Allah'ın emri gelmiştir. Artık onu istemekte acele etmeyiniz! Allah, onların koştukları ortaklardan uzaktır, yücedir.
Cemal Külünkoğlu
Allah’ın (kıyamet ve azapla ilgili) emri mutlaka gelip çatacaktır. Artık onun gelmesini çabuklaştırmak istemeyin! Allah, müşriklerin koştuğu ortaklardan uzaktır, yücedir.
Mehmet Türk
Allah’ın (kâfirlere helâk) emri (O ne zaman dilerse o zaman) gelir, onu (beklemekte) acele etmeyin. Allah onların kendisine ortak koştukları şeylerden çok uzak ve pek yücedir.
Allah kendi emri ile melekleri, vahiy ile dilediği kuluna indirir. Şu temel ilkeyi onlara gönderir: “Benden başka tanrı olmadığına dair uyarıda bulunun ve benden sakınınız!”.
Cemal Külünkoğlu
(Allah) kullarından dilediğine: “Benden başka ilah yoktur. Öyleyse bana karşı gelmekten sakının!” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren ruh ile melekleri gönderir.
Mehmet Türk
(Allah) “tek ilâh Benim, Benden hakkıyla korkun” uyarısını (insanlara) söylesinler diye, kullarından dilediklerine, kendi katından (bazı) melekleri, vahiy ile indirir.
Hayvanlar, kendi kendinize zor varacağınız şehirlere ağırlıklarınızı taşırlar. Doğrusu Rabbiniz affedicidir; merhamet sahibidir.
Cemal Külünkoğlu
(Onlardan bazıları) ağırlıklarınızı sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Hiç kuşkusuz Rabbiniz pek şefkatlidir, çok merhametlidir.
Mehmet Türk
(O hayvanlar) meşakkat çekerek gideceğiniz memleketlere, sizin bedenlerinizi (zahmetsizce) taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok şefkatli, pek merhametlidir.
Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve süs için yarattı. Bilmediğiniz nice şeyler yaratmaktadır.
Cemal Külünkoğlu
(Allah) atları, katırları, eşekleri hem kendilerine binmeniz için hem de süs hayvanı olarak yarattı. O sizin bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratmaktadır.
Mehmet Türk
(Allah) atları, katırları ve eşekleri binek ve süs hayvanı olarak yarattı. O sizin bilmediğiniz daha nice şeyler de yaratıyor.
Yolun doğrusu Allah'ındır. Yolun eğrisi de vardır. O, dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.
Cemal Külünkoğlu
Doğru yolu bildirmek Allah’a aittir. Ama o yoldan sapan da vardır. Allah dileseydi (doğru yolu bulmayı iradenize bırakmasaydı), hepinizi doğru yola iletirdi.
Mehmet Türk
Hak yolu göstermek (sadece) Allah’a aittir. O (yolların) eğrisi de vardır. Eğer (Allah) dileseydi sizin hepinizi birden hak yola, ulaştırırdı.
Allah, o su ile size ekinler, zeytinler ve hurma ağaçları, bağlar ve her türlü ürünü yetiştirir. Düşünen topluma bunda ders vardır.
Cemal Külünkoğlu
Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ibret vardır.
Mehmet Türk
(Allah onunla) sizin için ekin(ler), zeytin(ler), hurmalıklar, üzümler ve türlü türlü meyveler yetiştirir. Şüphesiz bunda, düşünen bir topluluk için mûcize(ler) vardır.
Geceyi, gündüzü, güneşi, ayı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar onun buyruğuna boyun eğmektedir. Aklını kullananlara bunda dersler vardır.
Cemal Külünkoğlu
O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını işleten bir toplum için deliller vardır.
Mehmet Türk
(Allah) geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da Onun (koyduğu kurallarla) emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için mûcizeler vardır.
Yeryüzünde rengârenk şeyleri de sizin için yaratmıştır. Öğüt alacak topluma bunda ders vardır.
Cemal Külünkoğlu
Ve sizin için yeryüzünde yarattığı rengârenk (güzel) şeyler vardır. İşte bunlarda da ibret almasını bilen kimseler için elbette çıkarılacak bir ders vardır.
Mehmet Türk
(Allah’ın) yeryüzünde sizin için yarattığı rengârenk bitkilerde de düşünen bir toplum için gerçekten mûcize(ler) vardır.
Taze et yemeniz, takındığınız süsleri elde etmeniz, Allah'ın bol nimetlerinden faydalanmanız ve şükretmeniz için gemilerin de yara yara gittiğini gördüğün denize boyun eğdiren de O'dur.
Cemal Külünkoğlu
O, yemeniz için taze et (su ürünü), takınmanız için değerli taşlar çıkarasınız diye denizi emrinize verendir. Gemilerin orada suyu yararak gittiğini görürsün. (Bütün bunlar Allah’ın) lütfundan nasip arayasınız ve O’na şükredesiniz diyedir.
Mehmet Türk
Denizi de ondan taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyaları (olan inciler) çıkarmanız için, sizin emrinize veren O (Allah’tır). Gemilerin orada (Allah’ın) lütfundan rızık aramanız için (suları) yararak yüzdüğünü görüyorsun. (Şimdi) belki şükredersiniz.
15,16. Sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar, ırmaklar ve doğru yolda olasınız diye yollar ve işaretler yerleştirdi. Onlar yıldızlarla da yol bulurlar.
Cemal Külünkoğlu
(Allah,) yeryüzünde sarsılmayasınız diye sağlam dağlar, yolunuzu şaşırmayasınız diye nehirler ve yollar ve nice işaretler meydana getirdi.
Mehmet Türk
(Ve yine Allah) sizi sarsmaması için yeryüzüne sâbit dağlar ve yolunuzu bulasınız diye de nehirler ve yollar yarattı.
16:16
وَعَلَٰمَٰتࣲۚ وَبِٱلنَّجۡمِ هُمۡ يَهۡتَدُونَ
Bayraktar Bayraklı
15,16. Sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar, ırmaklar ve doğru yolda olasınız diye yollar ve işaretler yerleştirdi. Onlar yıldızlarla da yol bulurlar.
Cemal Külünkoğlu
(Allah) daha nice alâmetler/işaretler yaratmıştır. (Özellikle denizde veya çölde geceleyin) yıldızlar sayesinde yollarını bulabilirler.
Mehmet Türk
Ve (daha birçok) işaretler (yarattı. Hatta geceleyin) o (insanlar) o (yıldızlarla da) yol bulurlar.
Tanrınız tek bir tanrıdır. Ama, âhirete inanmayanların kalpleri inkâr etmektedir. Onlar büyüklük taslarlar.
Cemal Külünkoğlu
Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Fakat ahirete inanmayanların kalpleri bu gerçeği inkâr eder. Onlar, büyüklük taslayan (Allah’ın birliğini ve ahirete imanı gururlarına yediremeyen)lerdir.
Mehmet Türk
(Ey insanlar!) Sizin ilâhınız, tek olan ilâhtır. Âhirete inanmayanların kalpleri ise, kendilerini büyük gördüklerinden dolayı, inkârcıdır.
Kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak taşımaları ve bilgisizce saptırmakta oldukları kimselerin günahlarından da bir kısmını yüklenmeleri için öyle derler. Bak ki yüklenecekleri şey ne kötüdür!
Cemal Külünkoğlu
Böylece kıyamet günü hem kendi günahlarını tümü ile hem de bilgisizce sapıklığa sürükledikleri kimselerin günahlarının bir bölümünü yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri şey ne kötüdür!
Mehmet Türk
(İşte bu yüzden) kıyamet gününde hem kendi günâhlarının hem de körü körüne saptırdıkları kimselerin günâhlarının tümünü birden yüklenirler. Şunu iyi bilin ki; onların yüklendikleri ne kötü (yüktür.)
