The Surah takes its name from the word dhil Ma'arij in verse 3.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
70:1
سَأَلَ سَآئِلُۢ بِعَذَابࣲ وَاقِعࣲ
Bayraktar Bayraklı
1,2,3. Birisi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah'tan kâfirlere gelecek olan ve hiç kimsenin savaşamayacağı azabı sordu.
Cemal Külünkoğlu
(Âhireti inkâra şartlanmış) birisi çıkıp, (alaylı bir şekilde) başlarına gelecek azabı sordu.
Mehmet Türk
1,2,3,4. Birisi, kâfirlere gelecek (âhiret) azabını soruyor. O azap, ancak melekler ve Cebrâil’in yükselebileceği makamlara sahip olan Allah’ın katındandır. O (azaba) kimse engel olamaz ve o gün, (kâfirlere) elli bin yıl gibi gelir.
70:2
لِّلۡكَٰفِرِينَ لَيۡسَ لَهُۥ دَافِعࣱ
Bayraktar Bayraklı
1,2,3. Birisi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah'tan kâfirlere gelecek olan ve hiç kimsenin savaşamayacağı azabı sordu.
Cemal Külünkoğlu
(Bilsinler ki) inkârcılar için hazırlanmış olan azabı geri çevirecek yoktur.
Mehmet Türk
1,2,3,4. Birisi, kâfirlere gelecek (âhiret) azabını soruyor. O azap, ancak melekler ve Cebrâil’in yükselebileceği makamlara sahip olan Allah’ın katındandır. O (azaba) kimse engel olamaz ve o gün, (kâfirlere) elli bin yıl gibi gelir.
70:3
مِّنَ ٱللَّهِ ذِي ٱلۡمَعَارِجِ
Bayraktar Bayraklı
1,2,3. Birisi, yükselme derecelerinin sahibi olan Allah'tan kâfirlere gelecek olan ve hiç kimsenin savaşamayacağı azabı sordu.
Cemal Külünkoğlu
(O azap) yüceler yücesi Allah’tan gelecektir.
Mehmet Türk
1,2,3,4. Birisi, kâfirlere gelecek (âhiret) azabını soruyor. O azap, ancak melekler ve Cebrâil’in yükselebileceği makamlara sahip olan Allah’ın katındandır. O (azaba) kimse engel olamaz ve o gün, (kâfirlere) elli bin yıl gibi gelir.
Melekler ve Rûh ona miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselip çıkarlar.
Cemal Külünkoğlu
O’nun sahip olduğu varlıklara, melekler ve Ruh (Cebrail), bir günde yükselir ki; o bir gün (sizin hesabınıza göre) elli bin yıl sürebilecek bir zamandır.
Mehmet Türk
1,2,3,4. Birisi, kâfirlere gelecek (âhiret) azabını soruyor. O azap, ancak melekler ve Cebrâil’in yükselebileceği makamlara sahip olan Allah’ın katındandır. O (azaba) kimse engel olamaz ve o gün, (kâfirlere) elli bin yıl gibi gelir.
70:5
فَٱصۡبِرۡ صَبۡرࣰ ا جَمِيلًا
Bayraktar Bayraklı
Şimdi sen güzelce sabret!
Cemal Külünkoğlu
(Ey Resul!) Sen, sana yakışan şekilde (olup bitenlere) sabret!
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Sen güzelce sabret.
70:6
إِنَّهُمۡ يَرَوۡنَهُۥ بَعِيدࣰ ا
Bayraktar Bayraklı
6,7. Kâfirler o azabı uzak görüyorlar; biz ise onu yakın görmekteyiz.
Cemal Külünkoğlu
Şüphesiz onlar, o (kıyameti/cehennem azabı)nı uzak görüyorlar.
Mehmet Türk
6,7. Doğrusu onlar, o azabı (ihtimâlden) uzak görüyorlarsa da Biz, onu pek yakın görüyoruz.
