İçeriğe atla
Untold Serenity

37. As-Saffat

Those who set the Ranks · Mekkî · 182 âyet · Nüzul sırası 56

الصافات

The name is derived from the word was saaffat with which the Surah begins.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

37:1

وَٱلصَّٰٓفَّٰتِ صَفࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4. Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'ân okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.

Cemal Külünkoğlu

Sıra sıra saflar halinde dizilmiş (melek)leri düşün!

Mehmet Türk

1,2,3,4. Omuz omuza veren (Müslümanlara, bunları) yönlendirip sevk eden (önder)lere ve Allah’ın Kitabını dilinden düşürmeyenlere yemin olsun ki, sizin ilâhınız gerçekten tektir.

37:2

فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجۡرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4. Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'ân okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.

Cemal Külünkoğlu

(Bulutları) sürükleyip götürenleri düşün!

Mehmet Türk

1,2,3,4. Omuz omuza veren (Müslümanlara, bunları) yönlendirip sevk eden (önder)lere ve Allah’ın Kitabını dilinden düşürmeyenlere yemin olsun ki, sizin ilâhınız gerçekten tektir.

37:3

فَٱلتَّٰلِيَٰتِ ذِكۡرًا

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4. Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'ân okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.

Cemal Külünkoğlu

Uyarmak için peş peşe gelen (ayet)leri de düşün!

Mehmet Türk

1,2,3,4. Omuz omuza veren (Müslümanlara, bunları) yönlendirip sevk eden (önder)lere ve Allah’ın Kitabını dilinden düşürmeyenlere yemin olsun ki, sizin ilâhınız gerçekten tektir.

37:4

إِنَّ إِلَٰهَكُمۡ لَوَٰحِدࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4. Sıra sıra dizilenlere, toplayıp sürenlere, Kur'ân okuyanlara andolsun ki sizin tanrınız tektir.

Cemal Külünkoğlu

Tartışmasız sizin ilahınız gerçekten tektir.

Mehmet Türk

1,2,3,4. Omuz omuza veren (Müslümanlara, bunları) yönlendirip sevk eden (önder)lere ve Allah’ın Kitabını dilinden düşürmeyenlere yemin olsun ki, sizin ilâhınız gerçekten tektir.

37:5

رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَرَبُّ ٱلۡمَشَٰرِقِ

Bayraktar Bayraklı

O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuş yerlerinin de Rabbidir.

Cemal Külünkoğlu

O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir, (Güneş’in) bütün doğuş yerlerinin de Rabbidir.

Mehmet Türk

(O aynı zamanda) hem göklerin, hem yerin, hem de ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi olduğu gibi doğuların da Rabbi’dir.

37:6

إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِزِينَةٍ ٱلۡكَوَاكِبِ

Bayraktar Bayraklı

Biz, o yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsleyip donattık.

Cemal Külünkoğlu

Muhakkak ki biz, dünya semasını (yeryüzüne en yakın göğü) yıldızlarla süsleyip donattık.

Mehmet Türk

Şüphesiz Biz, dünya göğünü yıldızların güzelliğiyle süsledik.

37:7

وَحِفۡظࣰ ا مِّن كُلِّ شَيۡطَٰنࣲ مَّارِدࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

O yakın göğü her türlü inatçı asi şeytandan koruduk.

Cemal Külünkoğlu

Onları her (isyankâr) şeytanın tasallutundan koruduk.

Mehmet Türk

Ve onu her türlü azgın şeytanın şerrinden tamamen koruduk.

37:8

لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰ وَيُقۡذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Onlar ne kadar çırpınsalar da o yüce konseyi dinleyemezler ve her taraftan atışa tutulurlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, Mele-i Ala’yı (yüce konseyi/ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. (Dinlemeye kalksalar) her taraftan taşlanarak uzaklaştırılırlar.

Mehmet Türk

8,9. O (şeytanlar) yüce (melekler) topluluğunu dinleyemezler ve onlar, her yönden kovularak uzaklaştırılırlar. Bir de onlar için bitmeyen azap vardır.

37:9

دُحُورࣰ اۖ وَلَهُمۡ عَذَابࣱ وَاصِبٌ

Bayraktar Bayraklı

Kovulurlar ve onlar için yakalarını bırakmayan bir azap vardır.

Cemal Külünkoğlu

Kovulmuş olarak, onlar için kesintisiz azap vardır.

Mehmet Türk

8,9. O (şeytanlar) yüce (melekler) topluluğunu dinleyemezler ve onlar, her yönden kovularak uzaklaştırılırlar. Bir de onlar için bitmeyen azap vardır.

37:10

إِلَّا مَنۡ خَطِفَ ٱلۡخَطۡفَةَ فَأَتۡبَعَهُۥ شِهَابࣱ ثَاقِبࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Yüce konseyden/topluluktan bir söz kapan olursa, onu da delice bir alev izler.

Cemal Külünkoğlu

Eğer (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder).

Mehmet Türk

Ancak söz hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir ateş izler.

37:11

فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَهُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَم مَّنۡ خَلَقۡنَآۚ إِنَّا خَلَقۡنَٰهُم مِّن طِينࣲ لَّازِبِۭ

Bayraktar Bayraklı

Şimdi onlara sor: “Yaratılış bakımından kendileri mi daha zor, yoksa bizim yarattıklarımız mı?” Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.

Cemal Külünkoğlu

Şimdi sen onlara sor bakalım: “Yaradılışça onlar mı daha güçlüdür yoksa yarattığımız (gökler ve oralardaki melekler mi)?” Şüphesiz biz onları (Adem’den, Adem’i de) yapışkan bir çamurdan yarattık.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Kâfirlere: “Kendilerini (âhirette tekrar) yaratmamızın, yarattıklarımızın tamamını yaratmaktan daha mı zor?” olduğunu sor. Doğrusu Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.

37:12

بَلۡ عَجِبۡتَ وَيَسۡخَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sen hayran kaldın; onlarsa alay ediyorlar.

Cemal Külünkoğlu

Hayır, sen hayranlık ve şaşkınlık duyarken onlar (yalnızca) alay ederler.

Mehmet Türk

Fakat sen (buna) hayran kalırken, onlar alay ediyorlar.

37:13

وَإِذَا ذُكِّرُواْ لَا يَذۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine öğüt verilse, öğüt almıyorlar.

Cemal Külünkoğlu

Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almazlar.

Mehmet Türk

Ve uyarıldıklarında da hiç düşünmüyorlar.

37:14

وَإِذَا رَأَوۡاْ ءَايَةࣰ يَسۡتَسۡخِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bir âyet görseler, alay ediyorlar.

Cemal Külünkoğlu

Bir ilahi mesajla muhatap olduklarında, onu alaya alırlar,

Mehmet Türk

Bir mûcize gördüklerinde alay ediyorlar.

37:15

وَقَالُوٓاْ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ مُّبِينٌ

Bayraktar Bayraklı

Onlar şöyle derler: “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir.”

Cemal Külünkoğlu

“Bu, büyü(leyici söz)den başka bir şey değildir” derler.

Mehmet Türk

15,16,17. Ve onlar: “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. Yani biz ve ilk atalarımız öldükten, toprak ve kemik olduktan sonra gerçekten diriltilecek miyiz?” dediler.

37:16

أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Yani biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı diriltileceğiz?”

Cemal Külünkoğlu

“Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?

Mehmet Türk

15,16,17. Ve onlar: “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. Yani biz ve ilk atalarımız öldükten, toprak ve kemik olduktan sonra gerçekten diriltilecek miyiz?” dediler.

37:17

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Önceki atalarımız da mı?”

Cemal Külünkoğlu

Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı (diriltilecek)?” derler.

Mehmet Türk

15,16,17. Ve onlar: “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. Yani biz ve ilk atalarımız öldükten, toprak ve kemik olduktan sonra gerçekten diriltilecek miyiz?” dediler.

37:18

قُلۡ نَعَمۡ وَأَنتُمۡ دَٰخِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Evet, siz hem de aşağılanarak diriltileceksiniz.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Evet, hem de aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz).”

Mehmet Türk

(Sen de onlara): “Evet hem de rezil bir durumda.” de.

37:19

فَإِنَّمَا هِيَ زَجۡرَةࣱ وَٰحِدَةࣱ فَإِذَا هُمۡ يَنظُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

O iş, sadece korkunç bir sesten ibarettir. Hemen onlar, diriltilmiş olarak bakıyorlardır.

Cemal Külünkoğlu

O (diriliş anı) sadece şiddetli bir sesten (ikinci Sur’a üfürülüşten) ibarettir. Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş, şaşkın bir şekilde etrafa) bakınıp duruyorlar.

Mehmet Türk

O (dirilme,) korkunç bir çığlıktan ibarettir ve o anda, onlar baka kalırlar.

37:20

وَقَالُواْ يَٰوَيۡلَنَا هَٰذَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ

Bayraktar Bayraklı

“Vah bize! Bu ceza günüdür” diyecekler.

Cemal Külünkoğlu

(Ve o zaman:) “Eyvah bizlere! İşte bu hesap günüdür!” derler.

Mehmet Türk

Ve: “Yazıklar olsun bize! Bu, hesap günüdür.” derler.

37:21

هَٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür.”

Cemal Külünkoğlu

(Onlara:) “Bu, sizin yalanlamakta olduğunuz (iyiyi kötüden, haklıyı haksızdan, mazlumu zalimden, mü’mini kâfirden) ayırma günüdür.”

Mehmet Türk

(O gün onlara): “İşte bu, sizin yalanlayıp durduğunuz (Müslüman’ı kâfirden) ayırt etme günüdür.” (denilir.)

37:22

۞ٱحۡشُرُواْ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ وَأَزۡوَٰجَهُمۡ وَمَا كَانُواْ يَعۡبُدُونَ

Bayraktar Bayraklı

22,23,24. Allah, meleklerine şöyle emreder: “Zâlimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını, Allah'tan başka taptıkları tanrılarını toplayınız. Onlara cehennemin yolunu gösteriniz. Onları tutuklayınız, çünkü onlar sorguya çekilecekler.”

Cemal Külünkoğlu

(Allah, meleklere şöyle buyurur:) “Zalimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve tapmış olduklarını toplayın!”

Mehmet Türk

22,23. (Ve Allah): “Toplayın şu zâlimleri, aynı yoldaki kafadarlarını ve Allah’tan başka taptıklarını! Onları hemen cehennemin yoluna sürün!”

37:23

مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهۡدُوهُمۡ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلۡجَحِيمِ

Bayraktar Bayraklı

22,23,24. Allah, meleklerine şöyle emreder: “Zâlimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını, Allah'tan başka taptıkları tanrılarını toplayınız. Onlara cehennemin yolunu gösteriniz. Onları tutuklayınız, çünkü onlar sorguya çekilecekler.”

Cemal Külünkoğlu

Allah’tan başka kulluk ettiklerine ve hepsine cehennemin nerede olduğunu gösterin!

