İçeriğe atla
Untold Serenity

5. Al-Ma'idah

The Table Spread · Medenî · 120 âyet · Nüzul sırası 112

المائدة

This Surah takes its' name from verse 112 in which the word mai'dah occurs. Like the names of many other surahs, this name has no special relation to the subject of the Surah but has been used merely as a symbol to distinguish it from other surahs.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

5:1

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَوۡفُواْ بِٱلۡعُقُودِۚ أُحِلَّتۡ لَكُم بَهِيمَةُ ٱلۡأَنۡعَٰمِ إِلَّا مَا يُتۡلَىٰ عَلَيۡكُمۡ غَيۡرَ مُحِلِّي ٱلصَّيۡدِ وَأَنتُمۡ حُرُمٌۗ إِنَّ ٱللَّهَ يَحۡكُمُ مَا يُرِيدُ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Antlaşmalara sâdık kalınız. Size haram oldukları okunacak olanların dışında kalan hayvanlar, sadece ihramda iken avı helâl saymamak şartıyla, sizin için helâl kılındı. Allah, istediği hükmü verir.

Cemal Külünkoğlu

Ey iman edenler! Anlaşmalarınıza sadık kalın! Size haram kılındığı bildirilenlerin dışında, davarların (deve, sığır, koyun vb. gibi büyük ve küçükbaş hayvanların) eti size helal kılınmıştır. Yalnız, (hac veya umrede) ihramlı iken avlanmanız helal değildir. Şüphesiz, Allah dilediği şekilde hükmeder.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Verdiğiniz sözleri tutun. İhramlı iken avlanmayı helal saymamanız şartı ile ileride sayılacak olanlar dışında kalan bütün hayvanlar, size helâl kılındı. Şüphesiz Allah, dilediği gibi hükmeder.

5:2

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُحِلُّواْ شَعَٰٓئِرَ ٱللَّهِ وَلَا ٱلشَّهۡرَ ٱلۡحَرَامَ وَلَا ٱلۡهَدۡيَ وَلَا ٱلۡقَلَٰٓئِدَ وَلَآ ءَآمِّينَ ٱلۡبَيۡتَ ٱلۡحَرَامَ يَبۡتَغُونَ فَضۡلࣰ ا مِّن رَّبِّهِمۡ وَرِضۡوَٰنࣰ اۚ وَإِذَا حَلَلۡتُمۡ فَٱصۡطَادُواْۚ وَلَا يَجۡرِمَنَّكُمۡ شَنَـَٔانُ قَوۡمٍ أَن صَدُّوكُمۡ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ أَن تَعۡتَدُواْۘ وَتَعَاوَنُواْ عَلَى ٱلۡبِرِّ وَٱلتَّقۡوَىٰۖ وَلَا تَعَاوَنُواْ عَلَى ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡعُدۡوَٰنِۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۖ إِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Ne Allah'ın işaretlerine, ne haram aya, ne kurbana, ne gerdanlıklı kurbanlara, ne de Rabblerinin ihsanını arzu ederek Beyt-i Harâm'a doğru gelenlere saygısızlık ediniz. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan çevirdiklerinden dolayı bir topluma karşı beslediğiniz kin, sizi saldırıya sevk etmesin. İyilik ve takvâ üzerinden yardımlaşınız; günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayınız, Allah'tan sakınınız. Çünkü Allah'ın azabı şiddetlidir.

Cemal Külünkoğlu

Ey iman edenler! Allah’ın (ibadet için) koyduğu sembollere, (savaşmanın yasak olduğu haram) ay’a, süslenmiş kurbanlıklara ve Rablerinin lütuf ve rızasını isteyerek Mescid-i Haram’a yönelenlere karşı saygısızlık etmeyin! (Hac farizasını bitirip) ihramdan çıktıktan sonra avlanabilirsiniz. (Daha önce) sizi Mescid-i Haram’dan alıkoyanlara karşı öfkeniz saldırganlık yapmanıza yol açmasın! İyilikte ve fenalıklardan sakınmada birbirinizle yardımlaşın; günah işlemek ve düşmanlıkları körüklemek amacıyla yardımlaşmayın! Allah’a karşı gelmekten sakının! Çünkü Allah’ın azabı çok şiddetlidir.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Allah’ın (ibâdet amaçlı) sembollerine, (içerisinde savaşılması) haram olan aya, (Kâbe’ye) armağan edilen kurbanlığa, gerdanlıklı kurbanlara ve Rablerinin lütuf ve rızasını kazanmak amacı ile Kâbe’ye yönelenlere sakın saygısızlık etmeyin. Ancak ihramdan çıkınca avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoyduklarından dolayı bir topluma olan kininiz sizi suç işlemeğe sevk etmesin. Birbirinizle iyilik ve takva konusunda yardımlaşın fakat günâh ve düşmanlık konusunda sakın yardımlaşmayın. Allah’a karşı hata etmekten sakının. İyi bilin ki Allah’ın cezâsı çok şiddetlidir.

5:3

حُرِّمَتۡ عَلَيۡكُمُ ٱلۡمَيۡتَةُ وَٱلدَّمُ وَلَحۡمُ ٱلۡخِنزِيرِ وَمَآ أُهِلَّ لِغَيۡرِ ٱللَّهِ بِهِۦ وَٱلۡمُنۡخَنِقَةُ وَٱلۡمَوۡقُوذَةُ وَٱلۡمُتَرَدِّيَةُ وَٱلنَّطِيحَةُ وَمَآ أَكَلَ ٱلسَّبُعُ إِلَّا مَا ذَكَّيۡتُمۡ وَمَا ذُبِحَ عَلَى ٱلنُّصُبِ وَأَن تَسۡتَقۡسِمُواْ بِٱلۡأَزۡلَٰمِۚ ذَٰلِكُمۡ فِسۡقٌۗ ٱلۡيَوۡمَ يَئِسَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن دِينِكُمۡ فَلَا تَخۡشَوۡهُمۡ وَٱخۡشَوۡنِۚ ٱلۡيَوۡمَ أَكۡمَلۡتُ لَكُمۡ دِينَكُمۡ وَأَتۡمَمۡتُ عَلَيۡكُمۡ نِعۡمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ ٱلۡإِسۡلَٰمَ دِينࣰ اۚ فَمَنِ ٱضۡطُرَّ فِي مَخۡمَصَةٍ غَيۡرَ مُتَجَانِفࣲ لِّإِثۡمࣲ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, vurulup öldürülmüş, yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş, canavarların yediği hayvanlar ölmeden yetişip kestikleriniz müstesna, dikili taşlar üzerinde boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler sizin dininizden ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayınız, benden korkunuz. Bugün dininizi sizin için tamamladım, nimetlerimin tamamını size bahşettim ve sizin için din olarak İslâm'ı uygun gördüm. Kim gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere, açlık halinde dara düşerse, haram etlerden yiyebilir. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır; çok merhamet edicidir.

Cemal Külünkoğlu

Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilen (kurban edilen), boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek canı çıkmış, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar ve ayrıca fal oklarıyla kısmet aramanız (kumar yoluyla size dağıtılan et ve yiyecek) de size haram kılındı. İşte bunları yapmak (doğru) yoldan çıkıştır. Artık bugün inkârcılar dininizi söndürmekten ümitlerini kestiler. Öyleyse onlardan korkmayın, bana karşı gelmekten sakının. İşte bugün sizin dininizi kemale erdirdim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak İslâm’ı beğendim/seçtim. Kim günaha meyletmeksizin açlıktan bunalıp çaresiz kalırsa, haram olan etlerden yiyebilir. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Mehmet Türk

(Ey îman edenler!) Size, leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilen, (leş cinsinden olmak üzere) boğularak, dövülerek, yüksekten düşerek, boynuzlanarak, öldürülen, yırtıcı bir hayvan tarafından parçalanıp da ölmeden yetişip kesemediğiniz ve dikili taşlar adına boğazlanan hayvanları (yemek) ve zar çekerek şâns aramanız, haram kılındı. İşte bütün bunlar, Allah’a itaatten uzaklaşmaktır. Artık bugün kâfirler, dininize karşı (koymaktan) ümitlerini kestiler. Öyleyse onlardan korkmayın, sadece Benden korkun. Bugün Ben, sizin dininizi en mükemmel haline erdirdim, böylece size olan nîmetimi tamamladım ve size (kıyamete kadar) din olarak da İslâm’ı kabul ettim. Kim aşırı açlık durumunda çaresiz olur da günâha istekle yönelmeden, bunlardan yemek zorunda kalırsa, elbette Allah çok bağışlayandır, pek esirgeyendir.

5:4

يَسۡـَٔلُونَكَ مَاذَآ أُحِلَّ لَهُمۡۖ قُلۡ أُحِلَّ لَكُمُ ٱلطَّيِّبَٰتُ وَمَا عَلَّمۡتُم مِّنَ ٱلۡجَوَارِحِ مُكَلِّبِينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ ٱللَّهُۖ فَكُلُواْ مِمَّآ أَمۡسَكۡنَ عَلَيۡكُمۡ وَٱذۡكُرُواْ ٱسۡمَ ٱللَّهِ عَلَيۡهِۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلۡحِسَابِ

Bayraktar Bayraklı

Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi temiz şeyler size helâl kılınmıştır. Allah'ın size öğrettiğinden öğretip avcı haline getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yiyiniz ve üzerine Allah'ın adını anınız/besmele çekiniz. Allah'tan sakınınız. Allah'ın hesabı pek çabuktur.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resûl! Mü’minler) sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: “Bütün temiz şeyler size helal kılınmıştır.” Allah’ın size bahşettiği bilgi (ve yetenek sayesinde) eğitip yetiştirdiğiniz (köpek, tazı, atmaca ve benzeri) avcı hayvanların (sizin için) yakaladıklarından üzerlerine Allah’ın adını anarak yiyin. Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayın. Şüphesiz ki Allah, hesabı çabuk görendir.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Sana kendilerine nelerin helal kılındığını soruyorlar. Onlara: “Size temiz olan yiyecekler helal kılındı. Allah’ın size öğrettiğinden bir kısmını öğreterek eğittiğiniz av hayvanlarının, sizin için avladıkları hayvanları yiyin ve onların üzerine de Allah’ın adını anın. Allah’a karşı hata etmekten sakının, çünkü Allah hesabı pek çabuk görendir.” de.

5:5

ٱلۡيَوۡمَ أُحِلَّ لَكُمُ ٱلطَّيِّبَٰتُۖ وَطَعَامُ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ حِلࣱّ لَّكُمۡ وَطَعَامُكُمۡ حِلࣱّ لَّهُمۡۖ وَٱلۡمُحۡصَنَٰتُ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنَٰتِ وَٱلۡمُحۡصَنَٰتُ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِكُمۡ إِذَآ ءَاتَيۡتُمُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ مُحۡصِنِينَ غَيۡرَ مُسَٰفِحِينَ وَلَا مُتَّخِذِيٓ أَخۡدَانࣲۗ وَمَن يَكۡفُرۡ بِٱلۡإِيمَٰنِ فَقَدۡ حَبِطَ عَمَلُهُۥ وَهُوَ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bugün size bütün temiz şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilmiş olup tevhit inancına sahip olanların yemekleri size helâldir. Sizin yemekleriniz de onlara helâldir. Mümin kadınlardan iffetli olanlar ile, daha önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz şartıyla, namuslu olmak, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. İmanı reddedenin ameli boşa gitmiştir ve o, âhirette de kayba uğrayanlardandır.

Cemal Külünkoğlu

Bugün size temiz olan yiyecekler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helaldir ve sizin yiyecekleriniz de onlara helaldir. İffetli mü’min kadınlar ile sizden önce kendilerine kitap verilmiş olan iffetli hanımlar mehirlerini verdiğiniz takdirde; iffetlerini korumanız, zinadan uzak durmanız ve gizli dost edinmemeniz şartıyla size helaldir. Her kim iman etmeyi reddederek, Allah’ın yasalarını inkâr ederse, bütün yaptıkları boşa gidecektir ve o kimse âhirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.

