İçeriğe atla
Untold Serenity

15. Al-Hijr

The Rocky Tract · Mekkî · 99 âyet · Nüzul sırası 54

الحجر

This Surah takes its name from v. 80.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

15:1

الٓرۚ تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ وَقُرۡءَانࣲ مُّبِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Elif, lâm, râ. Bunlar, kitabın ve apaçık bir Kur'ân'ın âyetleridir.

Cemal Külünkoğlu

Elif, Lâm, Râ. Bu (okuna)nlar Kitap’ın ve (her şeyi) açıklayan ve apaçık olan Kuran’ın ayetleridir.

Mehmet Türk

Elif, Lâm, Râ. İşte bunlar sana, kitabın ve (hakkı bâtıldan) ayırt edici Kur’an’ın âyetleridir.

15:2

رُّبَمَا يَوَدُّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوۡ كَانُواْ مُسۡلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

İnkâr edenler zaman zaman, “Keşke Müslüman olsaydık!” diye derin bir özlem duyarlar.

Cemal Külünkoğlu

(Kıyamet günü) inkârcılar, keşke (dünya hayatındayken) Müslüman olsaydık diyecekler.

Mehmet Türk

Öyle bir zaman gelir ki kâfirler: “Keşke Müslüman olsaydık.” diye arzu ederler.

15:3

ذَرۡهُمۡ يَأۡكُلُواْ وَيَتَمَتَّعُواْ وَيُلۡهِهِمُ ٱلۡأَمَلُۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bırak onları, yesinler, eğlensinler ve boş ümitler onları oyalayadursun. İleride yaptıklarının yanlış olduğunu bilecekler.

Cemal Külünkoğlu

(Şimdi) kendi hallerine bırak onları, yesinler, geçici hazlarla avunsunlar, ihtiraslarıyla oyalansınlar; nasıl olsa günü gelince (neyin doğru, neyin yanlış olduğunu) öğrenecekler (ama iş işten geçmiş olacak).

Mehmet Türk

Bırak onları; yesinler, eğlensinler ve (boş) ümitler onları oyalayadursun. İleride (bunların sonunun nereye varacağını) bilecekler.

15:4

وَمَآ أَهۡلَكۡنَا مِن قَرۡيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابࣱ مَّعۡلُومࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Biz, hiçbir toplumu ilâhî kitaptan haberdar kılmadan helâk etmedik.

Cemal Külünkoğlu

Biz, hiçbir memleketi/toplumu, (önceden) bütünüyle bilinip anlaşılan ilahi bir kelama (ilahi yasalara) muhatap etmeden helak etmedik.

Mehmet Türk

Biz hiç bir ülkeyi (Bizce) bilinen bir yazgısı olmaksızın helak etmedik.

15:5

مَّا تَسۡبِقُ مِنۡ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسۡتَـٔۡخِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Hiçbir millet, kendi ecelini ne ileri alabilir ne de geciktirebilir.

Cemal Külünkoğlu

Hiçbir ümmet kendisi için (Allah tarafından) belirlenmiş ecelinin ne önüne geçebilir ne de ondan geri kalabilir.

Mehmet Türk

Hiç bir ümmet ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

15:6

وَقَالُواْ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِي نُزِّلَ عَلَيۡهِ ٱلذِّكۡرُ إِنَّكَ لَمَجۡنُونࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: “Ey kendisine Kur'ân indirilen! Sen mutlaka bir delisin.”

Cemal Külünkoğlu

6-7.(Müşrikler) dediler ki: “Ey kendisine zikir indirilen kimse, sen kesinlikle bir delisin! Eğer doğru sözlü isen bize melekleri getirsene!”

Mehmet Türk

O (kâfirler): “Ey kendisine kitap indirilen (Muhammed) sen kesinlikle mecnunsun.” dediler.

15:7

لَّوۡمَا تَأۡتِينَا بِٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Doğru sözlülerden isen, bize melekleri getirsene!”

Cemal Külünkoğlu

6-7.(Müşrikler) dediler ki: “Ey kendisine zikir indirilen kimse, sen kesinlikle bir delisin! Eğer doğru sözlü isen bize melekleri getirsene!”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Eğer doğrulardansan, (haydi) bize melekleri getirsene!” dediler.

15:8

مَا نُنَزِّلُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَمَا كَانُوٓاْ إِذࣰ ا مُّنظَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Biz melekleri ancak bir amaç için indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.

Cemal Külünkoğlu

Oysa biz melekleri ancak bir hak (ve hikmet gereği) indiririz, o zaman da onlara mühlet verilmez (gerekli azaba çarpılırlar).

Mehmet Türk

Biz melekleri, ancak (îman etmeyerek azabı) hak edenler için indiririz. O zaman da onlara asla göz açtırılmaz.

15:9

إِنَّا نَحۡنُ نَزَّلۡنَا ٱلذِّكۡرَ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kur'ân'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz Zikri (İlahi öğretiyi, evrensel yasaları) Biz indirdik ve onu koruyacak olan da Biziz.

Mehmet Türk

Şüphesiz zikir (olan Kur’an’ı) kesinlikle Biz indirdik ve elbette onu (her türlü tehlikeden) yine, Biz koruyacağız.

15:10

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ فِي شِيَعِ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki senden önce gelip geçmiş topluluklar arasından peygamberler gönderdik.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Andolsun ki, senden önceki topluluklara da elçiler gönderdik.

Mehmet Türk

Yemin olsun Biz senden önce gelip-geçen topluluklar içerisinden de (elçiler) gönderdik.

15:11

وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, gelen peygamberi mutlaka alaya alırlardı.

Cemal Külünkoğlu

Onlara hiçbir peygamber gelmedi ki, onunla alay etmesinler.

Mehmet Türk

Ama onlar kendilerine gelen her Peygamberle, kesinlikle alay ediyorlardı.

15:12

كَذَٰلِكَ نَسۡلُكُهُۥ فِي قُلُوبِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Böylece biz de o alayı suçluların kalplerine sokarız.

Cemal Külünkoğlu

Böylece biz, (mesajımızdan yana bu alaycı tutumu) o günaha gömülüp gitmiş olan kimselerin kalplerine sokarız.

Mehmet Türk

Böylece Biz de o (alaycılığı) günâhkâr (kâfirlerin) ahlâkı haline getiriyorduk.

