İçeriğe atla
Untold Serenity

43. Az-Zukhruf

The Ornaments of Gold · Mekkî · 89 âyet · Nüzul sırası 63

الزخرف

It is derived from the word zukhruf-an which occurs in verse 33 of this Surah.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

43:1

حمٓ

Bayraktar Bayraklı

Hâ, mîm.

Cemal Külünkoğlu

Hâ Mîm.

Mehmet Türk

Hâ, Mîm.

43:2

وَٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ

Bayraktar Bayraklı

Apaçık kitaba andolsun.

Cemal Külünkoğlu

2-3.(Gerçekleri) apaçık (gösteren) Kitab’a andolsun ki, aklınızı kullanarak iyice anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur’an yaptık.

Mehmet Türk

(Hakkı bâtıldan) ayırt edici kitaba yemin olsun;

43:3

إِنَّا جَعَلۡنَٰهُ قُرۡءَٰنًا عَرَبِيࣰّ ا لَّعَلَّكُمۡ تَعۡقِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Biz, anlayasınız diye onu Arapça bir Kur'ân yaptık.

Cemal Külünkoğlu

2-3.(Gerçekleri) apaçık (gösteren) Kitab’a andolsun ki, aklınızı kullanarak iyice anlayasınız diye biz onu Arapça bir Kur’an yaptık.

Mehmet Türk

Gerçekten Biz onu anlayasınız diye Arapça bir Kur’an, yaptık.

43:4

وَإِنَّهُۥ فِيٓ أُمِّ ٱلۡكِتَٰبِ لَدَيۡنَا لَعَلِيٌّ حَكِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

O, katımızda bulunan bütün vahiylerin kaynağından çıkmıştır. O, gerçekten yücedir; hikmet doludur.

Cemal Külünkoğlu

Ve O (Kur’an), katımızda bulunan bütün vahiylerin kaynağından çıkmıştır. O, gerçekten yücedir, hüküm ve hikmet doludur.

Mehmet Türk

Şüphesiz o, katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz’da) mevcut olan, çok yüce, hüküm (ve hikmet) dolu (bir kitap)tır.

43:5

أَفَنَضۡرِبُ عَنكُمُ ٱلذِّكۡرَ صَفۡحًا أَن كُنتُمۡ قَوۡمࣰ ا مُّسۡرِفِينَ

Bayraktar Bayraklı

Siz haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'ân ile uyarmaktan vaz mı geçelim?

Cemal Külünkoğlu

Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Zikirle/Kur’an’la uyarmaktan vaz mı geçelim?

Mehmet Türk

(Ey Kâfirler!) Siz ölçüyü kaçıran bir kavimsiniz diye, sizi uyarmaktan vaz mı geçelim?

43:6

وَكَمۡ أَرۡسَلۡنَا مِن نَّبِيࣲّ فِي ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Daha önceki milletlere nice peygamberler göndermiştik.

Cemal Külünkoğlu

Hâlbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik.

Mehmet Türk

Zîrâ Biz, önceki (toplum)lara da nice Peygamberler gönderdik.

43:7

وَمَا يَأۡتِيهِم مِّن نَّبِيٍّ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı.

Cemal Külünkoğlu

Ama onlara hiçbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmiş olmasınlar.

Mehmet Türk

Onlar kendilerine bir Peygamber gelir gelmez, derhâl onunla alay ettiler.

43:8

فَأَهۡلَكۡنَآ أَشَدَّ مِنۡهُم بَطۡشࣰ ا وَمَضَىٰ مَثَلُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Biz, bunlardan daha kuvvetli olanları da helâk ettik. Nitekim öncekilerde örneği geçmiştir.

Cemal Külünkoğlu

(Sonunda) şimdikilerden daha kudretli (oldukları halde) onları (yaptıkları yüzünden) helak ettik ve o eski toplumlar geçmişten sadece bir iz, bir hatıra oldular (ibret dolu hikâyelerle anılır oldular).

Mehmet Türk

Biz de kuvvet bakımından o (Mekkeli müşriklerden) daha üstün olan önceki (toplum)ları, örneği (diğer âyetlerde) geçtiği gibi, helâk ettik.

43:9

وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡعَلِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye soracak olursan; “Kesinlikle onları her şeye gücü yeten ve her şeyi bilen Allah yarattı” diye cevap vereceklerdir.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, onlara: “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan: “Onları mutlak güç sahibi, her şeyi bilen Allah yarattı” derler.

Mehmet Türk

Eğer sen, o (kâfirlere): “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan kesinlikle: “Onları çok şerefli, her şeyi bilen (Allah) yarattı.” derler.

43:10

ٱلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ مَهۡدࣰ ا وَجَعَلَ لَكُمۡ فِيهَا سُبُلࣰ ا لَّعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, yeri size beşik yapmış ve doğru gidesiniz diye yeryüzünde size yollar yaratmıştır.

Cemal Külünkoğlu

O, size yeri beşik kılan ve doğru gitmeniz için yeryüzünde yollar gösterendir.

Mehmet Türk

Yeryüzünü sizin için bir döşek kılan ve (istediğiniz yere) gidebilmeniz için orada size (birtakım) yollar var eden, hep O (Allah)’tır.

43:11

وَٱلَّذِي نَزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءَۢ بِقَدَرࣲ فَأَنشَرۡنَا بِهِۦ بَلۡدَةࣰ مَّيۡتࣰ اۚ كَذَٰلِكَ تُخۡرَجُونَ

Bayraktar Bayraklı

Gökten gerekli ölçüde tekrar tekrar suyu indiren Allah'tır. Biz o su ile ölü topraklara hayat veririz. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.

Cemal Külünkoğlu

O’dur gökten gerekli bir ölçüye göre suyu indiren. İşte, biz (nasıl) onunla ölü toprağa hayat veriyorsak, siz de böyle (öldükten sonra) yeniden (diriltilip) çıkarılacaksınız.

Mehmet Türk

Gökten suyu belirli bir ölçüye göre indiren, O (Allah)’tır. Onunla ölü toprağa hayat verdiğimiz gibi, siz de (kabirlerinizden) çıkarılacaksınız.

43:12

وَٱلَّذِي خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَٰجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلۡفُلۡكِ وَٱلۡأَنۡعَٰمِ مَا تَرۡكَبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bütün çiftleri O yaratmıştır; gemileri ve hayvanları binmeniz için hizmetinize vermiştir.

Cemal Külünkoğlu

Ve O, bütün çiftleri yaratan ve sizin için (denizlerde) gemilerden, (karada) ehlî hayvanlardan binekler var eden de O’dur.

Mehmet Türk

12,13,14. Bütün çiftleri yaratan ve sizin için gemilerden ve hayvanlardan üzerlerine binmeniz, üzerlerine binince de Rabbinizin nîmetini anarak: “Bizim asla gücümüzün yetmeyeceği bu şeyleri hizmetimize veren (Allah)ın şânı çok yücedir. Ve biz elbette Rabbimize döneceğiz.” demeniz için binitler var eden de O (Allah)’tır.

43:13

لِتَسۡتَوُۥاْ عَلَىٰ ظُهُورِهِۦ ثُمَّ تَذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ رَبِّكُمۡ إِذَا ٱسۡتَوَيۡتُمۡ عَلَيۡهِ وَتَقُولُواْ سُبۡحَٰنَ ٱلَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُۥ مُقۡرِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onların sırtına kurulasınız ve üzerlerine yerleştiğinizde, Rabbinizin nimetini hatırlayarak şöyle diyesiniz diye, “Bunları bizim emrimize veren Allah, her türlü eksiklikten uzaktır. Aksi takdirde biz bunları emrimizin altına alamazdık.”

Cemal Külünkoğlu

Bu sayede sırtlarına/üzerlerine bin(ip yolculuk ed)esiniz ve onlardan her faydalandığınızda Rabbinizin nimetini düşünerek şöyle diyesiniz: “Bütün bunları bizim yararımıza bir yasaya bağlayan Allah’ın şanı ne yücedir. O lütfetmeseydi biz bunlardan istifade etmeye güç yetiremezdik.