Onlardan öncekiler de peygamberlere hile yapmışlardı. Sonunda Allah da onların binalarını temellerinden söktü, tavan da tepelerine çöktü. Bu azap onlara, fark edemedikleri bir yerden gelmişti.
Cemal Külünkoğlu
Onlardan öncekiler de (peygamberlerine) hile ve tuzak kurmuşlardı. Bunun üzerine Allah, binalarını temellerinden yıkmıştı da üstlerindeki tavan tepelerine çökmüştü. Azap onlara hiç fark edemedikleri yerden gelmişti.
Mehmet Türk
Onlardan öncekiler de (kendilerine göre) tuzaklar kurmuşlardı. (Sonunda) Allah(ın helâk) emri onların ummadıkları bir yerden, yani binalarının temellerinden gelince, üstlerindeki tavan(ları) tepelerine çöküverdi.
Sonra kıyamet gününde Allah onları rezil eder ve der ki: “Kendileri hakkında müminlere düşman kesildiğiniz, bana isnat ettiğiniz ortaklarım nerede?” Kendilerine ilim verilmiş olanlar derler ki: “Şüphesiz bugün rezillik ve kötülük kâfirleredir.”
Cemal Külünkoğlu
Sonra, kıyamet günü (Allah) onları rezil edecek ve diyecek ki: “Kendileri için (inanan kullarımla) kavga çıkarıp ayrılığa düştüğünüz ortaklarım nerede?” (Kendilerine) ilim verilen (mü’min)ler de şöyle diyecekler: “Şüphesiz bugün rezillik, aşağılık ve kötülük inkârcıların üzerinedir.”
Mehmet Türk
Sonra (Allah) kıyamet günü onları rezil edecek ve: “Uğrunda (inananlara) düşman kesildiğiniz ortaklarım hani (şimdi) nerede?” diyecek. Kendilerine ilim verilenler de: “gerçekten bugün (tüm) rezillik ve kötülük (sadece) kâfirlere aittir” diyecekler.
Kendilerine zulmederlerken, meleklerin canlarını aldıkları kimseler, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” diyerek teslim olurlar. Melekler onlara şöyle der: “Hayır, Allah, sizin yaptıklarınızı çok iyi bilendir.”
Cemal Külünkoğlu
(Allah’a karşı gelerek işledikleri günahlar yüzünden) kendilerine zulmederken (ansızın) meleklerin canlarını aldıkları inkârcılar: “Biz hiçbir kötülük yapmamıştık” diyerek (ölüm meleklerine) kolayca teslim olurlar. Hayır, öyle değil. Allah sizin neler yaptıklarınızı çok iyi bilmektedir.
Mehmet Türk
Melekler, (kâfir olarak) kendi kendilerine zulmedenlerin canlarını alırlarken, onlar: “(aslında) biz kötü bir şey yapmıyorduk” diyerek Müslüman olmak isteyecekler. (Melekler de onlara): “Asla! Allah, sizin neler yaptığınızı kesinlikle çok iyi bilir...” (diyecekler.)
Sakınanlara, “Rabbiniz ne indirdi?” dendiğinde, “iyilik” derler. Bu dünyada iyi davranışlara iyilik vardır. Âhiret yurdu ise daha iyidir. Sakınanların yurdu ne güzeldir!
Cemal Külünkoğlu
Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlara: “Rabbiniz ne indirdi?” diye sorulduğunda: “İyilik indirdi” derler. Bu dünyada, iyi davrananlar iyilik görürler. Ahiret ise onlar için daha hayırlıdır. Allah’ın emirlerine uyanların yurdu gerçekten de ne güzeldir.
Mehmet Türk
(Allah’tan hakkıyla) sakınanlara da: “Rabbiniz ne indirdi?” denilince, onlar: “İyilik” dediler. Bu dünyada Allah’ı görüyormuş gibi ibâdet edenlere iyilik vardır. Âhiret yurdu ise daha da hayırlıdır. (Allah’tan hakkıyla) sakınanların yurdu ne güzeldir.
Onlar, içinden ırmaklar akan dâimî mutluluk cennetlerine girerler. Orada diledikleri her şey vardır. İşte Allah, sakınanları böyle ödüllendirir.
Cemal Külünkoğlu
Onların girecekleri yer, altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada diledikleri her şey kendilerine verilir. İşte Allah emirlerine uygun yaşayanları böyle ödüllendirir.
Mehmet Türk
(Onların) girecekleri yer, zemîninden ırmaklar akan, içerisinde diledikleri her şeyin bulunduğu, Adn cennetleridir. İşte Allah, (kendisinden hakkıyla) sakınanları böyle ödüllendirir.
Melekler, iyi insanlar olarak canlarını aldığı kimselere, “Size selâm olsun! Yapmış olduğunuza karşılık cennete giriniz” derler.
Cemal Külünkoğlu
Bunlar, meleklerin iyi insanlar olarak canlarını aldıkları kimselerdir. (Melekler onlara:) “Selam üzerinize olsun, yapmış olduğunuz iyiliklerin karşılığı olarak cennete giriniz” derler.
Mehmet Türk
Melekler canlarını güzellikle aldıkları (mü’minlere ise): “Allah’ın selâmı üzerinize olsun, yaptığınız kulluğunuza karşılık olmak üzere, (buyurun) cennete girin.” diyecekler.
İlle kendilerine meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin buyruğunun gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de öyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Cemal Külünkoğlu
(O inkârcılar) yalnızca meleklerin kendilerine gelmesini ya da Rabbinin nihai yargısının (azap emrinin) gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan önce gelip geçen toplumlar da böyle yapmışlardı. Allah (hak etmiş oldukları cezayı vermekle) onlara zulmetmedi, fakat onlar (bile bile kötülüğü tercih ederek) kendilerine zulmettiler.
Mehmet Türk
(O kâfirler) kendilerine meleklerin (canlarını almak için) gelmesinden veya Rabbinin (helâk) emrinin ulaşmasından başka bir şey mi bekliyorlar? Zâten onlardan öncekiler de öyle yapmıştı. Allah onlara asla zulmetmedi, fakat onlar (kâfirlik yaparak) kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Allah'a ortak koşanlar, “Allah dileseydi ne biz ne de atalarımız, O'ndan başka bir şeye tapmazdık ve O'nsuz hiçbir şeyi haram kılmazdık” dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen, yalnız açıkça tebliğ etmek değil midir?
Cemal Külünkoğlu
Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de yasaklamazdık.” Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı (kendi suçlarını Allah’a yüklemişlerdi). Peygamberlere düşen, açık bir tebliğden başkası değildir.
Mehmet Türk
Müşrikler: “Eğer Allah dileseydi, biz de atalarımız da Onun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik ve (hatta) Onun (emri) dışında hiç bir şeyi de yasaklamazdık.” dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde Peygamberlere düşen, kesinlikle apaçık bir tebliğ değil mi?
Andolsun ki biz, “Allah'a kulluk ediniz ve tâğûttan sakınınız!” diye her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. Yeryüzünde geziniz de görünüz, inkâr edenlerin sonu nasıl olmuştur.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki biz her topluma: “(Yalnızca) Allah’a kulluk edin, tağûta (şirk ve zulüm sistemini kurumsallaştırmaya çalışan zalim ve inkârcılara) kulluk etmekten sakının” diyen bir elçi gönderdik. (Onların) kimini Allah (iyi niyet ve gayretlerine göre) doğru yola iletti, kimi de (inatları yüzünden) sapıklığı hak etti. Yeryüzünde geziniz de (ayetlerimizi) yalanlayanların sonunun ne olduğunu görünüz!
Mehmet Türk
Yemin olsun ki Biz her ümmete: “Sadece Allah’a kulluk edin ve tağuttan kaçının.” (diye uyaran) bir Peygamber gönderdik. Böylece o (ümmetlerden) kimine Allah hak yolu nasip etti, kimi de sapkınlığı hak etti. Yeryüzünde dolaşın ve (Peygamberleri) yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün.