15:13

لَا يُؤۡمِنُونَ بِهِۦ وَقَدۡ خَلَتۡ سُنَّةُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Geçmişteki milletlerin durumu ortada iken, yine de ona inanmazlar.

Cemal Külünkoğlu

(Böylece) geçmiş ümmetlerin başlarına gelen felaketler ibret teşkil ettiği halde onlar yine de inanmazlar.

Mehmet Türk

O (kâfirler,) kendilerinden öncekilerin başlarına gelenleri bildikleri halde, (Kur’an)’a inanmazlar.

15:14

وَلَوۡ فَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَابࣰ ا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَظَلُّواْ فِيهِ يَعۡرُجُونَ

Bayraktar Bayraklı

14,15. Onlara gökten bir kapı açsaydık da oraya çıkmaya koyulsalardı; “şüphesiz ki gözlerimiz döndü; hayır, büyüye uğramış bir topluluk olduk” derlerdi.

Cemal Külünkoğlu

14-15.Hatta o inkârcılara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar yine: “Gözlerimiz hayal görüyor, herhalde birileri (bize) sihir yaptı” derler.

Mehmet Türk

Hatta onların üzerlerine gökten bir kapı açsak ve onlar oradan yukarı yükselseler,

15:15

لَقَالُوٓاْ إِنَّمَا سُكِّرَتۡ أَبۡصَٰرُنَا بَلۡ نَحۡنُ قَوۡمࣱ مَّسۡحُورُونَ

Bayraktar Bayraklı

14,15. Onlara gökten bir kapı açsaydık da oraya çıkmaya koyulsalardı; “şüphesiz ki gözlerimiz döndü; hayır, büyüye uğramış bir topluluk olduk” derlerdi.

Cemal Külünkoğlu

14-15.Hatta o inkârcılara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar yine: “Gözlerimiz hayal görüyor, herhalde birileri (bize) sihir yaptı” derler.

Mehmet Türk

(O zaman da): “kesinlikle gözlerimizi boyadılar, belki de biz büyülenmiş bir topluluğuz.” derler.

15:16

وَلَقَدۡ جَعَلۡنَا فِي ٱلسَّمَآءِ بُرُوجࣰ ا وَزَيَّنَّٰهَا لِلنَّٰظِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Gerçekten de biz gökyüzüne büyük takımyıldızları/burçlar serpiştirdik ve onları seyredenler için süsleyip bezedik.

Cemal Külünkoğlu

16-17.Andolsun ki, biz gökyüzüne burçlar (yıldız kümeleri) serpiştirdik ve onları (ibret nazarıyla) bakanlar için süsledik. Biz onları kovulmuş her şeytandan koruduk (oraya yaklaşamazlar).

Mehmet Türk

Yemin olsun (bir de) Biz, gökte burçlar yarattıkve o (göğü) seyredenler için süsledik.

15:17

وَحَفِظۡنَٰهَا مِن كُلِّ شَيۡطَٰنࣲ رَّجِيمٍ

Bayraktar Bayraklı

Onu kovulmuş her türlü şeytana karşı koruduk.

Cemal Külünkoğlu

16-17.Andolsun ki, biz gökyüzüne burçlar (yıldız kümeleri) serpiştirdik ve onları (ibret nazarıyla) bakanlar için süsledik. Biz onları kovulmuş her şeytandan koruduk (oraya yaklaşamazlar).

Mehmet Türk

Ve onu bütün lânetlenmiş şeytanlardan koruduk.

15:18

إِلَّا مَنِ ٱسۡتَرَقَ ٱلسَّمۡعَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابࣱ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Ancak, kulak hırsızlığına kalkışan olursa, onun peşine de parlak bir ateş alevi takılır.

Cemal Külünkoğlu

Ancak (göğün sırlarını çalmak için) dinleme hırsızlığına yeltenen biri olursa onu (akıp yakan) parlak ışıklı bir alev kovalar.

Mehmet Türk

Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir ateş izler.

15:19

وَٱلۡأَرۡضَ مَدَدۡنَٰهَا وَأَلۡقَيۡنَا فِيهَا رَوَٰسِيَ وَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ شَيۡءࣲ مَّوۡزُونࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar diktik ve orada her şeyi ölçülü bitirdik.

Cemal Külünkoğlu

Yeryüzünü yayıp üzerine yerinden oynatılmaz dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.

Mehmet Türk

Yeryüzünü de enine boyuna döşedik, onda sâbit dağlar yarattık ve orada her türlü ürünü ölçülü bir şekilde yetiştirdik.

15:20

وَجَعَلۡنَا لَكُمۡ فِيهَا مَعَٰيِشَ وَمَن لَّسۡتُمۡ لَهُۥ بِرَٰزِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Orada hem sizin için hem de sizin rızık veremeyeceğiniz varlıklar için geçimlikler var ettik.

Cemal Külünkoğlu

Ve yine orada hem sizin için hem de rızkı size bağlı olmayan öteki bütün canlılar için geçim imkânları yarattık.

Mehmet Türk

Ve orada sizlere de sizin doyurmak zorunda olmadığınız kimselere de rızıklar yarattık.

15:21

وَإِن مِّن شَيۡءٍ إِلَّا عِندَنَا خَزَآئِنُهُۥ وَمَا نُنَزِّلُهُۥٓ إِلَّا بِقَدَرࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Katımızda hazineleri olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak bilinen bir ölçüye göre indiririz.

Cemal Külünkoğlu

Evrende kaynağı kudretimizde olmayan hiçbir şey yoktur. Ve biz her şeyi belirli bir ölçüye göre indiririz.

Mehmet Türk

Kesinlikle her şeyin hazineleri Bizim katımızdadır ve onun miktarını belirleyerek, sadece Biz indiririz.

15:22

وَأَرۡسَلۡنَا ٱلرِّيَٰحَ لَوَٰقِحَ فَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ فَأَسۡقَيۡنَٰكُمُوهُ وَمَآ أَنتُمۡ لَهُۥ بِخَٰزِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Biz, rüzgârları dölleyici olarak gönderdik ve böylece gökten su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa, siz o suyu depolayamazdınız.

Cemal Külünkoğlu

Biz (bitki ve bulutlar için) rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik, gökten su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.