Mehmet Türk

12,13,14. Bütün çiftleri yaratan ve sizin için gemilerden ve hayvanlardan üzerlerine binmeniz, üzerlerine binince de Rabbinizin nîmetini anarak: “Bizim asla gücümüzün yetmeyeceği bu şeyleri hizmetimize veren (Allah)ın şânı çok yücedir. Ve biz elbette Rabbimize döneceğiz.” demeniz için binitler var eden de O (Allah)’tır.

43:14

وَإِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz.”

Cemal Külünkoğlu

“Ve şüphesiz biz, sonunda mutlaka Rabbimize döneceğiz.”

Mehmet Türk

12,13,14. Bütün çiftleri yaratan ve sizin için gemilerden ve hayvanlardan üzerlerine binmeniz, üzerlerine binince de Rabbinizin nîmetini anarak: “Bizim asla gücümüzün yetmeyeceği bu şeyleri hizmetimize veren (Allah)ın şânı çok yücedir. Ve biz elbette Rabbimize döneceğiz.” demeniz için binitler var eden de O (Allah)’tır.

43:15

وَجَعَلُواْ لَهُۥ مِنۡ عِبَادِهِۦ جُزۡءًاۚ إِنَّ ٱلۡإِنسَٰنَ لَكَفُورࣱ مُّبِينٌ

Bayraktar Bayraklı

Ama onlar, kullarından bir kısmını, O'nun bir parçası saydılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür.

Cemal Külünkoğlu

Müşrikler tuttular (“melekler Allah’ın kızlarıdır” demek sûretiyle) kullarından bir kısmını O’nun cüz’ü (parçası) saydılar. Gerçekten insan çok nankördür (şirk ve inkâr içindedir).

Mehmet Türk

(Buna rağmen) onlar, Allah’ın kullarından bir kısmını, Onun bir parçası saydılar. Gerçekten insan çok nankördür.

43:16

أَمِ ٱتَّخَذَ مِمَّا يَخۡلُقُ بَنَاتࣲ وَأَصۡفَىٰكُم بِٱلۡبَنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa Allah, yarattıklarından kızları kendisine aldı da oğulları size mi ayırdı?

Cemal Külünkoğlu

Yoksa O, yarattıklarından kızları (kendine) edindi de erkekleri size mi ayırdı?

Mehmet Türk

Yoksa O, yarattıklarından kızları kendisine aldı da oğulları size mi ayırdı?

43:17

وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحۡمَٰنِ مَثَلࣰ ا ظَلَّ وَجۡهُهُۥ مُسۡوَدࣰّ ا وَهُوَ كَظِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Oysa, Rahmân'a yakıştırdıkları kızların müjdesi onlardan birine verilince, yüzü simsiyah kesilip içini üzüntü kaplar.

Cemal Külünkoğlu

Ama onlardan birine Rahman (olan Allah)’a layık gördüğü (kız çocuğu) müjdelenince, yüzü simsiyah kesilir ve içi öfkeyle dolar.

Mehmet Türk

17,18. Oysa o (müşriklerden) birisine, Rahman (olan Allah)’a yakıştırdıkları ve (kendileri tarafından) sadece (hayatın) süsü olarak büyütülen (kız çocuğu) müjdelendiği zaman, içi hüzünle dolarak yüzü kapkara kesilir ve içerisinden çıkamayacağı bir bunalıma düşer.

43:18

أَوَمَن يُنَشَّؤُاْ فِي ٱلۡحِلۡيَةِ وَهُوَ فِي ٱلۡخِصَامِ غَيۡرُ مُبِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

“Süs içinde büyüyen ve savaşmasını bilmeyen mi!” der.

Cemal Külünkoğlu

“Süsler içinde büyütülen ve düşmanla mücadelede kendisini (erkek gibi) savunamayanı mı” (Allah’a yakıştırıyorlar)?

Mehmet Türk

17,18. Oysa o (müşriklerden) birisine, Rahman (olan Allah)’a yakıştırdıkları ve (kendileri tarafından) sadece (hayatın) süsü olarak büyütülen (kız çocuğu) müjdelendiği zaman, içi hüzünle dolarak yüzü kapkara kesilir ve içerisinden çıkamayacağı bir bunalıma düşer.

43:19

وَجَعَلُواْ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةَ ٱلَّذِينَ هُمۡ عِبَٰدُ ٱلرَّحۡمَٰنِ إِنَٰثًاۚ أَشَهِدُواْ خَلۡقَهُمۡۚ سَتُكۡتَبُ شَهَٰدَتُهُمۡ وَيُسۡـَٔلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, Rahmân'ın kulları olan meleklerin dişiler olduklarını kabul ettiler. Meleklerin yaratılışına tanık mı oldular? Onların bu tanıklıkları yazılacak ve bundan sorulacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, Rahman’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? (Elbette ki hayır.) Onların (bu küstahça) sözleri (amel defterlerine/Sabit disklerine) mutlaka yazılacak/kaydedilecek ve bunun hesabını (kesinlikle) verecekler!

Mehmet Türk

Onlar, yaratılışlarına şâhit mi idiler de Rahmanın kulları olan melekleri dişi saydılar? Onların bu şâhitlikleri yazılacak ve (bunun hesabı) mutlaka sorulacak.

43:20

وَقَالُواْ لَوۡ شَآءَ ٱلرَّحۡمَٰنُ مَا عَبَدۡنَٰهُمۗ مَّا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنۡ عِلۡمٍۖ إِنۡ هُمۡ إِلَّا يَخۡرُصُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Eğer Rahmân dileseydi putlara tapmazdık” dediler. Bu bilgisizce bir sözdür. Onlar sadece yalan söylemektedirler.

Cemal Külünkoğlu

Bir de tutup, “Eğer Rahman öyle dilemiş olsaydı, biz (ilâhlarımıza) tapmazdık.” diyorlar. (Ama) onlar (Rahman’ın) böyle bir şey (istediği) hakkında bilgi sahibi değiller ki. Onlar sadece saçmalıyorlar.

Mehmet Türk

(Kâfirler hâlâ) bu konuda hiç bir bilgileri olmadığı halde: “Eğer Rahman (olan Allah) isteseydi, biz o (putlara) asla ibâdet etmezdik.” dediler. Onlar, yalan söylemekten başka bir şey yapmıyorlar.

43:21

أَمۡ ءَاتَيۡنَٰهُمۡ كِتَٰبࣰ ا مِّن قَبۡلِهِۦ فَهُم بِهِۦ مُسۡتَمۡسِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa onlara, Kur'ân'dan önce bir kitap verdik de onlar ona mı dayanıyorlar?

Cemal Külünkoğlu

Yoksa biz, onlara daha önceden bir Kitap vermişiz de ona dayanarak mı (Allah’tan başka ilahlar ediniyor ve onlara tapıyorlar)?

Mehmet Türk

Yoksa Biz bundan önce kendilerine bir Kitap verdik de onlar, hâlâ ona mı sarılıyorlar?

43:22

بَلۡ قَالُوٓاْ إِنَّا وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةࣲ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّهۡتَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Hayır! Sadece, biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk; biz de onların izinden gidiyoruz, derler.

Cemal Külünkoğlu

Hayır! Onlar sadece: “Biz atalarımızı geleneksel bir inanç üzerinde bulduk; kesinlikle biz de onların izinden giderek (onlar gibi) doğru yolda kalabiliriz” diyorlar.

Mehmet Türk

Hayır! Onlar, sadece: “Biz atalarımızı bir din üzerinde bulduk ve biz, ancak onların izinden giderek doğru yolu buluruz.” diyorlar.

43:23

وَكَذَٰلِكَ مَآ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ فِي قَرۡيَةࣲ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتۡرَفُوهَآ إِنَّا وَجَدۡنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةࣲ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّقۡتَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Senden önce, peygamber gönderdiğimiz bütün beldelerin şımarıkları da aynı şekilde, “Şüphesiz biz babalarımızı bir yol üzerinde bulduk, biz de onların izlerini takip ediyoruz” demişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

İşte böyle, biz senden önce hiçbir memlekete/topluma bir uyarıcı göndermedik ki, oranın refah içinde şımarmış seçkinleri: “Biz atalarımızı geleneksel bir inanç üzerinde bulduk. Şu hâlde bize düşen onların izinden gitmektir” demiş olmasınlar.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Senden önce hangi ülkeye uyarıcı göndermişsek, tıpkı bunlar gibi oranın şımarmış elebaşları da mutlaka ona: “Biz, atalarımızı bir din üzerinde bulduk ve biz ancak onların izinden gideriz.” dediler.