Mehmet Türk

(Ey îman edenler!) Bugün, size temiz olan yiyecekler helal kılındı. (Ayrıca) kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size; sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. İffetli ve hür mü’min kadınlarla, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden iffetli ve hür kadınlar; zina etmeksizin ve gizli dost tutmaksızın, namuslu bir şekilde mihirlerini verdiğiniz takdirde, size helâldir. Her kim (Allah’a) îmanı ret ederse, bütün yaptıkları boşa gider ve şüphesiz onlar, âhirette ziyana uğrayanların ta kendileridir.

5:6

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا قُمۡتُمۡ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ فَٱغۡسِلُواْ وُجُوهَكُمۡ وَأَيۡدِيَكُمۡ إِلَى ٱلۡمَرَافِقِ وَٱمۡسَحُواْ بِرُءُوسِكُمۡ وَأَرۡجُلَكُمۡ إِلَى ٱلۡكَعۡبَيۡنِۚ وَإِن كُنتُمۡ جُنُبࣰ ا فَٱطَّهَّرُواْۚ وَإِن كُنتُم مَّرۡضَىٰٓ أَوۡ عَلَىٰ سَفَرٍ أَوۡ جَآءَ أَحَدࣱ مِّنكُم مِّنَ ٱلۡغَآئِطِ أَوۡ لَٰمَسۡتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَلَمۡ تَجِدُواْ مَآءࣰ فَتَيَمَّمُواْ صَعِيدࣰ ا طَيِّبࣰ ا فَٱمۡسَحُواْ بِوُجُوهِكُمۡ وَأَيۡدِيكُم مِّنۡهُۚ مَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيَجۡعَلَ عَلَيۡكُم مِّنۡ حَرَجࣲ وَلَٰكِن يُرِيدُ لِيُطَهِّرَكُمۡ وَلِيُتِمَّ نِعۡمَتَهُۥ عَلَيۡكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar kollarınızı, başlarınızı mesh edip, topuklara kadar ayaklarınızı yıkayınız. Eğer cünüp iseniz boy abdesti alınız. Hasta yahut yolculuk halinde bulunursanız veya biriniz tuvaletten gelirse, ya da kadınlara dokunmuşsanız /cinsi birleşme yapmışsanız ve bu hallerde su bulamamışsanız, temiz toprakla teyemmüm ediniz de yüzünüzü ve dirseklere kadar ellerinizi onunla mesh ediniz. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez; fakat sizi tertemiz kılmak ve size ihsan ettiği nimetini tamamlamak ister; umulur ki şükredersiniz.

Cemal Külünkoğlu

Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi yıkayın ve başlarınızı meshedip her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın/meshedin. Eğer cünüp iseniz, iyice (tepeden tırnağa) yıkanarak temizlenin. Hasta olursanız veya yolculukta bulunursanız ya da abdest bozmaktan (def-i hacetten) gelir veya kadınlara dokunur (cinsel ilişkide bulunur) da su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin, yüzünüzü ve ellerinizi onunla meshedin. Allah, (bu emirleri vermekle) size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Ancak şükredesiniz diye, sizi (maddi ve manevi kirlerden) temizlemek ve size vermiş olduğu (iman, sağlık ve güzellik gibi) nimetlerini tamamlamak ister.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Namaza kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı mesh edin, topuklarınıza kadar da ayaklarınızı (yıkayın.) Eğer cünüp iseniz hemen iyice temizlenin. Eğer hasta olmuşsanız veya yolcu iseniz yahut helâdan gelmişseniz ya da kadınlara yaklaşmış ve de su bulamamışsanız; temiz bir topraktan yüzlerinize ve ellerinize sürerek teyemmüm edin. (Bu emirlerle) Allah, size güçlük vermek istemeyip şükredesiniz diye sizi temizlemek ve size olan nîmetini tamamlamak istiyor.

5:7

وَٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ وَمِيثَٰقَهُ ٱلَّذِي وَاثَقَكُم بِهِۦٓ إِذۡ قُلۡتُمۡ سَمِعۡنَا وَأَطَعۡنَاۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın size olan nimetini ve “işittik, itaat ettik” dediğiniz zaman Allah'a karşı altına girdiğiniz taahhüdü hatırlayınız ve Allah'tan sakınınız. Şüphesiz Allah sinelerdekini çok iyi bilir.

Cemal Külünkoğlu

Allah’ın üzerinizdeki (İslam) nimetini ve O’na verdiğiniz (bağlılık) sözünü daima hatırlayın! Hani o zaman “işittik ve itaat ettik” demiştiniz. O halde Allah’a verdiğiniz söz konusunda duyarlı ve bilinçli olun. Şüphesiz Allah, kalplerin içindeki (bütün gizli niyet ve düşünce)leri hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

Allah’ın, üzerinizdeki nîmetini ve “işittik ve itaat ettik.” dediğiniz zaman Ona verdiğiniz bağlayıcı sözü hatırlayın. Allah’a karşı hata etmekten sakının çünkü Allah gönüllerin özündekileri, çok iyi bilir.

5:8

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُونُواْ قَوَّٰمِينَ لِلَّهِ شُهَدَآءَ بِٱلۡقِسۡطِۖ وَلَا يَجۡرِمَنَّكُمۡ شَنَـَٔانُ قَوۡمٍ عَلَىٰٓ أَلَّا تَعۡدِلُواْۚ ٱعۡدِلُواْ هُوَ أَقۡرَبُ لِلتَّقۡوَىٰۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ خَبِيرُۢ بِمَا تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olunuz. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olunuz; bu takvânın ta kendisidir. Allah'a isyandan sakınınız. Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

Cemal Külünkoğlu

Ey iman edenler! Allah için hakkı/adaleti ayakta tutun ve adaletle şahitlik eden kimseler olun! Bir topluluğa karşı duyduğunuz kin (kırgınlık ve kızgınlık), sakın sizi adaletsizliğe sürüklemesin! (Siz her zaman, herkese karşı) adil davranın! Bu (davranışınız), Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşamanın tâ kendisidir. Allah’a karşı gelmekten sakının! Şüphe yok ki Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Adaletle şâhitlik yaparak, Allah için hakkı ayakta tutanlar olun. Bir topluma olan kininiz size adaletsizlik yapma günâhını işletmesin. Adaletli olun çünkü o, Allah’a karşı hata etmekten sakınmanıza en yakın (olan, davranış)tır. Allah’a karşı hata etmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptığınız her şeyden, haberdardır.

5:9

وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ لَهُم مَّغۡفِرَةࣱ وَأَجۡرٌ عَظِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah, iman eden ve iyi işler yapanlara günahlarının bağışlanacağını ve büyük bir ödülün onların olacağını vaat etmiştir.

Cemal Külünkoğlu

Allah, iman edip de doğru ve yararlı işler yapanlara söz vermiştir. Onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül (cennet) vardır.

Mehmet Türk

Allah da (kendisinin istediği gibi) îman edip (inandığı) iyi işleri yaşayanlara; kendilerini bağışlayacağını ve onlara büyük bir mükâfat vereceğini vâdetmiştir.

5:10

وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَحِيمِ

Bayraktar Bayraklı

İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince; onlar cehennemliklerdir.

Cemal Külünkoğlu

(Hakkı) inkâr edip âyetlerimizi ciddiye almayanlara gelince, işte onlar da cehennem halkı olacaklardır.

Mehmet Türk

İnkâr ederek, âyetlerimizi yalanlayanlar ise cehennemliklerin ta kendisidir.

5:11

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱذۡكُرُواْ نِعۡمَتَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ إِذۡ هَمَّ قَوۡمٌ أَن يَبۡسُطُوٓاْ إِلَيۡكُمۡ أَيۡدِيَهُمۡ فَكَفَّ أَيۡدِيَهُمۡ عَنكُمۡۖ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلۡيَتَوَكَّلِ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayınız; hani bir topluluk size el uzatmaya teşebbüs etmişti de, Allah onların ellerini sizden çekmişti. Allah'tan sakınınız. Müminler sadece Allah'a güvensinler.

Cemal Külünkoğlu

Ey iman edenler! Allah’ın size bahşettiği (şu) nimeti hatırlayın! Hani (siz zayıf ve çaresiz durumdayken düşman) bir topluluk size el uzatmaya yeltenmişti de Allah onların ellerini sizden çekmişti. (Allah’ın desteğini almaya devam etmek istiyorsanız) Allah’a karşı gelmekten sakının ve O’nun istediği şekilde hayatınıza devam edin). Mü’minler yalnız Allah’a güvensinler.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Allah’ın bir topluluğun size tecavüze yeltenmesi üzerine sizi onların ellerinden kurtarma nîmetini hatırlayın Allah’a karşı hata etmekten sakının. Öyleyse îman edenler, sadece Allah’a tevekkül etsinler.

5:12

۞وَلَقَدۡ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَبَعَثۡنَا مِنۡهُمُ ٱثۡنَيۡ عَشَرَ نَقِيبࣰ اۖ وَقَالَ ٱللَّهُ إِنِّي مَعَكُمۡۖ لَئِنۡ أَقَمۡتُمُ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَيۡتُمُ ٱلزَّكَوٰةَ وَءَامَنتُم بِرُسُلِي وَعَزَّرۡتُمُوهُمۡ وَأَقۡرَضۡتُمُ ٱللَّهَ قَرۡضًا حَسَنࣰ ا لَّأُكَفِّرَنَّ عَنكُمۡ سَيِّـَٔاتِكُمۡ وَلَأُدۡخِلَنَّكُمۡ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُۚ فَمَن كَفَرَ بَعۡدَ ذَٰلِكَ مِنكُمۡ فَقَدۡ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki Allah, İsrâiloğulları'ndan söz almıştı. İçlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: “Ben sizinle beraberim. Namazı kılarsanız, zekâtı verirseniz, peygamberime inanır ve onları desteklerseniz, Allah'a güzel bir borç verirseniz, elbette kötülüklerinizi örteceğim ve sizi içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Artık bundan sonra kim inkâr ederse, doğru yoldan sapmış olur.”

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, Allah İsrailoğullarından (Kenan diyarına göndermek için) on iki temsilci (önder) seçmiş ve onlardan şöyle söz almıştı: “Gerçek şu ki; “Ben (tüm desteğimle zalimlere karşı) sizinle beraber olacağım. Andolsun ki, eğer namazı kılar, zekâtı verirseniz, resullerime inanır (ve itaat ederseniz), onları destekler ve Allah’a güzel bir borç verirseniz (Allah yolunda harcama yaparsanız) elbette sizin kötülüklerinizi örterim ve Andolsun sizi, altından ırmaklar akan cennetlere koyarım. Ama bundan sonra sizden kim (doğru yolu bulmuşken) inkâr ederse, mutlaka o, dosdoğru yoldan saparak (kendine yazık etmiş olur).”

Mehmet Türk

Allah (tıpkı sizin gibi) İsrâil oğullarından da (şöylece) bağlayıcı söz, almıştı. Biz onların kendi aralarından on iki güvenilir kimse gönderdik. Allah, onlara; “Ben namazı dosdoğru ve devamlı kıldığınız, zekâtı verdiğiniz, Peygamberlerime îman ettiğiniz, onlara yardımda bulunduğunuz ve (dünyada karşılığını beklemeksizin) Allah’a güzel bir borç verdiğiniz sürece, sizinle beraberim, sizin kötülüklerinizi kesinlikle örteceğim ve sizi zemîninden ırmaklar akan cennetlere yerleştireceğim. Fakat bundan sonra içinizden kim de kâfir olursa dosdoğru yolun ortasında, sapıtmış olur.” (buyurdu.)

