İçeriğe atla
Untold Serenity

44. Ad-Dukhan

The Smoke · Mekkî · 59 âyet · Nüzul sırası 64

الدخان

The Surah takes its name from the word dukhan which occurs in verse 10.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

44:1

حمٓ

Bayraktar Bayraklı

Hâ, mîm.

Cemal Külünkoğlu

Hâ Mîm.

Mehmet Türk

Hâ, Mîm.

44:2

وَٱلۡكِتَٰبِ ٱلۡمُبِينِ

Bayraktar Bayraklı

Açıklayıcı kitaba yemin olsun.

Cemal Külünkoğlu

2-3.(Hükümleri) apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu (Kur’an’ı) mübarek bir gecede indir(meye başla)dık. Başından beri (insanları) vahiyle uyaran zaten Biziz.

Mehmet Türk

(Hakkı bâtıldan) ayırt edici kitaba yemin olsun;

44:3

إِنَّآ أَنزَلۡنَٰهُ فِي لَيۡلَةࣲ مُّبَٰرَكَةٍۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Biz onu, mübarek bir gecede indirmeye başladık. Şüphesiz biz, uyarıcıyız.

Cemal Külünkoğlu

2-3.(Hükümleri) apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu (Kur’an’ı) mübarek bir gecede indir(meye başla)dık. Başından beri (insanları) vahiyle uyaran zaten Biziz.

Mehmet Türk

Biz, o (Kur’an’ı) kendisiyle insanları uyarmak için gerçekten mübârek bir gecede indirdik.

44:4

فِيهَا يُفۡرَقُ كُلُّ أَمۡرٍ حَكِيمٍ

Bayraktar Bayraklı

4,5. O gecede katımızdan verdiğimiz bir emirle bütün hikmetli işler belirlenir. Şüphesiz biz peygamberler göndeririz.

Cemal Külünkoğlu

O gecede (Kur’an’ın inmeye başlamasıyla) hikmetli ve önemli her iş batıldan ayrılmıştır.

Mehmet Türk

4,5,6. (Ki) her önemli işe tarafımızdan bir emirle o gecede hükmedilir. Rabbinden bir rahmet olarak Peygamberleri gönderen Biziz. İşte O (Allah) hakkıyla işitendir, eksiksiz bilendir.

44:5

أَمۡرࣰ ا مِّنۡ عِندِنَآۚ إِنَّا كُنَّا مُرۡسِلِينَ

Bayraktar Bayraklı

4,5. O gecede katımızdan verdiğimiz bir emirle bütün hikmetli işler belirlenir. Şüphesiz biz peygamberler göndeririz.

Cemal Külünkoğlu

Katımızdan konulan bir yasa gereği, hiç kuşkusuz Biz elçiler göndermekteyiz.

Mehmet Türk

4,5,6. (Ki) her önemli işe tarafımızdan bir emirle o gecede hükmedilir. Rabbinden bir rahmet olarak Peygamberleri gönderen Biziz. İşte O (Allah) hakkıyla işitendir, eksiksiz bilendir.

44:6

رَحۡمَةࣰ مِّن رَّبِّكَۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Peygamber göndermemiz, Rabbinden olan bir rahmet gereğidir. Şüphesiz Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir.

Cemal Külünkoğlu

Bunu Rabbinden insanlara bir rahmet olarak yapmaktayız. Şüphesiz O, (her şeyi) hakkıyla işiten, (he şeyi) hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

4,5,6. (Ki) her önemli işe tarafımızdan bir emirle o gecede hükmedilir. Rabbinden bir rahmet olarak Peygamberleri gönderen Biziz. İşte O (Allah) hakkıyla işitendir, eksiksiz bilendir.

44:7

رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَآۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Eğer kesin olarak inanıyorsanız, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.

Cemal Külünkoğlu

Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah,) göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.

Mehmet Türk

Eğer gerçekten inanmak istiyorsanız O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir.

44:8

لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۖ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

O'ndan başka tanrı yoktur. O yaşatır ve öldürür. Sizin de, önceki atalarınızın da Rabbidir.