43:24

۞قَٰلَ أَوَلَوۡ جِئۡتُكُم بِأَهۡدَىٰ مِمَّا وَجَدتُّمۡ عَلَيۡهِ ءَابَآءَكُمۡۖ قَالُوٓاْ إِنَّا بِمَآ أُرۡسِلۡتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Peygamberler, “Size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğrusunu getirmiş olsak da mı?” diye sormuştu. Onlar da, “Şüphesiz biz, seninle gönderileni kesinlikle inkâr ediyoruz” diye cevap vermişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

(Her peygamber onlara:) “Ben size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz inançtan daha doğrusunu getirmiş olsam da mı yine onların yolunu tutacaksınız?” deyince, dediler ki: “Doğrusu biz seninle gönderileni inkâr ediyoruz.”

Mehmet Türk

(Her uyarıcı da onlara): “Ben size, atalarınızı üzerinde bulduğunuz (dinden) daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?” deyince, onlar: “İşin doğrusu biz, sizinle gönderilen (mesajları) inkâr ediyoruz.” dediler.

43:25

فَٱنتَقَمۡنَا مِنۡهُمۡۖ فَٱنظُرۡ كَيۡفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلۡمُكَذِّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

Biz de bundan dolayı onları cezalandırmıştık. Yalancıların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

Cemal Külünkoğlu

Bunun üzerine biz de (yaptıkları yüzünden hak ettikleri cezayı vererek) onlardan intikam aldık (haklarını teslim ettik). İşte bak o (elçileri) yalanlayanların sonu nasıl oldu?

Mehmet Türk

Bundan dolayı Biz de onlardan intikam aldık. O zâlimlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!

43:26

وَإِذۡ قَالَ إِبۡرَٰهِيمُ لِأَبِيهِ وَقَوۡمِهِۦٓ إِنَّنِي بَرَآءࣱ مِّمَّا تَعۡبُدُونَ

Bayraktar Bayraklı

26,27. Hani bir vakit, İbrâhim de babasına ve toplumuna şöyle demişti: “Ben sizin taptıklarınızdan uzağım. Ben yalnız beni yokken yaratana ibadet ederim. Çünkü O, bana doğru yolu gösterecektir.”

Cemal Külünkoğlu

26-27.Hani İbrahîm, babasına ve kavmine şöyle demişti: “Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım. Ben, yalnız beni yaratana kulluk ederim. Bana, O, doğru yolu gösterecektir.”

Mehmet Türk

26,27. (Bir zamanlar) İbrahim, babasına ve toplumuna: “Beni yaratan (Allah) hariç şüphesiz ben, sizin taptıklarınızdan çok uzağım. Beni en doğru yola ancak O, ulaştırır.” dedi.

43:27

إِلَّا ٱلَّذِي فَطَرَنِي فَإِنَّهُۥ سَيَهۡدِينِ

Bayraktar Bayraklı

26,27. Hani bir vakit, İbrâhim de babasına ve toplumuna şöyle demişti: “Ben sizin taptıklarınızdan uzağım. Ben yalnız beni yokken yaratana ibadet ederim. Çünkü O, bana doğru yolu gösterecektir.”

Cemal Külünkoğlu

26-27.Hani İbrahîm, babasına ve kavmine şöyle demişti: “Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım. Ben, yalnız beni yaratana kulluk ederim. Bana, O, doğru yolu gösterecektir.”

Mehmet Türk

26,27. (Bir zamanlar) İbrahim, babasına ve toplumuna: “Beni yaratan (Allah) hariç şüphesiz ben, sizin taptıklarınızdan çok uzağım. Beni en doğru yola ancak O, ulaştırır.” dedi.

43:28

وَجَعَلَهَا كَلِمَةَۢ بَاقِيَةࣰ فِي عَقِبِهِۦ لَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onun bu sözünü, ardından geleceklere sürekli kalacak bir ilke olarak bıraktık ki, insanlar Rabblerine dönsünler.

Cemal Külünkoğlu

(Allah, Tevhid inancının ilanı olan İbrahîm’in) bu sözünü, (insanlar Hak dine) dönsünler diye O’ndan sonra gelen nesillere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı.

Mehmet Türk

Ve (İbrahim) bu sözü, hak yola dönsünler diye ardından gelecek (nesillere) kalıcı bir kelime olarak bıraktı.

43:29

بَلۡ مَتَّعۡتُ هَٰٓؤُلَآءِ وَءَابَآءَهُمۡ حَتَّىٰ جَآءَهُمُ ٱلۡحَقُّ وَرَسُولࣱ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu ben, bunları ve babalarını, bu gerçek ve onu açıklayan bir peygamber gelene kadar geçindirdim.

Cemal Külünkoğlu

Doğrusu ben, onların da atalarının da kendilerine hak olan (Kitap) ve (onu) açıklayan bir resul gelinceye kadar istedikleri gibi yaşamalarına izin verdim:

Mehmet Türk

Ben bunları ve babalarını, kendilerine değişmez gerçekler ve (o gerçekleri) açıklayan bir Peygamber gelinceye kadar yaşattım.

43:30

وَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلۡحَقُّ قَالُواْ هَٰذَا سِحۡرࣱ وَإِنَّا بِهِۦ كَٰفِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bu gerçek kendilerine geldiğinde, “Bu bir büyüdür. Biz onu reddediyoruz” dediler.

Cemal Külünkoğlu

Fakat kendilerine hakikat (tüm açıklığıyla ortaya konan ayetlerle) gelince: “Bu (Kur’an sihirbazların uydurduğu) bir büyüdür, (bu yüzden) biz onu tanımayız” dediler.

Mehmet Türk

Ancak kendilerine değişmez gerçekler gelince: “Bu, bir büyüdür ve biz ona kesinlikle inanmıyoruz.” dediler.

43:31

وَقَالُواْ لَوۡلَا نُزِّلَ هَٰذَا ٱلۡقُرۡءَانُ عَلَىٰ رَجُلࣲ مِّنَ ٱلۡقَرۡيَتَيۡنِ عَظِيمٍ

Bayraktar Bayraklı

Devamla dediler ki: “Bu Kur'ân, iki şehirden bir büyük adama indirilmeliydi!”

Cemal Külünkoğlu

“Bu Kur’an, iki şehirden (Mekke ve Tâif’ten) bir büyük adama indirilseydi ya!” dediler.

Mehmet Türk

Ve (bir de): “Bu Kur’an, iki şehirden büyük bir adama indirilse olmaz mıydı? dediler.

43:32

أَهُمۡ يَقۡسِمُونَ رَحۡمَتَ رَبِّكَۚ نَحۡنُ قَسَمۡنَا بَيۡنَهُم مَّعِيشَتَهُمۡ فِي ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۚ وَرَفَعۡنَا بَعۡضَهُمۡ فَوۡقَ بَعۡضࣲ دَرَجَٰتࣲ لِّيَتَّخِذَ بَعۡضُهُم بَعۡضࣰ ا سُخۡرِيࣰّ اۗ وَرَحۡمَتُ رَبِّكَ خَيۡرࣱ مِّمَّا يَجۡمَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Rabbinin rahmetini onlar mı taksim ediyorlar? Biz onların dünya hayatındaki geçimliklerini taksim ettik ve bir kısmının diğerlerine iş gördürebilmesi için, bir kısmını bir kısmından derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdiklerinden daha iyidir.

Cemal Külünkoğlu

Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, kimini kimine, derecelerle üstün/farklı kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.

Mehmet Türk

Yoksa Rabbinin rahmeti (olan Peygamberliği) onlar mı dağıtıyorlar? Biz, dünya hayatında geçim kaynaklarını aralarında paylaştırdığımız gibi birbirlerine iş gördürsünler diye onların bir bölümünü diğerlerinden derecelerle de üstün kıldık. Senin Rabbinin rahmeti, onların topladıkları (dünyalıklardan) daha hayırlıdır.

