O sarsıntıyı gördüğünüzde, her emzikli emzirdiğini unutur; her hamile, çocuğunu düşürür; insanları da sarhoş olmadıkları halde sarhoş bir halde görürsün; Fakat Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
Cemal Külünkoğlu
Onu göreceğiniz gün, her emzikli (kadın) emzirmekte olduğu bebeğini unutur ve her hamile (kadın) karnındaki bebeğini düşürür. (O gün) insanları sarhoş (gibi) görürsün; hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Lâkin Allah’ın azabı(ndaki dehşet akıllarını başlarından alacak kadar) çok şiddetlidir.
Mehmet Türk
Onu göreceğiniz gün, her emzikli kadın emzirdiği çocuğunu unutur, her hamile kadın da çocuğunu düşürür ve insanları sarhoş olmadıkları halde sarhoş gibi görürsün. (İşte bu) Allah’ın azabının çok şiddetli (olmasından)dır.
Ey insanlar! Öldükten sonra dirilmekten şüphede iseniz; doğrusu, biz sizi topraktan, sonra nutfeden/meniden yani erlik suyundan, sonra yapışkandan/döllenmiş yumurta hücresinden, sonra da yaratılışı belli belirsiz bir et parçasından yaratmış olduğumuzu size açıklıyoruz. Dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız; sonra sizi çocuk olarak çıkarırız; böylece yetişip ergenlik çağına varırsınız. Kiminiz ölür, kiminiz de ömrünün en verimsiz çağına kadar götürülür de, bilirken bir şey bilmez olur. Yeryüzünü görürsün ki kupkurudur; fakat biz ona su indirdiğimiz zaman yeryüzü kıpırdanır, kabarır, her çeşitten iç açıcı bitkiler verir.
Cemal Külünkoğlu
Ey insanlar! Şayet öldükten sonra tekrar dirilmek konusunda şüphede iseniz, (bilin ki) biz sizi topraktan (ilk insan olarak yarattıktan) sonra (sırasıyla) az bir sudan (meniden/spermden), sonra bir “alaka”dan genetik yapı, embriyodan/pıhtılaşmış kandan, sonra (temel unsurları) tamamlanmış ama (bütün öğeleriyle) henüz tamamlanmamış bir mudga’dan (canlı et parçasından) yarattık ki size (öldükten sonra dirilmenin nasıl olabileceğini) apaçık gösterelim. Dilediğimizi (hayata getirmek için) belli bir süreye kadar rahîmlerde durduruyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyor, sonra da tam gücünüze ulaşmanız için (sizi kemale erdiriyoruz). İçinizden (erken) ölenler olur. Yine içinizden bir kısmı da ömrün en düşkün çağına ulaştırılır ki, (daha önce pek çok şey) bilirken (daha sonra bebek gibi) hiçbir şey bilmez hâle gelsin. Yeryüzünü de ölü, kupkuru görürsün. Biz, onun üzerine yağmur indirdiğimiz zaman kıpırdar, kabarır ve her güzel çiftten nice bitkiler bitirir.
Mehmet Türk
Ey insanlar! Eğer öldükten sonra dirilişten bir şüphe içerisindeyseniz, (şunu iyi bilin ki) size (kudretimizi) göstermek için Biz, sizi (ilk önce) topraktan, (Âdem’den) sonra da bir damla sudan, sonra pıhtılaşmış kandan, sonra (şekli) belli belirsiz bir çiğnemlik (et parçasın)dan yarattık. Sizden dilediğimizi, belirli bir süreye kadar ana karnında tutuyoruz, olgunluk çağına erişmeniz için sonra sizi bebek olarak (dünyaya) çıkarıyoruz. Ve sizden kiminiz vefat ettiriliyor, kiminiz de bildikten sonra hiç bir şey bilmeme durumuna gelmesi için ömrün en rezil çağı (olan yaşlılığa) götürülüyor. (Bir de) yeryüzünü ölü (gibi) görürsün fakat Biz onun üzerine suyu indirince o, harekete geçer, kabarır ve her güzel bitkiden çifter çifter yetiştirir.
8,9. İnsanlardan bazısı, bir bilgisi, bir rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde, sırf Allah yolundan saptırmak için yanını eğip bükerek Allah hakkında tartışmaya kalkar. Onun için dünyada bir rezillik vardır; kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız.
Cemal Külünkoğlu
Hal böyleyken öyle insanlar vardır ki hiçbir bilgiye, hiçbir delile ve hiçbir aydınlatıcı kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışır durur.
Mehmet Türk
İnsanlardan kimi de; (kendisinin) yol göstereni ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan, Allah hakkında bilgisizce tartışır.
8,9. İnsanlardan bazısı, bir bilgisi, bir rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde, sırf Allah yolundan saptırmak için yanını eğip bükerek Allah hakkında tartışmaya kalkar. Onun için dünyada bir rezillik vardır; kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız.
Cemal Külünkoğlu
(İnsanları) Allah yolundan saptırmak için (Hakka sırt çevirerek) renkten renge girer. Ona dünya hayatında rezillik vardır. Kıyamet günü de ona (cehennemin) can yakıcı azabını tattıracağız.
Mehmet Türk
(İnsanları) Allah’ın yolundan saptırmak amacıyla (bu işi) yalpalayarak yapar. Ona dünyada rezillik vardır ve kıyamet günü de ona yakıcı (cehennem) azabı(nı) tattıracağız.
İşte bu, önceden yapıp ettikleri yüzündendir. Elbette Allah, kullarına haksızlık edici değildir.
Cemal Külünkoğlu
(Kıyamet günü ona şöyle denir:) “Bu senin kendi elinle önceden hazırladığın şeydir. Çünkü Allah kullarına asla en küçük bir haksızlık yapmaz (suçsuz yere onları cezalandırmaz).”
Mehmet Türk
(Âhirette böylelerine): “İşte bu (azap,) senin ellerinle kazandığın günâhlar sebebiyledir. Çünkü Allah, kesinlikle kullara zulmedici değildir.” (denilir.)
Allah'a iman ile küfür sınırında kulluk eden insanlar da vardır. Kendisine bir iyilik dokunursa, buna çok memnun olur. Eğer kendisine bir musibet dokunursa, yüzüstü döner. O, dünyasını da, âhiretini de kaybetmiştir. İşte kıyas kabul etmeyecek kayıp budur.
