İçeriğe atla
Untold Serenity

23. Al-Mu'minun

The Believers · Mekkî · 118 âyet · Nüzul sırası 74

المؤمنون

The surah takes its name, Al-Mu'minun, from the first verse.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

23:1

قَدۡ أَفۡلَحَ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Müminler kesinlikle kurtuluşa ermiştir.

Cemal Külünkoğlu

Hakiki mü’minler, gerçekten kurtuluşa ereceklerdir.

Mehmet Türk

Mü’minler gerçekten umdukları hayra ulaşmıştır.

23:2

ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي صَلَاتِهِمۡ خَٰشِعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ki onlar namazlarını huşû içinde kılarlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, namazlarında derin bir saygı, huşu ve alçakgönüllülük içindedirler.

Mehmet Türk

2,3,4. O (mü’minler) namazlarında huşu sahibidirler ve boş söz (ve yararsız şeyler)den yüz çevirirler, zekât (görevlerini) yerine getirirler.

23:3

وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَنِ ٱللَّغۡوِ مُعۡرِضُونَ

Bayraktar Bayraklı

Boş şeylerden yüz çevirirler.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, boş ve anlamsız şeylerden uzak dururlar.

Mehmet Türk

2,3,4. O (mü’minler) namazlarında huşu sahibidirler ve boş söz (ve yararsız şeyler)den yüz çevirirler, zekât (görevlerini) yerine getirirler.

23:4

وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِلزَّكَوٰةِ فَٰعِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Arınmak için çalışırlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, zekât vermek için çalışırlar.

Mehmet Türk

2,3,4. O (mü’minler) namazlarında huşu sahibidirler ve boş söz (ve yararsız şeyler)den yüz çevirirler, zekât (görevlerini) yerine getirirler.

23:5

وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِفُرُوجِهِمۡ حَٰفِظُونَ

Bayraktar Bayraklı

İffetlerini korurlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, iffetlerini korurlar.

Mehmet Türk

5,6. Ve o (mü’minler) eşleri veya cariyeleri dışında mahrem yerlerini (herkesten) korurlar. Onların (bu iki durumda da) ayıplanmaları söz konusu değildir.

23:6

إِلَّا عَلَىٰٓ أَزۡوَٰجِهِمۡ أَوۡ مَا مَلَكَتۡ أَيۡمَٰنُهُمۡ فَإِنَّهُمۡ غَيۡرُ مَلُومِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ancak eşleri ve ellerinin altında sahip oldukları hariç. Bunlarla ilişkilerinden dolayı kınanmazlar.

Cemal Külünkoğlu

Yalnız eşleri ya da akitleri aracılığıyla sahip bulundukları bunun dışındadır. (Bunlarla olan ilişkilerinden dolayı) ayıplanmaları söz konusu olmaz.

Mehmet Türk

5,6. Ve o (mü’minler) eşleri veya cariyeleri dışında mahrem yerlerini (herkesten) korurlar. Onların (bu iki durumda da) ayıplanmaları söz konusu değildir.

23:7

فَمَنِ ٱبۡتَغَىٰ وَرَآءَ ذَٰلِكَ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡعَادُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ama bunun ötesine gitmek isteyen olursa, işte onlar haddi aşanlardır.

Cemal Külünkoğlu

Ama kim(ler) de bunun ötesine geçmek isterse, işte onlar haddi aşanlardır.

Mehmet Türk

Kim bunun ötesini ararsa, işte onlar sınırı aşmış olurlar.

23:8

وَٱلَّذِينَ هُمۡ لِأَمَٰنَٰتِهِمۡ وَعَهۡدِهِمۡ رَٰعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Müminler emanetleri korur ve verdikleri sözleri yerine getirirler.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, emanetlerine ve sözleşmelerine sadakat gösterirler.

Mehmet Türk

8,9. Ve o (mü’minler) emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler ve namazlarına devam ederler.

23:9

وَٱلَّذِينَ هُمۡ عَلَىٰ صَلَوَٰتِهِمۡ يُحَافِظُونَ

Bayraktar Bayraklı

Namazlarını korurlar/eda ederler.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, haktan yana duruşlarını/ilahi iradeye teslimiyetlerini muhafaza ederler (şartlar ne olursa olsun taviz vermeden Hakkın yanında yer almaya devam ederler).

Mehmet Türk

8,9. Ve o (mü’minler) emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler ve namazlarına devam ederler.

23:10

أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡوَٰرِثُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte asıl vâris olacaklar onlardır.

Cemal Külünkoğlu

10-11.İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetlerine varis olanlardır.

Mehmet Türk

10,11. İşte (dünya hâkimiyetine ve cennete) sadece onlar vâris olurlar. Firdevs (cennetin)’e vâris olan bu kimseler, orada sonsuz kalırlar.

23:11

ٱلَّذِينَ يَرِثُونَ ٱلۡفِرۡدَوۡسَ هُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar Firdevs'e vâris olacaklar ve orada çok uzun süreli kalacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

10-11.İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetlerine varis olanlardır.

Mehmet Türk

10,11. İşte (dünya hâkimiyetine ve cennete) sadece onlar vâris olurlar. Firdevs (cennetin)’e vâris olan bu kimseler, orada sonsuz kalırlar.

23:12

وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَٰنَ مِن سُلَٰلَةࣲ مِّن طِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki biz, insanı çamurun özünden yarattık.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, biz, insan türünü süzme çamurdan yarattık.

Mehmet Türk

12,13. Yemin olsun Biz insanı, çamurdan süzerek yarattık. Sonra o (çamurdan süzüleni,) insan tohumu halinde sağlam bir karargâh (olan ana karnına) yerleştirdik.

23:13

ثُمَّ جَعَلۡنَٰهُ نُطۡفَةࣰ فِي قَرَارࣲ مَّكِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Sonra onu döl suyu damlası halinde sağlam bir yere yerleştirdik.

Cemal Külünkoğlu

Sonra(ki yaratılışlarda) onu sperm hâlinde sağlam bir yere (ana rahmine) yerleştirdik.

Mehmet Türk

12,13. Yemin olsun Biz insanı, çamurdan süzerek yarattık. Sonra o (çamurdan süzüleni,) insan tohumu halinde sağlam bir karargâh (olan ana karnına) yerleştirdik.

23:14

ثُمَّ خَلَقۡنَا ٱلنُّطۡفَةَ عَلَقَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡعَلَقَةَ مُضۡغَةࣰ فَخَلَقۡنَا ٱلۡمُضۡغَةَ عِظَٰمࣰ ا فَكَسَوۡنَا ٱلۡعِظَٰمَ لَحۡمࣰ ا ثُمَّ أَنشَأۡنَٰهُ خَلۡقًا ءَاخَرَۚ فَتَبَارَكَ ٱللَّهُ أَحۡسَنُ ٱلۡخَٰلِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra bu döl suyu damlasından, döllenmiş hücreyi yarattık; sonra bu döllenmiş hücreden de cenini ve ceninden kemikleri yarattık; sonra da kemiklere et giydirip onu yepyeni bir varlık halinde ortaya çıkarttık. Yaratanların en üstünü olan Allah'ın şanı ne yücedir!

Cemal Külünkoğlu

Sonra bu spermi döllenmiş yumurta yaptık, rahîm duvarına yerleşen bu yumurtayı embriyo haline soktuk. Embriyoda kemik oluşturduk. Sonra da kemiklere et giydirip başka bir yaratılışla (ruh vererek) insan haline getirdik. Yaratanların en iyisi olan Allah’ın şanı ne yücedir!

Mehmet Türk

Sonra o insan tohumundan, pıhtılaşmış kanı (embriyoyu) yarattık. Pıhtılaşmış kandan (şekli) belli belirsiz (bir çiğnemlik) et parçası yarattık. Daha sonra o (şekli) belli belirsiz (bir çiğnemlik) et parçasından, kemikler yarattık. Ardından da kemiklere et giydirdik sonra onu bambaşka bir yaratık yaptık. Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir.

23:15

ثُمَّ إِنَّكُم بَعۡدَ ذَٰلِكَ لَمَيِّتُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra bunun ardından kesinlikle öleceksiniz.

Cemal Külünkoğlu

Sonra siz bunun ardından muhakkak öleceksiniz.

Mehmet Türk

15,16. Sonra siz, bunun ardından öleceksiniz. Sonra kıyamet günü, kesinlikle diriltileceksiniz.

23:16

ثُمَّ إِنَّكُمۡ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ تُبۡعَثُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra kıyamet günü tekrar diriltileceksiniz.

Cemal Külünkoğlu

Sonra siz, kıyamet gününde muhakkak (tekrar) diriltileceksiniz.

Mehmet Türk

15,16. Sonra siz, bunun ardından öleceksiniz. Sonra kıyamet günü, kesinlikle diriltileceksiniz.

23:17

وَلَقَدۡ خَلَقۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعَ طَرَآئِقَ وَمَا كُنَّا عَنِ ٱلۡخَلۡقِ غَٰفِلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun biz, sizin üzerinizde yedi yol/yörünge yarattık. Biz yarattıklarımızdan habersiz değiliz.

Cemal Külünkoğlu

Gerçekten biz sizin üzerinizde yedi yol (yörünge) yarattık ve şüphesiz, biz yarattığımız âlemden hiçbir şekilde habersiz değiliz.

Mehmet Türk

Yemin olsun Biz sizin üzerinizde yedi (yol) sistem yarattık ve Biz, ne yarattığımızı çok iyi biliriz.

23:18

وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءَۢ بِقَدَرࣲ فَأَسۡكَنَّٰهُ فِي ٱلۡأَرۡضِۖ وَإِنَّا عَلَىٰ ذَهَابِۭ بِهِۦ لَقَٰدِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yeryüzünde durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.

Cemal Külünkoğlu

Biz, gökten belli bir ölçüde su indirdik de (faydalanmanız için) onu yeryüzünde (göl, yeraltı suları gibi doğal depolarda) tuttuk. Bizim onu (kurutarak) tamamen gidermeye de elbette gücümüz yeter.

Mehmet Türk

Biz, gökten suyu belirli bir ölçüye göre indirdik ve onun yerde durmasını sağladık. Şüphesiz Biz, onu giderme gücüne de sahibiz.

23:19

فَأَنشَأۡنَا لَكُم بِهِۦ جَنَّٰتࣲ مِّن نَّخِيلࣲ وَأَعۡنَٰبࣲ لَّكُمۡ فِيهَا فَوَٰكِهُ كَثِيرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Böylece, yağmur suyunun sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bunlarda sizin için birçok meyve vardır ve siz onlardan yersiniz.

Cemal Külünkoğlu

Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz.

Mehmet Türk

Böylece onunla size içlerinde, yiyip durduğunuz çok sayıda meyveler bulunan hurma ve üzüm bahçeleri yarattık.

23:20

وَشَجَرَةࣰ تَخۡرُجُ مِن طُورِ سَيۡنَآءَ تَنۢبُتُ بِٱلدُّهۡنِ وَصِبۡغࣲ لِّلۡأٓكِلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Tûr-i Sînâ'da da bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri zeytin verir.

Cemal Külünkoğlu

Yine o su ile Tûr-i Sina dağında biten bir ağaç (zeytin ağacı) yarattık ki (meyvesi) hem yağ hem de yiyenlere katık olur.

Mehmet Türk

Ve (o sudan) bir de Sina dağında yetişen hem yağ hem de yiyenlerin (ekmeğine) katık (edecekleri zeytin) veren, bir ağaç (türü de yarattık).

23:21

وَإِنَّ لَكُمۡ فِي ٱلۡأَنۡعَٰمِ لَعِبۡرَةࣰۖ نُّسۡقِيكُم مِّمَّا فِي بُطُونِهَا وَلَكُمۡ فِيهَا مَنَٰفِعُ كَثِيرَةࣱ وَمِنۡهَا تَأۡكُلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Hayvanlarda da alınacak dersler vardır. Onların karınlarında oluşandan size içiririz. Onlarda sizin için birçok fayda daha vardır. Etlerinden de yersiniz.

Cemal Külünkoğlu

Hayvanlarda sizin için elbette bir ibret vardır. Onların içlerindeki sütten size içiririz. Onlarda sizin için daha birçok faydalar da vardır ve etlerinden de yersiniz.

Mehmet Türk

Gerçekten karınlarının içerisinde (yaratılan sütten) içirdiğimiz birçok şekilde yararlandığınız ve (etlerinden) yediğiniz ehli hayvanlarda da sizin için ibretler vardır.

23:22

وَعَلَيۡهَا وَعَلَى ٱلۡفُلۡكِ تُحۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.

Cemal Külünkoğlu

Hem onlarla hem de gemilerle taşınırsınız.

Mehmet Türk

O (ehli hayvanların) üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.

23:23

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوۡمِهِۦ فَقَالَ يَٰقَوۡمِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, Nûh'u kavmine gönderdik ve o, “Ey kavmim! Allah'a kulluk ediniz. Sizin için O'ndan başka bir tanrı yoktur. Hâlâ sakınmaz mısınız?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun biz, Nuh’u kendi kavmine (resul olarak) gönderdik de onlara dedi ki: “Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilâhınız yoktur. Allah’a karşı gelmekten hâlâ sakınmayacak mısınız?”

Mehmet Türk

Yemin olsun, Biz Nûh’u kendi toplumuna (Peygamber olarak) gönderdik. O (toplumuna): “Ey Kavmim! (Sadece) Allah’a kulluk edin. Sizin için Ondan başka bir ilâh yoktur. Hâlâ sakınmayacak mısınız?” dedi.

23:24

فَقَالَ ٱلۡمَلَؤُاْ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن قَوۡمِهِۦ مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ يُرِيدُ أَن يَتَفَضَّلَ عَلَيۡكُمۡ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَأَنزَلَ مَلَٰٓئِكَةࣰ مَّا سَمِعۡنَا بِهَٰذَا فِيٓ ءَابَآئِنَا ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Kavminin inkâr edenlerinden ileri gelenler dediler ki: “Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir. Size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah dileseydi, kesinlikle melekleri indirirdi. Bunları geçmiş atalarımızdan duymadık.”

Cemal Külünkoğlu

Bunun üzerine, kavminden inkârcıların önde gelenleri dediler ki: “Bu, sizin gibi bir beşerden başkası değildir. Size karşı üstünlük elde etmek istiyor. Eğer Allah dileseydi, bize bir melek gönderirdi. Onun söylediklerini eski atalarımızdan hiç duymamıştık.”

Mehmet Türk

Bunun üzerine toplumunun ileri gelen kâfirleri: “Bu sadece size karşı üstünlük elde etmek isteyen, sizin gibi bir insandır. Eğer Allah (Peygamber göndermek) isteseydi kesinlikle bir melek gönderirdi. Hem biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık.” dediler.

23:25

إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلُۢ بِهِۦ جِنَّةࣱ فَتَرَبَّصُواْ بِهِۦ حَتَّىٰ حِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

“Bu, deliden başka bir şey değildir. Öyleyse bir süreye kadar onu gözetleyip bekleyelim bakalım.”

Cemal Külünkoğlu

“Bu adam bir deliden başka bir şey değildir. Bir süre için onu gözetim altında tutunuz.”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Bu adam bir deliden başka bir şey değil. Onu bir süre gözetim altında tutun.” (dediler.)

23:26

قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي بِمَا كَذَّبُونِ

Bayraktar Bayraklı

Nûh da, “Ey Rabbim, yalanlamalarına karşı bana yardım et!” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Nuh:) “Ey Rabbim! Beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!” diye dua etti.

Mehmet Türk

(Nuh). “Ey Rabbim! Onların beni yalanlamalarına karşılık, bana yardım et.” dedi.

23:27

فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَيۡهِ أَنِ ٱصۡنَعِ ٱلۡفُلۡكَ بِأَعۡيُنِنَا وَوَحۡيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمۡرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ فَٱسۡلُكۡ فِيهَا مِن كُلࣲّ زَوۡجَيۡنِ ٱثۡنَيۡنِ وَأَهۡلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيۡهِ ٱلۡقَوۡلُ مِنۡهُمۡۖ وَلَا تُخَٰطِبۡنِي فِي ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ إِنَّهُم مُّغۡرَقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Biz de ona şöyle vahyettik: “Bizim kontrolümüz ve tâlimatımızla gemiyi yap. Emrimiz gelip de sular kaynayınca, her cinsten birer çifti ve aleyhinde hüküm verilmiş olanlar dışında aileni de gemiye bindir. Zâlimler hakkında benden bir şey isteme! Şüphesiz onlar boğulacaklardır.”

Cemal Külünkoğlu

Biz ona vahiy yoluyla bildirdik ki: “Bizim gözetimimiz altında ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap. Emrimiz gelip tandır kaynadığı (yeryüzünde suların coşup fışkırdığı) zaman her cinsten birer çift ile haklarında azap hükmü takdir edilmiş olanlar dışında kalan aile halkını yanına al! Zalimler(in kurtulması) için sakın bana başvurma! Çünkü onlar boğulmayı hak etmişlerdir.”

Mehmet Türk

Biz de ona: “(Ey Nûh!) Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle o gemiyi yap. Sonunda Bizim emrimiz gelip tandır kaynamaya başlayınca, çifti olan her şeyden ikişer (tane) ve (küfründen dolayı) helâki kesinleşmiş olan (eşin) dışında, aileni ona yükle. Tufanda boğulmayı hak eden zâlimler konusunda da (sakın) Benimle muhâtap olma.” diye vahyettik.

23:28

فَإِذَا ٱسۡتَوَيۡتَ أَنتَ وَمَن مَّعَكَ عَلَى ٱلۡفُلۡكِ فَقُلِ ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي نَجَّىٰنَا مِنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Sen ve beraberindekiler gemiye binip yerleşince, ‘Bizi bu zâlim toplumdan kurtaran Allah'a hamdolsun' de!”

Cemal Külünkoğlu

Sen ve beraberindeki kimseler, gemiye bindiğiniz zaman: “Bütün övgüler, bizi zalim kavmin elinden kurtaran Allah’a aittir” de.

Mehmet Türk

(Ve): “Sen, yanındakilerle birlikte gemiye bindiğinde: ‘Bizi bu zâlimler topluluğundan kurtaran Allah’a hamdolsun’ de.”

23:29

وَقُل رَّبِّ أَنزِلۡنِي مُنزَلࣰ ا مُّبَارَكࣰ ا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلۡمُنزِلِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Ey Rabbim! Beni uğurlu bir yere indir. Bunu en iyi yapan sensin, de!”