70:7
وَنَرَىٰهُ قَرِيبࣰ ا
Bayraktar Bayraklı
6,7. Kâfirler o azabı uzak görüyorlar; biz ise onu yakın görmekteyiz.
Cemal Külünkoğlu
Oysa biz, onun pek yakında geleceğini biliyoruz.
Mehmet Türk
6,7. Doğrusu onlar, o azabı (ihtimâlden) uzak görüyorlarsa da Biz, onu pek yakın görüyoruz.
70:8
يَوۡمَ تَكُونُ ٱلسَّمَآءُ كَٱلۡمُهۡلِ
Bayraktar Bayraklı
O gün gök, erimiş maden gibi olur.
Cemal Külünkoğlu
O gün gök, erimiş maden gibi olacak.
Mehmet Türk
O (azabın geleceği) gün gök, erimiş maden gibi olacak.
70:9
وَتَكُونُ ٱلۡجِبَالُ كَٱلۡعِهۡنِ
Bayraktar Bayraklı
Dağlar, renkli yün gibi olur.
Cemal Külünkoğlu
Dağlar da (etrafa uçuşan) rengârenk yün gibi dağılacak.
Mehmet Türk
Dağlar da (etrafa) atılmış yün gibi olacak.
70:10
وَلَا يَسۡـَٔلُ حَمِيمٌ حَمِيمࣰ ا
Bayraktar Bayraklı
Dost dostun halini soramaz.
Cemal Külünkoğlu
11-14. Onlar birbirlerine gösterilecekler (fakat birbirlerinden yararlanamayacaklar). Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini himaye etmiş olan bütün akrabalarını ve yeryüzündeki insanların tümünü fidye verip kendisini kurtarmak isteyecek.
Mehmet Türk
(İşte o gün) hiç bir dost, dostunu dahi soramayacak.
11,12,13,14. Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkâr, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.
Cemal Külünkoğlu
11-14. Onlar birbirlerine gösterilecekler (fakat birbirlerinden yararlanamayacaklar). Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini himaye etmiş olan bütün akrabalarını ve yeryüzündeki insanların tümünü fidye verip kendisini kurtarmak isteyecek.
Mehmet Türk
11,12,13. Onlar (kıyamet günü) ancak (kendi) kendilerine gösterilecekler. (İşte o gün) her bir günâhkâr, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini ve kendisini barındıran sülâlesini, fidye olarak vermek ister.
70:12
وَصَٰحِبَتِهِۦ وَأَخِيهِ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14. Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkâr, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.
Cemal Külünkoğlu
11-14. Onlar birbirlerine gösterilecekler (fakat birbirlerinden yararlanamayacaklar). Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini himaye etmiş olan bütün akrabalarını ve yeryüzündeki insanların tümünü fidye verip kendisini kurtarmak isteyecek.
Mehmet Türk
11,12,13. Onlar (kıyamet günü) ancak (kendi) kendilerine gösterilecekler. (İşte o gün) her bir günâhkâr, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini ve kendisini barındıran sülâlesini, fidye olarak vermek ister.
70:13
وَفَصِيلَتِهِ ٱلَّتِي تُـٔۡوِيهِ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14. Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkâr, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.
Cemal Külünkoğlu
11-14. Onlar birbirlerine gösterilecekler (fakat birbirlerinden yararlanamayacaklar). Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini himaye etmiş olan bütün akrabalarını ve yeryüzündeki insanların tümünü fidye verip kendisini kurtarmak isteyecek.
Mehmet Türk
11,12,13. Onlar (kıyamet günü) ancak (kendi) kendilerine gösterilecekler. (İşte o gün) her bir günâhkâr, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini ve kendisini barındıran sülâlesini, fidye olarak vermek ister.
70:14
وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا ثُمَّ يُنجِيهِ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14. Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkâr, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.
Cemal Külünkoğlu
11-14. Onlar birbirlerine gösterilecekler (fakat birbirlerinden yararlanamayacaklar). Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini himaye etmiş olan bütün akrabalarını ve yeryüzündeki insanların tümünü fidye verip kendisini kurtarmak isteyecek.
Mehmet Türk
Hattâ yeryüzündekilerin tümünü (versin) de tek kendisini kurtarsın (ister.)
70:15
كَلَّآۖ إِنَّهَا لَظَىٰ
Bayraktar Bayraklı
Hayır, hayır; o cehennem, alevli bir ateştir.
Cemal Külünkoğlu
Lakin, (hiçbiri kabul edilmeyecek). Doğrusu o (cehennem), cayır cayır yanmakta olan ateştir.
Mehmet Türk
15,16. Fakat ne mümkün! Doğrusu o, yanmakta olan (cehennemin,) insanın her tarafına saldıran ateşidir.
70:16
نَزَّاعَةࣰ لِّلشَّوَىٰ
Bayraktar Bayraklı
16,17,18. Kızaran derileri soyar; sırtını döneni, yüz çevireni ve biriktirip depo edeni çağırır.
Cemal Külünkoğlu
Derileri kavurur, soyar.
Mehmet Türk
15,16. Fakat ne mümkün! Doğrusu o, yanmakta olan (cehennemin,) insanın her tarafına saldıran ateşidir.
70:17
تَدۡعُواْ مَنۡ أَدۡبَرَ وَتَوَلَّىٰ
Bayraktar Bayraklı
16,17,18. Kızaran derileri soyar; sırtını döneni, yüz çevireni ve biriktirip depo edeni çağırır.
Cemal Külünkoğlu
O ateş, imandan yüz çevirip (Hakka) arka döneni çağırır.
Mehmet Türk
17,18. (O cehennem) yüz çevirip (gerçeklere) sırtını dönen, (servet) toplayıp (üst üste) yığan kimseleri, (kendisine) çağırır!
70:18
وَجَمَعَ فَأَوۡعَىٰٓ
Bayraktar Bayraklı
16,17,18. Kızaran derileri soyar; sırtını döneni, yüz çevireni ve biriktirip depo edeni çağırır.
Cemal Külünkoğlu
Ve (servet) toplayıp biriktireni de (çağırır).
Mehmet Türk
17,18. (O cehennem) yüz çevirip (gerçeklere) sırtını dönen, (servet) toplayıp (üst üste) yığan kimseleri, (kendisine) çağırır!
70:19
۞إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ خُلِقَ هَلُوعًا
Bayraktar Bayraklı
19,20,21. İnsanoğlu gerçekten cimri yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Kendisine imkân dokunduğunda pinti kesilir.
Cemal Külünkoğlu
Şüphesiz insan çok hırslı ve sabırsız yaratılmıştır.
Mehmet Türk
Gerçekten insan, tahammülsüz olarak yaratılmıştır.
70:20
إِذَا مَسَّهُ ٱلشَّرُّ جَزُوعࣰ ا
Bayraktar Bayraklı
19,20,21. İnsanoğlu gerçekten cimri yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Kendisine imkân dokunduğunda pinti kesilir.
Cemal Külünkoğlu
Kendisine kötülük dokunduğu zaman sızlanır.
Mehmet Türk
Kendisine bir kötülük dokunduğu zaman, dayanamaz sızlanır.
70:21
وَإِذَا مَسَّهُ ٱلۡخَيۡرُ مَنُوعًا
Bayraktar Bayraklı
19,20,21. İnsanoğlu gerçekten cimri yaratılmıştır. Kendisine fenalık dokunduğunda sızlanır, feryat eder. Kendisine imkân dokunduğunda pinti kesilir.
Cemal Külünkoğlu
(Fakat) ona bir hayır dokunduğunda (nimet verildiğinde) eli sıkıdır (cimrilik eder).