Cemal Külünkoğlu
Yine insanlardan öylesi de vardır ki, Allah’a (dinin tamamına inanmadığı halde, iman ve küfrü birbirinden ayıran) sınırda kulluk eder. Öyle ki eğer kendisine bir hayır dokunursa, gönlü onunla hoş olur, şayet başına (hastalık, fakirlik ve musibet gibi) bir kötülük gelirse, gerisingeri dönüverir (Allah’tan şikâyetçi olur). O dünyayı da kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık hüsranın ta kendisidir.
Mehmet Türk
İnsanlardan kimi de; Allah’a tek yönlü ibâdet eder. Yani kendisine bir hayır isabet ederse, bununla tatmin olur ve eğer başına bir sıkıntı gelirse sırtını döner. (Artık) o dünyayı da âhireti de kaybetmiştir. İşte apaçık ziyan, budur.
O, Allah'ı bırakıp, kendisine faydası da zararı da dokunamayacak olan şeylere yalvarır. Bu, büsbütün uzak olan sapıklığın ta kendisidir.
Cemal Külünkoğlu
O kimse, Allah dışında, kendisine ne zarar veren ne de yarar sağlayan şeylere yalvarır durur. Kişiyi (haktan) uzaklaştıran en vahim sapıklık da işte budur.
Mehmet Türk
(Bunlar,) Allah’ı bırakır da kendisine zararı da faydası da olmayan şeylere ibâdet ederler. İşte (haktan) uzak(lara) sapmak böyledir!
O, zararı faydasından daha yakın olan bir varlığa yalvarır. O, ne kötü bir yardımcı, ne kötü bir dosttur!
Cemal Külünkoğlu
(Ve bazen de) kendisine zararı yararından çok olan kimseye yalvarıp yakarır. Gerçekten de o (yalvarıp yakardığı) ne berbat bir dosttur ne kötü bir efendidir!
Mehmet Türk
(Ya da bunlar,) zararı faydasından daha yakın olan kimselere tapar. (Bunların taptıkları kimseler) ne kötü yardımcı ve ne kötü dosttur.
Her kim Allah'ın, Peygamberine dünya ve âhirette yardım etmeyeceğini sanıyorsa, göğe ulaşacak bir çare arasın; sonra eğer mümkünse o yardımı kessin. Baksın bu hilesi, kızdığı yardımı engelleyecek mi?
Cemal Külünkoğlu
Her kim kendisine Allah’ın dünyada ve ahirette yeterli yardımı yapmayacağını düşünerek (Allah’tan başka varlıklardan yardım dilenirse), bir sebeple (tefekkür ederek) hemen semaya yönelsin (Allah’tan yardım istesin), sonra da (manevi anlamda dünya ile irtibatını) kessin de bir baksın; (kendisine kurduğu şirk) tuzağı, onun (Allah’tan başka varlıklardan destek görerek) sıkıntısını giderecek mi?
Mehmet Türk
Kim Allah’ın o (Peygamber’e) dünyada ve âhirette asla yardım etmeyeceğini sanıyorsa, göğe bir araç uzatsın sonra da (ona gelen yardımı kesebilirse) kesiversin (bakalım.) (Sonra da) bu tuzağı onun öfkesini giderebilecek mi? bir baksın.
İşte böyle biz, Kur'ân'ı apaçık âyetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah dileyeni doğru yola iletir.
Cemal Külünkoğlu
İşte biz (bir kin ve muhalefet karşısında insanların irşadı için) Kur’an’ı böyle apaçık ayetler halinde indirdik. Şüphesiz Allah, dileyeni doğru yola iletir.
Mehmet Türk
İşte o (Kur’an’ı) apaçık âyetler olarak Biz indirdik. Şüphesiz dilediğine hak yolu, ancak Allah gösterir.
Gerçek şu ki, inananlar, Yahûdî inancını benimseyenler ve Sâbiîler, Hıristiyanlar ve Mecûsîler, bir de Allah'a şirk koşanlar arasında, Allah kıyamet günü hükmünü verecektir. Allah her şeye şâhittir.
Cemal Külünkoğlu
İman edenler, Yahudiler, Sabiîler, Hıristiyanlar, Mecusîler ve şirke sapanlar arasında Allah, kıyamet günü ayrım yapacaktır. Şüphesiz Allah, her şeye şahittir!
Mehmet Türk
Îman edenler, (Mûsa’nın dinini terk edip de) Yahûdî olanlar, Sâbiîler, Hıristiyanlar, Mecusîler ve müşriklere gelince; kıyamet günü Allah kesinlikle onların aralarını ayıracaktır. Doğrusu Allah, her şeyi görüp durmaktadır.
Göklerde ve yerde olanların; güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların birçoğunun Allah'a boyun eğdiklerini görmüyor musun? İnsanlardan birçoğu da azabı hak etmiştir. Allah'ın hakir kıldığına saygı duyacak kimse yoktur. Doğrusu, Allah dilediğini yapar.
Cemal Külünkoğlu
Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah’ın emrine âmâde olurlar. (Ancak insanlardan) birçoğunun üzerinde (yaptıkları yüzünden) azap hak olmuştur. Allah kimi (yaptıkları yüzünden) aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Hiç şüphesiz Allah, dilediğini yapar.
Mehmet Türk
Gerçekten göklerdekilerin ve yerdekilerin, güneşin, ayın, yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve insanlardan birçoğunun, Allah’a secde ettiğini, birçoğunun da azabı hak ettiğini görmüyor musun? Allah kimi alçaltırsa, artık onu yüceltecek birisi yoktur. Şüphesiz Allah, ne dilerse onu yapar.
Şu iki grup, Rabbleri hakkında çekişen iki hasımdır. İnkâr edenler için ateşten bir elbise biçilmiştir. Onların başlarının üstünden kaynar su dökülecektir.
Cemal Külünkoğlu
Bunlar Rableri konusunda çekişen iki gruptur. İşte o küfre sapanlar, onlar için ateşten elbiseler biçilmiştir; başları üstünden de kaynar su dökülür.
Mehmet Türk
İşte (Müslümanlarla kâfirler,) Rableri hakkında birbirleriyle mücadele eden iki düşmandır. (Bunlardan) kâfirlere, (âhirette) ateşten elbiseler biçilir; başlarının üstünden de kaynar su dökülür.
22:20
يُصۡهَرُ بِهِۦ مَا فِي بُطُونِهِمۡ وَٱلۡجُلُودُ
Bayraktar Bayraklı
Bununla karınlarının içindeki organları ve derileri eritilecektir.
Cemal Külünkoğlu
Bu kaynar su ile karınlarının içindekiler ve derileri eritilir.
