İçeriğe atla
Untold Serenity

80. 'Abasa

He Frowned · Mekkî · 42 âyet · Nüzul sırası 24

عبس

The Surah is so designated after the word `abasa with which it opens.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

80:1

عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

Cemal Külünkoğlu

(Peygamber) yüzünü ekşitti ve çevirdi.

Mehmet Türk

1,2. (Peygamber) kör adamın kendisine gelmesinden hoşlanmadı ve yüzünü çevirdi.

80:2

أَن جَآءَهُ ٱلۡأَعۡمَىٰ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

Cemal Külünkoğlu

Kör kişi yanına geldi diye.

Mehmet Türk

1,2. (Peygamber) kör adamın kendisine gelmesinden hoşlanmadı ve yüzünü çevirdi.

80:3

وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Nereden bileceksin belki de o (senden öğrenecekleriyle cehalet kirinden) arınacaktı?

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Nereden biliyorsun! Belki o, (günâhlarından) temizlenecek,

80:4

أَوۡ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكۡرَىٰٓ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

Cemal Külünkoğlu

Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecekti.

Mehmet Türk

Yahut öğüt alacak da o öğüt kendisine fayda verecek.

80:5

أَمَّا مَنِ ٱسۡتَغۡنَىٰ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

Cemal Külünkoğlu

Fakat (senin öğüdüne) tenezzül etmeyen kimseye gelince;

Mehmet Türk

Fakat (senin öğüdüne) tenezzül etmeyen kimseye gelince,

80:6

فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

Cemal Külünkoğlu

Sen, bütün ilgiyi ona gösterdin.

Mehmet Türk

Sen, ona yönelip (öğüt vermeye) çalışıyorsun.

80:7

وَمَا عَلَيۡكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

Cemal Külünkoğlu

Oysa onun arınmasından sen sorumlu değildin.

Mehmet Türk

Oysa onun temizlenmemesinden sen sorumlu değilsin.

80:8

وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسۡعَىٰ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

Cemal Külünkoğlu

Ama sana koşarak gelen kimse var ya;

Mehmet Türk

8,9. Fakat Allah’tan korkarak sana koşup gelen kimseye gelince,

80:9

وَهُوَ يَخۡشَىٰ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

Cemal Külünkoğlu

İşte o, Allah’a karşı gelmekten sakınarak sana gelmişken,

Mehmet Türk

8,9. Fakat Allah’tan korkarak sana koşup gelen kimseye gelince,

80:10

فَأَنتَ عَنۡهُ تَلَهَّىٰ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6,7,8,9,10. Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun.

Cemal Külünkoğlu

Sen ona aldırış etmeden oyalandın (onunla ilgilenmedin).

Mehmet Türk

Sen ona aldırış etmiyorsun.

80:11

كَلَّآ إِنَّهَا تَذۡكِرَةࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

11,12. Hayır! Yaptığın doğru değil, âyetlerimiz bir öğüttür, dileyen ondan öğüt alır.

Cemal Külünkoğlu

Dikkat et, bir daha böyle yapma! Çünkü o (Kur’an) bir öğüttür.

Mehmet Türk

Hayır! Sakın öyle yapma! (Şunu iyi bil ki) o (Kur’ân) elbette bir öğüttür.

80:12

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Bayraktar Bayraklı

11,12. Hayır! Yaptığın doğru değil, âyetlerimiz bir öğüttür, dileyen ondan öğüt alır.

Cemal Külünkoğlu

Dileyen ondan öğüt alır.

Mehmet Türk

Dileyen ondan (düşünüp) öğüt alır.

80:13

فِي صُحُفࣲ مُّكَرَّمَةࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

13,14,15,16. Kur'ân, kutsal sayfalardır. Yüksek tutulan tertemiz sayfalarda, yazıcıların yani değerli, iyi yazıcıların ellerinde.

Cemal Külünkoğlu

O (Kur’an, Allah katında) çok değerli sahifelerdedir.

Mehmet Türk

13,14,15,16. İşte o (Kur’an) kutsal, şânı yükseltilmiş, tertemiz, (levh-i mahfuz) sahifelerinde, değerli ve dürüstlük sembolü kâtiplerin elleriyle (yazılmış olan bir öğüt)tür.

