir korku ile) korkanlara gelince; onlar için bir af ve çok büyük bir mükâfat vardır.

67:13

وَأَسِرُّواْ قَوۡلَكُمۡ أَوِ ٱجۡهَرُواْ بِهِۦٓۖ إِنَّهُۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

Bayraktar Bayraklı

Sözünüzü ister gizleyiniz, ister açığa vurunuz; biliniz ki Allah sinelerdekini bilmektedir.

Cemal Külünkoğlu

Sözünüzü (ister) gizleyin, isterse açığa vurun (aynıdır). Çünkü O, kalplerde olanı bile hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

(Ey İnsanlar!) Sözünüzü ister gizleyin, ister açığa vurun. Şüphesiz O (Allah) gönüllerin özündekileri kesinlikle bilendir.

67:14

أَلَا يَعۡلَمُ مَنۡ خَلَقَ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلۡخَبِيرُ

Bayraktar Bayraklı

Hiç, yaratan bilmez mi? O, en ince işleri bilmektedir ve her şeyden haberdardır.

Cemal Külünkoğlu

Yaratan (yarattığını hiç) bilmez mi? O, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdardır.

Mehmet Türk

O yaratan, (yarattıklarını) hiç bilmez mi? Çünkü O her şeyi inceden inceye bilen, her şeyden haberdar olandır.

67:15

هُوَ ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ ذَلُولࣰ ا فَٱمۡشُواْ فِي مَنَاكِبِهَا وَكُلُواْ مِن رِّزۡقِهِۦۖ وَإِلَيۡهِ ٱلنُّشُورُ

Bayraktar Bayraklı

Allah, yeryüzünü yaşanmaya elverişli bir yer yapmıştır. Öyleyse onun her tarafını dolaşıp Allah'ın verdiği rızıktan yiyiniz. Dönüşünüzün O'na olacağını unutmayınız.

Cemal Külünkoğlu

Yeryüzünü sizin (istifadeniz) için yaşamanıza elverişli kılan O’dur. O halde, arzın sırtlarında (dağlarında, tepelerinde, ovalarında) yürüyün de O’nun rızkından yararlanın. (Ve unutmayın ki) sonunda diriliş ve dönüş O’na olacaktır.

Mehmet Türk

O (Allah) yeryüzünü sadece size boyun eğdirdi. Öyleyse haydi onun omuzla rında yürüyün ve Allah’ın rızkından yiyin. (Sonunda) dönüş Onadır.

67:16

ءَأَمِنتُم مَّن فِي ٱلسَّمَآءِ أَن يَخۡسِفَ بِكُمُ ٱلۡأَرۡضَ فَإِذَا هِيَ تَمُورُ

Bayraktar Bayraklı

Göktekinin sizi yerin dibine geçirmesinden emin mi oldunuz? O zaman yer şiddetle sarsılır.

Cemal Külünkoğlu

Gökte olduğunu zannettiğiniz (ama her yerde olan) Allah’ın, (yaptıklarınız yüzünden) sizi yerin dibine batırmayacağından emin misiniz? (Ey Mekkeliler!) O vakit bir de bakarsınız, arz çalkalanıp duruyor.

Mehmet Türk

Gökte olan (Allah)’ın, o (yeryüzü) çalkalanırken sizi yere geçirmeyeceğinden emin misiniz?

67:17

أَمۡ أَمِنتُم مَّن فِي ٱلسَّمَآءِ أَن يُرۡسِلَ عَلَيۡكُمۡ حَاصِبࣰ اۖ فَسَتَعۡلَمُونَ كَيۡفَ نَذِيرِ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa, göktekinin başınıza taş yağdırmasından emin mi oldunuz? İşte bu uyarılarımın ne olduğunu yakında anlayacaksınız.

Cemal Külünkoğlu

Evet o gökte olduğunu zannettiğiniz Allah’ın üzerinize taş yağdıran bir rüzgâr göndermeyeceğinden emin misiniz? (Siz o zaman) tehdidim nasılmış bileceksiniz!

Mehmet Türk

Yoksa gökte olan (Allah)’ın üzerinize taş yağdırmayacağından emin misiniz? İşte o zaman Benim uyarmam nasılmış öğrenirsiniz.

67:18

وَلَقَدۡ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ

Bayraktar Bayraklı

Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Bak ki, benim cezalandırmam nasıl olmuştur?