Rasûlüm, sen onların hidayete ermesine çok düşkünlük göstersen de, bil ki Allah'ın saptırdığı kimseyi kimse hidayete erdiremez. Onların yardımcıları da yoktur.
Cemal Külünkoğlu
Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah (kötü niyet ve eylemlerinden dolayı) sapıklıkta bırakacağı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Sen, onların doğru yolu bulmalarını son derece istesen de kesinlikle Allah sapkınlıkta bırakacağı kimseleri (dilemezse) hak yola ulaştırmaz. Onların (âhirette kendilerini azaptan kurtaracak) yardımcıları da yoktur.
“Ölen kimseyi Allah'ın diriltemeyeceği” üzerine bütün güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, Allah buna gerçekten söz vermiştir. Fakat insanların çoğu bilmezler.
Cemal Külünkoğlu
Onlar: “Ölen kimseyi Allah tekrar diriltmez” diyerek olanca güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hâlbuki bu ölüleri diriltmek, Allah’ın kendi üzerine aldığı bir vaadidir. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler.
Mehmet Türk
(Kâfirler) olanca güçleriyle: “Allah, öleni asla diriltmez.” diye yemin edip duruyorlar. Hayır! (Bilakis ölüleri diriltmek) Onun verdiği gerçek bir sözdür, ancak insanların birçoğu bunu bilmezler.
Çünkü, hakkında ayrılığa düştükleri şeyi onlara Allah anlatacak ve inkârcılar da yalancı olduklarını bileceklerdir.
Cemal Külünkoğlu
Görüş ayrılığına düştükleri konular (Allah tarafından) açıklığa kavuşturulsun ve inkârcılar, yalan söylediklerini öğrensinler diye (Allah onları diriltilecektir).
Mehmet Türk
(Allah ölüleri); hakkında (mü’minlerle) ihtilâf ettikleri şeyi(n doğrusunu) onlara açıklamak ve kâfirlerin gerçek yalancılar olduklarını kendilerine bildirmek için (mutlaka diriltecektir.)
Zulme uğratıldıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, onları dünyada güzel bir şekilde yerleştireceğiz. Eğer bilirlerse, âhiretin ödülü elbette daha büyüktür.
Cemal Külünkoğlu
Haksızlığa uğradıktan sonra Allah yolunda zulüm diyarını terk edenlere gelince; kesinlikle onları dünyada güzel bir yere yerleştireceğiz. Ama onların ahiretteki mükâfatı çok daha büyük olacaktır. (İman etmeyenler) keşke bunu bilselerdi.
Mehmet Türk
Zulme uğratıldıktan sonra Allah yolunda hicret edenleri, şüphesiz dünyada güzel bir yere yerleştireceğiz; (onların) âhiret mükâfatları ise çok daha büyüktür. (Ah o kâfirler) bunu bir bilselerdi!
Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, Kur'ân'ı bilenlere sorunuz!
Cemal Külünkoğlu
(Ey Resul!) Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını (peygamber olarak) göndermedik. Eğer bunu bilmiyorsanız, zikir ehline sorun!
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Biz, senden önce de ancak (senin gibi) kendilerine vahyettiğimiz erkek (kimse)leri, elçi olarak gönderdik. (Ey kâfirler!) Eğer bunu bilmiyorsanız, bilenlere sorun.
Apaçık mucizelerle ve kitaplarla gönderildiler. Kendilerine indirileni insanlara açıklaman için ve düşünsünler diye, sana da bu Kur'ân'ı indirdik.
Cemal Külünkoğlu
(O Peygamberleri) apaçık mucizelerle ve sayfalarla/kitaplarla (gönderdik). Ve biz sana da bu uyarıcı kitabı indirdik ki, kendilerine indirilen (ayetler)i insanlara açıklayasın ve belki onlar da bu sayede düşünürler.
Mehmet Türk
(O Peygamberleri) açık mûcizeler ve yazılmış kitaplarla (gönderdik). Sana da insanlara indirilen (emir ve yasakları) belki düşünürler diye açıklaman için Kur’an’ı indirdik.
45,46. Tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmeyeceğinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden veya onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar Allah'ı âciz bırakacak değillerdir.
Cemal Külünkoğlu
Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular?
Mehmet Türk
(Müslümanlara) sinsice iğrenç tuzaklar kuranlar, Allah’ın kendilerini yerin dibine geçirmesinden veya bilemeyecekleri bir yerden kendilerine helâkin gelmesinden hiç emin olabilirler mi?
45,46. Tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmeyeceğinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden veya onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar Allah'ı âciz bırakacak değillerdir.
Cemal Külünkoğlu
Yahut dönüp dolaşırlarken (azabın) kendilerini yakalamasına karşı (korunabileceklerine dair bir yerlerden garanti mi aldılar)? Onlar, Allah’ı âciz bırakacak değillerdir.
Mehmet Türk
Yahut onlar (rızık için) dolaşıp dururlarken (hiç helâkin) kendilerini yakalayıvermesinden... (eminler mi?) Ve onlar (Allah’ı) asla âciz bırakamazlar.
Yoksa Allah'ın kendilerini yavaş yavaş tüketerek cezalandırmayacağından emin mi oldular ? Şüphesiz Rabbin affedicidir; merhamet sahibidir.
Cemal Külünkoğlu
Ya da ilahi azabın, korkulu bir bekleyiş içindeyken başlarına gelmeyeceğinden emin midirler? (Eğer akıllarını başlarına alarak tevbe ederlerse bilsinler ki) kuşkusuz sizin Rabbiniz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Mehmet Türk
Veya (hiç helâkin) onlara yurtlarına (başkalarının) saldırması şeklinde gelivermesinden (eminler mi?) Şüphesiz Rabbin, gerçekten şefkatlidir, çok merhametlidir.
Kâfirler Allah'ın yarattığı varlıkları görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah'ın iradesine boyun eğip kendi içyapılarında hareket edip dönerek Allah'a saygı ile yere kapanmaktadırlar.
Cemal Külünkoğlu
(İnkârcılar) Allah’ın yarattığı nesneleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri (bile Allah’ın kudretine) bütünüyle boyun eğerek Allah’a secde eder olduğu halde sağda ve solda yer değiştirir(ler).
Mehmet Türk
(Kâfirler) çevrelerinde farkına bile varmadıkları, Allah’ın yarattığı, gölgeleri sağdan sola Allah’a secde ederek dönen varlıklara, hiç bakmıyorlar mı?
Göklerde ve yerde ne varsa, O'nundur; kalıcı ve sürekli olan din de yalnız O'nundur. “O halde Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz?”
Cemal Külünkoğlu
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi ancak O’nundur. (O halde) kulluk ve itaat de daima O’na olmalıdır. Hal böyleyken, yine de Allah’tan başkasından mı sakınıyor (da Allah’ın emirlerini ciddiye almıyor)sunuz?
Mehmet Türk
(Ey kâfirler!) Göklerde ve yerde bulunan her şey Onun iken, din de sadece Ona ait iken, (hâlâ) Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?
Sonra da sizden o zararı giderdiğinde, içinizden bir grup hemen Rabblerine ortak koşarlar.
Cemal Külünkoğlu
Arkasından sıkıntınızı giderince, içinizden bazıları hemen Rablerine ortak koşarlar (Allah’tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yükleyerek onlardan yardım beklerler).
Mehmet Türk
Arkasından da (Allah) sizden sıkıntıyı kaldırınca, bir de bakarsınız ki içinizden bir kısmı, hemen Rablerine eş koşuyorlar.
Kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için böyle yaptılar. O halde bir süre daha faydalanınız, fakat yakında hakikati bileceksiniz.
Cemal Külünkoğlu
(Böyle yapmaları) kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etmelerindendir. O halde bir süre daha (dünyalıklardan) faydalanın bakalım; yakında başınıza gelecekleri göreceksiniz!