Mehmet Türk

Ve rüzgârları aşılayıcı olarak gönderip, (bulutları aşılayarak) gökten su indirdik ve sizleri onunla suladık. (Böyle yapmasaydık) siz o (suyu) koruyamazdınız.

15:23

وَإِنَّا لَنَحۡنُ نُحۡيِۦ وَنُمِيتُ وَنَحۡنُ ٱلۡوَٰرِثُونَ

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu biz diriltiriz, öldürürüz ve hepsinin vârisi biz kalırız.

Cemal Külünkoğlu

Ve muhakkak ki, hayatı bahşeden de ölüme hükmeden de biziz. (Fani olan her şey göçüp gittikten sonra) her şeyin sahibi olarak kalacak olan yine biziz!

Mehmet Türk

Şüphesiz, yaşatan da öldüren de kesinlikle Biziz ve bâkî kalan da sadece Biziz.

15:24

وَلَقَدۡ عَلِمۡنَا ٱلۡمُسۡتَقۡدِمِينَ مِنكُمۡ وَلَقَدۡ عَلِمۡنَا ٱلۡمُسۡتَـٔۡخِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun biz sizden önce gelip geçenleri de biliriz; geri kalanları da biliriz.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da.

Mehmet Türk

Yemin olsun Biz, (her konuda) sizden ileri gidenleri de geride kalanları da biliriz.

15:25

وَإِنَّ رَبَّكَ هُوَ يَحۡشُرُهُمۡۚ إِنَّهُۥ حَكِيمٌ عَلِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz, Rabbin onları toplayacaktır. Çünkü O, işini yerli yerince yapan, her şeyi bilendir.

Cemal Külünkoğlu

Hiç kuşkusuz senin Rabbin, onları (diriltip) mahşerde bir araya getirecektir. Gerçekten O, hüküm ve hikmet sahibidir ve (her şeyi) hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

Ve (kıyamette) onları sadece senin Rabbin toplayacaktır. Gerçekten O, hüküm (ve hikmet) sahibidir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.

15:26

وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن صَلۡصَٰلࣲ مِّنۡ حَمَإࣲ مَّسۡنُونࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Andolsun biz insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, biz (ilk) insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık.

Mehmet Türk

Yemin olsun, Biz (ilk) insanı kuru çamurdan şekil verilmiş bir balçıktan yarattık.

15:27

وَٱلۡجَآنَّ خَلَقۡنَٰهُ مِن قَبۡلُ مِن نَّارِ ٱلسَّمُومِ

Bayraktar Bayraklı

Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.

Cemal Külünkoğlu

Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık.

Mehmet Türk

Ve cinleri de (insanlardan) önce kavurucu ateşten yarattık.

15:28

وَإِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَٰٓئِكَةِ إِنِّي خَٰلِقُۢ بَشَرࣰ ا مِّن صَلۡصَٰلࣲ مِّنۡ حَمَإࣲ مَّسۡنُونࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Hani Rabbin meleklere demişti ki: “Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım.”

Cemal Külünkoğlu

28-29.Hani Rabbin, meleklere (şöyle demişti:) “Ben kuru çamurdan, şekillenmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Ona belirli bir biçim verip de ruhumdan üflediğim zaman onun önünde secdeye kapanın!”

Mehmet Türk

Rabbin meleklere: “Ben, kuru çamurdan şekil verilmiş balçıktan bir beşer yaratacağım...”

15:29

فَإِذَا سَوَّيۡتُهُۥ وَنَفَخۡتُ فِيهِ مِن رُّوحِي فَقَعُواْ لَهُۥ سَٰجِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!”

Cemal Külünkoğlu

28-29.Hani Rabbin, meleklere (şöyle demişti:) “Ben kuru çamurdan, şekillenmiş balçıktan bir insan yaratacağım. Ona belirli bir biçim verip de ruhumdan üflediğim zaman onun önünde secdeye kapanın!”

Mehmet Türk

“...Ona biçim verdiğimde ve ona rûhumdan üfürdüğümde hemen ona secde edin.” deyince;

15:30

فَسَجَدَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ كُلُّهُمۡ أَجۡمَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler.

Cemal Külünkoğlu

30-31.Bunun üzerine İblis hariç bütün melekler secdeye kapandılar. O ise kibirlenip, secde edenler arasında yer almadı.

Mehmet Türk

30,31. Hemen bütün melekler hep birden secde etti, ancak İblis secde edenlerle birlikte (secde etmekten) kaçındı.

15:31

إِلَّآ إِبۡلِيسَ أَبَىٰٓ أَن يَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

Fakat İblîs hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.

Cemal Külünkoğlu

30-31.Bunun üzerine İblis hariç bütün melekler secdeye kapandılar. O ise kibirlenip, secde edenler arasında yer almadı.

Mehmet Türk

30,31. Hemen bütün melekler hep birden secde etti, ancak İblis secde edenlerle birlikte (secde etmekten) kaçındı.

15:32

قَالَ يَٰٓإِبۡلِيسُ مَا لَكَ أَلَّا تَكُونَ مَعَ ٱلسَّٰجِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, “Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmayışının sebebi nedir?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Allah:) “Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmamandaki maksadın nedir?” diye sordu.

Mehmet Türk

(Allah, iblise): “Ey İblis! Seni secde eden (melek)lerle beraber olmaktan alıkoyan şey nedir?” buyurdu.

15:33

قَالَ لَمۡ أَكُن لِّأَسۡجُدَ لِبَشَرٍ خَلَقۡتَهُۥ مِن صَلۡصَٰلࣲ مِّنۡ حَمَإࣲ مَّسۡنُونࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

İblis, “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim” dedi.

Cemal Külünkoğlu

İblis dedi ki: “Benim, kuru bir çamurdan, şekillenmiş balçıktan yarattığın bir varlığın önünde saygı ile eğilmem bana yakışık almaz.”

Mehmet Türk

(İblis): “Ben kuru çamurdan, şekil verilmiş balçıktan yarattığın beşere secde edemem.” dedi.

15:34

قَالَ فَٱخۡرُجۡ مِنۡهَا فَإِنَّكَ رَجِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah şöyle buyurdu: “Öyle ise oradan çık! Artık kovuldun!”

Cemal Külünkoğlu

(Allah) şöyle buyurdu: “Öyle ise oradan çık, git! Artık kovuldun!

Mehmet Türk

(Allah iblise): “Öyleyse derhal o (cennet)ten çık, çünkü sen kovuldun...”

