İçeriğe atla
Untold Serenity

26. Ash-Shu'ara

The Poets · Mekkî · 227 âyet · Nüzul sırası 47

الشعراء

The Surah takes its name from verse 224 in which the word Ash-Shu`araa' occurs.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

26:1

طسٓمٓ

Bayraktar Bayraklı

Tâ, sîn, mîm.

Cemal Külünkoğlu

Tâ, Sin, Mim.

Mehmet Türk

Tâ. Sin. Mim.

26:2

تِلۡكَ ءَايَٰتُ ٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ

Bayraktar Bayraklı

Bunlar, apaçık kitabın âyetleridir.

Cemal Külünkoğlu

Bunlar, kendi içinde apaçık ve tutarlı olan ve gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyan ilahi kelamın ayetleridir.

Mehmet Türk

İşte bunlar sana (hakkı bâtıldan) ayırt edici Kitap’ın âyetleridir.

26:3

لَعَلَّكَ بَٰخِعࣱ نَّفۡسَكَ أَلَّا يَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helâk edeceksin.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) Onlar inanmıyorlar diye neredeyse kendini tüketeceksin!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Sen, O (Mekkeli müşrikler) inanmıyorlar diye neredeyse kendini mahvedeceksin (öyle mi?)

26:4

إِن نَّشَأۡ نُنَزِّلۡ عَلَيۡهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةࣰ فَظَلَّتۡ أَعۡنَٰقُهُمۡ لَهَا خَٰضِعِينَ

Bayraktar Bayraklı

Dilersek onlara gökten bir mucize indiririz de mecbur kalıp boyun eğerler.

Cemal Külünkoğlu

Biz (onların zorla iman etmesini) murad etseydik, onlara gökten (dehşet verici) bir mucize indirirdik de ona (toptan) boyun eğmek zorunda kalırlardı (ancak bunu doğru bulmadık).

Mehmet Türk

Eğer Biz dileseydik, o (müşriklerin) üzerine gökten bir mûcize indirirdik, onlar da o (mûcizeye) toptan boyun eğerlerdi.

26:5

وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن ذِكۡرࣲ مِّنَ ٱلرَّحۡمَٰنِ مُحۡدَثٍ إِلَّا كَانُواْ عَنۡهُ مُعۡرِضِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara Rahmân'dan hiçbir yeni hatırlatma gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, ne zaman Rahman’dan yeni bir öğüt gelse, kesinlikle ondan yüz çevirirler.

Mehmet Türk

Onlar kendilerine Rahman (olan Allah)’tan gelen her yeni uyarıdan mutlaka yüz çevirdiler.

26:6

فَقَدۡ كَذَّبُواْ فَسَيَأۡتِيهِمۡ أَنۢبَٰٓؤُاْ مَا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ

Bayraktar Bayraklı

Nitekim Kur'ân'ı da yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.

Cemal Külünkoğlu

Onlar (Allah’tan gelen ayetleri) yalanladılar. Fakat alay konusu ettikleri şeyin (azap) haberleri ile yakında yüz yüze gelecekler.

Mehmet Türk

Üstelik (bir de onu) yalanladılar. Fakat hafife aldıkları şeylerin haberleri, onlara çok yakında gelecektir.

26:7

أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلۡأَرۡضِ كَمۡ أَنۢبَتۡنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوۡجࣲ كَرِيمٍ

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzüne bir bakmazlar mı? Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirdik.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, yeryüzüne hiç bakmazlar mı? Biz orada her çeşitten nice güzel bitkiler çıkarmışız?

Mehmet Türk

Onlar, yeryüzünde Bizim, ne kadar (güzel ve) yararlı, bitki (ve canlı) türleri yarattığımızı görmediler mi?

26:8

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz bunda yaratıcının varlığına dair kesin delil vardır; ama çoğu iman etmezler.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz bunların her birinde (Allah’ın kudretine işaret eden, merhametini gözler önüne seren apaçık) bir delil vardır. Fakat yine de onların çoğu inanmamakta diretiyor.

Mehmet Türk

Şüphesiz bunda, (insanlar için) bir ibret vardır; ama onların çoğu (hâlâ) inanmadılar.

26:9

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz senin Rabbin, mutlak galip ve sonsuz merhamet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Muhakkak ki senin Rabbin, elbette O, mutlak galiptir, çok merhametlidir.

Mehmet Türk

Şüphesiz senin Rabbin O, çok şerefli, pek merhametli olan (Allah)’tır.

26:10

وَإِذۡ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئۡتِ ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

10,11. Hani Rabbin Mûsâ'ya, “O zâlimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Hâlâ sakınmayacaklar mı onlar?” diye seslenmişti.

Cemal Külünkoğlu

11-12.Hani Rabbin, Musa’ya seslenmişti: “Zulmetmekte olan kavme git! Firavunun toplumuna git. Hâlâ Allah’a karşı gelmekten sakınmayacaklar mı (diye sor)?”

Mehmet Türk

Bir zamanlar Rabbin Mûsa’ya: “O zâlimler topluluğuna git.” diye seslendi.

26:11

قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَۚ أَلَا يَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

10,11. Hani Rabbin Mûsâ'ya, “O zâlimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Hâlâ sakınmayacaklar mı onlar?” diye seslenmişti.

Cemal Külünkoğlu

11-12.Hani Rabbin, Musa’ya seslenmişti: “Zulmetmekte olan kavme git! Firavunun toplumuna git. Hâlâ Allah’a karşı gelmekten sakınmayacaklar mı (diye sor)?”

Mehmet Türk

“-(Yani) Firavun’un toplumuna.- Onlar (kötülüklerden) hâlâ sakınmayacaklar mı?” (diye seslendi.)

26:12

قَالَ رَبِّ إِنِّيٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ şöyle dedi: “Ey Rabbim! Doğrusu, beni yalanlamalarından korkuyorum.”

Cemal Külünkoğlu

Musa, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Onların beni yalanlamalarından korkuyorum.

Mehmet Türk

Mûsa: “Ey Rabbim! Doğrusu, beni yalanlamalarından korkuyorum.” dedi.

26:13

وَيَضِيقُ صَدۡرِي وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِي فَأَرۡسِلۡ إِلَىٰ هَٰرُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Bu durumda içim daralır, dilim dönmez. Onun için Hârûn'a da peygamberlik ver!”

Cemal Külünkoğlu

(Bundan dolayı) içim daralır, akıcı konuşamam. Onun için, Harun’a da resullük ver (ve onu bana yardımcı yap)!

Mehmet Türk

(Ve devamla): “(Sonra) içim daralır, dilim dönmez, onun için Hârûn’a da elçilik ver.”

26:14

وَلَهُمۡ عَلَيَّ ذَنۢبࣱ فَأَخَافُ أَن يَقۡتُلُونِ

Bayraktar Bayraklı

“Onlara karşı benim bir suçum var. Beni öldürmelerinden korkuyorum.”

Cemal Külünkoğlu

Bir de (genç yaşımda Kıpti’nin ölümüne sebep olduğumdan dolayı) onların bana isnat ettikleri bir suç var. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden de korkuyorum.”

Mehmet Türk

“(Bir de ben,) onlara göre suçluyum. (Bundan dolayı) beni öldürmelerinden korkuyorum.” (dedi.)

26:15

قَالَ كَلَّاۖ فَٱذۡهَبَا بِـَٔايَٰتِنَآۖ إِنَّا مَعَكُم مُّسۡتَمِعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah şöyle buyurdu: “Hayır! Asla endişe etme! İkiniz, mucizelerimizle gidiniz. Şüphesiz biz, sizinle beraberiz, işitmekteyiz.”

Cemal Külünkoğlu

Allah buyurdu ki: “Hayır (korkma)! İkinizde mesajlarımızla gidiniz. Çünkü (yapacağınız çağrıyı) izlemek ve (konuşulanları) dinlemek için Biz de sizinle beraber olacağız.”

Mehmet Türk

Allah: “(Seni) asla (öldüremezler!) İkiniz birden mûcizelerimizi (onlara) götürün. Şüphesiz, Biz sizinle beraberiz, (olan her şeyi) işitiyoruz.” buyurdu.

26:16

فَأۡتِيَا فِرۡعَوۡنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

16,17. “Firavun'a gidiniz: ‘Biz, âlemlerin Rabbinin peygamberleriyiz; İsrâiloğullarını bizimle beraber gönder!' deyiniz.”

Cemal Külünkoğlu

16-17.Gecikmeksizin Firavun’a gidin ve deyin ki: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder!”

Mehmet Türk

(Ve devamla Allah): “Haydi ikiniz Firavun’a gidip; ‘gerçekten biz, âlemlerin Rabbi (olan Allah)’ın elçisiyiz’ deyin” (buyurdu.)

26:17

أَنۡ أَرۡسِلۡ مَعَنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Bayraktar Bayraklı

16,17. “Firavun'a gidiniz: ‘Biz, âlemlerin Rabbinin peygamberleriyiz; İsrâiloğullarını bizimle beraber gönder!' deyiniz.”

Cemal Külünkoğlu

16-17.Gecikmeksizin Firavun’a gidin ve deyin ki: “Şüphesiz biz âlemlerin Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını bizimle beraber gönder!”

Mehmet Türk

(Bir de): “İsrail oğullarını bizimle beraber gönder. (deyin)” (buyurdu.)

26:18

قَالَ أَلَمۡ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدࣰ ا وَلَبِثۡتَ فِينَا مِنۡ عُمُرِكَ سِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

18,19. Firavun dedi ki: “Seni küçükken elimizde büyütmedik mi? Yanımızda yıllarca kalmadın mı? Oysa sen sonunda yapacağını yaptın. Sen nankörlerdensin.”

Cemal Külünkoğlu

(Firavun:) “Biz seni çocukken yanımızda yetiştirmemiş miydik? Ve sen ömrünün pek çok yılını bizim aramızda geçirmemiş miydin?

Mehmet Türk

(Bunun üzerine Firavun Mûsa’ya): “Çocukken seni himâyemize alıp biz büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?” dedi.

26:19

وَفَعَلۡتَ فَعۡلَتَكَ ٱلَّتِي فَعَلۡتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

18,19. Firavun dedi ki: “Seni küçükken elimizde büyütmedik mi? Yanımızda yıllarca kalmadın mı? Oysa sen sonunda yapacağını yaptın. Sen nankörlerdensin.”

Cemal Külünkoğlu

Sonunda yapacağını yaptın (insan öldürdün) ve nankör biri olduğunu gösterdin!” dedi.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Sonunda yapacağını yaptın. Sen nankörün birisisin!” (dedi.)

26:20

قَالَ فَعَلۡتُهَآ إِذࣰ ا وَأَنَا۠ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

Bayraktar Bayraklı

20,21,22. Mûsâ, “O işi, daha ne yaptığımı bilmez biriyken işledim. Bu yüzden sizden korkup kaçtım; sonra, Rabbim bana ilim ve hikmet verip beni peygamberlerden kıldı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrâiloğulları'nı kendine köle yapmandan dolayıdır” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Musa) dedi ki: “Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir hâlde (bir yumruk vurmakla adamın ölebileceğini bilemeden) yaptım.

Mehmet Türk

(Mûsa): “Ama ben, o (adam öldürme) işini bilmeyerek yaptım.” dedi.

26:21

فَفَرَرۡتُ مِنكُمۡ لَمَّا خِفۡتُكُمۡ فَوَهَبَ لِي رَبِّي حُكۡمࣰ ا وَجَعَلَنِي مِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Bayraktar Bayraklı

20,21,22. Mûsâ, “O işi, daha ne yaptığımı bilmez biriyken işledim. Bu yüzden sizden korkup kaçtım; sonra, Rabbim bana ilim ve hikmet verip beni peygamberlerden kıldı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrâiloğulları'nı kendine köle yapmandan dolayıdır” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni resullerden biri yaptı.

Mehmet Türk

(Devamla): “Sizden korktuğum için de kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet verdi ve beni Peygamberlerden kıldı.”

26:22

وَتِلۡكَ نِعۡمَةࣱ تَمُنُّهَا عَلَيَّ أَنۡ عَبَّدتَّ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Bayraktar Bayraklı

20,21,22. Mûsâ, “O işi, daha ne yaptığımı bilmez biriyken işledim. Bu yüzden sizden korkup kaçtım; sonra, Rabbim bana ilim ve hikmet verip beni peygamberlerden kıldı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrâiloğulları'nı kendine köle yapmandan dolayıdır” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Başıma kaktığın o iyilik, İsrailoğullarını kendine köle yapman yüzündendir.”

Mehmet Türk

“(Yani) o nîmet diye başıma kaktığın da İsrâil oğullarını köleleştirmen midir?”1 (dedi.)

26:23

قَالَ فِرۡعَوۡنُ وَمَا رَبُّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Firavun şöyle dedi: “Âlemlerin Rabbi dediğin de nedir?”

Cemal Külünkoğlu

Firavun ona: “Âlemlerin Rabbi ne demektir?” diye sordu.

Mehmet Türk

Firavun: “Âlemlerin Rabbi dediğin (de) nedir?” dedi.

26:24

قَالَ رَبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ şöyle cevap verdi: “Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız; O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.”

Cemal Külünkoğlu

(Musa:) “Eğer gerçekten (doğruyu) öğrenmek ve (onu) yürekten benimsemek istiyorsanız (söyleyeyim;) göklerin, yerin ve bu ikisi arasında var olan her şeyin Rabbi demektir!” diye cevap verdi.

Mehmet Türk

(Mûsa): “Eğer gerçekten inanmak istiyorsanız O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin, Rabbidir.” dedi.

26:25

قَالَ لِمَنۡ حَوۡلَهُۥٓ أَلَا تَسۡتَمِعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Firavun, etrafındakilere, “Duymuyor musunuz?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Firavun,) çevresindekilere: “(Onun ne dediğini) duydunuz mu?” dedi.

Mehmet Türk

(Firavun) çevresindekilere: “Onun dediklerini duyuyor musunuz?” (dedi.)

26:26

قَالَ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ, “O, sizin de, evvelki atalarınızın da Rabbidir” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Ve Musa:) “O sizin de Rabbinizdir, göçüp gitmiş atalarınızın da Rabbidir!” dedi.

Mehmet Türk

(Mûsa): “O, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbidir.” dedi.

26:27

قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ ٱلَّذِيٓ أُرۡسِلَ إِلَيۡكُمۡ لَمَجۡنُونࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Firavun, “Size gönderilen peygamberiniz kesinlikle delidir” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Firavun etrafındakilere:) “Dikkat edin! Size gönderilen bu elçi kesinlikle bir delidir!” dedi.

Mehmet Türk

(Firavun etrafındakilere): “Size gönderilen bu elçiniz, kesinlikle delidir.” dedi.

26:28

قَالَ رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقِ وَٱلۡمَغۡرِبِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُمۡ تَعۡقِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ, “ Eğer düşünüp anlarsanız O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Musa:) “O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer aklınız varsa, anlarsınız” dedi.

Mehmet Türk

(Mûsa): “Eğer düşünme yeteneğiniz varsa O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunan her şeyin Rabbidir.” dedi.

26:29

قَالَ لَئِنِ ٱتَّخَذۡتَ إِلَٰهًا غَيۡرِي لَأَجۡعَلَنَّكَ مِنَ ٱلۡمَسۡجُونِينَ

Bayraktar Bayraklı

Firavun, “Eğer benden başka tanrı edinirsen, seni kesinlikle hapsederim” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Firavun:) “Eğer benden başka bir ilah edinirsen yemin ederim ki, seni hapse attırırım” dedi.

Mehmet Türk

(Firavun): “Eğer benden başkasını ilâh edinirsen, seni hapse attırırım!” dedi.

26:30

قَالَ أَوَلَوۡ جِئۡتُكَ بِشَيۡءࣲ مُّبِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ, “Sana apaçık bir mucize getirirsem de mi?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Musa:) “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi.

Mehmet Türk

(Mûsa): “Sana (doğruluğumu ispat eden) apaçık bir şey getirsem de mi?” dedi.

26:31

قَالَ فَأۡتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Firavun, “Eğer doğru söylüyorsan, haydi getir onu!” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Firavun:) “Eğer doğru sözlü biriysen, haydi, çıkar ortaya o dediğini!” diye cevap verdi.

Mehmet Türk

(Firavun): “Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi getir onu!” dedi.

26:32

فَأَلۡقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ ثُعۡبَانࣱ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine Mûsâ, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, asa apaçık koca bir yılan oluverdi.

Cemal Külünkoğlu

Bunun üzerine (Musa) asasını bırakıverdi, bir de (ne görsünler) o, açıkça kocaman bir yılan/ejderha oluverdi.

Mehmet Türk

(Bunun üzerine Mûsa) âsâsını bıraktı. Bir de baktılar ki; âsâ gerçek bir yılan (oluvermiş.)

26:33

وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِيَ بَيۡضَآءُ لِلنَّٰظِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Elini de koynundan çıkardı, bir de ne görsünler; bembeyaz olmuş.

Cemal Külünkoğlu

Ve elini (koynundan) çekip çıkardı ki bakanların gözlerini kamaştıracak kadar bembeyaz (olmuş)!

Mehmet Türk

(Sonra) elini (koynundan) çıkardı. Bir de baktılar ki; o da seyredenlere bembeyaz görünüverdi.

26:34

قَالَ لِلۡمَلَإِ حَوۡلَهُۥٓ إِنَّ هَٰذَا لَسَٰحِرٌ عَلِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

34,35. Firavun çevresindeki ileri gelenlere, “Bu, doğrusu, çok bilgili bir sihirbazdır!” dedi. “Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?”

Cemal Külünkoğlu

(Firavun,) çevresindeki ileri gelenlere: “Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır.

Mehmet Türk

(Firavun) çevresindeki ileri gelenlere: “Bu, gerçekten çok bilgili bir büyücüdür!” dedi.

26:35

يُرِيدُ أَن يُخۡرِجَكُم مِّنۡ أَرۡضِكُم بِسِحۡرِهِۦ فَمَاذَا تَأۡمُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

34,35. Firavun çevresindeki ileri gelenlere, “Bu, doğrusu, çok bilgili bir sihirbazdır!” dedi. “Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?”

Cemal Külünkoğlu

Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?” dedi.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Sizi büyüsüyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor, ne (yapmamı) tavsiye edersiniz?” (dedi.)

26:36

قَالُوٓاْ أَرۡجِهۡ وَأَخَاهُ وَٱبۡعَثۡ فِي ٱلۡمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

36,37,38. İleri gelenler dediler ki, “Onu ve kardeşini alıkoy! Şehirlere haberciler sal! Bütün usta büyücüleri çağırsınlar.” Büyücüler, belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar da:) “Onu ve kardeşini bir süre alıkoy, bu arada, şehirlere haberciler gönder.

Mehmet Türk

36,37. (Firavunun çevresindekiler de): “Onu ve kardeşini oyala ve şehirlere toplayıcılar gönder de sana bütün hünerli büyücüleri, (toplayıp) getirsinler.” dediler.

26:37

يَأۡتُوكَ بِكُلِّ سَحَّارٍ عَلِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

36,37,38. İleri gelenler dediler ki, “Onu ve kardeşini alıkoy! Şehirlere haberciler sal! Bütün usta büyücüleri çağırsınlar.” Büyücüler, belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.

Cemal Külünkoğlu

Sana bütün usta sihirbazları getirsinler” dediler.

Mehmet Türk

36,37. (Firavunun çevresindekiler de): “Onu ve kardeşini oyala ve şehirlere toplayıcılar gönder de sana bütün hünerli büyücüleri, (toplayıp) getirsinler.” dediler.

26:38

فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَٰتِ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

36,37,38. İleri gelenler dediler ki, “Onu ve kardeşini alıkoy! Şehirlere haberciler sal! Bütün usta büyücüleri çağırsınlar.” Büyücüler, belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.

Cemal Külünkoğlu

Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.

Mehmet Türk

Böylece büyücüler, belirli bir günün belirlenen vaktinde bir araya getirildi.

26:39

وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلۡ أَنتُم مُّجۡتَمِعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Halka, “Siz de toplanıyor musunuz?” denildi.

Cemal Külünkoğlu

Ve insanlara da: “Haydi siz de toplanın” denildi.

Mehmet Türk

Halka: “Siz de toplanır mısınız?” denildi.

26:40

لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ

Bayraktar Bayraklı

Halk, “Sihirbazlar üstün gelirse, biz de belki onlara uyarız” dediler.

Cemal Külünkoğlu

“Üstün gelirlerse herhalde sihirbazlara uyarız” dediler.

Mehmet Türk

(Firavun’un adamları:) “Umarız büyücüler üstün gelir, biz de onlara uyarız.” (dediler.)

26:41

فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُواْ لِفِرۡعَوۡنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجۡرًا إِن كُنَّا نَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبِينَ

Bayraktar Bayraklı

41,42. Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a, “Biz üstün gelirsek, bize bir ödül vereceksin, değil mi?” dediler. Firavun, “Evet, o taktirde siz gözde kimselerden olacaksınız” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Sihirbazlar geldiklerinde, Firavuna: “Eğer biz üstün gelirsek, gerçekten bize bir ödül var mı?” dediler.

Mehmet Türk

Büyücüler de gelir gelmez Firavuna: “Eğer üstün gelirsek, bize bir mükâfat var mı?” dediler.

26:42

قَالَ نَعَمۡ وَإِنَّكُمۡ إِذࣰ ا لَّمِنَ ٱلۡمُقَرَّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

41,42. Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a, “Biz üstün gelirsek, bize bir ödül vereceksin, değil mi?” dediler. Firavun, “Evet, o taktirde siz gözde kimselerden olacaksınız” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Firavun:) “Elbette, hem o takdirde, gerçekten de bana yakın olanlar arasında yer alacaksınız” dedi.

Mehmet Türk

Firavun: “Evet, hem siz o vakit kesinlikle, benim en yakınlarımdan olacaksınız.” dedi.

26:43

قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلۡقُواْ مَآ أَنتُم مُّلۡقُونَ

Bayraktar Bayraklı

43,44,45. Mûsâ onlara: “Ne atacaksanız atın!” dedi. Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun'un onuru için elbette bizler galip geleceğiz” dediler. Sonra Mûsâ asasını yere bıraktı. Bir de ne görsünler, onların sihirlerini yutuveriyor.

Cemal Külünkoğlu

Musa onlara: “Ne atacaksanız atın!” dedi.

Mehmet Türk

Mûsa onlara: “Ne atacaksanız atın bakalım!” dedi.

26:44

فَأَلۡقَوۡاْ حِبَالَهُمۡ وَعِصِيَّهُمۡ وَقَالُواْ بِعِزَّةِ فِرۡعَوۡنَ إِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡغَٰلِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

43,44,45. Mûsâ onlara: “Ne atacaksanız atın!” dedi. Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun'un onuru için elbette bizler galip geleceğiz” dediler. Sonra Mûsâ asasını yere bıraktı. Bir de ne görsünler, onların sihirlerini yutuveriyor.

Cemal Külünkoğlu

Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve: “Firavun ’un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz” dediler.

Mehmet Türk

Hemen iplerini ve değneklerini (yere) attılar ve: “Firavunun şerefine! Şüphesiz biz, kesinlikle üstün geleceğiz.” dediler.

26:45

فَأَلۡقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِيَ تَلۡقَفُ مَا يَأۡفِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

43,44,45. Mûsâ onlara: “Ne atacaksanız atın!” dedi. Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve “Firavun'un onuru için elbette bizler galip geleceğiz” dediler. Sonra Mûsâ asasını yere bıraktı. Bir de ne görsünler, onların sihirlerini yutuveriyor.

Cemal Külünkoğlu

Bunun üzerine Musa asasını bırakıverdi. Bir de (gördüler ki) o, bütün uydurduklarını yutuyor!

Mehmet Türk

Sonra Mûsa âsâsını (yere) atınca bir de ne görsünler, onların meydana getirdikleri düzmece şeyleri, yutuyor!

26:46

فَأُلۡقِيَ ٱلسَّحَرَةُ سَٰجِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

46,47,48. Bu durum karşısında sihirbazlar hemen secdeye kapanarak, “Biz, âlemlerin Rabbine inandık” dediler. “Mûsâ'nın ve Hârûn'un Rabbine.”

Cemal Külünkoğlu

46-47-48.Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: “Âlemlerin Rabbine, Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik” dediler.

Mehmet Türk

(Bunu görünce) büyücüler derhal secdeye kapandılar.

26:47

قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

46,47,48. Bu durum karşısında sihirbazlar hemen secdeye kapanarak, “Biz, âlemlerin Rabbine inandık” dediler. “Mûsâ'nın ve Hârûn'un Rabbine.”

Cemal Külünkoğlu

46-47-48.Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: “Âlemlerin Rabbine, Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik” dediler.

Mehmet Türk

47,48. Ve: “Biz âlemlerin Rabbine (yani) Mûsa ve Hârûn’un Rabbine îman ettik.” dediler.

26:48

رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Bayraktar Bayraklı

46,47,48. Bu durum karşısında sihirbazlar hemen secdeye kapanarak, “Biz, âlemlerin Rabbine inandık” dediler. “Mûsâ'nın ve Hârûn'un Rabbine.”

Cemal Külünkoğlu

46-47-48.Bunu gören sihirbazlar secdeye kapanarak: “Âlemlerin Rabbine, Musa ve Harun’un Rabbine iman ettik” dediler.

Mehmet Türk

47,48. Ve: “Biz âlemlerin Rabbine (yani) Mûsa ve Hârûn’un Rabbine îman ettik.” dediler.

26:49

قَالَ ءَامَنتُمۡ لَهُۥ قَبۡلَ أَنۡ ءَاذَنَ لَكُمۡۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِي عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحۡرَ فَلَسَوۡفَ تَعۡلَمُونَۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيۡدِيَكُمۡ وَأَرۡجُلَكُم مِّنۡ خِلَٰفࣲ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمۡ أَجۡمَعِينَ

Bayraktar Bayraklı

Firavun, “Ben size izin vermeden ona inanıyorsunuz, öyle mi?” diye çıkıştı. “Doğrusu o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Andolsun, yakında bileceksiniz, bana karşı gelip döneklik yapmanız yüzünden ellerinizi ve ayaklarınızı doğrayacağım, hepinizi asacağım” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Firavun: “Ben size izin vermeden ona inanıyorsunuz, öyle mi?” diye çıkıştı. “Doğrusu o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Andolsun, yakında bileceksiniz, bana karşı gelip döneklik yapmanız yüzünden işlerinizi/mesleklerinizi ellerinizden alacağım, özgürlüğünüzü kısıtlayıp sizi tutuklayacağım ve (daha sonra da ibret olması için) hepinizi asacağım” dedi.

Mehmet Türk

(Firavun, büyücülere): “Ben size izin vermeden siz, o (Mûsa’ya) inandınız ha? Demek ki, size büyüyü öğreten büyüğünüz oymuş. Öyleyse (size yapacağımı yakında) anlayacaksınız. Yemin olsun, sizin hepinizin ellerini ve ayaklarını çaprazlama kestireceğim ve hepinizi astıracağım!” dedi.

26:50

قَالُواْ لَا ضَيۡرَۖ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

50,51. İnanan sihirbazlar, “Zararı yok, biz elbette Rabbimize döneceğiz, inananların ilki olmamızdan dolayı, Rabbimizin, günahlarımızı bağışlayacağını umarız” dediler.

Cemal Külünkoğlu

(O iman edenler) dediler ki: “Zararı yok, nasıl olsa, biz Rabbimize döndürüleceğiz.

Mehmet Türk

(Büyücüler): “(Sen bize) zarar veremezsin, şüphesiz biz (nasıl olsa) Rabbimize döneceğiz!” dediler.

26:51

إِنَّا نَطۡمَعُ أَن يَغۡفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَٰيَٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

50,51. İnanan sihirbazlar, “Zararı yok, biz elbette Rabbimize döneceğiz, inananların ilki olmamızdan dolayı, Rabbimizin, günahlarımızı bağışlayacağını umarız” dediler.

Cemal Külünkoğlu

Biz (Musa’ya) inananların öncüleri olduğumuz için Rabbimizin kusurlarımızı bağışlayacağını umarız.”

Mehmet Türk

(Ve devamla:) “Biz, îman edenlerin ilki olduğumuz için de Rabbimizin bizim hatalarımızı bağışlayacağını, umuyoruz.” (dediler.)

26:52

۞وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنۡ أَسۡرِ بِعِبَادِيٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Biz, Mûsâ'ya, “Kullarımı geceleyin yola çıkar; elbette izleneceksiniz” diye bildirdik.

Cemal Külünkoğlu

(Arkasından) Musa’ya: “Bana inanan kullarımı geceleyin yola çıkar; (şunu da bilin ki Firavun ve askerleri) mutlaka sizi takip edecekler” diye vahyettik.

Mehmet Türk

Biz Mûsa’ya; kesinlikle takip edilecekleri için (inanan) kullarımı geceleyin yürüyüşe geçirmesini vahyettik.

26:53

فَأَرۡسَلَ فِرۡعَوۡنُ فِي ٱلۡمَدَآئِنِ حَٰشِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

53,54,55,56. Bu arada Firavun, şehirlere, “Doğrusu bunlar, bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; elbette hepimiz uyanık olmalıyız” diyen haberciler gönderdi.

Cemal Külünkoğlu

Firavun bütün şehirlere toplayıcılar (propagandacılar) gönderdi. (Şöyle diyorlardı:)

Mehmet Türk

Firavun, şehirlere (kendi propagandasını yapan) adamlar yolladı.

26:54

إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَشِرۡذِمَةࣱ قَلِيلُونَ

Bayraktar Bayraklı

53,54,55,56. Bu arada Firavun, şehirlere, “Doğrusu bunlar, bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; elbette hepimiz uyanık olmalıyız” diyen haberciler gönderdi.

Cemal Külünkoğlu

“Bunlar, (Musa’ya iman eden İsrailoğulları), muhakkak ki (bize nispetle) başıbozuk bir azınlıktır.

Mehmet Türk

(Onlar insanlara): “(Ey ahâli!) Bu (İsrail oğulları) çok küçük bir topluluktur.”

26:55

وَإِنَّهُمۡ لَنَا لَغَآئِظُونَ

Bayraktar Bayraklı

53,54,55,56. Bu arada Firavun, şehirlere, “Doğrusu bunlar, bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; elbette hepimiz uyanık olmalıyız” diyen haberciler gönderdi.

Cemal Külünkoğlu

“Böyle olmalarına rağmen, onlar bize kin duyuyorlar, kafa tutuyorlar.”

Mehmet Türk

55,56. “(Fakat) bizi çok kızdırdılar. Biz ise, uyanık bir toplumuz” (dediler.)

26:56

وَإِنَّا لَجَمِيعٌ حَٰذِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

53,54,55,56. Bu arada Firavun, şehirlere, “Doğrusu bunlar, bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; elbette hepimiz uyanık olmalıyız” diyen haberciler gönderdi.

Cemal Külünkoğlu

Biz ise, onların yapacaklarına karşı, iyi donanımlı, uyanık bir topluluğuz.”

Mehmet Türk

55,56. “(Fakat) bizi çok kızdırdılar. Biz ise, uyanık bir toplumuz” (dediler.)

26:57

فَأَخۡرَجۡنَٰهُم مِّن جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

57,58,59,60. Bunun üzerine Firavun'un adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece onlara İsrâiloğulları'nı mirasçı kıldık. Ancak Firavun'un adamları, güneş doğarken İsrâiloğulları'nın ardına düştüler.

Cemal Külünkoğlu

Biz de onları (Firavun ve kavmini yaptıkları yüzünden Mısır’daki) bahçelerden ve pınarlardan sürüp çıkardık.

Mehmet Türk

(Sonunda) Biz de onları, bahçelerden ve pınarlardan, çıkardık.

26:58

وَكُنُوزࣲ وَمَقَامࣲ كَرِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

57,58,59,60. Bunun üzerine Firavun'un adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece onlara İsrâiloğulları'nı mirasçı kıldık. Ancak Firavun'un adamları, güneş doğarken İsrâiloğulları'nın ardına düştüler.

Cemal Külünkoğlu

Ve hazinelerden ve güzelim yerlerden ettik.

Mehmet Türk

(Onları) hazinelerden ve yüksek makamlardan (uzaklaştırdık).

26:59

كَذَٰلِكَۖ وَأَوۡرَثۡنَٰهَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Bayraktar Bayraklı

57,58,59,60. Bunun üzerine Firavun'un adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece onlara İsrâiloğulları'nı mirasçı kıldık. Ancak Firavun'un adamları, güneş doğarken İsrâiloğulları'nın ardına düştüler.

Cemal Külünkoğlu

İşte böylece, İsrailoğullarını onlara mirasçı kıldık.

Mehmet Türk

Böylece, (zamanla) bunlara İsrail oğullarını mirasçı yaptık.

26:60

فَأَتۡبَعُوهُم مُّشۡرِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

57,58,59,60. Bunun üzerine Firavun'un adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece onlara İsrâiloğulları'nı mirasçı kıldık. Ancak Firavun'un adamları, güneş doğarken İsrâiloğulları'nın ardına düştüler.

Cemal Külünkoğlu

(Firavun ve adamları) gün doğarken (Musa ve ashabını yakalamak için) onları takibe koyuldular.

Mehmet Türk

(Ve sonunda Firavun ve adamları) gün doğumunda onların ardına düştüler.

26:61

فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلۡجَمۡعَانِ قَالَ أَصۡحَٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدۡرَكُونَ

Bayraktar Bayraklı

61,62. İki topluluk birbirini gördüğünde, Mûsâ'nın adamları, “İşte yakalandık” dediler. Mûsâ, “Hayır! Rabbim benimle beraberdir, bana elbette bir çıkış yolu gösterecektir” dedi.

Cemal Külünkoğlu

İki topluluk birbirini görünce Musa’nın adamları: “Eyvah yakalandık” dediler.

Mehmet Türk

İki topluluk birbirini görünce, Mûsa’-nın arkadaşları: “İşte (şimdi) yakalandık!” dediler.

26:62

قَالَ كَلَّآۖ إِنَّ مَعِيَ رَبِّي سَيَهۡدِينِ

Bayraktar Bayraklı

61,62. İki topluluk birbirini gördüğünde, Mûsâ'nın adamları, “İşte yakalandık” dediler. Mûsâ, “Hayır! Rabbim benimle beraberdir, bana elbette bir çıkış yolu gösterecektir” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Musa:) “Hayır! Rabbim şüphesiz benimle beraberdir, mutlaka bir çıkış yolu gösterecektir” dedi.

Mehmet Türk

Mûsa: “Asla! Şüphesiz Rabbim benimle beraberdir ve bana kesinlikle bir yol gösterecektir.” dedi.

26:63

فَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡبَحۡرَۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرۡقࣲ كَٱلطَّوۡدِ ٱلۡعَظِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine Mûsâ'ya, “Değneğinle denize vur!” diye bildirdik. Deniz ortadan yarıldı; her parçası yüce bir dağ gibi oldu.

Cemal Külünkoğlu

O sırada Musa’ya: “Değneğinle denize vur” diye vahyettik. Bunun üzerine (deniz) hemen yarıldı ve her parçası koca bir dağ gibi oldu.

Mehmet Türk

Bunun üzerine Biz, Mûsa’ya: “Âsân ile denize vur!” diye vahyettik. (O da âsâsını vurunca) deniz hemen yarıldı ve her parçası, kocaman bir dağ gibi oldu.

26:64

وَأَزۡلَفۡنَا ثَمَّ ٱلۡأٓخَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ötekilerini de oraya yaklaştırdık.

Cemal Külünkoğlu

Ötekileri de oraya yaklaştırdık (onlar da yarılan denize girdiler).

Mehmet Türk

Ötekilerini de oraya yaklaştırdık.

26:65

وَأَنجَيۡنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık.

Cemal Külünkoğlu

Musa ve beraberinde bulunanların hepsini (yarıktan geçirerek) kurtardık.

Mehmet Türk

Mûsa’yı ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık.

26:66

ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra ötekilerini suda boğduk.

Cemal Külünkoğlu

Sonra ötekileri (yaptıkları yüzünden) suda boğduk.

Mehmet Türk

(Onlardan) sonra ötekilerini de suda boğduk.

26:67

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz bunda bir ders vardır, ama çokları inanmamaktadır.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz bunda (alınacak büyük) bir ders vardır. (Buna rağmen) yine de insanların çoğu (zulme devam ediyor ve) inanmamakta diretiyor.

Mehmet Türk

Şüphesiz bunda, (insanlar için) bir ibret vardır; ama onların çoğu (hâlâ) inanmadılar.

26:68

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz Rabbin, mutlak galip ve merhamet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Şüphesiz senin Rabbin O, çok şerefli (ve) pek merhamet sahibi olan (Allah)’tır.

26:69

وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ إِبۡرَٰهِيمَ

Bayraktar Bayraklı

69,70,71,72,73,74. Onlara İbrâhim'in kıssasını anlat! İbrâhim, babasına ve ulusuna “nelere tapıyorsunuz?” demişti. Onlar: “Putlara tapıyoruz; onlarla ilgilenip duruyoruz” demişlerdi. İbrâhim: “Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı ve size bir fayda ve zarar verirler mi?” demişti. Onlar: “Ancak, babalarımızı da böyle yaparken bulduk” demişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Onlara İbrahîm’in haberini (kıssasını) da anlat!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Onlara İbrahim’in kıssasını da naklet.

26:70

إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَا تَعۡبُدُونَ

Bayraktar Bayraklı

69,70,71,72,73,74. Onlara İbrâhim'in kıssasını anlat! İbrâhim, babasına ve ulusuna “nelere tapıyorsunuz?” demişti. Onlar: “Putlara tapıyoruz; onlarla ilgilenip duruyoruz” demişlerdi. İbrâhim: “Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı ve size bir fayda ve zarar verirler mi?” demişti. Onlar: “Ancak, babalarımızı da böyle yaparken bulduk” demişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

Hani o, babasına ve kavmine: “Neye tapıyorsunuz?” demişti.

Mehmet Türk

Bir zamanlar o, babasına ve toplumuna: “Siz neye tapıyorsunuz?” demişti.

26:71

قَالُواْ نَعۡبُدُ أَصۡنَامࣰ ا فَنَظَلُّ لَهَا عَٰكِفِينَ

Bayraktar Bayraklı

69,70,71,72,73,74. Onlara İbrâhim'in kıssasını anlat! İbrâhim, babasına ve ulusuna “nelere tapıyorsunuz?” demişti. Onlar: “Putlara tapıyoruz; onlarla ilgilenip duruyoruz” demişlerdi. İbrâhim: “Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı ve size bir fayda ve zarar verirler mi?” demişti. Onlar: “Ancak, babalarımızı da böyle yaparken bulduk” demişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar da:) “Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz” demişlerdi.

Mehmet Türk

(Onlar da): “Biz putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya da devam edeceğiz.” dediler.

26:72

قَالَ هَلۡ يَسۡمَعُونَكُمۡ إِذۡ تَدۡعُونَ

Bayraktar Bayraklı

69,70,71,72,73,74. Onlara İbrâhim'in kıssasını anlat! İbrâhim, babasına ve ulusuna “nelere tapıyorsunuz?” demişti. Onlar: “Putlara tapıyoruz; onlarla ilgilenip duruyoruz” demişlerdi. İbrâhim: “Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı ve size bir fayda ve zarar verirler mi?” demişti. Onlar: “Ancak, babalarımızı da böyle yaparken bulduk” demişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

İbrahîm: “O putlar, kendilerini imdada çağırdığınızda sesinizi duyuyor mu?

Mehmet Türk

(İbrahim): “(Peki) duâ ettiğiniz zaman onlar sizi hiç işitiyorlar mı?” dedi.

26:73

أَوۡ يَنفَعُونَكُمۡ أَوۡ يَضُرُّونَ

Bayraktar Bayraklı

69,70,71,72,73,74. Onlara İbrâhim'in kıssasını anlat! İbrâhim, babasına ve ulusuna “nelere tapıyorsunuz?” demişti. Onlar: “Putlara tapıyoruz; onlarla ilgilenip duruyoruz” demişlerdi. İbrâhim: “Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı ve size bir fayda ve zarar verirler mi?” demişti. Onlar: “Ancak, babalarımızı da böyle yaparken bulduk” demişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

Yahut (ihtiyacınız olduğu zaman) size faydaları olur ya da (kötülük yaptığınız zaman) zararları dokunuyor mu?” diye sordu.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Yahut size fayda ya da zarar verebiliyorlar mı?” (dedi.)

26:74

قَالُواْ بَلۡ وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفۡعَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

69,70,71,72,73,74. Onlara İbrâhim'in kıssasını anlat! İbrâhim, babasına ve ulusuna “nelere tapıyorsunuz?” demişti. Onlar: “Putlara tapıyoruz; onlarla ilgilenip duruyoruz” demişlerdi. İbrâhim: “Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı ve size bir fayda ve zarar verirler mi?” demişti. Onlar: “Ancak, babalarımızı da böyle yaparken bulduk” demişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar da:) “Hayır, ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk” dediler.

Mehmet Türk

(Onlar): “Hayır, ama biz atalarımızı böyle yapar bulduk.” dediler.

26:75

قَالَ أَفَرَءَيۡتُم مَّا كُنتُمۡ تَعۡبُدُونَ

Bayraktar Bayraklı

75,76,77,78,80,81,82,83. İbrâhim şöyle demişti: “Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak âlemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Âhiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!”

Cemal Külünkoğlu

75-76.(İbrahîm:) “Şimdi gördünüz mü, siz ve geçmişteki atalarınız neye kulluk ediyormuşsunuz?” dedi.

Mehmet Türk

75,76. İbrahim: “Hem siz, hem de eski atalarınız nelere kulluk ettiğinizi hiç düşündünüz mü?” dedi.

26:76

أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلۡأَقۡدَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

75,76,77,78,80,81,82,83. İbrâhim şöyle demişti: “Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak âlemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Âhiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!”

Cemal Külünkoğlu

75-76.(İbrahîm:) “Şimdi gördünüz mü, siz ve geçmişteki atalarınız neye kulluk ediyormuşsunuz?” dedi.

Mehmet Türk

75,76. İbrahim: “Hem siz, hem de eski atalarınız nelere kulluk ettiğinizi hiç düşündünüz mü?” dedi.

26:77

فَإِنَّهُمۡ عَدُوࣱّ لِّيٓ إِلَّا رَبَّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

75,76,77,78,80,81,82,83. İbrâhim şöyle demişti: “Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak âlemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Âhiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!”

Cemal Külünkoğlu

(İbrahîm:) “Şüphesiz ki onlar benim için birer düşmandır. Ancak âlemlerin Rabbi (olan Allah) benim dostumdur.”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “(Şunu iyi bilin ki) âlemlerin Rabbi olan (Allah) dışındaki taptıklarınız, benim düşmanımdır.”

26:78

ٱلَّذِي خَلَقَنِي فَهُوَ يَهۡدِينِ

Bayraktar Bayraklı

75,76,77,78,80,81,82,83. İbrâhim şöyle demişti: “Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak âlemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Âhiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!”

Cemal Külünkoğlu

“O (Rab ki), beni yoktan var eden ve bana doğru yolu gösterendir.”

Mehmet Türk

“Beni yaratan ve bana hak yolu gösteren, O (Allah)’tır.”

26:79

وَٱلَّذِي هُوَ يُطۡعِمُنِي وَيَسۡقِينِ

Bayraktar Bayraklı

75,76,77,78,80,81,82,83. İbrâhim şöyle demişti: “Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak âlemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Âhiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!”

Cemal Külünkoğlu

“O, beni yediren (doyuran) ve içirendir.”

Mehmet Türk

“Beni yediren ve içiren O (Allah)’tır.”

26:80

وَإِذَا مَرِضۡتُ فَهُوَ يَشۡفِينِ

Bayraktar Bayraklı

75,76,77,78,80,81,82,83. İbrâhim şöyle demişti: “Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak âlemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Âhiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!”

Cemal Külünkoğlu

“Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.”

Mehmet Türk

“Hastalandığımda bana şifa veren de O (Allah)’tır.”

26:81

وَٱلَّذِي يُمِيتُنِي ثُمَّ يُحۡيِينِ

Bayraktar Bayraklı

75,76,77,78,80,81,82,83. İbrâhim şöyle demişti: “Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak âlemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Âhiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!”

Cemal Külünkoğlu

“Ve beni öldürecek, sonra (da) beni diriltecek olan, yine O’dur.”

Mehmet Türk

“Beni (dünyada) öldürecek, (âhirette) diriltecek olan da O (Allah)’tır.”

26:82

وَٱلَّذِيٓ أَطۡمَعُ أَن يَغۡفِرَ لِي خَطِيٓـَٔتِي يَوۡمَ ٱلدِّينِ

Bayraktar Bayraklı

75,76,77,78,80,81,82,83. İbrâhim şöyle demişti: “Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak âlemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Âhiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!”

Cemal Külünkoğlu

“Büyük hesap günü günahlarımı bağışlayacağını umduğum yine O’dur.”

Mehmet Türk

“Ve din günü günâhlarımı bağışlamasını umduğum da O (Allah)’tır.” dedi.

26:83

رَبِّ هَبۡ لِي حُكۡمࣰ ا وَأَلۡحِقۡنِي بِٱلصَّٰلِحِينَ

Bayraktar Bayraklı

75,76,77,78,80,81,82,83. İbrâhim şöyle demişti: “Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak âlemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Âhiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!”

Cemal Külünkoğlu

“Ey Rabbim! Bana (doğruyla eğrinin ne olduğuna) hükmedebilme bilgi ve yeteneğini bağışla ve beni dürüst ve erdemli insanların arasına kat!”

Mehmet Türk

(İbrahim Allah’a yönelerek): “Ey Rabbim! Bana hikmet ver ve beni iyi kullar arasına kat.”

26:84

وَٱجۡعَل لِّي لِسَانَ صِدۡقࣲ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

84,84,86,87,88,89. “Sonraki nesiller arasında benim doğrulukla anılmamı sağla. Beni nimet cennetine vâris olaylardan eyle. Babamı da bağışla; o, doğrusu şaşırmışlardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalple gelenden başkasına mal ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni utandırma!”

Cemal Külünkoğlu

“Benden sonra gelecek ümmetler içinde, hayırla anılmayı bana nasip et!”

Mehmet Türk

“Bana, benden sonrakiler içerisinde, güzel bir şekilde anılmak nasip eyle!”

26:85

وَٱجۡعَلۡنِي مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ

Bayraktar Bayraklı

84,84,86,87,88,89. “Sonraki nesiller arasında benim doğrulukla anılmamı sağla. Beni nimet cennetine vâris olaylardan eyle. Babamı da bağışla; o, doğrusu şaşırmışlardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalple gelenden başkasına mal ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni utandırma!”

Cemal Külünkoğlu

“Beni nimetlerinle dolu cennetin mirasçılarından kıl!”

Mehmet Türk

“Beni nîmetlerle donatılmış cennetin mirasçılarından kıl.”

26:86

وَٱغۡفِرۡ لِأَبِيٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

Bayraktar Bayraklı

84,84,86,87,88,89. “Sonraki nesiller arasında benim doğrulukla anılmamı sağla. Beni nimet cennetine vâris olaylardan eyle. Babamı da bağışla; o, doğrusu şaşırmışlardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalple gelenden başkasına mal ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni utandırma!”

Cemal Külünkoğlu

“Babamı da bağışla (ona tevbe ve hidayet nasip eyle)! Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır.”

Mehmet Türk

“Babamı da bağışla, çünkü o yolunu şaşıranlardandır.”

26:87

وَلَا تُخۡزِنِي يَوۡمَ يُبۡعَثُونَ

Bayraktar Bayraklı

84,84,86,87,88,89. “Sonraki nesiller arasında benim doğrulukla anılmamı sağla. Beni nimet cennetine vâris olaylardan eyle. Babamı da bağışla; o, doğrusu şaşırmışlardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalple gelenden başkasına mal ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni utandırma!”

Cemal Külünkoğlu

“(İnsanların) diriltilecekleri gün beni rezil etme!”

Mehmet Türk

“(İnsanların) dirilecekleri gün, beni utandırma.”

26:88

يَوۡمَ لَا يَنفَعُ مَالࣱ وَلَا بَنُونَ

Bayraktar Bayraklı

84,84,86,87,88,89. “Sonraki nesiller arasında benim doğrulukla anılmamı sağla. Beni nimet cennetine vâris olaylardan eyle. Babamı da bağışla; o, doğrusu şaşırmışlardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalple gelenden başkasına mal ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni utandırma!”

Cemal Külünkoğlu

“O gün ne malın bir faydası olur ne de evlâdın.

Mehmet Türk

“O gün ki; ne mal fayda verir, ne de oğullar!”

26:89

إِلَّا مَنۡ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلۡبࣲ سَلِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

84,84,86,87,88,89. “Sonraki nesiller arasında benim doğrulukla anılmamı sağla. Beni nimet cennetine vâris olaylardan eyle. Babamı da bağışla; o, doğrusu şaşırmışlardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalple gelenden başkasına mal ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni utandırma!”

Cemal Külünkoğlu

(O gün) yalnızca Allah’ın huzuruna kötülükten korunmuş bir kalple çıkanlar (kurtulacaklardır)!”

Mehmet Türk

“Ancak Allah’a (şirkten/küfürden) arınmış bir gönülle gelenler hariç.” (diye duâ etti.)

26:90

وَأُزۡلِفَتِ ٱلۡجَنَّةُ لِلۡمُتَّقِينَ

Bayraktar Bayraklı

90,91. O gün cennet, Allah'a karşı saygılı olanlara yaklaştırılır. Cehennem de azgınlar için ortaya çıkarılır.

Cemal Külünkoğlu

(O gün) Cennet, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak.

Mehmet Türk

(O gün) cennet, Allah’tan hakkıyla sakınanlara yaklaştırılır.

26:91

وَبُرِّزَتِ ٱلۡجَحِيمُ لِلۡغَاوِينَ

Bayraktar Bayraklı

90,91. O gün cennet, Allah'a karşı saygılı olanlara yaklaştırılır. Cehennem de azgınlar için ortaya çıkarılır.

Cemal Külünkoğlu

Cehennem de azgınların (Allah’tan başka varlıkları ilah edinenlerin) karşısına çıkarılacaktır.

Mehmet Türk

Cehennem de sapkınlar için sergilenir.

26:92

وَقِيلَ لَهُمۡ أَيۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡبُدُونَ

Bayraktar Bayraklı

92,93,94,95. Onlara, “Allah'tan başka taptıklarınız nerededir? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?” denilir. Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları tepe taklak hepsi oraya atılırlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlara şöyle seslenilecek: “tapınıp durduklarınız hani nerededir?”

Mehmet Türk

Ve Onlara: “(Hani) nerede o kulluk ettikleriniz?” denilir.

26:93

مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلۡ يَنصُرُونَكُمۡ أَوۡ يَنتَصِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

92,93,94,95. Onlara, “Allah'tan başka taptıklarınız nerededir? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?” denilir. Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları tepe taklak hepsi oraya atılırlar.

Cemal Külünkoğlu

“Allah’tan başka ilah edindiğiniz putlar şimdi size yardım edebiliyorlar ya da kendilerini kurtarabiliyorlar mı?”

Mehmet Türk

“(Yani) Allah’ı bir yana bırakarak (kulluk ettiğiniz o ilâhlar) şimdi size yardım edebiliyorlar mı, ya da kendilerini (bari) kurtarabiliyorlar mı?” (denilir.)

26:94

فَكُبۡكِبُواْ فِيهَا هُمۡ وَٱلۡغَاوُۥنَ

Bayraktar Bayraklı

92,93,94,95. Onlara, “Allah'tan başka taptıklarınız nerededir? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?” denilir. Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları tepe taklak hepsi oraya atılırlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlar ve azgınlar, tepe taklak oraya atılırlar.

Mehmet Türk

94,95. O (ilahlaştırılanlar) sapkınlar ve iblisin askerleri, topluca o (cehenneme) tepe takla, üst üste, atılırlar.

26:95

وَجُنُودُ إِبۡلِيسَ أَجۡمَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

92,93,94,95. Onlara, “Allah'tan başka taptıklarınız nerededir? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?” denilir. Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları tepe taklak hepsi oraya atılırlar.

Cemal Külünkoğlu

Ve İblisin orduları da hep birlikte (cehenneme atılır).

Mehmet Türk

94,95. O (ilahlaştırılanlar) sapkınlar ve iblisin askerleri, topluca o (cehenneme) tepe takla, üst üste, atılırlar.

26:96

قَالُواْ وَهُمۡ فِيهَا يَخۡتَصِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

96,97,98,99,100,101,102. Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: “Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır. Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.”

Cemal Külünkoğlu

Orada onlar (taptıklarıyla) çekişerek şöyle diyecekler:

Mehmet Türk

Orada (hepsi) birbirleriyle çekişerek, şöyle derler:

26:97

تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينٍ

Bayraktar Bayraklı

96,97,98,99,100,101,102. Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: “Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır. Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.”

Cemal Külünkoğlu

“Allah’a Andolsun ki biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.

Mehmet Türk

“Vallahi gerçekten de biz, apaçık bir sapkınlık içerisindeydik.”

26:98

إِذۡ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

96,97,98,99,100,101,102. Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: “Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır. Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.”

Cemal Külünkoğlu

Çünkü sizi, âlemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.”

Mehmet Türk

“(Ey ilâhlarımız!) Çünkü biz, sizi âlemlerin Rabbine eşit tutuyorduk.”

26:99

وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلۡمُجۡرِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

96,97,98,99,100,101,102. Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: “Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır. Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.”

Cemal Külünkoğlu

“Bizi yoldan çıkaran, o suçlulardan başkası değildi.”

Mehmet Türk

“Bizi bu günâhkârlardan başkası saptırmadı.”

26:100

فَمَا لَنَا مِن شَٰفِعِينَ

Bayraktar Bayraklı

96,97,98,99,100,101,102. Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: “Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır. Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.”

Cemal Külünkoğlu

100.101.“İşte bu yüzden artık bizim için ne şefaatçiler var ne de yakın bir dost.”

Mehmet Türk

100,101. “Şimdi bizim ne bir arka çıkanımız var. Ne de bir candan dostumuz”.

26:101

وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

96,97,98,99,100,101,102. Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: “Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır. Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.”

Cemal Külünkoğlu

100.101.“İşte bu yüzden artık bizim için ne şefaatçiler var ne de yakın bir dost.”

Mehmet Türk

100,101. “Şimdi bizim ne bir arka çıkanımız var. Ne de bir candan dostumuz”.

26:102

فَلَوۡ أَنَّ لَنَا كَرَّةࣰ فَنَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

96,97,98,99,100,101,102. Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: “Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi âlemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır. Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak.”

Cemal Külünkoğlu

“Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de Mü’minlerden olabilsek.”

Mehmet Türk

“Keşke (dünyaya) bir daha dönebilsek de Müslümanlardan olabilsek!”

26:103

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

103,104. Bunda şüphesiz bir ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Doğrusu Rabbin, güçlüdür, acıyandır.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz bu anlatılanlarda (alınacak büyük) bir ders vardır. (Buna rağmen) yine de onların çoğu inanmamakta diretiyor.

Mehmet Türk

Şüphesiz bu (İbrahim kıssasında, insanlar için) bir ibret vardır ama onların çoğu, (hâlâ) inanmadılar.

26:104

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Bayraktar Bayraklı

103,104. Bunda şüphesiz bir ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Doğrusu Rabbin, güçlüdür, acıyandır.

Cemal Külünkoğlu

Ve yine kuşku yok ki, senin Rabbin güçlüdür ve merhametlidir.

Mehmet Türk

Şüphesiz senin Rabbin O çok şerefli, pek merhametli olan (Allah)’tır.

26:105

كَذَّبَتۡ قَوۡمُ نُوحٍ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Nûh kavmi de peygamberleri yalanladı.

Cemal Külünkoğlu

Nuh’un kavmi de resulleri yalanladı.

Mehmet Türk

Nûh toplumu da Peygamberleri yalanladılar.

26:106

إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

106,107,108,109,110. Kardeşleri Nûh onlara şöyle demişti: “Sakınmaz mısınız? Bakın ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin. Hem bunun için sizden dünyevî bir karşılık da istemiyorum. Benim karşılığımı verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir. Onun için, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin!”

Cemal Külünkoğlu

Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: “(Allah’a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?”

Mehmet Türk

Kardeşleri Nûh, onlara: “(Allah’tan) hakkıyla sakınmayacak mısınız?” dedi.

26:107

إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

106,107,108,109,110. Kardeşleri Nûh onlara şöyle demişti: “Sakınmaz mısınız? Bakın ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin. Hem bunun için sizden dünyevî bir karşılık da istemiyorum. Benim karşılığımı verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir. Onun için, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin!”

Cemal Külünkoğlu

“Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir resulüm.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Ben, size (gönderilen) güvenilir bir Peygamberim.”

26:108

فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Bayraktar Bayraklı

106,107,108,109,110. Kardeşleri Nûh onlara şöyle demişti: “Sakınmaz mısınız? Bakın ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin. Hem bunun için sizden dünyevî bir karşılık da istemiyorum. Benim karşılığımı verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir. Onun için, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin!”

Cemal Külünkoğlu

Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

Mehmet Türk

“(Allah’tan) hakkıyla sakının ve bana itaat edin.”

26:109

وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

106,107,108,109,110. Kardeşleri Nûh onlara şöyle demişti: “Sakınmaz mısınız? Bakın ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin. Hem bunun için sizden dünyevî bir karşılık da istemiyorum. Benim karşılığımı verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir. Onun için, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin!”

Cemal Külünkoğlu

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi takdir etmek ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

Mehmet Türk

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükâfatım, ancak âlemlerin Rabbi olan (Allah)’a aittir.”

26:110

فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Bayraktar Bayraklı

106,107,108,109,110. Kardeşleri Nûh onlara şöyle demişti: “Sakınmaz mısınız? Bakın ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin. Hem bunun için sizden dünyevî bir karşılık da istemiyorum. Benim karşılığımı verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir. Onun için, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin!”

Cemal Külünkoğlu

“O halde, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

Mehmet Türk

“(Allah’tan) hakkıyla sakının ve bana itaat edin.” (dedi.)

26:111

۞قَالُوٓاْ أَنُؤۡمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلۡأَرۡذَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kavmi, Nûh'a şöyle dedi: “Sana, düşük seviyeli kimseler tâbi olup dururken, biz sana iman eder miyiz hiç!”

Cemal Külünkoğlu

Dediler ki: “Sana hep sıradan kimseler uymuş iken, biz sana inanır mıyız hiç?”

Mehmet Türk

Onlar da: “Sana aşağılık kimseler uyup dururken, biz hiç sana îman eder miyiz?” dediler.

26:112

قَالَ وَمَا عِلۡمِي بِمَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

112,113,114,115. Nûh dedi ki: “Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Onların hesabı Rabbime aittir, düşünsenize! Ben iman edenleri kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”

Cemal Külünkoğlu

(Nuh) dedi ki: “Onların öteden beri yaptıkları hakkında benim bir bilgim yok.

Mehmet Türk

Nûh: “Onların yaptıkları hakkında benim bir bilgim yoktur.” dedi.

26:113

إِنۡ حِسَابُهُمۡ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّيۖ لَوۡ تَشۡعُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

112,113,114,115. Nûh dedi ki: “Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Onların hesabı Rabbime aittir, düşünsenize! Ben iman edenleri kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”

Cemal Külünkoğlu

Onlar hakkında yargıda bulunmak bana değil, sadece Rabbime düşer. Keşke bu gerçeğin bilincinde olsanız!”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Eğer anlarsanız onların hesabı ancak Rabbime aittir.”

26:114

وَمَآ أَنَا۠ بِطَارِدِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

112,113,114,115. Nûh dedi ki: “Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Onların hesabı Rabbime aittir, düşünsenize! Ben iman edenleri kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”

Cemal Külünkoğlu

“Ben inananları kovacak değilim.”

Mehmet Türk

“Hem ben, îman edenleri kovamam.”

26:115

إِنۡ أَنَا۠ إِلَّا نَذِيرࣱ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

112,113,114,115. Nûh dedi ki: “Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Onların hesabı Rabbime aittir, düşünsenize! Ben iman edenleri kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”

Cemal Külünkoğlu

“Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”

Mehmet Türk

“Ben ancak açık bir uyarıcıyım.” (dedi)

26:116

قَالُواْ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ يَٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمَرۡجُومِينَ

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: “Ey Nûh! Vazgeçmezsen iyi bil ki, taşlanmışlardan olacaksın!”

Cemal Külünkoğlu

(Onlar:) “Ey Nuh! Eğer bu dediklerinden vazgeçmezsen taşa tutulup öldürülenlerden olacaksın!” dediler.

Mehmet Türk

(İnanmayanlar da): “Ey Nûh! Eğer bu işten vazgeçmezsen, seni kesinlikle taşlayarak öldürürüz.” dediler.

26:117

قَالَ رَبِّ إِنَّ قَوۡمِي كَذَّبُونِ

Bayraktar Bayraklı

117,118. Nûh, “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı, benimle onların arasında sen hüküm ver! Beni ve beraberimdeki inananları kurtar!” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Nuh,) şöyle yakardı: “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanlıyor.

Mehmet Türk

(Nuh): “Ey Rabbim! Toplumum beni yalanladı.” dedi.

26:118

فَٱفۡتَحۡ بَيۡنِي وَبَيۡنَهُمۡ فَتۡحࣰ ا وَنَجِّنِي وَمَن مَّعِيَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

117,118. Nûh, “Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı, benimle onların arasında sen hüküm ver! Beni ve beraberimdeki inananları kurtar!” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Artık onlarla benim aramda sen hükmet! Beni ve benimle birlikte olan inananları kurtar!”

Mehmet Türk

(Devamla): “Artık benimle onların arasını nasıl ayırt edeceksen et de beni ve beraberimdeki mü’minleri kurtar!” (dedi.)

26:119

فَأَنجَيۡنَٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِي ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ

Bayraktar Bayraklı

119,120,121,122. Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu, bunda ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin, şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Bunun üzerine biz, onu da beraberindekileri de o yüklü gemi ile kurtardık.

Mehmet Türk

(Bunun üzerine) Biz, onu ve beraberindekileri, o yüklü gemide (taşıyarak) kurtardık.

26:120

ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا بَعۡدُ ٱلۡبَاقِينَ

Bayraktar Bayraklı

119,120,121,122. Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu, bunda ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin, şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Sonra da geride kalanları (yaptıkları yüzünden) suda boğduk.

Mehmet Türk

Sonra da o (geminin) dışında kalanları suda boğduk.

26:121

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

119,120,121,122. Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu, bunda ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin, şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz bunda (alınacak büyük) bir ders vardır. (Buna rağmen) yine de onların çoğu inanmamakta diretiyor.

Mehmet Türk

Şüphesiz bu (Nuh kıssasında, insanlar için) bir ibret vardır ama onların çoğu, (hâlâ) inanmadılar.

26:122

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Bayraktar Bayraklı

119,120,121,122. Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu, bunda ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin, şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Ve yine kuşku yok ki, senin Rabbin üstün iradeli ve merhametlidir.

Mehmet Türk

Şüphesiz senin Rabbin O çok şerefli, pek merhametli olan (Allah)’tır.

26:123

كَذَّبَتۡ عَادٌ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Bayraktar Bayraklı

‘Âd kavmi de peygamberlerini yalanladı.

Cemal Külünkoğlu

Âd kavmi de resulleri yalanladı.

Mehmet Türk

Âd (toplumu) da Peygamberleri yalanladı.

26:124

إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kardeşleri Hûd, onlara şöyle dedi: “Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

Cemal Külünkoğlu

Hani kardeşleri Hûd, onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?

Mehmet Türk

Kardeşleri Hûd onlara: “(Allah’tan) hakkıyla sakınmayacak mısınız?” dedi.

26:125

إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

“Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir resulüm.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Ben, size (gönderilen) güvenilir bir Peygamberim.”

26:126

فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Bayraktar Bayraklı

“Allah'tan sakının ve bana itaat edin!”

Cemal Külünkoğlu

Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.

Mehmet Türk

“(Allah’tan) hakkıyla sakının ve bana itaat edin.”

26:127

وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Ben bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak âlemlerin Rabbi verecektir.”

Cemal Külünkoğlu

Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi takdir etmek ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

Mehmet Türk

“Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim mükâfatım, ancak âlemlerin Rabbi olan (Allah)’a aittir.” (dedi.)

26:128

أَتَبۡنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ ءَايَةࣰ تَعۡبَثُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Sizler her yüksek yerde övündüğünüz büyük bir köşk mü dikeceksiniz?”

Cemal Külünkoğlu

“Sizler her yüksek tepede gösteriş amaçlı bir anıt (tapınak) dikerek boş işlerle mi uğraşacaksınız?”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Siz her tepeye bir anıt dikerek, hep böyle boş şeylerle mi uğraşıyorsunuz?”

26:129

وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمۡ تَخۡلُدُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Ebedî kalacağınız ümidiyle saraylar mı edineceksiniz?”

Cemal Külünkoğlu

“İçlerinde ebedî yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı edineceksiniz?”

Mehmet Türk

“(Dünyada) ebedî kalacağınızı umarak bir takım sanayiler mi kuruyorsunuz.”