Mehmet Türk

22,23. (Ve Allah): “Toplayın şu zâlimleri, aynı yoldaki kafadarlarını ve Allah’tan başka taptıklarını! Onları hemen cehennemin yoluna sürün!”

37:24

وَقِفُوهُمۡۖ إِنَّهُم مَّسۡـُٔولُونَ

Bayraktar Bayraklı

22,23,24. Allah, meleklerine şöyle emreder: “Zâlimleri, onların aynı yoldaki arkadaşlarını, Allah'tan başka taptıkları tanrılarını toplayınız. Onlara cehennemin yolunu gösteriniz. Onları tutuklayınız, çünkü onlar sorguya çekilecekler.”

Cemal Külünkoğlu

Ve onları (orada) tutun! Çünkü onlara sorulacak:

Mehmet Türk

“Ve hesaba çekilmeleri için onları orada bekletin!” buyurur.

37:25

مَا لَكُمۡ لَا تَنَاصَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Size ne oldu ki, birbirinize yardım etmiyorsunuz?

Cemal Külünkoğlu

(Onlara orada) “Size ne oldu ki (şimdi) birbirinize yardım edemiyorsunuz?” denecek.

Mehmet Türk

(Bir de onlara): “Size ne oldu da birbirinizle (dünyadaki gibi) yardımlaşmıyorsunuz?” (denilir.)

37:26

بَلۡ هُمُ ٱلۡيَوۡمَ مُسۡتَسۡلِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Hayır! Onlar o gün teslim olmuşlardır.

Cemal Külünkoğlu

Doğrusu onlar o gün kayıtsız şartsız teslim olmuşlar (boyun eğmişlerdir).

Mehmet Türk

26,27,28. O gün (aralarında yardımlaşmaları bir yana) onlar, zilletle boyun eğecekler ve dönüp birbirlerini sorumlu tutarak (ötekilere): “Gerçekten siz (dünyada) bize hep haktan yana gibi görünürdünüz.” diyecekler.

37:27

وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَسَآءَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Dönüp birbirlerine soracaklar.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar da) birbirlerine dönüp sitem etmeye kalkışacaklar.

Mehmet Türk

26,27,28. O gün (aralarında yardımlaşmaları bir yana) onlar, zilletle boyun eğecekler ve dönüp birbirlerini sorumlu tutarak (ötekilere): “Gerçekten siz (dünyada) bize hep haktan yana gibi görünürdünüz.” diyecekler.

37:28

قَالُوٓاْ إِنَّكُمۡ كُنتُمۡ تَأۡتُونَنَا عَنِ ٱلۡيَمِينِ

Bayraktar Bayraklı

Uyanlar, uyduklarına: “Siz, bize sağdan geliyordunuz” diyecekler.

Cemal Külünkoğlu

(Kötülükte kendilerine uyanlar, uydukları kimselere:) “Siz bize hep haktan yana görünerek yaklaşırdınız.” diyecekler.

Mehmet Türk

26,27,28. O gün (aralarında yardımlaşmaları bir yana) onlar, zilletle boyun eğecekler ve dönüp birbirlerini sorumlu tutarak (ötekilere): “Gerçekten siz (dünyada) bize hep haktan yana gibi görünürdünüz.” diyecekler.

37:29

قَالُواْ بَل لَّمۡ تَكُونُواْ مُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Uyulanlar da şöyle diyecekler: “Siz zaten inanmıyordunuz.”

Cemal Külünkoğlu

(Diğerleri de onlara) şöyle diyecek: “Hayır, siz zaten hiçbir zaman mü’min olmadınız ki.”

Mehmet Türk

29,30,31,32. (Diğerleri de:) “Hayır! (Aslında) siz zâten Müslüman bile değildiniz. (Sonra) bizim sizin üzerinizde hâkimiyet kurma gücümüz de yoktu. Hatta siz, azgın bir toplum idiniz. Sonunda (hepimiz) Rabbimizin azabını hak ettik ve bu azabı mutlaka tadacağız. Biz, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik.” derler.

37:30

وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيۡكُم مِّن سُلۡطَٰنِۭۖ بَلۡ كُنتُمۡ قَوۡمࣰ ا طَٰغِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz, azgın bir toplum olmuştunuz.”

Cemal Külünkoğlu

(Ayrıca) “Bizim sizin üzerinizde hiçbir yaptırım gücümüz yoktu. Ama siz (ta başından beri zaten) azgın bir topluluktunuz.”

Mehmet Türk

29,30,31,32. (Diğerleri de:) “Hayır! (Aslında) siz zâten Müslüman bile değildiniz. (Sonra) bizim sizin üzerinizde hâkimiyet kurma gücümüz de yoktu. Hatta siz, azgın bir toplum idiniz. Sonunda (hepimiz) Rabbimizin azabını hak ettik ve bu azabı mutlaka tadacağız. Biz, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik.” derler.

37:31

فَحَقَّ عَلَيۡنَا قَوۡلُ رَبِّنَآۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Şimdi bize Rabbimizin azap sözü kesinleşti. Artık birlikte tadacağız.”

Cemal Külünkoğlu

“Artık Rabbimizin hakkımızdaki azap sözü gerçekleşti. Çaresi yok hep birlikte bu azabı çekeceğiz!”

Mehmet Türk

29,30,31,32. (Diğerleri de:) “Hayır! (Aslında) siz zâten Müslüman bile değildiniz. (Sonra) bizim sizin üzerinizde hâkimiyet kurma gücümüz de yoktu. Hatta siz, azgın bir toplum idiniz. Sonunda (hepimiz) Rabbimizin azabını hak ettik ve bu azabı mutlaka tadacağız. Biz, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik.” derler.

37:32

فَأَغۡوَيۡنَٰكُمۡ إِنَّا كُنَّا غَٰوِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Sizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık.”

Cemal Külünkoğlu

“(Evet,) sizi azdırdık (yoldan çıkardık), çünkü biz de azgın kimselerdik.”

Mehmet Türk

29,30,31,32. (Diğerleri de:) “Hayır! (Aslında) siz zâten Müslüman bile değildiniz. (Sonra) bizim sizin üzerinizde hâkimiyet kurma gücümüz de yoktu. Hatta siz, azgın bir toplum idiniz. Sonunda (hepimiz) Rabbimizin azabını hak ettik ve bu azabı mutlaka tadacağız. Biz, sizi azdırdık, çünkü biz de azgın kimselerdik.” derler.

37:33

فَإِنَّهُمۡ يَوۡمَئِذࣲ فِي ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

O gün onlar azap çekmede ortaktırlar.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz o gün, onlar azapta ortaktırlar.

Mehmet Türk

Şüphesiz o gün onlar, azapta ortaktırlar.

37:34

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

İşte biz suçlulara böyle yaparız.

Cemal Külünkoğlu

İşte biz, suçlulara böyle yaparız.

Mehmet Türk

İşte Biz, günâhkârlara böyle yaparız.

37:35

إِنَّهُمۡ كَانُوٓاْ إِذَا قِيلَ لَهُمۡ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسۡتَكۡبِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Çünkü onlara, “Allah'tan başka tanrı yoktur” denildiğinde büyüklük taslarlardı.

Cemal Külünkoğlu

Çünkü onlara: “Allah’tan başka ilah yoktur” denildiği zaman büyüklük taslamışlardı.

Mehmet Türk

Çünkü onlara: “Allah’tan başka ilâh yoktur.” denildiği zaman, hep büyüklük taslarlardı.

37:36

وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓاْ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرࣲ مَّجۡنُونِۭ

Bayraktar Bayraklı

Şöyle diyorlardı: “Ne yani, cin çarpmış bir şair için tanrılarımızı terk mi edelim?”

Cemal Külünkoğlu

Ve “deli bir şair için ilahlarımızı mı bırakalım?” demişlerdi.

Mehmet Türk

Ve: “Biz cinlenmiş bir şair için ilâhlarımızı terk mi edeceğiz?” derlerdi.

37:37

بَلۡ جَآءَ بِٱلۡحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Hayır! O, gerçeği getirdi ve peygamberleri de doğruladı.

Cemal Külünkoğlu

Hayır! (O ne delidir ne de şair,) o, hakkı getirmiş ve (kendinden önce) gönderilmiş olan elçileri de doğrulamıştır.

Mehmet Türk

Tam tersine o (Muhammed) hakkı getiren ve önceki Peygamberleri doğrulayan, (bir Peygamber)’dir.

37:38

إِنَّكُمۡ لَذَآئِقُواْ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡأَلِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz siz acı azabı tadacaksınız.

Cemal Külünkoğlu

Şimdi siz bu elem dolu azabı çekeceksiniz.

Mehmet Türk

(Ey kâfirler!) Siz ise (âhirette) acıklı azabı tadıcılarsınız.

37:39

وَمَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Size, sadece yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.

Cemal Külünkoğlu

Siz sadece yaptıklarınızın karşılığını göreceksiniz.

Mehmet Türk

Ama sadece yaptıklarınızla cezâlandırılacaksınız.

37:40

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ancak, Allah'ın hâlis kulları istisna edilecektir.

Cemal Külünkoğlu

Ancak Allah’a gönülden bağlı olan kullar bu cezanın dışındadır.

Mehmet Türk

Ancak Allah’ın seçilmiş kulları (bu azabın) dışındadır.

37:41

أُوْلَٰٓئِكَ لَهُمۡ رِزۡقࣱ مَّعۡلُومࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Bunlar için bilinen bir rızık vardır.

Cemal Külünkoğlu

İşte onlar için ahirette özel hazırlanmış nimetler vardır.

Mehmet Türk

41,42,43,44. İşte onlara (âhirette) bilinen bir rızık ve meyveler vardır ve onlar nîmetlerle donatılmış cennetlerde karşılıklı tahtlar üzerinde, ikram görürler.

37:42

فَوَٰكِهُ وَهُم مُّكۡرَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

42,43,44. Türlü meyveler vardır. Onlar nimet cennetlerinde karşılıklı koltuklarda ağırlanacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

42-43-44. Onlar nimetlerle dolu cennetlerde, birbirlerine karşı tahtlar üzerinde (otururlarken) kendilerine sürekli ikramda bulunulur.

Mehmet Türk

41,42,43,44. İşte onlara (âhirette) bilinen bir rızık ve meyveler vardır ve onlar nîmetlerle donatılmış cennetlerde karşılıklı tahtlar üzerinde, ikram görürler.

37:43

فِي جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Bayraktar Bayraklı

42,43,44. Türlü meyveler vardır. Onlar nimet cennetlerinde karşılıklı koltuklarda ağırlanacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

42-43-44. Onlar nimetlerle dolu cennetlerde, birbirlerine karşı tahtlar üzerinde (otururlarken) kendilerine sürekli ikramda bulunulur.

Mehmet Türk

41,42,43,44. İşte onlara (âhirette) bilinen bir rızık ve meyveler vardır ve onlar nîmetlerle donatılmış cennetlerde karşılıklı tahtlar üzerinde, ikram görürler.