15:35

وَإِنَّ عَلَيۡكَ ٱللَّعۡنَةَ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلدِّينِ

Bayraktar Bayraklı

“Muhakkak ki kıyamet gününe kadar lanet senin üzerine olacaktır.”

Cemal Külünkoğlu

Ve bil ki, hesap gününe kadar lanetim üzerinde olacak!”

Mehmet Türk

“...ve şüphesiz, kıyamete kadar lânet senin üzerine olsun.” buyurdu.

15:36

قَالَ رَبِّ فَأَنظِرۡنِيٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ

Bayraktar Bayraklı

İblis, “Ey Rabbim! Öyle ise, öldükten sonra dirilme gününe kadar bana mühlet ver!” dedi.

Cemal Külünkoğlu

İblis: “Ey Rabbim, o halde insanların tekrar dirilecekleri güne kadar bana yaşama süresi tanı” dedi.

Mehmet Türk

(İblis): “Ey Rabbim! Öyleyse o (insanların) dirileceği güne kadar bana süre tanı.” dedi.

15:37

قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلۡمُنظَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

37,38. Allah, “Sen bilinen bir vakte kadar kendilerine mühlet verilenlerdensin” buyurdu.

Cemal Külünkoğlu

37-38.(Allah) buyurdu ki: “Öyleyse, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen (kıyamet) gün (ün)e kadar mühlet verilenlerdensin.”

Mehmet Türk

(Allah, iblise): “Öyleyse, sen (kendisine) süre tanınanlardansın.” buyurdu.

15:38

إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡوَقۡتِ ٱلۡمَعۡلُومِ

Bayraktar Bayraklı

37,38. Allah, “Sen bilinen bir vakte kadar kendilerine mühlet verilenlerdensin” buyurdu.

Cemal Külünkoğlu

37-38.(Allah) buyurdu ki: “Öyleyse, sen vakti (yalnızca benim tarafımdan) bilinen (kıyamet) gün (ün)e kadar mühlet verilenlerdensin.”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Bilinen gün gelene kadar.” buyurdu.

15:39

قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغۡوَيۡتَنِي لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَأُغۡوِيَنَّهُمۡ أَجۡمَعِينَ

Bayraktar Bayraklı

39,40. İblis dedi ki: “Ey Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara kötü davranışları süsleyeceğim ve ihlâslı kulların hariç onların hepsini mutlaka azdıracağım!”

Cemal Külünkoğlu

(İblis) dedi ki: “Ey Rabbim! (Yaptığım saygısızlık yüzünden) beni azdırmana karşılık, Andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim ve onların hepsini azdıracağım.

Mehmet Türk

(İblis): “Ey Rabbim! Beni azdırman sebebiyle, ben de yeryüzünü onlara, çekici göstereceğim ve kesinlikle onların tümünü azdıracağım...”

15:40

إِلَّا عِبَادَكَ مِنۡهُمُ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Bayraktar Bayraklı

39,40. İblis dedi ki: “Ey Rabbim! Beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara kötü davranışları süsleyeceğim ve ihlâslı kulların hariç onların hepsini mutlaka azdıracağım!”

Cemal Külünkoğlu

Ancak içlerinden (sana yürekten bağlanan) kulların hariç.

Mehmet Türk

“...Ancak onlardan has kulların bunun dışındadır.” dedi.

15:41

قَالَ هَٰذَا صِرَٰطٌ عَلَيَّ مُسۡتَقِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Allah şöyle buyurdu: “Benim doğru yolum budur.”

Cemal Külünkoğlu

(Allah) şöyle buyurdu: “(Bu bahsettiğin samimi kullarımın izlediği yol var ya,) işte dosdoğru yol budur.”

Mehmet Türk

(Allah, iblise): “İşte benim (doğruluğunu) garanti ettiğim hak yol, şudur;”

15:42

إِنَّ عِبَادِي لَيۡسَ لَكَ عَلَيۡهِمۡ سُلۡطَٰنٌ إِلَّا مَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡغَاوِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Şüphesiz, senin, kullarım üzerinde bir hakimiyetin yoktur. Ancak, azgınlardan sana uyanlar müstesna.”

Cemal Külünkoğlu

(Bilesin ki) sana uyan azgınlar dışında, kullarım üzerinde senin hiçbir hâkimiyetin olmayacaktır.”

Mehmet Türk

“...(zâten) kesinlikle azgınlardan sana uyanlar dışında senin, Benim has kullarım üzerinde hiç bir hâkimiyetin yoktur...”

15:43

وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمَوۡعِدُهُمۡ أَجۡمَعِينَ

Bayraktar Bayraklı

Muhakkak cehennem, onların hepsine vaad olunan yerdir.

Cemal Külünkoğlu

“Ve (senin peşinden gidecek olanların) hepsinin varacağı yer, kesinlikle cehennem olacaktır!”

Mehmet Türk

“...Ve şüphesiz, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir.” buyurdu.

15:44

لَهَا سَبۡعَةُ أَبۡوَٰبࣲ لِّكُلِّ بَابࣲ مِّنۡهُمۡ جُزۡءࣱ مَّقۡسُومٌ

Bayraktar Bayraklı

Cehennemin yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı için birer grup ayrılmıştır.

Cemal Külünkoğlu

O (cehennem)in yedi kapısı/tabakası vardır. Onlardan her bir tabakasında da o (şeytana uyanlardan günahlarına göre) yerleştirilmiş gruplar vardır.

Mehmet Türk

O (cehennem)in yedi tabakası ve her bir tabakasında da o (şeytana uyanlardan) yerleştirilmiş gruplar vardır.

15:45

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونٍ

Bayraktar Bayraklı

Takvâ sahipleri, elbette cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan kimseler, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.

Mehmet Türk

Allah’tan hakkıyla sakınanlar, kesinlikle cennetlerde ve pınar başlarındadırlar.

15:46

ٱدۡخُلُوهَا بِسَلَٰمٍ ءَامِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Oraya esenlik ve emniyetle giriniz!

Cemal Külünkoğlu

O (cennete ehil ola)nlara: “Esenlikle ve güven içinde oraya giriniz” denecektir.

Mehmet Türk

(Onlara): “Oraya kendinizden emin bir şekilde, esenlikle girin.” denilir.