Mehmet Türk
Bu (kaynar su ile) iç organları ve derileri eritilir.
22:21
وَلَهُم مَّقَٰمِعُ مِنۡ حَدِيدࣲ
Bayraktar Bayraklı
Bir de onlar için demir kamçılar vardır.
Cemal Külünkoğlu
Ayrıca onlar için demirden kamçılar (topuzlar) hazırlanmıştır.
Mehmet Türk
Onlara bir de (başlarına vurulan) demirden balyozlar vardır.
Şüphesiz Allah, inanıp iyi amel işleyenleri, içinden ırmaklar akan cennetlere koyar. Orada altın bilezikler ve inciler takınırlar. Onların oradaki elbiseleri de ipektir.
Cemal Külünkoğlu
Şüphesiz Allah, iman edip faydalı işler yapanları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacak, orada altından bileziklerle ve incilerle süsleneceklerdir. Oradaki giysileri ise ipektendir.
Mehmet Türk
Şüphesiz Allah, îman edenleri ve (inandığı) iyi işleri yaşayanları zemîninden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onlar orada altın bilezikler ve inciler takınırlar, onların oradaki elbiseleri de ipektir.
Onlar, sözün en doğrusuna/temizine, bütün övgülere lâyık Allah'ın yoluna iletilmişlerdir.
Cemal Külünkoğlu
Onlar (dünyada) sözün en güzeline, en tutarlısına eriştirilmişler ve onlar her türlü övgüye lâyık olan Allah’ın dosdoğru yoluna iletilmeyi hak etmişlerdi.
Mehmet Türk
Onlar, sözün en güzeline ulaştırılırlar ve çok övülmeye layık olan (Allah’)ın yoluna iletilirler.
Şüphesiz, inkâr edenlere, insanları Allah'ın yolundan, yerli ve yabancı bütün insanlar için eşit kıldığımız Mescid-i Harâm'dan alıkoyanlara ve orada haktan ayrılarak zulmetmek isteyenlere acıklı bir azabı tattıracağız.
Cemal Külünkoğlu
İnkâr edenlerle (insanları) Allah’ın yolundan çevirmeye; (keza) hem orada yaşayan hem de dışarıdan gelen bütün insanlar için tayin ettiğimiz Mescid-i Haram’dan alıkoymaya çalışanlara ve (bile bile) haksızlık yaparak oranın saygınlığına gölge düşürmeye kalkışanlara çok can yakıcı bir azap tattıracağız.
Mehmet Türk
(Şunu iyi bilin ki insanları) Allah’ın yolundan, yerli ve misafirlere eşit olarak (mescid) kıldığımız Mescid-i Haram’dan alıkoyan ve orada (Müslümanlara) zulmederek onları haktan saptırmak isteyen kâfirlere, acı bir azap tattırırız.
İbrâhim'e Kâbe'nin yerini gösterip şöyle dediğimiz anı hatırla: “Bana hiçbir şeyi ortak koşma, tavaf edenler, orada kıyama duranlar, rükû ve secde edenler için evimi temizle!”
Cemal Külünkoğlu
Hani Biz, İbrahîm’in (inşa etmesi) için İbadet Evi’nin kurulacağı yeri gösterdiğimiz zaman; “Bana hiçbir şeyi ortak koşmadığın gibi, Mabedimi de tavaf edecekler ve (ona doğru) kıyama durup rükû ve secdeye kapanacaklar için (şirkten) temiz tutacaksın!” (demiştik).
Mehmet Türk
(Bir zamanlar) Biz İbrahim’e (Allah’ın) evi (Kâbe)’nin yerini belirleyince: “Bana hiç bir şeyi ortak koşma. Tavaf edenler, kıyama duranlar, rükûya (ve) secdeye varanlar için evimi temiz tut...”
“İnsanlar için haccı ilan et! Yaya olarak veya uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.”
Cemal Külünkoğlu
27-28.(Ey Resul!) İnsanlara haccı ilân et (onları hacca çağır). Gerek yaya olarak ve gerekse uzak yolları aşmak için hızlı yol alma yeteneğine sahip ulaşım araçlarına binerek senin çağrına gelsinler. Gelsinler de bunun kendilerine sağlayacağı yararlara şahit olsunlar. Bir de belirli günlerde kendilerine verdiğimiz hayvanlardan Allah’ın adını anarak kurban kessinler. Bu kurbanlardan yiyiniz, yoksullara da yediriniz!”
Mehmet Türk
“...Gerek yaya olarak, gerekse uzak yollardan yorgun düşmüş bineklerle sana gelmeleri için, insanları hacca çağır...”
“Kendileri için orada bulunan faydaları görsünler; belli günlerde kendilerine verdiğimiz hayvanlardan Allah'ın adını anarak kurban kessinler. Bu kurbanlardan yiyiniz, yoksullara da yediriniz!”
Cemal Külünkoğlu
27-28.(Ey Resul!) İnsanlara haccı ilân et (onları hacca çağır). Gerek yaya olarak ve gerekse uzak yolları aşmak için hızlı yol alma yeteneğine sahip ulaşım araçlarına binerek senin çağrına gelsinler. Gelsinler de bunun kendilerine sağlayacağı yararlara şahit olsunlar. Bir de belirli günlerde kendilerine verdiğimiz hayvanlardan Allah’ın adını anarak kurban kessinler. Bu kurbanlardan yiyiniz, yoksullara da yediriniz!”
Mehmet Türk
“...Kendileri için bir takım menfaatlere şahit olsunlar ve (Allah’ın kendilerine) rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanları bilinen günlerde Allah’ın adını anarak kessinler. Artık bunlardan hem kendiniz yiyin hem de muhtaç(lar)ı (ve) fakir(ler)i doyurun...”
“Sonra beden temizliği yapsınlar. Adaklarını yerine getirsinler. Eski evi tavaf etsinler!”
Cemal Külünkoğlu
(Haccı tamamladıktan) sonra uymak zorunda oldukları (temizlenmek, kurban kesmek, tıraş olmak, ihramdan çıkmak gibi) birtakım kısıtlamalara son versinler. (Varsa) adaklarını yerine getirsinler ve bu tarihi özgürlük evini (Kâbe’yi) tavaf etsinler.
Mehmet Türk
“Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını (kurbanlarını keserek) yerine getirsinler ve Beyt-i Atîk’i (Kâbe’yi) tavaf etsinler.” dedik.