37:44

عَلَىٰ سُرُرࣲ مُّتَقَٰبِلِينَ

Bayraktar Bayraklı

42,43,44. Türlü meyveler vardır. Onlar nimet cennetlerinde karşılıklı koltuklarda ağırlanacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

42-43-44. Onlar nimetlerle dolu cennetlerde, birbirlerine karşı tahtlar üzerinde (otururlarken) kendilerine sürekli ikramda bulunulur.

Mehmet Türk

41,42,43,44. İşte onlara (âhirette) bilinen bir rızık ve meyveler vardır ve onlar nîmetlerle donatılmış cennetlerde karşılıklı tahtlar üzerinde, ikram görürler.

37:45

يُطَافُ عَلَيۡهِم بِكَأۡسࣲ مِّن مَّعِينِۭ

Bayraktar Bayraklı

45,46. Aralarında bembeyaz, içenlerin lezzet aldığı kaynaklardan doldurulmuş kadehler dolaştırılacaktır.

Cemal Külünkoğlu

45-46.Aralarında bembeyaz, içenlere pek hoş gelen dupduru pınardan (doldurulmuş) bir kâse dolaştırılır.

Mehmet Türk

45,46,47. (Cennette onlara) berrak, içenlere lezzet veren, zararsız ve sarhoş etmeyen cennet içecekleriyle (dolu) kâseler, sunulur.

37:46

بَيۡضَآءَ لَذَّةࣲ لِّلشَّٰرِبِينَ

Bayraktar Bayraklı

45,46. Aralarında bembeyaz, içenlerin lezzet aldığı kaynaklardan doldurulmuş kadehler dolaştırılacaktır.

Cemal Külünkoğlu

45-46.Aralarında bembeyaz, içenlere pek hoş gelen dupduru pınardan (doldurulmuş) bir kâse dolaştırılır.

Mehmet Türk

45,46,47. (Cennette onlara) berrak, içenlere lezzet veren, zararsız ve sarhoş etmeyen cennet içecekleriyle (dolu) kâseler, sunulur.

37:47

لَا فِيهَا غَوۡلࣱ وَلَا هُمۡ عَنۡهَا يُنزَفُونَ

Bayraktar Bayraklı

O içecekte ne sersemletme vardır, ne de ondan dolayı sarhoş olurlar.

Cemal Külünkoğlu

Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar.

Mehmet Türk

45,46,47. (Cennette onlara) berrak, içenlere lezzet veren, zararsız ve sarhoş etmeyen cennet içecekleriyle (dolu) kâseler, sunulur.

37:48

وَعِندَهُمۡ قَٰصِرَٰتُ ٱلطَّرۡفِ عِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Yanlarında, gözlerini kendilerinden ayırmayan güzel gözlü eşleri olacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Ve yanlarında da bakışlarını kendilerine çevirmiş (sadece onlardan emir bekleyen) güzel gözlü eşler vardır.

Mehmet Türk

48,49. Ve yanlarında da güzel gözleri eşlerinden başkasını görmeyen, kusursuz (hale getirilmiş) eşleri olacaktır.

37:49

كَأَنَّهُنَّ بَيۡضࣱ مَّكۡنُونࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyazdır.

Cemal Külünkoğlu

Korunmuş deve kuşu yumurtaları gibidir onlar (her türlü lekeden uzak, korunmuş ve kendilerine hiçbir el değmemiştir).

Mehmet Türk

48,49. Ve yanlarında da güzel gözleri eşlerinden başkasını görmeyen, kusursuz (hale getirilmiş) eşleri olacaktır.

37:50

فَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَسَآءَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte o zaman, birbirlerine dönerek soracaklar.

Cemal Külünkoğlu

Cennet ehli (geçmiş hayatları hakkında) birbirine dönüp soru soracaklar.

Mehmet Türk

(Cennettekiler) o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.

37:51

قَالَ قَآئِلࣱ مِّنۡهُمۡ إِنِّي كَانَ لِي قَرِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

İçlerinden biri, “Benim, bir arkadaşım vardı” der.

Cemal Külünkoğlu

İçlerinden biri: “Benim bir arkadaşım vardı.” diyecek.

Mehmet Türk

İçlerinden birisi: “Benim (dünyada) bir arkadaşım vardı.” diyecek.

37:52

يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُصَدِّقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Derdi ki: “Sen de, öldükten sonra dirilmeye inananlardan mısın?”

Cemal Külünkoğlu

(Bana:) “Sen gerçekten onun doğruluğunu tasdik ediyor musun?”

Mehmet Türk

52,53. (Ve devamla, o bana): “Sen gerçekten, bizim ölünce, toprak ve kemikler haline geldikten sonra, sorguya çekileceğimize inananlardan mısın?” derdi.

37:53

أَءِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابࣰ ا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Biz ölüp kemik ve toprak haline geldiğimiz zaman, dirilip cezalandırılacak mıyız?”

Cemal Külünkoğlu

“Biz, ölüp toprak ve iskelet haline geldikten sonra, dirilip yaptığımız işlere göre cezalandırılacağız” (öyle mi?) derdi.

Mehmet Türk

52,53. (Ve devamla, o bana): “Sen gerçekten, bizim ölünce, toprak ve kemikler haline geldikten sonra, sorguya çekileceğimize inananlardan mısın?” derdi.

37:54

قَالَ هَلۡ أَنتُم مُّطَّلِعُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Siz onun durumuna vâkıf olmak ister misiniz?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Yanındakilere: “Siz onun nerede olduğunu biliyor musunuz?” diye sorar.

Mehmet Türk

(Konuşan, görevli meleklere): “Siz (onun şimdi) ne durumda olduğunu biliyor musunuz?” diye soracak.

37:55

فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِي سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Etrafına bakınıp, birden onu cehennemin ortasında görecek.

Cemal Külünkoğlu

Cehenneme şöyle bir bakar ki onun ateşin tam ortasında olduğunu görür.

Mehmet Türk

55,56. Sonra bakıp onu cehennem ateşinin tam ortasında görünce, ona: “Allah’a yemin ederim ki sen, neredeyse beni de helâk edecektin.” diyecek.

37:56

قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرۡدِينِ

Bayraktar Bayraklı

Ona diyecek ki: “Allah'a andolsun ki, az kalsın beni de helâk edecektin.”

Cemal Külünkoğlu

Ona şöyle der: “Allah’a andolsun, neredeyse beni de helâk edecektin.

Mehmet Türk

55,56. Sonra bakıp onu cehennem ateşinin tam ortasında görünce, ona: “Allah’a yemin ederim ki sen, neredeyse beni de helâk edecektin.” diyecek.

37:57

وَلَوۡلَا نِعۡمَةُ رَبِّي لَكُنتُ مِنَ ٱلۡمُحۡضَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı, ben de seninle birlikte orada olanlardan olacaktım.”

Cemal Külünkoğlu

Rabbimin lütfu olmasaydı şimdi ben de cehenneme götürülmüş olacaktım.”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Eğer Rabbimin nîmeti olmasaydı, kesinlikle ben de (cehenneme) gireceklerden olacaktım.”

37:58

أَفَمَا نَحۡنُ بِمَيِّتِينَ

Bayraktar Bayraklı

58,59. “Biz, birinci ölümün dışında. bir daha ölmeyeceğiz, değil mi? Biz azap da görmeyeceğiz.”

Cemal Külünkoğlu

(Cennet arkadaşlarına yönelerek): “Biz bir daha asla ölmeyeceğiz, değil mi?”

Mehmet Türk

58,59. “Şimdi (burada, ebedî kalacaklar biz miyiz?) Artık biz, ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyeceğiz ve asla azaba uğratılmayacağız.”

37:59

إِلَّا مَوۡتَتَنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُعَذَّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

58,59. “Biz, birinci ölümün dışında. bir daha ölmeyeceğiz, değil mi? Biz azap da görmeyeceğiz.”

Cemal Külünkoğlu

“Önceki ölümümüzden başka. Artık biz azap da görmeyeceğiz değil mi?”

Mehmet Türk

58,59. “Şimdi (burada, ebedî kalacaklar biz miyiz?) Artık biz, ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyeceğiz ve asla azaba uğratılmayacağız.”

37:60

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ

Bayraktar Bayraklı

İşte asıl büyük mutluluk ve kurtuluş budur.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir kurtuluştur.

Mehmet Türk

“Şüphesiz, en büyük başarının ta kendisi işte budur.” diyecek.

37:61

لِمِثۡلِ هَٰذَا فَلۡيَعۡمَلِ ٱلۡعَٰمِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Çalışanlar bunun için çalışsın!

Cemal Külünkoğlu

Böylece çalışıp çabalayanlar, işte buna benzer bir akıbet için çalışmalılar.

Mehmet Türk

Bütün çalışanlar, işte böyle bir başarı için çalışsınlar.

37:62

أَذَٰلِكَ خَيۡرࣱ نُّزُلًا أَمۡ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ

Bayraktar Bayraklı

“İkram olarak bu mu daha iyidir, yoksa zakkum ağacı mı?”

Cemal Külünkoğlu

Ziyafet olarak cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha iyidir, yoksa Zakkum ağacı mı?

Mehmet Türk

62,63. Şimdi, (cennetliklere) ilk ikram olarak verdiğimiz bu nîmetler mi daha hayırlı, yoksa zâlimlere cezâ olarak verdiğimiz zakkum ağacı mı?

37:63

إِنَّا جَعَلۡنَٰهَا فِتۡنَةࣰ لِّلظَّٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Biz o ağacı, zâlimler için bir azap kıldık.

Cemal Külünkoğlu

Gerçek şu ki, biz o (Zakkum ağacı)nı zalimler için (“ateşin içinde ağaç mı olur diye”) bir imtihan aracı kıldık.

Mehmet Türk

62,63. Şimdi, (cennetliklere) ilk ikram olarak verdiğimiz bu nîmetler mi daha hayırlı, yoksa zâlimlere cezâ olarak verdiğimiz zakkum ağacı mı?

37:64

إِنَّهَا شَجَرَةࣱ تَخۡرُجُ فِيٓ أَصۡلِ ٱلۡجَحِيمِ

Bayraktar Bayraklı

O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz o, çılgınca yanan ateşin dibinden çıkar.

Mehmet Türk

64,65. Şüphesiz o (zakkum,) cehennemin dibinde biten, tomurcukları, şeytanların başları gibi olan bir ağaçtır.

37:65

طَلۡعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَٰطِينِ

Bayraktar Bayraklı

Meyveleri şeytanların başları gibidir.

Cemal Külünkoğlu

Onun tomurcukları tıpkı şeytanların başlarıdır (tiksinti vericidir).

Mehmet Türk

64,65. Şüphesiz o (zakkum,) cehennemin dibinde biten, tomurcukları, şeytanların başları gibi olan bir ağaçtır.

37:66

فَإِنَّهُمۡ لَأٓكِلُونَ مِنۡهَا فَمَالِـُٔونَ مِنۡهَا ٱلۡبُطُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar kesinlikle ondan yiyip, karınlarını onunla dolduracaklar.