5:13

فَبِمَا نَقۡضِهِم مِّيثَٰقَهُمۡ لَعَنَّٰهُمۡ وَجَعَلۡنَا قُلُوبَهُمۡ قَٰسِيَةࣰۖ يُحَرِّفُونَ ٱلۡكَلِمَ عَن مَّوَاضِعِهِۦ وَنَسُواْ حَظࣰّ ا مِّمَّا ذُكِّرُواْ بِهِۦۚ وَلَا تَزَالُ تَطَّلِعُ عَلَىٰ خَآئِنَةࣲ مِّنۡهُمۡ إِلَّا قَلِيلࣰ ا مِّنۡهُمۡۖ فَٱعۡفُ عَنۡهُمۡ وَٱصۡفَحۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Antlaşmalarını bozduklarından dolayı onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Kelimelerin yerlerini değiştiriyorlar. Kendilerine öğretilen hükümlerin önemli bir bölümünü de unuttular. İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün. O halde sıkı dur, iyi düşünüp, reddet! Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.

Cemal Külünkoğlu

(Buna rağmen o günün Yahudileri) verdikleri sözlerden caydıkları için onları (rahmetimizden mahrum ederek) lanetledik ve (hakikati idrak etme melekelerini körelterek) kalplerini katılaştırdık. Onlar ki kelimelerin anlamlarını (Tevrat’ı) tahrif ederler, kendilerine öğütlenen şeyden pay çıkarmayı da unuttular. Pek azı dışında, onlardan sürekli ihanet görürsün. Yine de Sen onları bağışla (kaba ve kırıcı olma), yaptıkları (densizliklere) aldırış etme (sabret ve güzellikten yana ol)! Çünkü Allah iyi davrananları ve iyi yapanları sever.

Mehmet Türk

Verdikleri sözlerden caydıkları için onları lânetledik ve kalplerini katılaştırdık. Çünkü onlar kelimelerin anlamlarını değiştirerek, kendilerine öğretilen kitabın önemli bir bölümünü de unuttular. (Ey Muhammed!) İçlerinden pek azı hariç, onlardan daima hainlik göreceksin. Yine de sen onları affet ve onlara aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever.

5:14

وَمِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّا نَصَٰرَىٰٓ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَهُمۡ فَنَسُواْ حَظࣰّ ا مِّمَّا ذُكِّرُواْ بِهِۦ فَأَغۡرَيۡنَا بَيۡنَهُمُ ٱلۡعَدَاوَةَ وَٱلۡبَغۡضَآءَ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ وَسَوۡفَ يُنَبِّئُهُمُ ٱللَّهُ بِمَا كَانُواْ يَصۡنَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Aynı şekilde “biz Hıristiyanlarız” diyenlerden kesin bir söz almıştık; ama onlar da kendilerine verilen öğütlerin önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple, kıyamete kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında Allah onlara yaptıklarını haber verecektir.

Cemal Külünkoğlu

(Bunun gibi) “Biz Nasarayız/Hristiyan’ız” diyenlerden de (peygamberlerine ve kitaplarına inanıp itaat edeceklerine dair) sağlam söz almıştık. Ama onlar da kendilerine öğretilen hakikatlerden pay almayı/nasiplenmeyi unuttular. Bu yüzden, Biz de aralarına (tâ) kıyamete kadar sürecek olan bir kin ve düşmanlık soktuk. Yakında (Mahşer günü) Allah yaptıklarını (sanata dönüştürdükleri dini tahrif etmeyi) onlara haber verecektir!

Mehmet Türk

“Biz, Hıristiyanız” diyenlerden de bağlayıcı sözlerini almıştık. Fakat onlar da kendilerine öğretilen kitabın önemli bir bölümünü unuttular. Biz de bu yüzden onların aralarına, kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Sonunda Allah onlara ne yaptıklarını tek tek haber verecektir.

5:15

يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ قَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمۡ كَثِيرࣰ ا مِّمَّا كُنتُمۡ تُخۡفُونَ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَيَعۡفُواْ عَن كَثِيرࣲۚ قَدۡ جَآءَكُم مِّنَ ٱللَّهِ نُورࣱ وَكِتَٰبࣱ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Ey kitap ehli! Peygamberimiz, kitaptan gizlediklerinizin çoğunu açıklamak üzere size geldi; birçok kusurunuzdan da vazgeçiyor. Şu bir gerçek ki, size Allah'tan bir nur, apaçık bir kitap gelmiştir.

Cemal Külünkoğlu

Ey Ehli Kitap! Kitaptan (Tevrat ve İncil’den) gizlemekte olduğunuz birçok şeyi size açıkça bildiren ve birçoğunu da (gerekli görmediği için yüzünüze vurmayıp) affeden Resulümüz gelmiştir. İşte size Allah’tan bir nûr ve hakikatleri açıklayan bir kitap (Kur’an) gelmiştir.

Mehmet Türk

Ey kitap ehli olan (Yahûdî ve Hıristiyanlar!) Size, Kitaptan öteden beri gizlediklerinizin bir kısmının hükmünü açıklayan, birçoğuna da değinmeyen Peygamberimiz (Muhammed) geldi. Ayrıca size, Allah’tan bir nur ve açıklayıcı bir kitap (olan Kur’an) da geldi.

5:16

يَهۡدِي بِهِ ٱللَّهُ مَنِ ٱتَّبَعَ رِضۡوَٰنَهُۥ سُبُلَ ٱلسَّلَٰمِ وَيُخۡرِجُهُم مِّنَ ٱلظُّلُمَٰتِ إِلَى ٱلنُّورِ بِإِذۡنِهِۦ وَيَهۡدِيهِمۡ إِلَىٰ صِرَٰطࣲ مُّسۡتَقِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Rızâsını arayanı Allah onunla kurtuluş yollarına iletir ve onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarıp dosdoğru bir yola götürür.

Cemal Külünkoğlu

Allah, rızasını kazanmak isteyenleri bu kitap sayesinde barış, esenlik ve kurtuluş yollarına ulaştıracaktır. Onları kendi izni ve iradesiyle (dalalet ve cehalet) karanlıklarından (kurtarıp) aydınlığa çıkaracak (ve sonu cennet olan) dosdoğru yola iletecektir.

Mehmet Türk

Allah, o kitapla; kendi rızasını arayanlara kurtuluşa götüren yolları gösterir, izniyle onları (küfür) karanlıklarından (îman) aydınlığına çıkarır ve onları dosdoğru bir yola iletir.

5:17

لَّقَدۡ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡمَسِيحُ ٱبۡنُ مَرۡيَمَۚ قُلۡ فَمَن يَمۡلِكُ مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔا إِنۡ أَرَادَ أَن يُهۡلِكَ ٱلۡمَسِيحَ ٱبۡنَ مَرۡيَمَ وَأُمَّهُۥ وَمَن فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ اۗ وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَاۚ يَخۡلُقُ مَا يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Andolsun ki, “Allah, Meryem oğlu Mesih'tir” diyenler kâfir oldular. De ki: “Eğer Meryem oğlu Îsa'yı, onun annesini ve yeryüzündekilerin hepsini imha etmek isterse, kim Allah'a engel olabilir? Zira göklerin, yerin ve onlar arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah'a aittir. O, dilediğini yaratır ve Allah her şeye tam manasıyla gücü yetendir.”

Cemal Külünkoğlu

Şüphe yok ki, “Meryem oğlu Mesih Allah’tır!” diyenler (şirke girip) kâfir olmuşlardır. De ki: “Eğer Allah, Meryemoğlu İsa’yı, onun annesini ve yeryüzündeki herkesi yok etmek istese O’na kim engel olabilir? Zira göklerin, yerin ve onlar arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’a aittir. O dilediğini (dilediği şekilde) yaratır. Çünkü O’nun gücü her şeye yeter!”

Mehmet Türk

“Allah, ancak Meryem’in oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir olmuşlardır. (Ey Muhammed!) onlara: “Eğer Allah, Meryem’in oğlu Mesih’i, anasını ve yeryüzündekilerin tamamını yok etmek istese, Ona kim engel olabilir?” de. Göklerin yerin ve ikisi arasında bulunan tüm varlıkların mülkü (saltanatı) Allah’a aittir ve O ne dilerse onu yaratır. Çünkü Onun gücü, her şeye yeter.

5:18

وَقَالَتِ ٱلۡيَهُودُ وَٱلنَّصَٰرَىٰ نَحۡنُ أَبۡنَٰٓؤُاْ ٱللَّهِ وَأَحِبَّٰٓؤُهُۥۚ قُلۡ فَلِمَ يُعَذِّبُكُم بِذُنُوبِكُمۖ بَلۡ أَنتُم بَشَرࣱ مِّمَّنۡ خَلَقَۚ يَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُۚ وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَاۖ وَإِلَيۡهِ ٱلۡمَصِيرُ

Bayraktar Bayraklı

Yahudiler ve Hıristiyanlar, “Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz” dediler. De ki: “Öyle ise günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor? Doğrusu siz de O'nun yarattığı insanlardansınız. O, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap eder. Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ne varsa, mülkiyeti Allah'a aittir. Sonunda dönüş de ancak O'nadır.”

Cemal Külünkoğlu

Yahudi ve Hristiyanlar: “Biz Allah’ın çocukları ve sevgili kullarıyız” dediler. De ki: (madem Allah’ın çocuklarısınız) “O halde ne diye günahlarınızdan ötürü (Allah) sizi cezalandırıyor? Hayır, siz de O’nun yarattıklarından birer beşersiniz. O, kullarından (niyet ve eylemlerine göre) dilediğini bağışlar, dilediğini cezalandırır. Göklerin, yerin ve bunların arasındakilerin tümünün mülkü Allah’ındır. (Sonunda) dönüş ancak O’nadır.”

Mehmet Türk

Yahûdîler ve Hıristiyanlar bir de: “Biz Allah’ın oğulları ve dostlarıyız.” dediler. (Ey Muhammed!) Onlara: “O halde (Allah) günâhlarınız yüzünden niçin size azap ediyor? Aslında siz de Onun yarattığı birer insansınız. O dilediğini bağışlar, dilediğini de cezâlandırır. Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan tüm varlıkların mülkü (saltanatı) Allah’a aittir ve sonunda dönüş de Onadır.

5:19

يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ قَدۡ جَآءَكُمۡ رَسُولُنَا يُبَيِّنُ لَكُمۡ عَلَىٰ فَتۡرَةࣲ مِّنَ ٱلرُّسُلِ أَن تَقُولُواْ مَا جَآءَنَا مِنۢ بَشِيرࣲ وَلَا نَذِيرࣲۖ فَقَدۡ جَآءَكُم بَشِيرࣱ وَنَذِيرࣱۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Ey Ehli kitap! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada size peygamberimiz geldi. Gerçekleri size açıklıyor ki, kıyamette “Bize bir müjdeci ve uyarıcı gelmedi” demeyesiniz. İşte, size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye gücü yetendir.

Cemal Külünkoğlu

Ey kitap ehli! Resullerin arası kesildiği bir sırada, “Bize müjdeleyici ve uyarıcı bir resûl gelmedi” demeyesiniz diye, işte size hakikatleri beyan eden, müjdeleyici ve uyarıcı resulümüz gelmiştir. Allah her şeye kâdirdir.

Mehmet Türk

Ey kitap ehli olan (Yahûdî ve Hıristiyanlar!): Peygambersiz geçen bir ara dönemin arkasından (yarın kıyamette): “Bize bir müjdeci ve bir uyarıcı (Peygamber) gelmedi.” demeyesiniz diye işte size gerçekleri açıklayan Peygamberimiz (Muhammed) geldi. Böylece size de müjdeleyici ve uyarıcı gelmiş oldu. Allah’ın gücü, kesinlikle her şeye yeter.

5:20

وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ يَٰقَوۡمِ ٱذۡكُرُواْ نِعۡمَةَ ٱللَّهِ عَلَيۡكُمۡ إِذۡ جَعَلَ فِيكُمۡ أَنۢبِيَآءَ وَجَعَلَكُم مُّلُوكࣰ ا وَءَاتَىٰكُم مَّا لَمۡ يُؤۡتِ أَحَدࣰ ا مِّنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bir zamanlar Mûsâ, kavmine, “Ey kavmim!” demişti, “Allah'ın size bahşettiği nimetleri hatırlayınız; zira O, içinizden peygamber çıkardı ve sizi hükümdarlar kıldı. Dünyada başka hiç kimseye vermediğini size verdi.”