15:47

وَنَزَعۡنَا مَا فِي صُدُورِهِم مِّنۡ غِلٍّ إِخۡوَٰنًا عَلَىٰ سُرُرࣲ مُّتَقَٰبِلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.

Cemal Külünkoğlu

Biz, onların kalplerindeki kini söküp atmışızdır. Onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.

Mehmet Türk

Onlar kardeşler olarak tahtlar üzerinde yüz yüze muhabbet ederlerken, (Biz de onların) gönüllerindeki kinleri söker atarız.

15:48

لَا يَمَسُّهُمۡ فِيهَا نَصَبࣱ وَمَا هُم مِّنۡهَا بِمُخۡرَجِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmayacak ve onlar oradan çıkarılmayacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Onlar orada bıkkınlık hissetmezler, oradan çıkarılmaları da söz konusu değildir.

Mehmet Türk

Onlara, orada hiç bir yorgunluk dokunmayacak ve onlar oradan kesinlikle çıkarılmayacaklardır.

15:49

۞نَبِّئۡ عِبَادِيٓ أَنِّيٓ أَنَا ٱلۡغَفُورُ ٱلرَّحِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Kullarıma, benim çok bağışlayıcı ve merhamet sahibi olduğumu haber ver!

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Kullarıma, benim çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici olduğumu haber ver.

Mehmet Türk

49,50. (Ey Muhammed!): “Kullarıma, gerçek bağışlayanın, merhamet edenin Ben olduğumu ve azabımın da; kesinlikle en acıklı azap olduğunu” haber ver.

15:50

وَأَنَّ عَذَابِي هُوَ ٱلۡعَذَابُ ٱلۡأَلِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Benim azabımın elem verici bir azap olduğunu da bildir!

Cemal Külünkoğlu

(Bununla beraber kullarıma) azabımın da çok acıklı bir azap olduğunu bildir.

Mehmet Türk

49,50. (Ey Muhammed!): “Kullarıma, gerçek bağışlayanın, merhamet edenin Ben olduğumu ve azabımın da; kesinlikle en acıklı azap olduğunu” haber ver.

15:51

وَنَبِّئۡهُمۡ عَن ضَيۡفِ إِبۡرَٰهِيمَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara İbrâhim'in misafirlerinden de haber ver!

Cemal Külünkoğlu

Onlara İbrahîm’in misafirlerinden de haber ver.

Mehmet Türk

(Bir de) Onlara İbrahim’in misafirlerinden bahset.

15:52

إِذۡ دَخَلُواْ عَلَيۡهِ فَقَالُواْ سَلَٰمࣰ ا قَالَ إِنَّا مِنكُمۡ وَجِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onun yanına girdikleri zaman, “Selâm” dediler. İbrâhim, “Biz sizden çekiniyoruz” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Hani, onun yanına geldiklerinde: “Sana selam olsun!” dediler de o da onlara: “Biz sizden korkuyoruz!” diye cevap verdi.

Mehmet Türk

(O misafir melekler İbrahim’in) yanına girince: “Allah’ın selâmı üzerine olsun.” dediler. O da: “Biz, sizden gerçekten korkuyoruz.” dedi.

15:53

قَالُواْ لَا تَوۡجَلۡ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ عَلِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: “Korkma, biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz.”

Cemal Külünkoğlu

“Korkma! Biz sana, bilgin bir erkek evlat müjdeliyoruz!” dediler.

Mehmet Türk

(Melekler): “Korkma, biz sana bilgin bir oğlun (olacağını) müjdeliyoruz.” dediler.

15:54

قَالَ أَبَشَّرۡتُمُونِي عَلَىٰٓ أَن مَّسَّنِيَ ٱلۡكِبَرُ فَبِمَ تُبَشِّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

İbrâhim, “Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

İbrahîm: “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? O halde neye dayanarak müjde veriyorsunuz?” dedi.

Mehmet Türk

(İbrahim): “Beni ihtiyarlığımda (bir oğulla) mı müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelediğinizin (farkında mısınız?)” dedi.

15:55

قَالُواْ بَشَّرۡنَٰكَ بِٱلۡحَقِّ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلۡقَٰنِطِينَ

Bayraktar Bayraklı

Melekler, “Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma!” dediler.

Cemal Külünkoğlu

“Sana bu müjdeyi gerçeğe dayanarak veriyoruz, sakın umutsuzlardan olma!” dediler.

Mehmet Türk

(Melekler): “Seni kesinlikle doğru bir şeyle müjdeledik, öyleyse sakın umut kesenlerden olma.” dediler.

15:56

قَالَ وَمَن يَقۡنَطُ مِن رَّحۡمَةِ رَبِّهِۦٓ إِلَّا ٱلضَّآلُّونَ

Bayraktar Bayraklı

İbrâhim, “Rabbinin rahmetinden sapıklardan başka kim ümit keser?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(İbrahîm) dedi ki: “Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?”

Mehmet Türk

(İbrahim): “Rabbinin rahmetinden, sapıtanlardan başka kim umut keser ki?” dedi.

15:57

قَالَ فَمَا خَطۡبُكُمۡ أَيُّهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

İbrâhim, “Ey elçiler! Başka ne işiniz var?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(İbrahîm onların melek olduğunu anlayınca:) “Ey Elçiler! Göreviniz nedir?” diye sordu.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Ey elçiler! O halde sizin asıl göreviniz nedir?” dedi.

15:58

قَالُوٓاْ إِنَّآ أُرۡسِلۡنَآ إِلَىٰ قَوۡمࣲ مُّجۡرِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: “Biz, suçlu bir topluma gönderildik.”

Cemal Külünkoğlu

Onlar: “Biz, suçlu bir topluluğu cezalandırmak için gönderildik;

Mehmet Türk

(Melekler): “Gerçekten biz, suçlu bir toplumu cezâlandırmak için gönderildik.” dediler.

15:59

إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ إِنَّا لَمُنَجُّوهُمۡ أَجۡمَعِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Ancak Lût ailesi hariç, inananların hepsini kurtaracağız.”

Cemal Külünkoğlu

Yalnız Lut’un ailesi müstesna; onların hepsini kurtaracağız.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Ancak Lût ailesi bunun dışındadır. Biz onların tamamını kesinlikle (azaptan) kurtaracağız...” dediler.