Cemal Külünkoğlu

O’ndan başka hiçbir ilah yoktur, diriltir ve öldürür. (O,) sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da Rabbidir.

Mehmet Türk

Dirilten ve öldüren tek ilâh, Odur. O sizin de Rabbinizdir geçmiş atalarınızın da Rabbidir.

44:9

بَلۡ هُمۡ فِي شَكࣲّ يَلۡعَبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu onlar şüphe içerisinde oynamaktadırlar.

Cemal Külünkoğlu

Ama onlar, (ahireti umursamadan) şüphe içinde eğlenip duruyorlar.

Mehmet Türk

Ama onlar bir şüphe içerisinde oyalanıp duruyorlar.

44:10

فَٱرۡتَقِبۡ يَوۡمَ تَأۡتِي ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانࣲ مُّبِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

10,11. Artık sen, göğün, insanları bürüyecek apaçık bir duman çıkaracağı günü bekle! Bu, elem verici bir azaptır.

Cemal Külünkoğlu

Öyleyse sen, gökyüzünde (son saatin yaklaştığını) haber veren bir duman tabakasının belireceği günü bekle!

Mehmet Türk

10,11. (Ey Muhammed!) Sen, göğün gözle görülecek ve insanları kuşatıverecek bir duman çıkaracağı günü bekle. İşte bu, çok acıklı bir azaptır.

44:11

يَغۡشَى ٱلنَّاسَۖ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

10,11. Artık sen, göğün, insanları bürüyecek apaçık bir duman çıkaracağı günü bekle! Bu, elem verici bir azaptır.

Cemal Külünkoğlu

Öyle ki; insanları kuşatıp saran, o (duman tabakası) inletici bir azaptır.

Mehmet Türk

10,11. (Ey Muhammed!) Sen, göğün gözle görülecek ve insanları kuşatıverecek bir duman çıkaracağı günü bekle. İşte bu, çok acıklı bir azaptır.

44:12

رَّبَّنَا ٱكۡشِفۡ عَنَّا ٱلۡعَذَابَ إِنَّا مُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

İnsanlar, “Ey Rabbimiz! Bizden bu azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz” derler.

Cemal Külünkoğlu

İnsanlar: “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz” diyecekler.

Mehmet Türk

(Duman kendilerini kuşatınca): “Ey Rabbimiz! Şu azabı üzerimizden kaldır. Artık biz, îman ediyoruz.” (derler.)

44:13

أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكۡرَىٰ وَقَدۡ جَآءَهُمۡ رَسُولࣱ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Bu öğüt, kıyamet anında onlara ne fayda sağlar ki? Çünkü daha önce hakikati ortaya apaçık olarak koyan bir peygamber gelmişti.

Cemal Külünkoğlu

13-14.Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar? Öğüt alma zamanı geçti. Oysa kendilerine gerçeği açıklayan peygamber de gelmişti. Fakat ondan yüz çevirmişler ve: “Bu (kendisine birtakım şeyler) öğretilmiş delinin biridir!” demişlerdi.

Mehmet Türk

Artık onlara öğüt hiç fayda verir mi? Oysa onlara (önceden) gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.

44:14

ثُمَّ تَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ وَقَالُواْ مُعَلَّمࣱ مَّجۡنُونٌ

Bayraktar Bayraklı

Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu, öğretilmiş bir delidir!” dediler.

Cemal Külünkoğlu

13-14.Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar? Öğüt alma zamanı geçti. Oysa kendilerine gerçeği açıklayan peygamber de gelmişti. Fakat ondan yüz çevirmişler ve: “Bu (kendisine birtakım şeyler) öğretilmiş delinin biridir!” demişlerdi.

Mehmet Türk

Sonra, ondan yüz çevirdiler ve: “Bu, (ya) öğretilmiş (ya da) delidir.” dediler.

44:15

إِنَّا كَاشِفُواْ ٱلۡعَذَابِ قَلِيلًاۚ إِنَّكُمۡ عَآئِدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Biz azabı biraz kaldırırsak, siz yine eski halinize dönersiniz.