Cemal Külünkoğlu

Cehennemlikler ondan (zorla) yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklar.

Mehmet Türk

O (kâfirler) ondan mutlaka yiyecekler ve karınlarını da onunla dolduracaklardır.

37:67

ثُمَّ إِنَّ لَهُمۡ عَلَيۡهَا لَشَوۡبࣰ ا مِّنۡ حَمِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Sonra, onun üzerine kaynar su karışımı bir içecek içerler.

Cemal Külünkoğlu

Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.

Mehmet Türk

Sonra bunun üzerine onlara, kaynar su karıştırılmış bir içki, vardır.

37:68

ثُمَّ إِنَّ مَرۡجِعَهُمۡ لَإِلَى ٱلۡجَحِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Sonra onların dönüşü kesinlikle çılgın ateşe olacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Sonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateş olacaktır.

Mehmet Türk

Sonra onların dönüp dolaşıp gidecekleri yer, yine cehennemdir.

37:69

إِنَّهُمۡ أَلۡفَوۡاْ ءَابَآءَهُمۡ ضَآلِّينَ

Bayraktar Bayraklı

69,70. Şüphesiz onlar atalarını sapıklıkta buldular ve peşlerinden koşup gittiler.

Cemal Külünkoğlu

69-70.Çünkü onlar, atalarını sapıtmış kişiler halinde bulmalarına rağmen kendileri de onların izinden gitmişlerdi.

Mehmet Türk

69,7. Çünkü onlar, babalarını sapkın kimseler olarak buldukları gibi kendileri de onların yolundan gitmeye can atıyorlar.

37:70

فَهُمۡ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمۡ يُهۡرَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

69,70. Şüphesiz onlar atalarını sapıklıkta buldular ve peşlerinden koşup gittiler.

Cemal Külünkoğlu

69-70.Çünkü onlar, atalarını sapıtmış kişiler halinde bulmalarına rağmen kendileri de onların izinden gitmişlerdi.

Mehmet Türk

69,7. Çünkü onlar, babalarını sapkın kimseler olarak buldukları gibi kendileri de onların yolundan gitmeye can atıyorlar.

37:71

وَلَقَدۡ ضَلَّ قَبۡلَهُمۡ أَكۡثَرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu sapıklığa düştü.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun, onlardan önce gelip geçenlerin çoğu da sapmıştı.

Mehmet Türk

71,72. Yemin olsun, onlardan önceki nesillerin pek çoğu sapıtmış, Biz de onlara hep uyarıcılar göndermiştik.

37:72

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.

Mehmet Türk

71,72. Yemin olsun, onlardan önceki nesillerin pek çoğu sapıtmış, Biz de onlara hep uyarıcılar göndermiştik.

37:73

فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Uyarılanların sonucunun ne olduğuna bir bak!

Cemal Külünkoğlu

Şimdi bak, uyarılıp da yola gelmeyenlerin sonu ne oldu?

Mehmet Türk

Uyarıldıkları (halde uymayanların) sonunun ne olduğuna bir bak!

37:74

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın ihlâslı kulları müstesna.

Cemal Külünkoğlu

Ancak, Allah’a gönülden bağlı olan kullar o azabın dışında kaldı.

Mehmet Türk

Ancak Allah’ın seçilmiş kulları (bu azabın) dışındadır.

37:75

وَلَقَدۡ نَادَىٰنَا نُوحࣱ فَلَنِعۡمَ ٱلۡمُجِيبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, Nûh bize yalvarıp yakardı. Biz de duayı ne güzel kabul ederiz!

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, Nuh bize (dua edip) seslenmişti. Biz de ne güzel icabet etmiştik.

Mehmet Türk

Yemin olsun Nûh, Bize duâ edince, Biz (onun duâsını) ne de güzel kabul ettik.

37:76

وَنَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥ مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Kendisini ve ehlini o büyük felâketten kurtardık.

Cemal Külünkoğlu

Zira onu ve (iman birliği yaptığı) ailesini büyük bir badireden kurtardık.

Mehmet Türk

Onu ve ailesini, o büyük felâketten kurtardık.

37:77

وَجَعَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلۡبَاقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sâdece onun soyunu geriye bırakmıştık.

Cemal Külünkoğlu

(Ve böylece onun) soyunu (yeryüzünde kıyamete kadar) kalıcı kıldık.

Mehmet Türk

Ve (dünyada) sadece onun soyunu, kalıcı kıldık.

37:78

وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonradan gelenler içinde ona iyi bir ün bıraktık.

Cemal Külünkoğlu

Ve böylece onun sonraki kuşaklar arasında (erdemli duruşundan ve tavizsiz mücadelesinden dolayı kıyamete kadar övgüyle) anılmasını sağladık.

Mehmet Türk

78,79. Sonra gelen (nesil)ler arasında ona, “tüm âlemlerde Nûh’a selâm olsun!” diye (şerefli bir övgü) bıraktık.

37:79

سَلَٰمٌ عَلَىٰ نُوحࣲ فِي ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Âlemlerde Nûh'a selâm olsun.

Cemal Külünkoğlu

“Bütün milletler arasında Nuh’a selâm olsun!”

Mehmet Türk

78,79. Sonra gelen (nesil)ler arasında ona, “tüm âlemlerde Nûh’a selâm olsun!” diye (şerefli bir övgü) bıraktık.

37:80

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

İşte biz, iyi iş yapanları böyle ödüllendiririz.

Cemal Külünkoğlu

İşte biz güzel davrananları böyle mükâfatlandırırız.

Mehmet Türk

Gerçekten Biz iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

37:81

إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Çünkü o, bizim inanmış kullarımızdan idi.

Cemal Külünkoğlu

Çünkü o, bizim mü’min kullarımızdandı.

Mehmet Türk

Şüphesiz o, Bizim gerçekten inanan kullarımızdandı.

37:82

ثُمَّ أَغۡرَقۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra diğerlerini suda boğduk.

Cemal Külünkoğlu

Sonra da (iman etmeyen) diğerlerini (yaptıkları yüzünden) suda boğduk.

Mehmet Türk

Sonra diğerlerini suda boğarak helâk ettik.

37:83

۞وَإِنَّ مِن شِيعَتِهِۦ لَإِبۡرَٰهِيمَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz İbrâhim de Nûh'un milletinden idi.

Cemal Külünkoğlu

(Nuh’tan yüzyıllarca sonra yaşayan) İbrahîm de muhakkak ki onun yolunda olanlardandı.

Mehmet Türk

83,84. Doğrusu İbrahim de onun izinden giden, Rabbine tam teslim olmuş bir kalp getiren (Peygamber)lerdendi.

37:84

إِذۡ جَآءَ رَبَّهُۥ بِقَلۡبࣲ سَلِيمٍ

Bayraktar Bayraklı

Çünkü o, Rabbine samimi bir kalple yönelmişti.

Cemal Külünkoğlu

Hani o, Rabbine temiz bir kalple gelmişti.

Mehmet Türk

83,84. Doğrusu İbrahim de onun izinden giden, Rabbine tam teslim olmuş bir kalp getiren (Peygamber)lerdendi.

37:85

إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦ مَاذَا تَعۡبُدُونَ

Bayraktar Bayraklı

O vakit, babasına ve kavmine şöyle demişti: “Neye tapıyorsunuz?”

Cemal Külünkoğlu

Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: “Siz neye tapıyorsunuz?”

Mehmet Türk

85,86,87. Bir zamanlar o, babasına ve toplumuna: “Sizler nelere? (yoksa) birtakım uydurma ilâhlara mı tapıyorsunuz? Allah’tan başka ilâhlara irade (gücü) mü veriyorsunuz? Siz âlemlerin Rabbi’ni ne zannediyorsunuz?” demişti.

37:86

أَئِفۡكًا ءَالِهَةࣰ دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?”

Cemal Külünkoğlu

“Allah’la beraber şu uydurma ilâhlara da mı kulluk etmek istiyorsunuz?”

Mehmet Türk

85,86,87. Bir zamanlar o, babasına ve toplumuna: “Sizler nelere? (yoksa) birtakım uydurma ilâhlara mı tapıyorsunuz? Allah’tan başka ilâhlara irade (gücü) mü veriyorsunuz? Siz âlemlerin Rabbi’ni ne zannediyorsunuz?” demişti.

37:87

فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Âlemlerin Rabbi hakkında ne düşünüyorsunuz?”

Cemal Külünkoğlu

“(O halde söyler misiniz?) Âlemlerin Rabbi olan (Allah) hakkında düşünceniz nedir?”

Mehmet Türk

85,86,87. Bir zamanlar o, babasına ve toplumuna: “Sizler nelere? (yoksa) birtakım uydurma ilâhlara mı tapıyorsunuz? Allah’tan başka ilâhlara irade (gücü) mü veriyorsunuz? Siz âlemlerin Rabbi’ni ne zannediyorsunuz?” demişti.

37:88

فَنَظَرَ نَظۡرَةࣰ فِي ٱلنُّجُومِ

Bayraktar Bayraklı

İbrâhim yıldızlara bir göz attı.

Cemal Külünkoğlu

Derken (İbrahîm) yıldızlara bakarak kafasında bir şeyler tasarladı.

Mehmet Türk

88,89,90. Sonra (onların bu halini) derin derin düşünüp: “(Ben sizin bu halinizden) rahatsız oldum.” Deyince (toplumu) ona derhâl sırt dönerek, terk etti.

37:89

فَقَالَ إِنِّي سَقِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

“Ben hastayım” dedi.

Cemal Külünkoğlu

“Ben hastayım herhalde” dedi.

Mehmet Türk

88,89,90. Sonra (onların bu halini) derin derin düşünüp: “(Ben sizin bu halinizden) rahatsız oldum.” Deyince (toplumu) ona derhâl sırt dönerek, terk etti.

37:90

فَتَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ مُدۡبِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar da onu bırakıp uzaklaştılar.

Cemal Külünkoğlu

Bunun üzerine onu orada bırakıp uzaklaştılar.

Mehmet Türk

88,89,90. Sonra (onların bu halini) derin derin düşünüp: “(Ben sizin bu halinizden) rahatsız oldum.” Deyince (toplumu) ona derhâl sırt dönerek, terk etti.

37:91

فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمۡ فَقَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ

Bayraktar Bayraklı

O da tanrılarına yöneldi, “Yemez misiniz?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Ve İbrahîm) onların tanrılarına gizlice yönelip: “Yemek yemiyor musunuz?” diye sordu?

Mehmet Türk

91,92. Bunun üzerine (o,) onların ilâhlarının yanına gizlice varıp: “(Şu önünüzdekileri) yemiyor musunuz? Neyiniz var? (Niye) konuşmuyorsunuz?” dedi.

37:92

مَا لَكُمۡ لَا تَنطِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Neyiniz var; konuşmuyorsunuz!”

Cemal Külünkoğlu

(İbrahîm putlarla muhatap olmaya devam ederek) “Neyiniz var? (Niye) konuşmuyorsunuz?” dedi.

Mehmet Türk

91,92. Bunun üzerine (o,) onların ilâhlarının yanına gizlice varıp: “(Şu önünüzdekileri) yemiyor musunuz? Neyiniz var? (Niye) konuşmuyorsunuz?” dedi.

37:93

فَرَاغَ عَلَيۡهِمۡ ضَرۡبَۢا بِٱلۡيَمِينِ

Bayraktar Bayraklı

Bütün gücüyle onları kırmaya başladı.

Cemal Külünkoğlu

(ve arkasından) onların üstüne yürüyüp bütün gücüyle vurmaya başladı.

Mehmet Türk

(İbrahim) hemen üzerlerine yürüyüp bütün gücüyle vurarak (putları kırdı.)

37:94

فَأَقۡبَلُوٓاْ إِلَيۡهِ يَزِفُّونَ

Bayraktar Bayraklı

Kavmi, koşarak ona geldi.

Cemal Külünkoğlu

Kavmi (telaş içinde) koşarak ona doğru geldi.

Mehmet Türk

94,95,96. Çok geçmeden (halkı,) ona koşarak gelince (İbrahim onlara): “Sizi de sizin yaptıklarınızı da yaratan Allah olduğu halde siz, ellerinizle yaptığınız bu şeylere mi tapıyorsunuz?” dedi.

37:95

قَالَ أَتَعۡبُدُونَ مَا تَنۡحِتُونَ

Bayraktar Bayraklı

İbrâhim onlara şöyle söyledi: “Elinizle yonttuklarınıza mı tapıyorsunuz?”

Cemal Külünkoğlu

“Siz kendi ellerinizle yonttuğunuz bu putlara mı tapıyorsunuz?

Mehmet Türk

94,95,96. Çok geçmeden (halkı,) ona koşarak gelince (İbrahim onlara): “Sizi de sizin yaptıklarınızı da yaratan Allah olduğu halde siz, ellerinizle yaptığınız bu şeylere mi tapıyorsunuz?” dedi.

37:96

وَٱللَّهُ خَلَقَكُمۡ وَمَا تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır.”

Cemal Külünkoğlu

Oysa sizi de yaptığınız şeyleri de yaratan Allah’tır” dedi.

Mehmet Türk

94,95,96. Çok geçmeden (halkı,) ona koşarak gelince (İbrahim onlara): “Sizi de sizin yaptıklarınızı da yaratan Allah olduğu halde siz, ellerinizle yaptığınız bu şeylere mi tapıyorsunuz?” dedi.

37:97

قَالُواْ ٱبۡنُواْ لَهُۥ بُنۡيَٰنࣰ ا فَأَلۡقُوهُ فِي ٱلۡجَحِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Kavmi, “Onun için bir yer yapın ve onu ateşe atın” dediler.

Cemal Külünkoğlu

Puta tapanlar: (İbrahîm’i nasıl cezalandırılacakları konusunda kendi aralarında görüştüler ve) şöyle dediler: “Fırın gibi bir yapı inşa edin (odunları tutuşturun) ve O’nu alevlerin içine atın.”

Mehmet Türk

97,98. (Kâfirler): “Onun için bir bina yapın ve onu derhâl ateşin içine atın.” diyerek ona bir tuzak hazırlamak istediler. Ama Biz de sonunda onları rezil ettik.

37:98

فَأَرَادُواْ بِهِۦ كَيۡدࣰ ا فَجَعَلۡنَٰهُمُ ٱلۡأَسۡفَلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ona tuzak kurmak istediler. Biz de onları alçaklardan kıldık.

Cemal Külünkoğlu

Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de (onu kurtarıp) onları en alçak kimseler kıldık.

Mehmet Türk

97,98. (Kâfirler): “Onun için bir bina yapın ve onu derhâl ateşin içine atın.” diyerek ona bir tuzak hazırlamak istediler. Ama Biz de sonunda onları rezil ettik.

37:99

وَقَالَ إِنِّي ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّي سَيَهۡدِينِ

Bayraktar Bayraklı

İbrâhim, “Şüphesiz ben Rabbime gidiyorum. O beni doğru yola eriştirecektir” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Allah O’nu ateşten ve müşriklerin tuzaklarından kurtarınca) kavmine şöyle dedi: “Ben Rabbim(in emrettiği yer)e gidiyorum; O bana yol gösterecek.”

Mehmet Türk

99, 100. İbrahim: “Doğrusu ben, Rabbim uğrunda (sizi bırakıp) gidiyorum. O beni en doğru yola ulaştırır. Ey Rabbim! Beni iyi kimselerle karşılaştır.” dedi.

37:100

رَبِّ هَبۡ لِي مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Ey Rabbim! Bana sâlihlerden olacak bir çocuk ver” dedi.

Cemal Külünkoğlu

“Ey Rabbim! Bana dürüst ve erdemli bir evlat bağışla!”

Mehmet Türk

99, 100. İbrahim: “Doğrusu ben, Rabbim uğrunda (sizi bırakıp) gidiyorum. O beni en doğru yola ulaştırır. Ey Rabbim! Beni iyi kimselerle karşılaştır.” dedi.

37:101

فَبَشَّرۡنَٰهُ بِغُلَٰمٍ حَلِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine ona yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdeledik.

Cemal Külünkoğlu

Biz de onu akıllı, güzel huylu bir oğul ile müjdeledik.

Mehmet Türk

Biz de onu yumuşak huylu bir çocuk (olan İsmail ile) müjdeledik.

37:102

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعۡيَ قَالَ يَٰبُنَيَّ إِنِّيٓ أَرَىٰ فِي ٱلۡمَنَامِ أَنِّيٓ أَذۡبَحُكَ فَٱنظُرۡ مَاذَا تَرَىٰۚ قَالَ يَٰٓأَبَتِ ٱفۡعَلۡ مَا تُؤۡمَرُۖ سَتَجِدُنِيٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّٰبِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince, “Yavrucuğum! Rüyamda seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün; ne dersin?” dedi. O da, “Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulursun” diye cevap verdi.

Cemal Külünkoğlu

Çocuk doğru ile yanlışı birbirinden ayırabileceği ergenlik çağına erişince de İbrahîm ona: “Yavrucuğum, rüyamda seni kurban etmeye hazırlandığımı görüyorum, bir düşün bakalım bu işe ne diyeceksin?” diye sordu. Oğlu da “Babacığım! Rüyanda sana emrolunan şeyi yap, inşallah beni sabreden biri olarak bulacaksın” dedi.

Mehmet Türk

(İsmail) onu anlayabilecek çağa ulaşıp da (İbrahim ona): “Ey oğlum! Gerçekten rüyamda ben seni kurban ettiğimi görüyorum. Bir düşün, buna ne dersin?” deyince, (İsmail) de: “Ey Babacığım! Sana emredileni yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın.” dedi.

37:103

فَلَمَّآ أَسۡلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلۡجَبِينِ

Bayraktar Bayraklı

Her ikisi de Allah'ın emrine teslim olunca, babası onu yan üstü yatırdı.

Cemal Külünkoğlu

Sonunda o ikisi (ilâhi buyruğa) teslim olunca, babası onu yüz üstü yatırdı.

Mehmet Türk

Sonunda ikisi de aynı kanaate varınca (babası, kurban etmek için) onu yere yatırdı.

37:104

وَنَٰدَيۡنَٰهُ أَن يَٰٓإِبۡرَٰهِيمُ

Bayraktar Bayraklı

104,105. Biz ona şöyle seslendik: “Ey İbrâhim! Sen kesinlikle rüyanı doğruladın. İşte biz, iyileri böyle ödüllendiririz.”

Cemal Külünkoğlu

104-105.O sırada Biz de ona şöyle seslendik: “Ey İbrahîm! Sen şimdi rüyanda (sana vahyettiğimiz buyruklara) bağlı kaldın! (Biz de bunun karşılığında, sana evladını bağışladık ve ikinizi de yüce bir makama yükselttik!) İşte Biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz!”

Mehmet Türk

104,105. Biz, ona: “Ey İbrahim! Gerçekten sen, rüyayı doğru anladın (ve uyguladın.) Şüphesiz Biz iyilik yapanları, böyle ödüllendiririz.” diye seslendik.

37:105

قَدۡ صَدَّقۡتَ ٱلرُّءۡيَآۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

104,105. Biz ona şöyle seslendik: “Ey İbrâhim! Sen kesinlikle rüyanı doğruladın. İşte biz, iyileri böyle ödüllendiririz.”

Cemal Külünkoğlu

104-105.O sırada Biz de ona şöyle seslendik: “Ey İbrahîm! Sen şimdi rüyanda (sana vahyettiğimiz buyruklara) bağlı kaldın! (Biz de bunun karşılığında, sana evladını bağışladık ve ikinizi de yüce bir makama yükselttik!) İşte Biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz!”

Mehmet Türk

104,105. Biz, ona: “Ey İbrahim! Gerçekten sen, rüyayı doğru anladın (ve uyguladın.) Şüphesiz Biz iyilik yapanları, böyle ödüllendiririz.” diye seslendik.

37:106

إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلۡبَلَٰٓؤُاْ ٱلۡمُبِينُ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz bu büyük bir imtihandır.

Cemal Külünkoğlu

“Şüphesiz bu apaçık ve zor bir imtihandı.”

Mehmet Türk

Doğrusu bu, onun için çok açık bir imtihandı.

37:107

وَفَدَيۡنَٰهُ بِذِبۡحٍ عَظِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Biz ona kurtuluş bedeli olarak büyük bir kurban verdik.

Cemal Külünkoğlu

Biz ona (İsmail’in) kurtuluş fidyesi olarak büyük bir kurban verdik.”

Mehmet Türk

Ve ona büyük bir kurbanlığı da fidye olarak verdik.

37:108

وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra gelenler içinde ona iyi bir ün bıraktık.

Cemal Külünkoğlu

Biz geriden gelen herkesin zihninde ona ilişkin (örnek) bir hatıra bıraktık:

Mehmet Türk

108,109. Sonra gelen (nesil)ler arasında ona, “İbrahim’e selâm olsun!” diye (şerefli bir övgü) bıraktık.

37:109

سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِبۡرَٰهِيمَ

Bayraktar Bayraklı

İbrâhim'e selâm olsun!

Cemal Külünkoğlu

“İbrahîm’e selam olsun!”

Mehmet Türk

108,109. Sonra gelen (nesil)ler arasında ona, “İbrahim’e selâm olsun!” diye (şerefli bir övgü) bıraktık.

37:110

كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

İyi iş yapanları işte böyle ödüllendiririz.

Cemal Külünkoğlu

110-111.İyi davrananları işte böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o da bizim mü’min kullarımızdandı.

Mehmet Türk

Gerçekten Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

37:111

إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz o, inanmış kullarımızdandı.

Cemal Külünkoğlu

110-111.İyi davrananları işte böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o da bizim mü’min kullarımızdandı.