Yapılması gerekenler işte bunlardır. Kim Allah'ın koyduğu yasaklara saygı gösterirse, bu durum onun için Rabbinin katında daha iyidir. Haram olduğu okunanlar dışında evcil havyanlar size helâl kılındı. Artık putların pisliğinden uzak durunuz, yalan söylemekten de kaçınınız!
Cemal Külünkoğlu
İşte böyle; her kim Allah’ın emir ve yasaklarına saygı gösterirse, bu tutum Rabbinin katında kendisi için daha hayırlıdır. (Yasak oldukları) size okunanlar (bildirilenler) dışında (kurban etmek ve etinden yemek üzere) bütün hayvanlar size helal kılınmıştır. Öyleyse iğrenç bir pislik olan putlardan ve yalan söz söylemekten de kaçının.
Mehmet Türk
İşte bunlar (size farz kılındı). Kim de Allah’ın hürmet edilmesini istediği şeylere saygı gösterirse, işte o, Rabbi katında kendisi için daha hayırlıdır. Size, özel olarak bildirilenler dışındaki hayvanlar(ın etlerini yemek) helal kılındı. Öyleyse o pis putlardan sakının ve yalan söz (söylemek)ten de kaçının.
Hiçbir şeyi ortak koşmadan samimi bir şekilde Allah'a yöneliniz. Kim Allah'a ortak koşarsa, onun durumu sanki gökten düşen ve kuşlar tarafından kapılıp kaçırılan ya da rüzgârın uzak bir yere savurduğu eşya gibidir.
Cemal Külünkoğlu
Hiçbir şeyi O’na ortak koşmadan yalnızca Allah’a yönelen kimseler olun! Kim Allah’a ortak koşarsa sanki gökten yere düşmüş de kuşlara yem olmuş ya da rüzgâr tarafından sürüklenerek ıssız bir köşeye atılmış gibi olur.
Mehmet Türk
(Haccı) Allah’ın birliğine, Ona (hiçbir şeyi) eş koşmaksızın tam inanarak (yapın). Allah’a eş koşan kimse, gökten düşerken kuşun kaptığı veya rüzgârın çok uzaklara sürüklediği şey, gibidir.
Evet, bu böyledir. Her kim Allah'ın hükümlerine saygı gösterirse şüphesiz bu, kalplerin takvâsındandır.
Cemal Külünkoğlu
İşte böyle… Her kim Allah’ın şe’airine (hükümlerine) saygı gösterirse şüphesiz (kişinin) bu (davranışı), Allah’a karşı sorumluluk bilincinin oluşmasındandır.
Mehmet Türk
İşte böyle; kim Allah’ın şiârlarına hürmet ederse, kesinlikle bu, kalpler(in)deki Allah korkusundandır.
Bunlarda sizin için belli bir süreye kadar faydalar vardır. Sonra varacakları yer Beyt-i Atîk'tir.
Cemal Külünkoğlu
Sizin için o (kurbanlık hayva)nlarda belirli bir süreye kadar (kurban zamanına kadar yün ve sütlerinden) yararlanmak yoluyla birtakım menfaatler vardır. Sonra varacakları yer o tarihi özgürlük evidir (Kâbe’dir ve orada kurban edilirler).
Mehmet Türk
O (kurbanlık)lardan siz, belirli bir süreye kadar istifâde edebilirsiniz. Sonra o (kurbanların kesilme) yeri Beyt-i Atîk (olan Kâbe)’dir.
Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlıklar üzerine Allah'ın adını ansınlar diye, biz her ümmet için kurban kesmeyi farz kıldık. İşte sizin tanrınız tek bir Tanrı'dır. O halde O'na teslim olun. O'na samimiyetle boyun eğenleri müjdele!
Cemal Külünkoğlu
(Bunun gibi) biz, her ümmet için kurban kesmeyi bir kulluk vazifesi olarak öngördük. (Bu amaçla,) kendilerine rızık olarak verdiğimiz hayvanları keserken Allah’ın ismini ansınlar (onları Allah için kessinler). İşte sizin ilâhınız bir tek ilâhtır. Öyleyse bütün varlığınızla kendinizi O’na teslim edin. Ve sen de (ey resul) tüm iyi yürekli, alçak gönüllü kimseleri (Allah’ın hoşnutluğuyla) müjdele!
Mehmet Türk
Biz, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanları, Onun adını anarak kessinler diye her ümmete (farklı) ibâdet şekli (ve yeri) belirledik. İşte sizin ilâhınız, tek olan ilâhtır. Sadece Ona teslim olun. (Ey Muhammed!) mütevazı (kul)la-r(ım)ı müjdele.
Onlar, Allah anıldığında kalpleri ürperenler, başlarına gelene sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve verdiğimiz rızklardan Allah rızası için harcayanlardır.
Cemal Külünkoğlu
Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen her türlü sıkıntıya göğüs geren, namazı ikame eden ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah’ın rızası doğrultusunda) harcayanlardır.
Mehmet Türk
(İşte o mütevazılar,) Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen belâlara sabreden, namazı dosdoğru kılan ve rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan, kimselerdir.
Biz, büyükbaş hayvanları da sizin için Allah'ın işaretlerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Şu halde onlar, ayakları üzerinde dururken üzerlerine Allah'ın ismini anınız. Yan üstü yere düştüklerinde ise, canı çıktığında onlardan hem kendiniz yiyiniz, hem de kanaatkâr olup dilenmeyene de, dilenene de veriniz. İşte bu hayvanları biz, şükredesiniz diye sizin istifadenize sunduk.
Cemal Külünkoğlu
Büyükbaş hayvanları kurban etmeyi de Allah’ın size emrettiği ibadet biçimlerinden kıldık. Onlarda sizin için hayır vardır. Ön ayaklarını bağlayarak onları boğazlarken Allah’ın adını anınız (onları Allah için kesiniz). Yan üstü düşüp canları çıktığı zaman da etlerinden hem kendiniz yiyiniz hem de isteyen fakire de istemeyen fakire de yediriniz. Şükredesiniz diye o hayvanları böylece yararınıza sunduk.
Mehmet Türk
Biz, (deve ve sığır gibi) büyükbaş hayvanları da size Allah’ın şiârlarından kıldık. Onlarda sizler için pek çok hayır vardır. Öyleyse onları ayakta dikili olarak ön ayaklarının biri bağlı halde (keserken) üzerlerine Allah’ın adını anın, (kurban edilince) yanları üzerine düştükleri zaman da onlardan bir miktarını (hem kendiniz) yiyin, (hem de) isteyemeyene de isteyene de yedirin. İşte böylece Biz, belki (nîmetlerime) şükredersiniz diye, onları sizin emrinize verdik.