26:130

وَإِذَا بَطَشۡتُم بَطَشۡتُمۡ جَبَّارِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Yakaladığınızda, zorbalar gibi yakalıyorsunuz.”

Cemal Külünkoğlu

“Elinize her (fırsat) geçirdiğinizde, (başkalarının hukukuna) tecavüz edip zorbalık (mı) yapacaksınız?”

Mehmet Türk

“(Bir toplumu) yakaladığınız zaman da üzerlerine zorbalar gibi çullanıyorsunuz?”

26:131

فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Bayraktar Bayraklı

“Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin!”

Cemal Külünkoğlu

“Artık, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

Mehmet Türk

“(Allah’tan) hakkıyla sakının ve bana itaat edin.”

26:132

وَٱتَّقُواْ ٱلَّذِيٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Size bildiğiniz nimetleri veren Allah'tan sakının!”

Cemal Külünkoğlu

“Düşünebileceğiniz bütün (nimetleri) size sağlayan (Allah’)ın (azabından) sakının.”

Mehmet Türk

“Düşünebileceğiniz her şeyi size bol bol veren, Allah’tan hakkıyla sakının.”

26:133

أَمَدَّكُم بِأَنۡعَٰمࣲ وَبَنِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Size evcil hayvanlar ve oğullar verdi.”

Cemal Külünkoğlu

13-134.“(O,) Size hayvanlar, çocuklar (vererek) yardım etti. Bağlar bahçeler ve pınarlar (lütfetti).”

Mehmet Türk

“O (Allah) size bol bol davarlar ve oğullar verdi.”

26:134

وَجَنَّٰتࣲ وَعُيُونٍ

Bayraktar Bayraklı

“Bahçeler ve pınarlar verdi.”

Cemal Külünkoğlu

13-134.“(O,) Size hayvanlar, çocuklar (vererek) yardım etti. Bağlar bahçeler ve pınarlar (lütfetti).”

Mehmet Türk

“Bahçeler ve pınarlar da. (verdi.)”

26:135

إِنِّيٓ أَخَافُ عَلَيۡكُمۡ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

“Ben hakkınızda büyük bir günün azabından korkarım” dediğinde;

Cemal Külünkoğlu

“Doğrusu, ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.”

Mehmet Türk

“Doğrusu ben, o büyük günün size çatacak olan azabından, sizin adınıza korkuyorum.” (dedi.)

26:136

قَالُواْ سَوَآءٌ عَلَيۡنَآ أَوَعَظۡتَ أَمۡ لَمۡ تَكُن مِّنَ ٱلۡوَٰعِظِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, “Senin ögüt vermen de vermemen de bizim için birdir”;

Cemal Külünkoğlu

(Onlar) dediler ki: “Sen öğüt versen de öğüt vermesen de bizim için birdir (alışkanlıklarımızdan vazgeçmeyeceğiz).”

Mehmet Türk

(Onlar da): “(Ey Hûd!) Sen bize öğüt versen de vermesen de bizim için fark etmez.” dediler.

26:137

إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Bu dediklerin eskilerin yalanlarından başka bir şey değildir.”

Cemal Külünkoğlu

“Bizim bu (durumumuz), öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir.

Mehmet Türk

(Devamla) “bu, önceki (toplumların) uydurmalarından başka bir şey değildir.”

26:138

وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

138,139. “Biz yaptıklarımızdan dolayı ceza görmeyeceğiz” deyip onu yalanladılar. Biz de onları helâk ettik. Bunda kesinlikle bir ders vardır. Onların çoğu inanmamış olsa da.

Cemal Külünkoğlu

Biz azaba uğratılacak da değiliz.”

Mehmet Türk

“Ve biz, (bu yüzden) azaba uğratılacak da değiliz.” (dediler.)

26:139

فَكَذَّبُوهُ فَأَهۡلَكۡنَٰهُمۡۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

138,139. “Biz yaptıklarımızdan dolayı ceza görmeyeceğiz” deyip onu yalanladılar. Biz de onları helâk ettik. Bunda kesinlikle bir ders vardır. Onların çoğu inanmamış olsa da.

Cemal Külünkoğlu

Böylece onu (Hud’u) yalanladılar; biz de (yaptıkları yüzünden) kendilerini helak ettik. Şüphesiz bunda alınacak bir ders vardır, fakat (buna rağmen) onların çoğu iman etmekte diretiyor.

Mehmet Türk

(Hemen) onu yalanladılar ve Biz de onları derhâl helâk ettik. Şüphesiz bu (Hûd kıssasında, insanlar için) bir ibret vardır ama onların çoğu (hâlâ) inanmadılar.

26:140

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.

Cemal Külünkoğlu

Ve yine kuşku yok ki senin Rabbin, mutlak galiptir, çok merhametlidir.

Mehmet Türk

Şüphesiz senin Rabbin, O çok şerefli, pek merhametli olan (Allah)’tır.

26:141

كَذَّبَتۡ ثَمُودُ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Semûd kavmi de peygamberlerini yalanladı.

Cemal Külünkoğlu

Semûd (kavmi) de, resulleri yalanladı.

Mehmet Türk

Semûd (toplumu) da Peygamberleri yalanladılar.

26:142

إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ صَٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kardeşleri Sâlih, onlara, “Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” demişti.

Cemal Külünkoğlu

Hani kardeşleri Salih, onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

Mehmet Türk

Kardeşleri Salih onlara: “(Allah’tan) hakkıyla sakınmayacak mısınız?” dedi.

26:143

إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

“Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”

Cemal Külünkoğlu

“Ben size gönderilmiş güvenilir bir resulüm.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Ben, size (gönderilen) güvenilir bir Peygamberim.”

26:144

فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Bayraktar Bayraklı

“Allah'tan sakının ve bana itaat edin!”

Cemal Külünkoğlu

Öyle ise Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

Mehmet Türk

“(Allah’tan) hakkıyla sakının ve bana itaat edin.”

26:145

وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Ben bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak âlemlerin Rabbi verecektir.”

Cemal Külünkoğlu

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi takdir etmek ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

Mehmet Türk

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükâfatım ancak âlem-lerin Rabbi olan (Allah)’a aittir.” (dedi.)

26:146

أَتُتۡرَكُونَ فِي مَا هَٰهُنَآ ءَامِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?”

Cemal Külünkoğlu

146-147-148. “Siz burada, bahçelerin, pınarların içinde, ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında güven içinde kendi halinize bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?

Mehmet Türk

(Ve devamla): “(Sanki) siz, bu (bulunduğunuz) yerde güven içerisinde bırakılacak mısınız?”

26:147

فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

“Bahçelerin ve pınarların içerisinde.”

Cemal Külünkoğlu

146-147-148. “Siz burada, bahçelerin, pınarların içinde, ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında güven içinde kendi halinize bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?

Mehmet Türk

“(Yani) bahçelerde ve pınarlarda,”

26:148

وَزُرُوعࣲ وَنَخۡلࣲ طَلۡعُهَا هَضِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

“Ekinler, salkımlı hurma ağaçları arasında.”

Cemal Külünkoğlu

146-147-148. “Siz burada, bahçelerin, pınarların içinde, ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında güven içinde kendi halinize bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?

Mehmet Türk

“Ekinlerin ve salkımları olgunlaşmış hurmalıkların arasında?”

26:149

وَتَنۡحِتُونَ مِنَ ٱلۡجِبَالِ بُيُوتࣰ ا فَٰرِهِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Sevinçle dağlarda evler yaparak?”

Cemal Külünkoğlu

“Bir de dağları maharetle oyup alımlı köşkler yapacağınızı (mı sanıyorsunuz)?”

Mehmet Türk

“Ve siz, (bir de) dağlardan ustaca evler yontuyorsunuz.”

26:150

فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Bayraktar Bayraklı

“Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin!”

Cemal Külünkoğlu

“Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

Mehmet Türk

“(Allah’tan) hakkıyla sakının ve bana itaat edin.”

26:151

وَلَا تُطِيعُوٓاْ أَمۡرَ ٱلۡمُسۡرِفِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Aşırı gidenlerin emrine uymayın!”

Cemal Külünkoğlu

“Yeryüzünde azıtmışların çağrısına uymayın!”

Mehmet Türk

151,152. “O, yeryüzünde bozgunculuk yapıp (hiçbir bozukluğu) düzeltmeyerek haddi aşanların emrine uymayın.” (dedi.)

26:152

ٱلَّذِينَ يُفۡسِدُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَلَا يُصۡلِحُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Onlar, yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar da insanların iyiliğine çalışmıyorlar” dediğinde;

Cemal Külünkoğlu

“Onlar barışa karşı durup fesat çıkarırlar”

Mehmet Türk

151,152. “O, yeryüzünde bozgunculuk yapıp (hiçbir bozukluğu) düzeltmeyerek haddi aşanların emrine uymayın.” (dedi.)

26:153

قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلۡمُسَحَّرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar şöyle dediler: “Şüphesiz sen sadece büyülenenlerden birisin.”

Cemal Külünkoğlu

Semûdoğulları dediler ki: “Sen ancak büyülenmiş kişilerdensin.”

Mehmet Türk

(Onlar da): “Sen, kesinlikle büyülenmişsin!” (dediler.)

26:154

مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا فَأۡتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Sen de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir!” dediler.

Cemal Külünkoğlu

“Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir!”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Sen ancak bizim gibi bir insansın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, (haydi) bize bir mûcize getir.” (dediler.)

26:155

قَالَ هَٰذِهِۦ نَاقَةࣱ لَّهَا شِرۡبࣱ وَلَكُمۡ شِرۡبُ يَوۡمࣲ مَّعۡلُومࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Sâlih ise şöyle dedi: “İşte, mucize bu dişi devedir. Belirli bir gün onun da, sizin de su içme hakkınız vardır.”

Cemal Külünkoğlu

(Salih,) şöyle dedi: “İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır.”

Mehmet Türk

(Salih): “İşte (o mûcize) bu dişi devedir. Su içme hakkı belirli bir gün onun ve belirli bir gün de sizindir.” dedi.

26:156

وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءࣲ فَيَأۡخُذَكُمۡ عَذَابُ يَوۡمٍ عَظِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

“Ona bir kötülük yapmayınız! Aksi takdirde başınıza büyük bir felaket gelir.”

Cemal Külünkoğlu

“Sakın ona bir kötülük dokundurmayın! Sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar.”

Mehmet Türk

“Sakın ona bir kötülük yapmayın, yoksa sizi büyük bir günün azabı, yok eder.” (dedi.)

26:157

فَعَقَرُوهَا فَأَصۡبَحُواْ نَٰدِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Buna rağmen onlar deveyi kestiler, ama sonunda pişman oldular.

Cemal Külünkoğlu

157-158.Derken onu kestiler, fakat (çok geçmeden) pişman oldular. Sonunda azap onları yakaladı. Şüphesiz bunda (alınacak büyük) bir ders vardır. (Buna rağmen) yine de onların çoğu iman etmekte diretiyor.

Mehmet Türk

(Buna rağmen) o (deveyi) öldürdüler ve hemen pişman oldular.

26:158

فَأَخَذَهُمُ ٱلۡعَذَابُۚ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Çünkü felâket başlarına geldi. Onların çoğu inanmamış olsa da, bunda kesinlikle bir ders vardır.

Cemal Külünkoğlu

157-158.Derken onu kestiler, fakat (çok geçmeden) pişman oldular. Sonunda azap onları yakaladı. Şüphesiz bunda (alınacak büyük) bir ders vardır. (Buna rağmen) yine de onların çoğu iman etmekte diretiyor.

Mehmet Türk

(Bunun üzerine) azap onları derhal yok etti. Şüphesiz bu (Salih kıssasında, insanlar için) bir ibret vardır, ama onların çoğu (hâlâ) inanmadılar.

26:159

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz senin Rabbin, mutlak galiptir, çok merhametlidir.

Mehmet Türk

Şüphesiz senin Rabbin O çok şerefli, pek merhametli olan (Allah)’tır.

26:160

كَذَّبَتۡ قَوۡمُ لُوطٍ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Lût kavmi de peygamberleri yalanladı.

Cemal Külünkoğlu

Lût kavmi de resulleri yalanladı.

Mehmet Türk

Lût (toplumu) da Peygamberleri yalanladılar.

26:161

إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

161,162,163,164. Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin! Ben, bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak âlemlerin Rabbi verecektir.

Cemal Külünkoğlu

Hani kardeşleri Lût, onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

Mehmet Türk

Kardeşleri Lût onlara: “(Allah’tan) hakkıyla sakınmayacak mısınız?” dedi.

26:162

إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

161,162,163,164. Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin! Ben, bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak âlemlerin Rabbi verecektir.

Cemal Külünkoğlu

“Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir resulüm.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Ben, size (gönderilen) güvenilir bir Peygamberim.”

26:163

فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Bayraktar Bayraklı

161,162,163,164. Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin! Ben, bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak âlemlerin Rabbi verecektir.

Cemal Külünkoğlu

Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

Mehmet Türk

“(Allah’tan) hakkıyla sakının ve bana itaat edin.”

26:164

وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

161,162,163,164. Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: “Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin! Ben, bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak âlemlerin Rabbi verecektir.

Cemal Külünkoğlu

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi takdir etmek ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

Mehmet Türk

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükâfatım, ancak âlemlerin Rabbi olan (Allah)’a aittir.”