Mehmet Türk

Şüphesiz o Bizim gerçekten inanan kullarımızdandı.

37:112

وَبَشَّرۡنَٰهُ بِإِسۡحَٰقَ نَبِيࣰّ ا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ona, iyilerden bir peygamber olarak İshâk'ın müjdesini verdik.

Cemal Külünkoğlu

Ardından (Biz) ona sâlihlerden bir nebi olacak olan İshak’ı müjdeledik.

Mehmet Türk

(Bir de) ona, inandığını yaşayan kimselerden olan İshak’ı Peygamber olarak, müjdeledik.

37:113

وَبَٰرَكۡنَا عَلَيۡهِ وَعَلَىٰٓ إِسۡحَٰقَۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحۡسِنࣱ وَظَالِمࣱ لِّنَفۡسِهِۦ مُبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Onu ve İshâk ailesini mübarek kıldık. O ikisinin soyundan iyi iş yapanlar da, kendilerine açıkça zulmedenler de vardır.

Cemal Külünkoğlu

Ayrıca hem (İbrahîm’in) kendisine, hem de oğlu (İsmail’e ve) İshak’a katımızdan nimet ve bereketler ihsan ettik. Onların soyundan gelenler arasında iyi insanlar olduğu gibi kendisine açıkça kötülük eden zalim kimseler de vardır.

Mehmet Türk

O (İsmail’e) de İshak’a da bereketler verdik. İkisinin soyundan, iyi işler yapan da var, açıkça kendisine zulmeden de vardır.

37:114

وَلَقَدۡ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, biz Mûsâ ve Hârûn'a da lütufta bulunduk.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun biz Musa’ya da Harun’a da ihsanda bulunduk.

Mehmet Türk

Yemin olsun Biz Mûsa ve Hârûn’a da lütufta bulunduk.

37:115

وَنَجَّيۡنَٰهُمَا وَقَوۡمَهُمَا مِنَ ٱلۡكَرۡبِ ٱلۡعَظِيمِ

Bayraktar Bayraklı

O ikisini ve kavimlerini, o büyük felaketten kurtardık.

Cemal Külünkoğlu

İkisini ve kavimlerini, büyük bir sıkıntıdan kurtardık.

Mehmet Türk

Onları ve toplumlarını o büyük (kölelik) sıkıntısından kurtardık.

37:116

وَنَصَرۡنَٰهُمۡ فَكَانُواْ هُمُ ٱلۡغَٰلِبِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara yardım ettik. Onlar galip oldular.

Cemal Külünkoğlu

Kendilerine yardım ettik de onlar galip gelenlerden oldular.

Mehmet Türk

Onlara yardım ettik de sonunda üstün gelen, onlar oldu.

37:117

وَءَاتَيۡنَٰهُمَا ٱلۡكِتَٰبَ ٱلۡمُسۡتَبِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara apaçık kitabı verdik.

Cemal Külünkoğlu

Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab’ı (Tevrat’ı) verdik.

Mehmet Türk

117,118. Ve o ikisine bilinen kitabı (Tevrat’ı) vererek onlara hak yolu gösterdik.

37:118

وَهَدَيۡنَٰهُمَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلۡمُسۡتَقِيمَ

Bayraktar Bayraklı

Onları doğru yola yönelttik.

Cemal Külünkoğlu

İkisini de dosdoğru yola ilettik.

Mehmet Türk

117,118. Ve o ikisine bilinen kitabı (Tevrat’ı) vererek onlara hak yolu gösterdik.

37:119

وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِمَا فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra gelenler içinde onlara iyi bir ün bıraktık.

Cemal Külünkoğlu

Ve geriden gelen herkesin zihninde o ikisine ilişkin (örnek) bir hatıra bıraktık:

Mehmet Türk

119, 120. Sonra gelen (nesil)ler arasında o ikisine, “Mûsa ve Hârûn’a selâm olsun!” diye (şerefli bir övgü) bıraktık.

37:120

سَلَٰمٌ عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ ve Hârûn'a selâm olsun.

Cemal Külünkoğlu

“Musa’ya ve Harun’a selâm olsun!”

Mehmet Türk

119, 120. Sonra gelen (nesil)ler arasında o ikisine, “Mûsa ve Hârûn’a selâm olsun!” diye (şerefli bir övgü) bıraktık.

37:121

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz iyi iş yapanları işte böyle ödüllendiririz.

Cemal Külünkoğlu

121-122.İşte biz güzel davrananları böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o ikisi de bizim mü’min kullarımızdandı.

Mehmet Türk

Gerçekten Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

37:122

إِنَّهُمَا مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, inanmış kullarımızdandı.

Cemal Külünkoğlu

121-122.İşte biz güzel davrananları böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o ikisi de bizim mü’min kullarımızdandı.

Mehmet Türk

Şüphesiz o ikisi, Bizim gerçekten inanan kullarımızdandı.

37:123

وَإِنَّ إِلۡيَاسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz, İlyâs da peygamberlerdendir.

Cemal Külünkoğlu

123-124.Şüphesiz İlyas da resullerdendi. Hani kavmine şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

Mehmet Türk

Gerçekten İlyas da (Allah’ın gönderdiği) Peygamberlerdendi.

37:124

إِذۡ قَالَ لِقَوۡمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bir zamanlar toplumuna şöyle demişti: “Sakınmıyor musunuz?”

Cemal Külünkoğlu

123-124.Şüphesiz İlyas da resullerdendi. Hani kavmine şöyle demişti: “Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?”

Mehmet Türk

(O da) kendi toplumuna: “(Allah’tan) hakkıyla sakınmayacak mısınız?” dedi.

37:125

أَتَدۡعُونَ بَعۡلࣰ ا وَتَذَرُونَ أَحۡسَنَ ٱلۡخَٰلِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Ba‘l adlı puta tapıyorsunuz da, en güzel yaratıcıyı terk mi ediyorsunuz?”

Cemal Külünkoğlu

“Yaratanların en güzelini bırakıp Ba’l (adlı puta) mı tapıyorsunuz?”

Mehmet Türk

125,126. Ve devamla: “Siz yaratıcıların en güzeli, sizin ve sizden öncekilerin de Rabbi olan Allah’ı bırakıp da Ba’l (isimli puta) mı tapıyorsunuz?” dedi.

37:126

ٱللَّهَ رَبَّكُمۡ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Sizin ve atalarınızın Rabbi olan Allah'ı bırakıyorsunuz öyle mi?”

Cemal Külünkoğlu

“Allah, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.”

Mehmet Türk

125,126. Ve devamla: “Siz yaratıcıların en güzeli, sizin ve sizden öncekilerin de Rabbi olan Allah’ı bırakıp da Ba’l (isimli puta) mı tapıyorsunuz?” dedi.

37:127

فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onu yalanladılar. Onlar bu sebeple sonunda cehenneme atılacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Fakat onu yalanladılar. Bu sebeple onlar (sorgulanmak üzere) huzura getirileceklerdir.

Mehmet Türk

Onların hepsi, o (İlyas’ı) yalanlamalarından dolayı (kıyamet günü) huzurumuza getirileceklerdir.

37:128

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ancak Allah'ın samimi kulları hariç.

Cemal Külünkoğlu

Yalnız Allah’a gönülden bağlı olan kullar bunun dışındadır.

Mehmet Türk

Ancak Allah’ın seçilmiş kulları (bu azabın) dışındadır.

37:129

وَتَرَكۡنَا عَلَيۡهِ فِي ٱلۡأٓخِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra gelenler içinde ona da iyi bir ün bıraktık.

Cemal Külünkoğlu

Ve geriden gelen herkesin zihninde onunla ilişkin de (örnek) bir hatıra bıraktık:

Mehmet Türk

129,13. Sonra gelen (nesil)ler arasında ona, “İlyaslara selâm olsun!” diye (şerefli bir övgü) bıraktık.

37:130

سَلَٰمٌ عَلَىٰٓ إِلۡ يَاسِينَ

Bayraktar Bayraklı

İlyâs'a da selâm olsun.

Cemal Külünkoğlu

“İlyas’a ve o’nun yolundan gidenlere selâm olsun!”

Mehmet Türk

129,13. Sonra gelen (nesil)ler arasında ona, “İlyaslara selâm olsun!” diye (şerefli bir övgü) bıraktık.

37:131

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجۡزِي ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz, iyi iş yapanları işte böyle ödüllendiririz.

Cemal Külünkoğlu

131-132.İşte biz güzel davrananları böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı.

Mehmet Türk

Gerçekten Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.

37:132

إِنَّهُۥ مِنۡ عِبَادِنَا ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

O, inanmış kullarımızdandı.

Cemal Külünkoğlu

131-132.İşte biz güzel davrananları böyle mükâfatlandırırız. Çünkü o bizim mü’min kullarımızdandı.

Mehmet Türk

Şüphesiz o, Bizim gerçekten inanan kullarımızdandı.

37:133

وَإِنَّ لُوطࣰ ا لَّمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz, Lût da peygamberlerdendir.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz Lût da resullerdendi.

Mehmet Türk

Gerçekten Lût da (Allah’ın gönderdiği) Peygamberlerdendi.

37:134

إِذۡ نَجَّيۡنَٰهُ وَأَهۡلَهُۥٓ أَجۡمَعِينَ

Bayraktar Bayraklı

Biz, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık.

Cemal Külünkoğlu

134-135-136. Hani geride kalan yaşlı bir kadın (Lût’un karısı) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık, sonra geride kalan (ahlaksız inkârcı)ları (isyanları yüzünden) yerle bir etmiştik.

Mehmet Türk

Biz onu ve ailesinin hepsini kurtardık.

37:135

إِلَّا عَجُوزࣰ ا فِي ٱلۡغَٰبِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sâdece yaşlı bir kadın helâk olanlar arasında kaldı.

Cemal Külünkoğlu

134-135-136. Hani geride kalan yaşlı bir kadın (Lût’un karısı) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık, sonra geride kalan (ahlaksız inkârcı)ları (isyanları yüzünden) yerle bir etmiştik.

Mehmet Türk

Ancak, geride kalan yaşlı karı(sı bunun) dışında (kaldı).

37:136

ثُمَّ دَمَّرۡنَا ٱلۡأٓخَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sonra diğerlerini helâk ettik.

Cemal Külünkoğlu

134-135-136. Hani geride kalan yaşlı bir kadın (Lût’un karısı) hariç, onu ve bütün ailesini kurtarmıştık, sonra geride kalan (ahlaksız inkârcı)ları (isyanları yüzünden) yerle bir etmiştik.

Mehmet Türk

Sonra da geride kalanların hepsini helâk ettik.

37:137

وَإِنَّكُمۡ لَتَمُرُّونَ عَلَيۡهِم مُّصۡبِحِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sizler sabahleyin, onların helâk oldukları yerden geçersiniz.

Cemal Külünkoğlu

137-138.Doğrusu siz (yolculuklarınız sırasında), onlar(ın harap olmuş yurtların)a hem sabahleyin hem de akşamleyin uğrayıp duruyorsunuz. (Onların bu durumundan) aklınızı kullanarak ders almayacak mısınız?