Bu kurbanların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır! Fakat Allah'a ulaşacak olan sizin takvânızdır. Sizi doğru yola erdirdiğinden dolayı Allah'ı büyük tanıyasınız diye, bu hayvanları sizin istifadenize sundu. Güzel davrananları müjdele!
Cemal Külünkoğlu
(Unutmayın ki) o (kurban)ların etleri de kanları da asla Allah’a ulaşacak değildir. Lakin O’na ulaşan, yalnızca sizin O’na karşı göstereceğiniz bilinç ve duyarlıktır. O bu hayvanları sizin emrinize vermiştir ki, sizi doğru yola eriştirdiği için O’nun yüceliğini saygıyla anasınız. (Ey Resul!) Güzel davrananları ve iyilik yapanları müjdele!
Mehmet Türk
Onların etleri de kanları da kesinlikle Allah’a ulaşmaz. Ancak O (Allah)’a sizin (Allah için yaptığınız) ibâdetleriniz ulaşır. İşte (Allah) size hak yolu göstermesine karşılık (kendisini) yüceltmeniz için, onları sizin emrinize vermiştir. Güzel kulluk yapanları müjdele.
Şüphesiz, Allah inananları korur. Allah hainleri ve nankörleri hiç sevmez.
Cemal Külünkoğlu
Şüphesiz, Allah (inkârcıların saldırı ve sinsi tuzaklarına karşı yükümlülüklerini yerine getiren) inananları koruyacaktır. Çünkü Allah (emanete) ihanet eden (nimetlerine karşı) nankörce davranan kimseleri sevmez (ve sevmediği kimselerin başarılı olmasına da müsaade etmez).
Mehmet Türk
Şüphesiz Allah, îman edenleri (ibâdetlerine engel olanlardan) korur. Gerçekten Allah, hain kâfirleri sevmez.
Zulme uğrayanlara, kendilerine savaş açılmış müminlere savaş izni verildi. Allah onlara yardım etmeye elbette gücü yetendir.
Cemal Külünkoğlu
Kendilerine haksız yere savaş açılan (mü’min)lere zulme uğradıklarından dolayı (artık savaş için) izin verildi ve şüphesiz ki Allah (zulmü ortadan kaldırmak için mücadele veren mü’minleri zafere ulaştırmak üzere) onlara yardım ulaştıracak güçtedir.
Mehmet Türk
Kendilerine haksız yere saldırılan (Müslüman)lara, (kâfirlerle) savaşma izni verildi. Şüphesiz Allah’ın onlara yardım etmeye gücü yeter.
Onlar haksız yere ve sırf “Rabbimiz Allah'tır” dedikleri için, haksız bir şekilde yurtlarından çıkarılmışlardır. Allah insanların bir kesimini diğerleriyle engellemeseydi, içinde Allah'ın adı çokça anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler yıkılıp giderdi. Andolsun ki, Allah'a yardım edenlere O da yardım eder. Allah kuvvetlidir; güçlüdür.
Cemal Külünkoğlu
O (mü’min) kimseler, yalnızca: “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı, haksız yere yurtlarından sürgün edildiler. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmıyla bir kısmını defetmesi (yenilgiye uğratması) olmasaydı, Allah’ın isminin çokça anıldığı nice manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yıkılır giderdi. Allah kendi (dini)ne yardım edenlere elbette yardım edecektir. Şüphesiz ki Allah (her şeyi hükmü altında tutacak kadar) kuvvetlidir, her şeye galiptir.
Mehmet Türk
O (mazlum)lar, sadece: “Rabbimiz Allah’tır.” demelerinden dolayı, haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah’ın (savaşı emrederek) insanların bir kısmıyla, bir kısmını yok etme (emri) olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içerisinde Allah’ın adının çokça anıldığı mescidler, kesinlikle yıkılır giderdi. Allah kendi (dini)ne yardım edenlere kesinlikle yardım eder. Şüphesiz Allah çok güçlüdür, çok şereflidir.
Eğer onlara yeryüzünde iktidar verirsek namazı kılar, zekâtı verir, iyiliği emreder ve kötülükten sakındırırlar. İşlerin sonu Allah'a varır.
Cemal Külünkoğlu
Onlar öyle kimselerdir ki, şayet kendilerine yeryüzünde imkân ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, iyiliği yayarlar ve kötülükten sakındırırlar. Her işin sonu Allah’a varacaktır.
Mehmet Türk
O (cihad eden mü’minleri) yeryüzünde iktidar sahibi kılarsak onlar, namazı dosdoğru ve devamlı kılarlar, zekâtı verirler, (insanlara) iyiliği emrederler, kötülükten sakındırırlar. Zâten bütün işler, sonunda Allah’a aittir.
Eğer seni yalanlarlarsa, bilesin ki senden önce Nûh, ‘Âd ve Semûd kavimleri de peygamberlerini yalanlamışlardı.
Cemal Külünkoğlu
42-43-44.(Ey Resul!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh, Ad ve Semûd kavimleri, İbrahîm kavmi, Lût kavmi ve (Şuayip’in kavmi olan) Medyen halkı da (nebilerini) yalanlamışlardı. Musa da yalanlanmıştı. İşte ben o inkârcılara süre tanıdım ve sonra onları yakaladım. Beni inkâr etmek (inadına hakka karşı direnmek) nasıl oluyormuş görsünler bakalım!
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) O (kâfirler) eğer seni yalanlıyorlarsa (üzülme.) Onlardan önce Nûh, Âd ve Semûd toplumları da (Peygamberlerini) yalanlamıştı.
22:43
وَقَوۡمُ إِبۡرَٰهِيمَ وَقَوۡمُ لُوطࣲ
Bayraktar Bayraklı
İbrâhim'in kavmi ve Lût'un kavmi de.
Cemal Külünkoğlu
42-43-44.(Ey Resul!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh, Ad ve Semûd kavimleri, İbrahîm kavmi, Lût kavmi ve (Şuayip’in kavmi olan) Medyen halkı da (nebilerini) yalanlamışlardı. Musa da yalanlanmıştı. İşte ben o inkârcılara süre tanıdım ve sonra onları yakaladım. Beni inkâr etmek (inadına hakka karşı direnmek) nasıl oluyormuş görsünler bakalım!
Mehmet Türk
(Hatta) İbrahim kavmi ve Lût kavmi de (Peygamberlerini yalanlamıştı.)