Cemal Külünkoğlu

Andolsun, onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Beni inkâr etmenin (ve hakka inadına direnmenin) sonucu nasılmış (gördüler)!

Mehmet Türk

Doğrusu, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. (Sonunda) Benim de (onları) inkârım nasıl olurmuş? (gördüler).

67:19

أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلطَّيۡرِ فَوۡقَهُمۡ صَٰٓفَّٰتࣲ وَيَقۡبِضۡنَۚ مَا يُمۡسِكُهُنَّ إِلَّا ٱلرَّحۡمَٰنُۚ إِنَّهُۥ بِكُلِّ شَيۡءِۭ بَصِيرٌ

Bayraktar Bayraklı

Üstlerinde kanatlarını açıp kapayarak uçan kuşları görmezler mi? Onları havada, Rahmân olan Allah'tan başkası tutmuyor. Şüphesiz O, her şeyi görmektedir.

Cemal Külünkoğlu

Üstlerinde kanat çırparak uçan kuşlara bakmazlar mı? Onları (havada) ancak Rahman (olan Allah) tutuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir.

Mehmet Türk

Onlar üzerlerinde (kanatlarını) açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları (orada) ancak Rahman (olan Allah) tutuyor. Şüphesiz O her şeyi hakkıyla görendir.

67:20

أَمَّنۡ هَٰذَا ٱلَّذِي هُوَ جُندࣱ لَّكُمۡ يَنصُرُكُم مِّن دُونِ ٱلرَّحۡمَٰنِۚ إِنِ ٱلۡكَٰفِرُونَ إِلَّا فِي غُرُورٍ

Bayraktar Bayraklı

Rahmân'a karşı size yardım edebilecek askerleriniz kimlerdir? Kâfirler ancak derin bir yanılgı içindedirler.

Cemal Külünkoğlu

Yahut Rahman (olan Allah)’dan başka size yardım edecek şu ordunuz (taraftarlarınız) kimlerdir? İnkârcılar ancak aldanış içindedirler.

Mehmet Türk

Rahman (olan Allah)’tan başka size yardım edecek güç, kim olabilir? Şu kâfirler gerçekten büyük bir yanılgı içerisindedirler.

67:21

أَمَّنۡ هَٰذَا ٱلَّذِي يَرۡزُقُكُمۡ إِنۡ أَمۡسَكَ رِزۡقَهُۥۚ بَل لَّجُّواْ فِي عُتُوࣲّ وَنُفُورٍ

Bayraktar Bayraklı

Allah size verdiği rızkı keserse, rızık verecek kim vardır? Hayır! Onlar azgınlık ve nefrette inatla direnmektedirler.

Cemal Külünkoğlu

Peki, Allah rızkınızı keserse, size rızık verecek olan kimdir? Doğrusu onlar, azgınlık ve nefretle direnip duruyorlar.

Mehmet Türk

Eğer O (Allah) rızkını kesecek olsa, size kim rızık verebilir? Hayır, onlar büyüklenmekte ve haktan uzaklaşmakta inat etmektedirler.

67:22

أَفَمَن يَمۡشِي مُكِبًّا عَلَىٰ وَجۡهِهِۦٓ أَهۡدَىٰٓ أَمَّن يَمۡشِي سَوِيًّا عَلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Yüzüstü kapanarak sürünen mi daha doğru gidebilir, yoksa dosdoğru yolda düzgün bir şekilde yürüyen mi?

Cemal Külünkoğlu

Bir düşünün bir, yüzüstü sürünerek yol almaya çalışan mı daha doğru gider, yoksa dosdoğru bir yolda dimdik yürüyen mi?

Mehmet Türk

(Bir düşünün!) Yüzüstü sürünen mi, yoksa dosdoğru yol üzerinde dümdüz yürüyen mi daha doğru yoldadır?

67:23

قُلۡ هُوَ ٱلَّذِيٓ أَنشَأَكُمۡ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تَشۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Sizi yaratan, size işitme duyusu, gözler ve kalpler veren Allah'tır. Ne az şükrediyorsunuz!”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “O, sizi yaratan ve size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! İnsanlara): “Sizi yaratan, size kulaklar, gözler ve gönüller veren O (Allah)’a, ne kadar da az şükrediyorsunuz.” de.

67:24

قُلۡ هُوَ ٱلَّذِي ذَرَأَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Sizi yeryüzünde çoğaltıp yayan O'dur, ancak O'nun huzuruna gelip toplanacaksınız.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “O, sizi yeryüzünde yaratıp çoğaltandır. Ancak O’nun huzurunda toplanacaksınız.”

