İçeriğe atla
Untold Serenity

90. Al-Balad

The City · Mekkî · 20 âyet · Nüzul sırası 35

البلد

The Surah has been so named after the word al balad in the first verse.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

90:1

لَآ أُقۡسِمُ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3. Senin yaşamakta olduğun bu beldeye; doğurana ve doğana yemin olsun ki,

Cemal Külünkoğlu

Yemin ederim bu Beldeye (Mekke şehrine) ki (iş o inkârcıların sandığı gibi değil).

Mehmet Türk

1,2. Hayır! (Artık başka söze lüzum yok!) Şu beldeye, şu senin içerisinde oturduğun beldeye yemin ederim.

90:2

وَأَنتَ حِلُّۢ بِهَٰذَا ٱلۡبَلَدِ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3. Senin yaşamakta olduğun bu beldeye; doğurana ve doğana yemin olsun ki,

Cemal Külünkoğlu

Sen de serbestçe bu beldede yaşıyorsun.

Mehmet Türk

1,2. Hayır! (Artık başka söze lüzum yok!) Şu beldeye, şu senin içerisinde oturduğun beldeye yemin ederim.

90:3

وَوَالِدࣲ وَمَا وَلَدَ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3. Senin yaşamakta olduğun bu beldeye; doğurana ve doğana yemin olsun ki,

Cemal Külünkoğlu

Ve o babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin olsun ki,

Mehmet Türk

Ve yemin olsun babaya ve çocuğuna.

90:4

لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ فِي كَبَدٍ

Bayraktar Bayraklı

Biz, insanı zorluklar içinde yarattık.

Cemal Külünkoğlu

Biz insanı (hayatında karşılaşacağı) birtakım zorluklara, sıkıntılara dayanacak şekilde yarattık.

Mehmet Türk

Gerçekten Biz insanı, sıkıntılarla (mücadele etmesi için) yarattık.

90:5

أَيَحۡسَبُ أَن لَّن يَقۡدِرَ عَلَيۡهِ أَحَدࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

İnsan, hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

Cemal Külünkoğlu

(Hal böyleyken) o sanıyor mu ki, hiç kimse ona güç yetiremeyecektir!

Mehmet Türk

(O insan) kendisine karşı kimsenin, asla güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?

90:6

يَقُولُ أَهۡلَكۡتُ مَالࣰ ا لُّبَدًا

Bayraktar Bayraklı

6,7. “Pek çok mal harcadım” der, kimse onu görmedi mi sanıyor?

Cemal Külünkoğlu

(O insan) “Ben, yığınla servet tükettim!” diyerek övünüp duruyor.

Mehmet Türk

Ve: “Ben, yığınla mal yok ettim.” diyor.

90:7

أَيَحۡسَبُ أَن لَّمۡ يَرَهُۥٓ أَحَدٌ

Bayraktar Bayraklı

6,7. “Pek çok mal harcadım” der, kimse onu görmedi mi sanıyor?

Cemal Külünkoğlu

Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sanıyor?

Mehmet Türk

(Yoksa) kendisini bir görenin olmadığını mı zannediyor?

90:8

أَلَمۡ نَجۡعَل لَّهُۥ عَيۡنَيۡنِ

Bayraktar Bayraklı

8,9,10. Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Ona hak ve bâtıl şeklinde iki yolu göstermedik mi?

Cemal Külünkoğlu

Biz ona (görmesi için) iki göz vermedik mi?

Mehmet Türk

8,9. Biz o (insana) iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?

90:9

وَلِسَانࣰ ا وَشَفَتَيۡنِ

Bayraktar Bayraklı

8,9,10. Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Ona hak ve bâtıl şeklinde iki yolu göstermedik mi?

Cemal Külünkoğlu

(Konuşabilmesi için) bir dil ve iki dudak lütfetmedik mi?

Mehmet Türk

8,9. Biz o (insana) iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?

90:10

وَهَدَيۡنَٰهُ ٱلنَّجۡدَيۡنِ

Bayraktar Bayraklı

8,9,10. Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? Ona hak ve bâtıl şeklinde iki yolu göstermedik mi?

Cemal Külünkoğlu

Yine Biz ona (hak v e batıl, eğri ve doğru) iki yol göstermedik mi?

Mehmet Türk

Biz ona (hak ve bâtıl olmak üzere) iki yol göstermedik mi?

90:11

فَلَا ٱقۡتَحَمَ ٱلۡعَقَبَةَ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14,15,16. Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Cemal Külünkoğlu

Fakat o, sarp yokuşu aşamadı.

Mehmet Türk

Fakat o, çetin yokuşa göğüs geremedi.

90:12

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا ٱلۡعَقَبَةُ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14,15,16. Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Cemal Külünkoğlu

Bildin mi, o sarp yokuş nedir?

Mehmet Türk

Bu çetin yokuşun tam gerçekliğini sana (Allah’tan başka) kim bildirebilir ki?

90:13

فَكُّ رَقَبَةٍ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14,15,16. Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Cemal Külünkoğlu

O, köle âzad etmektir (tutsakları özgürlüğüne kavuşturmaktır).

Mehmet Türk

O, köle azat etmek,

90:14

أَوۡ إِطۡعَٰمࣱ فِي يَوۡمࣲ ذِي مَسۡغَبَةࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14,15,16. Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Cemal Külünkoğlu

Yahut kıtlık ve yokluk zamanında aç kişiyi doyurmaktır.

Mehmet Türk

14,15,16. Veya bir kıtlık gününde yakınında olan bir yetimi veya açlıktan kıvranan yoksulu doyurmak,

90:15

يَتِيمࣰ ا ذَا مَقۡرَبَةٍ

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14,15,16. Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Cemal Külünkoğlu

Yakındaki bir yetime (bakmaktır).

Mehmet Türk

14,15,16. Veya bir kıtlık gününde yakınında olan bir yetimi veya açlıktan kıvranan yoksulu doyurmak,

90:16

أَوۡ مِسۡكِينࣰ ا ذَا مَتۡرَبَةࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

11,12,13,14,15,16. Fakat insan, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Köle âzat etmektir veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut toprakta sürünen bir yoksulu doyurmaktır.

Cemal Külünkoğlu

Barınağı olmayan, ezilmiş boynu bükük bir yoksula (sahip çıkmaktır).

Mehmet Türk

14,15,16. Veya bir kıtlık gününde yakınında olan bir yetimi veya açlıktan kıvranan yoksulu doyurmak,

90:17

ثُمَّ كَانَ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡمَرۡحَمَةِ

Bayraktar Bayraklı

17,18. Sonra iman edenlerden, birbirine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağdakilerdir.

Cemal Külünkoğlu

Sonra, inananlardan ve birbirlerine sabır ve merhamet tavsiye edenlerden olmaktır.

Mehmet Türk

Sonra da îman ederek birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine merhameti öğütleyenlerden olmaktır.

90:18

أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَيۡمَنَةِ

Bayraktar Bayraklı

17,18. Sonra iman edenlerden, birbirine sabrı ve merhameti tavsiye edenlerden olmaktır. İşte bunlar sağdakilerdir.

Cemal Külünkoğlu

İşte bunlar Allah’ın emirleri doğrultusunda yaşayarak âhiret mutluluğuna erenlerdir.

Mehmet Türk

İşte bunlar, defterleri sağ tarafından verilen (şerefli) kimselerdir.

90:19

وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِنَا هُمۡ أَصۡحَٰبُ ٱلۡمَشۡـَٔمَةِ

Bayraktar Bayraklı

19,20. Âyetlerimizi inkâr edenler ise, işte onlar soldakilerdir. Cezaları, kapıları üzerine sımsıkı kapatılmış bir ateştir.

Cemal Külünkoğlu

Ayetlerimizi inkâr edenler ise, sağduyulu hareket etmeyip Allah’ın emirlerini dikkate almayarak kötülüğe batmış kimselerdir.

Mehmet Türk

Âyetlerimizi inkâr edenler ise defterleri sol taraflarından verilen (uğursuz) kimselerdir.

90:20

عَلَيۡهِمۡ نَارࣱ مُّؤۡصَدَةُۢ

Bayraktar Bayraklı

19,20. Âyetlerimizi inkâr edenler ise, işte onlar soldakilerdir. Cezaları, kapıları üzerine sımsıkı kapatılmış bir ateştir.

Cemal Külünkoğlu

Onlara (kapıları) üzerlerine (sımsıkı) kapatılacak bir ateş vardır!

Mehmet Türk

İşte onlara, (kapıları) üzerlerine kilitlenecek bir (cehennem) ateşi vardır!