Medyen halkı da yalanlamıştı. Mûsâ da yalanlanmıştı. Ben o kâfirlere süre tanıdım. Sonra onları yakalayıverdim. Bir görseydin benim cezalandırmam nasıl olmuştu!
Cemal Külünkoğlu
42-43-44.(Ey Resul!) Eğer seni yalanlıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh, Ad ve Semûd kavimleri, İbrahîm kavmi, Lût kavmi ve (Şuayip’in kavmi olan) Medyen halkı da (nebilerini) yalanlamışlardı. Musa da yalanlanmıştı. İşte ben o inkârcılara süre tanıdım ve sonra onları yakaladım. Beni inkâr etmek (inadına hakka karşı direnmek) nasıl oluyormuş görsünler bakalım!
Mehmet Türk
Medyen halkı da (öyleydi). Mûsa da (toplumu tarafından) yalanlanmıştı. Ben de o kâfirlere önce belirli bir süre verdim, sonra da onları helâk ettim. (Böylece) Benim (onları) inkârım nasıl olurmuş (gördüler).
Nice zulme dalmış ülke halkını yok ettik. Artık duvarları çatıları üzerine çökmüş, kuyuları kullanılmaz olmuş, yüce sarayları terkedilmiştir.
Cemal Külünkoğlu
Halkı zalim olan nice şehirleri yok ettik. Öyle ki yapılarının duvarları, yere inen tavan yıkıntılarının üzerine çökmüştü. Nice kuyularla yüksek saraylar (sahipsiz) bomboş kalmıştı.
Mehmet Türk
Biz, (halkı) zâlim olan nice ülkeleri helâk ettik. Şimdi o (ülkeler) duvarları tavanlarının üzerine çökmüş binalar, terkedilmiş kuyular, bomboş saraylar (halindedir).
Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olsun. Gerçek şu ki, gözler kör olmaz, fakat asıl sinelerdeki kalpler kör olur.
Cemal Külünkoğlu
Onlar, yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, orada olup biteni kalpleri kavrasın ve (anlatılanları) kulakları işitsin? Ne var ki, onlarda kör olan gözler değil; kör olan, göğüslerdeki kalplerdir!
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! Sana inanmayanlar) Hiç yeryüzünde dolaşmıyorlar mı? (Keşke) onların anlayacak kalpleri ve işitecek kulakları olsaydı! Kesinlikle (gören) gözler kör olmaz, fakat sinelerdeki kalpler körelir.
Onlar senden azabın çabuk gelmesini istiyorlar. Allah vaadinden asla dönmez. Rabbin katında bir gün, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir.
Cemal Külünkoğlu
Bir de kalkmış, (inanmadıkları için) azabın bir an önce gelmesi için seni sıkıştırıyorlar. Allah asla vaadinden caymaz. Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.
Mehmet Türk
Onlar senden azabın çabuk gelmesini istiyorlar. (Elbette) Allah, verdiği sözden asla caymaz. (Fakat) Rabbinin katında bir gün, sizin hesabınıza göre bin yıl gibidir.
Zulmedip dururlarken, kendilerine süre tanıdığım nice ülkeler vardır. Sonunda onları yakalayıp yok ettim. Dönüş yalnız banadır.
Cemal Külünkoğlu
Nice kentlerin halkına, zalim oldukları halde (onlara iman etmeleri ve doğru yolu bulmaları için) mühlet verdim ve sonra (kötülükten vazgeçmedikleri için) onları kıskıvrak yakaladım. (Herkes bilsin ki) son dönüş Bana olacaktır.
Mehmet Türk
Ben, zâlim olan nice ülkelere (önce) bir süre tanıdım sonra da helâk ettim. (Şunu iyi bilin ki) dönüş, ancak Bana’dır.
İman edip iyi amel işleyen kimseler için af ve güzel rızık vardır.
Cemal Külünkoğlu
İman edip dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyanlar için bir bağışlanma ve güzel bir nimet (cennet) vardır.
Mehmet Türk
“...(Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlara, hem (Allah’ın) bağışlaması hem de (cennette) bitmez tükenmez rızık vardır.” de.
Biz, senden önce hiçbir rasûl ve nebi göndermedik ki o, bir temennide bulunduğunda, şeytan onun dileğine ille de beşeri arzular katmaya kalkışmasın. Ne var ki Allah, şeytanın katacağı şeyi iptal eder. Sonra Allah, kendi âyetlerini sağlam olarak yerleştirir. Allah, bilendir; hikmet sahibidir.
Cemal Külünkoğlu
Biz senden önce hiçbir Resul ve Nebi göndermiş olmayalım ki, o bir dilekte bulunduğu zaman, onun dileğine karşı şeytan (insanların kalbine) bir şüphe düşürmüş olmasın. Ama Allah, şeytanın düşürdüğü şüpheleri derhal giderir, sonra da mesajlarını kendi içlerinde açık ve anlaşılır kılar ve birbirleriyle açıklar. Çünkü (yalnızca) Allah’tır her şeyi bilen, her hükmünde tam isabet kaydeden.
Mehmet Türk
Bizim senden önce gönderdiğimiz tüm Rasûl ve Nebi’ler (getirdikleri âyetleri) okudukları zaman, şeytan onların okuduklarına da hep (saptırıcı şeyler) bulaştırmaya çalıştı. Ama Allah, şeytanın bulaştırmaya çalıştıklarını giderir ve kendi âyetlerini sağlamlaştırır. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm (ve hikmet) sahibidir.
Böyle yapar ki, şeytanın attığını, kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri katılaşanlar için bir imtihan yapsın. Zâlimler uzak bir ayrılık içindedirler.
Cemal Külünkoğlu
(Allah, böyle yapar ki) Şeytanın düşürdüğü şüpheyi, kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri katılaşanlar için bir imtihan yapsın; zalimler uzak bir ayrılık içindedirler.
Mehmet Türk
(İşte Biz,) şeytanın bu saptırmalarını, kalplerinde hastalık bulunanları ve kalpleri katılaşanları denemek için yaparız. Şüphesiz zâlimler (haktan) çok uzak bir ayrılık içerisindedirler.
Kendilerine ilim verilmiş olanlar da Kur'ân'ın, senin Rabbinden gelenin hak olduğunu bilsinler de ona inansınlar; böylece kalpleri ona saygı duysun. Şüphesiz Allah, inananları doğru yola iletir.