Cemal Külünkoğlu

Şimdi Biz, az bir süre için (bu) azabı (sizden) kaldıracak olsak, siz hemen eski halinize dönersiniz.

Mehmet Türk

Biz sizden bu azabı yakında kaldıracağız ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.

44:16

يَوۡمَ نَبۡطِشُ ٱلۡبَطۡشَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Fakat biz büyük bir şiddetle vurup yakaladığımız gün, elbette kendilerinden intikam alacağız.

Cemal Külünkoğlu

(Bütün suçluları) şiddetli bir hamle ile (cezalandırmak için) yakalayacağımız gün, (onlardan da yaptıklarının cezası olarak) intikam alacağız!

Mehmet Türk

Elbette Biz asıl intikamı, en büyük yakalama günü olan (kıyamet gününde) alacağız.

44:17

۞وَلَقَدۡ فَتَنَّا قَبۡلَهُمۡ قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَ وَجَآءَهُمۡ رَسُولࣱ كَرِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

17,18. Andolsun, biz onlardan önce de, Firavun'un toplumunu imtihan etmiştik. Onlara da değerli bir peygamber gelmiş ve şöyle demişti: “Ey Allah'ın kulları! Çağrıma uyarak bana karşı görevinizi yerine getiriniz. Çünkü ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”

Cemal Külünkoğlu

Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir resul (Musa) gelmişti.

Mehmet Türk

Yemin olsun Biz onlardan önce, Firavun’un toplumunu da denedik ve onlara çok değerli bir Peygamber (olan Mûsa) gelmişti.

44:18

أَنۡ أَدُّوٓاْ إِلَيَّ عِبَادَ ٱللَّهِۖ إِنِّي لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

17,18. Andolsun, biz onlardan önce de, Firavun'un toplumunu imtihan etmiştik. Onlara da değerli bir peygamber gelmiş ve şöyle demişti: “Ey Allah'ın kulları! Çağrıma uyarak bana karşı görevinizi yerine getiriniz. Çünkü ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.”

Cemal Külünkoğlu

O resul onlara şöyle demişti: “Allah’ın kullarını (esaretiniz altındaki İsrailoğullarını) bana verin. Çünkü ben size gönderilmiş güvenilir bir resulüm!”

Mehmet Türk

(Mûsa): “Ey Allah’ın kulları! Bana uyun. Gerçekten ben sizin için güvenilir bir Peygamberim.”

44:19

وَأَن لَّا تَعۡلُواْ عَلَى ٱللَّهِۖ إِنِّيٓ ءَاتِيكُم بِسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

“Allah'a karşı baş kaldırmayınız. Çünkü ben size apaçık bir mucize getirdim.”

Cemal Külünkoğlu

“Allah’a karşı büyüklük taslamayın! Zira ben size apaçık bir delil/kanıt getiriyorum.”

Mehmet Türk

“Sakın Allah’a karşı büyüklük de taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir mûcize getiriyorum.”

44:20

وَإِنِّي عُذۡتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُمۡ أَن تَرۡجُمُونِ

Bayraktar Bayraklı

“Ben, beni taşlamanızdan dolayı benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a sığındım.”

Cemal Külünkoğlu

“Şüphesiz ki ben, beni taşlayarak öldürmenizden, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım.”

Mehmet Türk

“Doğrusu ben, sizin bana hakaret etmenizden benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan (Allah)’a sığındım.”

44:21

وَإِن لَّمۡ تُؤۡمِنُواْ لِي فَٱعۡتَزِلُونِ

Bayraktar Bayraklı

“Eğer bana inanmıyorsanız, hiç olmazsa yanımdan uzaklaşınız.”

Cemal Külünkoğlu

“Bana inanmıyorsanız da benden uzak durun!”

Mehmet Türk

“Eğer bana îman etmiyorsanız, bari yolumdan çekilin.” (demişti).