Cemal Külünkoğlu

Yine de ki: “Ya Rabbi! Beni güvenli ve kutlu bir yere indir. Çünkü sen konuk ağırlayanların en hayırlısısın.”

Mehmet Türk

“Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen, konaklatanların en hayırlısısın de.” (diye vahyettik.)

23:30

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَٰتࣲ وَإِن كُنَّا لَمُبۡتَلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz bu olguda dersler vardır. Biz, kesinlikle denemekteyiz.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz bu olayda ibretler vardır. Biz gerçekten (kullarımızı) imtihan etmekteyiz.

Mehmet Türk

Şüphesiz bunda birtakım ibretler vardır ve gerçekten Biz, (kullarımızı böyle) imtihan ederiz.

23:31

ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قَرۡنًا ءَاخَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra bunların ardından başka bir nesil meydana getirdik.

Cemal Külünkoğlu

Sonra onların (Nuh kavminin) ardından başka bir nesli (Âd kavmini) dünyaya getirdik.

Mehmet Türk

Sonra onların ardından başka nesiller, yarattık.

23:32

فَأَرۡسَلۡنَا فِيهِمۡ رَسُولࣰ ا مِّنۡهُمۡ أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنۡ إِلَٰهٍ غَيۡرُهُۥٓۚ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara içlerinden, “Allah'a kulluk ediniz, sizin O'ndan başka hiçbir tanrınız yoktur, saygı duymuyor musunuz?” diyen bir peygamber gönderdik.

Cemal Külünkoğlu

Onlara da: “Allah’a kulluk ediniz, O’ndan başka bir ilahınız yoktur, O’na karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?” diyen kendilerinden bir Resul (olan Hûd’u) gönderdik.

Mehmet Türk

Onlara da kendi içlerinden: “(sadece) Allah’a kulluk edin. Sizin için Ondan başka bir ilâh yoktur. Hâlâ sakınmayacak mısınız?” (desin diye) Peygamber gönderdik.

23:33

وَقَالَ ٱلۡمَلَأُ مِن قَوۡمِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِلِقَآءِ ٱلۡأٓخِرَةِ وَأَتۡرَفۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَا مَا هَٰذَآ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُكُمۡ يَأۡكُلُ مِمَّا تَأۡكُلُونَ مِنۡهُ وَيَشۡرَبُ مِمَّا تَشۡرَبُونَ

Bayraktar Bayraklı

İnkâr eden ve âhiret buluşmasını yalanlayan kavminin ileri gelenleri ve kendilerine dünya hayatında nimet verdiklerimiz, şöyle dediler: “Bu da sizin gibi, insandan başka bir şey değildir. Yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor.”

Cemal Külünkoğlu

O Resulün kavminden, Allah’ı inkâr eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bolca nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle dediler: “O da ancak sizin gibi bir insandır. Yediklerinizden yiyor, içtiklerinizden içiyor.”

Mehmet Türk

(Peygambere;) kendi kavminden, kâfir olan, âhirete kavuşmayı yalanlayan ve kendilerine dünya hayatında nîmet verdiğimiz ileri gelen adamlar: “Bu, sizin yediklerinizden yiyen, içtiklerinizden içen, sizin gibi bir insandır.” dediler.

23:34

وَلَئِنۡ أَطَعۡتُم بَشَرࣰ ا مِّثۡلَكُمۡ إِنَّكُمۡ إِذࣰ ا لَّخَٰسِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Eğer sizin gibi bir insana itaat ederseniz, o zaman siz kaybedersiniz.

Cemal Külünkoğlu

“Hal böyleyken kalkar da kendiniz gibi ölümlü birine tabi olursanız, o takdirde kaybeden mutlaka siz olursunuz.”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Yemin olsun eğer siz sizin gibi bir insana itaat ederseniz, kesinlikle aldanırsınız.”

23:35

أَيَعِدُكُمۡ أَنَّكُمۡ إِذَا مِتُّمۡ وَكُنتُمۡ تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَنَّكُم مُّخۡرَجُونَ

Bayraktar Bayraklı

O size, ölüp de toprak ve kemik yığını haline gelmişken tekrar dirileceğinizi mi söylüyor?

Cemal Külünkoğlu

“(Bu adam) size, ölüp toprağa karıştıktan ve iskelete döndükten sonra yeniden dirileceğinizi mi vaat ediyor?”

Mehmet Türk

“O sizi ölüp toprak ve kemik olduktan sonra, yeniden diriltileceksiniz diye mi korkutuyor?”

23:36

۞هَيۡهَاتَ هَيۡهَاتَ لِمَا تُوعَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Oysa bu size söylenenler, gerçek olmaktan ne kadar uzak!

Cemal Külünkoğlu

“O tehdit edildiğiniz (öldükten sonra dirilmek) çok uzak, gerçekten çok uzak (olacak iş değil, size söylenen bu vaatler boş vaatlerdir)!”

Mehmet Türk

“Heyhat, korkutulduğunuz şey (gerçek olmaktan) ne kadar da uzak!”

23:37

إِنۡ هِيَ إِلَّا حَيَاتُنَا ٱلدُّنۡيَا نَمُوتُ وَنَحۡيَا وَمَا نَحۡنُ بِمَبۡعُوثِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Bizim dünya hayatından başka hayatımız yoktur. Burada ölür ve burada yaşarız. Biz, asla tekrar diriltilmeyeceğiz.”

Cemal Külünkoğlu

“Bu dünya hayatımızdan başkası yoktur. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız. Biz tekrar diriltilecek değiliz.”

Mehmet Türk

“(Bizim için) dünya hayatımızdan başka bir (gerçek) yoktur. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız ve biz bir daha, asla diriltilmeyeceğiz.”

23:38

إِنۡ هُوَ إِلَّا رَجُلٌ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبࣰ ا وَمَا نَحۡنُ لَهُۥ بِمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

“O, Allah hakkında yalan uyduran bir kişiden başka biri değildir. Biz, ona asla inanmıyoruz.”

Cemal Külünkoğlu

“O, Allah’a karşı yalan uyduran bir kimseden başkası değildir. Biz ona inanmayız.”

Mehmet Türk

“O, kesinlikle yalanlarını Allah’a yakıştıran bir adamdır ve biz ona inanmıyoruz.” (dediler.)

23:39

قَالَ رَبِّ ٱنصُرۡنِي بِمَا كَذَّبُونِ

Bayraktar Bayraklı

O peygamber, “Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık bana yardımcı ol!” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Resul) dedi ki: “Ya Rabbi! Bunların yalanlamaları karşısında bana yardım et.”

Mehmet Türk

(Peygamber de): “Ey Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et.” dedi.

23:40

قَالَ عَمَّا قَلِيلࣲ لَّيُصۡبِحُنَّ نَٰدِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Allah şöyle buyurdu: “Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!”

Cemal Külünkoğlu

(Allah:) “Yakın zamanda mutlaka pişman olacaklardır!” buyurdu.

Mehmet Türk

(Allah da): “Onlar, çok yakında gerçekten pişman olacaklar.” buyurdu.

23:41

فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّيۡحَةُ بِٱلۡحَقِّ فَجَعَلۡنَٰهُمۡ غُثَآءࣰۚ فَبُعۡدࣰ ا لِّلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Nitekim, gerçekleşmesi kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zâlimler topluluğunun canı cehenneme!

Cemal Külünkoğlu

Derken onları korkunç bir ses, kıskıvrak yakalayıverdi. Böylece onları çerçöp yığını hâline getirdik. Zalimler topluluğu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!

Mehmet Türk

(Derken,) o korkunç ses, onları gerçekten yakalayıverdi. (Böylece) Biz de onları çör çöp haline getiriverdik. (Sonunda) o zâlimler topluluğu, defoldu gitti.

23:42

ثُمَّ أَنشَأۡنَا مِنۢ بَعۡدِهِمۡ قُرُونًا ءَاخَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra onların ardından başka nesiller getirdik.

Cemal Külünkoğlu

Sonra onların arkalarından (Salih, Lût ve Şuayb’ın kavimleri gibi) başka kavimler dünyaya getirdik.

Mehmet Türk

Sonra onların ardından başka nesiller de yarattık.

23:43

مَا تَسۡبِقُ مِنۡ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسۡتَـٔۡخِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

Cemal Külünkoğlu

Hiçbir ümmet/millet kendi süresini ne öne alabilir ve ne de geciktirebilir.

Mehmet Türk

Hiç bir ümmet, kendi ecelini öne de alamaz, geriye de bırakamaz.

23:44

ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا رُسُلَنَا تَتۡرَاۖ كُلَّ مَا جَآءَ أُمَّةࣰ رَّسُولُهَا كَذَّبُوهُۖ فَأَتۡبَعۡنَا بَعۡضَهُم بَعۡضࣰ ا وَجَعَلۡنَٰهُمۡ أَحَادِيثَۚ فَبُعۡدࣰ ا لِّقَوۡمࣲ لَّا يُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu hep yalanladılar. Onları birbiri peşinden yok edip, hepsini birer efsaneye çevirdik. İnanmayan millete lanet olsun!

Cemal Külünkoğlu

Sonra arka arkaya resullerimizi gönderdik. Hangi ümmete resul geldiyse onu yalanladılar. Biz de onları (yaptıkları yüzünden) birbiri ardından helâk ettik ve onları birer (ibretlik) efsane yaptık. İnanmayanlar toplumu, Allah’ın rahmetinden uzak olsun!

Mehmet Türk

Sonra, Peygamberlerimizi ardı ardına gönderdik (ama) her ümmet, kendisine gelen Peygamberini yalanladı. Biz de onları peş peşe helâk edip hepsini birer ibret kıssaları haline getirdik. (Sonunda) o inanmayan toplumlar da defolup gittiler.

23:45

ثُمَّ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَٰرُونَ بِـَٔايَٰتِنَا وَسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينٍ

Bayraktar Bayraklı

45,46. Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn'u, Firavun ve ileri gelenlerine âyetlerimizle ve kesin delillerimizle gönderdik. Kibirlendiler ve zaten büyüklük taslayan bir topluluktular.

Cemal Külünkoğlu

45-46.Sonra Musa ve (kardeşi) Harun’u ayetlerimizle ve apaçık bir delille Firavun ile kodamanlarına gönderdik. Fakat onlar iman etmeyi kibirlerine yediremediler. Zaten onlar büyüklük taslayan bir zümre idi.

Mehmet Türk

45,46. Daha sonra Mûsa ve kardeşi Hârûn’u da firavuna ve onun ileri gelenlerine mûcizelerimizle ve apaçık bir delil olan (Tevrâtla) gönderdik. Fakat onlar büyüklük tasladılar. Zâten onlar kendilerini beğenmiş kimselerdi.

23:46

إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَٱسۡتَكۡبَرُواْ وَكَانُواْ قَوۡمًا عَالِينَ

Bayraktar Bayraklı

45,46. Sonra Mûsâ ve kardeşi Hârûn'u, Firavun ve ileri gelenlerine âyetlerimizle ve kesin delillerimizle gönderdik. Kibirlendiler ve zaten büyüklük taslayan bir topluluktular.

Cemal Külünkoğlu

45-46.Sonra Musa ve (kardeşi) Harun’u ayetlerimizle ve apaçık bir delille Firavun ile kodamanlarına gönderdik. Fakat onlar iman etmeyi kibirlerine yediremediler. Zaten onlar büyüklük taslayan bir zümre idi.

Mehmet Türk

45,46. Daha sonra Mûsa ve kardeşi Hârûn’u da firavuna ve onun ileri gelenlerine mûcizelerimizle ve apaçık bir delil olan (Tevrâtla) gönderdik. Fakat onlar büyüklük tasladılar. Zâten onlar kendilerini beğenmiş kimselerdi.

23:47

فَقَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ لِبَشَرَيۡنِ مِثۡلِنَا وَقَوۡمُهُمَا لَنَا عَٰبِدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bu yüzden dediler ki: “Kavimleri bize kölelik ederken, bizim gibi olan bu iki adama inanır mıyız?”

Cemal Külünkoğlu

Dediler ki: “Kendi kavimleri (olan İsrailoğulları) bize kölelik ederlerken şimdi kalkıp bizim gibi beşer olan bu iki adama mı inanacağız?”

Mehmet Türk

Onlar hemen: “Kavimleri bize kölelik eden, bizim gibi şu iki insana mı inanacağız (yani)?” dediler.

23:48

فَكَذَّبُوهُمَا فَكَانُواْ مِنَ ٱلۡمُهۡلَكِينَ

Bayraktar Bayraklı

Böylece onları yalanladılar ve bu sebeple helâk edilenlerden oldular.

Cemal Külünkoğlu

Böylece ikisini de yalanladılar, bu yüzden de yıkıma uğrayanlardan oldular.

Mehmet Türk

Böylece o ikisini yalanladılar ve helâk edilenlerden oldular.

23:49

وَلَقَدۡ ءَاتَيۡنَا مُوسَى ٱلۡكِتَٰبَ لَعَلَّهُمۡ يَهۡتَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun biz Mûsâ'ya, belki onlar yola gelirler diye kitabı verdik.

Cemal Külünkoğlu

(Daha sonra İsrailoğulları) doğru yolu bulsunlar diye Musa’ya kitabı (Tevrat’ı) verdik.

Mehmet Türk

Yemin olsun ki, Mûsa’ya kitabı, onlar hak yolu bulsunlar diye Biz verdik.

23:50

وَجَعَلۡنَا ٱبۡنَ مَرۡيَمَ وَأُمَّهُۥٓ ءَايَةࣰ وَءَاوَيۡنَٰهُمَآ إِلَىٰ رَبۡوَةࣲ ذَاتِ قَرَارࣲ وَمَعِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Meryem oğlunu ve annesini de bir ders kıldık; onları yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.

Cemal Külünkoğlu

Meryem’in oğlunu (İsa’yı) da annesiyle bir sembol kıldık ve her ikisini de oturmaya elverişli, akarsulu yüksek bir yere yerleştirdik.

Mehmet Türk

Biz, Meryem’in oğlunu ve annesini tek bir mûcize kıldık ve ikisini barınmaya elverişli ve akarsuyu olan bir tepeye yerleştirdik.

23:51

يَٰٓأَيُّهَا ٱلرُّسُلُ كُلُواْ مِنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَٱعۡمَلُواْ صَٰلِحًاۖ إِنِّي بِمَا تَعۡمَلُونَ عَلِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Ey peygamberler! Temiz şeylerden yiyiniz, iyi işler yapınız; doğrusu ben yaptıklarınızı bilirim.

Cemal Külünkoğlu

Ey Resuller! Temiz olan şeylerden yiyin, güzel ve erdemli işler yapın! Gerçekten ben yaptıklarınızı hakkıyla bilenim.

Mehmet Türk

Ey Peygamberler! Güzel ve temiz olan şeylerden yiyin ve (inandığınız) iyi işleri yaşayın. Gerçekten Ben yaptıklarınızı çok iyi bilirim.

23:52

وَإِنَّ هَٰذِهِۦٓ أُمَّتُكُمۡ أُمَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ وَأَنَا۠ رَبُّكُمۡ فَٱتَّقُونِ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz bu insanlar bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir; ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise bana itaat ediniz.

Cemal Külünkoğlu

İşte bu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir (tevhid dini, bütün nebilerde tek bir dindir). Öyle ise emirlerime uygun yaşayıp azabımdan sakının!

Mehmet Türk

İşte (sizin de içerisinde olduğunuz) şu ümmet, tek bir ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyleyse Benden hakkıyla sakının.

23:53

فَتَقَطَّعُوٓاْ أَمۡرَهُم بَيۡنَهُمۡ زُبُرࣰ اۖ كُلُّ حِزۡبِۭ بِمَا لَدَيۡهِمۡ فَرِحُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ama insanlar, aralarındaki inanç bağını keserek kendi aralarında parça parça oldular. Her grup kendilerinde bulunan ile sevinip böbürlenmektedirler.

Cemal Külünkoğlu

Fakat insanlar bu inanç birliğini yıkarak çeşitli gruplara ayrıldılar. Her grup kendi inanç sistemi ile övündü.

Mehmet Türk

Fakat insanlar, din konusunda aralarında bölük pörçük oldular. Her grup da kendi elinde kalanla sevinmeye başladı.

23:54

فَذَرۡهُمۡ فِي غَمۡرَتِهِمۡ حَتَّىٰ حِينٍ

Bayraktar Bayraklı

Onları bir süreye kadar, gaflet ve sapıklıkları ile baş başa bırak!

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Sen onları bir zamana kadar, gaflet ve şaşkınlıklarıyla baş başa bırak!

Mehmet Türk

Şimdi sen onları, belli bir süreye kadar kendi sapkınlıkları ile baş başa bırak!

23:55

أَيَحۡسَبُونَ أَنَّمَا نُمِدُّهُم بِهِۦ مِن مَّالࣲ وَبَنِينَ

Bayraktar Bayraklı

55,56. Kendilerine mal ve çocuklar vererek, onlara iyiliklerde bulunmaya acele ettiğimizi mi sanıyorlar? Hayır, farkında değiller.

Cemal Külünkoğlu

55-56.Kendilerine verdiğimiz mal ve evlatlarla onlara iyilik için can attığımızı mı sanıyorlar? Hayır, onlar ne yaptıklarının farkında değiller!

Mehmet Türk

Onlar mal ve çocuk vererek, kendilerine yardım ettiğimizi mi zannediyorlar?

23:56

نُسَارِعُ لَهُمۡ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ بَل لَّا يَشۡعُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

55,56. Kendilerine mal ve çocuklar vererek, onlara iyiliklerde bulunmaya acele ettiğimizi mi sanıyorlar? Hayır, farkında değiller.

Cemal Külünkoğlu

55-56.Kendilerine verdiğimiz mal ve evlatlarla onlara iyilik için can attığımızı mı sanıyorlar? Hayır, onlar ne yaptıklarının farkında değiller!

Mehmet Türk

Hâlbuki Biz, (din göndererek) onların iyiliğine koşuyoruz. Fakat onlar, işin farkında değiller.

23:57

إِنَّ ٱلَّذِينَ هُم مِّنۡ خَشۡيَةِ رَبِّهِم مُّشۡفِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

57,58,59. Rablerine olan saygıdan dolayı kötülükten sakınanlar, Rablerinin âyetlerine inananlar, Rablerine ortak koşmayanlar,

Cemal Külünkoğlu

57-58-59. Rablerine olan saygılarından dolayı kötülükten sakınanlar ve Rablerinin ayetlerine inananlar. Rablerine ortak koşmazlar.

Mehmet Türk

Gerçekten, Rablerine saygılarından dolayı titreyenler,

23:58

وَٱلَّذِينَ هُم بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ يُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

57,58,59. Rablerine olan saygıdan dolayı kötülükten sakınanlar, Rablerinin âyetlerine inananlar, Rablerine ortak koşmayanlar,

Cemal Külünkoğlu

57-58-59. Rablerine olan saygılarından dolayı kötülükten sakınanlar ve Rablerinin ayetlerine inananlar. Rablerine ortak koşmazlar.

Mehmet Türk

Rablerinin âyetlerine îman edenler,

23:59

وَٱلَّذِينَ هُم بِرَبِّهِمۡ لَا يُشۡرِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

57,58,59. Rablerine olan saygıdan dolayı kötülükten sakınanlar, Rablerinin âyetlerine inananlar, Rablerine ortak koşmayanlar,

Cemal Külünkoğlu

57-58-59. Rablerine olan saygılarından dolayı kötülükten sakınanlar ve Rablerinin ayetlerine inananlar. Rablerine ortak koşmazlar.

Mehmet Türk

Rablerine asla ortak koşmayanlar,

23:60

وَٱلَّذِينَ يُؤۡتُونَ مَآ ءَاتَواْ وَّقُلُوبُهُمۡ وَجِلَةٌ أَنَّهُمۡ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ رَٰجِعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar ki Rablerinin huzuruna çıkacakları korkusuyla kalpleri titreyerek verirler.

Cemal Külünkoğlu

60-61.Rablerine döneceklerini bildikleri için, verdiklerini kalpleri ürpererek/gönülden verenler, işte onlardır iyilikte yarışanlar ve bu yarışı önde götürenler.

Mehmet Türk

Ve Rablerinin huzuruna varacaklarından dolayı, yaptıkları ibâdetleri kalpleri titreyerek yapanlar (var ya!)

23:61

أُوْلَٰٓئِكَ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡخَيۡرَٰتِ وَهُمۡ لَهَا سَٰبِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte onlar iyilikte yarışırlar.

Cemal Külünkoğlu

60-61.Rablerine döneceklerini bildikleri için, verdiklerini kalpleri ürpererek/gönülden verenler, işte onlardır iyilikte yarışanlar ve bu yarışı önde götürenler.

Mehmet Türk

İşte onlar; (Allah’a) hakkıyla kullukta birbirini geçmek için yarışırlar.

23:62

وَلَا نُكَلِّفُ نَفۡسًا إِلَّا وُسۡعَهَاۚ وَلَدَيۡنَا كِتَٰبࣱ يَنطِقُ بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ لَا يُظۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Biz, herkesi ancak gücü oranında sorumlu tutarız. Katımızda hakikati konuşan bir kitap vardır, onlar haksızlığa uğratılmazlar.

Cemal Külünkoğlu

Biz hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazla yük yüklemeyiz. Katımızda, doğruyu söyleyen (ve herkesin yaptıklarının kaydedildiği) bir kitap vardır. (Onun için) onlar haksızlığa uğratılmazlar.

Mehmet Türk

Biz, kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemeyiz ve elimizde kesinlikle doğruyu söyleyen bir de kitap vardır ve on lar (âhirette) asla haksızlığa uğratılmazlar.

23:63

بَلۡ قُلُوبُهُمۡ فِي غَمۡرَةࣲ مِّنۡ هَٰذَا وَلَهُمۡ أَعۡمَٰلࣱ مِّن دُونِ ذَٰلِكَ هُمۡ لَهَا عَٰمِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ama, inkârcıların kalpleri bundan habersizdir. Bundan başka onların yapageldikleri işler de vardır.

Cemal Külünkoğlu

(Din ve inanç birliğini bozanlara gelince,) onların kalpleri bu (ilahi kayıt işlemine karşı) bütünüyle ciddi bir aymazlık içindedir! Onların bozgunculuktan başka (daha kötü) eylemlere kalkışma (eğilimleri) de vardır ve onlar bu tür eylemlere devam edip gideceklerdir.

Mehmet Türk

Bilakis, onların kalpleri bunlardan gafildir. Üstelik onların, bunların dışında yapmakta oldukları birtakım (kötü) işleri de vardır.

23:64

حَتَّىٰٓ إِذَآ أَخَذۡنَا مُتۡرَفِيهِم بِٱلۡعَذَابِ إِذَا هُمۡ يَجۡـَٔرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sonunda şımarmış zenginlerini azapla yakaladığımız zaman feryat ederler.

Cemal Külünkoğlu

Nihayet (onların) refah ve bolluk içinde olanlarını azapla kıskıvrak yakaladığımız zaman, bakmışsın ki feryat edip duruyorlar.

Mehmet Türk

Sonunda onların en şımarıklarını azapla yakaladığımız zaman bir de bakarsın ki onlar hemen yalvarmaya başlarlar.

23:65

لَا تَجۡـَٔرُواْ ٱلۡيَوۡمَۖ إِنَّكُم مِّنَّا لَا تُنصَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara şöyle deriz: “Bugün feryat etmeyiniz, doğrusu katımızdan bir yardım göremezsiniz.”

Cemal Külünkoğlu

Boşuna feryat edip durmayın bugün! Zira bizden yardım görmeyeceksiniz.

Mehmet Türk

(Onlara o zaman): “Bugün (boşuna) yalvarıp durmayın (çünkü siz,) Bizden asla yardım göremeyeceksiniz...”

23:66

قَدۡ كَانَتۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُمۡ عَلَىٰٓ أَعۡقَٰبِكُمۡ تَنكِصُونَ

Bayraktar Bayraklı

66,67. “Âyetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz.”

Cemal Külünkoğlu

Vaktinde ayetlerimiz size okunduğunda siz onları hiçe sayıyordunuz (onları kabulden yüz çeviriyordunuz).

Mehmet Türk

“Gerçekten Benim âyetlerim size okunurken siz onlara sırt çeviriyordunuz…”

23:67

مُسۡتَكۡبِرِينَ بِهِۦ سَٰمِرࣰ ا تَهۡجُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

66,67. “Âyetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz.”

Cemal Külünkoğlu

(Size bahşettiğim zenginlikle) ona karşı böbürlenerek geceleri toplanıp hezeyanlar savuruyordunuz.

Mehmet Türk

“(Hatta âyetlerime) karşı büyüklük taslayarak geceleyin (Kâbe’nin etrafında toplanıp) ağzınıza geleni söylüyordunuz.” (denilecek.)

23:68

أَفَلَمۡ يَدَّبَّرُواْ ٱلۡقَوۡلَ أَمۡ جَآءَهُم مَّا لَمۡ يَأۡتِ ءَابَآءَهُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar bu Kur'ân'ı hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, daha önce geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?

Cemal Külünkoğlu

Peki, onlar (Allah’ın) sözünü (Kur’an’ı) anlamaya hiç çalışmadılar mı? Yahut kendilerine, daha önce geçmişteki atalarına gelmeyen (azap görmeyeceklerine dair) bir şey mi geldi?

Mehmet Türk

Onlar (Allah’ın) sözü olan (Kur’an’ı) anlamak mı istemiyorlar? Yoksa onlara, geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?

23:69

أَمۡ لَمۡ يَعۡرِفُواْ رَسُولَهُمۡ فَهُمۡ لَهُۥ مُنكِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa peygamberlerini henüz tanımadılar da, bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar?

Cemal Külünkoğlu

Ya da onlar henüz kendi resullerini tanımadılar da o yüzden mi onu inkâr ediyorlar?

Mehmet Türk

Yoksa Peygamberlerini tanıyamadılar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar?

23:70

أَمۡ يَقُولُونَ بِهِۦ جِنَّةُۢۚ بَلۡ جَآءَهُم بِٱلۡحَقِّ وَأَكۡثَرُهُمۡ لِلۡحَقِّ كَٰرِهُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır; o, kendilerine hakkı getirmiştir. Onların çoğu ise gerçeklerden hoşlanmamaktadır.

Cemal Külünkoğlu

Yoksa “onda delilik var” mı diyorlar? Hayır! O, onlara hakkı getirdi. (Ne var ki) onların pek çoğu Hak’tan hoşlanmamaktadır.

Mehmet Türk

Yahut onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Hayır! (Aslında) o, kendilerine gerçekleri getirmiştir. Fakat onların çoğu, gerçeklerden hoşlanmıyor.

23:71

وَلَوِ ٱتَّبَعَ ٱلۡحَقُّ أَهۡوَآءَهُمۡ لَفَسَدَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهِنَّۚ بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِذِكۡرِهِمۡ فَهُمۡ عَن ذِكۡرِهِم مُّعۡرِضُونَ

Bayraktar Bayraklı

Eğer hak, onların arzularına uysaydı, elbette gökler ve yer ile bunlarda bulunanlar bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik, fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirdiler.

Cemal Külünkoğlu

Eğer Hak onların istek ve arzularına uysaydı, muhakkak ki göklerin, yerin ve gökler ile yerde bulunan tüm varlıkların düzeni bozulurdu. Biz onlara şereflerine vesile olacak olan Kur’an’ı ulaştırdık, onlar ise kendilerine şeref verecek bu Kur’an’dan yüz çevirdiler.

Mehmet Türk

Eğer hakkın (sahibi olan Allah,) onların arzularına uyacak olsaydı gökler, yer ve onlarda bulunanlar kesinlikle alt üst olurdu. Hayır! Biz (aslında) onlara içerisinde (gündemlerini oluşturacak) kitaplarını getirdik. Fakat onlar, kendi kitaplarından yüz çeviriyorlar.

23:72

أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ خَرۡجࣰ ا فَخَرَاجُ رَبِّكَ خَيۡرࣱۖ وَهُوَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa sen onlardan bir karşılık mı istiyorsun? Rabbinin vereceği karşılık daha değerlidir. O, rızık verenlerin en iyisidir.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Yoksa sen onlardan (inanmaları için) bir vergi/ücret mi istiyorsun? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Yoksa sen, onlardan bir ücret mi istiyorsun? Oysa Rabbinin sana vereceği ücret, daha üstündür. Çünkü O rızık verenlerin en hayırlısıdır.

23:73

وَإِنَّكَ لَتَدۡعُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.

Mehmet Türk

Aslında sen, onları hak yola davet ediyorsun.

23:74

وَإِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأٓخِرَةِ عَنِ ٱلصِّرَٰطِ لَنَٰكِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ama âhirete inanmayanlar ısrarla yoldan çıkıyorlar.

Cemal Külünkoğlu

Fakat ahirete inanmayanlar, ısrarla bu yoldan sapıyorlar.

Mehmet Türk

Ancak âhirete inanmayanlar, ısrarla dosdoğru yoldan sapıyorlar.

23:75

۞وَلَوۡ رَحِمۡنَٰهُمۡ وَكَشَفۡنَا مَا بِهِم مِّن ضُرࣲّ لَّلَجُّواْ فِي طُغۡيَٰنِهِمۡ يَعۡمَهُونَ

Bayraktar Bayraklı

Biz onlara acısak ve içinde bulundukları sıkıntıyı gidersek, yine de iyice körleşerek azgınlıklarında direnirlerdi.

Cemal Külünkoğlu

Eğer onlara acıyarak başlarına gelen herhangi bir beladan kendilerini kurtarsak, saplandıkları inkâr bataklığında azgınlıklarına büsbütün devam edeceklerdi.

Mehmet Türk

Eğer Biz, o (kâfirlere) merhamet edip, (dünyada) içerisinde bulundukları sıkıntılarını giderseydik onlar (yine) azgınlıklarında kalmaya (ısrarla) devam ederlerdi.

23:76

وَلَقَدۡ أَخَذۡنَٰهُم بِٱلۡعَذَابِ فَمَا ٱسۡتَكَانُواْ لِرَبِّهِمۡ وَمَا يَتَضَرَّعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler ve niyazda bulunmadılar.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun, biz onları azap ile kıskıvrak yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler ve (bağışlanmak için) yalvarıp yakarmadılar.

Mehmet Türk

Yemin olsun, (hatta) onlara azap bile etseydik, yine de Rablerine boyun eğmez ve yalvarmazlardı.

23:77

حَتَّىٰٓ إِذَا فَتَحۡنَا عَلَيۡهِم بَابࣰ ا ذَا عَذَابࣲ شَدِيدٍ إِذَا هُمۡ فِيهِ مُبۡلِسُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman, ümitsiz kalıverdiler.

Cemal Külünkoğlu

Sonunda, üzerlerine azabı şiddetli olan bir kapı açtığımızda, onlar bunun içinde şaşkına dönüp umutlarını kaybettiler.

Mehmet Türk

Sonunda, üzerlerine azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakacaksın ki onlar, o (cehennemde) ümitlerini yitirerek ne yapacaklarını şaşırıp kalacaklar.

23:78

وَهُوَ ٱلَّذِيٓ أَنشَأَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَۚ قَلِيلࣰ ا مَّا تَشۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Oysa, sizin için kulaklar, gözler ve gönüller var eden O'dur. Ne de az şükrediyorsunuz!

Cemal Külünkoğlu

Hâlbuki O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. (Buna rağmen) ne kadar az şükrediyorsunuz!

Mehmet Türk

(Ey insanlar!) Sizin için kulaklar, gözler ve gönüller yaratan, O (Allah)’tır. Ne kadar da az şükrediyorsunuz.

23:79

وَهُوَ ٱلَّذِي ذَرَأَكُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sizi yeryüzünde yaratıp, çoğalmanızı sağlayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.

Cemal Külünkoğlu

Sizi yeryüzünde yaratıp türeten/yayan O’dur ve O’nun huzurunda (diriltilip) toplanacaksınız.

Mehmet Türk

Sizi yeryüzünde yaratan da O (Allah)’tır. (Sonunda) hepiniz, Onun (huzurunda) toplanacaksınız.

23:80

وَهُوَ ٱلَّذِي يُحۡيِۦ وَيُمِيتُ وَلَهُ ٱخۡتِلَٰفُ ٱلَّيۡلِ وَٱلنَّهَارِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Dirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gelmesi de O'nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?

Cemal Külünkoğlu

O, yaşatandır, öldürendir. Gece ile gündüzün birbirini takip etmesi de O’na aittir. Hâlâ aklınızı işletmeyecek misiniz?

Mehmet Türk

Yaşatan da Odur, öldüren de. Gece ile gündüzün ardı ardına gelişi de Onun bir (kanunu)dur. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?

23:81

بَلۡ قَالُواْ مِثۡلَ مَا قَالَ ٱلۡأَوَّلُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Hayır; yine de öncekilerin dediklerini derler.”

Cemal Külünkoğlu

(Bütün bunlara rağmen) onlar yine de öncekilerin söyledikleri gibi sözler ettiler.

Mehmet Türk

Buna rağmen onlar, öncekilerin dedikleri gibi dediler.

23:82

قَالُوٓاْ أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ

Bayraktar Bayraklı

82,83. Öncekiler: “Ölüp, toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? Andolsun ki, biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir” demişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

Dediler ki: “Gerçekten biz, ölüp toza toprağa karışmış bir iskelet hâline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?

Mehmet Türk

(Öncekiler): “Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken, gerçekten yeniden diriltileceğiz öyle mi?” demişlerdi.

23:83

لَقَدۡ وُعِدۡنَا نَحۡنُ وَءَابَآؤُنَا هَٰذَا مِن قَبۡلُ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

82,83. Öncekiler: “Ölüp, toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? Andolsun ki, biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir” demişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

Yemin olsun ki, bu tehdit şimdi bize yöneltildiği gibi daha önce atalarımıza da yöneltilmişti. Bu eskilerin masallarından başka bir şey değildir.”

Mehmet Türk

(Bunlar da): “Yemin olsun biz de daha önceki atalarımız da bununla tehdit edilmiştik. Bu kesinlikle eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” (dediler.)

23:84

قُل لِّمَنِ ٱلۡأَرۡضُ وَمَن فِيهَآ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Biliyorsanız, dünya ve içinde bulunanlar kimindir?”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Eğer biliyorsanız (söyleyin): Yeryüzü ve orada bulunanlar kimindir?”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Onlara): “Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım) bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?” diye sor.

23:85

سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Allah'ındır” diyecekler. “Öyleyse düşünmüyor musunuz?” de!

Cemal Külünkoğlu

Diyecekler ki: “Allah’ın.” De ki: “O halde ne diye hâlâ düşünüp anlamazsınız?”

Mehmet Türk

Onlar elbette: “Allah’ındır” diyecekler. (Sen de): “Öyleyse siz, hâlâ bunu idrak etmeyecek misiniz?” de.

23:86

قُلۡ مَن رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ ٱلسَّبۡعِ وَرَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡعَظِيمِ

Bayraktar Bayraklı

“Yedi göğün Rabbi ve büyük hükümranlık tahtının sahibi kimdir?” de!

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Peki, kimdir yedi kat göğü yerinde tutan ve yüce kudret tahtında hükümran olan?”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Onlara): “Yedi göğün Rabbi ve kâinatın (kudret ve hüküm tahtının) Rabbi kimdir?” diye sor.

23:87

سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ أَفَلَا تَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Allah'tır” diyecekler. “Öyleyse sakınmıyor musunuz?” de!

Cemal Külünkoğlu

“Allah’tır” diyecekler. De ki: “Artık O’na karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?”

Mehmet Türk

Onlar elbette: “(Onlar da) Allah’ındır.” diyecekler. (Sen de): “Öyleyse siz, Ondan hiç korkmuyor musunuz?” de.

23:88

قُلۡ مَنۢ بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيۡءࣲ وَهُوَ يُجِيرُ وَلَا يُجَارُ عَلَيۡهِ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Biliyorsanız, her şeyin sahipliği ve idaresi elinde olan, koruyup kollayan fakat kendisi korunup kollanmayan kimdir?” de!

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Her şeyin yönetimini elinde tutan, koruyup kollayan ama kendisine karşı (kimsenin) korunup kollanamayacağı kimdir? Biliyorsanız, (söyleyin)!”

Mehmet Türk

(Bir de onlara): “Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım,) her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan fakat asla korunmaya (muhtaç olmayan) kimdir?” diye sor.

23:89

سَيَقُولُونَ لِلَّهِۚ قُلۡ فَأَنَّىٰ تُسۡحَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Allah'tır” diyecekler. “Öyleyse nasıl büyüleniyorsunuz?” de!

Cemal Külünkoğlu

(Sana) “Bu yetki Allah’a aittir” diyecekler. De ki; “O halde nasıl oluyor da yanıltılıyorsunuz?”

Mehmet Türk

Onlar elbette: “Allah’tır.” diyecekler. (Sen de) onlara: “Nasıl (ve nereden) büyüleniyorsunuz?” de.

23:90

بَلۡ أَتَيۡنَٰهُم بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu biz onlara hakkı getirdik; onlar ise yalancılardır.

Cemal Külünkoğlu

Aslında biz onlara gerçeği sunduk, fakat onlar hala yalan söylüyorlar.

Mehmet Türk

Aslında Biz, onlara mutlak doğruyu getirdik. Fakat onlar, gerçekten yalan söylüyorlar.

23:91

مَا ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ مِن وَلَدࣲ وَمَا كَانَ مَعَهُۥ مِنۡ إِلَٰهٍۚ إِذࣰ ا لَّذَهَبَ كُلُّ إِلَٰهِۭ بِمَا خَلَقَ وَلَعَلَا بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah çocuk edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir tanrı yoktur. Öyle olsaydı her tanrı, kendi yarattığını sevk ve idare eder, onlardan biri diğerine üstün gelmeye çalışırdı. Allah, müşriklerin yakıştırdıkları sıfatlardan uzaktır.

Cemal Külünkoğlu

Allah asla evlat edinmemiştir ve O’nun beraberinde bir başka ilah da yoktur. (Olsaydı) o zaman her ilah, kendi yaratıklarını otoritesi altına alıp bir yana gider ve biri öbürüne karşı üstünlük kurmaya çalışırdı. Allah onların bu asılsız yakıştırmalarından uzaktır.

Mehmet Türk

Allah asla çocuk edinmemiştir ve Onunla birlikte başka bir ilâh da yoktur. Eğer böyle olsaydı, her ilâh elbette kendi yarattığını alıp götürürdü ve birbirlerine üstünlük taslamaya çalışırlardı. Allah onların yakıştırdıkları bütün eksikliklerden çok yücedir.

23:92

عَٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَتَعَٰلَىٰ عَمَّا يُشۡرِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, gaybı/görünmeyeni ve görüneni de bilendir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yücedir.

Cemal Külünkoğlu

(O,) insanların algı ve tasavvurlarının erişemediği şeyleri de onların akıl ve duyu yoluyla tanıklık edebildikleri şeyleri de bilir. O, müşriklerin koştukları ortaklardan çok yücedir.

Mehmet Türk

O görülmeyeni de görüleni de bilendir ve O, onların ortak koştukları şeylerden çok yücedir.

23:93

قُل رَّبِّ إِمَّا تُرِيَنِّي مَا يُوعَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

93,94. “Ey Rabbim! Eğer onlara vaad edilen azabı bana göstereceksen, beni o zâlimlerin içinde bırakma” de!

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Ey Rabbim! Onlara vaad edilen o azabı bana mutlaka göstereceksen (ben hayatta iken onları cezalandıracaksan),

Mehmet Türk

93,94. (Ey Muhammed!): “Ey Rabbim! Eğer onların tehdit edildikleri (azaba çarptırıldıklarını) bana mutlaka göstereceksen, ey Rabbim! Bu durumda beni, şu zâlimler topluluğunun içerisinde bırakma.” de.

23:94

رَبِّ فَلَا تَجۡعَلۡنِي فِي ٱلۡقَوۡمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

93,94. “Ey Rabbim! Eğer onlara vaad edilen azabı bana göstereceksen, beni o zâlimlerin içinde bırakma” de!

Cemal Külünkoğlu

Rabbim! Beni o zalimler topluluğu içinde bırakma!”

Mehmet Türk

93,94. (Ey Muhammed!): “Ey Rabbim! Eğer onların tehdit edildikleri (azaba çarptırıldıklarını) bana mutlaka göstereceksen, ey Rabbim! Bu durumda beni, şu zâlimler topluluğunun içerisinde bırakma.” de.

23:95

وَإِنَّا عَلَىٰٓ أَن نُّرِيَكَ مَا نَعِدُهُمۡ لَقَٰدِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Biz onlara vaad ettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Bizim onlara vaad ettiğimiz azabı sana göstermeye elbette gücümüz yeter.

Mehmet Türk

Biz onları tehdit ettiğimiz (azabı,) elbette sana gösterme gücüne de sahibiz.

23:96

ٱدۡفَعۡ بِٱلَّتِي هِيَ أَحۡسَنُ ٱلسَّيِّئَةَۚ نَحۡنُ أَعۡلَمُ بِمَا يَصِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kötülüğü, en iyi olan ile sav! Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.

Cemal Külünkoğlu

(Fakat onlar ne yaparlarsa yapsınlar, sen yine de onların işlediği) kötülüğü, en iyi yol hangisi ise, onunla sav! Biz onların asılsız yakıştırmalarını herkesten iyi biliyoruz.

Mehmet Türk

(Ama sen) o kötülüğü en güzel bir davranışla sav. Çünkü Biz onların asılsız yakıştırmalarını çok iyi biliriz.

23:97

وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنۡ هَمَزَٰتِ ٱلشَّيَٰطِينِ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Rabbim! Kötü insanların kışkırtmalarından sana sığınırım.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden (telkinlerinden) sana sığınırım!

Mehmet Türk

Ve: “Ey Rabbim! Şeytanların (her tür) kışkırtmalarından sana sığınırım.” de.

23:98

وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحۡضُرُونِ

Bayraktar Bayraklı

“Tanrım! Yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.”

Cemal Külünkoğlu

Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım!”

Mehmet Türk

Ve “Ey Rabbim! Onların Bana yaklaşmalarından da sana sığınırım.” (de.)

23:99

حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَحَدَهُمُ ٱلۡمَوۡتُ قَالَ رَبِّ ٱرۡجِعُونِ

Bayraktar Bayraklı

Nihayet onlardan birine ölüm gelip çattığında, “Ey Rabbim! Beni geri gönder” der.

Cemal Külünkoğlu

Sonunda onlardan biri ölümün eşiğine geldiğinde der ki: “Ya Rabbi, beni geri gönderin!

Mehmet Türk

Sonunda, o (kâfirler)den birine ölüm geldiği zaman: “Ey Rabbim! (Ne olur) beni (dünyaya) geri gönderin.” der.

23:100

لَعَلِّيٓ أَعۡمَلُ صَٰلِحࣰ ا فِيمَا تَرَكۡتُۚ كَلَّآۚ إِنَّهَا كَلِمَةٌ هُوَ قَآئِلُهَاۖ وَمِن وَرَآئِهِم بَرۡزَخٌ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Tâ ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş yapayım.” Hayır! Onun söylediği bu söz, boş laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden diriltilecekleri güne kadar süren bir engel vardır.

Cemal Külünkoğlu

(Gönderin ki,) arkada bıraktığım yerde iyi bir iş yapayım.” Hayır, hayır! Bu onun söylediği anlamsız bir sözdür. Çünkü dünyadan ayrılanların önünde, (kıyamette) tekrar diriltilecekleri güne kadar (geri gelmelerine mâni olacak) bir berzah vardır.

Mehmet Türk

“(daha önce) ihmâl ettiğim konularda iyi işler işleyeyim.” (der.) Hayır; bu söylediği, sadece kendi lafıdır. Yeniden dirilecekleri güne kadar onların arkalarında (geri dönülmez) bir engel vardır.

23:101

فَإِذَا نُفِخَ فِي ٱلصُّورِ فَلَآ أَنسَابَ بَيۡنَهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ وَلَا يَتَسَآءَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sûra üflendiği zaman artık aralarında akrabalık bağları kalmayacaktır; birbirlerini de arayıp sormazlar.

Cemal Külünkoğlu

Ve sonra, (kıyamet için) sura üflendiği zaman, o gün artık ne aralarındaki kan bağları işe yarayacaktır ne de birbirlerine soru sorabileceklerdir.

Mehmet Türk

Sur’a üfürülünce, artık o gün onların aralarında akrabalık bağları da kalmaz, birbirlerini de arayıp soramazlar.

23:102

فَمَن ثَقُلَتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sevap tartıları ağır gelenler, işte onlar, mutluluğa erenlerdir.

Cemal Külünkoğlu

O zaman kimin tartıları (iyilikleri) ağır gelirse, işte onlar zafere kavuşacaklardır.

Mehmet Türk

Artık (o gün) kimin (sevap) tartısı ağır basarsa onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

23:103

وَمَنۡ خَفَّتۡ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ فِي جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Tartıları hafif gelenler, işte onlar, kendilerine yazık edenlerdir; çok uzun süreli cehennemde kalacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Kimin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini ziyana uğratanlardır. Onlar cehennemde kalacaklardır.

Mehmet Türk

Kimin de (tartmaya değer) bir iyiliği yoksa işte o kendi kendilerine yazık edenler, ebedî olarak cehennemde kalırlar.

23:104

تَلۡفَحُ وُجُوهَهُمُ ٱلنَّارُ وَهُمۡ فِيهَا كَٰلِحُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ateş onların yüzlerini yakar, dişleri sırıtıp kalır.

