İçeriğe atla
Untold Serenity

76. Al-Insan

The Man · Medenî · 31 âyet · Nüzul sırası 98

الانسان

This Surah is called Ad-Dahr as well as Al-Insan after the words occurring in the first verse.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

76:1

هَلۡ أَتَىٰ عَلَى ٱلۡإِنسَٰنِ حِينࣱ مِّنَ ٱلدَّهۡرِ لَمۡ يَكُن شَيۡـࣰٔ ا مَّذۡكُورًا

Bayraktar Bayraklı

İnsanın üzerinden, henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?

Cemal Külünkoğlu

1-2. Gerçekten insan (henüz) bilinmeyen bir varlık değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.

Mehmet Türk

İnsanlık üzerinden, tüm zamana göre söylenmeye bile değmeyecek kadar (kısa) bir süre geçmedi mi?

76:2

إِنَّا خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن نُّطۡفَةٍ أَمۡشَاجࣲ نَّبۡتَلِيهِ فَجَعَلۡنَٰهُ سَمِيعَۢا بَصِيرًا

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu biz, insanı imtihan etmek için, döllenmiş yumurtadan yarattık ve onu işiten ve gören bir varlık yaptık.

Cemal Külünkoğlu

1-2. Gerçekten insan (henüz) bilinmeyen bir varlık değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti.

Mehmet Türk

Şüphesiz Biz, insanı karmaşık bir damla sudan yarattık. İmtihan etmek için de onu, işiten ve gören kıldık.

76:3

إِنَّا هَدَيۡنَٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرࣰ ا وَإِمَّا كَفُورًا

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. İster inanır, ister inkâr eder.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. Artık o ya şükreden biri olur ya da nankörlük eden.

Mehmet Türk

(Sonra da) Biz ona isterse (Allah’a) şükretsin, isterse de nankör olsun diye (doğru) yolu gösterdik.

76:4

إِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلۡكَٰفِرِينَ سَلَٰسِلَاْ وَأَغۡلَٰلࣰ ا وَسَعِيرًا

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırladık.

Cemal Külünkoğlu

(Fakat unutmayın ki) Biz nankörlük edenler için zincirler, kelepçeler ve çılgın alevli cehennem hazırladık.

Mehmet Türk

Doğrusu Biz, kâfirler için (âhirette) zincirler, demir halkalar ve çılgınca yanan bir cehennem, hazırladık.

76:5

إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ يَشۡرَبُونَ مِن كَأۡسࣲ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا

Bayraktar Bayraklı

İyiler de, karışımı kâfur/hoş koku olan bir kadehten içerler.

Cemal Külünkoğlu

İyiler ise, (cennette) karışımı kâfur (hoş kokulu çiçekten tatlandırılmış) olan dolu bir kadehten (cennet şarabı) içerler.

Mehmet Türk

(Allah’ın) itaatkâr kulları da karışımı (hoş kokulu) “kâfûr” olan, dolu kadehlerden içerler.

76:6

عَيۡنࣰ ا يَشۡرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفۡجِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Bu, Allah'ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.

Cemal Külünkoğlu

(O cennet şarabı öyle) bir pınardır ki Allah’ın iyi kulları ondan içerler ve istedikleri tarafa onu akıtırlar.

Mehmet Türk

(O kâfur) Allah’ın has kullarının, kendisinden diledikleri gibi kana kana içtikleri bir kaynaktır.

76:7

يُوفُونَ بِٱلنَّذۡرِ وَيَخَافُونَ يَوۡمࣰ ا كَانَ شَرُّهُۥ مُسۡتَطِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

7,8,9,10. Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. “Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız” derler.

Cemal Külünkoğlu

(O iyi insanlar, o kimselerdir ki) üzerlerine aldıkları sorumlulukları yerine getirirler ve azabı salgın olan bir günden (kıyametten) korkarlar.

Mehmet Türk

(O has kullar,) Allah’a verdikleri sözlerini yerine getirirler ve kötülüğü sürekli artan bir günden, korkarlar.

76:8

وَيُطۡعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسۡكِينࣰ ا وَيَتِيمࣰ ا وَأَسِيرًا

Bayraktar Bayraklı

7,8,9,10. Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. “Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız” derler.

Cemal Külünkoğlu

Ve kendileri ihtiyaç duydukları halde yiyeceklerini, fakire, yetime ve esire ikram ederler.

Mehmet Türk

Onlar, sevdikleri yiyeceği yoksula, yetime ve esire (seve seve) yedirirler.

76:9

إِنَّمَا نُطۡعِمُكُمۡ لِوَجۡهِ ٱللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمۡ جَزَآءࣰ وَلَا شُكُورًا

Bayraktar Bayraklı

7,8,9,10. Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. “Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız” derler.