Mehmet Türk

137,138. Ve (Ey kâfirler!) Siz, gece gündüz onların (helâk edildikleri yerin) yanından gelip geçiyorsunuz da hâlâ (Allah’ın kudretini) anlamıyor musunuz?

37:138

وَبِٱلَّيۡلِۚ أَفَلَا تَعۡقِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Akşamleyin de. Hiç düşünmez misiniz?

Cemal Külünkoğlu

137-138.Doğrusu siz (yolculuklarınız sırasında), onlar(ın harap olmuş yurtların)a hem sabahleyin hem de akşamleyin uğrayıp duruyorsunuz. (Onların bu durumundan) aklınızı kullanarak ders almayacak mısınız?

Mehmet Türk

137,138. Ve (Ey kâfirler!) Siz, gece gündüz onların (helâk edildikleri yerin) yanından gelip geçiyorsunuz da hâlâ (Allah’ın kudretini) anlamıyor musunuz?

37:139

وَإِنَّ يُونُسَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz Yûnus da peygamberlerdendir.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz Yunus da resullerdendi.

Mehmet Türk

Şüphesiz Yûnus da (Allah’ın gönderdiği) Peygamberlerdendi.

37:140

إِذۡ أَبَقَ إِلَى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ

Bayraktar Bayraklı

Bir vakit, dolu gemi ile kaçmıştı.

Cemal Külünkoğlu

140-141-142. Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti de gemidekilerle kura çekmişti ve kaybedenlerden olmuştu. (O, sahibinden izinsiz kaçan benim diyerek) kınanmış bir halde (kendisini denize atmış) iken balık onu hemen yutmuştu.

Mehmet Türk

140,141. Bir zamanlar o, (toplumunu bırakıp) dolu bir gemiye kaçmış, kur’aya katılmış ve (kur’ayı) kaybedenlerden olmuştu.

37:141

فَسَاهَمَ فَكَانَ مِنَ ٱلۡمُدۡحَضِينَ

Bayraktar Bayraklı

Kura çekti ve kaybedenlerden oldu.

Cemal Külünkoğlu

140-141-142. Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti de gemidekilerle kura çekmişti ve kaybedenlerden olmuştu. (O, sahibinden izinsiz kaçan benim diyerek) kınanmış bir halde (kendisini denize atmış) iken balık onu hemen yutmuştu.

Mehmet Türk

140,141. Bir zamanlar o, (toplumunu bırakıp) dolu bir gemiye kaçmış, kur’aya katılmış ve (kur’ayı) kaybedenlerden olmuştu.

37:142

فَٱلۡتَقَمَهُ ٱلۡحُوتُ وَهُوَ مُلِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Balık onu yuttu. O kınanmayı hak etmişti.

Cemal Külünkoğlu

140-141-142. Hani o kaçıp yüklü gemiye binmişti de gemidekilerle kura çekmişti ve kaybedenlerden olmuştu. (O, sahibinden izinsiz kaçan benim diyerek) kınanmış bir halde (kendisini denize atmış) iken balık onu hemen yutmuştu.

Mehmet Türk

(Yûnus) kendisini kınayıp dururken onu bir balık yuttu.

37:143

فَلَوۡلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلۡمُسَبِّحِينَ

Bayraktar Bayraklı

143,144. Eğer Allah'ı sıkça ananlardan olmasaydı, kıyamet gününe kadar balığın karnında kalırdı.

Cemal Külünkoğlu

143-144.Eğer o, Allah’ın sınırsız şanını yüceltenlerden (tevbe edenlerden) olmasaydı, onun karnında insanların diriltilecekleri güne kadar kalacaktı.

Mehmet Türk

143,144. Eğer o, (Allah’ı) tesbih edenlerden olmasaydı tekrar diriltilecekleri güne kadar (balığın) karnında kalırdı.

37:144

لَلَبِثَ فِي بَطۡنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ

Bayraktar Bayraklı

143,144. Eğer Allah'ı sıkça ananlardan olmasaydı, kıyamet gününe kadar balığın karnında kalırdı.

Cemal Külünkoğlu

143-144.Eğer o, Allah’ın sınırsız şanını yüceltenlerden (tevbe edenlerden) olmasaydı, onun karnında insanların diriltilecekleri güne kadar kalacaktı.

Mehmet Türk

143,144. Eğer o, (Allah’ı) tesbih edenlerden olmasaydı tekrar diriltilecekleri güne kadar (balığın) karnında kalırdı.

37:145

۞فَنَبَذۡنَٰهُ بِٱلۡعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Onu bitkin bir halde açık araziye attık.

Cemal Külünkoğlu

Derken biz onu baygın ve bitkin bir halde ıssız bir sahile çıkardık.

Mehmet Türk

Sonunda Biz, onu rahatsız bir durumdayken ıssız bir yere çıkarttık.

37:146

وَأَنۢبَتۡنَا عَلَيۡهِ شَجَرَةࣰ مِّن يَقۡطِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Üzerini kabakgillerden bir bitki ile örttük.

Cemal Külünkoğlu

Ve üzerine (gölge yapması için orada), kabak türünden geniş yapraklı bir nebat bitirdik.

Mehmet Türk

Ve üzerine, bal kabağı türünden bir ağaç bitirdik.

37:147

وَأَرۡسَلۡنَٰهُ إِلَىٰ مِاْئَةِ أَلۡفٍ أَوۡ يَزِيدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onu, nüfusu yüzbin veya daha fazla sayıda olan bir topluma peygamber olarak gönderdik.

Cemal Külünkoğlu

Biz onu (bir kez daha) yüz bin hatta gittikçe daha da artan halkına (elçi olarak) gönderdik.

Mehmet Türk

Ve (tekrar) onu, mevcudu yüz bin olan veya (sayısı) daha da artan (toplumuna) Peygamber olarak gönderdik.

37:148

فَـَٔامَنُواْ فَمَتَّعۡنَٰهُمۡ إِلَىٰ حِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Ona inandılar, bu sebeple biz de onları belli bir süreye kadar refah içinde yaşattık.

Cemal Külünkoğlu

Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

Mehmet Türk

Sonunda ona îman ettiler, Biz de onları (uygun gördüğümüz) süreye kadar yaşattık.

37:149

فَٱسۡتَفۡتِهِمۡ أَلِرَبِّكَ ٱلۡبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلۡبَنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Müşriklere sor: “Kızlar Rabbinin de, erkekler onların mıdır?”

Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) Onlara sor: “Kız çocukları Rabbinin de erkek çocukları onların mı?”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Şimdi sen o (kâfirlere) kız çocuklarının Rabbine, erkek çocuklarının da onlara mı? ait olduğunu sor.

37:150

أَمۡ خَلَقۡنَا ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ إِنَٰثࣰ ا وَهُمۡ شَٰهِدُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Yoksa biz, melekleri onların gözü önünde kız olarak mı yarattık?”

Cemal Külünkoğlu

Yoksa biz, melekleri dişi olarak yarattık da onlar buna şahit mi oldular?

Mehmet Türk

Yoksa Biz, melekleri dişi olarak yarattık da onlar şahit mi oldular.

37:151

أَلَآ إِنَّهُم مِّنۡ إِفۡكِهِمۡ لَيَقُولُونَ

Bayraktar Bayraklı

Dikkat ediniz, kesinlikle onlar yalan uydurup duruyorlar.

Cemal Külünkoğlu

151-152.Dikkat edin! Onlar, iftiralarının bir eseri olarak: “Allah çocuk doğurdu” diyorlar. Onlar, hiç şüphesiz yalancıdırlar.

Mehmet Türk

151,152. Şunu iyi bilin ki onlar, sadece yalan söylemek için (bir de): “Allah doğurdu.” diyorlar. İşte bunlar, yalancıların ta kendisidir.

37:152

وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمۡ لَكَٰذِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Allah doğurdu” diyorlar. Şüphesiz onlar yalancıdırlar.

Cemal Külünkoğlu

151-152.Dikkat edin! Onlar, iftiralarının bir eseri olarak: “Allah çocuk doğurdu” diyorlar. Onlar, hiç şüphesiz yalancıdırlar.

Mehmet Türk

151,152. Şunu iyi bilin ki onlar, sadece yalan söylemek için (bir de): “Allah doğurdu.” diyorlar. İşte bunlar, yalancıların ta kendisidir.

37:153

أَصۡطَفَى ٱلۡبَنَاتِ عَلَى ٱلۡبَنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, kızları oğullara tercih mi etmiş?

Cemal Külünkoğlu

(Yoksa Allah) kızları erkeklere tercih mi etti?

Mehmet Türk

(Yani Allah) kızları, oğullara tercih mi etmiş? (Asla böyle bir şey olamaz!)

37:154

مَا لَكُمۡ كَيۡفَ تَحۡكُمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?

Cemal Külünkoğlu

Size ne oluyor? Nasıl böyle (çirkin) hükümler veriyordunuz?

Mehmet Türk

Şimdi size ne oluyor da nasıl böyle (yanlış) hükümler veriyorsunuz!

37:155

أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Hiç düşünmüyor musunuz?

Cemal Külünkoğlu

Hiç düşünmüyor musunuz?

Mehmet Türk

Siz hiç idrak etmeyecek misiniz?

37:156

أَمۡ لَكُمۡ سُلۡطَٰنࣱ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Yoksa sizin açık bir deliliniz mi var?

Cemal Külünkoğlu

Yoksa elinizde apaçık bir deliliniz, dayanağınız mı var?

Mehmet Türk

Yoksa sizin, açık bir deliliniz mi var?

37:157

فَأۡتُواْ بِكِتَٰبِكُمۡ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getiriniz.

Cemal Külünkoğlu

Eğer doğru söylüyorsanız, getirin (Allah’tan gelmiş olması gereken) kitabınızı/dayanağınızı!

Mehmet Türk

Eğer doğru söylüyorsanız, getirin kitabınızı (da görelim).

37:158

وَجَعَلُواْ بَيۡنَهُۥ وَبَيۡنَ ٱلۡجِنَّةِ نَسَبࣰ اۚ وَلَقَدۡ عَلِمَتِ ٱلۡجِنَّةُ إِنَّهُمۡ لَمُحۡضَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah ile, görünmeyen varlıklar arasında bir soy bağı kurdular. Oysa görünmeyen varlıklar, müşriklerin cehenneme hazır edilecekler olduğunu bilmektedirler.

Cemal Külünkoğlu

Allah’la cinler arasında soy bağı uydurdular. Andolsun cinler de kendilerinin (insanlar gibi) hesap yerine götürüleceklerini biliyorlar.

Mehmet Türk

Onlar Allah ile cinler arasında da bir soy bağı uydurdular. Oysa cinler de kesinlikle (kıyamette) huzurumuza getirileceklerini bilirler.

37:159

سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يَصِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, onların nitelendirmelerinden uzaktır.