80:14

مَّرۡفُوعَةࣲ مُّطَهَّرَةِۭ

Bayraktar Bayraklı

13,14,15,16. Kur'ân, kutsal sayfalardır. Yüksek tutulan tertemiz sayfalarda, yazıcıların yani değerli, iyi yazıcıların ellerinde.

Cemal Külünkoğlu

Yüce ve (her türlü çelişkiden uzak) tertemiz (sahifelerde)

Mehmet Türk

13,14,15,16. İşte o (Kur’an) kutsal, şânı yükseltilmiş, tertemiz, (levh-i mahfuz) sahifelerinde, değerli ve dürüstlük sembolü kâtiplerin elleriyle (yazılmış olan bir öğüt)tür.

80:15

بِأَيۡدِي سَفَرَةࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

13,14,15,16. Kur'ân, kutsal sayfalardır. Yüksek tutulan tertemiz sayfalarda, yazıcıların yani değerli, iyi yazıcıların ellerinde.

Cemal Külünkoğlu

15-16. (O Kur’an) şerefli, itaatkâr ve güvenilir meleklerin vasıtasıyla indirilmiştir.

Mehmet Türk

13,14,15,16. İşte o (Kur’an) kutsal, şânı yükseltilmiş, tertemiz, (levh-i mahfuz) sahifelerinde, değerli ve dürüstlük sembolü kâtiplerin elleriyle (yazılmış olan bir öğüt)tür.

80:16

كِرَامِۭ بَرَرَةࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

13,14,15,16. Kur'ân, kutsal sayfalardır. Yüksek tutulan tertemiz sayfalarda, yazıcıların yani değerli, iyi yazıcıların ellerinde.

Cemal Külünkoğlu

15-16. (O Kur’an) şerefli, itaatkâr ve güvenilir meleklerin vasıtasıyla indirilmiştir.

Mehmet Türk

13,14,15,16. İşte o (Kur’an) kutsal, şânı yükseltilmiş, tertemiz, (levh-i mahfuz) sahifelerinde, değerli ve dürüstlük sembolü kâtiplerin elleriyle (yazılmış olan bir öğüt)tür.

80:17

قُتِلَ ٱلۡإِنسَٰنُ مَآ أَكۡفَرَهُۥ

Bayraktar Bayraklı

Kahrolası insan! O ne nankördür!

Cemal Külünkoğlu

Kahrolası (inkârcı) insan, ne kadar da nankördür.

Mehmet Türk

Şu kahrolası insan, ne kadar da nankör!

80:18

مِنۡ أَيِّ شَيۡءٍ خَلَقَهُۥ

Bayraktar Bayraklı

18,19. Allah onu nereden yaratmış? Onu meniden yaratıp ona biçim vermiştir.

Cemal Külünkoğlu

Allah, onu hangi şeyden yarattı (hiç düşünmez mi)?

Mehmet Türk

18,19. (Allah) onu, hangi şeyden yarattı? (biliyor mu? Tabiî ki) bir damla sudan yaratıp (ana karnında) onu bir düzene soktu.

80:19

مِن نُّطۡفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ

Bayraktar Bayraklı

18,19. Allah onu nereden yaratmış? Onu meniden yaratıp ona biçim vermiştir.

Cemal Külünkoğlu

Bir nutfeden (spermadan) yarattı da ona (en güzel sûrette) şekil verdi.

Mehmet Türk

18,19. (Allah) onu, hangi şeyden yarattı? (biliyor mu? Tabiî ki) bir damla sudan yaratıp (ana karnında) onu bir düzene soktu.

80:20

ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ

Bayraktar Bayraklı

Sonra, tutacağı yolu kolaylaştırmıştır.

Cemal Külünkoğlu

Sonra da ona (yaşama ve kavrama) yolunu kolaylaştırdı.

Mehmet Türk

Sonra onun kolayca doğmasını sağladı.

80:21

ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقۡبَرَهُۥ

Bayraktar Bayraklı

21,22. Sonra onu öldürür, kabre koydurur. Sonra dilediği zaman onu tekrar diriltecektir.

Cemal Külünkoğlu

Sonra (kısacık bir ömrün ardından) onu öldürecek ve (cesedini) kabre koyacak.

Mehmet Türk

Sonra da onu vefat ettirip (cesedini) kabre gömdürdü.