15:60

إِلَّا ٱمۡرَأَتَهُۥ قَدَّرۡنَآ إِنَّهَا لَمِنَ ٱلۡغَٰبِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Lût'un karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.”

Cemal Külünkoğlu

Ama karısını değil. Zira eşinin (yaptıkları yüzünden) suçlularla beraber kalmasını gerekli gördük” dediler.

Mehmet Türk

Ama karısı (bunun) dışındadır. Çünkü: onun helâk edilenlerle birlikte (yok edilmesini), uygun gördük.

15:61

فَلَمَّا جَآءَ ءَالَ لُوطٍ ٱلۡمُرۡسَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Elçiler Lût ailesine gelince,

Cemal Külünkoğlu

61-62.Nihâyet elçiler Lût ailesine geldiğinde, (Lût onlara:) “Doğrusu siz (buralarda pek) tanınmamış kimselersiniz.” dedi.

Mehmet Türk

Elçiler Lût ailesine gelince;

15:62

قَالَ إِنَّكُمۡ قَوۡمࣱ مُّنكَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Lût onlara, “Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz” dedi.

Cemal Külünkoğlu

61-62.Nihâyet elçiler Lût ailesine geldiğinde, (Lût onlara:) “Doğrusu siz (buralarda pek) tanınmamış kimselersiniz.” dedi.

Mehmet Türk

(Lût): “Siz gerçekten tanınmayan bir topluluksunuz.” dedi.

15:63

قَالُواْ بَلۡ جِئۡنَٰكَ بِمَا كَانُواْ فِيهِ يَمۡتَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: “Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi getirdik.”

Cemal Külünkoğlu

(Onlar da) dediler ki: “Evet, biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.

Mehmet Türk

(Melekler): “Bilakis biz sana onların şüphe edip durdukları (azabı) haber vermeye geldik...”

15:64

وَأَتَيۡنَٰكَ بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّا لَصَٰدِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz.”

Cemal Külünkoğlu

Ve sana (gerçekleşmesi kaçınılmaz olan) hakkı getirdik. Kuşku yok ki, biz doğruyu söylüyoruz.

Mehmet Türk

“...Biz sana Hakk(ın emrin)i getirdik ve şüphesiz biz doğru söylüyoruz...”

15:65

فَأَسۡرِ بِأَهۡلِكَ بِقِطۡعࣲ مِّنَ ٱلَّيۡلِ وَٱتَّبِعۡ أَدۡبَٰرَهُمۡ وَلَا يَلۡتَفِتۡ مِنكُمۡ أَحَدࣱ وَٱمۡضُواْ حَيۡثُ تُؤۡمَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından yürü! Sizden hiç kimse, sakın dönüp de arkasına bakmasın; istenen yere gidiniz.”

Cemal Külünkoğlu

Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından git. Sizden hiç kimse arkasına bakmasın. Emrolunduğunuz yere (doğru) gidin.”

Mehmet Türk

“…derhal gecenin karanlığında, ailenle birlikte yola çık, onları arkalarından takip et, hiç biriniz de (sakın) arkasına dönüp bakmasın ve sadece size emredilen yere gidin.” dediler.

15:66

وَقَضَيۡنَآ إِلَيۡهِ ذَٰلِكَ ٱلۡأَمۡرَ أَنَّ دَابِرَ هَٰٓؤُلَآءِ مَقۡطُوعࣱ مُّصۡبِحِينَ

Bayraktar Bayraklı

Lût'a şu hükmümüzü vahyettik: “Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır.”

Cemal Külünkoğlu

Ona şu durumu kesin olarak bildirdik: “Sabaha çıkarken onların kökü kesilmiş olacaktır.”

Mehmet Türk

Ve (Lût’a): “Sabaha karşı mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır.” emrini vahyettik.

15:67

وَجَآءَ أَهۡلُ ٱلۡمَدِينَةِ يَسۡتَبۡشِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şehir halkı, birbirlerini kutlayarak geldiler.

Cemal Külünkoğlu

Bu arada, (Sodom) şehrinin (sapık) halkı (misafirlere zarar vermek için) sevinerek (Lut’un evine) geldiler.

Mehmet Türk

(Melekler Lût’a gelince) şehrin halkı birbirlerini müjdeleyerek geldi(ler).

15:68

قَالَ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ ضَيۡفِي فَلَا تَفۡضَحُونِ

Bayraktar Bayraklı

Lût onlara, “Bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni utandırmayınız!”

Cemal Külünkoğlu

(Lut şöyle) seslendi: “Bakın, bunlar benim konuklarımdır, sakın beni utandırmayın!

Mehmet Türk

(Lût onlara): “Bunlar benim misafirimdir, sakın beni (onlara) rezil etmeyin” dedi.

15:69

وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَلَا تُخۡزُونِ

Bayraktar Bayraklı

“Allah'tan sakının, beni rezil etmeyin!” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Allah’a karşı gelmekten sakının, beni rezil etmeyin!” dedi.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Allah’tan korkun ve beni küçük düşürmeyin.” (dedi.)

15:70

قَالُوٓاْ أَوَلَمۡ نَنۡهَكَ عَنِ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine onlar da, “Biz seni başkalarının işine karışmaktan men etmemiş miydik?” dediler.

Cemal Külünkoğlu

Onlar: “Biz seni insanlarla ilgilenmekten menetmemiş miydik” dediler.

Mehmet Türk

(Şehrin halkı): “Biz sana misafir kabul etmeyi yasaklamamış mıydık?” dediler.

15:71

قَالَ هَٰٓؤُلَآءِ بَنَاتِيٓ إِن كُنتُمۡ فَٰعِلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Lût, “Eğer düşündüğünüzü yapacaksanız, işte kızlarım, onlarla evlenin!” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Lût:) “Eğer bir şey yapacaksanız, işte size kızlarım (onlarla sizi nikâhlayayım)!” dedi.

Mehmet Türk

(Lût): “Eğer (bir şey) yapmak istiyorsanız, işte şu (ümmetimin) kızları(nı nikâhlayın).” dedi.

15:72

لَعَمۡرُكَ إِنَّهُمۡ لَفِي سَكۡرَتِهِمۡ يَعۡمَهُونَ

Bayraktar Bayraklı

Senin ömrüne andolsun ki onlar, sarhoşluklarının içinde bocalıyorlardı.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Hayatın hakkı için doğrusu onlar (şehvetten) gözleri dönmüş hâlde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Ömrüne yemin ederim ki, gerçekten onlar, sarhoşlukları içerisinde ne halt ettiklerini bilmiyorlardı.

15:73

فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ مُشۡرِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.

Cemal Külünkoğlu

Ve derken güneşin doğuşu sırasında, onları korkunç bir ses yakalayıverdi.

Mehmet Türk

Tan yeri ağarırken onları o korkunç ses yakalayıverdi.

15:74

فَجَعَلۡنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِمۡ حِجَارَةࣰ مِّن سِجِّيلٍ

Bayraktar Bayraklı

Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Cemal Külünkoğlu

Ve bir anda (yaşadıkları yerin) üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Mehmet Türk

Anında (o memleketin) üstünü altına çevirdik ve üzerine pişirilmiş taşları (yağmur gibi) yağdırdık.

15:75

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّلۡمُتَوَسِّمِينَ

Bayraktar Bayraklı

İşte bunda feraset/güçlü anlayış sahipleri için işaretler vardır.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz, bütün bunlarda, (kavrama kabiliyeti olan) düşünceli kimseler için alınacak nice dersler vardır.

Mehmet Türk

Elbette, bunda feraset sahipleri için ibretler vardır.

15:76

وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلࣲ مُّقِيمٍ

Bayraktar Bayraklı

Onlar hâlâ gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.

Cemal Külünkoğlu

Bu (beldenin yıkıntıları) hâlâ (herkesin çok rahat görebileceği) işlek olan bir yol üzerindedir.

Mehmet Türk

O (helâk olan şehir) gerçekten yol(unuzun) üstünde (hâlâ) durmaktadır.

15:77

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Hakikaten bunda iman edenler için büyük bir ders vardır.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.

Mehmet Türk

Elbette, bunda gerçekten îman edenlere ibret(ler) vardır.

15:78

وَإِن كَانَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡأَيۡكَةِ لَظَٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Eyke halkı da gerçekten zâlim idiler.

Cemal Külünkoğlu

(Şuayb’ın kavmi olan) Eyke halkı da doğrusu, ıslah olmaz zalim kimselerdi.

Mehmet Türk

Eyke’liler de gerçekten zâlimlerdendi.

15:79

فَٱنتَقَمۡنَا مِنۡهُمۡ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامࣲ مُّبِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Biz onlardan da intikam aldık. İkisi de açık bir yol üzerindedir.

Cemal Külünkoğlu

Onlardan intikam aldık (Sodom ve Eyke halklarına hak ettikleri cezayı verdik). Bu her ikisi de (Lût kavminin yaşadığı Sodom ile Şuayip kavminin yaşadığı Eyke herkesin görebileceği uğrak) apaçık bir yol üzerindedir.

Mehmet Türk

Bundan dolayı Biz de onlardan intikam aldık. (Helâk edilen) her iki şehir de açıkça (gözler) ön(ün)dedir.

15:80

وَلَقَدۡ كَذَّبَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡحِجۡرِ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki (benzer biçimde Salih’in gönderildiği Semud kavmi olan), Hicr halkı da (bizim) gönderdiğimiz (peygamberleri) yalanlamışlardı.

Mehmet Türk

Yemin olsun (daha önce) Hicrliler de (kendilerine gönderilen) Peygamberleri yalanladılar.

15:81

وَءَاتَيۡنَٰهُمۡ ءَايَٰتِنَا فَكَانُواْ عَنۡهَا مُعۡرِضِينَ

Bayraktar Bayraklı

Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat onlar yüz çevirmişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

Halbuki biz onlara ayetlerimizi (mucizelerimizi) vermiştik de (onlar) yine de yüz çevirmişlerdi.

Mehmet Türk

Biz onlara âyetlerimizi gönderir göndermez onlar, ondan yüz çevirdiler.

15:82

وَكَانُواْ يَنۡحِتُونَ مِنَ ٱلۡجِبَالِ بُيُوتًا ءَامِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, dağlardan emniyet içinde kalacakları evler oyarlardı.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar tehlikelere karşı kendilerini korumak için) dağları oyup güya güvenli köşkler yapıyorlardı.

Mehmet Türk

Onlar, dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.

15:83

فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ مُصۡبِحِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakaladı.

Cemal Külünkoğlu

Onları da sabaha girerlerken, (yaptıkları yüzünden) korkunç bir gürültü yakalayıverdi.

Mehmet Türk

Derken, onları sabahleyin dayanılmaz bir çığlık yakalayıverdi.

15:84

فَمَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kazandıkları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı.

Cemal Külünkoğlu

Yaptıkları şeylerin (oydukları köşklerin) onlara hiçbir faydası olmadı.

Mehmet Türk

(Buna rağmen) kazandıkları şeyler, onlara hiçbir fayda vermedi.

15:85

وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَآ إِلَّا بِٱلۡحَقِّۗ وَإِنَّ ٱلسَّاعَةَ لَأٓتِيَةࣱۖ فَٱصۡفَحِ ٱلصَّفۡحَ ٱلۡجَمِيلَ

Bayraktar Bayraklı

Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları bir amaç için yarattık. O saat de mutlaka gelecektir. Şimdi sen onlara karşı iyice tedbirli ol!

Cemal Külünkoğlu

Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri, gerçek bir gaye ve hikmetle yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. O halde onların küstahlıklarını soylu bir umursamazlıkla karşıla!

Mehmet Türk

Biz gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakileri şaşmaz (kural)larla yarattık. Şüphesiz kıyametin vakti de yaklaşmaktadır. (Ey Muhammed!) Şimdi sen (onlara) yumuşak davran ve güzel muamele et.

15:86

إِنَّ رَبَّكَ هُوَ ٱلۡخَلَّٰقُ ٱلۡعَلِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz Rabbin her şeyi yaratan ve her şeyi bilendir.

Cemal Külünkoğlu

Şüphe yok ki Rabbin, her şeyi yaratandır ve her şeyi bilendir.

Mehmet Türk

Çünkü Rabbin her şeyi hakkıyla bilerek en mükemmel (şekilde) yaratandır.

15:87

وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَٰكَ سَبۡعࣰ ا مِّنَ ٱلۡمَثَانِي وَٱلۡقُرۡءَانَ ٱلۡعَظِيمَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve yüce Kur'ân'ı verdik.