43:33

وَلَوۡلَآ أَن يَكُونَ ٱلنَّاسُ أُمَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ لَّجَعَلۡنَا لِمَن يَكۡفُرُ بِٱلرَّحۡمَٰنِ لِبُيُوتِهِمۡ سُقُفࣰ ا مِّن فِضَّةࣲ وَمَعَارِجَ عَلَيۡهَا يَظۡهَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

İnsanlar bir tek ümmet haline gelmeyecek olsalardı, Rahmân'ı inkâr edenlerin evlerinin tavanlarını ve merdivenlerini gümüşten yapardık.

Cemal Külünkoğlu

Eğer insanların (inkârcıların dünyadaki refahına bakıp onlar gibi yaşamak isteyerek) küfürde birleşen tek bir ümmet olması (tehlikesi) olmasaydı, Rahman olan (Allah’)ı inkâr eden herkese (öyle servet verirdik ki,) evlerinin tavanları ve üzerine çıkıp yükselecekleri merdivenler gümüşten olurdu.

Mehmet Türk

Eğer bütün insanların (görünce tapıp, Allah’ı) inkâr eden bir toplum haline geleceklerini (bilmeseydik,) Biz O Rahman (olan Allah)’ı inkâr edenlerin evlerinin tavanlarını ve üzerine çıkacakları merdivenlerini gümüşten yapardık.

43:34

وَلِبُيُوتِهِمۡ أَبۡوَٰبࣰ ا وَسُرُرًا عَلَيۡهَا يَتَّكِـُٔونَ

Bayraktar Bayraklı

34,35. Evlerini gümüşten kapılar ve yaslanacakları koltuklarla donatıp süslerdik. Bütün bunlar sadece geçici dünya malıdır. Âhiret ise Rabbin katında muttakiler/ Allah'a saygı duyanlar içindir.

Cemal Külünkoğlu

34-35.(İnkârcıların dünyadaki) evlerinin kapılarını ve üzerine kuruldukları koltuklarını da (gümüşten) yapardık. Ve (daha nice) çekici süsler (de verirdik). Bütün bunlar sadece dünya hayatının geçici malından ibarettir. Ahiret nimeti ise, Rabbinin katında, Allah’ın azabından sakınıp rahmetine sığınanlara mahsustur.

Mehmet Türk

(Hatta) onların evlerinin kapılarını ve yaslanacakları koltukları (gümüşten yapardık.)

43:35

وَزُخۡرُفࣰ اۚ وَإِن كُلُّ ذَٰلِكَ لَمَّا مَتَٰعُ ٱلۡحَيَوٰةِ ٱلدُّنۡيَاۚ وَٱلۡأٓخِرَةُ عِندَ رَبِّكَ لِلۡمُتَّقِينَ

Bayraktar Bayraklı

34,35. Evlerini gümüşten kapılar ve yaslanacakları koltuklarla donatıp süslerdik. Bütün bunlar sadece geçici dünya malıdır. Âhiret ise Rabbin katında muttakiler/ Allah'a saygı duyanlar içindir.

Cemal Külünkoğlu

34-35.(İnkârcıların dünyadaki) evlerinin kapılarını ve üzerine kuruldukları koltuklarını da (gümüşten) yapardık. Ve (daha nice) çekici süsler (de verirdik). Bütün bunlar sadece dünya hayatının geçici malından ibarettir. Ahiret nimeti ise, Rabbinin katında, Allah’ın azabından sakınıp rahmetine sığınanlara mahsustur.

Mehmet Türk

Ve onlara (nice) ziynetler (de verirdik). İşte bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçici kazançlarıdır. Âhiret ise, Rabbinin katında (Allah’a) karşı hata etmekten sakınanlar içindir.

43:36

وَمَن يَعۡشُ عَن ذِكۡرِ ٱلرَّحۡمَٰنِ نُقَيِّضۡ لَهُۥ شَيۡطَٰنࣰ ا فَهُوَ لَهُۥ قَرِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Kim Rahmân'ın zikrinden/öğüdünden yüz çevirirse, ona bir şeytan salarız; o, onun yoldaşı olur.

Cemal Külünkoğlu

Kim de Rahman’ın Zikri’ni (Kur’an’ı) görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan musallat ederiz. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.

Mehmet Türk

Kim Rahman’ın zikri (olan Kur’an)’dan yüz çevirirse Biz ona yanından ayrılmayan bir şeytanı musallat ederiz.

43:37

وَإِنَّهُمۡ لَيَصُدُّونَهُمۡ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَيَحۡسَبُونَ أَنَّهُم مُّهۡتَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar. Ama onlar hâlâ kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz ki bu (şeyta)nlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.

Mehmet Türk

Böylece bu (şeytanlaşmış) kişilikler, kendilerini hak yoldan alıkoyar, onlar da kendilerinin gerçekten hak yolda olduklarını sanırlar.

43:38

حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَنَا قَالَ يَٰلَيۡتَ بَيۡنِي وَبَيۡنَكَ بُعۡدَ ٱلۡمَشۡرِقَيۡنِ فَبِئۡسَ ٱلۡقَرِينُ

Bayraktar Bayraklı

Sonunda bize geldiklerinde, arkadaşına şöyle der: “Keşke benimle senin aranda iki doğu/dünya kadar uzaklık olsaydı. Sen ne kötü bir arkadaşmışsın!”

Cemal Külünkoğlu

Sonunda bize geldiğinde, arkadaşı (olan şeyta)na: “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı (da bu durumlara düşmeseydim)! Ne kötü arkadaşmışsın sen!” der.

Mehmet Türk

(Böyleleri,) sonunda Bizim huzurumuza gelince (kendi şeytanlaşmış kişiliklerine): “Keşke ikimiz birbirimize doğu ile batı arası kadar uzak olsaydık. Meğer sen ne kötü dostmuşsun.” der.

43:39

وَلَن يَنفَعَكُمُ ٱلۡيَوۡمَ إِذ ظَّلَمۡتُمۡ أَنَّكُمۡ فِي ٱلۡعَذَابِ مُشۡتَرِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kendilerine, “Bugün pişmanlığınızın size hiçbir faydası olmayacaktır. Çünkü siz zulmettiniz. Siz azapta da ortaksınız” denilir.

Cemal Külünkoğlu

Onlara: “(Bu pişmanlık ve temenniniz) bugün size hiçbir fayda vermeyecektir. Çünkü (dünyada Hak yoldan saparak kendinize) zulmettiniz. Şimdi hepiniz azapta ortaksınız!” denir.

Mehmet Türk

(Ey Kâfirler!) Bugün (pişmanlık duymanız) size bir fayda sağlamayacaktır. Çünkü siz, birlikte zulmettiğiniz gibi yine birlikte azap göreceksiniz.

43:40

أَفَأَنتَ تُسۡمِعُ ٱلصُّمَّ أَوۡ تَهۡدِي ٱلۡعُمۡيَ وَمَن كَانَ فِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Manen sağır olanlara sen mi işittireceksin; yahut manevi körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi ileteceksin?

Cemal Külünkoğlu

Sağırlara sen mi duyuracaksın yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Sen sağırlara işittiremediğin gibi kör olanı ve apaçık bir sapkınlık içerisinde bulunanı da hak yola ulaştıramazsın.

43:41

فَإِمَّا نَذۡهَبَنَّ بِكَ فَإِنَّا مِنۡهُم مُّنتَقِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Biz seni onlardan alıp götürsek de yine onlardan intikam alırız.

Cemal Külünkoğlu

41-42.(Ey Resul!) Biz seni onların arasından (vefat ettirip) yanımıza alsak da onlardan yine (yaptıkları kötülüklerin karşılığını vererek) intikamı alacağız. Yahut onlara vaad ettiğimiz azabı, dünyada sana göstereceğiz. Çünkü onlara karşı biz her zaman güçlüyüz.

Mehmet Türk

Biz seni götürsek bile, elbette onlardan intikamımızı mutlaka alırız.