Cemal Külünkoğlu
Bir de kendilerine ilim verilenler, onun (Kur’an’ın), Rabbinden gelen bir hak olduğunu bilip ona inansın ve böylece kalpleri ona saygı duysun diye (Allah böyle yapar). Hiç şüphe yok ki Allah, inananları doğru yola iletir.
Mehmet Türk
(Biz bunu) kendilerine ilim verilenlerin, bu (Kur’an)’ın senin Rabbinden gelen mutlak gerçek olduğunu bilmeleri, hemen ona îman edip gönüllerini ona bağlamaları için de (yaparız). Şüphesiz Allah îman edenlerin hak yol göstericisidir.
İnkâr edenler, kendilerine son saat ansızın gelinceye ya da her kurtulma gayretinin sonuçsuz kalacağı günün azabı gelinceye kadar, Kur'ân hakkında hep şüphe içinde olacaklardır.
Cemal Külünkoğlu
İnkâr edenler ise, kendilerine ansızın o saat (ölüm ya da kıyamet) gelinceye yahut (bütün ümitlerin boş olduğu) kısır bir günün azabı onlara yetişinceye kadar, ondan (Kur’an’dan) yana kuşku içinde olmaya devam edecekler.
Mehmet Türk
Kâfirler ise, kıyamet ansızın gelinceye ya da verimsiz bir gün (olan kıyametin) azabı onlara yetişinceye kadar o (Kur’an) hakkında şüphe edip duracaklardır.
O gün hükümranlık Allah'ındır. Allah, onların arasında hükmeder. İnanıp iyi amel yapanlar nimet cennetlerindedirler.
Cemal Külünkoğlu
İşte o gün, (insanların iradeleri bütünüyle ellerinden alınacak) hükümranlık bütünüyle Allah’ın elinde olacaktır. O, (bütün insanları) yargılayacak ve aralarındaki farkı ortaya koyacaktır. İman ettikten sonra dürüst ve erdemli davrananlar kendilerini nimetlerle dolu cennetlerde bulacaktır.
Mehmet Türk
O (kıyamet) günü hükümranlık, yalnızca Allah’a aittir ve (o gün) onların aralarında sadece O hükmeder. (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlar ise nîmetlerle dolu cennetlerdedir.
Allah yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenlere gelince, Allah onları pek güzel rızklarla rızıklandıracaktır. Şüphesiz ki Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Cemal Külünkoğlu
Allah yolunda yurtlarından göç ettikten sonra öldürülenlere ya da ölenlere gelince; Allah (ahirette) onlara rızıkların en güzelini verecektir. Hiç kuşkusuz Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Mehmet Türk
Allah, kendi yolunda hicret edip sonra öldürülen veya ölenleri; mutlaka güzel bir rızkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Kesinlikle onları hoşlanacakları bir yerde konaklatacaktır. Şüphesiz Allah, her şeyi bilir; son derece yumuşak davranandır.
Cemal Külünkoğlu
(Allah,) onları kesinlikle hoşnut olacakları bir yere yerleştirecektir. Hiç kuşkusuz Allah (kimin neyi hak ettiğini) en iyi bilendir, (isyankâr kullarını cezalandırmada da) acele etmeyendir!
Mehmet Türk
(Allah) onları, gerçekten beğenecekleri yer (olan cennete) sokacaktır. Şüphesiz Allah, hakkıyla bilendir ve halîmdir.
İşte bu böyledir! Kim kendisine yapılana denk bir karşılık verir, sonra tekrar saldırıya uğrarsa, Allah ona elbette yardım eder. Çünkü Allah, çok affedicidir; çok bağışlayıcıdır.
Cemal Külünkoğlu
(Allah’ın Kanunu) işte böyledir. Kim kendine haksızlık yapanlara gördüğü haksızlığa denk gelecek kadar karşılık verdikten sonra (tekrar) saldırıya uğrarsa, Allah ona elbette yardım eder. Hiç şüphesiz Allah çok affedendir, çok bağışlayandır.
Mehmet Türk
İşte (bunlardan sonra) her kim kendisine yapılan saldırıya aynısıyla karşılık verir, sonra da tekrar saldırıya uğrarsa Allah ona kesinlikle yardım eder. Şüphesiz Allah affedicidir ve çok bağışlayıcıdır.
Bu, kolaydır. Zira Allah geceyi gündüze, gündüzü de geceye katar. Allah her şeyi duyar ve görür.
Cemal Külünkoğlu
Zira Allah (öylesine sınırsız kudret sahibidir ki,) gündüzü kısaltarak geceyi uzatır, geceyi kısaltarak gündüzü uzatır. Muhakkak Allah olup biten her şeyi işiten ve görendir.
Mehmet Türk
İşte (Allah’ın yardımı) böyledir. Zîrâ Allah geceyi gündüze sokar ve gündüzü de geceye sokar. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, eksiksiz görendir.
Bu, böyledir. Çünkü gerçek tanrı Allah'tır. O'ndan başka taptıkları ise bâtıldır. Şüphesiz en yüce ve en büyük olan Allah'tır.
Cemal Külünkoğlu
Bu böyledir! Çünkü Allah, mutlak (doğrunun, hayrın ve) Hakikatin ta kendisidir. Onların (müşriklerin), O’ndan başka yalvardıkları tanrılar ise batılın ta kendisidir. Ve gerçek yücelik ve büyüklük yalnızca Allah’a aittir.
Mehmet Türk
İşte böyle! Allah hakkın ta kendisidir, o (kâfirlerin) Allah’ı bırakıp da taptıkları şeyler ise bâtılın ta kendisidir. Şüphesiz, çok yüce (ve) büyük olan, sadece Allah’tır.
Allah'ın yerde olan her şeyi, emriyle denizlerde seyreden gemileri, sizin emrinize verdiğini görmüyor musun? İzni olmadan yere düşmesinler diye, gök cisimlerini tutar. Çünkü Allah, insanlara karşı son derece şefkatli ve merhametlidir.
Cemal Külünkoğlu
Görmüyor musun ki, Allah bütün yerdekileri ve emri uyarınca denizde akıp gitmekte olan gemileri sizin hizmetinize vermiştir. İzni olmaksızın yerin üzerine düşmesin diye göğü O tutuyor. Şüphesiz ki Allah, insanlara karşı çok şefkatli ve çok merhametlidir.
Mehmet Türk
Allah’ın, yerdeki her şeyi ve denizde Onun emriyle akıp gitmekte olan gemileri, sizin emrinize verdiğini ve izni olmaksızın, göğü yerin üstüne düşmekten koruduğunu bilmiyor musun? Şüphesiz Allah, insanlara karşı çok şefkatlidir, çok merhametlidir.