Cemal Külünkoğlu

Gerçekten sana sürekli tekrarlanan yedi ayeti ve yüce Kur’an’ı verdik.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Yemin olsun, sana yedi mûcizeyi ve şu büyük Kur’an’ı verdik.

15:88

لَا تَمُدَّنَّ عَيۡنَيۡكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعۡنَا بِهِۦٓ أَزۡوَٰجࣰ ا مِّنۡهُمۡ وَلَا تَحۡزَنۡ عَلَيۡهِمۡ وَٱخۡفِضۡ جَنَاحَكَ لِلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sakın onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünya nimetine göz dikme, onlardan dolayı üzülme ve müminlere alçak gönüllü ol!

Cemal Külünkoğlu

İnkârcılardan bazılarına verdiğimiz (dünyalık) zenginliklere gözün kalmasın! Ve (inanmıyorlar diye) onlar için üzülme! İnananlara kol kanat ger (onlara karşı mütevazı ol, kendilerini himayene al).

Mehmet Türk

Sakın o (kâfirlerden) bazılarına bol bol verdiğimiz dünya nîmetlerine gözünü dikme ve bundan dolayı da üzülme. Sen sadece Mü’minlere, (şefkat) kanadını ger.

15:89

وَقُلۡ إِنِّيٓ أَنَا ٱلنَّذِيرُ ٱلۡمُبِينُ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.”

Cemal Külünkoğlu

“Gerçekten ben, apaçık bir uyarıcıyım” de!

Mehmet Türk

89,90. Ve tıpkı (kitaplarını işlerine geldiği gibi) kısımlara ayıranlara indirdiğimiz (uyarıcılar) gibi: “Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.” de.

15:90

كَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَى ٱلۡمُقۡتَسِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Nitekim biz, bölücülere azabı indirmişizdir.”

Cemal Külünkoğlu

Nitekim kendi kitaplarını parçalara ayıran (bir kısmını geçerli bir kısmını geçersiz sayan Yahudi ve Hristiyan)lara indirdiğimiz gibi (vahyi sana biz indirdik)!

Mehmet Türk

89,90. Ve tıpkı (kitaplarını işlerine geldiği gibi) kısımlara ayıranlara indirdiğimiz (uyarıcılar) gibi: “Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.” de.

15:91

ٱلَّذِينَ جَعَلُواْ ٱلۡقُرۡءَانَ عِضِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, Kur'ân'ı bölüp ayıranlardır.

Cemal Külünkoğlu

Onlar ki, (bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr ederek) Kur’an’ın ayetleri arasında da ayırım gözettiler.

Mehmet Türk

O Kur’an’ı (işlerine geldiği şekilde) kısımlara ayıranlara gelince,

15:92

فَوَرَبِّكَ لَنَسۡـَٔلَنَّهُمۡ أَجۡمَعِينَ

Bayraktar Bayraklı

92,93. “Rabbin hakkı için, mutlaka onların hepsini yaptıklarından dolayı sorguya çekeceğiz.”

Cemal Külünkoğlu

Rabbin hakkı için, onların tümünü muhakkak sorguya çekeceğiz.

Mehmet Türk

Rabbine yemin olsun ki onların tümüne (bunun) hesabını soracağız.

15:93

عَمَّا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

92,93. “Rabbin hakkı için, mutlaka onların hepsini yaptıklarından dolayı sorguya çekeceğiz.”

Cemal Külünkoğlu

Onları yaptıkları işlerden sorumlu tutacağız.

Mehmet Türk

(Yani) yapıp durdukları şeylerin.

15:94

فَٱصۡدَعۡ بِمَا تُؤۡمَرُ وَأَعۡرِضۡ عَنِ ٱلۡمُشۡرِكِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah'a ortak koşanlardan yüz çevir!”

Cemal Külünkoğlu

Artık sen, sana emredilen şeyi açıkla ve müşriklerden yüz çevir (onlara itibar etme)!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) öyleyse sen emrolun-duğun şeyi açıkça ilan et ve müşriklerden uzak dur.

15:95

إِنَّا كَفَيۡنَٰكَ ٱلۡمُسۡتَهۡزِءِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Seninle alay edip, ilâhî mesajı küçümseyenlere karşı biz sana yeteriz.”

Cemal Külünkoğlu

(Seninle ve sana vahyedilenlerle) alay edenlere karşı biz sana yeteriz.

Mehmet Türk

Şüphesiz alay edenlere karşı Biz sana yeteriz.

15:96

ٱلَّذِينَ يَجۡعَلُونَ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَۚ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Onlar Allah ile beraber başka bir tanrı edinenlerdir. Yakında gerçeği bileceklerdir.”

Cemal Külünkoğlu

Onlar ki, Allah’la beraber başka tanrısal güçlerin de varlığını benimsiyorlar. (Gerçeğin ne olduğunu) yakında bilecekler.

Mehmet Türk

Ki onlar, Allah ile beraber başka ilâhlar ediniyorlar. Ama onlar, (bunun ne demek olduğunu) yakında öğrenecekler.

15:97

وَلَقَدۡ نَعۡلَمُ أَنَّكَ يَضِيقُ صَدۡرُكَ بِمَا يَقُولُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Andolsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı senin canının sıkıldığını biliyoruz.”

Cemal Külünkoğlu

Söyledikleri (karalayıcı) şeylerden ötürü kalbinin daraldığını kuşkusuz biz biliyoruz.

Mehmet Türk

Yemin olsun, onların söyledikleri şeylerden dolayı senin göğsünün daraldığını Biz, çok iyi biliyoruz.

15:98

فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ وَكُن مِّنَ ٱلسَّٰجِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Sen şimdi Rabbini hamd ile tesbîh et ve secde edenlerden ol!”

Cemal Külünkoğlu

Şimdi sen Rabbinin yüceliğini, sınırsız kudret ve kemalini övgüyle an ve sadece O’na secde edenlerden ol!

Mehmet Türk

Sen Rabbini hamd ile (sürekli olarak) an ve (Ona) secde edenlerden ol.

15:99

وَٱعۡبُدۡ رَبَّكَ حَتَّىٰ يَأۡتِيَكَ ٱلۡيَقِينُ

Bayraktar Bayraklı

“Sana yakîn/kesin bilgi ya da ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et!”

Cemal Külünkoğlu

Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et!

Mehmet Türk

Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine kulluğa (devam) et.