Cemal Külünkoğlu

Hâşâ! Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan uzaktır.

Mehmet Türk

Allah onların yakıştırdıkları bütün eksikliklerden çok yücedir.

37:160

إِلَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın samimi kulları hariç.

Cemal Külünkoğlu

Allah’a gönülden bağlı olan kullar, bunların yaptıklarından uzaktır.

Mehmet Türk

Ancak Allah’ın seçilmiş kulları, (bu azabın) dışındadır.

37:161

فَإِنَّكُمۡ وَمَا تَعۡبُدُونَ

Bayraktar Bayraklı

161,162,163. Sizler ve taptıklarınız, cehenneme girecek olandan başkasını kandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız.

Cemal Külünkoğlu

161-162.(Ey inkârcılar!) Artık siz de tapmakta olduklarınız da kimseyi Allah’a karşı kandırıp yoldan çıkaramazsınız.

Mehmet Türk

161,162,163. (Ey Kâfirler!) Siz de tapmakta olduklarınız da cehenneme gireceklerden başkasını, (Allah’a) karşı kandırıp asla yoldan çıkaramazsınız.

37:162

مَآ أَنتُمۡ عَلَيۡهِ بِفَٰتِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

161,162,163. Sizler ve taptıklarınız, cehenneme girecek olandan başkasını kandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız.

Cemal Külünkoğlu

161-162.(Ey inkârcılar!) Artık siz de tapmakta olduklarınız da kimseyi Allah’a karşı kandırıp yoldan çıkaramazsınız.

Mehmet Türk

161,162,163. (Ey Kâfirler!) Siz de tapmakta olduklarınız da cehenneme gireceklerden başkasını, (Allah’a) karşı kandırıp asla yoldan çıkaramazsınız.

37:163

إِلَّا مَنۡ هُوَ صَالِ ٱلۡجَحِيمِ

Bayraktar Bayraklı

161,162,163. Sizler ve taptıklarınız, cehenneme girecek olandan başkasını kandırıp Allah'ın yolundan çıkaramazsınız.

Cemal Külünkoğlu

Siz ancak cehenneme girecek kişiyi (azdırabilirsiniz).

Mehmet Türk

161,162,163. (Ey Kâfirler!) Siz de tapmakta olduklarınız da cehenneme gireceklerden başkasını, (Allah’a) karşı kandırıp asla yoldan çıkaramazsınız.

37:164

وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامࣱ مَّعۡلُومࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Melekler şöyle derler: “Bizim her birimiz için bilinen bir makam vardır.”

Cemal Külünkoğlu

(Allah’ın kızları olduklarını iddia ettikleri melekler derler ki:) “Bizim her birimiz için belli bir makam (görev yeri) vardır.

Mehmet Türk

164,165,166. (O cinler ve melekler): “Bizim her birimiz için belli bir makam vardır. Biz de (Allah’ın huzurunda) kesinlikle saf tutarız ve Onu tesbih ederiz.” derler.

37:165

وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلصَّآفُّونَ

Bayraktar Bayraklı

“Biz saf tutarız.”

Cemal Külünkoğlu

Biz orada saflar halinde duranlarız.

Mehmet Türk

164,165,166. (O cinler ve melekler): “Bizim her birimiz için belli bir makam vardır. Biz de (Allah’ın huzurunda) kesinlikle saf tutarız ve Onu tesbih ederiz.” derler.

37:166

وَإِنَّا لَنَحۡنُ ٱلۡمُسَبِّحُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Elbette Allah'ı noksan sıfatlardan uzak tutarız.”

Cemal Külünkoğlu

Bizler elbette O’nun sınırsız şanını yüceltenleriz.”

Mehmet Türk

164,165,166. (O cinler ve melekler): “Bizim her birimiz için belli bir makam vardır. Biz de (Allah’ın huzurunda) kesinlikle saf tutarız ve Onu tesbih ederiz.” derler.

37:167

وَإِن كَانُواْ لَيَقُولُونَ

Bayraktar Bayraklı

167,168,169. Müşrikler, “Öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı, mutlaka Allah'ın ihlaslı kulları olurduk!” diyorlardı.

Cemal Külünkoğlu

167-168-169. İnkârcılar (kendilerine kitap ve peygamber gelmeden önce) şöyle deyip duruyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı elbette biz de Allah’ın temiz kulları olurduk.”

Mehmet Türk

167,168,169,170. Her ne kadar o (kâfirler, daha önce): “Eğer bizim yanımızda da öncekilerden kalan bir kitap bulunsaydı, bizler de Allah’ın iyi kullarından olurduk.” dedilerse de (kitap gelince) onu hemen inkâr ettiler. Fakat pek yakında (inkârlarının sonucunu) anlayacaklar.

37:168

لَوۡ أَنَّ عِندَنَا ذِكۡرࣰ ا مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

167,168,169. Müşrikler, “Öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı, mutlaka Allah'ın ihlaslı kulları olurduk!” diyorlardı.

Cemal Külünkoğlu

167-168-169. İnkârcılar (kendilerine kitap ve peygamber gelmeden önce) şöyle deyip duruyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı elbette biz de Allah’ın temiz kulları olurduk.”

Mehmet Türk

167,168,169,170. Her ne kadar o (kâfirler, daha önce): “Eğer bizim yanımızda da öncekilerden kalan bir kitap bulunsaydı, bizler de Allah’ın iyi kullarından olurduk.” dedilerse de (kitap gelince) onu hemen inkâr ettiler. Fakat pek yakında (inkârlarının sonucunu) anlayacaklar.

37:169

لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلۡمُخۡلَصِينَ

Bayraktar Bayraklı

167,168,169. Müşrikler, “Öncekilere verilenlerden bizde de bir kitap olsaydı, mutlaka Allah'ın ihlaslı kulları olurduk!” diyorlardı.

Cemal Külünkoğlu

167-168-169. İnkârcılar (kendilerine kitap ve peygamber gelmeden önce) şöyle deyip duruyorlardı: “Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı elbette biz de Allah’ın temiz kulları olurduk.”

Mehmet Türk

167,168,169,170. Her ne kadar o (kâfirler, daha önce): “Eğer bizim yanımızda da öncekilerden kalan bir kitap bulunsaydı, bizler de Allah’ın iyi kullarından olurduk.” dedilerse de (kitap gelince) onu hemen inkâr ettiler. Fakat pek yakında (inkârlarının sonucunu) anlayacaklar.

37:170

فَكَفَرُواْ بِهِۦۖ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Buna rağmen Kur'ân'ı inkâr ettiler. Ama ileride bileceklerdir.

Cemal Külünkoğlu

Fakat (kitap gelince) onu inkâr ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.

Mehmet Türk

167,168,169,170. Her ne kadar o (kâfirler, daha önce): “Eğer bizim yanımızda da öncekilerden kalan bir kitap bulunsaydı, bizler de Allah’ın iyi kullarından olurduk.” dedilerse de (kitap gelince) onu hemen inkâr ettiler. Fakat pek yakında (inkârlarının sonucunu) anlayacaklar.

37:171

وَلَقَدۡ سَبَقَتۡ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, peygamber kullarımıza söz vermişizdir.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, resul olarak gönderdiğimiz kullarımız hakkında bizim bir sözümüz vardır (O da):

Mehmet Türk

171,172,173. Yemin olsun Biz Peygamber kullarımıza ta ezelden; “mutlaka yardım görecekleri ve Bizim ordularımızın da mutlaka galip geleceği hakkında” kesin söz verdik.

37:172

إِنَّهُمۡ لَهُمُ ٱلۡمَنصُورُونَ

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu, onlar yardım göreceklerdir.

Cemal Külünkoğlu

“Onlara mutlaka yardım edilecektir.”

Mehmet Türk

171,172,173. Yemin olsun Biz Peygamber kullarımıza ta ezelden; “mutlaka yardım görecekleri ve Bizim ordularımızın da mutlaka galip geleceği hakkında” kesin söz verdik.

37:173

وَإِنَّ جُندَنَا لَهُمُ ٱلۡغَٰلِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.

Cemal Külünkoğlu

“Muhakkak ki bizim ordularımız galip gelecektir.”

Mehmet Türk

171,172,173. Yemin olsun Biz Peygamber kullarımıza ta ezelden; “mutlaka yardım görecekleri ve Bizim ordularımızın da mutlaka galip geleceği hakkında” kesin söz verdik.

37:174

فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Bir süreye kadar onlara aldırış etme.

Cemal Külünkoğlu

O hâlde, bir süreye kadar onlardan uzak dur!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Sen, onlara aldırma.

37:175

وَأَبۡصِرۡهُمۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onların halini gözetle; onlar da gözetleyeceklerdir.

Cemal Külünkoğlu

Onları gözle! Yakında (başlarına nelerin geleceğini) görecekler.

Mehmet Türk

Sen onları biraz gözetle. Onlar yakında (başlarına gelecekleri) göreceklerdir.

37:176

أَفَبِعَذَابِنَا يَسۡتَعۡجِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Azabımızı acele mi istiyorlar?

Cemal Külünkoğlu

Azabımızın çabucak gelmesini mi istiyorlar?

Mehmet Türk

Bir de onlar, Bizim azabımızı mı acele istiyorlar?

37:177

فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمۡ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلۡمُنذَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

O azap yurtlarına indiğinde, uyarılmış olup da yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!

Cemal Külünkoğlu

Fakat o (azap) bir kez başlarına geldiğinde, uyarılmış olanların uyanması kötü olacaktır!

Mehmet Türk

Fakat (azap,) onların yurtlarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötü olur.

37:178

وَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ حَتَّىٰ حِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.

Cemal Külünkoğlu

Sen bir süreye kadar onlardan uzak dur!

Mehmet Türk

Sen, onlara bir süre aldırma.

37:179

وَأَبۡصِرۡ فَسَوۡفَ يُبۡصِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onların halini gözetle; onlar da gözetleyeceklerdir.

Cemal Külünkoğlu

(Onları) gözle! Yakında (başlarına nelerin geleceğini) görecekler.

Mehmet Türk

Sen biraz gözetle. Onlar yakında (başlarına gelecekleri) görecekler.

37:180

سُبۡحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلۡعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

Senin güçlü olan Rabbin, onların nitelendirmelerinden uzaktır.

Cemal Külünkoğlu

Kudret ve izzet sahibi Rabbin, insanların her türlü tasavvurunun üstünde bir yüceliğe sahiptir.

Mehmet Türk

Güçlü (ve şerefli) Rab olan senin Rabbin, onların yakıştırdıkları bütün eksikliklerden çok yücedir.

37:181

وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلۡمُرۡسَلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Peygamberlere selâm olsun.

Cemal Külünkoğlu

Selam olsun O’nun bütün elçilerine!

Mehmet Türk

Bütün Peygamberlere selâm olsun.

37:182

وَٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Övgü de âlemlerin Rabbi Allah'a olsun.

Cemal Külünkoğlu

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a da hamd olsun!

Mehmet Türk

Ve hamd sadece âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.