Mehmet Türk

(Onlara bir de): “Sizi, yeryüzünde yaratan Odur. (Sonunda) hepiniz, yine Onun (huzurunda) toplanacaksınız.” de.

67:25

وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Eğer doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.

Cemal Külünkoğlu

“Eğer doğru söyleyenler iseniz, bu tehdit (edip durduğunuz azap) ne zaman gerçekleşecek?” diyorlar.

Mehmet Türk

(Ama kâfirler bir de): “Eğer doğru söylüyorsanız (şu tehdit edip durduğunuz) azap ne zaman gerçekleşecek.” diyorlar.

67:26

قُلۡ إِنَّمَا ٱلۡعِلۡمُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۠ نَذِيرࣱ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

De ki: “O bilgi yalnızca Allah'a mahsustur. Ben ise sadece apaçık bir uyarıcıyım.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Onu bilmek ancak Allah’a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım!”

Mehmet Türk

(Sen de onlara): “O (azabın ne zaman geleceğini) sadece Allah bilir. Ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.” de.

67:27

فَلَمَّا رَأَوۡهُ زُلۡفَةࣰ سِيٓـَٔتۡ وُجُوهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَقِيلَ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onu yakından gördüklerinde, inkâr edenlerin suratları asılır ve kendilerine, “İşte durmadan istediğiniz azap budur!” denilir.

Cemal Külünkoğlu

Fakat azabı gördükleri zaman, inkârcıların yüzleri simsiyah kesilecek ve (kendilerine): “İşte sizin arayıp durduğunuz (azap) budur” denilecektir.

Mehmet Türk

Sonunda o (azabı) yakından gördükleri zaman, kâfirlerin yüzleri kapkara kesilir ve (onlara): “Sizin isteyip durduğunuz işte budur!” denilir.

67:28

قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَهۡلَكَنِيَ ٱللَّهُ وَمَن مَّعِيَ أَوۡ رَحِمَنَا فَمَن يُجِيرُ ٱلۡكَٰفِرِينَ مِنۡ عَذَابٍ أَلِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Hiç düşündünüz mü; Allah, beni ve benimle beraber olanları helâk ederse ya da bize merhamet ederse, inkâr edenleri acıklı bir azaptan kim kurtarabilir?”

Cemal Külünkoğlu

De ki: (Söyleyin bana: Farzedin ki) Allah beni ve benimle beraber olan mü’minlerin canını aldı veya bize lütfedip ömür verdi. Peki, (söyler misiniz) ya inkârcıları o acıklı azaptan kim kurtaracak?

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!): “Söyleyin bakalım! Eğer Allah, beni ve benimle birlikte olanları helâk etse ya da bizi esirgerse (sizin için ne fark eder?) Bu durumda kâfirleri acıklı azaptan kim kurtaracak?” de.

67:29

قُلۡ هُوَ ٱلرَّحۡمَٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَيۡهِ تَوَكَّلۡنَاۖ فَسَتَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ فِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Bizim Rabbimiz Rahmân'dır. O'na inandık ve yalnız O'na güvendik. Yakında, kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “O (Allah), Rahmandır (varlık âleminde bulunan bütün yarattıklarına merhamet edip nimet verendir). Biz O’na inanmış ve O’na güvenmişiz. Siz kimin apaçık sapıklıkta olduğunu yakında öğreneceksiniz!”

Mehmet Türk

(Onlara yine): “Bizim inandığımız ve kendisine güvendiğimiz, ancak Rahman olan Allah’tır. Artık siz, kimin apaçık bir sapkınlık içerisinde olduğunu pek yakında öğreneceksiniz.” de.

67:30

قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَصۡبَحَ مَآؤُكُمۡ غَوۡرࣰ ا فَمَن يَأۡتِيكُم بِمَآءࣲ مَّعِينِۭ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Suyunuz çekilirse, söyleyin bakalım! Size kim bir akarsu getirebilir?”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “(Söyleyin bakalım): Suyunuz çekiliverse, size kim akarsu kaynağı getirecek?”

Mehmet Türk

(Onlara bir de): “Söyleyin bakalım! Eğer (bir sabah) suyunuz yerin dibine çekiliverecek olursa, bu durumda size bir kaynak suyunu kim getirebilir?” de.