44:22

فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوۡمࣱ مُّجۡرِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine Mûsâ, bunların suç işleyen bir toplum olduğunu Rabbine arzetti.

Cemal Külünkoğlu

(Firavun ve oligarşisi Musa’nın talebini reddedince, Musa:) “Bunlar (gerçekten) günaha batmış bir toplumdur!” diye Rabbine seslendi.

Mehmet Türk

Sonunda (Mûsa) Rabbine “Bunların, gerçekten günâhkâr bir toplum olduklarını” şikâyet etti.

44:23

فَأَسۡرِ بِعِبَادِي لَيۡلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, “O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. Çünkü takip edileceksiniz” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Allah şöyle buyurdu:) “O halde kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin yola çıkar, çünkü siz (Firavun ve ordusu tarafından) takip edileceksiniz.”

Mehmet Türk

23,24. (Allah:) “Kullarımı hemen geceleyin yola çıkart. Çünkü siz takip edileceksiniz. Sonra denizi geçerken acele etme. Çünkü onlar, zâten suda boğulacak bir ordudur.” buyurdu.

44:24

وَٱتۡرُكِ ٱلۡبَحۡرَ رَهۡوًاۖ إِنَّهُمۡ جُندࣱ مُّغۡرَقُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Denizi sükûnetle geç/terk et; çünkü onlar boğulacak bir ordudur.”

Cemal Külünkoğlu

“Denizi yarıp (ashabını geçirdikten sonra) onu olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar boğulmayı hak etmiş bir ordudur.”

Mehmet Türk

23,24. (Allah:) “Kullarımı hemen geceleyin yola çıkart. Çünkü siz takip edileceksiniz. Sonra denizi geçerken acele etme. Çünkü onlar, zâten suda boğulacak bir ordudur.” buyurdu.

44:25

كَمۡ تَرَكُواْ مِن جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

25,26,27. Onlar arkalarında ne bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve safasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.

Cemal Külünkoğlu

25-26-27. Onlar (boğulunca) geride neler bıraktılar neler! Nice bahçeler, pınarlar, çiftlikler, güzel konaklar! Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!

Mehmet Türk

25,26,27. Onlar nice bahçeleri ve pınarları, nice ekinleri ve (kendilerince) yüce makamları ve içerisinde safâ sürdükleri nice nîmetleri (arkalarında) bıraktılar.

44:26

وَزُرُوعࣲ وَمَقَامࣲ كَرِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

25,26,27. Onlar arkalarında ne bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve safasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.

Cemal Külünkoğlu

25-26-27. Onlar (boğulunca) geride neler bıraktılar neler! Nice bahçeler, pınarlar, çiftlikler, güzel konaklar! Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!

Mehmet Türk

25,26,27. Onlar nice bahçeleri ve pınarları, nice ekinleri ve (kendilerince) yüce makamları ve içerisinde safâ sürdükleri nice nîmetleri (arkalarında) bıraktılar.

44:27

وَنَعۡمَةࣲ كَانُواْ فِيهَا فَٰكِهِينَ

Bayraktar Bayraklı

25,26,27. Onlar arkalarında ne bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve safasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.

Cemal Külünkoğlu

25-26-27. Onlar (boğulunca) geride neler bıraktılar neler! Nice bahçeler, pınarlar, çiftlikler, güzel konaklar! Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!

Mehmet Türk

25,26,27. Onlar nice bahçeleri ve pınarları, nice ekinleri ve (kendilerince) yüce makamları ve içerisinde safâ sürdükleri nice nîmetleri (arkalarında) bıraktılar.

44:28

كَذَٰلِكَۖ وَأَوۡرَثۡنَٰهَا قَوۡمًا ءَاخَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Böylece biz de bıraktıklarına başka bir toplumu mirasçı kıldık.

Cemal Külünkoğlu

İşte böyle! Onlara başka bir toplumu mirasçı kıldık.

Mehmet Türk

Böylece Biz de bunları başka bir topluma miras olarak verdik.

44:29

فَمَا بَكَتۡ عَلَيۡهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلۡأَرۡضُ وَمَا كَانُواْ مُنظَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.

Cemal Külünkoğlu

(Onların bu acıklı haline) gökyüzü ve yeryüzü (üzülüp) ağlamadı ve kendilerine mühlet de verilmedi (ve onlar kendi inat ve ihtiraslarıyla beraber boğulup gittiler).

Mehmet Türk

Onlar için gökte de yerde de hiç ağlayan olmadı ve onlara göz bile açtırılmadı.

44:30

وَلَقَدۡ نَجَّيۡنَا بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلۡعَذَابِ ٱلۡمُهِينِ

Bayraktar Bayraklı

30,31. Andolsun biz, İsrâiloğulları'nı o alçaltıcı azaptan, yani Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, aşırı gidenlerden bir zorba idi.

Cemal Külünkoğlu

30-31.Andolsun ki biz, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan, Firavundan kurtardık. Çünkü o, haddi aşan, büyüklük taslayan bir zorba idi.

Mehmet Türk

30,31. İsrâil oğullarını o küçük düşürücü azaptan ve haddi aşan diktatörlerden (birisi) olan Firavundan kesinlikle Biz kurtardık.

44:31

مِن فِرۡعَوۡنَۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيࣰ ا مِّنَ ٱلۡمُسۡرِفِينَ

Bayraktar Bayraklı

30,31. Andolsun biz, İsrâiloğulları'nı o alçaltıcı azaptan, yani Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, aşırı gidenlerden bir zorba idi.

Cemal Külünkoğlu

30-31.Andolsun ki biz, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan, Firavundan kurtardık. Çünkü o, haddi aşan, büyüklük taslayan bir zorba idi.

Mehmet Türk

30,31. İsrâil oğullarını o küçük düşürücü azaptan ve haddi aşan diktatörlerden (birisi) olan Firavundan kesinlikle Biz kurtardık.

44:32

وَلَقَدِ ٱخۡتَرۡنَٰهُمۡ عَلَىٰ عِلۡمٍ عَلَى ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, biz bilerek İsrâiloğulları'nı çağların insanlarına tercih ettik.

Cemal Külünkoğlu

Musa’ya bağlı olan (İsrailoğullarını gönderdiğimiz vahiy ile) o devirdeki diğer bütün insanlara üstün kıldık.

Mehmet Türk

Biz, onları (kendi zamanlarında) bilerek âlemlere üstün kıldık.

44:33

وَءَاتَيۡنَٰهُم مِّنَ ٱلۡأٓيَٰتِ مَا فِيهِ بَلَٰٓؤࣱ اْ مُّبِينٌ

Bayraktar Bayraklı

Onlara, her birinde açıkça bir sınav olan âyetler verdik.

Cemal Külünkoğlu

Biz onlara (denizin yarılması, bulutların gölge yapması, kudret helvası ve bıldırcın gibi) her biri aşikâr bir imtihan vesilesi olan nice ayetler verdik.

Mehmet Türk

Ve Biz onlara içerisinde apaçık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik.

44:34

إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ

Bayraktar Bayraklı

34,35,36. Bu yalanlayanlar, kesinlikle şöyle derler: “Ölüm, sadece bizim bir kere ölmemizdir. Biz tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru söylüyorsanız haydi, babalarımızı diriltip getiriniz.”

Cemal Külünkoğlu

34-35-36. (Mekkeli müşrikler diyorlar ki:) “Bu (önümüzde bulunan ölüm,) bizim ilk (ve tek) ölümümüzdür. Biz diriltilecek de değiliz. Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin (de görelim)!”

Mehmet Türk

Şu (Mekke) kâfirleri de diyorlar ki:

44:35

إِنۡ هِيَ إِلَّا مَوۡتَتُنَا ٱلۡأُولَىٰ وَمَا نَحۡنُ بِمُنشَرِينَ

Bayraktar Bayraklı

34,35,36. Bu yalanlayanlar, kesinlikle şöyle derler: “Ölüm, sadece bizim bir kere ölmemizdir. Biz tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru söylüyorsanız haydi, babalarımızı diriltip getiriniz.”