Mehmet Türk
(Onlar, bunu) kendilerine verdiğimiz (nîmetlere karşı) nankörlük etmek için (yaparlar). (Ey kâfirler! Dünya nîmetleri ile biraz) oyalanın (bakalım) yakında gerçeği öğreneceksiniz.
Kendilerine verdiğimiz rızıktan, ne olduğunu bilmedikleri tanrılarına pay ayırırlar. Allah'a yemin olsun ki, uydurup durduğunuz şeylerden, mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Cemal Külünkoğlu
Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah’a Andolsun ki, uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Mehmet Türk
(Müşrikler bir de) kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, ne olduklarını bile bilmedikleri (putlarına) pay ayırıyorlar. (Ey müşrikler!) Allah’a yemin olsun ki, Allah’a karşı uydurduklarınızdan dolayı mutlaka hesaba çekileceksiniz.
Onlar, kızların Allah'a ait olduğunu iddia ediyorlar. Hâşâ! Allah bundan uzaktır. Beğendikleri de kendilerinin oluyor.
Cemal Külünkoğlu
(Onlar,) kızları Allah’a nispet ediyorlar. Hâşâ! O, bundan (çocuğu olmaktan) münezzehtir. Hoşlandıkları (erkek çocukları)nı ise kendilerine yakıştırıyorlar.
Mehmet Türk
(Bir de beğenmedikleri) kızları, şânı yüce olan Allah’a ait görüyorlar. Beğendikleri (erkek çocukları)nı ise kendileri (alıyorlar).
Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakınız ki verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!
Cemal Külünkoğlu
Kendisine verilen kötü müjde yüzünden halktan gizlenmeye çalışır. Aşağılanmaya katlanarak onu alıkoysun mu, yoksa toprağa mı gömsün diye düşünür. Baksana, ne kötü hüküm veriyorlar!
Mehmet Türk
...kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı insanlardan gizlenir. (Şimdi ne yapsın?) Onu, utanarak yanında mı tutsun, yoksa toprağa gömerek öldürsün mü? Şunu iyi bilin ki, onların verdikleri hüküm çok kötüdür.
Eğer Allah, zulümlerinden dolayı insanları hemen cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat, onları belli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.
Cemal Külünkoğlu
Eğer Allah, insanları (bu dünyada) yaptıkları kötülüklerden dolayı hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.
Mehmet Türk
Eğer Allah, insanları zulümleri sebebiyle hesaba çekecek olsaydı, yeryüzünde hareket eden tek canlı bile bırakmazdı. Fakat O, onlara belirli bir sürenin sonuna kadar mühlet verir. Ecelleri gelince onlar, o (süreyi) bir an bile erteleyemedikleri gibi öne de alamazlar.
Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a mal ediyorlar. En güzel şeylerin de kendilerine ait olduğunu söylüyorlar. Şüphesiz, onlara ateş vardır ve onlar ateşte terk olunacaklardır.
Cemal Külünkoğlu
Onlar, hoşlanmadıklarını Allah’a mal ederler. Dilleri de güzel şeylerin kendilerinde olduğunu yalan yere söyler durur. Oysa hiç kuşku yok ki onların yeri cehennemdir, oraya en önde gireceklerdir.
Mehmet Türk
Onlar beğenmedikleri şeyleri, Allah’a yakıştırıyorlar, dilleri de en güzel şeylerin kendilerinde olduğu yalanını, söyleyip duruyor. Şüphesiz cehennem, onlar içindir ve (cehenneme) ilk önce giren, kesinlikle onlar olacaktır.
Allah'a andolsun ki, senden önceki topluluklara da peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini süslü gösterdi. Bugün de onların dostudur. Onlar için elem verici bir azap vardır.
Cemal Külünkoğlu
Allah’a Andolsun ki, senden önce de çeşitli ümmetlere peygamberler gönderdik. Şeytan onlara yaptıkları kötülükleri güzel gösterdi. O, bugün de onların (inkârcıların) dostudur. Onlar için acıklı bir azap vardır.
Mehmet Türk
Allah’a yemin olsun ki Biz, senden önceki ümmetlere (Peygamberler) gönderdik, şeytan ise onlara yaptıkları şeyleri süslü gösterdi. İşte o gün de onların dostu, o (şeytandır) ve onlar için acıklı bir azap vardır.
Şüphesiz sizin için hayvanlarda da büyük bir ders vardır. Karınlarındaki fışkı ile kan arasından gelen, içenlerin boğazından kolayca geçen hâlis bir süt içiriyoruz size.
Cemal Külünkoğlu
Sizin için süt veren hayvanlarda da bir ibret vardır. Onların karınlarındaki (fışkı) posa ile kan arasından size halis ve tatlı içimli bir besin kaynağı olan sütü içiririz.
Mehmet Türk
Sizin için, karınlarındaki sindirilmiş gıdalar ile kan arasından, içimi kolay, halis bir süt (yaratarak) içirdiğimiz hayvanlarda da elbette (Allah’ın kudretine işaret eden) ibretler vardır.
Hurma ağacının ve üzümlerin ürünlerinden sarhoşluk veren içecek ve güzel rızık elde edersiniz. Aklını kullanan toplum için bunda bir işaret vardır.
Cemal Külünkoğlu
Ve hurma ağaçlarının ve asmaların ürününden hem sarhoşluk veren (zararlı) içkiler, hem de güzel, temiz rızıklar elde edersiniz. İşte bunda da aklını kullanan kimseler için bir ders vardır.
Mehmet Türk
Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvelerinden de hem içki, hem de temiz gıdalar edinirsiniz. Şüphesiz bunda, aklını kullananlar için büyük bir ibret vardır.
68,69. Rabbin bal arısına, “Dağlardan, ağaçlardan ve kurulmuş kovanlardan yuvalar edin, sonra da her türlü üründen ye de, Rabbinin işlek olan yollarından yürü!” diye vahyetti. Karınlarından, insanlara şifa olan türlü türlü renkte içecek çıkar. Düşünen topluma bunda bir ders vardır.
Cemal Külünkoğlu
Senin Rabbin, bal arasına da şöyle vahyetti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.”
Mehmet Türk
Rabbin bal arısına: “Dağlarda, ağaçlarda ve (insanların) yaptıkları kovanlarda kendine evler edin” diye vahyetti.
68,69. Rabbin bal arısına, “Dağlardan, ağaçlardan ve kurulmuş kovanlardan yuvalar edin, sonra da her türlü üründen ye de, Rabbinin işlek olan yollarından yürü!” diye vahyetti. Karınlarından, insanlara şifa olan türlü türlü renkte içecek çıkar. Düşünen topluma bunda bir ders vardır.
Cemal Külünkoğlu
“Sonra meyvelerin (ve çiçeklerin) hepsinden ye de Rabbinin (bal yapımı için) sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bir içecek (bal) çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünecek bir (toplum) için bir ders vardır.
Mehmet Türk
(Ve devamla): “...sonra meyvelerin tümünden ye. Böylece Rabbinin sana öğrettiği yöntemleri uygula.” (diye de vahyetti.) Onların karınlarında içerisinde insanlara şifa bulunan çeşitli renklerde içecek(ler) vardır. Şüphesiz bunda da düşünen bir topluluk için gerçekten mûcize(ler) vardır.
Sizi Allah yarattı; sonra sizi vefat ettirir. Daha önce bilgili iken hiçbir şeyi bilmez hale gelsin diye, sizden bazı kimseler ömrün en kötü çağına kadar yaşatılacak. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir; sonsuz kudret sahibidir.
Cemal Külünkoğlu
Ve sizi Allah yarattı, günü gelince de (yine sizi O) öldürecek. Ve içinizden kimilerinin ömrü uzatılır da kişi vaktiyle bildiklerinin hiçbirini bilmez olur. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir.
Mehmet Türk
Allah sizi (önce) yarattı, sonra da öldürüyor. Kiminiz de (birçok şeyi) bildikten sonra (hiçbir şey) bilmez hale gelsin diye, ömrün en kötü dönemi olan (yaşlılığa) ulaştırılıyor. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, her şeye güç yetirendir.
Allah, kiminize kiminizden daha bol rızık verdi. Bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu hususta kendilerine onları eşit kılmazlar. Durum böyle iken Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?
Cemal Külünkoğlu
Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı (bazılarına fazla vererek farklı kıldı). Rızık bakımından üstün kılınanlar ellerinin altında bulunan (kölelere, hizmetçilere ve çalışanlara)lara kendi rızıklarından (kendileriyle eşit seviyeye gelecek derecede) vermezler. Hâlbuki rızık konusunda bunlarla onlar eşit hakka sahiptir. Durum böyleyken (verdiği nimetlerden paylaşmayı ve infak etmeyi reddederek) Allah’ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Mehmet Türk
Allah, rızıkta sizi birbirinize üstün kıldığı halde üstün kılınanlar, bu rızıklarını hiç köleleriyle paylaşıp, onlarla eşit oluyorlar mı (da putlarını, Allah’la eşit görüyorlar?) Şimdi de Allah’ın nîmet(ler)ini, inkâr mı ediyorlar?
Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı; eşlerinizden de sizin için çocuklar ve torunlar verdi ve sizi temiz gıdalarla rızıklandırdı. Onlar hâlâ bâtıla inanıp Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?
Cemal Külünkoğlu
Allah size kendi cinsinizden eşler yarattı ve size eşlerinizden de çocuklar ve torunlar verdi ve sizi güzel şeylerden rızıklandırdı. Hal böyleyken, insanlar yine de asılsız, boş şeylere inanıp, Allah’ın nimetine karşı nankörlük mü ediyorlar?
Mehmet Türk
(Ey kâfirler!) Allah size kendi cinsinizden eşler yarattı. Eşlerinizden de size çocuklar ve torunlar yarattı ve sizi güzel şeylerle rızıklandırdı. (Ey Muhammed!) Şimdi onlar, bâtıla inanıp da Allah’ın bu nîmet(ler)ini inkâr mı ediyorlar?
Allah'a birtakım benzerler icat etmeyiniz! Çünkü Allah her şeyi bilir, siz ise bilemezsiniz.
Cemal Külünkoğlu
Artık Allah’a hiçbir şeyi benzetmeyin (birtakım varlıkları yüceltip O’na denk hale getirmeyin)! Çünkü (her şeyin hakikatini ve hikmetini) Allah bilir, siz bilmezsiniz.
Mehmet Türk
(Ey kâfirler!) Allah’a eşler yakıştırıp durmayın. Çünkü Allah (her şeyi) bilir, siz (hiçbir şey) bilmezsiniz.
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine katımızdan verdiğimiz güzel rızıktan gizlice ve açıkça veren kimseyi örnek veriyor. Bunlar hiç eşit olur mu? Övgü Allah'a aittir; fakat çoğu bunu bilmez.
Cemal Külünkoğlu
Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Doğrusu bütün övgüler Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
Mehmet Türk
Allah (bir de size); hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının kölesi olan kimse ile Bizim kendisine verdiğimiz güzel rızıklardan, gizli ve açık infak eden kimsenin eşit olmadıklarını, örnek verdi. Hamd Allah’adır fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar.
Allah şu iki kişiyi örnek veriyor: Biri, hiçbir şeye gücü yetmeyen, efendisine yük olan, bir yere gönderse bir iyilik getiremeyen bir dilsiz; şimdi bu, doğru yolda olarak adâletle iş yapan kimse ile bir olur mu?
Cemal Külünkoğlu
Allah bir de şu iki adamı örnek verir: Adamlardan biri dilsizdir, hiçbir şey yapamaz efendisine yüktür, gönderildiği hiçbir yerden başarı ile dönmez. Şimdi bu adamla, hakikati bilen, adaleti dile getirip gerçekleştiren, dosdoğru yol üzere ilerleyen kimse eşit olur mu?
Mehmet Türk
(Yine) Allah size; dilsiz, beceriksiz, efendisine yük olan ve efendisi onu nereye gönderse bir hayır getiremeyen kimse ile hak yol üzere olup da adaletle emreden kimseyi, örnek verdi. (Bir düşünün) bu iki kişi, hiç eşit olabilir mi?
Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyametin kopması ise, göz açıp kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir. Şüphesiz ki Allah, her şeye gücü yetendir.
Cemal Külünkoğlu
Göklere ve yere ilişkin bilinmezlerin ilmi yalnızca Allah’a aittir. Kıyametin kopması ise ancak bir göz kırpması kadar yahut bundan da kısa bir zamanda gerçekleşecektir. Şüphe yok ki, Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Mehmet Türk
Göklerin ve yerin gizli bilgileri, sadece Allah’a aittir. Kıyamet’in kopması da sadece göz açıp kapayıncaya kadarlık veya daha az bir süredir. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye yeter.
Göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş olarak uçuşan kuşları görmediler mi? Onları orada Allah'tan başkası tutamaz. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için deliller vardır.
Cemal Külünkoğlu
Onlar gök boşluğunda, süzülen kuşları görmüyorlar mı? Onları dengede tutan Allah’tan başkası değildir. Bu olayda inanacak bir toplum için nice ibretler vardır.
Mehmet Türk
Göğün boşluğunda (Allah’ın koyduğu) kurallara uyarak (uçuşan) kuşları görmüyorlar mı? Onları (o boşlukta) sadece Allah tutar. İşte, bütün bunlarda îman eden bir topluluk için mûcizeler vardır.
Allah evlerinizi size bir huzur ve sükün yeri yaptı. Size hayvanların derilerinden yolculuk günlerinizde ve ikamet günlerinizde kolayca taşıyabileceğiniz barınaklar; yünlerinden, tüylerinden ve kıllarından bir süreye kadar kullanabileceğiniz giyimlikler ve geçimlikler var etmiştir.
Cemal Külünkoğlu
Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Yine sizin için hayvanların derilerinden gerek göç günlerinizde gerekse beldelerinizde oturduğunuz günlerde kolayca taşıyabileceğiniz evler (çadırlar); yünlerinden, tüylerinden ve kıllarından yaşama sürenizin bitimine kadar yararlanabileceğiniz çeşitli giyim ve kullanım eşyası yapmanızı sağladı.
Mehmet Türk
Size evlerinizi dinlenme yeri kılan ve size yolculuk ve ikamet zamanlarınızda kolayca taşıyacağınız, (çadırdan) evler, (koyun) yününden, (deve) tüyünden ve (keçi) kılından bir süre kullanacağınız ev eşyası ve ticaret malları yaratan da Allah’tır.
Allah, yarattıklarından size gölgeler yapmış, dağlarda barınaklar var etmiş, sizi sıcaktan koruyacak giysiler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar yaratmıştır. İslâm'a girip esenlik kazanasınız diye, size olan nimetini böyle tamamlıyor.
Cemal Külünkoğlu
Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı, dağlarda sığınacağınız barınaklar var etti, sizin için, sıcaktan koruyacak elbiseler, savaşta muhafaza edecek zırhlar var etti. Allah size nimetini böyle tamamlıyor ki O’na teslim olur (kurtulur)sunuz.
Mehmet Türk
Yarattığı şeylerde sizin için gölgeler var eden, dağlarda sizin için barınaklar yaratan, sizi sıcaktan koruyan elbiseler ve savaşta (zorluklara karşı) koruyan zırhlar var eden (de) Allah’tır. İşte O iyi birer Müslüman olmanız için üzerinizdeki nîmetini tamamlamıştır.
Eğer yüz çevirirlerse, sana, “ancak açıkça bildirmek” düşer.
Cemal Külünkoğlu
(Ey Resul!) Bütün bunlara rağmen (yine de Allah’a kulluk etmekten) yüz çevirirlerse (üzülme, bundan sen sorumlu değilsin), sana düşen açıkça (hakikati) onlara tebliğ etmektir.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Eğer o (kâfirler hâlâ) yüz çevirirlerse sana düşen, sadece apaçık bir tebliğdir.
Onlar Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkâr ederler. Onların çoğu nankördür.
Cemal Külünkoğlu
Onlar hem Allah’ın nimetini bilirler (hem de O’ndan başkasına tanrısal nitelikler yüklemek sûretiyle) Allah’a nankörlük ederler. Onların çoğu inkârcı kimselerdir.
Mehmet Türk
Onların çoğu (sadece) kâfirliklerinden dolayı Allah’ın nîmetini, (hem) bilirler (hem) de sonra inkâr ederler.
Her milletten bir tanık getireceğimiz gün, artık inkâr edenlere özür dileme izni verilmez ve özürleri de dinlenmez.
Cemal Külünkoğlu
O gün (kıyamette) her ümmetten bir şahit getiririz. Sonra inkâr edenlere ne izin verilir ne de özür dilemelerine imkân sağlanır.
Mehmet Türk
Her ümmete (peygamberlerini) şâhit olarak göndereceğimiz o (kıyamet) günü, kâfirlerin (özür dilemelerine) izin verilmediği gibi onların dilekleri de asla kabul edilmeyecektir.
Haksızlık edenler azabı gördüklerinde, ne azapları hafifletilir ne de onlara bir süre verilir.
Cemal Külünkoğlu
O zalimler (kötülüğe ve haksızlığa şartlanmış olanlar), azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmeyecek ve kendilerine mühlet de verilmeyecektir.
Mehmet Türk
Zâlimler azap görürlerken onların (azapları asla) hafifletilmeyecek ve onlara (tevbe için) süre de tanınmayacaktır.
Allah'a ortak koşanlar, ortaklarını gördükleri zaman, “Ey Rabbimiz! Senden başka yalvardığımız ortaklarımız işte bunlardır” derler. Koştukları ortaklar onlara, “Doğrusu, siz tam yalancısınız” diye laf atarlar.
Cemal Külünkoğlu
Allah’a ortak koşanlar, koştukları ortakları gördüklerinde: “Ey Rabbimiz, sana inandığımız halde kendilerine yalvardığımız/kulluk ettiğimiz kimseler bunlardı” diyecekler. Koşulan ortaklar ise: “Sizler kesinlikle yalancısınız” diye cevap verecekler.
Mehmet Türk
O müşrikler, (âhirette Allah’a) şirk koştukları (putları)nı görünce: “Ey Rabbimiz! İşte bunlar, Seni bırakıp da taptığımız ortaklarımızdır.” diyecekler. (Putları da): “Siz gerçekten yalancılarsınız.” diye onların sözlerini yüzlerine çarpacaklar.
O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şâhit göndereceğiz. Seni de hepsinin üzerine şâhit olarak getireceğiz. Ayrıca bu kitabı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.
Cemal Külünkoğlu
O gün (kıyamette) her ümmete kendilerinden bir şahit (peygamber) göndeririz ve seni de (Ey Muhammed!) bu (mesajın muhatabı olan) insanlar üzerine şahit olarak getiririz. Sana bu kitabı her şeyi açıklamak için bir doğru yol rehberi, bir rahmet kaynağı ve Allah’a yürekten teslim olanlara bir müjde olarak indirdik.
Mehmet Türk
(Kıyamet) günü, her ümmete kendilerinin içerisinden (Peygamberlerini) şâhit getirdiğimizde (Ey Muhammed!) seni de onların tamamına birden şâhit olarak getireceğiz. Biz bu Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, doğru yol rehberi, rahmet ve Müslümanlar için de bir müjde olarak indirdik.
Gerçek şu ki, Allah adâleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder; yüz kızartıcı işleri, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp öğüt alasınız diye size öğüt veriyor.
Cemal Külünkoğlu
Muhakkak ki Allah adaleti, iyilik yapmayı, akrabaya/yakınlara bakmayı emreder; ahlaksızlığı/hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. İyice anlayıp tutasınız diye size öğüt verir.
Mehmet Türk
Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, akrabaya vermeyi emreder; her türlü aşırılığı, gayr-ı meşru işleri ve zorbalıkları yasaklar. O düşünüp tutasınız diye size (işte böyle) öğüt verir.
Sözleştiğiniz zaman Allah'ın ahdini yerine getiriniz! Yeminleri, Allah'ı kendinize kefil göstererek pekiştirdikten sonra bozmayınız. Doğrusu Allah, yaptığınızı bilir.
Cemal Külünkoğlu
Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin! Pekiştirdiğiniz yeminlerinizi bozmayın! Çünkü söylediklerinize Allah’ı şahit tutmuşsunuz. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızı biliyor.
Mehmet Türk
Allah’a söz verdiğinizde, verdiğiniz sözü tutun. Allah’ı üzerinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminleri(nizi sakın) bozmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilir.
Bir milletin diğer bir milletten daha çok olmasından dolayı, ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra örgüsünü bozan kadın gibi, aranızdaki yeminlerinize hile sokarak bozmayınız! Şüphesiz, Allah onunla sizi deniyor ve aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz şeyi kıyamet günü elbette size açıklayacaktır.
Cemal Külünkoğlu
Taraflardan biri diğerinden daha kalabalık, daha güçlüdür diye yeminlerinizi birbirinize karşı hile aracı olarak kullanmayın! Böylece eğirdiği yünü sağlam iplik haline getirdikten sonra çözüp bozan kadın gibi olmayın! Allah sizi bu yolla sınavdan geçiriyor. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.
Mehmet Türk
Bir toplum diğer bir toplumdan daha kuvvetlidir diye (sakın) yeminlerinizi, aranızda sahtekârlıklarınıza âlet ederek (bozup) ipini sağlamca büktükten sonra çözen kadın gibi olmayın. Allah kesinlikle sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü ise hakkında anlaşamadığınız şeyi(n doğrusunu) size mutlaka açıklayacaktır.
Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet yapardı; fakat O, dileyeni saptırır, dileyeni de doğru yola iletir. Yaptıklarınızdan elbette sorgulanacaksınız.
Cemal Külünkoğlu
Allah dileseydi, hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, (doğru yoldan uzaklaşmak) isteyeni sapıklıkta bırakır, (gerçeğe ulaşmak) isteyeni de doğru yola iletir. Unutmayın ki sizler yaptığınız işlerden dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz.
Mehmet Türk
Eğer Allah dileseydi, kesinlikle sizi tek bir ümmet kılardı. Ancak Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğini de hak yola yöneltir ve (şunu iyi bilin ki) yaptıklarınızdan dolayı mutlaka hesaba çekileceksiniz.
Birbirinizi aldatmak için yemin etmeyiniz; yoksa sağlam basmış olan ayak sürçebilir ve Allah'ın yolundan alıkoymuş olacağınızdan dolayı da acı azabı tadarsınız. Üstelik büyük bir azaba da uğrarsınız.
Cemal Külünkoğlu
Yeminlerinizi birbirinize karşı hile aracı olarak kullanmayın! Yoksa (doğru yolda) sapasağlam duran ayaklarınız kayar ve böylece Allah yolundan dönüp uzaklaşmanızın kötü (sonucunu) tatmak zorunda kalırsınız. Ayrıca ahirette de büyük bir azaba çarpılırsınız.
Mehmet Türk
(Sakın) yeminlerinizi, aranızda sahtekârlıklarınıza âlet etmeyin. Sonra sapasağlam basan ayak kayar ve böylece (insanları) Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle (daha dünyada) cezâ(sını) tadarsınız. (Ayrıca) sizin için, (âhirette) çok büyük bir azap da vardır.
Allah'ın antlaşmasını az bir değere satmayınız! Eğer gerçeği biliyorsanız, Allah'ın katında olan, sizin için çok daha iyidir.
Cemal Külünkoğlu
Allah’a verdiğiniz sözü değersiz bir (dünyalık) menfaat karşılığında satmayın/değişmeyin! Eğer bilirseniz, sizin için en hayırlısı, sadece Allah’ın katında olan (sonsuz nimetler)dir.
Mehmet Türk
Allah adına verdiğiniz sözü, ucuza satmayın. Eğer bilirseniz, sizin için en hayırlısı, sadece Allah’ın katında olan (sevap)tır.
Sizde olanlar tükenir; ama Allah katında olan tükenmez! Elbette sabırlı davrananlara, yapmakta olduklarının ödülünü en güzeli ile ödeyeceğiz.
Cemal Külünkoğlu
Sizin yanınızda bulunanlar (eninde sonunda) tükenecektir ama Allah katındakiler asla tükenmez. Üstelik (dünyanın geçici nimetlerine aldanmadan doğru yaşamak ve doğruyu hayatta tutmak için) direnenlere mükâfatlarını, yaptıklarının daha güzeli ile mutlaka ödeyeceğiz.
Mehmet Türk
Sizin yanınızdaki (dünyalıklar) tükenir Allah’ın katındaki (mükâfatlar) ise sonsuzdur (tükenmez). Biz, (âhirette) sabredenlerin mükâfatını (dünyadaki) en güzel ibâdetleri sebebiyle, vereceğiz.
Erkek veya kadın olsun her kim inanmış olarak iyi bir iş yaparsa, onu hoş bir hayatla yaşatırız ve onların ödülünü yaptıklarının en güzeli ile veririz.
Cemal Külünkoğlu
Erkek olsun kadın olsun her kim (Allah’a ve âhiret gününe) inanmış olarak faydalı bir iş yaparsa, ona (hem dünyada hem de ahirette) mutlu ve huzurlu bir hayat yaşatacağız. Böylelerini, yaptıkları işlerin en güzeli neyse, ona göre ödüllendireceğiz.
Mehmet Türk
(Allah’ın istediği gibi) inanan erkek ve kadınlardan kim, (inandığı) iyi işleri yaşarsa, Biz onlara (dünyada) güzel bir hayat yaşatacağız ve onların (âhiretteki) mükâfatını (da dünyadaki) en güzel ibâdetleri sebebiyle, vereceğiz.
Biz bir âyetin yerini başka bir âyetle değiştirdiğimiz zaman onlar şöyle derler: “Sen sadece düpedüz bir iftiracısın.” Halbuki Allah ne indirdiğini en iyi bilendir, onların çoğu bilmiyorlar.
Cemal Külünkoğlu
Biz bir ayetin yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman, inkârcılar sana: “Sen bunu yalandan uyduruyorsun” derler. Oysa Allah kullarına ne mesaj indireceğini herkesten iyi bilmektedir. Aslında onların çoğu işin gerçeğini (ayetlerin yerine neden başka bir ayetin geldiğini) bilmezler.
Mehmet Türk
Biz, bir âyetin yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman, -Allah neyi indirdiğini çok iyi bilip dururken- (kâfirler sana): “Sen sadece uyduruyorsun” dediler. Asla (böyle değil), bilakis onların çoğu, (hiçbir şey) bilmiyorlar.
De ki: “Kur'ân'ı Kutsal Rûh/Cebrâil, Rabbinin katından, inananların inançlarını pekiştirmek için ve Müslümanlara rehber ve müjde olarak gerçekle indirmiştir.”
Cemal Külünkoğlu
(Ey Muhammed!) de ki: “Ruhu’l-Kudüs (Cebrail), O Kur’an’ı inananların imanlarını sağlamlaştırmak, Müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Rabbinden hak olarak indirmiştir.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! Kâfirlere): “O (Kur’an)’ı Rabbinden mutlak doğru olmak üzere, inananları(n îmanını) pekiştirmek, Müslümanlara hak yolu göstermek ve (cenneti) müjdelemek için Rûh’ül Kudüs, (olan Cebrâil) indirdi.” de.
Andolsun ki biz, onların “Kur'ân'ı ona bir insan öğretiyor” demekte olduklarını biliyoruz. Nisbet etmeye uğraştıkları adamın dili yabancıdır. Oysaki bu Kur'ân apaçık bir Arapça'dır.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki biz, onların: “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır (Rumcadır). Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapçadır.
Mehmet Türk
Yemin olsun Biz onların: “Bu (Kur’an’ı) ona kesinlikle bir insan öğretiyor” dediklerini de biliyoruz. Hâlbuki kastettikleri kimsenin dili yabancıdır, bu (Kur’an)’ın dili ise apaçık bir Arapçadır.
Allah'ın âyetlerine inanmayanlara Allah kılavuzluk etmez. Onlar için acıklı bir azap vardır.
Cemal Külünkoğlu
Allah’ın ayetlerine inanmayanları (ve inanmamakta da ısrar edenleri), Allah elbette ki doğru yola iletmez. Üstelik onlar için elem dolu bir azap vardır.
Mehmet Türk
Allah’ın âyetlerine inanmayanları Allah, hak yola ulaştırmaz ve (âhiretteki) çok acı azap onlar içindir.
Kalbi imanla dolu olduğu halde, zorlananın dışında olan kimse inandıktan sonra Allah'ı inkâr eder ve gönlünü inkârcılığa açarsa, bunlara Allah katında bir öfke vardır ve büyük azap da onlaradır.
Cemal Külünkoğlu
Kalbi imanla dolu olduğu halde (dinden dönmeye) zorlananların dışında, her kim inandıktan sonra Allah’ı bırakıp göğsünü (kalbini) küfre açarsa, işte Allah’ın gazabı onların üzerinedir. Ve onlar için büyük bir azap vardır.
Mehmet Türk
Kalbi îmanla dopdolu olduğu halde (Allah’ı inkâra) zorlanan(lar) dışında kim îmanından sonra Allah’ı inkâr edip, küfre göğüs açarsa onlara (dünyada) Allah’tan bir gazap, (âhirette ise) çok büyük bir azap vardır.
Şüphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret edip ardından da sabrederek cihad edenlerin yardımcısıdır. Bütün bunlardan sonra Rabbin elbette çok affedicidir; merhamet sahibidir.
Cemal Külünkoğlu
Sonra (bilmiş ol ki) muhakkak senin Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret eden, sonra (Allah yolunda) cihada devam eden ve (böylelikle) güçlüklere göğüs gerenlerin yardımcısıdır. Hiç kuşkusuz Rabbin, bundan sonra da (iman edecekler için) çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.
Mehmet Türk
Sonra kesinlikle Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edenlerin, ardından da cihad edip sabredenlerin, yanındadır. Şüphesiz Rabbin, tüm bu (olup bitenler)den sonra da (onlar hakkında) gerçekten affedicidir, merhametlidir.
O gün, herkes gelip kendi canını kurtarmak için uğraşır. Herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenir. Onlara asla zulmedilmez.
Cemal Külünkoğlu
O gün (kıyamette/mahşerde) herkes kendi başının çaresine bakacak, herkese yaptığının karşılığı tam olarak ödenecek ve kimseye haksızlık yapılmayacaktır.
Mehmet Türk
O (kıyamet) günü, herkes kendi derdine düşer. Herkese (dünyada) yaptıklarının karşılığı tam olarak ödenir ve onlar asla haksızlığa uğratılmazlar.
Allah şöyle bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar, Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara yaptıklarından dolayı açlık sıkıntısını ve korkuyu tattırdı.
Cemal Külünkoğlu
Allah, (ibret için) şöyle bir şehri misal verir: (Bir şehir vardı) O (şehir halkı) güven ve huzur içindeydi. Oraya her taraftan bolca rızık akıyordu. Sonra onlar Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler de Allah kendilerine, yaptıkları yüzünden açlık ve korku elbisesini/karmaşasını tattırdı.
Mehmet Türk
Allah güvenli, huzurlu ve rızkı her taraftan bol bol gelirken, Allah’ın nîmetlerine nankörlük eden, Allah’ın da yaptıklarına karşılık, kendilerine açlık ve korku elbisesini giydirdiği bir şehri, (belki ibret alırsınız diye size) örnek verir.