Cemal Külünkoğlu

Bir zamanlar Musa, kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Allah’ın size geçmişte lütfettiği nimetini hatırlayın! Zira O, içinizden nebîler çıkarmış, sizi (özellikle Yusuf nebi zamanında) yöneticiler ve hükümdarlar yapmış ve dünyada başka hiçbir topluma vermediği nimetleri size vermişti.”

Mehmet Türk

Mûsa, toplumuna: “Ey kavmim! Allah’ın Size içinizden Peygamberler çıkarma, sizleri hükümdarlar yapma ve dünyada hiç kimseye vermediğini size verme nîmetini hatırlayın.” dedi.

5:21

يَٰقَوۡمِ ٱدۡخُلُواْ ٱلۡأَرۡضَ ٱلۡمُقَدَّسَةَ ٱلَّتِي كَتَبَ ٱللَّهُ لَكُمۡ وَلَا تَرۡتَدُّواْ عَلَىٰٓ أَدۡبَارِكُمۡ فَتَنقَلِبُواْ خَٰسِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Ey kavmim! Allah'ın size yazdığı mukaddes toprağa giriniz ve arkanıza dönmeyiniz, yoksa kaybederek dönmüş olursunuz.”

Cemal Külünkoğlu

(O halde) “Ey kavmim! Allah’ın size (vatan olmak üzere) nasip ettiği (Filistin diyarındaki) mukaddes topraklara girin ama sakın geri dönmeyin, yoksa kaybedenlerden olursunuz!”

Mehmet Türk

Ve onlara: “Ey kavmim! Allah’ın sizin için yurt olarak belirlediği kutsal topraklara girin, sakın geriye dönmeyin, yoksa hüsrana uğrayanlardan olursunuz.” (dedi.)

5:22

قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّ فِيهَا قَوۡمࣰ ا جَبَّارِينَ وَإِنَّا لَن نَّدۡخُلَهَا حَتَّىٰ يَخۡرُجُواْ مِنۡهَا فَإِن يَخۡرُجُواْ مِنۡهَا فَإِنَّا دَٰخِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar şu cevabı verdiler: “Ey Mûsâ! Orada zorba bir halk var; onlar oradan çıkmadıkça biz oraya asla girmeyeceğiz. Eğer oradan çıkarlarsa biz de hemen gireriz.”

Cemal Külünkoğlu

Onlar, “Ey Musa! Orada zorba bir millet vardır, onlar oradan çıkmadıkça biz oraya girmeyeceğiz. Eğer çıkarlarsa o zaman gireriz” demişlerdi.

Mehmet Türk

Onlar da: “Ey Mûsa! Orada güçlü kuvvetli bir toplum var. Onlar, oradan çıkmadıkça biz, oraya asla girmeyeceğiz. Eğer onlar oradan çıkarlarsa biz ancak o zaman gireriz.” dediler.

5:23

قَالَ رَجُلَانِ مِنَ ٱلَّذِينَ يَخَافُونَ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمَا ٱدۡخُلُواْ عَلَيۡهِمُ ٱلۡبَابَ فَإِذَا دَخَلۡتُمُوهُ فَإِنَّكُمۡ غَٰلِبُونَۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَتَوَكَّلُوٓاْ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Korkanların içinden Allah'ın kendilerine lütufta bulunduğu iki kişi şöyle dedi: “Onların üzerine kapıdan giriniz; oraya bir girdiniz mi artık siz zaferi kazanmışsınızdır. Eğer müminler iseniz sadece Allah'a güveniniz.”

Cemal Külünkoğlu

(Bunun üzerine) Allah’ın nimetine mazhar olan ve sorumluluk bilinciyle yaşayanlardan iki kişi şöyle dedi: “Onların üzerine (yürüyün. Şehre) kapıdan girin! Oraya girerseniz muhakkak ki galip gelirsiniz! Ve eğer gerçekten inanıyorsanız Allah’a güvenmelisiniz!”

Mehmet Türk

(O zorba toplumdan) korkanlar arasından Allah’ın kendilerine nîmet verdiği iki adam: “Onların üzerlerine kapıdan girin. Eğer oradan girerseniz, kesinlikle galip gelirsiniz. Eğer gerçekten inanıyorsanız, sadece Allah’a güvenin.” dediler.

5:24

قَالُواْ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّا لَن نَّدۡخُلَهَآ أَبَدࣰ ا مَّا دَامُواْ فِيهَا فَٱذۡهَبۡ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَٰتِلَآ إِنَّا هَٰهُنَا قَٰعِدُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Ey Mûsâ! Onlar orada bulunduğu müddetçe biz oraya asla girmeyeceğiz; şu halde sen ve Rabbin gidiniz savaşınız; biz burada oturacağız” dediler.

Cemal Külünkoğlu

İsrailoğulları şöyle dediler: “Ey Musa, o zalimler orada bulundukça hiçbir zaman oraya girmeyeceğiz. Artık sen ve Rabbin gidin savaşın. Biz burada oturup bekleyeceğiz.”

Mehmet Türk

Toplumu Mûsa’ya: “Ey Mûsa! Onlar, orada bulundukça biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin ve onlarla savaşın. Biz, burada oturacağız.” dediler.

5:25

قَالَ رَبِّ إِنِّي لَآ أَمۡلِكُ إِلَّا نَفۡسِي وَأَخِيۖ فَٱفۡرُقۡ بَيۡنَنَا وَبَيۡنَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡفَٰسِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ, “Rabbim! Ben kendimden ve kardeşimden başkasına hâkim olamıyorum; bizimle bu yoldan çıkmış toplumun arasını ayır” diye yalvardı.

Cemal Külünkoğlu

Musa: “Ya Rabbi, ben kendimden ve kardeşim (Harun’dan) başkasına söz geçiremiyorum. O halde, şu fasık kavimle yollarımızı ayır ya Râb!” diye yalvardı.

Mehmet Türk

Mûsa: “Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebiliyorum, artık bizimle yoldan çıkmış şu kavmin arasını ayır.”dedi.

5:26

قَالَ فَإِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيۡهِمۡۛ أَرۡبَعِينَ سَنَةࣰۛ يَتِيهُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ فَلَا تَأۡسَ عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡفَٰسِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Allah, “Öyle ise orası, onlara kırk yıl yasaklanmıştır. Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Artık sen fâsık/yoldan çıkmış toplum için üzülme” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Allah: “Öyleyse, bu (topraklara girmek) onlara kırk yıl boyunca yasaklanmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde sersem sersem (aptalca) dolaşıp dursunlar. Sen artık bu fâsıklar topluluğu için üzülme!” buyurdu.

Mehmet Türk

Allah Mûsa’ya: “(Ey Mûsa!) Artık o mukaddes topraklar onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Onlar o topraklarda serseri bir şekilde dolaşacaklar. Sakın sen o yoldan çıkmış toplum için üzülme!” buyurdu.

5:27

۞وَٱتۡلُ عَلَيۡهِمۡ نَبَأَ ٱبۡنَيۡ ءَادَمَ بِٱلۡحَقِّ إِذۡ قَرَّبَا قُرۡبَانࣰ ا فَتُقُبِّلَ مِنۡ أَحَدِهِمَا وَلَمۡ يُتَقَبَّلۡ مِنَ ٱلۡأٓخَرِ قَالَ لَأَقۡتُلَنَّكَۖ قَالَ إِنَّمَا يَتَقَبَّلُ ٱللَّهُ مِنَ ٱلۡمُتَّقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat: Hani birer kurban takdim etmişlerdi de birisinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, kıskançlık yüzünden, “Andolsun seni öldüreceğim” demişti. Diğeri de, “Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder” demiş ve şöyle eklemişti:

Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) Onlara Âdem’in iki oğlunun gerçeğe dayalı hikâyesini anlat. Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı da birinin (Habil’in) kurbanı kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen (Kabil), kardeşine: “Yemin ederim ki seni öldüreceğim” deyince, diğeri (Habil): “Allah, ancak kendisine karşı sakınanlardan (kurbanı) kabul eder” demişti.

Mehmet Türk

Onlara, Âdem’in iki oğlunun kıssasını en doğru şekliyle anlat. Hani onların her ikisi, (Allah’a) birer kurban sunmuşlardı da birininki kabul edilmiş, diğerininki kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen, ötekine): “Seni öldüreceğim.” deyince, diğeri ona: “Allah yalnız kendisinden hakkıyla sakınanların (kurbanını) kabul eder.” demişti.

5:28

لَئِنۢ بَسَطتَ إِلَيَّ يَدَكَ لِتَقۡتُلَنِي مَآ أَنَا۠ بِبَاسِطࣲ يَدِيَ إِلَيۡكَ لِأَقۡتُلَكَۖ إِنِّيٓ أَخَافُ ٱللَّهَ رَبَّ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Beni öldürmek için el uzatsan bile, ben öldürmek için sana el uzatmayacağım: Şu bir gerçek ki ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.”

Cemal Külünkoğlu

“Eğer beni öldürmek üzere elini bana kaldırırsan, (kendimi savunmaya çalışırım ama) ben seni öldürmek için (asla) elimi sana kaldırmam. Çünkü ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’a karşı yanlış yapmaktan korkarım.”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Sen beni öldürmek amacıyla bana elini uzatsan da ben seni öldürmek amacıyla sana elimi uzatmayacağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım.”

5:29

إِنِّيٓ أُرِيدُ أَن تَبُوٓأَ بِإِثۡمِي وَإِثۡمِكَ فَتَكُونَ مِنۡ أَصۡحَٰبِ ٱلنَّارِۚ وَذَٰلِكَ جَزَٰٓؤُاْ ٱلظَّٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Ben isterim ki sen, benim günahımı da, senin günahını da yüklenip ateş halkından olasın! Zâlimlerin cezası budur.”

Cemal Külünkoğlu

“(Beni öldürürsen) dilerim ki hem benim günahlarımı hem de kendi günahlarını yüklenesin de cehennem halkından olasın. Zalimlerin cezası işte budur” (dedi).

Mehmet Türk

“Ben senin; benim günâhımı da kendi günâhını da yüklenip cehenneme atılacaklardan olmanı istiyorum. Çünkü (bütün) zalimlerin cezâsı, işte budur.” dedi.

5:30

فَطَوَّعَتۡ لَهُۥ نَفۡسُهُۥ قَتۡلَ أَخِيهِ فَقَتَلَهُۥ فَأَصۡبَحَ مِنَ ٱلۡخَٰسِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Nefsi onu, kardeşini öldürmeye itti; o da nefsine uyarak onu öldürdü, ziyana uğrayanlardan oldu.

Cemal Külünkoğlu

Sonunda nefsi onu, kardeşini öldürmeye sevk etti de onu öldürdü. Böylece hüsrana uğrayanlardan oldu.

Mehmet Türk

Sonunda (kurbanı kabul edilmeyenin) nefsi, kendisini kardeşini öldürmeye itti ve onu öldürerek, ziyana uğrayanlardan oldu.

5:31

فَبَعَثَ ٱللَّهُ غُرَابࣰ ا يَبۡحَثُ فِي ٱلۡأَرۡضِ لِيُرِيَهُۥ كَيۡفَ يُوَٰرِي سَوۡءَةَ أَخِيهِۚ قَالَ يَٰوَيۡلَتَىٰٓ أَعَجَزۡتُ أَنۡ أَكُونَ مِثۡلَ هَٰذَا ٱلۡغُرَابِ فَأُوَٰرِيَ سَوۡءَةَ أَخِيۖ فَأَصۡبَحَ مِنَ ٱلنَّٰدِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Derken Allah, ona, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi; karganın yaptığını görünce, “Yazık bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim ben?” dedi ve pişman olanlardan oldu!