Cemal Külünkoğlu

34-35-36. (Mekkeli müşrikler diyorlar ki:) “Bu (önümüzde bulunan ölüm,) bizim ilk (ve tek) ölümümüzdür. Biz diriltilecek de değiliz. Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin (de görelim)!”

Mehmet Türk

“Bizim ilk ölümümüzden başka (gerçek olan) bir şey yoktur. Biz asla tekrar diriltilecek de değiliz.”

44:36

فَأۡتُواْ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمۡ صَٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

34,35,36. Bu yalanlayanlar, kesinlikle şöyle derler: “Ölüm, sadece bizim bir kere ölmemizdir. Biz tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru söylüyorsanız haydi, babalarımızı diriltip getiriniz.”

Cemal Külünkoğlu

34-35-36. (Mekkeli müşrikler diyorlar ki:) “Bu (önümüzde bulunan ölüm,) bizim ilk (ve tek) ölümümüzdür. Biz diriltilecek de değiliz. Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin (de görelim)!”

Mehmet Türk

“Eğer (söyledikleriniz) doğru ise şu halde atalarımızı diriltip, getirin bakalım.”

44:37

أَهُمۡ خَيۡرٌ أَمۡ قَوۡمُ تُبَّعࣲ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ أَهۡلَكۡنَٰهُمۡۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ مُجۡرِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Bunlar mı daha üstündür yoksa Tübba‘ kavmi ve onlardan öncekiler mi?” Hepsini helâk ettik. Çünkü onlar suçlu toplumlardı.

Cemal Külünkoğlu

Onlar mı daha güçlü kuvvetli, yoksa Tübba halkı ve onlardan önceki toplumlar mı? Suç işledikleri için biz onların hepsini helak ettik.

Mehmet Türk

Onlar mı daha hayırlı, yoksa günahkâr oldukları için helâk ettiğimiz Tübba’ toplumu ve onlardan öncekiler mi?

44:38

وَمَا خَلَقۡنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَ وَمَا بَيۡنَهُمَا لَٰعِبِينَ

Bayraktar Bayraklı

Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.

Cemal Külünkoğlu

(Ey insanlar bilin ki) Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları eğlence olsun diye yaratmadık.

Mehmet Türk

Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunan şeyleri oyuncular(ın oyuncağı) olarak yaratmadık.

44:39

مَا خَلَقۡنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلۡحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Biz onları, gerçek bir amaç için yarattık. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

Cemal Külünkoğlu

Biz onları ancak yüce bir amacı gerçekleştirmek için yarattık. Ama onların çoğu bunu bilmezler.

Mehmet Türk

Biz, o ikisini şaşmaz (kural)larla yarattık. Ancak o (kâfirlerin) çoğu, bunu bilmiyorlar.

44:40

إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ مِيقَٰتُهُمۡ أَجۡمَعِينَ

Bayraktar Bayraklı

Haklıyı haksızdan ayırma günü, onların hepsinin toplanma günüdür.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz bütün hesapların görüleceği o karar günü, hepsinin buluşacağı gündür.

Mehmet Türk

Şüphesiz o (Müslüman’ı kâfirden) ayırma günü (olan âhiret) onların hepsinin bir araya getirileceği vakitleridir.

44:41

يَوۡمَ لَا يُغۡنِي مَوۡلًى عَن مَّوۡلࣰ ى شَيۡـࣰٔ ا وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

O gün, hiçbir dostun dostuna bir faydası olmayacak ve yardım da görmeyeceklerdir.

Cemal Külünkoğlu

O gün ne bir dostun diğer bir dosta yararı dokunacak ne de kendilerine yardım ulaşacak. (Herkes dünyada yaşadığının karşılığını alacak).

Mehmet Türk

41,42. O gün, Allah’ın merhamet ettikleri dışında hiçbir dost, dosta fayda veremeyecek ve hiç kimse de yardım göremeyecektir. Şüphesiz O (Allah) çok şereflidir, pek merhametlidir.