Cemal Külünkoğlu

Ateş, onların yüzlerini yalayarak yakacak, bu yüzden, dudakları kasılacak ve dişleri sırıtacaktır.

Mehmet Türk

onların yüzlerini yakar ve onlar orada, dişleri sırıtmış bir halde kala kalırlar.

23:105

أَلَمۡ تَكُنۡ ءَايَٰتِي تُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ فَكُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Size âyetlerim okunurdu da, onları yalanlardınız, değil mi?”

Cemal Külünkoğlu

(Onlara şöyle denilecek:) “Karşınızda (bu azabı haber veren uyarıcı) ayetlerim okunurken onları yalanlayan sizler değil miydiniz?”

Mehmet Türk

(Allah, onlara): “Size âyetlerim okunur okunmaz, onları yalanlayanlar sizler değil miydiniz?” der.

23:106

قَالُواْ رَبَّنَا غَلَبَتۡ عَلَيۡنَا شِقۡوَتُنَا وَكُنَّا قَوۡمࣰ ا ضَآلِّينَ

Bayraktar Bayraklı

Derler ki: “Ey Rabbimiz! Azgınlığımız bizi yendi; biz, zâlimler topluluğu olduk.”

Cemal Külünkoğlu

106-107.(Onlar şöyle) diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk. Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz.”

Mehmet Türk

(Cehennemlikler de): “Ey Rabbimiz! Biz, kötü arzularımıza yenik düştük ve sapkın bir topluluk olduk.” derler.

23:107

رَبَّنَآ أَخۡرِجۡنَا مِنۡهَا فَإِنۡ عُدۡنَا فَإِنَّا ظَٰلِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar! Eğer, bir daha ettiklerimize dönersek, artık belli ki biz zâlim insanlarız.”

Cemal Külünkoğlu

106-107.(Onlar şöyle) diyecekler: “Ey Rabbimiz! Biz azgınlığımıza yenik düştük ve sapık bir toplum olduk. Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (tekrar günaha) dönersek şüphesiz kendimize zulmetmiş oluruz.”

Mehmet Türk

(Ve devamla:) “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkart. Eğer biz, önceki durumumuza tekrar dönersek, işte o zaman gerçekten zulmetmiş oluruz.” (derler.)

23:108

قَالَ ٱخۡسَـُٔواْ فِيهَا وَلَا تُكَلِّمُونِ

Bayraktar Bayraklı

Allah, “Sinin orada! Benimle konuşmayın!” diyecek.

Cemal Külünkoğlu

(Allah buyuracak:) “Kalın kaldığınız yerde! Ve benimle bir daha asla konuşmayın!”

Mehmet Türk

(Allah da onlara): “Kalın kaldığınız yerde! Ve Benimle (bir daha) asla konuşmayın!” der.

23:109

إِنَّهُۥ كَانَ فَرِيقࣱ مِّنۡ عِبَادِي يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغۡفِرۡ لَنَا وَٱرۡحَمۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

109,110. “Çünkü kullarımdan bir topluluk, ‘Ey Rabbimiz! İnandık; bizi bağışla, bize merhamet et, sen çok merhametlisin' derdi de siz ise onlarla dalga geçerdiniz. Öyle ki, bu tavrınız size beni anmayı unutturmuştu. Siz onların yaptıklarına gülüyordunuz.”

Cemal Külünkoğlu

“Hani vaktiyle kullarımın bir bölümü: ’Ey Rabbimiz! Biz sana inandık, bizi bağışla, bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!’ diye dua ediyordu.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Gerçekten Benim kullarımdan, ‘Ey Rabbimiz! (Biz Sana) îman ettik, bizi bağışla ve bize merhamet et, zîrâ Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın’, diyen bir grup vardı (da),”

23:110

فَٱتَّخَذۡتُمُوهُمۡ سِخۡرِيًّا حَتَّىٰٓ أَنسَوۡكُمۡ ذِكۡرِي وَكُنتُم مِّنۡهُمۡ تَضۡحَكُونَ

Bayraktar Bayraklı

109,110. “Çünkü kullarımdan bir topluluk, ‘Ey Rabbimiz! İnandık; bizi bağışla, bize merhamet et, sen çok merhametlisin' derdi de siz ise onlarla dalga geçerdiniz. Öyle ki, bu tavrınız size beni anmayı unutturmuştu. Siz onların yaptıklarına gülüyordunuz.”

Cemal Külünkoğlu

Siz ise onlarla alay ediyordunuz. Bu yaptıklarınız size beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyor (ve onlarla dalga geçiyor)dunuz.

Mehmet Türk

“Siz onlarla, Beni unutacak kadar (fazla) alay ediyor ve onların (durumuna) hep gülüşüp duruyordunuz,”

23:111

إِنِّي جَزَيۡتُهُمُ ٱلۡيَوۡمَ بِمَا صَبَرُوٓاْ أَنَّهُمۡ هُمُ ٱلۡفَآئِزُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Bugün ben onları, sizin zulümlerinize sabretmelerinden dolayı kurtuluşla ödüllendirdim.”

Cemal Külünkoğlu

Ama ben (vaktiyle hor gördüğünüz bu insanları) sabretmeleri sebebiyle, bugün mükâfatlandırdım. Şüphesiz onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”

Mehmet Türk

“Bugün Ben sabrettiklerinden dolayı onları mükâfatlandırdım. Doğrusu onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (der.)

23:112

قَٰلَ كَمۡ لَبِثۡتُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ عَدَدَ سِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, onlara “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?” diye sorar.

Cemal Külünkoğlu

(Allah inkârcılara:) “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?” diye soracak.

Mehmet Türk

(Allah onlara ayrıca): “Siz, yeryüzünde kaç yıl yaşadınız?” diye sorar.

23:113

قَالُواْ لَبِثۡنَا يَوۡمًا أَوۡ بَعۡضَ يَوۡمࣲ فَسۡـَٔلِ ٱلۡعَآدِّينَ

Bayraktar Bayraklı

“Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte, sayanlara sor!” derler.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar:) “Bir gün, ya da günün bir kısmı kadar kaldık, tam olarak hesap tutan (melek)lere sor (bizim gün sayacak halimiz kalmadı)!” diyecekler.

Mehmet Türk

(Onlar da): “Bir gün veya daha az bir süre kaldık, onu sayan (meleklere) sor.” dediler.

23:114

قَٰلَ إِن لَّبِثۡتُمۡ إِلَّا قَلِيلࣰ اۖ لَّوۡ أَنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah şöyle buyurur: “Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz bunu bilmiş olsaydınız.”

Cemal Külünkoğlu

(Allah, şöyle) buyuracak: “(Dünyada) çok az bir zaman kaldınız. Keşke bunu (daha önce) bilmiş olsaydınız.”

Mehmet Türk

(Allah): “(Orada) çok az kaldınız. Keşke bunu (vaktiyle) bilmiş olsaydınız.” dedi.

23:115

أَفَحَسِبۡتُمۡ أَنَّمَا خَلَقۡنَٰكُمۡ عَبَثࣰ ا وَأَنَّكُمۡ إِلَيۡنَا لَا تُرۡجَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?”

Cemal Külünkoğlu

“Sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve sizin gerçekten Bize döndürülmeyeceğinizi mi sanmıştınız?” (dedi.)

23:116

فَتَعَٰلَى ٱللَّهُ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡحَقُّۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡكَرِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Allah yüceler yücesi, mutlak hüküm ve egemenlik sahibidir. Nihâî gerçektir. O'ndan başka tanrı yoktur. O, hükümranlık tahtının sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Allah yüceler yücesidir, mutlak hüküm sahibidir. O’ndan başka ilah yoktur. Yüce arşın sahibi O’dur!

Mehmet Türk

Egemenliğin ortaksız sahibi ve gerçek olan Allah, her türlü noksanlıktan uzaktır, Ondan başka ilâh yoktur ve yüce Arş’ın sahibi Odur.

23:117

وَمَن يَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ لَا بُرۡهَٰنَ لَهُۥ بِهِۦ فَإِنَّمَا حِسَابُهُۥ عِندَ رَبِّهِۦٓۚ إِنَّهُۥ لَا يُفۡلِحُ ٱلۡكَٰفِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kim, hakkında hiçbir delile sahip olmadığı halde Allah ile beraber başka bir tanrıya taparsa, bunun hesabını Rabbinin huzurunda verecektir. Gerçek şu ki, kâfirler kurtuluşa eremezler.

Cemal Külünkoğlu

Kim kanıtlayıcı bir delile dayanmadığı halde Allah’ın yanı sıra başka bir ilaha kulluk ederse onun hesabını Rabbi görecektir. Şüphesiz inkârcılar asla kurtuluşa eremezler

Mehmet Türk

Her kim de Allah ile birlikte başka bir ilâha taparsa -ki onun bu hususta hiçbir delili yoktur- o kimsenin hesabı ancak Rabbinin katındadır. Şüphesiz kâfirler asla kurtuluşa eremezler.

23:118

وَقُل رَّبِّ ٱغۡفِرۡ وَٱرۡحَمۡ وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰحِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Rabbim! Beni bağışla, bana merhamet et! Sen, merhamet edenlerin en iyisisin.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Ey Rabbim! Bağışla, merhamet et! Çünkü sen merhamet edenlerin en hayırlısısın!”

Mehmet Türk

Ve (Ey Muhammed!): “Ey Rabbim! (Beni) bağışla ve (bana) merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.” de.