Artık, Allah'ın size verdiği rızıktan helâl ve temiz olarak yiyiniz! Eğer yalnız Allah'a kulluk/ibadet ediyorsanız, O'nun nimetine şükrediniz!
Cemal Külünkoğlu
Artık Allah’ın size rızık olarak bahşettiği helal ve temiz olan nimetlerden yiyin. Eğer yalnızca O’na kulluk ediyorsanız, o zaman nimetinden ötürü (söz ve davranışlarınızla) Allah’a şükredin.
Mehmet Türk
O halde, (ey mü’minler!) Eğer sadece Allah’a kulluk ediyorsanız; Allah’ın size verdiği rızıkları helal (ve) temiz olarak yiyin ve Allah’ın nîmetine şükredin.
Allah size, sadece ölü hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanı haram kıldı. Ancak kim mecbur kalırsa aşırı gidip ihtiyacının ötesine geçmemek şartıyla, bu yasaklamanın dışındadır. Çünkü Allah affedicidir; merhamet sahibidir.
Cemal Külünkoğlu
O, size ancak ölüyü, kanı, domuz etini, bir de Allah’tan başkası için kesilmiş olanı haram kıldı. Ancak kim de çaresiz kalırsa; (başkalarını tehlikeye düşürecek biçimde onların hakkına) saldırmamak ve haddi aşmamak şartıyla (isteksiz olarak bunlardan yiyebilir). Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Mehmet Türk
O size leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilmiş olan (hayvanların etini yemeyi) kesinlikle haram kıldı. Fakat kim de mecbur kalırsa, saldırmamak ve sınırı aşmamak şartıyla (bunlardan yiyebilir). Zîrâ Allah çok bağışlayandır, pek esirgeyendir.
Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak, “Bu helâldir, şu da haramdır” demeyin! Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.
Cemal Külünkoğlu
Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak: “Bu helâldir, bu da haramdır” demeyin, çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.
Mehmet Türk
Allah adına yalan söylemiş olmamanız için dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak, “şu helal, bu da haramdır” demeyin. Çünkü Allah adına yalan söyleyenler, asla iflah olmazlar.
16:117
مَتَٰعࣱ قَلِيلࣱ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمࣱ
Bayraktar Bayraklı
Kazandıkları pek az bir menfaattir. Halbuki onlar için elem verici bir azap vardır.
Cemal Külünkoğlu
(Uydurulan yalanlarla elde edilen dünyalık menfaatler) az ve geçici bir avuntudan ibarettir. (Ahirette ise) onlara acıklı bir azap vardır.
Mehmet Türk
(Onların dünyada kazandıkları) pek az bir faydalanmadır. Onlara (âhirette) çok acıklı bir azap vardır.
Sana anlattıklarımızı daha önce Yahudilere de haram kılmıştık. Biz onlara haksızlık etmedik; aksine onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Cemal Külünkoğlu
Yahudilere de sana bildirdiğimiz şeyleri haram kılmıştık. Bununla biz onlara zulmetmedik. Lâkin onlar kendilerine zulmettiler.
Mehmet Türk
(Mûsanın dinini terk edip) Yahûdî olanlara da daha önce sana aktardığımız (yiyecekleri) haram kıldık. Biz, (bu yasakları koyarak) onlara asla zulmetmedik. Ancak onlar, (azgınlıkları sebebiyle) kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Sonra şüphesiz Rabbin, câhillik sebebiyle kötülük yapan, bunun ardından tövbe edip durumunu düzeltenleri bağışlayacaktır. Çünkü onlar tövbe ettikten sonra uslandılar. Bütün bunlardan sonra Rabbin elbette affedicidir; merhamet sahibidir.
Cemal Külünkoğlu
Sonra (bilmiş ol ki) muhakkak senin Rabbin, cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra da bunun ardından tevbe edip durumunu düzelten kimseler için de (bağışlayıcıdır). Şüphesiz Rabbin bundan sonra da (tevbe edenler için) elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Mehmet Türk
Sonra gerçekten Rabbin, bilmeyerek kötülük yapan, sonra da bunun ardından tevbe eden ve durumunu düzeltenleri (bağışlar.) Şüphesiz, Rabbin (tevbe edip ıslah olduktan) sonra (kullarını) çok bağışlayandır, pek esirgeyendir.
Gerçek şu ki, İbrâhim, Hakk'a yönelen, Allah'a itaat eden bir önder idi. Allah'a ortak koşanlardan değildi.
Cemal Külünkoğlu
Hiç kuşkusuz İbrahîm, yalan ve sahtelik taşıyan her şeyden yüz çevirerek Allah’ı birleyen, O’na yürekten bağlanan ve Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan bir önderdi. O, hiçbir zaman müşriklerden olmadı.
Mehmet Türk
Şüphesiz İbrahim, sadece Allah’a yönelerek küfre savaş açan (başlı başına) bir ümmetti ve o, kesinlikle müşriklerden değildi.
Sonra da sana, “Doğru yola yönelerek İbrâhim'in yoluna uy! O müşriklerden değildi” diye vahyettik.
Cemal Külünkoğlu
Sonra da sana da vahyettik ki: “(Her türlü şirkten ve batıl inançtan uzak durarak) Hakka yönelen İbrahîm’in dinine uy! Zira o (hiçbir zaman) Allah’tan başkalarına ilâhlık yakıştıranlardan olmadı.”
Mehmet Türk
Sonra da (Ey Muhammed!) sana: “Hakk’a yönelen ve asla müşriklerden olmayan İbrahim’in dinine tabi ol.” diye vahyettik.
Cumartesi tatili, ancak onda ihtilaf edenlere farz kılınmıştı. Kıyamet günü Rabbin, muhakkak onların ihtilâfa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.
Cemal Külünkoğlu
Cumartesi (tatili), ancak (İbadetle emrolundukları Cuma’ya itiraz edip) bu konuda anlaşmazlığa düşen (Yahudiler) için farz kılındı. Elbette Rabbin, onların ihtilâf edip durdukları şeyler hakkında kıyamet günü, aralarında hükmünü verecektir.
Mehmet Türk
Cumartesi (yasağı), sadece onda anlaşmazlığa düşen (Yahûdî)lere (farz) kılındı. Şüphesiz Rabbin kıyamet günü onların anlaşmazlığa düştükleri şeyler hakkında aralarında hükmedecektir.
Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücâdele et! Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir.
Cemal Külünkoğlu
(Ey Resul! İnsanları) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel yöntemlerle mücadele et! Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.
Mehmet Türk
(İnsanları) Rabbinin yoluna Kur’an’-la ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz Rabbin yolundan sapanları çok iyi bildiği (gibi), hak yolda olanları da çok iyi bilir.
Eğer ceza verecekseniz, size yapılan işkencenin dengi ile ceza veriniz. Fakat sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.
Cemal Külünkoğlu
(Ey inananlar!) Eğer (bir kimseyi) cezalandıracaksanız, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabreder (ceza vermekten vazgeçer)seniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
Mehmet Türk
(Ey îman edenler!) Eğer (kâfirlere) cezâ verecekseniz, size verilen cezânın misliyle cezâ verin ve yemin olsun eğer sabrederseniz bu, sabredenler için daha hayırlıdır.
Sabret! Senin sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme; kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma!
Cemal Külünkoğlu
(Ey Resul! İnkârcıların yaptıklarına) sabret! (Bunun için Rabbinle irtibatını koparma! Çünkü) senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. İnkârcılardan yana (inanmıyorlar diye de) üzülme! Tuzak kurmalarından dolayı da kaygılanma (çünkü tuzaklarını Allah boşa çıkaracaktır)!
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Sen de sabret; (zâten) senin sabrın ancak Allah içindir. O (şehitler) için üzülme ve (kâfirlerin) kurdukları tuzaklardan dolayı da sıkıntıya düşme.