26:165

أَتَأۡتُونَ ٱلذُّكۡرَانَ مِنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

165,166. Allah'ın sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, erkeklerle mi cinsel ilişkiye giriyorsunuz? Doğrusu siz sapık bir toplumsunuz.”

Cemal Külünkoğlu

165-166.“Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz.”

Mehmet Türk

“Siz, insanlardan erkeklere mi yaklaşıyorsunuz.”

26:166

وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمۡ رَبُّكُم مِّنۡ أَزۡوَٰجِكُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ عَادُونَ

Bayraktar Bayraklı

165,166. Allah'ın sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, erkeklerle mi cinsel ilişkiye giriyorsunuz? Doğrusu siz sapık bir toplumsunuz.”

Cemal Külünkoğlu

165-166.“Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz.”

Mehmet Türk

“(Hem de) Rabbinizin sizler için eşlerinizde yarattığını bırakarak! Doğrusu siz, insanlıktan çıkmış bir toplumsunuz.” (dedi.)

26:167

قَالُواْ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ يَٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلۡمُخۡرَجِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar şöyle dediler: “Ey Lût! Bizi kınamaya bir son vermezsen, kesinlikle sürgün edilenlerden olacaksın.”

Cemal Külünkoğlu

Dediler ki: “Ey Lût! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen (bu şehirden) mutlaka kovulacaksın!”

Mehmet Türk

(Onlar da): “Ey Lût! Eğer sen (bu davadan) vazgeçmezsen, (şunu iyi bil ki) kovulanlardan olacaksın!” dediler.

26:168

قَالَ إِنِّي لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلۡقَالِينَ

Bayraktar Bayraklı

168,169. Lût, “Ben kesinlikle, yaptığınız bu işe kızanlardanım. Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar!” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Lût dedi ki: “Doğrusu ben sizin bu sapık davranışınızdan tiksinenlerdenim.”

Mehmet Türk

(Lût): “(Doğrusu) ben, sizin bu işinizden nefret ediyorum.” dedi.

26:169

رَبِّ نَجِّنِي وَأَهۡلِي مِمَّا يَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

168,169. Lût, “Ben kesinlikle, yaptığınız bu işe kızanlardanım. Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar!” dedi.

Cemal Külünkoğlu

“Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar!”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Ey Rabbim! Beni ve ailemi, onların yaptıklarından kurtar.” dedi.

26:170

فَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ

Bayraktar Bayraklı

170,171. Bunun üzerine biz de onu ve helâk olanların içerisinde kalan bir kocakarı dışında bütün ailesini kurtardık.

Cemal Külünkoğlu

170.171.Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.

Mehmet Türk

Biz de onu ve ailesinin hepsini kurtardık.

26:171

إِلَّا عَجُوزࣰ ا فِي ٱلۡغَٰبِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

170,171. Bunun üzerine biz de onu ve helâk olanların içerisinde kalan bir kocakarı dışında bütün ailesini kurtardık.

Cemal Külünkoğlu

170.171.Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.

Mehmet Türk

Ancak geride kalan yaşlı karı(sı bunun) dışında (kaldı).

26:172

ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

172,173. Sonra diğerlerini yerle bir ettik. Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Ne kötü bir yağmurdu, o uyarılanların yağmuru!

Cemal Külünkoğlu

Sonra (Lut’un karısıyla) diğerlerini helâk ettik.

Mehmet Türk

Sonra geride kalanların hepsini helâk ettik.

26:173

وَأَمۡطَرۡنَا عَلَيۡهِم مَّطَرࣰ اۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

172,173. Sonra diğerlerini yerle bir ettik. Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Ne kötü bir yağmurdu, o uyarılanların yağmuru!

Cemal Külünkoğlu

Üzerlerine (dehşetli) bir yağmur yağdırdık. Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin yağmuru ne kötüdür.

Mehmet Türk

Ve üzerlerine çok şiddetli bir (azap) yağmuru yağdırdık. (Uyarılanların) yağmuru gerçekten ne kötü bir yağmurdur!

26:174

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

174,175. Bunda kesinlikle bir ders vardır. Onların çoğu inanmamış olsa da. Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz bunda (alınacak büyük) bir ders vardır. (Buna rağmen) yine de onların çoğu inanmamakta diretiyor.

Mehmet Türk

Şüphesiz bu (Lût kıssasında, insanlar için) bir ibret vardır ama onların çoğu (hâlâ) inanmadılar.

26:175

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Bayraktar Bayraklı

174,175. Bunda kesinlikle bir ders vardır. Onların çoğu inanmamış olsa da. Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.

Cemal Külünkoğlu

Ve yine kuşku yok ki, senin Rabbin, mutlak galiptir, çok merhametlidir.

Mehmet Türk

Şüphesiz senin Rabbin O çok şerefli, pek merhametli olan (Allah)’tır.

26:176

كَذَّبَ أَصۡحَٰبُ لۡـَٔيۡكَةِ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.

Cemal Külünkoğlu

Eyke halkı da resulleri yalanladı.

Mehmet Türk

Eyke (toplumu) de Peygamberleri yalanladılar.

26:177

إِذۡ قَالَ لَهُمۡ شُعَيۡبٌ أَلَا تَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara Şu‘ayb şunları söyledi: “Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

Cemal Külünkoğlu

Hani Şuayb, onlara şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

Mehmet Türk

Şuayb, onlara: “(Allah’tan) hakkıyla sakınmayacak mısınız?” dedi.

26:178

إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

“Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”

Cemal Külünkoğlu

“Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir resulüm.

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Ben, size (gönderilen) güvenilir bir Peygamberim.”

26:179

فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Bayraktar Bayraklı

“Allah'tan korkun ve bana itaat edin.”

Cemal Külünkoğlu

Artık, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

Mehmet Türk

“(Allah’tan) hakkıyla sakının ve bana itaat edin.”

26:180

وَمَآ أَسۡـَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍۖ إِنۡ أَجۡرِيَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Ben, bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak âlemlerin Rabbi verecektir.”

Cemal Külünkoğlu

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi takdir etmek ancak âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”

Mehmet Türk

“Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükâfatım, ancak âlemlerin Rabbi olan (Allah)’a aittir.”

26:181

۞أَوۡفُواْ ٱلۡكَيۡلَ وَلَا تَكُونُواْ مِنَ ٱلۡمُخۡسِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Ölçüyü ve tartıyı eksiksiz yapınız! İnsanların hakkını kısanlardan olmayınız!”

Cemal Külünkoğlu

“Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın.

Mehmet Türk

“Ölçüyü tam yapın ve eksik tartanlardan olmayın.”

26:182

وَزِنُواْ بِٱلۡقِسۡطَاسِ ٱلۡمُسۡتَقِيمِ

Bayraktar Bayraklı

“Doğru terazi ile tartınız!”

Cemal Külünkoğlu

Doğru terazi ile tartın.

Mehmet Türk

“Ve dosdoğru terazi ile tartın.”

26:183

وَلَا تَبۡخَسُواْ ٱلنَّاسَ أَشۡيَآءَهُمۡ وَلَا تَعۡثَوۡاْ فِي ٱلۡأَرۡضِ مُفۡسِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

“İnsanların eşyalarını eksiltmeyiniz! Yeryüzünde kesinlikle bozgunculuk yapmayınız!”

Cemal Külünkoğlu

İnsanların mallarına düşük değer biçmeyin! Yeryüzünde kargaşa çıkarıp düzeni bozmayın!”

Mehmet Türk

“Ve İnsanların mallarına haksızlık etmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak fesat çıkartmayın.”

26:184

وَٱتَّقُواْ ٱلَّذِي خَلَقَكُمۡ وَٱلۡجِبِلَّةَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Sizi ve sizden önceki nesilleri yaratandan sakınınız!”

Cemal Külünkoğlu

“Sizi ve sizden önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının!”

Mehmet Türk

Sizi ve önceki nesilleri yaratan (Allah)’tan hakkıyla sakının.” (dedi.)

26:185

قَالُوٓاْ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلۡمُسَحَّرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar şöyle dediler: “Sen sadece büyülenenlerden birisin.”

Cemal Külünkoğlu

Onlar şöyle dediler: “Sen ancak büyülenmişlerdensin!”

Mehmet Türk

Onlar da): “Sen, kesinlikle büyülenmişsin!” dediler.

26:186

وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرࣱ مِّثۡلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلۡكَٰذِبِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Sen de sırf bizim gibi bir insansın. Senin kesinlikle yalancılardan olduğunu sanıyoruz.”

Cemal Külünkoğlu

“Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu düşünüyoruz.”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Sen ancak bizim gibi bir insansın. Şunu iyi bil ki biz, senin kesinlikle yalancılardan biri olduğunu zannediyoruz.”

26:187

فَأَسۡقِطۡ عَلَيۡنَا كِسَفࣰ ا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Haydi, eğer doğru söyleyenlerden isen üzerimize gökten bir kütle düşür!” dediler.

Cemal Külünkoğlu

“Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi gökten üzerimize bir parça düşür (de görelim)!”

Mehmet Türk

“Eğer doğru söyleyenlerden isen (haydi) göğü tepemize parça parça düşür de (görelim.” dediler.)

26:188

قَالَ رَبِّيٓ أَعۡلَمُ بِمَا تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şu‘ayb, “Rabbim, sizin ne yaptığınızı daha iyi bilir” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Bunun üzerine Şuayb:) “Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir” dedi.

Mehmet Türk

Şuayb: “Rabbim, sizin yaptıklarınızı çok iyi bilir.” dedi.

26:189

فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمۡ عَذَابُ يَوۡمِ ٱلظُّلَّةِۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوۡمٍ عَظِيمٍ

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine onu yalanladılar. Derken o gölge gününün çetin azabı onları yakıp yok etti. Şüphesiz o, korkunç bir günün azabı idi.

Cemal Külünkoğlu

(Eykeliler) Şuayb’ı yalanladılar. Bunun üzerine o gölge gününün azabı onları bastırıverdi. Gerçekten ne dehşet gündü o felaket günü!

Mehmet Türk

Onlar, onu yalanladılar, gölge gününün azabı da kendilerini yok etti. Gerçekten o çok büyük bir günün azabı idi!

26:190

إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَأٓيَةࣰۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Çoğu inanmamış olsa da bunda kesinlikle bir ders vardır.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz bunda (alınacak büyük) bir ders vardır. (Buna rağmen) yine de onların çoğu iman etmediler.

Mehmet Türk

Şüphesiz bu (Şuayb kıssasında, insanlar için) bir ibret vardır ama onların çoğu hâlâ) inanmadılar.

26:191

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.

Cemal Külünkoğlu

Ve kuşku yok ki, senin Rabbin üstün iradeli ve merhametlidir.

Mehmet Türk

Şüphesiz senin Rabbin O, çok şerefli, pek merhametli olan (Allah)’tır.

26:192

وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz Kur'ân, âlemlerin Rabbinin indirmesidir.

Cemal Külünkoğlu

Hiç kuşkusuz Kur’an, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.

Mehmet Türk

Şüphesiz bu (Kur’an,) âlemlerin Rabbi tarafından indirildi.

26:193

نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلۡأَمِينُ

Bayraktar Bayraklı

193,194,195. Kur'ân'ı, Rûhulemîn/Cebrâil, uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) Onu, güvenilir Ruh (adıyla da bilinen ve daha önceki bütün peygamberlere ilâhî mesajı getirmiş olan vahiy meleği Cebrail) indirmiştir.

Mehmet Türk

Onu Rûhu’l-Emin (Cebrâil) indirdi.

26:194

عَلَىٰ قَلۡبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُنذِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

193,194,195. Kur'ân'ı, Rûhulemîn/Cebrâil, uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir.

Cemal Külünkoğlu

194-195.Uyaran nebilerden olman için onu açık ve anlaşılır bir Arapça ile senin kalbine indirmiştir.

Mehmet Türk

Uyarıcılardan olasın diye, (onu) senin gönlüne (indirdi.)

26:195

بِلِسَانٍ عَرَبِيࣲّ مُّبِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

193,194,195. Kur'ân'ı, Rûhulemîn/Cebrâil, uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir.

Cemal Külünkoğlu

194-195.Uyaran nebilerden olman için onu açık ve anlaşılır bir Arapça ile senin kalbine indirmiştir.

Mehmet Türk

(Hem de) apaçık, Arapça bir dille.

26:196

وَإِنَّهُۥ لَفِي زُبُرِ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Kur'ân, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardır.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz bu (Kur’an’daki mesajlar), önceki (peygamber)lerin hikmet yüklü kitaplarında da yer almaktadır.

Mehmet Türk

Şüphesiz o (Kur’an’ın zikri), daha önceki (Peygamber)lerin kitaplarında da vardır.

26:197

أَوَلَمۡ يَكُن لَّهُمۡ ءَايَةً أَن يَعۡلَمَهُۥ عُلَمَٰٓؤُاْ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Bayraktar Bayraklı

İsrâiloğullarının bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil değil midir?

Cemal Külünkoğlu

İsrailoğullarına mensup âlimlerin bunu bilmeleri onlar için delil olarak yeterli değil miydi?

Mehmet Türk

İsrâil oğulları (arasındaki birçok) bilginin onu bilmesi de onlar için bir delil değil midir?