Cemal Külünkoğlu

Ve (yedirdikleri kimselere şöyle derler:) “Biz size sırf Allah rızası için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve bir teşekkür beklemiyoruz.

Mehmet Türk

(Ve onlara): “Biz, size bunu sadece Allah rızası için yediriyoruz, sizden bir karşılık ve teşekkür de beklemiyoruz.”

76:10

إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوۡمًا عَبُوسࣰ ا قَمۡطَرِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

7,8,9,10. Adaklarını yerine getirirler ve kötülüğü yaygın olan bir günden korkarlar. Sevdikleri gıdalardan yoksula, yetime ve esire yedirirler. “Biz, size sırf Allah rızası için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık, ne de teşekkür bekliyoruz. Çünkü biz suratsız, çok katı bir günün azabından ötürü Rabbimizden korkarız” derler.

Cemal Külünkoğlu

Çünkü biz, yüzleri asık duruma getiren çetin bir günde Rabbimizin azabından korkarız.”

Mehmet Türk

“Çünkü biz asık suratlı, çatık kaşlı o gün(ün azâbın)dan dolayı Rabbimizden korkarız.” derler.

76:11

فَوَقَىٰهُمُ ٱللَّهُ شَرَّ ذَٰلِكَ ٱلۡيَوۡمِ وَلَقَّىٰهُمۡ نَضۡرَةࣰ وَسُرُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Bundan dolayı Allah, onları o günün kötülüklerinden koruyacaktır ve onları güler yüze ve mutluluğa kavuşturacaktır.

Cemal Külünkoğlu

(Bu sebeple) Allah da onları, o dehşetli günün azabından korur ve bir aydınlığa ve sevince kavuşturur.

Mehmet Türk

Allah da onları o günün şerrinden koruyacak ve onların yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verecektir.

76:12

وَجَزَىٰهُم بِمَا صَبَرُواْ جَنَّةࣰ وَحَرِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Sabretmelerinden dolayı onları cennet ve ipek giysilerle ödüllendirecektir.

Cemal Külünkoğlu

Sıkıntılara karşı sabrettikleri için (onları) cennetle ve ipek(ten giysiler)le ödüllendirir.

Mehmet Türk

Ve sabırlarına karşılık onlara, cennet ve ipekten (elbiseler) ikram edecektir.

76:13

مُّتَّكِـِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِۖ لَا يَرَوۡنَ فِيهَا شَمۡسࣰ ا وَلَا زَمۡهَرِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Orada koltuklara yaslanacaklar ve ne sıcak ne de soğuk göreceklerdir.

Cemal Külünkoğlu

Orada sedirlere uzanırlar ve ne (yakıcı bir) güneş, ne de şiddetli bir soğuk görürler.

Mehmet Türk

Onlar, o (cennette) tahtlar üzerine kurulup oturacaklar, orada asla (yakıcı) bir güneş ve dondurucu bir soğuk da görmeyecekler.

76:14

وَدَانِيَةً عَلَيۡهِمۡ ظِلَٰلُهَا وَذُلِّلَتۡ قُطُوفُهَا تَذۡلِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Cennetin gölgeleri üstlerine yaklaşmış, meyveleri de aşağı eğdirildikçe eğdirilmiştir.

Cemal Külünkoğlu

(Cennet ağaçlarının) gölgeleri üzerlerine sarkar, kolayca koparılabilen meyveleri onların istifadelerine sunulur.

Mehmet Türk

(Cennet ağaçlarının) gölgeleri, onlara yaklaştırılacak ve (meyvelerinin) devşirilmesi de son derece kolaylaştırılacaktır.

76:15

وَيُطَافُ عَلَيۡهِم بِـَٔانِيَةࣲ مِّن فِضَّةࣲ وَأَكۡوَابࣲ كَانَتۡ قَوَارِيرَا۠

Bayraktar Bayraklı

15,16. Çevrelerinde gümüşten kaplar ve kristal kaseler dolaştırılacaktır. Sanki gümüşten yapılmış kristaller. Onları kendi arzularına göre belirleyeceklerdir.

Cemal Külünkoğlu

(Hizmet için) gümüşten billûr kaplar ve sürahilerle (etraflarında) dolaşılır.

Mehmet Türk

Çevrelerinde gümüşten kaplar ve gümüş (renkli) billur kâseler, dolaştırılacaktır.

76:16

قَوَارِيرَاْ مِن فِضَّةࣲ قَدَّرُوهَا تَقۡدِيرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

15,16. Çevrelerinde gümüşten kaplar ve kristal kaseler dolaştırılacaktır. Sanki gümüşten yapılmış kristaller. Onları kendi arzularına göre belirleyeceklerdir.

Cemal Külünkoğlu

Gümüşten yapılmış bu kadehlerden istedikleri kadar içerler.

Mehmet Türk

Büyüklüğünü kendilerinin tercih edeceği gümüş (renkli) billur kâseler...

76:17

وَيُسۡقَوۡنَ فِيهَا كَأۡسࣰ ا كَانَ مِزَاجُهَا زَنجَبِيلًا

Bayraktar Bayraklı

Onlara orada, karışımı zencefil olan kadehten içirilir.

Cemal Külünkoğlu

Ayrıca orada zencefille tatlandırılmış (dolu) kâselerde kendilerine (cennet şarabı) içirilir.

Mehmet Türk

17,18. Onlara orada, selsebil olarak adlandırılan pınardan, karışımı (hoş kokulu) zencefille dolu kadehlerden içirilecek.

76:18

عَيۡنࣰ ا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلۡسَبِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Orada, selsebil adı verilen bir pınardan içirilirler.

Cemal Külünkoğlu

(Zencefil) cennette bir kaynaktır ki, o selsebîl diye anılır.

Mehmet Türk

17,18. Onlara orada, selsebil olarak adlandırılan pınardan, karışımı (hoş kokulu) zencefille dolu kadehlerden içirilecek.

76:19

۞وَيَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدَٰنࣱ مُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيۡتَهُمۡ حَسِبۡتَهُمۡ لُؤۡلُؤࣰ ا مَّنثُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Çevrelerinde sürekli hizmetçiler dolaşacaktır. Onları gördüğünde, saçılmış inciler sanırsın.

Cemal Külünkoğlu

(Cennet ehlinin) çevrelerinde, gördüğünde saçılmış inciler sanacağın, hep aynı gençlik ve güzellikte kalacak hizmetçiler (garsonlar) dolaşır.

Mehmet Türk

Onların çevrelerinde ise, gördüğün zaman, etrafa saçılmış inciler zannedeceğin, ölümsüz genç hizmetçiler, dolaşacaklar.

76:20

وَإِذَا رَأَيۡتَ ثَمَّ رَأَيۡتَ نَعِيمࣰ ا وَمُلۡكࣰ ا كَبِيرًا

Bayraktar Bayraklı

Orada nereye bakarsan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.

Cemal Külünkoğlu

Orada her nereye baksan, bir nimet ve pek büyük bir mülk (saltanat) görürsün.

Mehmet Türk

O (cennette) her nereye bakarsan bak, bir nîmet ve yüce bir saltanat, görürsün.

76:21

عَٰلِيَهُمۡ ثِيَابُ سُندُسٍ خُضۡرࣱ وَإِسۡتَبۡرَقࣱۖ وَحُلُّوٓاْ أَسَاوِرَ مِن فِضَّةࣲ وَسَقَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ شَرَابࣰ ا طَهُورًا

Bayraktar Bayraklı

Onların üzerlerinde ince yeşil ve kalın ipekten elbiseler olacaktır. Gümüş bilezikler takınacaklardır. Rableri onlara tertemiz bir içecek içirecektir.

Cemal Külünkoğlu

Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle bezenmişlerdir. Rableri onlara tertemiz bir içecek ikram eder.

Mehmet Türk

(O cennetliklerin) üstlerinde yeşil ipekten ince ve sırmalı elbiseler olacak, gümüş bileziklerle süslenecekler ve Rableri onlara tertemiz içecekler, içirecektir.

76:22

إِنَّ هَٰذَا كَانَ لَكُمۡ جَزَآءࣰ وَكَانَ سَعۡيُكُم مَّشۡكُورًا

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz bu, sizin ödülünüzdür, çalışmalarınızın karşılığı verilmiştir.

Cemal Külünkoğlu

(O Cennetliklere şöyle denir:) “İşte bu sizin çalışmalarınızın karşılığıdır. Çalışmalarınız böylece karşılığını bulmuştur.”

Mehmet Türk

(Onlara cennette): “İşte bütün bunlar, sizin yaptıklarınızın karşılığıdır. Çünkü sizin çalışmalarınız mükâfatlandırılmaya değer görülmüştür.” denilecek.

76:23

إِنَّا نَحۡنُ نَزَّلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡقُرۡءَانَ تَنزِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Kur'ân'ı sana biz indirdik.

Cemal Külünkoğlu

Gerçekten biz, Kur’an’ı sana parça parça, ayet ayet indirdik.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Gerçek şu ki, Kur’an’ı sana bölüm bölüm indiren, Biziz, Biz.

76:24

فَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعۡ مِنۡهُمۡ ءَاثِمًا أَوۡ كَفُورࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Artık Rabbinin hükmüne sabret; onlardan hiçbir günahkâra, hiçbir nanköre boyun eğme!

Cemal Külünkoğlu

Öyleyse, Rabbinin hükmünü sabırla bekle! Onların günahkârlarına da nankörlerine de boyun eğme!

Mehmet Türk

Öyleyse, Rabbinin hükmünü vermesi için sabret ve onlardan günâhkâr veya nankör (kâfirlere) itaat etme.

76:25

وَٱذۡكُرِ ٱسۡمَ رَبِّكَ بُكۡرَةࣰ وَأَصِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Sabah akşam Rabbinin ismini an!

Cemal Külünkoğlu

Sabah akşam Rabbinin adını/şanını an (O’nunla beraber olduğunu unutma)!

Mehmet Türk

Ve sabah-akşam Rabbinin adını an.

76:26

وَمِنَ ٱلَّيۡلِ فَٱسۡجُدۡ لَهُۥ وَسَبِّحۡهُ لَيۡلࣰ ا طَوِيلًا

Bayraktar Bayraklı

Gecenin bir kısmında O'na secde et, gecenin uzun bir bölümünde de O'nu tesbih et!

Cemal Külünkoğlu

Gecenin bir kısmında da O’na secde et (akşam ile yatsı namazını ikame et). Bir de geceleyin uzun bir müddet O’nun sınırsız şanını yücelt!

Mehmet Türk

Gecenin bir bölümünde Ona secde et ve geceleyin de Onu, uzun uzun tesbih et.

76:27

إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ يُحِبُّونَ ٱلۡعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَآءَهُمۡ يَوۡمࣰ ا ثَقِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz şu insanlar dünyayı severler, ağır bir günü kulak ardı ederler.

Cemal Külünkoğlu

Doğrusu onlar, şu geçici dünyayı severler ve önlerindeki o zorlu günü göz ardı ederler.

Mehmet Türk

Gerçekten şu (kâfirler,) geçici dünya arzularını seviyorlar da o ağır (âhiret) gününü ihmâl ediyorlar.

76:28

نَّحۡنُ خَلَقۡنَٰهُمۡ وَشَدَدۡنَآ أَسۡرَهُمۡۖ وَإِذَا شِئۡنَا بَدَّلۡنَآ أَمۡثَٰلَهُمۡ تَبۡدِيلًا

Bayraktar Bayraklı

Onları biz yarattık, onların yaratılışını sapasağlam yaptık. Dilediğimizde yerlerine benzerlerini getiririz.

Cemal Külünkoğlu

Onları biz yarattık ve eklemlerini (birbirine) biz bağladık. Dilediğimizde (onları yok eder) yerlerine benzerlerini getiririz.

Mehmet Türk

(Şunu unutmasınlar ki) onları yaratan da yaratılışlarını sapasağlam yapan da Biz olduğumuza göre, eğer dilersek onları, derhal benzerleriyle de değiştiriveririz.

76:29

إِنَّ هَٰذِهِۦ تَذۡكِرَةࣱۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

29,30,31. Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık, dileyen Rabbine bir yol tutar. Zaten siz ancak Rabbinizin dilediğini dilersiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir; hikmet sahibidir. Allah, dileyeni rahmetine dahil eder. Zâlimlere gelince, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır.

Cemal Külünkoğlu

Bu bir hatırlatmadır! İsteyen Rabbine giden yolu tutar!

Mehmet Türk

İşte (bütün) bunlar, kesinlikle bir öğüttür. Artık kim (îman etmek) isterse, Rabbine ancak (bunlarla) yol bulabilir.

76:30

وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

29,30,31. Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık, dileyen Rabbine bir yol tutar. Zaten siz ancak Rabbinizin dilediğini dilersiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir; hikmet sahibidir. Allah, dileyeni rahmetine dahil eder. Zâlimlere gelince, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır.

Cemal Külünkoğlu

Allah dilemedikçe siz bir şey dileyemezsiniz. Hiç kuşkusuz Allah her şeyi bilir ve her işi yerinde yapar.

Mehmet Türk

Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah her şeyi bilendir, hüküm (ve hikmet) sahibidir.

76:31

يُدۡخِلُ مَن يَشَآءُ فِي رَحۡمَتِهِۦۚ وَٱلظَّٰلِمِينَ أَعَدَّ لَهُمۡ عَذَابًا أَلِيمَۢا

Bayraktar Bayraklı

29,30,31. Şüphesiz ki bu bir öğüttür. Artık, dileyen Rabbine bir yol tutar. Zaten siz ancak Rabbinizin dilediğini dilersiniz. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir; hikmet sahibidir. Allah, dileyeni rahmetine dahil eder. Zâlimlere gelince, onlar için elem verici bir azap hazırlamıştır.

Cemal Külünkoğlu

Dileyeni (dilediği takdirde) rahmetine kabul eder. Zalimler için ise şiddetli bir azap hazırlamıştır.

Mehmet Türk

Zîrâ O, ancak dilediğini rahmetine sokar. Ama zâlimler için de (âhirette) acı bir azap hazırlamıştır.