Cemal Külünkoğlu

Sonra Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl gömeceğini göstermek için toprağı eşeleyen bir karga gönderdi. O da “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömemiyor muyum?” dedi ve böylece o artık pişman olmuştu (ama iş işten geçmişti).

Mehmet Türk

Bunun üzerine Allah kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için toprağı eşeleyen bir karga gönderdi. O da: “Yazıklar olsun bana, ben şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömemedim ha?” dedi ve pişman olanlardan oldu.

5:32

مِنۡ أَجۡلِ ذَٰلِكَ كَتَبۡنَا عَلَىٰ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ أَنَّهُۥ مَن قَتَلَ نَفۡسَۢا بِغَيۡرِ نَفۡسٍ أَوۡ فَسَادࣲ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ ٱلنَّاسَ جَمِيعࣰ ا وَمَنۡ أَحۡيَاهَا فَكَأَنَّمَآ أَحۡيَا ٱلنَّاسَ جَمِيعࣰ اۚ وَلَقَدۡ جَآءَتۡهُمۡ رُسُلُنَا بِٱلۡبَيِّنَٰتِ ثُمَّ إِنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُم بَعۡدَ ذَٰلِكَ فِي ٱلۡأَرۡضِ لَمُسۡرِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte bu nedenle İsrâiloğulları'na şöyle yazmıştık: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkartmaya karşılık olmaksızın, haksız yere bir cana kıyarsa, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir can kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur. Peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çoğu yine yeryüzünde aşırıya gitmektedirler.

Cemal Külünkoğlu

İşte bu yüzdendir ki İsrailoğullarına (Tevrat’ta) şöyle bildirmiştik: “Kim bir kişiyi, başka bir cana ya da yeryüzünde fesat çıkarmasına karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir adamın hayatını kurtarırsa, bütün insanları kurtarmış gibi olur.” Andolsun ki; resullerimiz onlara apaçık delillerle geldiler. Sonra, onlardan birçoğu, bu âyet ve mucizeler geldikten sonra, yine de yeryüzünde fesat çıkarmaya ve azgınlık etmeye devam ettiler.

Mehmet Türk

İşte bu olaydan dolayı Biz, İsrâil oğullarına: “Kim bir kimseyi öldürmeye veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın, (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş, her kim de bir canı kurtarırsa bütün insanları, kurtarmış gibi olur.” hükmünü bildirdik. Şüphesiz Peygamberlerimiz, onlara apaçık deliller getirdiler; ama onlardan pek çoğu, bundan sonra yine yeryüzünde aşırı giderek yoldan çıktılar.

5:33

إِنَّمَا جَزَٰٓؤُاْ ٱلَّذِينَ يُحَارِبُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَيَسۡعَوۡنَ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَسَادًا أَن يُقَتَّلُوٓاْ أَوۡ يُصَلَّبُوٓاْ أَوۡ تُقَطَّعَ أَيۡدِيهِمۡ وَأَرۡجُلُهُم مِّنۡ خِلَٰفٍ أَوۡ يُنفَوۡاْ مِنَ ٱلۡأَرۡضِۚ ذَٰلِكَ لَهُمۡ خِزۡيࣱ فِي ٱلدُّنۡيَاۖ وَلَهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Allah'a ve Peygamberi'ne savaş açanların ve yeryüzünde fesadı yaymak için gayret gösterenlerin cezası, ancak ya öldürülmeleri ya asılmaları veya dönekliklerinden dolayı el ve ayaklarının kesilmesi, ya da bulundukları yerden sürülmeleridir. Bu, onların dünyadaki rüsvaylığıdır. Onlar için âhirette de büyük azap vardır.

Cemal Külünkoğlu

Allah’a ve Resulüne (dolaysıyla inananlara) savaş açanların ve (terör, gasp, insan kaçırma, ırza tecavüz gibi fiillerle) yeryüzünde bozgunculuk/anarşi çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri yahut asılmaları veya dönekliklerinden (ve karşı çıkmalarından) dolayı yetkilerinin, işlerinin ve gezip dolaşma özgürlüklerinin ellerinden alınması (hapsedilmesi) yahut bulundukları yerden (yurtlarından) sürülmeleridir. Bu (cezalar) dünyada onlar için bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.

Mehmet Türk

Allah ve Rasûlüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkarmaya çalışanların cezâsı, öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi, ya da yaşadıkları yerlerden başka bir yere sürgün edilmelerinden başka bir şey değildir. Bu, onlar için dünyada bir zillettir. Âhirette ise onlar için büyük bir azap vardır.

5:34

إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُواْ مِن قَبۡلِ أَن تَقۡدِرُواْ عَلَيۡهِمۡۖ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Ancak, siz kendilerini yenip ele geçirmeden önce tövbe edenler müstesnadır. Biliniz ki Allah çok bağışlayıcıdır; merhamet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Ancak onları ele geçirmenizden önce (pişmanlık duyup) tevbe eden (ve kendiliklerinden teslim olan)lar bunun dışındadır. Artık Allah’ın çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olduğunu bilin.

Mehmet Türk

Ancak kendilerini yakalamanızdan önce tevbe edenler, başka. Şunu iyi bilin ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

5:35

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱبۡتَغُوٓاْ إِلَيۡهِ ٱلۡوَسِيلَةَ وَجَٰهِدُواْ فِي سَبِيلِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olunuz. O'na daha yakın olmak için bir yol arayınız ve kurtuluşa ermek için O'nun yolunda cihad ediniz.

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Allah’a karşı gelmekten sakının ve O, nasıl istiyorsa öyle yaşayın! O’na (güzel ve faydalı çalışmalar sergileyerek) daha yakın olmaya çalışın, (hoşnutluğunu kazanmak için sebepler bulun (vesileler arayın). O’nun yolunda gayret gösterin ki (dünyada ve ahirette) kurtuluşa eresiniz.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Allah’a karşı hata etmekten sakının, Ona (yaklaşmak için) vesile arayın ve kurtuluşunuzu umabilmek için de Onun yolunda cihad edin.

5:36

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوۡ أَنَّ لَهُم مَّا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا وَمِثۡلَهُۥ مَعَهُۥ لِيَفۡتَدُواْ بِهِۦ مِنۡ عَذَابِ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِ مَا تُقُبِّلَ مِنۡهُمۡۖ وَلَهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Şüphe yok ki kâfirler, yeryüzündeki her şey ve bunun yanında bir o kadarı da kendilerinin olsa, kıyamet gününün azabından kurtulmak için onu fidye verseler, onlardan asla kabul edilmez. Onlar için acı bir azap vardır.

Cemal Külünkoğlu

İnkârcılar, yeryüzünde ne varsa hepsine, hatta bir misli fazlasına sahip olsalar da kıyamet gününün azabından kurtulmak için tamamını fidye olarak verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara çok acıklı bir azap vardır.

Mehmet Türk

Yeryüzündekilerin tamamıyla birlikte bir o kadarı daha kâfirlerin olsa kıyamet gününün azabından kurtulmak için bunun tamamını fidye olarak verseler dahi onlardan hiçbir şey kabul edilmez. Ve onlar için acıklı bir azap vardır.

5:37

يُرِيدُونَ أَن يَخۡرُجُواْ مِنَ ٱلنَّارِ وَمَا هُم بِخَٰرِجِينَ مِنۡهَاۖ وَلَهُمۡ عَذَابࣱ مُّقِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Ateşten çıkmak isterler, fakat onlar oradan çıkamazlar. Onlar için devamlı bir azap vardır.

Cemal Külünkoğlu

Onlar orada ateşten çıkmak/kurtulmak isterler fakat çıkamazlar/kurtulamazlar. Onlar için devamlı bir azap vardır.

Mehmet Türk

Onlar cehennemden çıkmak isteyecekler fakat oradan kesinlikle çıkamayacaklardır. Çünkü onlara bitmez tükenmez bir azap vardır.

5:38

وَٱلسَّارِقُ وَٱلسَّارِقَةُ فَٱقۡطَعُوٓاْ أَيۡدِيَهُمَا جَزَآءَۢ بِمَا كَسَبَا نَكَٰلࣰ ا مِّنَ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah'tan bir ders olmak üzere güçlerini kesiniz. Allah, izzet ve hikmet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Erkek hırsız ve kadın hırsızın, yaptıklarından ötürü Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak, (şartların oluşmasından sonra) yetkilerini ellerinden alın (ve işlerine son verin). Allah mutlak galiptir, yegâne hüküm ve hikmet sahibidir.

Mehmet Türk

(Ey îman edenler!) Hırsız erkek ve hırsız kadının, yaptıklarına karşılık Allah’tan bir cezâ olmak üzere (sağ) ellerini kesin. Allah çok şerefli, hüküm (ve hikmet) sahibidir.

5:39

فَمَن تَابَ مِنۢ بَعۡدِ ظُلۡمِهِۦ وَأَصۡلَحَ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَتُوبُ عَلَيۡهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Bu suçu işledikten sonra tövbe edip kendisini ıslâh edene gelince, şüphesiz Allah onun tövbesini kabul eder. Allah, çok bağışlayıcıdır; merhamet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Her kim de işlediği (hırsızlık) zulmünün arkasından tevbe edip durumunu düzeltirse kuşkusuz, Allah onun tevbesini kabul eder. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Mehmet Türk

Kim, (hırsızlık yaparak) kendisine zulmettikten sonra tevbe eder ve kendisini düzeltirse, Allah onun tevbesini kesinlikle kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

5:40

أَلَمۡ تَعۡلَمۡ أَنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ يُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ وَيَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Bilmez misin ki göklerin ve yerin hükümrânlığı Allah'ındır? O, dilediğini cezalandırır, dilediğini bağışlar. Allah, her şeye gücü yetendir.

Cemal Külünkoğlu

Bilmez misin ki göklerin ve yerin mülkü Allah’a aittir. O, kullarından (niyet ve eylemlerine göre) dilediğine azap eder, dilediğini bağışlar. Allah her şeye gücü yetendir.

Mehmet Türk

Göklerin ve yerin hükümranlığının, dilediğini bağışlayan, dilediğini de cezalandıran Allah’a ait olduğunu bilmiyor musun? Şunu iyi bil ki Allah’ın gücü, her şeye yeter.

5:41

۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ لَا يَحۡزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡكُفۡرِ مِنَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَلَمۡ تُؤۡمِن قُلُوبُهُمۡۛ وَمِنَ ٱلَّذِينَ هَادُواْۛ سَمَّٰعُونَ لِلۡكَذِبِ سَمَّٰعُونَ لِقَوۡمٍ ءَاخَرِينَ لَمۡ يَأۡتُوكَۖ يُحَرِّفُونَ ٱلۡكَلِمَ مِنۢ بَعۡدِ مَوَاضِعِهِۦۖ يَقُولُونَ إِنۡ أُوتِيتُمۡ هَٰذَا فَخُذُوهُ وَإِن لَّمۡ تُؤۡتَوۡهُ فَٱحۡذَرُواْۚ وَمَن يُرِدِ ٱللَّهُ فِتۡنَتَهُۥ فَلَن تَمۡلِكَ لَهُۥ مِنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔاۚ أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَمۡ يُرِدِ ٱللَّهُ أَن يُطَهِّرَ قُلُوبَهُمۡۚ لَهُمۡ فِي ٱلدُّنۡيَا خِزۡيࣱۖ وَلَهُمۡ فِي ٱلۡأٓخِرَةِ عَذَابٌ عَظِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Ey peygamber! Kalpleri inanmamış olduğu halde ağızlarıyla “inandık” diyenlerden ve Yahudilerden inkârda yarışırcasına koşanlar seni üzmesin. Onlar daima yalana ve sana gelmeyenlere kulak verirler. Kelimeleri yerlerinden değiştirirler. “Eğer size şu verilirse hemen alınız, o verilmezse sakınınız” derler. Allah bir kimseyi fitneye düşürmek isterse, Allah'a karşı, onun lehine hiçbir şey yapamazsın. Onlar, Allah'ın, kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada rezillik, âhirette de büyük bir azap vardır.