43:42

أَوۡ نُرِيَنَّكَ ٱلَّذِي وَعَدۡنَٰهُمۡ فَإِنَّا عَلَيۡهِم مُّقۡتَدِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yahut onlara vaad ettiğimiz azabı sana gösteririz. Çünkü bizim onlara gücümüz yeter.

Cemal Külünkoğlu

41-42.(Ey Resul!) Biz seni onların arasından (vefat ettirip) yanımıza alsak da onlardan yine (yaptıkları kötülüklerin karşılığını vererek) intikamı alacağız. Yahut onlara vaad ettiğimiz azabı, dünyada sana göstereceğiz. Çünkü onlara karşı biz her zaman güçlüyüz.

Mehmet Türk

Ya da (dilersek) onlara vâdettiğimiz (azabı) sana gösteririz. Çünkü onlara azap etmeye Bizim gücümüz, elbette yeter.

43:43

فَٱسۡتَمۡسِكۡ بِٱلَّذِيٓ أُوحِيَ إِلَيۡكَۖ إِنَّكَ عَلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl! Şüphesiz sen dosdoğru yoldasın.

Cemal Külünkoğlu

Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl! Şüphesiz sen doğru bir yol üzerindesin.

Mehmet Türk

Şu halde sen, sana vahyedilene sarıl. Çünkü sen gerçekten hak yol üzerindesin.

43:44

وَإِنَّهُۥ لَذِكۡرࣱ لَّكَ وَلِقَوۡمِكَۖ وَسَوۡفَ تُسۡـَٔلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu Kur'ân, sana ve kavmine bir şereftir. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.

Cemal Külünkoğlu

Muhakkak ki bu (Kur’an) senin ve halkın/kavmin için bir öğüttür. Zamanı gelince hepiniz O’na karşı, tutumunuzdan dolayı hesaba çekileceksiniz.

Mehmet Türk

Şüphesiz o (Kur’an), senin ve toplumun için gerçekten (gündeminizi) oluşturacak (bir kitaptır) ve siz (âhirette) ondan hesaba çekileceksiniz.

43:45

وَسۡـَٔلۡ مَنۡ أَرۡسَلۡنَا مِن قَبۡلِكَ مِن رُّسُلِنَآ أَجَعَلۡنَا مِن دُونِ ٱلرَّحۡمَٰنِ ءَالِهَةࣰ يُعۡبَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize şöyle sor: “Rahmân'dan başka tanrılara tapılmasını emretmiş miyiz?”

Cemal Külünkoğlu

Senden önce gönderdiğimiz resuller(in gerçek ve samimi takipçilerine) sor bakalım, biz, Rahman (olan Allah’)ın dışında başka tanrılara tapılmasına hiç izin vermiş miyiz?

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Senden önce kendilerine Peygamberlerimizden gönderdiğimiz kimselere; “Biz, Rahman (olan Allah)’tan başka tapılacak ilâhlar (edinmelerini) emretmiş miyiz?” diye bir sor.

43:46

وَلَقَدۡ أَرۡسَلۡنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ وَمَلَإِيْهِۦ فَقَالَ إِنِّي رَسُولُ رَبِّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun biz, Mûsâ'yı mucizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına göndermiştik de Mûsâ, “Ben âlemlerin Rabbi'nin peygamberiyim” demişti.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun, biz Musa’yı (Allah’ın Rab oluşuna apaçık delil teşkil eden) âyetlerimizle Firavuna ve toplumuna göndermiştik de o (onlara): “Şüphesiz ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim” demişti.

Mehmet Türk

Yemin olsun Biz Mûsa’yı Firavun’a ve onun ileri gelenlerine mûcizelerimizle gönderdik. O da: “Gerçekten ben âlemlerin Rabbi (olan Allah)’ın elçisiyim.” dedi.

43:47

فَلَمَّا جَآءَهُم بِـَٔايَٰتِنَآ إِذَا هُم مِّنۡهَا يَضۡحَكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara mucizelerimizi getirince mucizelere gülüvermişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

Musa onlara ayetlerimizi getirdiğinde onlar bu ayetlere gülüyorlardı.

Mehmet Türk

Fakat (Mûsa) onlara mûcizelerimizi getirince onlar başladılar, o mûcizelerimizle (alay edip) gülmeğe.

43:48

وَمَا نُرِيهِم مِّنۡ ءَايَةٍ إِلَّا هِيَ أَكۡبَرُ مِنۡ أُخۡتِهَاۖ وَأَخَذۡنَٰهُم بِٱلۡعَذَابِ لَعَلَّهُمۡ يَرۡجِعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara gösterdiğimiz her mucize diğerinden daha büyüktü. Dönsünler diye onları azaba uğrattık.

Cemal Külünkoğlu

Onlara (ayrıca) her biri diğerinden daha büyük olan mucizeler gösterdik. Doğru yola dönsünler diye onları (küçüklü büyüklü farklı şekilde) azaba uğrattık.

Mehmet Türk

Biz, onlara (defalarca) birbirinden daha büyük mûcizeler gösterdik. Biz, onlara belki (hakka) dönerler diye, (zaman zaman) azap da ettik.

43:49

وَقَالُواْ يَٰٓأَيُّهَ ٱلسَّاحِرُ ٱدۡعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ إِنَّنَا لَمُهۡتَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine dediler ki: “Ey sihirbaz! Seninle yaptığı sözleşmenin hatırına bizim için Rabbine dua et; çünkü biz artık doğru yola gireceğiz.”

Cemal Külünkoğlu

(Bunun üzerine dediler ki:) “Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz.”

Mehmet Türk

Ve onlar (her seferinde): “Ey büyücü! (Allah’ın) sana verdiği söz hürmetine bizim için Rabbine duâ et. Gerçekten biz, hak yola döneceğiz.” dediler.

43:50

فَلَمَّا كَشَفۡنَا عَنۡهُمُ ٱلۡعَذَابَ إِذَا هُمۡ يَنكُثُونَ

Bayraktar Bayraklı

Fakat biz onları azaptan kurtarır kurtarmaz, bir de bakarsın ki sözlerinden dönüvermişler.

Cemal Külünkoğlu

Fakat biz onlardan azabı kaldırınca sözlerinden döndüler.

Mehmet Türk

Biz onlardan azabı kaldırınca da hemen sözlerinden dönüverdiler.

43:51

وَنَادَىٰ فِرۡعَوۡنُ فِي قَوۡمِهِۦ قَالَ يَٰقَوۡمِ أَلَيۡسَ لِي مُلۡكُ مِصۡرَ وَهَٰذِهِ ٱلۡأَنۡهَٰرُ تَجۡرِي مِن تَحۡتِيٓۚ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Firavun, kavmine seslendi ve şöyle dedi: “Ey kavmim! Mısır mülkü ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Hâlâ görmüyor musunuz?”

Cemal Külünkoğlu

Firavun, kavmine seslenerek dedi ki: “Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hâlâ görmüyor musunuz?

Mehmet Türk

Firavun toplumuna: “Ey Kavmim! Mısır’ın hâkimiyetinin ve şu altımdan akan ırmakların, bana ait olduğunu görmüyor musunuz?”

43:52

أَمۡ أَنَا۠ خَيۡرࣱ مِّنۡ هَٰذَا ٱلَّذِي هُوَ مَهِينࣱ وَلَا يَكَادُ يُبِينُ

Bayraktar Bayraklı

“Yoksa ben, kendisi zayıf ve neredeyse söz anlatamayacak durumda bulunan şu adamdan daha üstün değil miyim?”

Cemal Külünkoğlu

Ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatmaktan aciz olan adamdan daha hayırlı/iyi değil miyim?

Mehmet Türk

“Yoksa ben, şu ne demek istediğini bile anlatamayan zavallıdan daha hayırlı değil miyim?”

43:53

فَلَوۡلَآ أُلۡقِيَ عَلَيۡهِ أَسۡوِرَةࣱ مِّن ذَهَبٍ أَوۡ جَآءَ مَعَهُ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ مُقۡتَرِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Ona altın bilezikler verilmeli veya yanında yardımcı melekler gelmeli değil miydi?”

Cemal Külünkoğlu

Eğer o dediği gibi ise, üstüne gökten altın bilezikler atılmalı yahut beraberinde melekler gelmeli değil miydi?”