44:42

إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın acıdıkları hariç, çünkü O'nun her şeye gücü yeter; çok merhametlidir.

Cemal Külünkoğlu

Yalnız, Allah’ın rahmet ettiği kimseler bunların dışındadır. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir.

Mehmet Türk

41,42. O gün, Allah’ın merhamet ettikleri dışında hiçbir dost, dosta fayda veremeyecek ve hiç kimse de yardım göremeyecektir. Şüphesiz O (Allah) çok şereflidir, pek merhametlidir.

44:43

إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ

Bayraktar Bayraklı

43,44. Şüphesiz zakkum ağacı, günahkârların yiyeceğidir.

Cemal Külünkoğlu

43-44.Şüphe yok ki zakkum ağacı suçluların yemeğidir.

Mehmet Türk

43,44. Şüphesiz (cehennemde) günahkârların yemeği, zakkum ağacıdır.

44:44

طَعَامُ ٱلۡأَثِيمِ

Bayraktar Bayraklı

43,44. Şüphesiz zakkum ağacı, günahkârların yiyeceğidir.

Cemal Külünkoğlu

43-44.Şüphe yok ki zakkum ağacı suçluların yemeğidir.

Mehmet Türk

43,44. Şüphesiz (cehennemde) günahkârların yemeği, zakkum ağacıdır.

44:45

كَٱلۡمُهۡلِ يَغۡلِي فِي ٱلۡبُطُونِ

Bayraktar Bayraklı

45,46. Erimiş maden gibi, karınlarda kaynar, sıcak suyun kaynaması gibi.

Cemal Külünkoğlu

45-46.Erimiş maden gibidir o. Kaynar suyun fokurdadığı gibi karınlarında fokurdar.

Mehmet Türk

45,46. O, onların karınlarında tıpkı suyun kaynadığı şekilde, erimiş maden gibi kaynar.

44:46

كَغَلۡيِ ٱلۡحَمِيمِ

Bayraktar Bayraklı

45,46. Erimiş maden gibi, karınlarda kaynar, sıcak suyun kaynaması gibi.

Cemal Külünkoğlu

45-46.Erimiş maden gibidir o. Kaynar suyun fokurdadığı gibi karınlarında fokurdar.

Mehmet Türk

45,46. O, onların karınlarında tıpkı suyun kaynadığı şekilde, erimiş maden gibi kaynar.

44:47

خُذُوهُ فَٱعۡتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Meleklere şöyle emredilir: “Bu suçluyu yakalayın ve onu cehennemin ortasına atın.”

Cemal Külünkoğlu

(Allah, görevli meleklere şöyle der:) “Tutun onu, cehennemin ortasına atın!”

Mehmet Türk

(Allah meleklere): “Onu tutun ve hemen cehennemin orta yerine sürükleyin,”

44:48

ثُمَّ صُبُّواْ فَوۡقَ رَأۡسِهِۦ مِنۡ عَذَابِ ٱلۡحَمِيمِ

Bayraktar Bayraklı

“Sonra başından aşağı kaynar su azabından dökün.”

Cemal Külünkoğlu

“Sonra da azap olarak başından kaynar su dökün.”

Mehmet Türk

“Sonra da başına kaynar su azabından dökün.” (diye emreder.)

44:49

ذُقۡ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡكَرِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Kendisine şöyle denir: “Tat bakalım, hani sen şerefli ve güçlü idin!”

Cemal Külünkoğlu

(Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!

Mehmet Türk

(Ona da): “(Şu azabı) tad bakalım! Hani sen, kendine göre çok şerefli ve onurluydun.”

44:50

إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمۡتَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte şüphe ettiğiniz azap budur.

Cemal Külünkoğlu

İşte bu; doğrusu şüphelenip durduğunuz şeydir.”

Mehmet Türk

“İşte sizin inkâr edip durduğunuz (azap) budur.” (der.)

44:51

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي مَقَامٍ أَمِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.

Cemal Külünkoğlu

Allah’ın emirlerine uygun olarak yaşayanlar, kendilerini emniyet içinde bulacaklar.