Cemal Külünkoğlu

Ey Resul! Kalpleri iman etmediği halde (sırf sizi kandırmak için) ağızlarıyla “biz de inandık” diyen (münafık)larla (Yahudilerden oluşmuş) küfür yarışçıları seni üzmesin! O Yahudilerden, sürekli yalan dinlerler ve senin yanına yaklaşmayan diğer bir kavmin sözlerine kulak kabartırlar. Onlar kitaptaki kelimelerin yerlerini ve anlamlarını (kasten) değiştirirler. “Size şu hüküm verilirse alın, o verilmezse uzak durun” diye tembih ederler. Allah, (kötü niyet ve eylemlerinden dolayı) kimin düştüğü sapıklıkta kalmasını isterse, artık sen onu (kurtulması için) Allah’ın elinden alamazsın. (Kendileri istemediği için) Allah da onların kalplerini temizlemek istememiştir. Dünyada onlar için bir zillet, ahirette ise büyük bir azap vardır.

Mehmet Türk

Ey Peygamber, kalpleri inanmadığı halde sadece ağızlarıyla “inandık” diyerek kâfirlikte yarışanlar sakın seni üzmesin. (Mûsa’nın dinini terk edip) Yahûdî olanlara gelince; onlar da sadece yalana kulak verirler, sana gelmeyen diğer bir topluluğu dinlerler, kelimelerin anlamlarını değiştirirler ve “eğer size şöyle (fetva) verilirse ona uyun, verilmezse sakın uymayın!” derler. Eğer Allah birini şaşırtmak isterse sen, Allah’a karşı onun için hiçbir şey yapamazsın. İşte onlar Allah’ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada bir zillet, âhirette ise büyük bir azap vardır.

5:42

سَمَّٰعُونَ لِلۡكَذِبِ أَكَّٰلُونَ لِلسُّحۡتِۚ فَإِن جَآءُوكَ فَٱحۡكُم بَيۡنَهُمۡ أَوۡ أَعۡرِضۡ عَنۡهُمۡۖ وَإِن تُعۡرِضۡ عَنۡهُمۡ فَلَن يَضُرُّوكَ شَيۡـࣰٔ اۖ وَإِنۡ حَكَمۡتَ فَٱحۡكُم بَيۡنَهُم بِٱلۡقِسۡطِۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلۡمُقۡسِطِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar yalanı can kulağı ile dinlerler; haramı tıka basa yerler. Sana geldiklerinde, ister aralarında hüküm ver, ister onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir şekilde zarar veremezler. Ama aralarında hükmedersen, adâletle hükmet! Allah, âdil davrananları sever.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse ister aralarında hüküm ver ister onlardan yüz çevir. Onlardan yüz çevirecek olursan, sana asla hiçbir zarar veremezler. Ama eğer hükmedecek olursan, aralarında adaletle hükmet. Çünkü Allah, âdil davrananları sever.

Mehmet Türk

Onlar sadece yalana kulak verirler ve hep haram yerler. (Ey Muhammed!) Eğer onlar sana (fetva sormak için) gelirlerse ister aralarında hüküm ver, istersen onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen, sana hiçbir zarar veremezler. Yok, eğer aralarında hükmedersen, adaletle hükmet. Şüphesiz Allah, adaletli davrananları sever.

5:43

وَكَيۡفَ يُحَكِّمُونَكَ وَعِندَهُمُ ٱلتَّوۡرَىٰةُ فِيهَا حُكۡمُ ٱللَّهِ ثُمَّ يَتَوَلَّوۡنَ مِنۢ بَعۡدِ ذَٰلِكَۚ وَمَآ أُوْلَٰٓئِكَ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, Allah'ın hükümlerini içeren Tevrat'a sahip oldukları halde, nasıl senden hüküm vermeni isterler ve ondan sonra da senin verdiğin hükümlerden yüz çevirirler? Onlar inanmış kimseler değildir.

Cemal Külünkoğlu

İçinde Allah’ın hükümleri bulunan Tevrat yanlarında iken, nasıl oluyor da senin hakemliğine başvuruyorlar? Daha sonra da verilen hükümden yüz çeviriyorlar. Aslında onlar hiçbir şeye inanmış değillerdir.

Mehmet Türk

İçerisinde Allah’ın (bir kısım) hükmü bulunan Tevrât yanlarında olduğu halde seni nasıl hakem yapıyor, sonra da ondan yüz çeviriyorlar? İşte bunlar (gerçekten) îman etmemiş kimselerdir.

5:44

إِنَّآ أَنزَلۡنَا ٱلتَّوۡرَىٰةَ فِيهَا هُدࣰ ى وَنُورࣱۚ يَحۡكُمُ بِهَا ٱلنَّبِيُّونَ ٱلَّذِينَ أَسۡلَمُواْ لِلَّذِينَ هَادُواْ وَٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلۡأَحۡبَارُ بِمَا ٱسۡتُحۡفِظُواْ مِن كِتَٰبِ ٱللَّهِ وَكَانُواْ عَلَيۡهِ شُهَدَآءَۚ فَلَا تَخۡشَوُاْ ٱلنَّاسَ وَٱخۡشَوۡنِ وَلَا تَشۡتَرُواْ بِـَٔايَٰتِي ثَمَنࣰ ا قَلِيلࣰ اۚ وَمَن لَّمۡ يَحۡكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡكَٰفِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Gerçekten Tevrat'ı biz indirdik; onda yol gösterme ve nûr vardır. Teslim olmuş peygamberler, onunla Yahudilere hüküm verirlerdi; kendilerini Tanrı'ya vermiş zâhid ve âbidler de Allah'ın kitabını korumakla görevlendirildiklerinden onunla hüküm verirlerdi ve onu gözetleyip kollarlardı. “Ey Allah'ın kitabına tanık olanlar, insanlardan korkmayınız, benden korkunuz ve benim âyetlerimi az bir paraya satmayınız! Kimler Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte kâfirler onlardır!”

Cemal Külünkoğlu

Gerçek şu ki; içinde hidayet ve (aydınlatıcı) nur bulunan Tevrat’ı Biz indirdik. (Musa’dan sonra) kendilerini Allah’a teslim etmiş (olan) nebiler, Yahudilere onunla hükmederlerdi. Ayrıca, Allah dostları ve ilim adamları (hahamlar) da Allah’ın kitabını korumaya memur edilmeleri ve üzerine şahit olmaları itibarıyla onunla hüküm verirlerdi. Artık (Ey İsrailoğulları) insanlardan değil, Ben(im azabım)dan korkun ve benim ayetlerimi (servet, makam, şöhret gibi) önemsiz menfaatler karşılığında değiştirmeyin! Kim Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse onlar inkârcıların ta kendileridir.

Mehmet Türk

İçerisinde dosdoğru yolu gösteren (âyetler) ve nur bulunan ve Müslüman Peygamberlerin kendisiyle Yahûdîlere hükmettiği Tevrât’ı, (Mûsa’ya) elbette Biz, indirdik. (Mûsa’nın dinini terk edip) Yahûdî olanlar hakkında; derin ilim sahipleri ve hahamlar, Allah’ın kitabının koruyucuları ve doğruluğunun şâhitleri olarak hükmetselerdi (onlar da) Tevrât’la (aynı) hükmü verirlerdi. (Ey Yahûdî âlimleri!) İnsanlardan korkmayın, sadece Benden korkun ve âyetlerimi ucuza satmayın. (Şunu iyi bilin ki) Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmeyenler kâfirlerin ta kendileridir.

5:45

وَكَتَبۡنَا عَلَيۡهِمۡ فِيهَآ أَنَّ ٱلنَّفۡسَ بِٱلنَّفۡسِ وَٱلۡعَيۡنَ بِٱلۡعَيۡنِ وَٱلۡأَنفَ بِٱلۡأَنفِ وَٱلۡأُذُنَ بِٱلۡأُذُنِ وَٱلسِّنَّ بِٱلسِّنِّ وَٱلۡجُرُوحَ قِصَاصࣱۚ فَمَن تَصَدَّقَ بِهِۦ فَهُوَ كَفَّارَةࣱ لَّهُۥۚ وَمَن لَّمۡ يَحۡكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

O hak kitabında onlara, “Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralara karşılık kısas/ödeşme” yazdık. Kim bunu bağışlar, kısâs hakkından vazgeçerse o, kendisi için kefâret olur ve kimler Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse zâlimler onlardır!

Cemal Külünkoğlu

Biz (Tevrat’ta onlara şöyle) yazmıştık: “Cana can, göze göz, burna burun, kulağa kulak, dişe diş. Yaralar da kısastır (her yaralama misli ile cezalandırılır). Kim bu hakkından vazgeçerse o da kendi günahlarına kefaret olur (bu bağışlama günahlarını örter). Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

Mehmet Türk

Biz o (gerçekTevrât)ta o (Yahûdîlere) canın karşılığı can, gözün karşılığı göz, burnun karşılığı burun, kulağın karşılığı kulak, dişin karşılığı diş ve tüm yaralamalarda da karşılıklı kısası farz kıldık. Bununla beraber kim de (kısas hakkını) bağışlarsa bu, onun günâhlarına kefaret olur. (Şunu iyi bilin ki) Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir.

5:46

وَقَفَّيۡنَا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم بِعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَ مُصَدِّقࣰ ا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡإِنجِيلَ فِيهِ هُدࣰ ى وَنُورࣱ وَمُصَدِّقࣰ ا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَهُدࣰ ى وَمَوۡعِظَةࣰ لِّلۡمُتَّقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ardından, o peygamberlerin izleri üzere Meryem oğlu Îsâ'yı gönderdik. Tevrat'tan yanında bulunanı doğruluyordu. Onda hidayet ve ışık olan İncil'i ona verdik. Tevrat'tan yanında olanı doğrulayıcı idi. Doğruya ve güzele kılavuz, takvâya sarılanlara bir öğüttür.

Cemal Külünkoğlu

Kendinden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı olarak nebilerin izleri üzerinde Meryem oğlu İsa’yı gönderdik. Biz, ona, Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlara bir rehber ve bir öğüt olarak Tevrat’tan (o güne) kalanı tasdik eden, içinde rehberlik ve aydınlık bulunan İncil’i verdik.

Mehmet Türk

O Peygamberlerin ardından, yanlarındaki Tevrât’ı doğrultucu olarak Meryem oğlu İsa’yı gönderdik ve ona, içerisinde hidâyet ve nur olan, kendisinden önceki Tevrât’ı doğrultan ve Allah’tan hakkıyla sakınanlar için bir rehber ve bir öğüt olan İncil’i verdik.

5:47

وَلۡيَحۡكُمۡ أَهۡلُ ٱلۡإِنجِيلِ بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فِيهِۚ وَمَن لَّمۡ يَحۡكُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡفَٰسِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

İncil inanırları, Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsinler. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler fâsıkların ta kendileridir.

Cemal Külünkoğlu

O halde İncil’e inananlar da Allah’ın onda indirdiğiyle hükmetsin. Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar yoldan çıkmış günahkârların ta kendileridir.

Mehmet Türk

İncil’e uyanlar da Allah’ın bu kitapta indirdiği hükümlere göre hükmetsinler. (Şunu iyi bilin ki) Allah’ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmeyenler (hak yoldan çıkmış) fasıkların, ta kendileridir.

5:48

وَأَنزَلۡنَآ إِلَيۡكَ ٱلۡكِتَٰبَ بِٱلۡحَقِّ مُصَدِّقࣰ ا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيۡهِ مِنَ ٱلۡكِتَٰبِ وَمُهَيۡمِنًا عَلَيۡهِۖ فَٱحۡكُم بَيۡنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُۖ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَهُمۡ عَمَّا جَآءَكَ مِنَ ٱلۡحَقِّۚ لِكُلࣲّ جَعَلۡنَا مِنكُمۡ شِرۡعَةࣰ وَمِنۡهَاجࣰ اۚ وَلَوۡ شَآءَ ٱللَّهُ لَجَعَلَكُمۡ أُمَّةࣰ وَٰحِدَةࣰ وَلَٰكِن لِّيَبۡلُوَكُمۡ فِي مَآ ءَاتَىٰكُمۡۖ فَٱسۡتَبِقُواْ ٱلۡخَيۡرَٰتِۚ إِلَى ٱللَّهِ مَرۡجِعُكُمۡ جَمِيعࣰ ا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ فِيهِ تَخۡتَلِفُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sana da Kitap'tan onun yanında bulunanı doğrulayıcı ve onu denetleyip güvenirliğini sağlayıcı kitabı hak olarak indirdik. O halde, onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet; Hakk'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma! Sizden her biri için bir yol ve bir yöntem, bir hukuk belirledik. Allah dileseydi, sizi elbette tek bir ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye, öyle yapmamıştır. O halde hayırda yarışınız. Hepinizin dönüşü Allah'adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir.

Cemal Külünkoğlu

Sana da (Ey resul!) senden önceki (İlahi) kitap(ların asılların)ı tasdik edici ve onlara gözcü/koruyucu olmak üzere Hakk olan Kitab’ı (Kur’an’ı) indirdik. O halde (seni hakem seçtikleri taktirde) sen de Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet! Gerçek olan sana gelmişken onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir şeriat, bir yol tayin ettik. Eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı, fakat verdiği (farklı eğilimler, imkânlar, yetenekler) sizi denemesi içindir. O halde hayır işlerinde yarışın! Hepinizin dönüşü Allah’adır. O hakkında ayrılığa düştüğünüz (ihtilaf konusu yaptığınız) şeyleri size bildirecektir.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Şüphesiz sana Biz, kendisinden önceki kitapları doğrultan ve onların (asıl hükümlerini) koruyan bu kitabı gerçekleri açıklamak için indirdik. Öyleyse, onların aralarında sadece Allah’ın indirdiği ile hükmet ve sana gelen hak kitaptan saparak onların arzularına uyma. (Ey insanlar!) Biz her biriniz için (apayrı) birer şeri’at ve bir minhac gönderdik. Eğer Allah dileseydi, kesinlikle sizi tek bir ümmet kılardı; fakat size verdikleriyle sizi denemek istedi. Öyleyse birbirinizle iyiliklerde yarışın. Çünkü hepinizin dönüşü Allah’a olacaktır ve O, (âhirette) hakkında anlaşamadığınız şeyler(in doğrusunu) size mutlaka açıklayacaktır.

5:49

وَأَنِ ٱحۡكُم بَيۡنَهُم بِمَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَلَا تَتَّبِعۡ أَهۡوَآءَهُمۡ وَٱحۡذَرۡهُمۡ أَن يَفۡتِنُوكَ عَنۢ بَعۡضِ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ إِلَيۡكَۖ فَإِن تَوَلَّوۡاْ فَٱعۡلَمۡ أَنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُصِيبَهُم بِبَعۡضِ ذُنُوبِهِمۡۗ وَإِنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنَ ٱلنَّاسِ لَفَٰسِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sen de aralarında, Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma! Dikkat et de, Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırıp fitneye düşürmesinler. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah onları bazı günahları yüzünden belâya çarptırmak istiyor. Zaten insanların birçoğu doğru yoldan iyice sapmış bulunuyorlar.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet! Onların arzu ve heveslerine uyma! Allah’ın sana indirdiğinin bir kısmında seni şaşırtmalarından sakın! Eğer yüz çevirirlerse, bilmiş ol ki, Allah bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibeti (fitneyi) tattırmak istiyor. Şüphe yok ki, insanların çoğu (dini kendi arzularına uydurmalarından dolayı) ilâhî sınırları aşmışlardır.

Mehmet Türk

Onların aralarında sadece Allah’ın indirdiği ile hükmet ve sakın onların arzularına uyma. Onların seni, Allah’ın sana indirdiği (hükümlerin) az bir kısmından bile şaşırtmalarından sakın. Eğer (Allah’ın hükmünden) yüz çevirirlerse, Allah’ın onları bir kısım günâhları sebebiyle cezâlandırmayı dileyeceğini de iyi bil. Şüphesiz insanların pek çoğu, (yoldan çıkmış) fasıkların ta kendileridir.

5:50

أَفَحُكۡمَ ٱلۡجَٰهِلِيَّةِ يَبۡغُونَۚ وَمَنۡ أَحۡسَنُ مِنَ ٱللَّهِ حُكۡمࣰ ا لِّقَوۡمࣲ يُوقِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa onlar, câhiliye kanununu mu istiyorlar? İyi anlayanlar için Allah'tan daha iyi kanun koyucu olabilir mi?

Cemal Külünkoğlu

Yoksa onlar (İslâm öncesi) cahiliye idaresini mi arıyorlar? Gerçeği görebilen bir toplum için, Allah’tan daha güzel hüküm veren kim vardır?

Mehmet Türk

Yoksa onlar (İslâm öncesi) cahiliye düzenini mi istiyorlar? Tereddütsüz inanan bir toplum için, Allah’tan daha güzel hüküm veren, kim olabilir?

5:51

۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ ٱلۡيَهُودَ وَٱلنَّصَٰرَىٰٓ أَوۡلِيَآءَۘ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضࣲۚ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمۡ فَإِنَّهُۥ مِنۡهُمۡۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyiniz. Çünkü onlar sadece birbirlerinin dostudurlar. İçinizden kim onları vekil edinirse onlardandır. Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğuna doğru yolu göstermez.

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Yahudileri ve Hıristiyanları dost (sırdaş) edinmeyin. Zira onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz ki Allah, zalimler topluluğunu (istemedikleri için) doğru yola eriştirmez.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Yahûdîleri ve Hıristiyanları sakın dost edinmeyin. Onlar ancak kendi kendilerinin dostlarıdırlar. Sizden her kim, onları dost edinirse işte o, onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim bir toplumu, asla dosdoğru yola ulaştırmaz.

5:52

فَتَرَى ٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضࣱ يُسَٰرِعُونَ فِيهِمۡ يَقُولُونَ نَخۡشَىٰٓ أَن تُصِيبَنَا دَآئِرَةࣱۚ فَعَسَى ٱللَّهُ أَن يَأۡتِيَ بِٱلۡفَتۡحِ أَوۡ أَمۡرࣲ مِّنۡ عِندِهِۦ فَيُصۡبِحُواْ عَلَىٰ مَآ أَسَرُّواْ فِيٓ أَنفُسِهِمۡ نَٰدِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Kalplerinde hastalık bulunanların, “Bir felâket gelmesinden korkuyoruz” diyerek, onların arasına koştuklarını görürsün. Belki Allah, fetih ya da kendi katından bir iş getirir de onlar, içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.

Cemal Külünkoğlu

(Bu ilahi uyarıya rağmen) kalplerinde (şüphe ve korku gibi) hastalık bulunan (münafık)ların: “Başımıza bir bela gelmesinden korkuyoruz” diyerek (inkârcılara şirin gözükmek için) onların arasında dolanıp durduklarını görürsün. Ancak Allah, (kendisine güvenen mü’minlere) zafer ihsan edecek ya da kendi tarafından (münafıkların maskelerini düşürme gibi) bir başka durum ortaya çıkaracaktır. İşte o zaman onlar içlerinde gizledikleri (şüphe ve korku) için büyük bir pişmanlık duyacaklardır.

Mehmet Türk

Kalplerinde hastalık bulunan (münâfık)ların ise: “Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz.” diyerek onların arasında koşuştuklarını görürsün. Umulur ki Allah, yakında size bir fetih nasip eder ya da kendi katından (beklenmedik) bir gelişme gösterir de onlar, gönüllerinde gizledikleri şeyden dolayı pişman olurlar.

5:53

وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقۡسَمُواْ بِٱللَّهِ جَهۡدَ أَيۡمَٰنِهِمۡ إِنَّهُمۡ لَمَعَكُمۡۚ حَبِطَتۡ أَعۡمَٰلُهُمۡ فَأَصۡبَحُواْ خَٰسِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

O zaman iman edenler, “Bunlar mıdır sizinle beraber olduklarına bütün güçleriyle yemin edenler?” diyeceklerdir. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiştir de kaybedenlerden olmuşlardır.

Cemal Külünkoğlu

(Münafıkların foyası açığa çıkınca, onurlu ve şuurlu) mü’minler birbirlerine (şöyle diyecekler:) “Sizinle beraber olduklarına bütün güçleriyle Allah’a yemin edenler bunlar mıdır?” Onların bütün yaptıkları boşa gitti ve böylece onlar, hüsrana uğrayan kimseler oldular.

Mehmet Türk

(O zaman) îman edenler (birbirlerine): “Sizinle beraber olduklarına dâir Allah’a olanca güçleriyle yemin edip duranlar, şu bütün çabaları boşa gidip, perişan olanlar mıydı?” derler.

5:54

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مَن يَرۡتَدَّ مِنكُمۡ عَن دِينِهِۦ فَسَوۡفَ يَأۡتِي ٱللَّهُ بِقَوۡمࣲ يُحِبُّهُمۡ وَيُحِبُّونَهُۥٓ أَذِلَّةٍ عَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ يُجَٰهِدُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوۡمَةَ لَآئِمࣲۚ ذَٰلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُۚ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirecek ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı sever. Müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve şiddetlidirler. Allah yolunda cihad ederler; hiçbir kınayıcının kınamasından korkmazlar. Bu, Allah'ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah lütfunda sınırsızdır ve her şeyi bilendir.

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Sizden kim dininden dönerse, Allah (onların yerine) kendisinin onları, onların da kendisini sevdiği, mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı sert ve onurlu bir toplum getirir ki onlar, Allah yolunda gayret gösterirler, (bu uğurda) hiç kimsenin yermesinden ve kınamasından çekinmezler. Bu Allah’ın bağışıdır/lütfudur, onu dileyene verir. Allah lütfu geniş olandır, O (her şeyi) hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Sizden kim dininden dönerse, şunu bilsin ki Allah, onların yerine derhal; Kendisinin onları sevdiği, onların da Kendisini sevdiği, mü’minlere karşı son derece alçak gönüllü, kâfirlere karşı izzetli, Allah yolunda cihad eden, (bu uğurda) kimsenin kınamasından korkmayan bir toplum getirir. Bu, Allah’ın dilediğine nasip ettiği bir lütfudur. Çünkü Allah, geniş (nîmet sahibi)dir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.

5:55

إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤۡتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُمۡ رَٰكِعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sizin dostunuz, ancak Allah'tır, peygamberdir ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılıp zekâtı veren, iman edenlerdir.

Cemal Külünkoğlu

(Ey inananlar!) Sizin gerçek dostunuz ve yardımcınız ancak Allah’tır ve O’nun Resulüdür, bir de Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı ikame eden ve zekâtı veren mü’minlerdir.

Mehmet Türk

Sizin dostunuz; Allah’tır, Onun Elçisidir ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazlarını dosdoğru ve devamlı kılan, zekâtlarını veren mü’minlerdir.

5:56

وَمَن يَتَوَلَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ فَإِنَّ حِزۡبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلۡغَٰلِبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kim Allah'ı, peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki, şüphesiz Allah'tan yana olanlar üstün gelirler.

Cemal Külünkoğlu

Kim Allah’ı, Resul’ünü ve mü’minleri dost edinirse, (bilsin ki), Allah’tan yana olanlar üstün geleceklerdir.

Mehmet Türk

Kim Allah’ı, Onun Elçisi’ni ve mü’minleri dost edinirse, ( şunu iyi bilsin ki) Allah’ın taraftarları kesinlikle galip geleceklerdir.

5:57

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَتَّخِذُواْ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ دِينَكُمۡ هُزُوࣰ ا وَلَعِبࣰ ا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواْ ٱلۡكِتَٰبَ مِن قَبۡلِكُمۡ وَٱلۡكُفَّارَ أَوۡلِيَآءَۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyiniz. Eğer inanıyorsanız Allah'tan sakınınız.