Mehmet Türk

“(Sonra eğer Peygamberse) ona niçin altın bilezikler verilmemiş veya kendisiyle birlikte melekler gönderilmemiş?” dedi.

43:54

فَٱسۡتَخَفَّ قَوۡمَهُۥ فَأَطَاعُوهُۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمࣰ ا فَٰسِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Firavun kavmini aldattı; onlar da kendisine boyun eğdiler. Onlar yoldan çıkmış bir kavim idiler.

Cemal Külünkoğlu

İşte Firavun bu şekilde kavmini küçümsedi ve sindirdi. Onlar da ona boyun eğdiler. Çünkü onlar doğru düşünme melekelerini kaybetmiş, bozguncu bir kavimdi.

Mehmet Türk

(Firavun) böylece kavmini küçümse(yerek ez)di. Onlar da ona boyun eğdiler. Çünkü onlar, (zâten) hak yoldan çıkmış bir toplum idi.

43:55

فَلَمَّآ ءَاسَفُونَا ٱنتَقَمۡنَا مِنۡهُمۡ فَأَغۡرَقۡنَٰهُمۡ أَجۡمَعِينَ

Bayraktar Bayraklı

Böylece bizi öfkelendirince, onlardan intikam aldık, hepsini suda boğduk.

Cemal Külünkoğlu

Böyle Bize meydan okumaya devam edince, biz de onlardan (yaptıklarının cezasını vererek) intikam aldık. Sonunda onları toplu olarak (suda) boğduk.

Mehmet Türk

Sonunda onlar, Bizi gazaplandırınca Biz, hepsini suda boğarak onlardan intikam aldık.

43:56

فَجَعَلۡنَٰهُمۡ سَلَفࣰ ا وَمَثَلࣰ ا لِّلۡأٓخِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onları geçmişten bir hâtıra ve sonrakiler için bir ders örneği kıldık.

Cemal Külünkoğlu

Onları, sonradan gelecek inkârcılara, geçmiş bir ibret ve örnek kıldık.

Mehmet Türk

Bu sûretle onları, sonradan gelecekler için geçmiş bir hatıra ve bir ibret örneği kıldık.

43:57

۞وَلَمَّا ضُرِبَ ٱبۡنُ مَرۡيَمَ مَثَلًا إِذَا قَوۡمُكَ مِنۡهُ يَصِدُّونَ

Bayraktar Bayraklı

57,58. Meryem'in oğlu örnek gösterilince, senin toplumun hemen yaygarayı basarlar ve “Bizim tanrılarımız mı daha iyidir, yoksa o mu?” derler. Tartışmak için bu örneği verirler. Doğrusu onlar çok kavgacı bir toplumdur.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Meryemoğlu (İsa), bir örnek olarak anlatılınca, senin toplumun buna karşı (seni susturacak bir delil buldukları düşüncesiyle) hemen yaygaraya başladı.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Senin kavmin, kendilerine Meryem’in oğlu (İsa) örnek olarak verilince, bu (örnekten) dolayı gülüşüyorlar.

43:58

وَقَالُوٓاْ ءَأَٰلِهَتُنَا خَيۡرٌ أَمۡ هُوَۚ مَا ضَرَبُوهُ لَكَ إِلَّا جَدَلَۢاۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمٌ خَصِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

57,58. Meryem'in oğlu örnek gösterilince, senin toplumun hemen yaygarayı basarlar ve “Bizim tanrılarımız mı daha iyidir, yoksa o mu?” derler. Tartışmak için bu örneği verirler. Doğrusu onlar çok kavgacı bir toplumdur.

Cemal Külünkoğlu

Ve dediler ki: “Bizim tanrılarımız mı daha hayırlıdır, yoksa İsa mı?” Bunu sadece seninle tartışmak için ortaya attılar. Şüphesiz onlar kavgaya ve düşmanlığa pek düşkün bir topluluktur.

Mehmet Türk

Ve (bir de) sadece seninle tartışmış olmak için: “Bizim ilâhlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu?” dediler. Doğrusu onlar, kavgacı bir toplumdur.

43:59

إِنۡ هُوَ إِلَّا عَبۡدٌ أَنۡعَمۡنَا عَلَيۡهِ وَجَعَلۡنَٰهُ مَثَلࣰ ا لِّبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ

Bayraktar Bayraklı

İsâ, kendisine nimet verdiğimiz ve kendisini İsrâiloğulları'na örnek kıldığımız bir kuldan başka bir şey değildir.

Cemal Külünkoğlu

Oysaki o (İsa), sadece, kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.

Mehmet Türk

O (Meryem’in oğlu İsa) kendisine nîmet verip İsrâil oğullarına örnek kıldığımız bir kuldan başka bir şey değildir.

43:60

وَلَوۡ نَشَآءُ لَجَعَلۡنَا مِنكُم مَّلَٰٓئِكَةࣰ فِي ٱلۡأَرۡضِ يَخۡلُفُونَ

Bayraktar Bayraklı

Eğer dileseydik, sizin yerinizde yeryüzünde melekler yaratırdık.

Cemal Külünkoğlu

Eğer dileseydik, içinizden yeryüzünde sizin yerinize geçecek melekler yaratırdık.

Mehmet Türk

Eğer Biz dileseydik size bedel, yeryüzünde sizin yerinizi tutacak melekler var ederdik.

43:61

وَإِنَّهُۥ لَعِلۡمࣱ لِّلسَّاعَةِ فَلَا تَمۡتَرُنَّ بِهَا وَٱتَّبِعُونِۚ هَٰذَا صِرَٰطࣱ مُّسۡتَقِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz Kur'ân, kıyametin kopacağını bildirir. Kıyamet hakkında hiç şüphe duymayınız. Bana tâbi olunuz. Dosdoğru yol budur.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz o, kıyametin (kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin ve bana uyun. Dosdoğru yol budur.

Mehmet Türk

Şüphesiz o (Kur’an) kıyametin yaklaştığını gösteren bir bilgidir. Sakın o (kıyamet) hakkında şüpheye düşmeyip sadece Benim (gönderdiğim dine) uyun. İşte en doğru yol, ancak budur.

43:62

وَلَا يَصُدَّنَّكُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُۖ إِنَّهُۥ لَكُمۡ عَدُوࣱّ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Şeytan, sizi alıkoymasın. Şüphesiz o, sizin apaçık düşmanınızdır.

Cemal Külünkoğlu

Sakın şeytan sizi (Allah’a giden) yoldan çevirmesin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.

Mehmet Türk

Sakın şeytan, sizi (Allah’ın) yolundan çevirmesin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.

43:63

وَلَمَّا جَآءَ عِيسَىٰ بِٱلۡبَيِّنَٰتِ قَالَ قَدۡ جِئۡتُكُم بِٱلۡحِكۡمَةِ وَلِأُبَيِّنَ لَكُم بَعۡضَ ٱلَّذِي تَخۡتَلِفُونَ فِيهِۖ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

Bayraktar Bayraklı

Îsâ, apaçık mucizeler getirince şöyle dedi: “Ben size bu hikmeti getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyleyse Allah'a saygı duyunuz ve bana itaat ediniz.”

Cemal Külünkoğlu

İsa, apaçık delillerle/kanılarla geldiği zaman şöyle demişti: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyle ise, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”

Mehmet Türk

İsa, (toplumuna) apaçık belgelerle gelince: “Ben size hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeylerin bir kısmını açıklamak için (Allah’ın kelâmı) İncil’i getirdim. (Allah’a) karşı hata etmekten sakının ve bana itaat edin.”

43:64

إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ رَبِّي وَرَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُوهُۚ هَٰذَا صِرَٰطࣱ مُّسۡتَقِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

“Şüphesiz Allah, benim ve sizin yegane Rabbinizdir. Yalnız O'na kulluk ediniz; doğru yol budur.”

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O’na kulluk edin! İşte dosdoğru yol budur.

Mehmet Türk

“Şüphesiz O Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; öyleyse sadece Ona kulluk edin. İşte dosdoğru yol budur.” dedi.