Mehmet Türk
Kendisine bir hayır dokunduğu zaman da bencillik eder.
70:22
إِلَّا ٱلۡمُصَلِّينَ
Bayraktar Bayraklı
22,23. Ancak şunlar, böyle değildir: Namaz kılanlar, -ki onlar namazlarında devamlıdırlar-.
Cemal Külünkoğlu
Ancak Hak’tan yana duranlar/fıtratına uygun yaşayanlar bunun dışındadır.
Mehmet Türk
22,23. Ancak namaz kılıp, namazlarında devamlı olanlar, böyle değildir.
70:23
ٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَاتِهِمۡ دَآئِمُونَ
Bayraktar Bayraklı
22,23. Ancak şunlar, böyle değildir: Namaz kılanlar, -ki onlar namazlarında devamlıdırlar-.
Cemal Külünkoğlu
Onlar ki, Hak’tan yana duruşlarını sürdürürler/devamlı Allah’ın istediği şekilde hayatlarına devam ederler.
Mehmet Türk
22,23. Ancak namaz kılıp, namazlarında devamlı olanlar, böyle değildir.
70:24
وَٱلَّذِينَ فِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقࣱّ مَّعۡلُومࣱ
Bayraktar Bayraklı
24,25. Mallarında dilenciye ve yoksula ait belli bir hak vardır.
Cemal Külünkoğlu
24-25. Onlar (bilirler) ki, gerek dilenen, gerekse (iffetinden dolayı dilenmeyip) yoksul kalan (fakire vermek) için mallarında (onların) belirli bir hakkı vardır.
Mehmet Türk
24,25. (Namaz kılmakla beraber) mallarından hem isteyen, hem de istemekten utanan yoksul için belirli bir pay ayıran,
70:25
لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ
Bayraktar Bayraklı
24,25. Mallarında dilenciye ve yoksula ait belli bir hak vardır.
Cemal Külünkoğlu
24-25. Onlar (bilirler) ki, gerek dilenen, gerekse (iffetinden dolayı dilenmeyip) yoksul kalan (fakire vermek) için mallarında (onların) belirli bir hakkı vardır.
Mehmet Türk
24,25. (Namaz kılmakla beraber) mallarından hem isteyen, hem de istemekten utanan yoksul için belirli bir pay ayıran,
70:26
وَٱلَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ
Bayraktar Bayraklı
26,27,28. Ceza gününü tasdik ederler. Rablerinin azabından korkarlar; çünkü Rablerinin azabına karşı emin olunmaz.
Cemal Külünkoğlu
Onlar hesap gününü içtenlikle doğrularlar (ve çalışmalarını bu bilinç üzerine inşa ederler).
Mehmet Türk
Cezâ (ve hesap) gününün doğruluğuna inanan (böyle değildir.)
26,27,28. Ceza gününü tasdik ederler. Rablerinin azabından korkarlar; çünkü Rablerinin azabına karşı emin olunmaz.
Cemal Külünkoğlu
Onlar, Rablerinin azabından korkarlar.
Mehmet Türk
Zîrâ onlar, Rablerinin azabından gerçekten korkan, kimselerdir.
70:28
إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمۡ غَيۡرُ مَأۡمُونࣲ
Bayraktar Bayraklı
26,27,28. Ceza gününü tasdik ederler. Rablerinin azabından korkarlar; çünkü Rablerinin azabına karşı emin olunmaz.
Cemal Külünkoğlu
Çünkü Rablerinin azabı emin olunacak bir azap değildir (ona karşı hiç kimse kendini tam bir güven içinde hissedemez).
Mehmet Türk
Zâten Rabbinin azabından, kimse güven içerisinde değildir.
70:29
وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ
Bayraktar Bayraklı
29,30,31. İffetlerini korurlar. Ancak, eşlerine ya da ellerinin altında bulunanlara karşı onlar kınanmazlar. Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar sınırı aşanlardır.