26:198

وَلَوۡ نَزَّلۡنَٰهُ عَلَىٰ بَعۡضِ ٱلۡأَعۡجَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

198,199. Biz, Kur'ân'ı Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.

Cemal Külünkoğlu

198-199.Eğer biz Kur’an’ı yabancı (ana dili Arapça olmayan) birisine indirseydik de bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.

Mehmet Türk

Eğer Biz onu Arap olmayan birisine indirseydik de,

26:199

فَقَرَأَهُۥ عَلَيۡهِم مَّا كَانُواْ بِهِۦ مُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

198,199. Biz, Kur'ân'ı Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.

Cemal Külünkoğlu

198-199.Eğer biz Kur’an’ı yabancı (ana dili Arapça olmayan) birisine indirseydik de bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.

Mehmet Türk

Bunu onlara o okusaydı, (onlar) yine de ona inanmazlardı.

26:200

كَذَٰلِكَ سَلَكۡنَٰهُ فِي قُلُوبِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

200,201. Onu, günahkârların kalplerine böyle soktuk. Bu yüzden, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.

Cemal Külünkoğlu

İşte böylece biz o Kur’an’ı (kendi dilleriyle okuyarak), o günahkârların kalplerine soktuk.

Mehmet Türk

İşte bu böyledir. (Ayrıca) Biz o (Kur’-an’ı), günâhkârların kalplerine soktuk.

26:201

لَا يُؤۡمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُاْ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِيمَ

Bayraktar Bayraklı

200,201. Onu, günahkârların kalplerine böyle soktuk. Bu yüzden, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.

Cemal Külünkoğlu

Ama onlar yine de o can yakıcı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.

Mehmet Türk

(Fakat) onlar, acıklı azabı görünceye kadar ona (açıkça) îman etmezler.

26:202

فَيَأۡتِيَهُم بَغۡتَةࣰ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

O azap onlara ansızın gelir. Onlar hiç farkedemezler.

Cemal Külünkoğlu

İşte, hiç farkında olmadıkları bir sırada, o azap ansızın kendilerine gelecek

Mehmet Türk

Hâlbuki bu (azap) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverir.

26:203

فَيَقُولُواْ هَلۡ نَحۡنُ مُنظَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Acaba bize mühlet verilir mi?” derler.

Cemal Külünkoğlu

Ve o zaman: “Acaba bize mühlet verilecek mi?” diye soracaklar.

Mehmet Türk

O zaman onlar:“(İman etmemiz için) bize bir süre tanınır mı (acaba)?” derler.

26:204

أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, azabımızın çabuk gelmesini mi istiyorlar?

Cemal Külünkoğlu

(Buna rağmen) hala bizim azabımızın çabuklaşmasını mı istiyorlar?

Mehmet Türk

(Onlar) azabımızın çabucak gelmesini (hâlâ) istiyorlar mı?

26:205

أَفَرَءَيۡتَ إِن مَّتَّعۡنَٰهُمۡ سِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Hiç düşündün mü; onları yıllarca dünya nimetleri içerisinde yaşatsak,

Cemal Külünkoğlu

205-206.Ne dersin? Biz onları yıllarca yaşatsak da sonra tehdit edildikleri o azap başlarına gelse,

Mehmet Türk

205,206. Diyelim ki Biz, onları yıllarca yaşatsak, sonra da tehdit edilmekte oldukları (azap) başlarına gelse!

26:206

ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُواْ يُوعَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra da kendilerine uyarıldıkları azap gelse;

Cemal Külünkoğlu

205-206.Ne dersin? Biz onları yıllarca yaşatsak da sonra tehdit edildikleri o azap başlarına gelse,

Mehmet Türk

205,206. Diyelim ki Biz, onları yıllarca yaşatsak, sonra da tehdit edilmekte oldukları (azap) başlarına gelse!

26:207

مَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُم مَّا كَانُواْ يُمَتَّعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bekletilmiş olmaları kendilerine ne fayda verecek?

Cemal Külünkoğlu

Kendilerine vaktiyle verilmiş olan fırsatlar onlara hiçbir fayda sağlamaz.

Mehmet Türk

Kendilerine verilen nîmetlerin onlara hiçbir faydası olmayacaktır.

26:208

وَمَآ أَهۡلَكۡنَا مِن قَرۡيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Biz hiçbir memleketi, kendilerine uyarıcılar göndermeden yok etmedik.

Cemal Külünkoğlu

208-209.Biz, hiçbir memleketi uyarıcılar göndermedikçe helâk etmedik. Bu, bir hatırlatmadır. Yoksa biz kimseye zulmederek haksızlık etmeyiz.

Mehmet Türk

Biz, uyarmadığımız hiçbir memleketi, asla helâk etmedik.

26:209

ذِكۡرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bu, bir uyarıdır. Biz, asla hiçbir kimseye haksızlık yapmayız.

Cemal Külünkoğlu

208-209.Biz, hiçbir memleketi uyarıcılar göndermedikçe helâk etmedik. Bu, bir hatırlatmadır. Yoksa biz kimseye zulmederek haksızlık etmeyiz.

Mehmet Türk

(Onlar) mutlaka uyarıldılar ve Biz asla zulmetmedik.

26:210

وَمَا تَنَزَّلَتۡ بِهِ ٱلشَّيَٰطِينُ

Bayraktar Bayraklı

Kur'ân'ı şeytanlar indirmemiştir.

Cemal Külünkoğlu

210-211-212. O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir. Bu onların harcı da değildir; zaten, buna güçleri de yetmez. Çünkü onların vahyi işitmeleri engellenmiştir.

Mehmet Türk

Ve o (Kur’an’ı) şeytanlar indirmedi.

26:211

وَمَا يَنۢبَغِي لَهُمۡ وَمَا يَسۡتَطِيعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bu, ne onlara düşer, ne de ona güç yetirebilirler.

Cemal Külünkoğlu

210-211-212. O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir. Bu onların harcı da değildir; zaten, buna güçleri de yetmez. Çünkü onların vahyi işitmeleri engellenmiştir.

Mehmet Türk

Ve bu onların harcı değildir ve buna onların güçleri de yetmez.

26:212

إِنَّهُمۡ عَنِ ٱلسَّمۡعِ لَمَعۡزُولُونَ

Bayraktar Bayraklı

Çünkü şeytanlar, kulak hırsızlığından uzak tutulmuşlardır.

Cemal Külünkoğlu

210-211-212. O Kur’an’ı şeytanlar indirmemiştir. Bu onların harcı da değildir; zaten, buna güçleri de yetmez. Çünkü onların vahyi işitmeleri engellenmiştir.

Mehmet Türk

Çünkü onların vahyi işitmeleri de kesinlikle engellenmiştir.

26:213

فَلَا تَدۡعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلۡمُعَذَّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

Artık Allah'la birlikte hiçbir tanrıya kulluk etme! Aksi takdirde cezalandırılanlardan olursun.

Cemal Külünkoğlu

Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilâha kulluk etme/başvurma! Sonra azaba uğratılanlardan olursun!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Sakın Allah ile beraber başka bir ilâha dua etme! Sonra azap edilenlerden olursun!

26:214

وَأَنذِرۡ عَشِيرَتَكَ ٱلۡأَقۡرَبِينَ

Bayraktar Bayraklı

Yakın akrabalarını uyar!

Cemal Külünkoğlu

“Artık yakınlarından başlayarak (erişebildiğin) herkesi uyar!”

Mehmet Türk

214,215. Ve (önce) akrabalarının en yakınlarını uyar. Ve sana uyan mü’minlere kanadını ger.

26:215

وَٱخۡفِضۡ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sana uyan müminlere karşı son derece alçakgönüllü ol!

Cemal Külünkoğlu

Sana uyan mü’minlere kol kanat ger!

Mehmet Türk

214,215. Ve (önce) akrabalarının en yakınlarını uyar. Ve sana uyan mü’minlere kanadını ger.

26:216

فَإِنۡ عَصَوۡكَ فَقُلۡ إِنِّي بَرِيٓءࣱ مِّمَّا تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Eğer yakın akrabaların sana karşı gelirlerse, onlara “Yaptıklarınızdan uzağım” de!

Cemal Külünkoğlu

(Müslüman oldukları halde eski hal ve yaşayışlarına devam ederek) sana karşı gelirlerse: “Ben sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim” de.

Mehmet Türk

Şâyet sana karşı gelirlerse: “Ben, kesinlikle sizin yaptıklarınızdan uzağım.” de.

26:217

وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

Bayraktar Bayraklı

217,218,219. Namaza kalktığında ve secde edenlerle birlikte dolaştığında seni gören güçlü ve merhametli olan Allah'a güven!

Cemal Külünkoğlu

Ve bu yolda, çok acıyıp esirgeyen O yüceler yücesine güven!

Mehmet Türk

217,218. Sen O çok şerefli, pek merhametli olan (Allah)’a tevekkül et. (Zira) O (Allah) nerede olursan ol seni görür.

26:218

ٱلَّذِي يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ

Bayraktar Bayraklı

217,218,219. Namaza kalktığında ve secde edenlerle birlikte dolaştığında seni gören güçlü ve merhametli olan Allah'a güven!

Cemal Külünkoğlu

O (Allah) ki, nerede olursan ol seni (Allah için ayakta kalmaya çalışırken) görüyor.

Mehmet Türk

217,218. Sen O çok şerefli, pek merhametli olan (Allah)’a tevekkül et. (Zira) O (Allah) nerede olursan ol seni görür.

26:219

وَتَقَلُّبَكَ فِي ٱلسَّٰجِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

217,218,219. Namaza kalktığında ve secde edenlerle birlikte dolaştığında seni gören güçlü ve merhametli olan Allah'a güven!

Cemal Külünkoğlu

Saygı ile secde edenler arasında yer aldığını da (görüyor).

Mehmet Türk

Ve senin secde eden (mü’min)ler arasında dolaşmanı da (görür).

26:220

إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz O, her şeyi duyar; her şeyi bilir.

Cemal Külünkoğlu

Hiç kuşkusuz O, (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

Çünkü (her şeyi) hakkıyla işiten (ve) bilen O (Allah)’tır.

26:221

هَلۡ أُنَبِّئُكُمۡ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّيَٰطِينُ

Bayraktar Bayraklı

“Şeytanların ise kime ineceğini size haber vereyim mi?”

Cemal Külünkoğlu

Size o şeytani güçlerin kime indiğini haber vereyim mi?

Mehmet Türk

(Ey insanlar!) Şeytanların kime indiğini size haber vereyim mi?

26:222

تَنَزَّلُ عَلَىٰ كُلِّ أَفَّاكٍ أَثِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

“Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üstüne inerler.”

Cemal Külünkoğlu

Onlar nerede kendi kendini aldatan bir günahkâr ve yalancı varsa ona iner.

Mehmet Türk

Onlar, günâhtan korkmayan sahtekârlara inerler.

26:223

يُلۡقُونَ ٱلسَّمۡعَ وَأَكۡثَرُهُمۡ كَٰذِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Bunlar, şeytanlara kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.”

Cemal Külünkoğlu

Onlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.

Mehmet Türk

Onlar da çoğu yalancı olan (şeytanlara) kulak verirler.

26:224

وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلۡغَاوُۥنَ

Bayraktar Bayraklı

“Şairlere gelince, onlara da sapıklar uyarlar.”

Cemal Külünkoğlu

(İslam karşıtı) şairler var ya, bunların peşine de sapkınlarla azgınlar düşer!

Mehmet Türk

Şairler(e gelince), onlara da hep azgınlar uyar.

26:225

أَلَمۡ تَرَ أَنَّهُمۡ فِي كُلِّ وَادࣲ يَهِيمُونَ

Bayraktar Bayraklı

225,226. “Onların her vadide başı boş dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?”

Cemal Külünkoğlu

Görmez misin onların her sahada (hayallerin peşinde) şaşkın şaşkın dolaştıklarını.

Mehmet Türk

Onların vadilerde şaşkın şaşkın dolaştıklarını görmedin mi?

26:226

وَأَنَّهُمۡ يَقُولُونَ مَا لَا يَفۡعَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

225,226. “Onların her vadide başı boş dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?”

Cemal Külünkoğlu

Ve yapamayacakları şeyleri söyleyip durduklarını?

Mehmet Türk

Ve onlar, yapmayacakları şeyleri söylerler.

26:227

إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَذَكَرُواْ ٱللَّهَ كَثِيرࣰ ا وَٱنتَصَرُواْ مِنۢ بَعۡدِ مَا ظُلِمُواْۗ وَسَيَعۡلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓاْ أَيَّ مُنقَلَبࣲ يَنقَلِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğradıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Zulmedenler hangi devrimle devrileceklerini bileceklerdir.

Cemal Külünkoğlu

Yalnız iman edip erdemli davranışlar ortaya koyanlar, Allah’ı çokça ananlar ve zulme uğradıklarında zalimlere karşı koyanlar böyle değildirler. Zalimler, ne acı bir akıbetle yüz yüze geleceklerini yakında anlayacaklardır.

Mehmet Türk

Ancak (Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlar, Allah’ı çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar bunu dışındadır. Zâlimler nasıl bir devrime uğrayıp devrileceklerini pek yakında bilecekler!