80:22

ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ

Bayraktar Bayraklı

21,22. Sonra onu öldürür, kabre koydurur. Sonra dilediği zaman onu tekrar diriltecektir.

Cemal Külünkoğlu

Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltecek.

Mehmet Türk

Daha sonra, dilediği zaman da ona yeniden hayat verecektir.

80:23

كَلَّا لَمَّا يَقۡضِ مَآ أَمَرَهُۥ

Bayraktar Bayraklı

Hayır! İnsan, Allah'ın emirlerini yerine getirmedi.

Cemal Külünkoğlu

Hal böyleyken o, Rabbinin emrettiğini yerine getirmedi (inanmadı ve Allah’ın istediği gibi yaşamadı).

Mehmet Türk

Hayır! (doğrusu birçok insan), hâlâ O (Allah’ın) emirlerini tamamıyla yerine getirmedi.

80:24

فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ

Bayraktar Bayraklı

İnsan, yediğine bir baksın!

Cemal Külünkoğlu

Bir de insan, yiyip içtiği şeylerin nereden geldiğine bir baksın.

Mehmet Türk

(Şu kahrolası insan) bir de yediklerinin (nasıl yetiştiğine) bir baksın!

80:25

أَنَّا صَبَبۡنَا ٱلۡمَآءَ صَبࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28,29,30,31,32. Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.

Cemal Külünkoğlu

Biz, suyu (yağmuru) bol bol yağdırdık.

Mehmet Türk

Şüphesiz Biz (onları) bol bol yağmur yağdırarak,

80:26

ثُمَّ شَقَقۡنَا ٱلۡأَرۡضَ شَقࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28,29,30,31,32. Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.

Cemal Külünkoğlu

Sonra toprağı (bitkileri çıkarmak için) göz göz yardık.

Mehmet Türk

Sonra da yeri (bununla) kabartarak (yaratırız.)

80:27

فَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا حَبࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28,29,30,31,32. Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.

Cemal Külünkoğlu

Böylece onda taneler bitirdik.

Mehmet Türk

27,28,29,30,31,32. Böylece Biz, sizin ve hayvanlarınızın yaşaması için, (yeryüzünde) tohumlar, üzümler, sebzeler, zeytinler, hurmalar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar, bitiririz.

80:28

وَعِنَبࣰ ا وَقَضۡبࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28,29,30,31,32. Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.

Cemal Külünkoğlu

Üzüm (bağları) ve yoncalar,

Mehmet Türk

27,28,29,30,31,32. Böylece Biz, sizin ve hayvanlarınızın yaşaması için, (yeryüzünde) tohumlar, üzümler, sebzeler, zeytinler, hurmalar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar, bitiririz.

80:29

وَزَيۡتُونࣰ ا وَنَخۡلࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28,29,30,31,32. Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.

Cemal Külünkoğlu

Zeytin (ağaçları) ve hurmalıklar,

Mehmet Türk

27,28,29,30,31,32. Böylece Biz, sizin ve hayvanlarınızın yaşaması için, (yeryüzünde) tohumlar, üzümler, sebzeler, zeytinler, hurmalar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar, bitiririz.

80:30

وَحَدَآئِقَ غُلۡبࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28,29,30,31,32. Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.

Cemal Külünkoğlu

Boyları birbiriyle yarışan sık ağaçlı bahçeler,

Mehmet Türk

27,28,29,30,31,32. Böylece Biz, sizin ve hayvanlarınızın yaşaması için, (yeryüzünde) tohumlar, üzümler, sebzeler, zeytinler, hurmalar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar, bitiririz.

80:31

وَفَٰكِهَةࣰ وَأَبࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28,29,30,31,32. Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.

Cemal Külünkoğlu

Meyveler ve çayırlar (yetiştirdik).

Mehmet Türk

27,28,29,30,31,32. Böylece Biz, sizin ve hayvanlarınızın yaşaması için, (yeryüzünde) tohumlar, üzümler, sebzeler, zeytinler, hurmalar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar, bitiririz.

80:32

مَّتَٰعࣰ ا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَٰمِكُمۡ

Bayraktar Bayraklı

25,26,27,28,29,30,31,32. Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.

Cemal Külünkoğlu

(Bütün bunları) sizin ve hayvanlarınızın faydalanması için yaptık.