Cemal Külünkoğlu
Ve onlar, iffetlerini korurlar.
Mehmet Türk
29,3. (Ve onlar) mahrem yerlerini (herkesten) korurlar. Ancak eşleri ve cariyeleri hariç... (Bu iki durumda) ayıplanmaları söz konusu değildir.
29,30,31. İffetlerini korurlar. Ancak, eşlerine ya da ellerinin altında bulunanlara karşı onlar kınanmazlar. Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar sınırı aşanlardır.
Cemal Külünkoğlu
Sadece eşleriyle ya da meşru şekilde hakkını vererek sahip oldukları kimselerle ilişkiye girerler. Bundan dolayı da asla kınanmazlar.
Mehmet Türk
29,3. (Ve onlar) mahrem yerlerini (herkesten) korurlar. Ancak eşleri ve cariyeleri hariç... (Bu iki durumda) ayıplanmaları söz konusu değildir.
29,30,31. İffetlerini korurlar. Ancak, eşlerine ya da ellerinin altında bulunanlara karşı onlar kınanmazlar. Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar sınırı aşanlardır.
Cemal Külünkoğlu
Fakat bunun ötesine geçenler (Allah’ın koyduğu) sınırı aşanlardır.
Mehmet Türk
Kim de bunun ötesini ararsa işte onlar; sınırı aşmış olurlar.
40,41. Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, elbette onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve kimse bizim önümüze geçemez.
Cemal Külünkoğlu
İş onların sandığı gibi değil. Bütün gündoğumu ve günbatımı (güneşin doğduğu ve battığı) noktaların bütün hareketlerinin Rabbine yemin olsun ki, elbette Biz her şeye kadiriz.
Mehmet Türk
40,41. Hayır! (Artık başka söze lüzum yok!) Doğuların ve bâtıların Rabbine yemin ederim ki Bizim gücümüz, onların yerine kendilerinden daha hayırlılarını getirmeğe yeter ve (bu konuda da) Bizim önümüze, kimse geçemez.
40,41. Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, elbette onların yerine daha iyilerini getirmeye bizim gücümüz yeter ve kimse bizim önümüze geçemez.
Cemal Külünkoğlu
Biz onların yerine kendilerinden daha hayırlı insanlar getirmeye de (kadiriz). Bizim elimizden kurtulan, gücümüzün yetmediği hiçbir şey yoktur.
Mehmet Türk
40,41. Hayır! (Artık başka söze lüzum yok!) Doğuların ve bâtıların Rabbine yemin ederim ki Bizim gücümüz, onların yerine kendilerinden daha hayırlılarını getirmeğe yeter ve (bu konuda da) Bizim önümüze, kimse geçemez.
43,44. O gün, gözleri önlerine eğik, kendilerini zillet kaplamış bir durumda, sanki bir hedefe doğru koşuyorlarmış gibi kabirlerinden hızla çıkarlar. İşte uyarıldıkları gün bu gündür.
Cemal Külünkoğlu
O kıyamet günü onlar, sanki belirlenmiş bir hedefe koşturuyorlarmış gibi menzillerinden çıkıp süratle koşacaklar.
Mehmet Türk
O (kıyamet) günü onlar kabirlerinden sanki dikili bir hedefe yönelmişler gibi koşarak çıkarlar.
43,44. O gün, gözleri önlerine eğik, kendilerini zillet kaplamış bir durumda, sanki bir hedefe doğru koşuyorlarmış gibi kabirlerinden hızla çıkarlar. İşte uyarıldıkları gün bu gündür.
Cemal Külünkoğlu
O gün, onların gözlerini korku bürüyecek, yüzlerini zillet kaplayacaktır. İşte, onlara vaad edilen gün bu gündür.
Mehmet Türk
(İşte) onların bakışlarının, yere saplandığı ve kendilerini de bir alçaklığın bürüdüğü gün onlara vâdedilen (kıyamet) gününün ta kendisidir.