Biz her ümmete, uygulayacakları bir ibadet şekli öğrettik. Öyle ise, onların bu konuda seninle çekişmelerine müsaade etme! Sen, Rabbine davet et! Zira sen gerçekten doğru bir yoldasın.
Cemal Külünkoğlu
Biz her ümmete, kulluklarını göstermeleri için (farklı) bir ibadet tarzı (şeriat) belirledik. O halde onlar din işinde asla seninle tartışmasınlar. Sen insanları Rabbine çağır! Hiç kuşkusuz sen doğru bir yol üzerindesin.
Mehmet Türk
Biz her ümmete (farklı) ibâdet şekli (ve yeri) kıldık. Onlar da o tarzda ibâdet ettiler. Öyleyse, (Ey Muhammed! Kâfirler senin) iş(in)i sana öğretmeye kalkmasınlar. Sen, (sadece) Rabbine davet et. Şüphesiz sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.
Allah'ın göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini bilmez misin? Şüphesiz bunların tamamı bir kitaptadır. Bu iş, Allah'a kolaydır.
Cemal Külünkoğlu
Allah’ın göklerde ve yerde olup biten her şeyi, (bütün detaylarıyla) bildiğini bilmiyor musun? Bütün bunlar (Allah’ın koyduğu yasalarla) bir bir kayıt altına alınmıştır. Şüphesiz ki bunlar Allah için çok kolaydır.
Mehmet Türk
Allah’ın gökte ve yerde olanların hepsini bildiğini, gerçekten bunların bir kitapta (yazılı) olduğunu ve bütün bunları (bilmeni)n Allah için pek kolay olduğunu bilmiyor musun?
Onlar, Allah'ı bırakıp haklarında hiçbir delil indirmediği ve hiçbir bilgilerinin olmadığı şeylere tapıyorlar. Zâlimlerin hiçbir yardımcıları olmayacaktır.
Cemal Külünkoğlu
Onlar Allah’tan başka, O’nun haklarında hiçbir delil indirmediği ve gerçekte kendilerinin de haklarında pek bir şey bilmediği başka varlıklara kulluk edip duruyorlar. (Bu şekilde başkalarına ilahlık yakıştıran) zalimler kendilerine asla yardımcı bulamayacaklardır.
Mehmet Türk
O (müşrikler) Allah’ı bırakıp da (Allah’ın) kendilerine ispatlayıcı bir delil indirmediği ve haklarında kendilerinin de (hiç bir) bilgileri bulunmayan şeylere tapıyorlar. Zâlimler için hiç bir yardımcı yoktur.
Onlara âyetlerimiz apaçık okunduğu zaman, inkârcıların yüzündeki hoşnutsuzluğu hemen fark edersin. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: “Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Allah'ın inkâr edenler için belirlediği ateş! Gidilecek ne kötü bir yerdir!”
Cemal Külünkoğlu
Kendilerine ayetlerimiz anlaşılır bir şekilde okunduğu zaman, o inkârcıların yüzlerindeki hoşnutsuzluğu görürsün. Neredeyse, ayetlerimizi kendilerine okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: “Şimdi size bu öfkenizden daha kötüsünü haber vereyim mi? Cehennem ateşi! İşte onu Allah inkârcılar için hazırladığını bildirmiştir. Orası ne kötü bir varış yeridir (bir bilseniz)!”
Mehmet Türk
Onlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman, sen o kâfirlerin yüzlerindeki inkârı bilirsin. Neredeyse kendilerine âyetlerimizi okuyanlara saldırıverecek (gibi olur)lar. (Ey Muhammed!): “Size hemen bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? O da (âhirette) Allah’ın kâfirlere vâdettiği en kötü durak olan cehennemdir.” de.
Ey insanlar! Size bir örnek verilmektedir; onu dikkatle dinleyiniz! Allah'tan başka taptıklarınız bunun için bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan geri alamazlar. İsteyen de âciz, kendinden istenen de.
Cemal Külünkoğlu
Ey insanlar! Size bir örnek verildi. Şimdi onu iyi dinleyin: Sizin Allah’la beraber (Allah’ın dışında) taptıklarınız güç birliği yapsalar bir sinek dahi yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapsa, bunu ondan geri alamazlar. (Çünkü) isteyen de âciz, (kendisinden) istenen de.
Mehmet Türk
Ey insanlar! (Size verilen şu) örneğe kulak verin. Sizin, Allah’ın dışında taptıklarınızın tamamı bir araya gelseler dahi asla bir sineği bile yaratamazlar. Hatta sinek onlardan bir şey kapsa, onu bile ondan kurtaramazlar. (Şu hale bakın) isteyen de istenen de (birbirinden) güçsüz!
Allah yolunda, hakkını vererek cihad ediniz! Sizi O seçti. Din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; ceddiniz İbrâhim'in dininde de böyleydi. Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, Allah gerek daha önce gelmiş kitaplarda, gerekse Kur'ân'da, size Müslümanlar adını verdi. Öyleyse namazı kılınız, zekâtı veriniz ve Allah'a sımsıkı sarılınız! O, sizin dostunuzdur. Ne güzel dosttur; ne güzel yardımcıdır!
Cemal Külünkoğlu
Allah yolunda üstün çaba sarfederek gereği gibi mücadele edin! O, (mesajının muhatabı ve tebliğcisi olarak) sizi seçti ve din konusunda da üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Atanız İbrahîm’in dinine uyun! Allah sizi hem daha önce(ki kitaplarda) hem de bu (Kur’an’)da Müslüman/kendini yürekten Allah’a teslim eden diye isimlendirdi. (Bunu) resul size model/örnek olsun, siz de diğer insanlara model/örnek olasınız diye (yaptı). Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı bağlanın. O sizin koruyucunuzdur. (Allah) ne güzel koruyucu ve ne güzel yardımcıdır!
Mehmet Türk
Allah için Onun istediği gibi cihad edin. O, (Peygamber göndermek için) sizi seçti ve atanız İbrahim’in dini(nde olduğu gibi) dinde size güçlük de yüklemedi. O (Allah) Peygamberin sizin üzerinize şahit olması, sizin de insanlar üzerine şahitler olmanız için daha önce(ki kitaplarda) da bu (Kur’anda) da sizi “Müslüman’lar” olarak isimlendirdi. Artık namazı dosdoğru ve devamlı kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. Sizin Mevla’nız Odur. O ise ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır.