İçeriğe atla
Untold Serenity

16. An-Nahl

The Bee · Mekkî · 128 âyet · Nüzul sırası 70

النحل

The name, An-Nahl, of this Surah has been taken from v. 68. This is merely to distinguish it from other Surahs.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

16:1

أَتَىٰٓ أَمۡرُ ٱللَّهِ فَلَا تَسۡتَعۡجِلُوهُۚ سُبۡحَٰنَهُۥ وَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın emri gelmiştir. Artık onu istemekte acele etmeyiniz! Allah, onların koştukları ortaklardan uzaktır, yücedir.

Cemal Külünkoğlu

Allah’ın (kıyamet ve azapla ilgili) emri mutlaka gelip çatacaktır. Artık onun gelmesini çabuklaştırmak istemeyin! Allah, müşriklerin koştuğu ortaklardan uzaktır, yücedir.

Mehmet Türk

Allah’ın (kâfirlere helâk) emri (O ne zaman dilerse o zaman) gelir, onu (beklemekte) acele etmeyin. Allah onların kendisine ortak koştukları şeylerden çok uzak ve pek yücedir.

16:2

يُنَزِّلُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ بِٱلرُّوحِ مِنۡ أَمۡرِهِۦ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ مِنۡ عِبَادِهِۦٓ أَنۡ أَنذِرُوٓاْ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّآ أَنَا۠ فَٱتَّقُونِ

Bayraktar Bayraklı

Allah kendi emri ile melekleri, vahiy ile dilediği kuluna indirir. Şu temel ilkeyi onlara gönderir: “Benden başka tanrı olmadığına dair uyarıda bulunun ve benden sakınınız!”.

Cemal Külünkoğlu

(Allah) kullarından dilediğine: “Benden başka ilah yoktur. Öyleyse bana karşı gelmekten sakının!” diye (insanları) uyarmaları için emrini içeren ruh ile melekleri gönderir.

Mehmet Türk

(Allah) “tek ilâh Benim, Benden hakkıyla korkun” uyarısını (insanlara) söylesinler diye, kullarından dilediklerine, kendi katından (bazı) melekleri, vahiy ile indirir.

16:3

خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِٱلۡحَقِّۚ تَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah gökleri ve yeri bir amaç ile yarattı. O, koştukları ortaklardan uzaktır.

Cemal Külünkoğlu

(Allah) gökleri ve yeri hak (bir nizam) ile yarattı. O, (müşriklerin) kendisine yakıştırdıkları ortaklardan uzaktır.

Mehmet Türk

Gökleri ve yeri mutlak doğru (kural)larla yaratan (Allah) onların şirk koştukları şeylerden çok yücedir.

16:4

خَلَقَ ٱلۡإِنسَٰنَ مِن نُّطۡفَةࣲ فَإِذَا هُوَ خَصِيمࣱ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

O, insanı nutfeden/meniden yani erlik suyundan yarattı. Öyleyken, insan apaçık bir hasım kesildi.

Cemal Külünkoğlu

O, insanı meni(deki sperma)dan yarattı. (Böyle iken) bir de bakarsın o (insan, Rabbine karşı) apaçık bir düşman kesilmiştir.

Mehmet Türk

(Allah) insanı bir damla sudan yarattı (o da) hemen (Allah’a) açıktan açığa düşman kesildi.

16:5

وَٱلۡأَنۡعَٰمَ خَلَقَهَاۖ لَكُمۡ فِيهَا دِفۡءࣱ وَمَنَٰفِعُ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ

Bayraktar Bayraklı

O, hayvanları da yaratmıştır. Onlarda sizi sıcak tutacak ve daha birçok faydalı şeyler vardır. Onlardan kimini de yersiniz.

Cemal Külünkoğlu

Hayvanları da (O) yarattı. Onlardan pek çok yararları yanında, sizi ısıtan giysiler, besleyen yiyecekler elde edersiniz.

Mehmet Türk

Ve sizin kendilerinden elbiseler diktiğiniz, faydalandığınız ve (bir kısmının etinden) yediğiniz hayvanları da (Allah) yarattı.

16:6

وَلَكُمۡ فِيهَا جَمَالٌ حِينَ تُرِيحُونَ وَحِينَ تَسۡرَحُونَ

Bayraktar Bayraklı

Akşamleyin getirirken de sabahleyin salıverirken de onlarda sizin için bir güzellik vardır.

Cemal Külünkoğlu

(Onları) akşamleyin getirirken, sabahleyin (otlamaya) salıverirken de sizin için bir güzellik (ve zevk) vardır.

Mehmet Türk

(O hayvanları) akşamları (evinize) getirdiğiniz, sabahları (otlağa) götürdüğünüz sırada, onlarda sizin için güzellik(ler) vardır.

16:7

وَتَحۡمِلُ أَثۡقَالَكُمۡ إِلَىٰ بَلَدࣲ لَّمۡ تَكُونُواْ بَٰلِغِيهِ إِلَّا بِشِقِّ ٱلۡأَنفُسِۚ إِنَّ رَبَّكُمۡ لَرَءُوفࣱ رَّحِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Hayvanlar, kendi kendinize zor varacağınız şehirlere ağırlıklarınızı taşırlar. Doğrusu Rabbiniz affedicidir; merhamet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

(Onlardan bazıları) ağırlıklarınızı sizin ancak zorlukla varabileceğiniz beldelere taşırlar. Hiç kuşkusuz Rabbiniz pek şefkatlidir, çok merhametlidir.

Mehmet Türk

(O hayvanlar) meşakkat çekerek gideceğiniz memleketlere, sizin bedenlerinizi (zahmetsizce) taşırlar. Şüphesiz Rabbiniz çok şefkatli, pek merhametlidir.

16:8

وَٱلۡخَيۡلَ وَٱلۡبِغَالَ وَٱلۡحَمِيرَ لِتَرۡكَبُوهَا وَزِينَةࣰۚ وَيَخۡلُقُ مَا لَا تَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Atları, katırları ve eşekleri binmeniz ve süs için yarattı. Bilmediğiniz nice şeyler yaratmaktadır.

Cemal Külünkoğlu

(Allah) atları, katırları, eşekleri hem kendilerine binmeniz için hem de süs hayvanı olarak yarattı. O sizin bilmediğiniz daha nice şeyleri de yaratmaktadır.

Mehmet Türk

(Allah) atları, katırları ve eşekleri binek ve süs hayvanı olarak yarattı. O sizin bilmediğiniz daha nice şeyler de yaratıyor.

16:9

وَعَلَى ٱللَّهِ قَصۡدُ ٱلسَّبِيلِ وَمِنۡهَا جَآئِرࣱۚ وَلَوۡ شَآءَ لَهَدَىٰكُمۡ أَجۡمَعِينَ

Bayraktar Bayraklı

Yolun doğrusu Allah'ındır. Yolun eğrisi de vardır. O, dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.

Cemal Külünkoğlu

Doğru yolu bildirmek Allah’a aittir. Ama o yoldan sapan da vardır. Allah dileseydi (doğru yolu bulmayı iradenize bırakmasaydı), hepinizi doğru yola iletirdi.

Mehmet Türk

Hak yolu göstermek (sadece) Allah’a aittir. O (yolların) eğrisi de vardır. Eğer (Allah) dileseydi sizin hepinizi birden hak yola, ulaştırırdı.

16:10

هُوَ ٱلَّذِيٓ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰۖ لَّكُم مِّنۡهُ شَرَابࣱ وَمِنۡهُ شَجَرࣱ فِيهِ تُسِيمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Gökten size su indiren O'dur. İçeceğiniz ondandır, hayvanları otlattığınız bitkiler de onunla biter.

Cemal Külünkoğlu

Sizin için gökten su indiren O’dur. Hem içecekleriniz ondan oluşur hem de hayvanlarınızı otlattığınız çayır çimen (ondan meydana gelir).

Mehmet Türk

Hem içtiğiniz, hem de hayvanlarınızı otlattığınız bitkilerin kendisiyle yetiştiği suyu, gökten indiren de O (Allah)’tır.

16:11

يُنۢبِتُ لَكُم بِهِ ٱلزَّرۡعَ وَٱلزَّيۡتُونَ وَٱلنَّخِيلَ وَٱلۡأَعۡنَٰبَ وَمِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰ لِّقَوۡمࣲ يَتَفَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, o su ile size ekinler, zeytinler ve hurma ağaçları, bağlar ve her türlü ürünü yetiştirir. Düşünen topluma bunda ders vardır.

Cemal Külünkoğlu

Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ibret vardır.

Mehmet Türk

(Allah onunla) sizin için ekin(ler), zeytin(ler), hurmalıklar, üzümler ve türlü türlü meyveler yetiştirir. Şüphesiz bunda, düşünen bir topluluk için mûcize(ler) vardır.

16:12

وَسَخَّرَ لَكُمُ ٱلَّيۡلَ وَٱلنَّهَارَ وَٱلشَّمۡسَ وَٱلۡقَمَرَۖ وَٱلنُّجُومُ مُسَخَّرَٰتُۢ بِأَمۡرِهِۦٓۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يَعۡقِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Geceyi, gündüzü, güneşi, ayı sizin hizmetinize verdi. Yıldızlar onun buyruğuna boyun eğmektedir. Aklını kullananlara bunda dersler vardır.

Cemal Külünkoğlu

O, geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da O’nun emri ile sizin hizmetinize verilmiştir. Şüphesiz bunlarda aklını işleten bir toplum için deliller vardır.

Mehmet Türk

(Allah) geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize verdi. Bütün yıldızlar da Onun (koyduğu kurallarla) emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için mûcizeler vardır.

16:13

وَمَا ذَرَأَ لَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُخۡتَلِفًا أَلۡوَٰنُهُۥٓۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰ لِّقَوۡمࣲ يَذَّكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzünde rengârenk şeyleri de sizin için yaratmıştır. Öğüt alacak topluma bunda ders vardır.

Cemal Külünkoğlu

Ve sizin için yeryüzünde yarattığı rengârenk (güzel) şeyler vardır. İşte bunlarda da ibret almasını bilen kimseler için elbette çıkarılacak bir ders vardır.

Mehmet Türk

(Allah’ın) yeryüzünde sizin için yarattığı rengârenk bitkilerde de düşünen bir toplum için gerçekten mûcize(ler) vardır.

16:14

وَهُوَ ٱلَّذِي سَخَّرَ ٱلۡبَحۡرَ لِتَأۡكُلُواْ مِنۡهُ لَحۡمࣰ ا طَرِيࣰّ ا وَتَسۡتَخۡرِجُواْ مِنۡهُ حِلۡيَةࣰ تَلۡبَسُونَهَاۖ وَتَرَى ٱلۡفُلۡكَ مَوَاخِرَ فِيهِ وَلِتَبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِهِۦ وَلَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Taze et yemeniz, takındığınız süsleri elde etmeniz, Allah'ın bol nimetlerinden faydalanmanız ve şükretmeniz için gemilerin de yara yara gittiğini gördüğün denize boyun eğdiren de O'dur.

Cemal Külünkoğlu

O, yemeniz için taze et (su ürünü), takınmanız için değerli taşlar çıkarasınız diye denizi emrinize verendir. Gemilerin orada suyu yararak gittiğini görürsün. (Bütün bunlar Allah’ın) lütfundan nasip arayasınız ve O’na şükredesiniz diyedir.

Mehmet Türk

Denizi de ondan taze et yemeniz ve takınacağınız süs eşyaları (olan inciler) çıkarmanız için, sizin emrinize veren O (Allah’tır). Gemilerin orada (Allah’ın) lütfundan rızık aramanız için (suları) yararak yüzdüğünü görüyorsun. (Şimdi) belki şükredersiniz.

16:15

وَأَلۡقَىٰ فِي ٱلۡأَرۡضِ رَوَٰسِيَ أَن تَمِيدَ بِكُمۡ وَأَنۡهَٰرࣰ ا وَسُبُلࣰ ا لَّعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

15,16. Sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar, ırmaklar ve doğru yolda olasınız diye yollar ve işaretler yerleştirdi. Onlar yıldızlarla da yol bulurlar.

Cemal Külünkoğlu

(Allah,) yeryüzünde sarsılmayasınız diye sağlam dağlar, yolunuzu şaşırmayasınız diye nehirler ve yollar ve nice işaretler meydana getirdi.

Mehmet Türk

(Ve yine Allah) sizi sarsmaması için yeryüzüne sâbit dağlar ve yolunuzu bulasınız diye de nehirler ve yollar yarattı.

16:16

وَعَلَٰمَٰتࣲۚ وَبِٱلنَّجۡمِ هُمۡ يَهۡتَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

15,16. Sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar, ırmaklar ve doğru yolda olasınız diye yollar ve işaretler yerleştirdi. Onlar yıldızlarla da yol bulurlar.

Cemal Külünkoğlu

(Allah) daha nice alâmetler/işaretler yaratmıştır. (Özellikle denizde veya çölde geceleyin) yıldızlar sayesinde yollarını bulabilirler.

Mehmet Türk

Ve (daha birçok) işaretler (yarattı. Hatta geceleyin) o (insanlar) o (yıldızlarla da) yol bulurlar.

16:17

أَفَمَن يَخۡلُقُ كَمَن لَّا يَخۡلُقُۚ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yaratan, yaratmayana hiç benzer mi? Düşünüp anlamaz mısınız?

Cemal Külünkoğlu

Hiç yaratan, yaratamayan gibi olur mu? Artık siz (hala aklınızı kullanarak) düşünmeyecek misiniz?

Mehmet Türk

Yaratan (Allah) hiç yaratamayan (şeyler) gibi olur mu? (Ey kâfirler!) Siz hâlâ bunu idrak etmeyecek misiniz?

16:18

وَإِن تَعُدُّواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ لَا تُحۡصُوهَآۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَغَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın nimetini saymaya kalksanız bile onu sayamazsınız. Allah affedicidir; merhamet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız, asla böyle bir işin altından kalkamazsınız! Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Mehmet Türk

Eğer Allah’ın nîmet(ler)ini saymak isteseniz, onu (asla) sayamazsınız. Gerçekten Allah çok bağışlayandır, pek merhamet edendir.

16:19

وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعۡلِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir.

Cemal Külünkoğlu

Allah gizlediklerinizi de bilir, açığa vurduklarınızı da.

Mehmet Türk

Allah, gizlediklerinizi de açığa vurduklarınızı da bilir.

16:20

وَٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ لَا يَخۡلُقُونَ شَيۡـࣰٔ ا وَهُمۡ يُخۡلَقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'ı bırakıp da taptıkları varlıklar, hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar kendileri yaratılmışlardır.

Cemal Külünkoğlu

Müşriklerin Allah’tan başka taptıkları düzmece ilahlar hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onların kendileri yaratılmıştır.

Mehmet Türk

(Onların) Allah’ı bırakıp da taptıkları (putlar) hiçbir şeyi yaratamazlar. Çünkü onların kendileri yaratılıp durmaktadır.

16:21

أَمۡوَٰتٌ غَيۡرُ أَحۡيَآءࣲۖ وَمَا يَشۡعُرُونَ أَيَّانَ يُبۡعَثُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar diri değil, ölüdürler. Ne zaman dirileceklerinin de bilincinde değillerdir.

Cemal Külünkoğlu

(O müşriklerin taptıkları) diri olmayan cansız varlıklardır. (Kendilerine tapanların) ne zaman yeniden diriltileceklerini de bilmezler.

Mehmet Türk

(Hatta onlar) ne zaman dirileceklerinin bile farkında olmayan ölüdürler, (kendi kendilerine de) diri değildirler.

16:22

إِلَٰهُكُمۡ إِلَٰهࣱ وَٰحِدࣱۚ فَٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ قُلُوبُهُم مُّنكِرَةࣱ وَهُم مُّسۡتَكۡبِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Tanrınız tek bir tanrıdır. Ama, âhirete inanmayanların kalpleri inkâr etmektedir. Onlar büyüklük taslarlar.

Cemal Külünkoğlu

Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Fakat ahirete inanmayanların kalpleri bu gerçeği inkâr eder. Onlar, büyüklük taslayan (Allah’ın birliğini ve ahirete imanı gururlarına yediremeyen)lerdir.

Mehmet Türk

(Ey insanlar!) Sizin ilâhınız, tek olan ilâhtır. Âhirete inanmayanların kalpleri ise, kendilerini büyük gördüklerinden dolayı, inkârcıdır.

16:23

لَا جَرَمَ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُسۡتَكۡبِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu Allah, gizlediklerini de açıkladıklarını da bilir. O, büyüklük taslayanları asla sevmez.

Cemal Külünkoğlu

Şüphe yok ki Allah, onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da (çok iyi) bilir. O, büyüklük taslayanları hiç sevmez.

Mehmet Türk

Şüphesiz ki Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Çünkü O büyüklük taslayanları sevmez.

16:24

وَإِذَا قِيلَ لَهُم مَّاذَآ أَنزَلَ رَبُّكُمۡ قَالُوٓاْ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara, “Rabbiniz ne indirdi?” denildiği zaman; “Öncekilerin masallarını” derler.

Cemal Külünkoğlu

Onlara: “Rabbiniz ne indirdi?” diye sorulduğunda “Eskilerin masallarını” derler.

Mehmet Türk

Onlara: “Rabbiniz (Allah) ne indirdi?” denildiğinde onlar: “Eskilerin masalları.” dediler.

16:25

لِيَحۡمِلُوٓاْ أَوۡزَارَهُمۡ كَامِلَةࣰ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ وَمِنۡ أَوۡزَارِ ٱلَّذِينَ يُضِلُّونَهُم بِغَيۡرِ عِلۡمٍۗ أَلَا سَآءَ مَا يَزِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak taşımaları ve bilgisizce saptırmakta oldukları kimselerin günahlarından da bir kısmını yüklenmeleri için öyle derler. Bak ki yüklenecekleri şey ne kötüdür!

Cemal Külünkoğlu

Böylece kıyamet günü hem kendi günahlarını tümü ile hem de bilgisizce sapıklığa sürükledikleri kimselerin günahlarının bir bölümünü yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri şey ne kötüdür!

Mehmet Türk

(İşte bu yüzden) kıyamet gününde hem kendi günâhlarının hem de körü körüne saptırdıkları kimselerin günâhlarının tümünü birden yüklenirler. Şunu iyi bilin ki; onların yüklendikleri ne kötü (yüktür.)

16:26

قَدۡ مَكَرَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَأَتَى ٱللَّهُ بُنۡيَٰنَهُم مِّنَ ٱلۡقَوَاعِدِ فَخَرَّ عَلَيۡهِمُ ٱلسَّقۡفُ مِن فَوۡقِهِمۡ وَأَتَىٰهُمُ ٱلۡعَذَابُ مِنۡ حَيۡثُ لَا يَشۡعُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlardan öncekiler de peygamberlere hile yapmışlardı. Sonunda Allah da onların binalarını temellerinden söktü, tavan da tepelerine çöktü. Bu azap onlara, fark edemedikleri bir yerden gelmişti.

Cemal Külünkoğlu

Onlardan öncekiler de (peygamberlerine) hile ve tuzak kurmuşlardı. Bunun üzerine Allah, binalarını temellerinden yıkmıştı da üstlerindeki tavan tepelerine çökmüştü. Azap onlara hiç fark edemedikleri yerden gelmişti.

Mehmet Türk

Onlardan öncekiler de (kendilerine göre) tuzaklar kurmuşlardı. (Sonunda) Allah(ın helâk) emri onların ummadıkları bir yerden, yani binalarının temellerinden gelince, üstlerindeki tavan(ları) tepelerine çöküverdi.

16:27

ثُمَّ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ يُخۡزِيهِمۡ وَيَقُولُ أَيۡنَ شُرَكَآءِيَ ٱلَّذِينَ كُنتُمۡ تُشَٰٓقُّونَ فِيهِمۡۚ قَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡعِلۡمَ إِنَّ ٱلۡخِزۡيَ ٱلۡيَوۡمَ وَٱلسُّوٓءَ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra kıyamet gününde Allah onları rezil eder ve der ki: “Kendileri hakkında müminlere düşman kesildiğiniz, bana isnat ettiğiniz ortaklarım nerede?” Kendilerine ilim verilmiş olanlar derler ki: “Şüphesiz bugün rezillik ve kötülük kâfirleredir.”

Cemal Külünkoğlu

Sonra, kıyamet günü (Allah) onları rezil edecek ve diyecek ki: “Kendileri için (inanan kullarımla) kavga çıkarıp ayrılığa düştüğünüz ortaklarım nerede?” (Kendilerine) ilim verilen (mü’min)ler de şöyle diyecekler: “Şüphesiz bugün rezillik, aşağılık ve kötülük inkârcıların üzerinedir.”

Mehmet Türk

Sonra (Allah) kıyamet günü onları rezil edecek ve: “Uğrunda (inananlara) düşman kesildiğiniz ortaklarım hani (şimdi) nerede?” diyecek. Kendilerine ilim verilenler de: “gerçekten bugün (tüm) rezillik ve kötülük (sadece) kâfirlere aittir” diyecekler.

16:28

ٱلَّذِينَ تَتَوَفَّىٰهُمُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ ظَالِمِيٓ أَنفُسِهِمۡۖ فَأَلۡقَوُاْ ٱلسَّلَمَ مَا كُنَّا نَعۡمَلُ مِن سُوٓءِۭۚ بَلَىٰٓۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine zulmederlerken, meleklerin canlarını aldıkları kimseler, “Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk” diyerek teslim olurlar. Melekler onlara şöyle der: “Hayır, Allah, sizin yaptıklarınızı çok iyi bilendir.”

Cemal Külünkoğlu

(Allah’a karşı gelerek işledikleri günahlar yüzünden) kendilerine zulmederken (ansızın) meleklerin canlarını aldıkları inkârcılar: “Biz hiçbir kötülük yapmamıştık” diyerek (ölüm meleklerine) kolayca teslim olurlar. Hayır, öyle değil. Allah sizin neler yaptıklarınızı çok iyi bilmektedir.

Mehmet Türk

Melekler, (kâfir olarak) kendi kendilerine zulmedenlerin canlarını alırlarken, onlar: “(aslında) biz kötü bir şey yapmıyorduk” diyerek Müslüman olmak isteyecekler. (Melekler de onlara): “Asla! Allah, sizin neler yaptığınızı kesinlikle çok iyi bilir...” (diyecekler.)

16:29

فَٱدۡخُلُوٓاْ أَبۡوَٰبَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَاۖ فَلَبِئۡسَ مَثۡوَى ٱلۡمُتَكَبِّرِينَ

Bayraktar Bayraklı

O halde, içinde süreli kalacağınız cehennemin kapılarından giriniz! Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür!

Cemal Külünkoğlu

“Haydi, içinde kalacağınız cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür!”

Mehmet Türk

(...Ve devamla): “Derhâl içerisinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin (bakalım). Büyüklük taslayanların barınağı ne kötüdür.” (diyecekler.)

16:30

۞وَقِيلَ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوۡاْ مَاذَآ أَنزَلَ رَبُّكُمۡۚ قَالُواْ خَيۡرࣰ اۗ لِّلَّذِينَ أَحۡسَنُواْ فِي هَٰذِهِ ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةࣱۚ وَلَدَارُ ٱلۡأٓخِرَةِ خَيۡرࣱۚ وَلَنِعۡمَ دَارُ ٱلۡمُتَّقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sakınanlara, “Rabbiniz ne indirdi?” dendiğinde, “iyilik” derler. Bu dünyada iyi davranışlara iyilik vardır. Âhiret yurdu ise daha iyidir. Sakınanların yurdu ne güzeldir!

Cemal Külünkoğlu

Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlara: “Rabbiniz ne indirdi?” diye sorulduğunda: “İyilik indirdi” derler. Bu dünyada, iyi davrananlar iyilik görürler. Ahiret ise onlar için daha hayırlıdır. Allah’ın emirlerine uyanların yurdu gerçekten de ne güzeldir.

Mehmet Türk

(Allah’tan hakkıyla) sakınanlara da: “Rabbiniz ne indirdi?” denilince, onlar: “İyilik” dediler. Bu dünyada Allah’ı görüyormuş gibi ibâdet edenlere iyilik vardır. Âhiret yurdu ise daha da hayırlıdır. (Allah’tan hakkıyla) sakınanların yurdu ne güzeldir.

16:31

جَنَّٰتُ عَدۡنࣲ يَدۡخُلُونَهَا تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۖ لَهُمۡ فِيهَا مَا يَشَآءُونَۚ كَذَٰلِكَ يَجۡزِي ٱللَّهُ ٱلۡمُتَّقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, içinden ırmaklar akan dâimî mutluluk cennetlerine girerler. Orada diledikleri her şey vardır. İşte Allah, sakınanları böyle ödüllendirir.

Cemal Külünkoğlu

Onların girecekleri yer, altından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada diledikleri her şey kendilerine verilir. İşte Allah emirlerine uygun yaşayanları böyle ödüllendirir.

Mehmet Türk

(Onların) girecekleri yer, zemîninden ırmaklar akan, içerisinde diledikleri her şeyin bulunduğu, Adn cennetleridir. İşte Allah, (kendisinden hakkıyla) sakınanları böyle ödüllendirir.

16:32

ٱلَّذِينَ تَتَوَفَّىٰهُمُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ طَيِّبِينَ يَقُولُونَ سَلَٰمٌ عَلَيۡكُمُ ٱدۡخُلُواْ ٱلۡجَنَّةَ بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Melekler, iyi insanlar olarak canlarını aldığı kimselere, “Size selâm olsun! Yapmış olduğunuza karşılık cennete giriniz” derler.

Cemal Külünkoğlu

Bunlar, meleklerin iyi insanlar olarak canlarını aldıkları kimselerdir. (Melekler onlara:) “Selam üzerinize olsun, yapmış olduğunuz iyiliklerin karşılığı olarak cennete giriniz” derler.

Mehmet Türk

Melekler canlarını güzellikle aldıkları (mü’minlere ise): “Allah’ın selâmı üzerinize olsun, yaptığınız kulluğunuza karşılık olmak üzere, (buyurun) cennete girin.” diyecekler.

16:33

هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّآ أَن تَأۡتِيَهُمُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ أَوۡ يَأۡتِيَ أَمۡرُ رَبِّكَۚ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

İlle kendilerine meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin buyruğunun gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan öncekiler de öyle yapmıştı. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Cemal Külünkoğlu

(O inkârcılar) yalnızca meleklerin kendilerine gelmesini ya da Rabbinin nihai yargısının (azap emrinin) gelmesini mi bekliyorlar? Onlardan önce gelip geçen toplumlar da böyle yapmışlardı. Allah (hak etmiş oldukları cezayı vermekle) onlara zulmetmedi, fakat onlar (bile bile kötülüğü tercih ederek) kendilerine zulmettiler.

Mehmet Türk

(O kâfirler) kendilerine meleklerin (canlarını almak için) gelmesinden veya Rabbinin (helâk) emrinin ulaşmasından başka bir şey mi bekliyorlar? Zâten onlardan öncekiler de öyle yapmıştı. Allah onlara asla zulmetmedi, fakat onlar (kâfirlik yaparak) kendi kendilerine zulmediyorlardı.

16:34

فَأَصَابَهُمۡ سَيِّـَٔاتُ مَا عَمِلُواْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ

Bayraktar Bayraklı

Nihayet yaptıklarının kötülükleri onlara ulaştı ve alay ettikleri şey, onları kuşattı.

Cemal Külünkoğlu

Öyle ki, işledikleri kötülükler kendi başlarına yıkılmış, alay edip durdukları şey onları çepeçevre kuşatmıştı.

Mehmet Türk

Böylece yaptıkları şeylerin kötülükleri kendilerine dokundu ve hafife aldıkları (azap), kendilerini kuşatıverdi.

16:35

وَقَالَ ٱلَّذِينَ أَشۡرَكُواْ لَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ مَا عَبَدۡنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَيۡءࣲ نَّحۡنُ وَلَآ ءَابَآؤُنَا وَلَا حَرَّمۡنَا مِن دُونِهِۦ مِن شَيۡءࣲۚ كَذَٰلِكَ فَعَلَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ فَهَلۡ عَلَى ٱلرُّسُلِ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ

Bayraktar Bayraklı

Allah'a ortak koşanlar, “Allah dileseydi ne biz ne de atalarımız, O'ndan başka bir şeye tapmazdık ve O'nsuz hiçbir şeyi haram kılmazdık” dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Peygamberlere düşen, yalnız açıkça tebliğ etmek değil midir?

Cemal Külünkoğlu

Allah’a ortak koşanlar, dediler ki: “Allah dileseydi ne biz ne de atalarımız O’ndan başka hiçbir şeye tapmazdık, O’nun emri olmadan hiçbir şeyi de yasaklamazdık.” Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı (kendi suçlarını Allah’a yüklemişlerdi). Peygamberlere düşen, açık bir tebliğden başkası değildir.

Mehmet Türk

Müşrikler: “Eğer Allah dileseydi, biz de atalarımız da Onun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik ve (hatta) Onun (emri) dışında hiç bir şeyi de yasaklamazdık.” dediler. Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde Peygamberlere düşen, kesinlikle apaçık bir tebliğ değil mi?

16:36

وَلَقَدۡ بَعَثۡنَا فِي كُلِّ أُمَّةࣲ رَّسُولًا أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ وَٱجۡتَنِبُواْ ٱلطَّٰغُوتَۖ فَمِنۡهُم مَّنۡ هَدَى ٱللَّهُ وَمِنۡهُم مَّنۡ حَقَّتۡ عَلَيۡهِ ٱلضَّلَٰلَةُۚ فَسِيرُواْ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَٱنظُرُواْ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُكَذِّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki biz, “Allah'a kulluk ediniz ve tâğûttan sakınınız!” diye her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. Yeryüzünde geziniz de görünüz, inkâr edenlerin sonu nasıl olmuştur.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki biz her topluma: “(Yalnızca) Allah’a kulluk edin, tağûta (şirk ve zulüm sistemini kurumsallaştırmaya çalışan zalim ve inkârcılara) kulluk etmekten sakının” diyen bir elçi gönderdik. (Onların) kimini Allah (iyi niyet ve gayretlerine göre) doğru yola iletti, kimi de (inatları yüzünden) sapıklığı hak etti. Yeryüzünde geziniz de (ayetlerimizi) yalanlayanların sonunun ne olduğunu görünüz!

Mehmet Türk

Yemin olsun ki Biz her ümmete: “Sadece Allah’a kulluk edin ve tağuttan kaçının.” (diye uyaran) bir Peygamber gönderdik. Böylece o (ümmetlerden) kimine Allah hak yolu nasip etti, kimi de sapkınlığı hak etti. Yeryüzünde dolaşın ve (Peygamberleri) yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün.

16:37

إِن تَحۡرِصۡ عَلَىٰ هُدَىٰهُمۡ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي مَن يُضِلُّۖ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Rasûlüm, sen onların hidayete ermesine çok düşkünlük göstersen de, bil ki Allah'ın saptırdığı kimseyi kimse hidayete erdiremez. Onların yardımcıları da yoktur.

Cemal Külünkoğlu

Sen onların doğru yola erişmelerine aşırı istek göstersen de şüphesiz Allah (kötü niyet ve eylemlerinden dolayı) sapıklıkta bırakacağı kimseyi doğru yola iletmez. Onların yardımcıları da yoktur.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Sen, onların doğru yolu bulmalarını son derece istesen de kesinlikle Allah sapkınlıkta bırakacağı kimseleri (dilemezse) hak yola ulaştırmaz. Onların (âhirette kendilerini azaptan kurtaracak) yardımcıları da yoktur.

16:38

وَأَقۡسَمُواْ بِٱللَّهِ جَهۡدَ أَيۡمَٰنِهِمۡ لَا يَبۡعَثُ ٱللَّهُ مَن يَمُوتُۚ بَلَىٰ وَعۡدًا عَلَيۡهِ حَقࣰّ ا وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Ölen kimseyi Allah'ın diriltemeyeceği” üzerine bütün güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, Allah buna gerçekten söz vermiştir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Cemal Külünkoğlu

Onlar: “Ölen kimseyi Allah tekrar diriltmez” diyerek olanca güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hâlbuki bu ölüleri diriltmek, Allah’ın kendi üzerine aldığı bir vaadidir. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler.

Mehmet Türk

(Kâfirler) olanca güçleriyle: “Allah, öleni asla diriltmez.” diye yemin edip duruyorlar. Hayır! (Bilakis ölüleri diriltmek) Onun verdiği gerçek bir sözdür, ancak insanların birçoğu bunu bilmezler.

16:39

لِيُبَيِّنَ لَهُمُ ٱلَّذِي يَخۡتَلِفُونَ فِيهِ وَلِيَعۡلَمَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ كَانُواْ كَٰذِبِينَ

Bayraktar Bayraklı

Çünkü, hakkında ayrılığa düştükleri şeyi onlara Allah anlatacak ve inkârcılar da yalancı olduklarını bileceklerdir.

Cemal Külünkoğlu

Görüş ayrılığına düştükleri konular (Allah tarafından) açıklığa kavuşturulsun ve inkârcılar, yalan söylediklerini öğrensinler diye (Allah onları diriltilecektir).

Mehmet Türk

(Allah ölüleri); hakkında (mü’minlerle) ihtilâf ettikleri şeyi(n doğrusunu) onlara açıklamak ve kâfirlerin gerçek yalancılar olduklarını kendilerine bildirmek için (mutlaka diriltecektir.)

16:40

إِنَّمَا قَوۡلُنَا لِشَيۡءٍ إِذَآ أَرَدۡنَٰهُ أَن نَّقُولَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

Bayraktar Bayraklı

Bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona sözümüz sadece “ol!” dememizdir. O da hemen oluşmaya başlar.

Cemal Külünkoğlu

Biz bir şeyin olmasını istediğimiz zaman sözümüz ona sadece, “Ol” dememizdir. O da hemen oluş sürecine girer.

Mehmet Türk

Zîrâ Biz, bir şeyi yapmak istediğimizde ona sadece “ol” deriz, o da hemen oluverir.

16:41

وَٱلَّذِينَ هَاجَرُواْ فِي ٱللَّهِ مِنۢ بَعۡدِ مَا ظُلِمُواْ لَنُبَوِّئَنَّهُمۡ فِي ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةࣰۖ وَلَأَجۡرُ ٱلۡأٓخِرَةِ أَكۡبَرُۚ لَوۡ كَانُواْ يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Zulme uğratıldıktan sonra Allah yolunda hicret edenlere gelince, onları dünyada güzel bir şekilde yerleştireceğiz. Eğer bilirlerse, âhiretin ödülü elbette daha büyüktür.

Cemal Külünkoğlu

Haksızlığa uğradıktan sonra Allah yolunda zulüm diyarını terk edenlere gelince; kesinlikle onları dünyada güzel bir yere yerleştireceğiz. Ama onların ahiretteki mükâfatı çok daha büyük olacaktır. (İman etmeyenler) keşke bunu bilselerdi.

Mehmet Türk

Zulme uğratıldıktan sonra Allah yolunda hicret edenleri, şüphesiz dünyada güzel bir yere yerleştireceğiz; (onların) âhiret mükâfatları ise çok daha büyüktür. (Ah o kâfirler) bunu bir bilselerdi!

16:42

ٱلَّذِينَ صَبَرُواْ وَعَلَىٰ رَبِّهِمۡ يَتَوَكَّلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar sabredenler ve Rabblerine güven bağlayan kimselerdir.

Cemal Külünkoğlu

Onlar (eziyetlere) sabreden ve yalnız Rablerine güvenen kimselerdir.

Mehmet Türk

(Çünkü) onlar sabreden ve Rablerine hakkıyla tevekkül edenlerdir.

16:43

وَمَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ إِلَّا رِجَالࣰ ا نُّوحِيٓ إِلَيۡهِمۡۖ فَسۡـَٔلُوٓاْ أَهۡلَ ٱلذِّكۡرِ إِن كُنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, Kur'ân'ı bilenlere sorunuz!

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını (peygamber olarak) göndermedik. Eğer bunu bilmiyorsanız, zikir ehline sorun!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Biz, senden önce de ancak (senin gibi) kendilerine vahyettiğimiz erkek (kimse)leri, elçi olarak gönderdik. (Ey kâfirler!) Eğer bunu bilmiyorsanız, bilenlere sorun.

16:44

بِٱلۡبَيِّنَٰتِ وَٱلزُّبُرِۗ وَأَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلذِّكۡرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيۡهِمۡ وَلَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Apaçık mucizelerle ve kitaplarla gönderildiler. Kendilerine indirileni insanlara açıklaman için ve düşünsünler diye, sana da bu Kur'ân'ı indirdik.

Cemal Külünkoğlu

(O Peygamberleri) apaçık mucizelerle ve sayfalarla/kitaplarla (gönderdik). Ve biz sana da bu uyarıcı kitabı indirdik ki, kendilerine indirilen (ayetler)i insanlara açıklayasın ve belki onlar da bu sayede düşünürler.

Mehmet Türk

(O Peygamberleri) açık mûcizeler ve yazılmış kitaplarla (gönderdik). Sana da insanlara indirilen (emir ve yasakları) belki düşünürler diye açıklaman için Kur’an’ı indirdik.

16:45

أَفَأَمِنَ ٱلَّذِينَ مَكَرُواْ ٱلسَّيِّـَٔاتِ أَن يَخۡسِفَ ٱللَّهُ بِهِمُ ٱلۡأَرۡضَ أَوۡ يَأۡتِيَهُمُ ٱلۡعَذَابُ مِنۡ حَيۡثُ لَا يَشۡعُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

45,46. Tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmeyeceğinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden veya onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar Allah'ı âciz bırakacak değillerdir.

Cemal Külünkoğlu

Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah’ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bilemeyecekleri bir yerden kendilerine azap gelmesinden emin mi oldular?

Mehmet Türk

(Müslümanlara) sinsice iğrenç tuzaklar kuranlar, Allah’ın kendilerini yerin dibine geçirmesinden veya bilemeyecekleri bir yerden kendilerine helâkin gelmesinden hiç emin olabilirler mi?

16:46

أَوۡ يَأۡخُذَهُمۡ فِي تَقَلُّبِهِمۡ فَمَا هُم بِمُعۡجِزِينَ

Bayraktar Bayraklı

45,46. Tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmeyeceğinden veya kendilerine bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden veya onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular? Onlar Allah'ı âciz bırakacak değillerdir.

Cemal Külünkoğlu

Yahut dönüp dolaşırlarken (azabın) kendilerini yakalamasına karşı (korunabileceklerine dair bir yerlerden garanti mi aldılar)? Onlar, Allah’ı âciz bırakacak değillerdir.

Mehmet Türk

Yahut onlar (rızık için) dolaşıp dururlarken (hiç helâkin) kendilerini yakalayıvermesinden... (eminler mi?) Ve onlar (Allah’ı) asla âciz bırakamazlar.

16:47

أَوۡ يَأۡخُذَهُمۡ عَلَىٰ تَخَوُّفࣲ فَإِنَّ رَبَّكُمۡ لَرَءُوفࣱ رَّحِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa Allah'ın kendilerini yavaş yavaş tüketerek cezalandırmayacağından emin mi oldular ? Şüphesiz Rabbin affedicidir; merhamet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Ya da ilahi azabın, korkulu bir bekleyiş içindeyken başlarına gelmeyeceğinden emin midirler? (Eğer akıllarını başlarına alarak tevbe ederlerse bilsinler ki) kuşkusuz sizin Rabbiniz çok şefkatlidir, çok merhametlidir.

Mehmet Türk

Veya (hiç helâkin) onlara yurtlarına (başkalarının) saldırması şeklinde gelivermesinden (eminler mi?) Şüphesiz Rabbin, gerçekten şefkatlidir, çok merhametlidir.

16:48

أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَىٰ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ مِن شَيۡءࣲ يَتَفَيَّؤُاْ ظِلَٰلُهُۥ عَنِ ٱلۡيَمِينِ وَٱلشَّمَآئِلِ سُجَّدࣰ ا لِّلَّهِ وَهُمۡ دَٰخِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kâfirler Allah'ın yarattığı varlıkları görmüyorlar mı? Onların gölgeleri Allah'ın iradesine boyun eğip kendi içyapılarında hareket edip dönerek Allah'a saygı ile yere kapanmaktadırlar.

Cemal Külünkoğlu

(İnkârcılar) Allah’ın yarattığı nesneleri görmüyorlar mı? Onların gölgeleri (bile Allah’ın kudretine) bütünüyle boyun eğerek Allah’a secde eder olduğu halde sağda ve solda yer değiştirir(ler).

Mehmet Türk

(Kâfirler) çevrelerinde farkına bile varmadıkları, Allah’ın yarattığı, gölgeleri sağdan sola Allah’a secde ederek dönen varlıklara, hiç bakmıyorlar mı?

16:49

وَلِلَّهِۤ يَسۡجُدُۤ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ مِن دَآبَّةࣲ وَٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ وَهُمۡ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Göklerde bulunanlar, yerdeki canlılar ve bütün melekler, büyüklük taslamadan Allah'a secde ederler.

Cemal Külünkoğlu

Ayrıca göklerde ve yerde olan her şey ve melekler kendilerini büyüklük duygusuna kaptırmadan Allah için saygı ve tazimle secde ederler.

Mehmet Türk

Göklerde bulunanlar, yeryüzünde canlı olan her şey ve melekler asla büyüklük taslamadan sadece Allah’a secde ederler.

16:50

يَخَافُونَ رَبَّهُم مِّن فَوۡقِهِمۡ وَيَفۡعَلُونَ مَا يُؤۡمَرُونَ۩

Bayraktar Bayraklı

Onlar, kendi güçlerinin üstünde olan Rabblerinden korkarlar ve kendilerine ne emrolunursa onu yaparlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlar üzerlerinde (egemen) bulunan Rablerinin (azabından) sakınırlar ve kendilerine emredileni yaparlar.

Mehmet Türk

(O varlıkların tamamı, gücü) kendilerinin üzerinde olan Rablerinden korkarlar ve onlar, emrolundukları her şeyi eksiksiz yaparlar.

16:51

۞وَقَالَ ٱللَّهُ لَا تَتَّخِذُوٓاْ إِلَٰهَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِۖ إِنَّمَا هُوَ إِلَٰهࣱ وَٰحِدࣱ فَإِيَّٰيَ فَٱرۡهَبُونِ

Bayraktar Bayraklı

Allah buyurdu ki: “İki tanrı edinmeyiniz! O ancak bir Tanrıdır. O halde yalnız benden korkunuz!”

Cemal Külünkoğlu

Allah buyurdu ki: “İki ilah edinmeyin; O, ancak tek bir ilahtır. Öyleyse benden, yalnızca bana karşı gelmekten sakının!”

Mehmet Türk

Allah (kâfirlere): “(Sakın) iki ilâh (bile) edinmeyin, çünkü ancak O (Allah) tek İlâhtır. Öyleyse, yalnız Benden korkun.” buyurdu.

16:52

وَلَهُۥ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَلَهُ ٱلدِّينُ وَاصِبًاۚ أَفَغَيۡرَ ٱللَّهِ تَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Göklerde ve yerde ne varsa, O'nundur; kalıcı ve sürekli olan din de yalnız O'nundur. “O halde Allah'tan başkasından mı korkuyorsunuz?”

Cemal Külünkoğlu

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi ancak O’nundur. (O halde) kulluk ve itaat de daima O’na olmalıdır. Hal böyleyken, yine de Allah’tan başkasından mı sakınıyor (da Allah’ın emirlerini ciddiye almıyor)sunuz?

Mehmet Türk

(Ey kâfirler!) Göklerde ve yerde bulunan her şey Onun iken, din de sadece Ona ait iken, (hâlâ) Allah’tan başkasından mı korkuyorsunuz?

16:53

وَمَا بِكُم مِّن نِّعۡمَةࣲ فَمِنَ ٱللَّهِۖ ثُمَّ إِذَا مَسَّكُمُ ٱلضُّرُّ فَإِلَيۡهِ تَجۡـَٔرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır. Sonra size bir zarar dokunduğu zaman yalnız O'na yalvarırsınız.

Cemal Külünkoğlu

Yararlandığınız her nimet Allah’tandır. Sonra başınıza bir sıkıntı gelince yalnız O’na yalvarırsınız.

Mehmet Türk

Allah size bu kadar nîmet vermiş iken (Onu unutuyor) sonra size bir sıkıntı dokununca mı (Onu hatırlayıp) yalvarıyorsunuz.

16:54

ثُمَّ إِذَا كَشَفَ ٱلضُّرَّ عَنكُمۡ إِذَا فَرِيقࣱ مِّنكُم بِرَبِّهِمۡ يُشۡرِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra da sizden o zararı giderdiğinde, içinizden bir grup hemen Rabblerine ortak koşarlar.

Cemal Külünkoğlu

Arkasından sıkıntınızı giderince, içinizden bazıları hemen Rablerine ortak koşarlar (Allah’tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yükleyerek onlardan yardım beklerler).

Mehmet Türk

Arkasından da (Allah) sizden sıkıntıyı kaldırınca, bir de bakarsınız ki içinizden bir kısmı, hemen Rablerine eş koşuyorlar.

16:55

لِيَكۡفُرُواْ بِمَآ ءَاتَيۡنَٰهُمۡۚ فَتَمَتَّعُواْ فَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine verdiklerimize karşılık nankörlük etmeleri için böyle yaptılar. O halde bir süre daha faydalanınız, fakat yakında hakikati bileceksiniz.

Cemal Külünkoğlu

(Böyle yapmaları) kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etmelerindendir. O halde bir süre daha (dünyalıklardan) faydalanın bakalım; yakında başınıza gelecekleri göreceksiniz!

Mehmet Türk

(Onlar, bunu) kendilerine verdiğimiz (nîmetlere karşı) nankörlük etmek için (yaparlar). (Ey kâfirler! Dünya nîmetleri ile biraz) oyalanın (bakalım) yakında gerçeği öğreneceksiniz.

16:56

وَيَجۡعَلُونَ لِمَا لَا يَعۡلَمُونَ نَصِيبࣰ ا مِّمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡۗ تَٱللَّهِ لَتُسۡـَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمۡ تَفۡتَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine verdiğimiz rızıktan, ne olduğunu bilmedikleri tanrılarına pay ayırırlar. Allah'a yemin olsun ki, uydurup durduğunuz şeylerden, mutlaka sorguya çekileceksiniz.

Cemal Külünkoğlu

Kendilerine rızık olarak verdiklerimizden (mahiyetini) bilmedikleri şeylere (putlara) pay ayırıyorlar. Allah’a Andolsun ki, uydurmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.

Mehmet Türk

(Müşrikler bir de) kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden, ne olduklarını bile bilmedikleri (putlarına) pay ayırıyorlar. (Ey müşrikler!) Allah’a yemin olsun ki, Allah’a karşı uydurduklarınızdan dolayı mutlaka hesaba çekileceksiniz.

16:57

وَيَجۡعَلُونَ لِلَّهِ ٱلۡبَنَٰتِ سُبۡحَٰنَهُۥ وَلَهُم مَّا يَشۡتَهُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, kızların Allah'a ait olduğunu iddia ediyorlar. Hâşâ! Allah bundan uzaktır. Beğendikleri de kendilerinin oluyor.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar,) kızları Allah’a nispet ediyorlar. Hâşâ! O, bundan (çocuğu olmaktan) münezzehtir. Hoşlandıkları (erkek çocukları)nı ise kendilerine yakıştırıyorlar.

Mehmet Türk

(Bir de beğenmedikleri) kızları, şânı yüce olan Allah’a ait görüyorlar. Beğendikleri (erkek çocukları)nı ise kendileri (alıyorlar).

16:58

وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِٱلۡأُنثَىٰ ظَلَّ وَجۡهُهُۥ مُسۡوَدࣰّ ا وَهُوَ كَظِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Onlardan birine kızı olduğu müjdelendiği zaman, öfkesini yutkunarak yüzü kapkara olur.

Cemal Külünkoğlu

(O kadar ki,) ne zaman biri bir kız çocuğu ile müjdelense hemen yüzü kararır, içi öfkeyle dolar.

Mehmet Türk

O (müşriklerden) birisine, kız çocuğu müjdelendiği zaman içi hüzünle dolarak yüzü kapkara kesilir...

16:59

يَتَوَٰرَىٰ مِنَ ٱلۡقَوۡمِ مِن سُوٓءِ مَا بُشِّرَ بِهِۦٓۚ أَيُمۡسِكُهُۥ عَلَىٰ هُونٍ أَمۡ يَدُسُّهُۥ فِي ٱلتُّرَابِۗ أَلَا سَآءَ مَا يَحۡكُمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakınız ki verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!

Cemal Külünkoğlu

Kendisine verilen kötü müjde yüzünden halktan gizlenmeye çalışır. Aşağılanmaya katlanarak onu alıkoysun mu, yoksa toprağa mı gömsün diye düşünür. Baksana, ne kötü hüküm veriyorlar!

Mehmet Türk

...kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı insanlardan gizlenir. (Şimdi ne yapsın?) Onu, utanarak yanında mı tutsun, yoksa toprağa gömerek öldürsün mü? Şunu iyi bilin ki, onların verdikleri hüküm çok kötüdür.

16:60

لِلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ مَثَلُ ٱلسَّوۡءِۖ وَلِلَّهِ ٱلۡمَثَلُ ٱلۡأَعۡلَىٰۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Kötü sıfat, âhirete inanmayanlar içindir. En yüce sıfatlar ise Allah'a aittir. Çünkü O, her şeyden üstündür; hikmet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Ahirete inanmayanlar için (böyle nice) kötü örnekler vardır. En yüce sıfatlar Allah’ındır. O, mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Mehmet Türk

Âhirete inanmayanlar kötülük timsali, Allah ise yücelik timsalidir. Çünkü O çok güçlüdür, hüküm (hikmet) sahibidir.

16:61

وَلَوۡ يُؤَاخِذُ ٱللَّهُ ٱلنَّاسَ بِظُلۡمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيۡهَا مِن دَآبَّةࣲ وَلَٰكِن يُؤَخِّرُهُمۡ إِلَىٰٓ أَجَلࣲ مُّسَمࣰّ ىۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمۡ لَا يَسۡتَـٔۡخِرُونَ سَاعَةࣰ وَلَا يَسۡتَقۡدِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Eğer Allah, zulümlerinden dolayı insanları hemen cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat, onları belli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman onlar ne bir saat geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.

Cemal Külünkoğlu

Eğer Allah, insanları (bu dünyada) yaptıkları kötülüklerden dolayı hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.

Mehmet Türk

Eğer Allah, insanları zulümleri sebebiyle hesaba çekecek olsaydı, yeryüzünde hareket eden tek canlı bile bırakmazdı. Fakat O, onlara belirli bir sürenin sonuna kadar mühlet verir. Ecelleri gelince onlar, o (süreyi) bir an bile erteleyemedikleri gibi öne de alamazlar.

16:62

وَيَجۡعَلُونَ لِلَّهِ مَا يَكۡرَهُونَۚ وَتَصِفُ أَلۡسِنَتُهُمُ ٱلۡكَذِبَ أَنَّ لَهُمُ ٱلۡحُسۡنَىٰۚ لَا جَرَمَ أَنَّ لَهُمُ ٱلنَّارَ وَأَنَّهُم مُّفۡرَطُونَ

Bayraktar Bayraklı

Hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a mal ediyorlar. En güzel şeylerin de kendilerine ait olduğunu söylüyorlar. Şüphesiz, onlara ateş vardır ve onlar ateşte terk olunacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, hoşlanmadıklarını Allah’a mal ederler. Dilleri de güzel şeylerin kendilerinde olduğunu yalan yere söyler durur. Oysa hiç kuşku yok ki onların yeri cehennemdir, oraya en önde gireceklerdir.

Mehmet Türk

Onlar beğenmedikleri şeyleri, Allah’a yakıştırıyorlar, dilleri de en güzel şeylerin kendilerinde olduğu yalanını, söyleyip duruyor. Şüphesiz cehennem, onlar içindir ve (cehenneme) ilk önce giren, kesinlikle onlar olacaktır.

16:63

تَٱللَّهِ لَقَدۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَىٰٓ أُمَمࣲ مِّن قَبۡلِكَ فَزَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ أَعۡمَٰلَهُمۡ فَهُوَ وَلِيُّهُمُ ٱلۡيَوۡمَ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah'a andolsun ki, senden önceki topluluklara da peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini süslü gösterdi. Bugün de onların dostudur. Onlar için elem verici bir azap vardır.

Cemal Külünkoğlu

Allah’a Andolsun ki, senden önce de çeşitli ümmetlere peygamberler gönderdik. Şeytan onlara yaptıkları kötülükleri güzel gösterdi. O, bugün de onların (inkârcıların) dostudur. Onlar için acıklı bir azap vardır.

Mehmet Türk

Allah’a yemin olsun ki Biz, senden önceki ümmetlere (Peygamberler) gönderdik, şeytan ise onlara yaptıkları şeyleri süslü gösterdi. İşte o gün de onların dostu, o (şeytandır) ve onlar için acıklı bir azap vardır.

16:64

وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ إِلَّا لِتُبَيِّنَ لَهُمُ ٱلَّذِي ٱخۡتَلَفُواْ فِيهِ وَهُدࣰ ى وَرَحۡمَةࣰ لِّقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Biz bu kitâbı sana sadece, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir topluma da rehber ve rahmet olsun diye indirdik.

Cemal Külünkoğlu

Biz sana bu kitabı, insanlara anlaşmazlığa düştükleri meseleleri açıklayasın, inananlara yol gösterici ve rahmet kaynağı olsun diye indirdik.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Biz, bu Kitab’ı, sadece hakkında anlaşmazlığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman ve inananlara rahmet ve hidâyet olsun diye indirdik.

16:65

وَٱللَّهُ أَنزَلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ فَأَحۡيَا بِهِ ٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ مَوۡتِهَآۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰ لِّقَوۡمࣲ يَسۡمَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah gökten su indirdi ve onunla ölümünden sonra yeri diriltti. Doğrusu, dinleyen topluma bunda bir ders vardır.

Cemal Külünkoğlu

Allah gökten su indirerek, onunla yeri ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda (aklını başına alarak) dinleyen toplum için bir ibret vardır.

Mehmet Türk

Allah, gökten suyu indirdi ve ölümünden sonra yeryüzünü onunla diriltti. İşte bunda (hakka) kulak veren bir topluluk için gerçekten bir mûcize vardır.

16:66

وَإِنَّ لَكُمۡ فِي ٱلۡأَنۡعَٰمِ لَعِبۡرَةࣰۖ نُّسۡقِيكُم مِّمَّا فِي بُطُونِهِۦ مِنۢ بَيۡنِ فَرۡثࣲ وَدَمࣲ لَّبَنًا خَالِصࣰ ا سَآئِغࣰ ا لِّلشَّٰرِبِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz sizin için hayvanlarda da büyük bir ders vardır. Karınlarındaki fışkı ile kan arasından gelen, içenlerin boğazından kolayca geçen hâlis bir süt içiriyoruz size.

Cemal Külünkoğlu

Sizin için süt veren hayvanlarda da bir ibret vardır. Onların karınlarındaki (fışkı) posa ile kan arasından size halis ve tatlı içimli bir besin kaynağı olan sütü içiririz.

Mehmet Türk

Sizin için, karınlarındaki sindirilmiş gıdalar ile kan arasından, içimi kolay, halis bir süt (yaratarak) içirdiğimiz hayvanlarda da elbette (Allah’ın kudretine işaret eden) ibretler vardır.

16:67

وَمِن ثَمَرَٰتِ ٱلنَّخِيلِ وَٱلۡأَعۡنَٰبِ تَتَّخِذُونَ مِنۡهُ سَكَرࣰ ا وَرِزۡقًا حَسَنًاۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰ لِّقَوۡمࣲ يَعۡقِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Hurma ağacının ve üzümlerin ürünlerinden sarhoşluk veren içecek ve güzel rızık elde edersiniz. Aklını kullanan toplum için bunda bir işaret vardır.

Cemal Külünkoğlu

Ve hurma ağaçlarının ve asmaların ürününden hem sarhoşluk veren (zararlı) içkiler, hem de güzel, temiz rızıklar elde edersiniz. İşte bunda da aklını kullanan kimseler için bir ders vardır.

Mehmet Türk

Hurma ve üzüm ağaçlarının meyvelerinden de hem içki, hem de temiz gıdalar edinirsiniz. Şüphesiz bunda, aklını kullananlar için büyük bir ibret vardır.

16:68

وَأَوۡحَىٰ رَبُّكَ إِلَى ٱلنَّحۡلِ أَنِ ٱتَّخِذِي مِنَ ٱلۡجِبَالِ بُيُوتࣰ ا وَمِنَ ٱلشَّجَرِ وَمِمَّا يَعۡرِشُونَ

Bayraktar Bayraklı

68,69. Rabbin bal arısına, “Dağlardan, ağaçlardan ve kurulmuş kovanlardan yuvalar edin, sonra da her türlü üründen ye de, Rabbinin işlek olan yollarından yürü!” diye vahyetti. Karınlarından, insanlara şifa olan türlü türlü renkte içecek çıkar. Düşünen topluma bunda bir ders vardır.

Cemal Külünkoğlu

Senin Rabbin, bal arasına da şöyle vahyetti: “Dağlardan, ağaçlardan ve insanların kuracakları kovanlardan kendine evler edin.”

Mehmet Türk

Rabbin bal arısına: “Dağlarda, ağaçlarda ve (insanların) yaptıkları kovanlarda kendine evler edin” diye vahyetti.

16:69

ثُمَّ كُلِي مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ فَٱسۡلُكِي سُبُلَ رَبِّكِ ذُلُلࣰ اۚ يَخۡرُجُ مِنۢ بُطُونِهَا شَرَابࣱ مُّخۡتَلِفٌ أَلۡوَٰنُهُۥ فِيهِ شِفَآءࣱ لِّلنَّاسِۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰ لِّقَوۡمࣲ يَتَفَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

68,69. Rabbin bal arısına, “Dağlardan, ağaçlardan ve kurulmuş kovanlardan yuvalar edin, sonra da her türlü üründen ye de, Rabbinin işlek olan yollarından yürü!” diye vahyetti. Karınlarından, insanlara şifa olan türlü türlü renkte içecek çıkar. Düşünen topluma bunda bir ders vardır.

Cemal Külünkoğlu

“Sonra meyvelerin (ve çiçeklerin) hepsinden ye de Rabbinin (bal yapımı için) sana kolaylaştırdığı (yaylım) yollarına gir.” Onların karınlarından çeşitli renklerde bir içecek (bal) çıkar. Onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz bunda düşünecek bir (toplum) için bir ders vardır.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “...sonra meyvelerin tümünden ye. Böylece Rabbinin sana öğrettiği yöntemleri uygula.” (diye de vahyetti.) Onların karınlarında içerisinde insanlara şifa bulunan çeşitli renklerde içecek(ler) vardır. Şüphesiz bunda da düşünen bir topluluk için gerçekten mûcize(ler) vardır.

16:70

وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ ثُمَّ يَتَوَفَّىٰكُمۡۚ وَمِنكُم مَّن يُرَدُّ إِلَىٰٓ أَرۡذَلِ ٱلۡعُمُرِ لِكَيۡ لَا يَعۡلَمَ بَعۡدَ عِلۡمࣲ شَيۡـًٔاۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمࣱ قَدِيرࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Sizi Allah yarattı; sonra sizi vefat ettirir. Daha önce bilgili iken hiçbir şeyi bilmez hale gelsin diye, sizden bazı kimseler ömrün en kötü çağına kadar yaşatılacak. Şüphesiz ki Allah her şeyi bilendir; sonsuz kudret sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Ve sizi Allah yarattı, günü gelince de (yine sizi O) öldürecek. Ve içinizden kimilerinin ömrü uzatılır da kişi vaktiyle bildiklerinin hiçbirini bilmez olur. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, (her şeye) hakkıyla gücü yetendir.

Mehmet Türk

Allah sizi (önce) yarattı, sonra da öldürüyor. Kiminiz de (birçok şeyi) bildikten sonra (hiçbir şey) bilmez hale gelsin diye, ömrün en kötü dönemi olan (yaşlılığa) ulaştırılıyor. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, her şeye güç yetirendir.

16:71

وَٱللَّهُ فَضَّلَ بَعۡضَكُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ فِي ٱلرِّزۡقِۚ فَمَا ٱلَّذِينَ فُضِّلُواْ بِرَآدِّي رِزۡقِهِمۡ عَلَىٰ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَهُمۡ فِيهِ سَوَآءٌۚ أَفَبِنِعۡمَةِ ٱللَّهِ يَجۡحَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, kiminize kiminizden daha bol rızık verdi. Bol rızık verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu hususta kendilerine onları eşit kılmazlar. Durum böyle iken Allah'ın nimetini inkâr mı ediyorlar?

Cemal Külünkoğlu

Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden üstün kıldı (bazılarına fazla vererek farklı kıldı). Rızık bakımından üstün kılınanlar ellerinin altında bulunan (kölelere, hizmetçilere ve çalışanlara)lara kendi rızıklarından (kendileriyle eşit seviyeye gelecek derecede) vermezler. Hâlbuki rızık konusunda bunlarla onlar eşit hakka sahiptir. Durum böyleyken (verdiği nimetlerden paylaşmayı ve infak etmeyi reddederek) Allah’ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?

Mehmet Türk

Allah, rızıkta sizi birbirinize üstün kıldığı halde üstün kılınanlar, bu rızıklarını hiç köleleriyle paylaşıp, onlarla eşit oluyorlar mı (da putlarını, Allah’la eşit görüyorlar?) Şimdi de Allah’ın nîmet(ler)ini, inkâr mı ediyorlar?

16:72

وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّنۡ أَنفُسِكُمۡ أَزۡوَٰجࣰ ا وَجَعَلَ لَكُم مِّنۡ أَزۡوَٰجِكُم بَنِينَ وَحَفَدَةࣰ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِۚ أَفَبِٱلۡبَٰطِلِ يُؤۡمِنُونَ وَبِنِعۡمَتِ ٱللَّهِ هُمۡ يَكۡفُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı; eşlerinizden de sizin için çocuklar ve torunlar verdi ve sizi temiz gıdalarla rızıklandırdı. Onlar hâlâ bâtıla inanıp Allah'ın nimetine nankörlük mü ediyorlar?

Cemal Külünkoğlu

Allah size kendi cinsinizden eşler yarattı ve size eşlerinizden de çocuklar ve torunlar verdi ve sizi güzel şeylerden rızıklandırdı. Hal böyleyken, insanlar yine de asılsız, boş şeylere inanıp, Allah’ın nimetine karşı nankörlük mü ediyorlar?

Mehmet Türk

(Ey kâfirler!) Allah size kendi cinsinizden eşler yarattı. Eşlerinizden de size çocuklar ve torunlar yarattı ve sizi güzel şeylerle rızıklandırdı. (Ey Muhammed!) Şimdi onlar, bâtıla inanıp da Allah’ın bu nîmet(ler)ini inkâr mı ediyorlar?

16:73

وَيَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَمۡلِكُ لَهُمۡ رِزۡقࣰ ا مِّنَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا يَسۡتَطِيعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Müşrikler, Allah'ı bırakıp da kendilerine göklerde ve yerde olan rızıktan hiçbir şey veremeyen ve buna asla güçleri yetmeyen şeylere tapıyorlar.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar) Allah’la beraber, onlar için göklerden ve yerden herhangi bir rızık sağlayamayan ve buna gücü de yetmeyen şeylere mi tapıyorlar?

Mehmet Türk

Onlar Allah’ı bırakıp, kendilerine göklerden ve yerden bir rızık bile veremeyen ve buna asla gücü yetmeyen şeylere tapıyorlar.

16:74

فَلَا تَضۡرِبُواْ لِلَّهِ ٱلۡأَمۡثَالَۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ وَأَنتُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'a birtakım benzerler icat etmeyiniz! Çünkü Allah her şeyi bilir, siz ise bilemezsiniz.

Cemal Külünkoğlu

Artık Allah’a hiçbir şeyi benzetmeyin (birtakım varlıkları yüceltip O’na denk hale getirmeyin)! Çünkü (her şeyin hakikatini ve hikmetini) Allah bilir, siz bilmezsiniz.

Mehmet Türk

(Ey kâfirler!) Allah’a eşler yakıştırıp durmayın. Çünkü Allah (her şeyi) bilir, siz (hiçbir şey) bilmezsiniz.

16:75

۞ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا عَبۡدࣰ ا مَّمۡلُوكࣰ ا لَّا يَقۡدِرُ عَلَىٰ شَيۡءࣲ وَمَن رَّزَقۡنَٰهُ مِنَّا رِزۡقًا حَسَنࣰ ا فَهُوَ يُنفِقُ مِنۡهُ سِرࣰّ ا وَجَهۡرًاۖ هَلۡ يَسۡتَوُۥنَۚ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine katımızdan verdiğimiz güzel rızıktan gizlice ve açıkça veren kimseyi örnek veriyor. Bunlar hiç eşit olur mu? Övgü Allah'a aittir; fakat çoğu bunu bilmez.

Cemal Külünkoğlu

Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Doğrusu bütün övgüler Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.

Mehmet Türk

Allah (bir de size); hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının kölesi olan kimse ile Bizim kendisine verdiğimiz güzel rızıklardan, gizli ve açık infak eden kimsenin eşit olmadıklarını, örnek verdi. Hamd Allah’adır fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar.

16:76

وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلࣰ ا رَّجُلَيۡنِ أَحَدُهُمَآ أَبۡكَمُ لَا يَقۡدِرُ عَلَىٰ شَيۡءࣲ وَهُوَ كَلٌّ عَلَىٰ مَوۡلَىٰهُ أَيۡنَمَا يُوَجِّههُّ لَا يَأۡتِ بِخَيۡرٍ هَلۡ يَسۡتَوِي هُوَ وَمَن يَأۡمُرُ بِٱلۡعَدۡلِ وَهُوَ عَلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah şu iki kişiyi örnek veriyor: Biri, hiçbir şeye gücü yetmeyen, efendisine yük olan, bir yere gönderse bir iyilik getiremeyen bir dilsiz; şimdi bu, doğru yolda olarak adâletle iş yapan kimse ile bir olur mu?

Cemal Külünkoğlu

Allah bir de şu iki adamı örnek verir: Adamlardan biri dilsizdir, hiçbir şey yapamaz efendisine yüktür, gönderildiği hiçbir yerden başarı ile dönmez. Şimdi bu adamla, hakikati bilen, adaleti dile getirip gerçekleştiren, dosdoğru yol üzere ilerleyen kimse eşit olur mu?

Mehmet Türk

(Yine) Allah size; dilsiz, beceriksiz, efendisine yük olan ve efendisi onu nereye gönderse bir hayır getiremeyen kimse ile hak yol üzere olup da adaletle emreden kimseyi, örnek verdi. (Bir düşünün) bu iki kişi, hiç eşit olabilir mi?

16:77

وَلِلَّهِ غَيۡبُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۚ وَمَآ أَمۡرُ ٱلسَّاعَةِ إِلَّا كَلَمۡحِ ٱلۡبَصَرِ أَوۡ هُوَ أَقۡرَبُۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyametin kopması ise, göz açıp kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir. Şüphesiz ki Allah, her şeye gücü yetendir.

Cemal Külünkoğlu

Göklere ve yere ilişkin bilinmezlerin ilmi yalnızca Allah’a aittir. Kıyametin kopması ise ancak bir göz kırpması kadar yahut bundan da kısa bir zamanda gerçekleşecektir. Şüphe yok ki, Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Mehmet Türk

Göklerin ve yerin gizli bilgileri, sadece Allah’a aittir. Kıyamet’in kopması da sadece göz açıp kapayıncaya kadarlık veya daha az bir süredir. Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye yeter.

16:78

وَٱللَّهُ أَخۡرَجَكُم مِّنۢ بُطُونِ أُمَّهَٰتِكُمۡ لَا تَعۡلَمُونَ شَيۡـࣰٔ ا وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Siz hiçbir şey bilmezken Allah sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.

Cemal Külünkoğlu

Allah, sizi analarınızın karnından, siz hiçbir şey bilmez durumda iken çıkardı. Şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi.

Mehmet Türk

Allah sizi annelerinizin karnından, hiç bir şey bilmez halde iken çıkardı. Belki şükredersiniz diye size kulak, göz ve gönüller verdi.

16:79

أَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلطَّيۡرِ مُسَخَّرَٰتࣲ فِي جَوِّ ٱلسَّمَآءِ مَا يُمۡسِكُهُنَّ إِلَّا ٱللَّهُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ لِّقَوۡمࣲ يُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Göğün boşluğunda emre boyun eğdirilmiş olarak uçuşan kuşları görmediler mi? Onları orada Allah'tan başkası tutamaz. Şüphesiz bunda inanan bir toplum için deliller vardır.

Cemal Külünkoğlu

Onlar gök boşluğunda, süzülen kuşları görmüyorlar mı? Onları dengede tutan Allah’tan başkası değildir. Bu olayda inanacak bir toplum için nice ibretler vardır.

Mehmet Türk

Göğün boşluğunda (Allah’ın koyduğu) kurallara uyarak (uçuşan) kuşları görmüyorlar mı? Onları (o boşlukta) sadece Allah tutar. İşte, bütün bunlarda îman eden bir topluluk için mûcizeler vardır.

16:80

وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّنۢ بُيُوتِكُمۡ سَكَنࣰ ا وَجَعَلَ لَكُم مِّن جُلُودِ ٱلۡأَنۡعَٰمِ بُيُوتࣰ ا تَسۡتَخِفُّونَهَا يَوۡمَ ظَعۡنِكُمۡ وَيَوۡمَ إِقَامَتِكُمۡ وَمِنۡ أَصۡوَافِهَا وَأَوۡبَارِهَا وَأَشۡعَارِهَآ أَثَٰثࣰ ا وَمَتَٰعًا إِلَىٰ حِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah evlerinizi size bir huzur ve sükün yeri yaptı. Size hayvanların derilerinden yolculuk günlerinizde ve ikamet günlerinizde kolayca taşıyabileceğiniz barınaklar; yünlerinden, tüylerinden ve kıllarından bir süreye kadar kullanabileceğiniz giyimlikler ve geçimlikler var etmiştir.

Cemal Külünkoğlu

Allah, size evlerinizi huzur ve dinlenme yeri yaptı. Yine sizin için hayvanların derilerinden gerek göç günlerinizde gerekse beldelerinizde oturduğunuz günlerde kolayca taşıyabileceğiniz evler (çadırlar); yünlerinden, tüylerinden ve kıllarından yaşama sürenizin bitimine kadar yararlanabileceğiniz çeşitli giyim ve kullanım eşyası yapmanızı sağladı.

Mehmet Türk

Size evlerinizi dinlenme yeri kılan ve size yolculuk ve ikamet zamanlarınızda kolayca taşıyacağınız, (çadırdan) evler, (koyun) yününden, (deve) tüyünden ve (keçi) kılından bir süre kullanacağınız ev eşyası ve ticaret malları yaratan da Allah’tır.

16:81

وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُم مِّمَّا خَلَقَ ظِلَٰلࣰ ا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلۡجِبَالِ أَكۡنَٰنࣰ ا وَجَعَلَ لَكُمۡ سَرَٰبِيلَ تَقِيكُمُ ٱلۡحَرَّ وَسَرَٰبِيلَ تَقِيكُم بَأۡسَكُمۡۚ كَذَٰلِكَ يُتِمُّ نِعۡمَتَهُۥ عَلَيۡكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُسۡلِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, yarattıklarından size gölgeler yapmış, dağlarda barınaklar var etmiş, sizi sıcaktan koruyacak giysiler ve savaşta sizi koruyacak zırhlar yaratmıştır. İslâm'a girip esenlik kazanasınız diye, size olan nimetini böyle tamamlıyor.

Cemal Külünkoğlu

Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı, dağlarda sığınacağınız barınaklar var etti, sizin için, sıcaktan koruyacak elbiseler, savaşta muhafaza edecek zırhlar var etti. Allah size nimetini böyle tamamlıyor ki O’na teslim olur (kurtulur)sunuz.

Mehmet Türk

Yarattığı şeylerde sizin için gölgeler var eden, dağlarda sizin için barınaklar yaratan, sizi sıcaktan koruyan elbiseler ve savaşta (zorluklara karşı) koruyan zırhlar var eden (de) Allah’tır. İşte O iyi birer Müslüman olmanız için üzerinizdeki nîmetini tamamlamıştır.

16:82

فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَإِنَّمَا عَلَيۡكَ ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ

Bayraktar Bayraklı

Eğer yüz çevirirlerse, sana, “ancak açıkça bildirmek” düşer.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Bütün bunlara rağmen (yine de Allah’a kulluk etmekten) yüz çevirirlerse (üzülme, bundan sen sorumlu değilsin), sana düşen açıkça (hakikati) onlara tebliğ etmektir.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Eğer o (kâfirler hâlâ) yüz çevirirlerse sana düşen, sadece apaçık bir tebliğdir.

16:83

يَعۡرِفُونَ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُنكِرُونَهَا وَأَكۡثَرُهُمُ ٱلۡكَٰفِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar Allah'ın nimetini bilirler, sonra da inkâr ederler. Onların çoğu nankördür.

Cemal Külünkoğlu

Onlar hem Allah’ın nimetini bilirler (hem de O’ndan başkasına tanrısal nitelikler yüklemek sûretiyle) Allah’a nankörlük ederler. Onların çoğu inkârcı kimselerdir.

Mehmet Türk

Onların çoğu (sadece) kâfirliklerinden dolayı Allah’ın nîmetini, (hem) bilirler (hem) de sonra inkâr ederler.

16:84

وَيَوۡمَ نَبۡعَثُ مِن كُلِّ أُمَّةࣲ شَهِيدࣰ ا ثُمَّ لَا يُؤۡذَنُ لِلَّذِينَ كَفَرُواْ وَلَا هُمۡ يُسۡتَعۡتَبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Her milletten bir tanık getireceğimiz gün, artık inkâr edenlere özür dileme izni verilmez ve özürleri de dinlenmez.

Cemal Külünkoğlu

O gün (kıyamette) her ümmetten bir şahit getiririz. Sonra inkâr edenlere ne izin verilir ne de özür dilemelerine imkân sağlanır.

Mehmet Türk

Her ümmete (peygamberlerini) şâhit olarak göndereceğimiz o (kıyamet) günü, kâfirlerin (özür dilemelerine) izin verilmediği gibi onların dilekleri de asla kabul edilmeyecektir.

16:85

وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ ٱلۡعَذَابَ فَلَا يُخَفَّفُ عَنۡهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنظَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Haksızlık edenler azabı gördüklerinde, ne azapları hafifletilir ne de onlara bir süre verilir.

Cemal Külünkoğlu

O zalimler (kötülüğe ve haksızlığa şartlanmış olanlar), azabı gördükleri zaman artık onlardan azap hafifletilmeyecek ve kendilerine mühlet de verilmeyecektir.

Mehmet Türk

Zâlimler azap görürlerken onların (azapları asla) hafifletilmeyecek ve onlara (tevbe için) süre de tanınmayacaktır.

16:86

وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ أَشۡرَكُواْ شُرَكَآءَهُمۡ قَالُواْ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ شُرَكَآؤُنَا ٱلَّذِينَ كُنَّا نَدۡعُواْ مِن دُونِكَۖ فَأَلۡقَوۡاْ إِلَيۡهِمُ ٱلۡقَوۡلَ إِنَّكُمۡ لَكَٰذِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'a ortak koşanlar, ortaklarını gördükleri zaman, “Ey Rabbimiz! Senden başka yalvardığımız ortaklarımız işte bunlardır” derler. Koştukları ortaklar onlara, “Doğrusu, siz tam yalancısınız” diye laf atarlar.

Cemal Külünkoğlu

Allah’a ortak koşanlar, koştukları ortakları gördüklerinde: “Ey Rabbimiz, sana inandığımız halde kendilerine yalvardığımız/kulluk ettiğimiz kimseler bunlardı” diyecekler. Koşulan ortaklar ise: “Sizler kesinlikle yalancısınız” diye cevap verecekler.

Mehmet Türk

O müşrikler, (âhirette Allah’a) şirk koştukları (putları)nı görünce: “Ey Rabbimiz! İşte bunlar, Seni bırakıp da taptığımız ortaklarımızdır.” diyecekler. (Putları da): “Siz gerçekten yalancılarsınız.” diye onların sözlerini yüzlerine çarpacaklar.

16:87

وَأَلۡقَوۡاْ إِلَى ٱللَّهِ يَوۡمَئِذٍ ٱلسَّلَمَۖ وَضَلَّ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يَفۡتَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

O gün, ortak koşanlar Allah'a teslim olurlar ve uydurup durdukları ortaklar ortaklıktan kaybolurlar.

Cemal Külünkoğlu

(Böylelikle) onlar o gün tamamıyla Allah’a teslim olacak ve uydurdukları şeyler de onları yüzüstü bırakıp kaybolacaktır.

Mehmet Türk

İşte o gün (müşrikler) Allah’a teslim (bayrağını) çekerler ve uydurma ilâhları tarafından da yüzüstü bırakılırlar.

16:88

ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَصَدُّواْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ زِدۡنَٰهُمۡ عَذَابࣰ ا فَوۡقَ ٱلۡعَذَابِ بِمَا كَانُواْ يُفۡسِدُونَ

Bayraktar Bayraklı

İnkâr edip de Allah yolundan alıkoyanlar var ya, işte onların yapmakta oldukları bozgunculukları sebebiyle azaplarını kat kat arttıracağız.

Cemal Külünkoğlu

İnkâr eden ve (insanları) Allah’ın yolundan (İslam’dan) alıkoyanların, bozgunculuklarına karşılık azaplarının üstüne azap ekleriz.

Mehmet Türk

Hem kâfir olup, hem de (insanları) Allah’ın yolundan alıkoyanlara, (diğerlerini de) bozduklarından dolayı, azap üstüne azap ilâve ettik.

16:89

وَيَوۡمَ نَبۡعَثُ فِي كُلِّ أُمَّةࣲ شَهِيدًا عَلَيۡهِم مِّنۡ أَنفُسِهِمۡۖ وَجِئۡنَا بِكَ شَهِيدًا عَلَىٰ هَٰٓؤُلَآءِۚ وَنَزَّلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ تِبۡيَٰنࣰ ا لِّكُلِّ شَيۡءࣲ وَهُدࣰ ى وَرَحۡمَةࣰ وَبُشۡرَىٰ لِلۡمُسۡلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

O gün her ümmetin içinden kendilerine birer şâhit göndereceğiz. Seni de hepsinin üzerine şâhit olarak getireceğiz. Ayrıca bu kitabı da sana, her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.

Cemal Külünkoğlu

O gün (kıyamette) her ümmete kendilerinden bir şahit (peygamber) göndeririz ve seni de (Ey Muhammed!) bu (mesajın muhatabı olan) insanlar üzerine şahit olarak getiririz. Sana bu kitabı her şeyi açıklamak için bir doğru yol rehberi, bir rahmet kaynağı ve Allah’a yürekten teslim olanlara bir müjde olarak indirdik.

Mehmet Türk

(Kıyamet) günü, her ümmete kendilerinin içerisinden (Peygamberlerini) şâhit getirdiğimizde (Ey Muhammed!) seni de onların tamamına birden şâhit olarak getireceğiz. Biz bu Kitabı sana, her şeyin açıklayıcısı, doğru yol rehberi, rahmet ve Müslümanlar için de bir müjde olarak indirdik.

16:90

۞إِنَّ ٱللَّهَ يَأۡمُرُ بِٱلۡعَدۡلِ وَٱلۡإِحۡسَٰنِ وَإِيتَآيِٕ ذِي ٱلۡقُرۡبَىٰ وَيَنۡهَىٰ عَنِ ٱلۡفَحۡشَآءِ وَٱلۡمُنكَرِ وَٱلۡبَغۡيِۚ يَعِظُكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Gerçek şu ki, Allah adâleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder; yüz kızartıcı işleri, fenalığı ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp öğüt alasınız diye size öğüt veriyor.

Cemal Külünkoğlu

Muhakkak ki Allah adaleti, iyilik yapmayı, akrabaya/yakınlara bakmayı emreder; ahlaksızlığı/hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. İyice anlayıp tutasınız diye size öğüt verir.

Mehmet Türk

Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, akrabaya vermeyi emreder; her türlü aşırılığı, gayr-ı meşru işleri ve zorbalıkları yasaklar. O düşünüp tutasınız diye size (işte böyle) öğüt verir.

16:91

وَأَوۡفُواْ بِعَهۡدِ ٱللَّهِ إِذَا عَٰهَدتُّمۡ وَلَا تَنقُضُواْ ٱلۡأَيۡمَٰنَ بَعۡدَ تَوۡكِيدِهَا وَقَدۡ جَعَلۡتُمُ ٱللَّهَ عَلَيۡكُمۡ كَفِيلًاۚ إِنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا تَفۡعَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sözleştiğiniz zaman Allah'ın ahdini yerine getiriniz! Yeminleri, Allah'ı kendinize kefil göstererek pekiştirdikten sonra bozmayınız. Doğrusu Allah, yaptığınızı bilir.

Cemal Külünkoğlu

Antlaşma yaptığınız zaman, Allah’a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin! Pekiştirdiğiniz yeminlerinizi bozmayın! Çünkü söylediklerinize Allah’ı şahit tutmuşsunuz. Hiç şüphesiz Allah, yaptıklarınızı biliyor.

Mehmet Türk

Allah’a söz verdiğinizde, verdiğiniz sözü tutun. Allah’ı üzerinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminleri(nizi sakın) bozmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla bilir.

16:92

وَلَا تَكُونُواْ كَٱلَّتِي نَقَضَتۡ غَزۡلَهَا مِنۢ بَعۡدِ قُوَّةٍ أَنكَٰثࣰ ا تَتَّخِذُونَ أَيۡمَٰنَكُمۡ دَخَلَۢا بَيۡنَكُمۡ أَن تَكُونَ أُمَّةٌ هِيَ أَرۡبَىٰ مِنۡ أُمَّةٍۚ إِنَّمَا يَبۡلُوكُمُ ٱللَّهُ بِهِۦۚ وَلَيُبَيِّنَنَّ لَكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ مَا كُنتُمۡ فِيهِ تَخۡتَلِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bir milletin diğer bir milletten daha çok olmasından dolayı, ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra örgüsünü bozan kadın gibi, aranızdaki yeminlerinize hile sokarak bozmayınız! Şüphesiz, Allah onunla sizi deniyor ve aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz şeyi kıyamet günü elbette size açıklayacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Taraflardan biri diğerinden daha kalabalık, daha güçlüdür diye yeminlerinizi birbirinize karşı hile aracı olarak kullanmayın! Böylece eğirdiği yünü sağlam iplik haline getirdikten sonra çözüp bozan kadın gibi olmayın! Allah sizi bu yolla sınavdan geçiriyor. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.

Mehmet Türk

Bir toplum diğer bir toplumdan daha kuvvetlidir diye (sakın) yeminlerinizi, aranızda sahtekârlıklarınıza âlet ederek (bozup) ipini sağlamca büktükten sonra çözen kadın gibi olmayın. Allah kesinlikle sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü ise hakkında anlaşamadığınız şeyi(n doğrusunu) size mutlaka açıklayacaktır.

16:93

وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمۡ أُمَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ وَلَٰكِن يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِي مَن يَشَآءُۚ وَلَتُسۡـَٔلُنَّ عَمَّا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah dileseydi hepinizi bir tek ümmet yapardı; fakat O, dileyeni saptırır, dileyeni de doğru yola iletir. Yaptıklarınızdan elbette sorgulanacaksınız.

Cemal Külünkoğlu

Allah dileseydi, hepinizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, (doğru yoldan uzaklaşmak) isteyeni sapıklıkta bırakır, (gerçeğe ulaşmak) isteyeni de doğru yola iletir. Unutmayın ki sizler yaptığınız işlerden dolayı mutlaka sorguya çekileceksiniz.

Mehmet Türk

Eğer Allah dileseydi, kesinlikle sizi tek bir ümmet kılardı. Ancak Allah, dilediğini şaşırtır, dilediğini de hak yola yöneltir ve (şunu iyi bilin ki) yaptıklarınızdan dolayı mutlaka hesaba çekileceksiniz.

16:94

وَلَا تَتَّخِذُوٓاْ أَيۡمَٰنَكُمۡ دَخَلَۢا بَيۡنَكُمۡ فَتَزِلَّ قَدَمُۢ بَعۡدَ ثُبُوتِهَا وَتَذُوقُواْ ٱلسُّوٓءَ بِمَا صَدَدتُّمۡ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَكُمۡ عَذَابٌ عَظِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Birbirinizi aldatmak için yemin etmeyiniz; yoksa sağlam basmış olan ayak sürçebilir ve Allah'ın yolundan alıkoymuş olacağınızdan dolayı da acı azabı tadarsınız. Üstelik büyük bir azaba da uğrarsınız.

Cemal Külünkoğlu

Yeminlerinizi birbirinize karşı hile aracı olarak kullanmayın! Yoksa (doğru yolda) sapasağlam duran ayaklarınız kayar ve böylece Allah yolundan dönüp uzaklaşmanızın kötü (sonucunu) tatmak zorunda kalırsınız. Ayrıca ahirette de büyük bir azaba çarpılırsınız.

Mehmet Türk

(Sakın) yeminlerinizi, aranızda sahtekârlıklarınıza âlet etmeyin. Sonra sapasağlam basan ayak kayar ve böylece (insanları) Allah yolundan alıkoymanız sebebiyle (daha dünyada) cezâ(sını) tadarsınız. (Ayrıca) sizin için, (âhirette) çok büyük bir azap da vardır.

16:95

وَلَا تَشۡتَرُواْ بِعَهۡدِ ٱللَّهِ ثَمَنࣰ ا قَلِيلًاۚ إِنَّمَا عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيۡرࣱ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın antlaşmasını az bir değere satmayınız! Eğer gerçeği biliyorsanız, Allah'ın katında olan, sizin için çok daha iyidir.

Cemal Külünkoğlu

Allah’a verdiğiniz sözü değersiz bir (dünyalık) menfaat karşılığında satmayın/değişmeyin! Eğer bilirseniz, sizin için en hayırlısı, sadece Allah’ın katında olan (sonsuz nimetler)dir.

Mehmet Türk

Allah adına verdiğiniz sözü, ucuza satmayın. Eğer bilirseniz, sizin için en hayırlısı, sadece Allah’ın katında olan (sevap)tır.

16:96

مَا عِندَكُمۡ يَنفَدُ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ بَاقࣲۗ وَلَنَجۡزِيَنَّ ٱلَّذِينَ صَبَرُوٓاْ أَجۡرَهُم بِأَحۡسَنِ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sizde olanlar tükenir; ama Allah katında olan tükenmez! Elbette sabırlı davrananlara, yapmakta olduklarının ödülünü en güzeli ile ödeyeceğiz.

Cemal Külünkoğlu

Sizin yanınızda bulunanlar (eninde sonunda) tükenecektir ama Allah katındakiler asla tükenmez. Üstelik (dünyanın geçici nimetlerine aldanmadan doğru yaşamak ve doğruyu hayatta tutmak için) direnenlere mükâfatlarını, yaptıklarının daha güzeli ile mutlaka ödeyeceğiz.

Mehmet Türk

Sizin yanınızdaki (dünyalıklar) tükenir Allah’ın katındaki (mükâfatlar) ise sonsuzdur (tükenmez). Biz, (âhirette) sabredenlerin mükâfatını (dünyadaki) en güzel ibâdetleri sebebiyle, vereceğiz.

16:97

مَنۡ عَمِلَ صَٰلِحࣰ ا مِّن ذَكَرٍ أَوۡ أُنثَىٰ وَهُوَ مُؤۡمِنࣱ فَلَنُحۡيِيَنَّهُۥ حَيَوٰةࣰ طَيِّبَةࣰۖ وَلَنَجۡزِيَنَّهُمۡ أَجۡرَهُم بِأَحۡسَنِ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Erkek veya kadın olsun her kim inanmış olarak iyi bir iş yaparsa, onu hoş bir hayatla yaşatırız ve onların ödülünü yaptıklarının en güzeli ile veririz.

Cemal Külünkoğlu

Erkek olsun kadın olsun her kim (Allah’a ve âhiret gününe) inanmış olarak faydalı bir iş yaparsa, ona (hem dünyada hem de ahirette) mutlu ve huzurlu bir hayat yaşatacağız. Böylelerini, yaptıkları işlerin en güzeli neyse, ona göre ödüllendireceğiz.

Mehmet Türk

(Allah’ın istediği gibi) inanan erkek ve kadınlardan kim, (inandığı) iyi işleri yaşarsa, Biz onlara (dünyada) güzel bir hayat yaşatacağız ve onların (âhiretteki) mükâfatını (da dünyadaki) en güzel ibâdetleri sebebiyle, vereceğiz.

16:98

فَإِذَا قَرَأۡتَ ٱلۡقُرۡءَانَ فَٱسۡتَعِذۡ بِٱللَّهِ مِنَ ٱلشَّيۡطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Kur'ân okuduğun zaman, o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın!

Cemal Külünkoğlu

Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın!

Mehmet Türk

Kur’an okuduğun zaman, (her türlü) kovulmuş şeytandan Allah’a sığın.

16:99

إِنَّهُۥ لَيۡسَ لَهُۥ سُلۡطَٰنٌ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَلَىٰ رَبِّهِمۡ يَتَوَكَّلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Gerçek şu ki: İman edip de yalnız Rabblerine güvenip dayananlar üzerinde şeytanın bir hakimiyeti yoktur.

Cemal Külünkoğlu

(Ama) gerçek şu ki: İnanan ve yalnız Rablerine güvenen kimseler üzerinde (şeytanın) hiçbir etkisi yoktur.

Mehmet Türk

Kesinlikle o (şeytan)ın, (Allah’ın istediği gibi) îman edenler ve Rablerine hakkıyla tevekkül edenler üzerinde, hiç bir hâkimiyeti yoktur.

16:100

إِنَّمَا سُلۡطَٰنُهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ يَتَوَلَّوۡنَهُۥ وَٱلَّذِينَ هُم بِهِۦ مُشۡرِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şeytanın hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onu Allah'a ortak koşanlaradır.

Cemal Külünkoğlu

Onun zorlayıcı gücü, kendisini dost edinenlere ve onu Allah’a ortak koşanlaradır.

Mehmet Türk

O (şeytan)ın hâkimiyeti sadece onu dost edinenlerle onu Allah’a ortak koşanlaradır.

16:101

وَإِذَا بَدَّلۡنَآ ءَايَةࣰ مَّكَانَ ءَايَةࣲ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا يُنَزِّلُ قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مُفۡتَرِۭۚ بَلۡ أَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Biz bir âyetin yerini başka bir âyetle değiştirdiğimiz zaman onlar şöyle derler: “Sen sadece düpedüz bir iftiracısın.” Halbuki Allah ne indirdiğini en iyi bilendir, onların çoğu bilmiyorlar.

Cemal Külünkoğlu

Biz bir ayetin yerine başka bir ayet getirdiğimiz zaman, inkârcılar sana: “Sen bunu yalandan uyduruyorsun” derler. Oysa Allah kullarına ne mesaj indireceğini herkesten iyi bilmektedir. Aslında onların çoğu işin gerçeğini (ayetlerin yerine neden başka bir ayetin geldiğini) bilmezler.

Mehmet Türk

Biz, bir âyetin yerine başka bir âyet getirdiğimiz zaman, -Allah neyi indirdiğini çok iyi bilip dururken- (kâfirler sana): “Sen sadece uyduruyorsun” dediler. Asla (böyle değil), bilakis onların çoğu, (hiçbir şey) bilmiyorlar.

16:102

قُلۡ نَزَّلَهُۥ رُوحُ ٱلۡقُدُسِ مِن رَّبِّكَ بِٱلۡحَقِّ لِيُثَبِّتَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَهُدࣰ ى وَبُشۡرَىٰ لِلۡمُسۡلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Kur'ân'ı Kutsal Rûh/Cebrâil, Rabbinin katından, inananların inançlarını pekiştirmek için ve Müslümanlara rehber ve müjde olarak gerçekle indirmiştir.”

Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) de ki: “Ruhu’l-Kudüs (Cebrail), O Kur’an’ı inananların imanlarını sağlamlaştırmak, Müslümanlara doğru yolu göstermek ve onlara bir müjde olmak üzere Rabbinden hak olarak indirmiştir.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Kâfirlere): “O (Kur’an)’ı Rabbinden mutlak doğru olmak üzere, inananları(n îmanını) pekiştirmek, Müslümanlara hak yolu göstermek ve (cenneti) müjdelemek için Rûh’ül Kudüs, (olan Cebrâil) indirdi.” de.

16:103

وَلَقَدۡ نَعۡلَمُ أَنَّهُمۡ يَقُولُونَ إِنَّمَا يُعَلِّمُهُۥ بَشَرࣱۗ لِّسَانُ ٱلَّذِي يُلۡحِدُونَ إِلَيۡهِ أَعۡجَمِيࣱّ وَهَٰذَا لِسَانٌ عَرَبِيࣱّ مُّبِينٌ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki biz, onların “Kur'ân'ı ona bir insan öğretiyor” demekte olduklarını biliyoruz. Nisbet etmeye uğraştıkları adamın dili yabancıdır. Oysaki bu Kur'ân apaçık bir Arapça'dır.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki biz, onların: “Kur’an’ı ona bir insan öğretiyor” dediklerini biliyoruz. İma ettikleri kimsenin dili yabancıdır (Rumcadır). Bu Kur’an ise gayet açık bir Arapçadır.

Mehmet Türk

Yemin olsun Biz onların: “Bu (Kur’an’ı) ona kesinlikle bir insan öğretiyor” dediklerini de biliyoruz. Hâlbuki kastettikleri kimsenin dili yabancıdır, bu (Kur’an)’ın dili ise apaçık bir Arapçadır.

16:104

إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ لَا يَهۡدِيهِمُ ٱللَّهُ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın âyetlerine inanmayanlara Allah kılavuzluk etmez. Onlar için acıklı bir azap vardır.

Cemal Külünkoğlu

Allah’ın ayetlerine inanmayanları (ve inanmamakta da ısrar edenleri), Allah elbette ki doğru yola iletmez. Üstelik onlar için elem dolu bir azap vardır.

Mehmet Türk

Allah’ın âyetlerine inanmayanları Allah, hak yola ulaştırmaz ve (âhiretteki) çok acı azap onlar içindir.

16:105

إِنَّمَا يَفۡتَرِي ٱلۡكَذِبَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِۖ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡكَٰذِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın âyetlerine inanmayanlar, ancak yalan uydurur. İşte onlar yalancıların ta kendileridir.

Cemal Külünkoğlu

Yalanı, ancak Allah’ın ayetlerine inanmayanlar uydurur. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.

Mehmet Türk

Allah’ın âyetlerine inanmayanlar sadece yalan söylüyorlar. Çünkü onlar, yalancıların ta kendisidirler.

16:106

مَن كَفَرَ بِٱللَّهِ مِنۢ بَعۡدِ إِيمَٰنِهِۦٓ إِلَّا مَنۡ أُكۡرِهَ وَقَلۡبُهُۥ مُطۡمَئِنُّۢ بِٱلۡإِيمَٰنِ وَلَٰكِن مَّن شَرَحَ بِٱلۡكُفۡرِ صَدۡرࣰ ا فَعَلَيۡهِمۡ غَضَبࣱ مِّنَ ٱللَّهِ وَلَهُمۡ عَذَابٌ عَظِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Kalbi imanla dolu olduğu halde, zorlananın dışında olan kimse inandıktan sonra Allah'ı inkâr eder ve gönlünü inkârcılığa açarsa, bunlara Allah katında bir öfke vardır ve büyük azap da onlaradır.

Cemal Külünkoğlu

Kalbi imanla dolu olduğu halde (dinden dönmeye) zorlananların dışında, her kim inandıktan sonra Allah’ı bırakıp göğsünü (kalbini) küfre açarsa, işte Allah’ın gazabı onların üzerinedir. Ve onlar için büyük bir azap vardır.

Mehmet Türk

Kalbi îmanla dopdolu olduğu halde (Allah’ı inkâra) zorlanan(lar) dışında kim îmanından sonra Allah’ı inkâr edip, küfre göğüs açarsa onlara (dünyada) Allah’tan bir gazap, (âhirette ise) çok büyük bir azap vardır.

16:107

ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمُ ٱسۡتَحَبُّواْ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا عَلَى ٱلۡأٓخِرَةِ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bu, onların âhirete karşı dünya hayatını tercih etmelerinden ve Allah'ın da inkâr eden toplumu doğru yola getirmemesinden ötürüdür.

Cemal Külünkoğlu

Çünkü onlar dünya hayatını ahirete tercih etmişlerdir ve Allah, inkârcıları (inatları yüzünden) doğru yola iletmez.

Mehmet Türk

Bu (azap), onların dünya hayatını âhirete tercih etmeleri ve Allah’ın da kâfirler topluluğunu asla hak yola ulaştırmaması, sebebiyledir.

16:108

أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمۡ وَسَمۡعِهِمۡ وَأَبۡصَٰرِهِمۡۖ وَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡغَٰفِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte, Allah'ın, gönüllerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimseler bunlardır. Onlar gafillerin ta kendileridir.

Cemal Külünkoğlu

İşte onlar, (kötü niyet ve eylemlerinden dolayı) Allah’ın kalplerini, işitme ve görme duyularını mühürlediği kimselerdir. İşte, umursamazlık içinde hakkı göremeyen gafiller bunlardır.

Mehmet Türk

O (kâfirler) Allah’ın kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir ve onlar, gafillerin ta kendileridir.

16:109

لَا جَرَمَ أَنَّهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz ki, âhirette kaybedecek olanlar da bunlardır.

Cemal Külünkoğlu

Hiç kuşkusuz, ahirette hüsrana uğrayacaklar da bunlar olacaktır.

Mehmet Türk

Şüphesiz onlar âhirette de ziyana uğrayanların ta kendileridir.

16:110

ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ هَاجَرُواْ مِنۢ بَعۡدِ مَا فُتِنُواْ ثُمَّ جَٰهَدُواْ وَصَبَرُوٓاْ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعۡدِهَا لَغَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret edip ardından da sabrederek cihad edenlerin yardımcısıdır. Bütün bunlardan sonra Rabbin elbette çok affedicidir; merhamet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Sonra (bilmiş ol ki) muhakkak senin Rabbin, eziyet edildikten sonra hicret eden, sonra (Allah yolunda) cihada devam eden ve (böylelikle) güçlüklere göğüs gerenlerin yardımcısıdır. Hiç kuşkusuz Rabbin, bundan sonra da (iman edecekler için) çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

Mehmet Türk

Sonra kesinlikle Rabbin, işkenceye uğratıldıktan sonra hicret edenlerin, ardından da cihad edip sabredenlerin, yanındadır. Şüphesiz Rabbin, tüm bu (olup bitenler)den sonra da (onlar hakkında) gerçekten affedicidir, merhametlidir.

16:111

۞يَوۡمَ تَأۡتِي كُلُّ نَفۡسࣲ تُجَٰدِلُ عَن نَّفۡسِهَا وَتُوَفَّىٰ كُلُّ نَفۡسࣲ مَّا عَمِلَتۡ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

O gün, herkes gelip kendi canını kurtarmak için uğraşır. Herkese yaptığının karşılığı eksiksiz ödenir. Onlara asla zulmedilmez.

Cemal Külünkoğlu

O gün (kıyamette/mahşerde) herkes kendi başının çaresine bakacak, herkese yaptığının karşılığı tam olarak ödenecek ve kimseye haksızlık yapılmayacaktır.

Mehmet Türk

O (kıyamet) günü, herkes kendi derdine düşer. Herkese (dünyada) yaptıklarının karşılığı tam olarak ödenir ve onlar asla haksızlığa uğratılmazlar.

16:112

وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلࣰ ا قَرۡيَةࣰ كَانَتۡ ءَامِنَةࣰ مُّطۡمَئِنَّةࣰ يَأۡتِيهَا رِزۡقُهَا رَغَدࣰ ا مِّن كُلِّ مَكَانࣲ فَكَفَرَتۡ بِأَنۡعُمِ ٱللَّهِ فَأَذَٰقَهَا ٱللَّهُ لِبَاسَ ٱلۡجُوعِ وَٱلۡخَوۡفِ بِمَا كَانُواْ يَصۡنَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah şöyle bir ülkeyi örnek verdi: Bu ülke güvenli, huzurlu idi; ona rızkı her yerden bol bol gelirdi. Sonra onlar, Allah'ın nimetlerine karşı nankörlük ettiler. Allah da onlara yaptıklarından dolayı açlık sıkıntısını ve korkuyu tattırdı.

Cemal Külünkoğlu

Allah, (ibret için) şöyle bir şehri misal verir: (Bir şehir vardı) O (şehir halkı) güven ve huzur içindeydi. Oraya her taraftan bolca rızık akıyordu. Sonra onlar Allah’ın nimetlerine nankörlük ettiler de Allah kendilerine, yaptıkları yüzünden açlık ve korku elbisesini/karmaşasını tattırdı.

Mehmet Türk

Allah güvenli, huzurlu ve rızkı her taraftan bol bol gelirken, Allah’ın nîmetlerine nankörlük eden, Allah’ın da yaptıklarına karşılık, kendilerine açlık ve korku elbisesini giydirdiği bir şehri, (belki ibret alırsınız diye size) örnek verir.

16:113

وَلَقَدۡ جَآءَهُمۡ رَسُولࣱ مِّنۡهُمۡ فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمُ ٱلۡعَذَابُ وَهُمۡ ظَٰلِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de, onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap onları yakalayıverdi.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, onlara kendilerinden peygamber geldi de onu yalanladılar. Onlar zulmederlerken azap (Bedir savaşı ile) onları yakalayıverdi.

Mehmet Türk

Yemin olsun, onlara kendi içlerinden bir Peygamber gelmişti de onlar, onu yalanlayarak zulümlerine devam etmektelerken azaba uğramışlardı.

16:114

فَكُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ حَلَٰلࣰ ا طَيِّبࣰ ا وَٱشۡكُرُواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ إِن كُنتُمۡ إِيَّاهُ تَعۡبُدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Artık, Allah'ın size verdiği rızıktan helâl ve temiz olarak yiyiniz! Eğer yalnız Allah'a kulluk/ibadet ediyorsanız, O'nun nimetine şükrediniz!

Cemal Külünkoğlu

Artık Allah’ın size rızık olarak bahşettiği helal ve temiz olan nimetlerden yiyin. Eğer yalnızca O’na kulluk ediyorsanız, o zaman nimetinden ötürü (söz ve davranışlarınızla) Allah’a şükredin.

Mehmet Türk

O halde, (ey mü’minler!) Eğer sadece Allah’a kulluk ediyorsanız; Allah’ın size verdiği rızıkları helal (ve) temiz olarak yiyin ve Allah’ın nîmetine şükredin.

16:115

إِنَّمَا حَرَّمَ عَلَيۡكُمُ ٱلۡمَيۡتَةَ وَٱلدَّمَ وَلَحۡمَ ٱلۡخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيۡرِ ٱللَّهِ بِهِۦۖ فَمَنِ ٱضۡطُرَّ غَيۡرَ بَاغࣲ وَلَا عَادࣲ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah size, sadece ölü hayvanı, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilen hayvanı haram kıldı. Ancak kim mecbur kalırsa aşırı gidip ihtiyacının ötesine geçmemek şartıyla, bu yasaklamanın dışındadır. Çünkü Allah affedicidir; merhamet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

O, size ancak ölüyü, kanı, domuz etini, bir de Allah’tan başkası için kesilmiş olanı haram kıldı. Ancak kim de çaresiz kalırsa; (başkalarını tehlikeye düşürecek biçimde onların hakkına) saldırmamak ve haddi aşmamak şartıyla (isteksiz olarak bunlardan yiyebilir). Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Mehmet Türk

O size leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilmiş olan (hayvanların etini yemeyi) kesinlikle haram kıldı. Fakat kim de mecbur kalırsa, saldırmamak ve sınırı aşmamak şartıyla (bunlardan yiyebilir). Zîrâ Allah çok bağışlayandır, pek esirgeyendir.

16:116

وَلَا تَقُولُواْ لِمَا تَصِفُ أَلۡسِنَتُكُمُ ٱلۡكَذِبَ هَٰذَا حَلَٰلࣱ وَهَٰذَا حَرَامࣱ لِّتَفۡتَرُواْ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَفۡتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ لَا يُفۡلِحُونَ

Bayraktar Bayraklı

Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak, “Bu helâldir, şu da haramdır” demeyin! Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.

Cemal Külünkoğlu

Dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak: “Bu helâldir, bu da haramdır” demeyin, çünkü Allah’a karşı yalan uydurmuş oluyorsunuz. Kuşkusuz Allah’a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa eremezler.

Mehmet Türk

Allah adına yalan söylemiş olmamanız için dillerinizin uydurduğu yalana dayanarak, “şu helal, bu da haramdır” demeyin. Çünkü Allah adına yalan söyleyenler, asla iflah olmazlar.

16:117

مَتَٰعࣱ قَلِيلࣱ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Kazandıkları pek az bir menfaattir. Halbuki onlar için elem verici bir azap vardır.

Cemal Külünkoğlu

(Uydurulan yalanlarla elde edilen dünyalık menfaatler) az ve geçici bir avuntudan ibarettir. (Ahirette ise) onlara acıklı bir azap vardır.

Mehmet Türk

(Onların dünyada kazandıkları) pek az bir faydalanmadır. Onlara (âhirette) çok acıklı bir azap vardır.

16:118

وَعَلَى ٱلَّذِينَ هَادُواْ حَرَّمۡنَا مَا قَصَصۡنَا عَلَيۡكَ مِن قَبۡلُۖ وَمَا ظَلَمۡنَٰهُمۡ وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sana anlattıklarımızı daha önce Yahudilere de haram kılmıştık. Biz onlara haksızlık etmedik; aksine onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.

Cemal Külünkoğlu

Yahudilere de sana bildirdiğimiz şeyleri haram kılmıştık. Bununla biz onlara zulmetmedik. Lâkin onlar kendilerine zulmettiler.

Mehmet Türk

(Mûsanın dinini terk edip) Yahûdî olanlara da daha önce sana aktardığımız (yiyecekleri) haram kıldık. Biz, (bu yasakları koyarak) onlara asla zulmetmedik. Ancak onlar, (azgınlıkları sebebiyle) kendi kendilerine zulmediyorlardı.

16:119

ثُمَّ إِنَّ رَبَّكَ لِلَّذِينَ عَمِلُواْ ٱلسُّوٓءَ بِجَهَٰلَةࣲ ثُمَّ تَابُواْ مِنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَ وَأَصۡلَحُوٓاْ إِنَّ رَبَّكَ مِنۢ بَعۡدِهَا لَغَفُورࣱ رَّحِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Sonra şüphesiz Rabbin, câhillik sebebiyle kötülük yapan, bunun ardından tövbe edip durumunu düzeltenleri bağışlayacaktır. Çünkü onlar tövbe ettikten sonra uslandılar. Bütün bunlardan sonra Rabbin elbette affedicidir; merhamet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Sonra (bilmiş ol ki) muhakkak senin Rabbin, cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra da bunun ardından tevbe edip durumunu düzelten kimseler için de (bağışlayıcıdır). Şüphesiz Rabbin bundan sonra da (tevbe edenler için) elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Mehmet Türk

Sonra gerçekten Rabbin, bilmeyerek kötülük yapan, sonra da bunun ardından tevbe eden ve durumunu düzeltenleri (bağışlar.) Şüphesiz, Rabbin (tevbe edip ıslah olduktan) sonra (kullarını) çok bağışlayandır, pek esirgeyendir.

16:120

إِنَّ إِبۡرَٰهِيمَ كَانَ أُمَّةࣰ قَانِتࣰ ا لِّلَّهِ حَنِيفࣰ ا وَلَمۡ يَكُ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ

Bayraktar Bayraklı

Gerçek şu ki, İbrâhim, Hakk'a yönelen, Allah'a itaat eden bir önder idi. Allah'a ortak koşanlardan değildi.

Cemal Külünkoğlu

Hiç kuşkusuz İbrahîm, yalan ve sahtelik taşıyan her şeyden yüz çevirerek Allah’ı birleyen, O’na yürekten bağlanan ve Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan bir önderdi. O, hiçbir zaman müşriklerden olmadı.

Mehmet Türk

Şüphesiz İbrahim, sadece Allah’a yönelerek küfre savaş açan (başlı başına) bir ümmetti ve o, kesinlikle müşriklerden değildi.

16:121

شَاكِرࣰ ا لِّأَنۡعُمِهِۚ ٱجۡتَبَىٰهُ وَهَدَىٰهُ إِلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın nimetlerine şükredici idi. Çünkü Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.

Cemal Külünkoğlu

O, kendisini (peygamber) seçip dosdoğru bir yola yönelten (Allah’ın) nimetlerine (söz ve davranışlarıyla) şükreden bir kuldu.

Mehmet Türk

O, Allah’ın nîmetlerine şükredendi. (Çünkü Allah) onu (peygamber olarak) seçti ve hak yola iletti.

16:122

وَءَاتَيۡنَٰهُ فِي ٱلدُّنۡيَا حَسَنَةࣰۖ وَإِنَّهُۥ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ لَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ona dünyada güzellik verdik. Elbette o, âhirette de iyilerdendir.

Cemal Külünkoğlu

Biz ona dünyada iyilik verdik. Şüphesiz o (yaptıklarından dolayı), ahirette de kendini dürüst ve erdemli kimselerin arasında bulacaktır.

Mehmet Türk

Ve Biz ona dünyada bir güzellik verdik. Şüphesiz o, âhirette de salihlerdendir.

16:123

ثُمَّ أَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡكَ أَنِ ٱتَّبِعۡ مِلَّةَ إِبۡرَٰهِيمَ حَنِيفࣰ اۖ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra da sana, “Doğru yola yönelerek İbrâhim'in yoluna uy! O müşriklerden değildi” diye vahyettik.

Cemal Külünkoğlu

Sonra da sana da vahyettik ki: “(Her türlü şirkten ve batıl inançtan uzak durarak) Hakka yönelen İbrahîm’in dinine uy! Zira o (hiçbir zaman) Allah’tan başkalarına ilâhlık yakıştıranlardan olmadı.”

Mehmet Türk

Sonra da (Ey Muhammed!) sana: “Hakk’a yönelen ve asla müşriklerden olmayan İbrahim’in dinine tabi ol.” diye vahyettik.

16:124

إِنَّمَا جُعِلَ ٱلسَّبۡتُ عَلَى ٱلَّذِينَ ٱخۡتَلَفُواْ فِيهِۚ وَإِنَّ رَبَّكَ لَيَحۡكُمُ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فِيمَا كَانُواْ فِيهِ يَخۡتَلِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

Cumartesi tatili, ancak onda ihtilaf edenlere farz kılınmıştı. Kıyamet günü Rabbin, muhakkak onların ihtilâfa düştükleri şey hakkında aralarında hüküm verecektir.

Cemal Külünkoğlu

Cumartesi (tatili), ancak (İbadetle emrolundukları Cuma’ya itiraz edip) bu konuda anlaşmazlığa düşen (Yahudiler) için farz kılındı. Elbette Rabbin, onların ihtilâf edip durdukları şeyler hakkında kıyamet günü, aralarında hükmünü verecektir.

Mehmet Türk

Cumartesi (yasağı), sadece onda anlaşmazlığa düşen (Yahûdî)lere (farz) kılındı. Şüphesiz Rabbin kıyamet günü onların anlaşmazlığa düştükleri şeyler hakkında aralarında hükmedecektir.

16:125

ٱدۡعُ إِلَىٰ سَبِيلِ رَبِّكَ بِٱلۡحِكۡمَةِ وَٱلۡمَوۡعِظَةِ ٱلۡحَسَنَةِۖ وَجَٰدِلۡهُم بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِٱلۡمُهۡتَدِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücâdele et! Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul! İnsanları) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel yöntemlerle mücadele et! Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.

Mehmet Türk

(İnsanları) Rabbinin yoluna Kur’an’-la ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz Rabbin yolundan sapanları çok iyi bildiği (gibi), hak yolda olanları da çok iyi bilir.

16:126

وَإِنۡ عَاقَبۡتُمۡ فَعَاقِبُواْ بِمِثۡلِ مَا عُوقِبۡتُم بِهِۦۖ وَلَئِن صَبَرۡتُمۡ لَهُوَ خَيۡرࣱ لِّلصَّٰبِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Eğer ceza verecekseniz, size yapılan işkencenin dengi ile ceza veriniz. Fakat sabrederseniz, elbette o, sabredenler için daha hayırlıdır.

Cemal Külünkoğlu

(Ey inananlar!) Eğer (bir kimseyi) cezalandıracaksanız, size yapılanın misliyle cezalandırın. Eğer sabreder (ceza vermekten vazgeçer)seniz, elbette bu, sabredenler için daha hayırlıdır.

Mehmet Türk

(Ey îman edenler!) Eğer (kâfirlere) cezâ verecekseniz, size verilen cezânın misliyle cezâ verin ve yemin olsun eğer sabrederseniz bu, sabredenler için daha hayırlıdır.

16:127

وَٱصۡبِرۡ وَمَا صَبۡرُكَ إِلَّا بِٱللَّهِۚ وَلَا تَحۡزَنۡ عَلَيۡهِمۡ وَلَا تَكُ فِي ضَيۡقࣲ مِّمَّا يَمۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sabret! Senin sabrın da ancak Allah'ın yardımı iledir. Onlardan dolayı kederlenme; kurmakta oldukları tuzaktan kaygı duyma!

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul! İnkârcıların yaptıklarına) sabret! (Bunun için Rabbinle irtibatını koparma! Çünkü) senin sabrın ancak Allah’ın yardımı iledir. İnkârcılardan yana (inanmıyorlar diye de) üzülme! Tuzak kurmalarından dolayı da kaygılanma (çünkü tuzaklarını Allah boşa çıkaracaktır)!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Sen de sabret; (zâten) senin sabrın ancak Allah içindir. O (şehitler) için üzülme ve (kâfirlerin) kurdukları tuzaklardan dolayı da sıkıntıya düşme.

16:128

إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَواْ وَّٱلَّذِينَ هُم مُّحۡسِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Çünkü Allah, takvâ sahipleriyle, yani güzel amel işlemekte devamlı olanlarla beraberdir.

Cemal Külünkoğlu

Muhakkak ki, Allah, kendisine karşı sorumluluk bilinciyle yaşayan ve iyilik yapanlarla beraberdir.

Mehmet Türk

Şüphesiz Allah, kendisinden hakkıyla sakınanlarla ve gerçekten kendisini görüyor gibi ibâdet edenlerle beraberdir.