Mehmet Türk

27,28,29,30,31,32. Böylece Biz, sizin ve hayvanlarınızın yaşaması için, (yeryüzünde) tohumlar, üzümler, sebzeler, zeytinler, hurmalar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar, bitiririz.

80:33

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ

Bayraktar Bayraklı

Kulakları sağır eden o ses geldiğinde,

Cemal Külünkoğlu

Kulakları sağırlaştıracak o kıyamet gürültüsü geldiği zaman.

Mehmet Türk

O kulakları sağır eden (kıyamet) gürültüsü geldiğinde,

80:34

يَوۡمَ يَفِرُّ ٱلۡمَرۡءُ مِنۡ أَخِيهِ

Bayraktar Bayraklı

34,35,36. O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.

Cemal Külünkoğlu

34-35-36. O gün kişi, kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacak.

Mehmet Türk

34,35,36. İşte o gün, belirli kişiler, kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından dahi kaçar.

80:35

وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ

Bayraktar Bayraklı

34,35,36. O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.

Cemal Külünkoğlu

34-35-36. O gün kişi, kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacak.

Mehmet Türk

34,35,36. İşte o gün, belirli kişiler, kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından dahi kaçar.

80:36

وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ

Bayraktar Bayraklı

34,35,36. O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar.

Cemal Külünkoğlu

34-35-36. O gün kişi, kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacak.

Mehmet Türk

34,35,36. İşte o gün, belirli kişiler, kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından dahi kaçar.

80:37

لِكُلِّ ٱمۡرِيࣲٕ مِّنۡهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ شَأۡنࣱ يُغۡنِيهِ

Bayraktar Bayraklı

O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır.

Cemal Külünkoğlu

O gün, onlardan her birinin kendine yetecek bir derdi vardır.

Mehmet Türk

O gün, onlardan her birisinin işi başından aşkındır.

80:38

وُجُوهࣱ يَوۡمَئِذࣲ مُّسۡفِرَةࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

38,39. O gün birtakım yüzler parlak, güleç ve sevinçlidir.

Cemal Külünkoğlu

O gün birtakım yüzler vardır ki, parıldarlar,

Mehmet Türk

38,39. Ama o gün bir kısım yüzler, aydınlıktır, gülerler ve sevinirler.

80:39

ضَاحِكَةࣱ مُّسۡتَبۡشِرَةࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

38,39. O gün birtakım yüzler parlak, güleç ve sevinçlidir.

Cemal Külünkoğlu

Gülerler (ve) sevinirler.

Mehmet Türk

38,39. Ama o gün bir kısım yüzler, aydınlıktır, gülerler ve sevinirler.

80:40

وَوُجُوهࣱ يَوۡمَئِذٍ عَلَيۡهَا غَبَرَةࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

40,41,42. Yine o gün, birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kâfirlerdir, haktan sapanlardır.

Cemal Külünkoğlu

O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.

Mehmet Türk

40,41,42. Ve o gün, bir kısım yüzler de vardır ki; onlar toz-toprak içerisinde ve kapkara kesilmişlerdir. İşte onlar günâhkâr kâfirlerin ta kendisidir.

80:41

تَرۡهَقُهَا قَتَرَةٌ

Bayraktar Bayraklı

40,41,42. Yine o gün, birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kâfirlerdir, haktan sapanlardır.

Cemal Külünkoğlu

Onları karanlık ve karalık kaplayacaktır.

Mehmet Türk

40,41,42. Ve o gün, bir kısım yüzler de vardır ki; onlar toz-toprak içerisinde ve kapkara kesilmişlerdir. İşte onlar günâhkâr kâfirlerin ta kendisidir.

80:42

أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡكَفَرَةُ ٱلۡفَجَرَةُ

Bayraktar Bayraklı

40,41,42. Yine o gün, birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kâfirlerdir, haktan sapanlardır.

Cemal Külünkoğlu

İşte onlar, inkârcılardır, günaha dalanlardır.

Mehmet Türk

40,41,42. Ve o gün, bir kısım yüzler de vardır ki; onlar toz-toprak içerisinde ve kapkara kesilmişlerdir. İşte onlar günâhkâr kâfirlerin ta kendisidir.