43:65

فَٱخۡتَلَفَ ٱلۡأَحۡزَابُ مِنۢ بَيۡنِهِمۡۖ فَوَيۡلࣱ لِّلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنۡ عَذَابِ يَوۡمٍ أَلِيمٍ

Bayraktar Bayraklı

Bunun ardından gruplar, yine ayrılığa düştüler. Azabı acıklı günden dolayı vay o zâlimlerin hallerine!

Cemal Külünkoğlu

Sonra (Yahudi ve Hıristiyan) gruplar (İsa hakkında) aralarında ihtilafa düştüler. Acı bir günün azabı karşısında vay o zulmedenlerin haline!

Mehmet Türk

Ne var ki gruplar (Yahudi ve Hıristiyanlar) kendi aralarında ayrılığa düştüler. Vay o acıklı günün azabını görecek kâfirlerin haline!

43:66

هَلۡ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأۡتِيَهُم بَغۡتَةࣰ وَهُمۡ لَا يَشۡعُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, farkında olmadan kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlar ancak beklenen o saatin (kıyametin), farkına varmadıkları bir halde ansızın kendilerine gelmesini bekliyorlar.

Mehmet Türk

Onlar farkında değillerken kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?

43:67

ٱلۡأَخِلَّآءُ يَوۡمَئِذِۭ بَعۡضُهُمۡ لِبَعۡضٍ عَدُوٌّ إِلَّا ٱلۡمُتَّقِينَ

Bayraktar Bayraklı

O gün, Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınanların dışında, bütün dostlar birbirlerine düşman olacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

O gün Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.

Mehmet Türk

O gün, Allah’a karşı hata etmekten sakınanlar dışındaki dostlar, birbirlerine düşman kesilirler.

43:68

يَٰعِبَادِ لَا خَوۡفٌ عَلَيۡكُمُ ٱلۡيَوۡمَ وَلَآ أَنتُمۡ تَحۡزَنُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Ey kullarım! Bugün size korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de.”

Cemal Külünkoğlu

68-69.(O gün Allah şöyle buyurur:) “Ey ayetlerimize iman eden ve Müslüman olan kullarım! Bugün sizin için korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de.”

Mehmet Türk

68,69. Ey Benim âyetlerime îman eden ve gerçekten Müslüman olan kullarım! Bugün sizin için bir korku yoktur ve siz mahzun da olmayacaksınız.

43:69

ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُواْ مُسۡلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Bunlar, âyetlerimize inanan ve Müslüman olan kullarımdır.”

Cemal Külünkoğlu

68-69.(O gün Allah şöyle buyurur:) “Ey ayetlerimize iman eden ve Müslüman olan kullarım! Bugün sizin için korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz de.”

Mehmet Türk

68,69. Ey Benim âyetlerime îman eden ve gerçekten Müslüman olan kullarım! Bugün sizin için bir korku yoktur ve siz mahzun da olmayacaksınız.

43:70

ٱدۡخُلُواْ ٱلۡجَنَّةَ أَنتُمۡ وَأَزۡوَٰجُكُمۡ تُحۡبَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Siz ve eşleriniz, büyük mutluluk içinde cennete giriniz.”

Cemal Külünkoğlu

Onlara: “Siz ve eşleriniz sevinç ve mutluluk içinde cennete giriniz” denir.

Mehmet Türk

70,71. Siz ve eşleriniz, sevinç içerisinde cennete girin. (Cennette) onların etrafında içleri canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı (yiyecek ve içeceklerle) dolu altın tepsiler ve kâseler dolaştırılır. (Orada onlara): “Siz burada, ebedî kalacaksınız.”

43:71

يُطَافُ عَلَيۡهِم بِصِحَافࣲ مِّن ذَهَبࣲ وَأَكۡوَابࣲۖ وَفِيهَا مَا تَشۡتَهِيهِ ٱلۡأَنفُسُ وَتَلَذُّ ٱلۡأَعۡيُنُۖ وَأَنتُمۡ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Siz orada süreli olarak kalacaksınız.

Cemal Külünkoğlu

Onlar için altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Ve siz orada oturup kalacaksınız.

Mehmet Türk

70,71. Siz ve eşleriniz, sevinç içerisinde cennete girin. (Cennette) onların etrafında içleri canların çektiği ve gözlerin hoşlandığı (yiyecek ve içeceklerle) dolu altın tepsiler ve kâseler dolaştırılır. (Orada onlara): “Siz burada, ebedî kalacaksınız.”

43:72

وَتِلۡكَ ٱلۡجَنَّةُ ٱلَّتِيٓ أُورِثۡتُمُوهَا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sizi yaptıklarınıza karşılık mirasçı kıldığımız cennet, işte budur.

Cemal Külünkoğlu

Geçmişte yaptıklarınıza karşılık mirasçı kılındığınız cennet işte budur.

Mehmet Türk

72,73. “(Dünyada) yaptıklarınıza karşılık hak ettiğiniz ve içerisinde yiyeceğiniz birçok meyveler bulunan cennet, işte burasıdır.” (denilecek.)

43:73

لَكُمۡ فِيهَا فَٰكِهَةࣱ كَثِيرَةࣱ مِّنۡهَا تَأۡكُلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Orada, yiyeceğiniz çok meyveler vardır.

Cemal Külünkoğlu

Orada (dünyada yaptıklarınızın) meyvelerini bolca görecek (ve) onları tadacaksınız!

Mehmet Türk

72,73. “(Dünyada) yaptıklarınıza karşılık hak ettiğiniz ve içerisinde yiyeceğiniz birçok meyveler bulunan cennet, işte burasıdır.” (denilecek.)

43:74

إِنَّ ٱلۡمُجۡرِمِينَ فِي عَذَابِ جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz suçlular, cehennem azabında süreli olarak kalacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Şüphe yok ki (Hakka karşı direnen) suçlular da cehennemde kalacaklardır.

Mehmet Türk

Şüphesiz günâhkârlar, cehennem azabı içerisinde ebedî kalacaklardır.

43:75

لَا يُفَتَّرُ عَنۡهُمۡ وَهُمۡ فِيهِ مُبۡلِسُونَ

Bayraktar Bayraklı

Azapları hafiflemeyecek ve orada ümitsizlik içinde kalacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Onların azapları hafifletilmeyecek ve onlar orada derin bir ümitsizliğe kapılacaklardır.

Mehmet Türk

Onların oradaki (azabı) hafifletilmeyeceği gibi onlar, orada ümitlerini yitirerek ne yapacaklarını şaşırıp kalacaklardır.

43:76

وَمَا ظَلَمۡنَٰهُمۡ وَلَٰكِن كَانُواْ هُمُ ٱلظَّٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Biz onlara zulmetmedik; onlar kendilerine zulmetmişlerdir.

Cemal Külünkoğlu

Onlara biz zulmetmedik, onlar (inkâr etmek ve Allah’ın dinini alaya almak yoluyla cehennemi hak ederek) kendilerine zulmettiler.

Mehmet Türk

Biz onlara zulmetmedik, onların (zâten) kendileri zâlim idi.

43:77

وَنَادَوۡاْ يَٰمَٰلِكُ لِيَقۡضِ عَلَيۡنَا رَبُّكَۖ قَالَ إِنَّكُم مَّٰكِثُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar cehennem bekçisine şöyle seslenecekler: “Ey Mâlik! Rabbin bizi öldürsün.” Bekçi de, “Siz burada süreli olarak kalacaksınız” diyecektir.

Cemal Külünkoğlu

Onlar (cehennem bekçisine): “Ey Malik (melek)! Rabbin artık bizi öldürsün” diye seslenecekler. Malik de: “Siz böylece kalacaksınız (ölmeyeceksiniz)” diyecek.

Mehmet Türk

Onlar (cehennem bekçisine:) “Ey Mâlik! Rabbine (söyle de) bizim işimizi bitiriversin.” diye bağrışacaklar. O da: “Siz (burada ebedî olarak) böylece kalacaksınız.” diyecek.

43:78

لَقَدۡ جِئۡنَٰكُم بِٱلۡحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَكُمۡ لِلۡحَقِّ كَٰرِهُونَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki biz size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyordunuz.

Cemal Külünkoğlu

Bunun üzerine (Allah tarafından onlara şöyle seslenilecek:) “Biz size hakkı getirmiştik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmamıştınız.”