Mehmet Türk

Allah’a karşı hata etmekten sakınanlara gelince onlar güvenli bir yerdedirler.

44:52

فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Bahçelerde ve pınarların başlarında.

Cemal Külünkoğlu

52-53.Bahçelerde ve çeşme başlarında ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı oturacaklardır.

Mehmet Türk

(Onlar) cennetlerde ve pınar başlarındadırlar.

44:53

يَلۡبَسُونَ مِن سُندُسࣲ وَإِسۡتَبۡرَقࣲ مُّتَقَٰبِلِينَ

Bayraktar Bayraklı

İnce ve kalın ipekten elbiseler giyerek karşılıklı otururlar.

Cemal Külünkoğlu

52-53.Bahçelerde ve çeşme başlarında ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı oturacaklardır.

Mehmet Türk

İnce ve kalın ipekten işlenmiş, yeşil elbiseler giyerek, karşılıklı otururlar.

44:54

كَذَٰلِكَ وَزَوَّجۡنَٰهُم بِحُورٍ عِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Aynı şekilde onlara çok güzel eşler veririz.

Cemal Külünkoğlu

İşte böyle. Biz onları keskin bakışlı/ceylan gözlü eşlerle/arkadaşlarla bir araya getireceğiz.

Mehmet Türk

Ayrıca Biz onları güzel gözlü, beyaz tenli ve kusursuz eşlerle evlendireceğiz.

44:55

يَدۡعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Orada güven içinde her türlü meyveden isterler.

Cemal Külünkoğlu

Orada, güven içinde, (dünyada işledikleri fiillerinin) bütün meyvelerini (meşru şekilde) isteyip tadacaklar.

Mehmet Türk

Onlar, orada güven içerisinde (canlarının çektiği) her türlü meyveyi de isteyecekler.

44:56

لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلۡمَوۡتَ إِلَّا ٱلۡمَوۡتَةَ ٱلۡأُولَىٰۖ وَوَقَىٰهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Orada, ilk ölümün dışında, başka bir ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.

Cemal Külünkoğlu

Ve orada (dünyadan ayrılırken tattıkları) ilk ölümden sonra (başka) bir ölüm de tatmayacaklar. Ayrıca Allah, onları yakıcı ateşin azabından da koruyacak.

Mehmet Türk

56,57. Onlar orada Rabbinden bir lütuf olarak ilk ölümün dışında başka bir ölüm tatmayacakları gibi (Allah) onları cehennem azabından da koruyacaktır. İşte en büyük kurtuluş, budur.

44:57

فَضۡلࣰ ا مِّن رَّبِّكَۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Rabbinden bir lütuf olarak işte, asıl büyük başarı budur.

Cemal Külünkoğlu

(Bu nimetler kendilerine) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir). Asıl büyük kazanç ve kurtuluş işte budur.

Mehmet Türk

56,57. Onlar orada Rabbinden bir lütuf olarak ilk ölümün dışında başka bir ölüm tatmayacakları gibi (Allah) onları cehennem azabından da koruyacaktır. İşte en büyük kurtuluş, budur.

44:58

فَإِنَّمَا يَسَّرۡنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Böylece biz Kur'ân'ı senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Biz o (Kur’an’)ı (aklını işleterek anlamaya çalışanlar için) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Biz bu (Kur’an’ı) belki düşünüp (inanırlar) diye, senin dilinle (indirerek) kolaylaştırdık.

44:59

فَٱرۡتَقِبۡ إِنَّهُم مُّرۡتَقِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Öyleyse bekle, çünkü onlar da bekliyorlar.

Cemal Külünkoğlu

(Hala akıllarını kullanmazlarsa) artık sen (onların başına gelecekleri) bekle! Unutma ki, onlar da (senin anlattıklarının ne zaman boşa çıkacağını) beklemektedirler.

Mehmet Türk

O halde sen (onların başlarına gelecekleri) biraz bekle. Zâten onlar da beklemekteler.