Mehmet Türk

Yemin olsun Biz, size hep gerçekleri gönderdik. Fakat sizin birçoğunuz (bu) gerçeklerden tiksindiniz.

43:79

أَمۡ أَبۡرَمُوٓاْ أَمۡرࣰ ا فَإِنَّا مُبۡرِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa müşrikler inkâra karar mı verdiler? Şüphesiz biz de onları cezalandırmaya karar verdik.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Yoksa (Hakikatin) ne olması gerektiğine o (hakikati inkâr ede)nler mi karar verecek? Hayır, (hem hakikati belirlemeye ve hem de onları cezalandırmaya) kararı verecek olan Biziz.

Mehmet Türk

Yoksa o (kâfirler hakka karşı gelmek için) bir karara mı vardılar? Şüphesiz Biz de onlar (hakkında) bir karara vardık.

43:80

أَمۡ يَحۡسَبُونَ أَنَّا لَا نَسۡمَعُ سِرَّهُمۡ وَنَجۡوَىٰهُمۚ بَلَىٰ وَرُسُلُنَا لَدَيۡهِمۡ يَكۡتُبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa onlar, bizim onların sırlarını ve gizli gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Doğrusu, yanlarındaki meleklerimiz yaptıklarını yazmaktadırlar.

Cemal Külünkoğlu

Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır, öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz (melekler, her şeyi) yazıyor.

Mehmet Türk

Yoksa onlar, Bizim onların sırlarını ve aralarındaki gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Evet! Biz işitiriz ve onların yanlarındaki elçilerimiz de (her şeyi) yazar.

43:81

قُلۡ إِن كَانَ لِلرَّحۡمَٰنِ وَلَدࣱ فَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلۡعَٰبِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı, kulluk edenlerin ilki ben olurdum.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Eğer Rahman’ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Onlara): “Eğer Rahman (olan Allah)’ın çocuğu olsaydı ona tapanların ilki ben olurdum.” de.

43:82

سُبۡحَٰنَ رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ رَبِّ ٱلۡعَرۡشِ عَمَّا يَصِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

Göklerin ve yerin Rabbi, egemenlik tahtının sahibi olan Allah, onların bu tür nitelendirmelerinden uzaktır.

Cemal Külünkoğlu

Göklerin ve yerin Rabbi, kudret ve egemenlik tahtının Rabbi de olan Allah, onların isnat ettikleri her türlü vasıftan uzaktır.

Mehmet Türk

Göklerin, yerin ve (kâinata hâkimiyet makamı olan) Arşın Rabbi (olan Allah), onların tanımlamalarından çok yücedir.

43:83

فَذَرۡهُمۡ يَخُوضُواْ وَيَلۡعَبُواْ حَتَّىٰ يُلَٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِي يُوعَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Uyarıldıkları güne kavuşuncaya kadar bırak onları; eğlenceye dalsınlar, oynasınlar!

Cemal Külünkoğlu

Bırak onları! Kendilerine vaadedilen (azap) günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynayıp oyalansınlar!

Mehmet Türk

Sen onları bırak, kendilerine (azap) vâdedilen günlerine kavuşuncaya kadar, dalsınlar ve oynaya dursunlar (bakalım).

43:84

وَهُوَ ٱلَّذِي فِي ٱلسَّمَآءِ إِلَٰهࣱ وَفِي ٱلۡأَرۡضِ إِلَٰهࣱۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡعَلِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Gökte de Tanrı O'dur, yerde de Tanrı O'dur. O'nun her işinde hikmet vardır; her şeyi bilir.

Cemal Külünkoğlu

(O zaman anlayacaklar ki) gökte de ilâh olan O’dur, yerde de ilâh olan O’dur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

Göklerde ilâh olan da yerde ilâh olan da sadece O’dur. Çünkü O, bilenin, hüküm (ve hikmet) sahibi olanın tâ kendisidir.

43:85

وَتَبَارَكَ ٱلَّذِي لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا وَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلسَّاعَةِ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin mülkiyeti kendisine ait olan Allah en yücedir! Kıyametin bilgisi de O'nun katındadır. Sizler yalnız O'na döndürüleceksiniz.

Cemal Külünkoğlu

Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın şanı yücedir. Kıyamet saatinin bilgisi sadece O’na aittir. Siz yalnız O’na döndürüleceksiniz (ve hesabınızı da O’na vereceksiniz).

Mehmet Türk

Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin hâkimiyeti kendisine ait olan (Allah)’ın şânı ne yücedir! Kıyametin bilgisine sahip olan, sadece Allah’tır ve en sonunda hepiniz, Ona döndürüleceksiniz.

43:86

وَلَا يَمۡلِكُ ٱلَّذِينَ يَدۡعُونَ مِن دُونِهِ ٱلشَّفَٰعَةَ إِلَّا مَن شَهِدَ بِٱلۡحَقِّ وَهُمۡ يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'tan başka yalvardıklarının, şefaat etmeye güçleri yoktur. Ancak bilerek gerçeğe tanıklık edenler hariç.

Cemal Külünkoğlu

Allah’tan başka yalvardıklarının (onlara) şefaat/yardım etmeye güçleri yetmez. Ancak bilerek Hakkın şahitleri olan (melekler Allah’ın razı olduğu kuluna şefaat/yardım) eder.

Mehmet Türk

Bilerek hakka şâhitlik edenlerin dışında (kâfirlerin) O (Allah)’ı bırakıp da yalvardıkları kimseler, asla şefâat edemezler.

43:87

وَلَئِن سَأَلۡتَهُم مَّنۡ خَلَقَهُمۡ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُۖ فَأَنَّىٰ يُؤۡفَكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan, kesinlikle “Allah” diyeceklerdir. Buna rağmen nasıl da döndürülüyorlar!

Cemal Külünkoğlu

O müşriklere kendilerini kimin yarattığını sorsan, hiç kuşkusuz “Allah” diyeceklerdir. O halde nasıl oluyor da Haktan saptırılıyor ve batılın peşinden koşturuluyorlar?

Mehmet Türk

87,88. Onlara, kendilerini kimin yarattığını sorsan kesinlikle “Allah” diyecekler. O (Peygamberin): “Ey Rabbim! Şüphesiz onlar îman etmeyen bir toplumdur.” sözüne yemin olsun ki onlar, (Hak’tan) nasıl da saptırılıyorlar?

43:88

وَقِيلِهِۦ يَٰرَبِّ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوۡمࣱ لَّا يُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Peygamber'in, “Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir toplumdur” sözüne Allah şöyle karşılık verir:

Cemal Külünkoğlu

88-89.Allah, (Elçisinin:) “Ya Rabbi! Bunlar inanmayan bir kavimdir” sözüne (şöyle karşılık verir): “(Ey Resul!) Sen onlara aldırma (yaptıklarını görmezden, söylediklerini duymazdan gel) ve kendilerine selamet dileyerek yoluna devam et! Çünkü onlar zamanı geldiğinde (hakikati) anlayacaklardır.”

Mehmet Türk

87,88. Onlara, kendilerini kimin yarattığını sorsan kesinlikle “Allah” diyecekler. O (Peygamberin): “Ey Rabbim! Şüphesiz onlar îman etmeyen bir toplumdur.” sözüne yemin olsun ki onlar, (Hak’tan) nasıl da saptırılıyorlar?

43:89

فَٱصۡفَحۡ عَنۡهُمۡ وَقُلۡ سَلَٰمࣱۚ فَسَوۡفَ يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Onlara karşı dikkatli ol ve “selam” size de! İleride gerçeği anlayacaklardır.”

Cemal Külünkoğlu

88-89.Allah, (Elçisinin:) “Ya Rabbi! Bunlar inanmayan bir kavimdir” sözüne (şöyle karşılık verir): “(Ey Resul!) Sen onlara aldırma (yaptıklarını görmezden, söylediklerini duymazdan gel) ve kendilerine selamet dileyerek yoluna devam et! Çünkü onlar zamanı geldiğinde (hakikati) anlayacaklardır.”

Mehmet Türk

Sen onlara aldırış etme ve “selâm!” deyip geç. Artık onlar, ileride (gerçekleri) anlayacaklar!