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Sakın sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve inkârcılardan dininizi alaya alanları, eğlence konusu yapanları dost edinmeyin! Eğer gerçekten inanıyorsanız, Allah’ın emirlerine uygun yaşayın!

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilip (Yahûdî ve Hıristiyan olanlardan) sizin dininizi alay ve eğlence konusu yapanları ve kâfirleri sakın dost edinmeyin. Eğer gerçekten inanıyorsanız Allah’a karşı (hata etmekten) sakının.

5:58

وَإِذَا نَادَيۡتُمۡ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ ٱتَّخَذُوهَا هُزُوࣰ ا وَلَعِبࣰ اۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمࣱ لَّا يَعۡقِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Namaza çağrıldığınız zaman onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu davranış, onların düşünmeyen bir toplum olmalarındandır.

Cemal Külünkoğlu

Siz birbirinizi namaza çağırdığınız zaman onu alay ve eğlenceye alırlar. Bu, onların akılsız bir topluluk olmasındandır.

Mehmet Türk

(O) namaza çağırdığınız zaman onu alay ve eğlence konusu yapan (kâfirleri dost edinmeyin). İşte bu, onların gerçekten aklını kullanmayan bir topluluk olmalarından dolayıdır.

5:59

قُلۡ يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ هَلۡ تَنقِمُونَ مِنَّآ إِلَّآ أَنۡ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡنَا وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبۡلُ وَأَنَّ أَكۡثَرَكُمۡ فَٰسِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: Ey Kitap ehli! Yalnızca Allah'a, bize ve bizden daha önce indirilene inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Oysa çoğunuz yoldan çıkmış insanlarsınız.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul! Yahudilere ve Hıristiyanlara) şöyle de: “Ey Ehl-i Kitap! Biz yalnızca Allah’a, bize indirilene ve bizden önce indirilen(ler)e inandığımız için mi bizden hoşlanmıyorsunuz? Sizin çoğunuz yoldan çıkmış kimselersiniz.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Onlara): “Ey kitap ehli! Siz, bizim Allah’a, bize indirilene ve bizden öncekilere indirilenlere inanmamız ve çoğunuzun yoldan çıkmış kimseler olmanızdan dolayı mı bizden hoşlanmıyorsunuz?” de.

5:60

قُلۡ هَلۡ أُنَبِّئُكُم بِشَرࣲّ مِّن ذَٰلِكَ مَثُوبَةً عِندَ ٱللَّهِۚ مَن لَّعَنَهُ ٱللَّهُ وَغَضِبَ عَلَيۡهِ وَجَعَلَ مِنۡهُمُ ٱلۡقِرَدَةَ وَٱلۡخَنَازِيرَ وَعَبَدَ ٱلطَّٰغُوتَۚ أُوْلَٰٓئِكَ شَرࣱّ مَّكَانࣰ ا وَأَضَلُّ عَن سَوَآءِ ٱلسَّبِيلِ

Bayraktar Bayraklı

De ki: Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Allah'ın lanetlediği ve gazap ettiği, aralarından maymunlar, domuzlar ve tâğûta tapanlar çıkardığı kimseler. İşte bunlar, daha kötü olan ve doğru yoldan daha ziyade sapmış bulunanlardır.

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Allah katında yeri bundan daha kötü olanı size haber vereyim mi? Onlar Allah’ın kendilerine lanet ettiği, gazabına uğrattığı ve şeytani güçlere taptıkları için Allah’ın maymun ve domuz haline getirdikleridir.” İşte onlar makamı en kötü olanlar ve doğru yoldan en fazla sapanlardır!

Mehmet Türk

Allah katında bu konuda en kötü konumda olanı size söyleyeyim mi? İşte onlar Allah’ın lânet ettiği, aralarından bir bölümünü maymuna ve domuza dönüştürerek gazabına uğrattığı kimseler ile tağuta tapan kimselerdir. İşte bunlar, konumları en kötü olan ve dosdoğru yoldan en çok sapan kimselerdir.

5:61

وَإِذَا جَآءُوكُمۡ قَالُوٓاْ ءَامَنَّا وَقَد دَّخَلُواْ بِٱلۡكُفۡرِ وَهُمۡ قَدۡ خَرَجُواْ بِهِۦۚ وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا كَانُواْ يَكۡتُمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yanınıza inkârla girip inkârla çıktıkları halde, size geldiklerinde, “inandık” derler. Allah, gizlediklerini daha iyi bilmektedir.

Cemal Külünkoğlu

(Münafıklar) size geldiklerinde “inandık” derler. Oysa onlar (yanınıza) inkârcı olarak girmişler ve yine inkârcı olarak çıkmışlardır. Allah, onların neleri gizlediklerini çok iyi bilendir.

Mehmet Türk

Onlar, yanınıza kâfir olarak girip, kâfir olarak çıktıkları halde bir de “îman ettik” derler. Hâlbuki Allah onların gizlediklerini en iyi bilendir.

5:62

وَتَرَىٰ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُمۡ يُسَٰرِعُونَ فِي ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡعُدۡوَٰنِ وَأَكۡلِهِمُ ٱلسُّحۡتَۚ لَبِئۡسَ مَا كَانُواْ يَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onların çoğunun günah işlemede, düşmanlık ve haram yemede yarıştıklarını görürsünüz. Yaptıkları ne kadar kötüdür!

Cemal Külünkoğlu

Onlardan birçoğunun günah işlemekte, düşmanlık etmekte ve ve haram yemekte birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Yaptıkları şey ne kadar kötüdür!

Mehmet Türk

Onların pek çoğunun günâh işlemede, düşmanlıkta ve haram yemede birbirleriyle yarıştıklarını görürsün. Onların bu yaptıkları şeyler, ne kadar da kötüdür!

5:63

لَوۡلَا يَنۡهَىٰهُمُ ٱلرَّبَّٰنِيُّونَ وَٱلۡأَحۡبَارُ عَن قَوۡلِهِمُ ٱلۡإِثۡمَ وَأَكۡلِهِمُ ٱلسُّحۡتَۚ لَبِئۡسَ مَا كَانُواْ يَصۡنَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Din adamları ve âlimleri, onları günah olan sözleri söylemekten ve haram yemekten menetselerdi ya! İşledikleri ne kötüdür!

Cemal Külünkoğlu

(Peki,) başlarındaki din âlimlerinin ve hahamların, onları günahkârca söz söylemekten ve haram yemekten alıkoymaları gerekmez miydi? Yaptıkları şey ne kötüdür!

Mehmet Türk

Onların derin ilim sahibi olanları ve hahamları, onları günâh işlemekten ve haram yemekten sakındırsalar olmaz mıydı? Onların bu yaptıkları şeyler ne kadar da kötüdür!

5:64

وَقَالَتِ ٱلۡيَهُودُ يَدُ ٱللَّهِ مَغۡلُولَةٌۚ غُلَّتۡ أَيۡدِيهِمۡ وَلُعِنُواْ بِمَا قَالُواْۘ بَلۡ يَدَاهُ مَبۡسُوطَتَانِ يُنفِقُ كَيۡفَ يَشَآءُۚ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَ طُغۡيَٰنࣰ ا وَكُفۡرࣰ اۚ وَأَلۡقَيۡنَا بَيۡنَهُمُ ٱلۡعَدَٰوَةَ وَٱلۡبَغۡضَآءَ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡقِيَٰمَةِۚ كُلَّمَآ أَوۡقَدُواْ نَارࣰ ا لِّلۡحَرۡبِ أَطۡفَأَهَا ٱللَّهُۚ وَيَسۡعَوۡنَ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَسَادࣰ اۚ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُفۡسِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

Yahudiler, “Allah'ın eli bağlıdır/cimridir” dediler. Hay, dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lânet olasılar! Bilâkis, Allah'ın elleri açıktır/cömerttir, dilediği gibi verir. Andolsun ki sana Rabbinden indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttırır. Aralarına, kıyamete kadar düşmanlık ve kin soktuk. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa, Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar; Allah ise bozguncuları sevmez.

Cemal Külünkoğlu

Yahudiler: “Allah’ın eli sıkıdır (rızık vermede Allah cimridir)” dediler. Sıkı olan onların elidir. Bu iddialarından dolayı (Allah tarafından) lanetlenmişlerdir. Aksine, O’nun (rahmet) elleri sonuna kadar açıktır. O, (lütfunu) dilediği gibi dağıtır. Ama (Ey resul!) Rabbin tarafından sana indirilen her şey, onların çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Biz, (yaptıkları yüzünden) onların arasına kıyamet gününe kadar (sürecek) düşmanlık ve kin bıraktık. Her ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa Allah onu söndürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışırlar. Allah ise bozguncuları sevmez.

Mehmet Türk

Bir de Yahûdîler kendi elleri bağlanmış olduğu halde (kalkıp): “Allah’ın eli bağlıdır.” dediler. İşte onlar bu söyledikleri sebebiyle lânetlendiler. Tersine Allah’ın elleri açıktır ve nasıl dilerse öyle verir. Rabbinden sana indirilen âyetler onların pek çoğunun azgınlığını ve kâfirliğini daha da arttıracaktır. Biz, onların aralarına kıyamet gününe kadar sürecek bir düşmanlık ve kin saldık. Onlar ne zaman savaş ateşini körükledilerse, Allah onu hep söndürdü. Onlar yeryüzünde hep bozgunculuk peşinde koşarlar. Oysa Allah, bozguncuları asla sevmez.

5:65

وَلَوۡ أَنَّ أَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ ءَامَنُواْ وَٱتَّقَوۡاْ لَكَفَّرۡنَا عَنۡهُمۡ سَيِّـَٔاتِهِمۡ وَلَأَدۡخَلۡنَٰهُمۡ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Eğer kitap ehli iman edip kötülüklerden sakınsalardı, elbette kötülüklerini örter ve onları naîm cennetlerine koyardık.

Cemal Külünkoğlu

Eğer Ehl-i Kitap (gerçekten) iman edip (Allah’a karşı gelmekten, fitne ve fesat çıkarmaktan) sakınsalardı, elbette kötülüklerini örter ve onları nimetlerle donatılmış cennetlere koyardık.

Mehmet Türk

Eğer kitap ehli, îman edip Allah’a karşı hata etmekten sakınsalardı; onların da günâhlarını örter ve nîmetlerle dolu olan cennetlere koyardık.

5:66

وَلَوۡ أَنَّهُمۡ أَقَامُواْ ٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِم مِّن رَّبِّهِمۡ لَأَكَلُواْ مِن فَوۡقِهِمۡ وَمِن تَحۡتِ أَرۡجُلِهِمۚ مِّنۡهُمۡ أُمَّةࣱ مُّقۡتَصِدَةࣱۖ وَكَثِيرࣱ مِّنۡهُمۡ سَآءَ مَا يَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rabblerinden onlara indirileni doğru dürüst uygulasalardı, elbette hem üstlerinden/gökten hem de ayaklarının altlarından/yerden yerlerdi. Onlardan aşırılığa kaçmayan bir zümre vardır, fakat çoğunun yaptıkları ne kötüdür!

Cemal Külünkoğlu

Ve eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve onlara Rableri tarafından indirilmiş olanı (Kur’an-ı) dosdoğru uygulasalardı gökyüzünün ve yerin tüm nimetlerinden yararlanırlardı. İçlerinde tutumlu (ılımlı) bir topluluk vardır, ama onların çoğunun yaptıkları şeyler pek çirkindir.

Mehmet Türk

Eğer onlar (önce) Tevrât’ı ve İncil’i (sonra da) Rableri tarafından kendilerine indirilen (Kur’an’ı) gereğince uygulasalardı, hem üstlerindeki hem de ayaklarının altındaki nîmetlerden yerlerdi. Onların aralarında aşırılığa kaçmayan ılımlı bir grup olmakla birlikte, onların çoğunun yaptıkları şey, çok kötüdür.

5:67

۞يَٰٓأَيُّهَا ٱلرَّسُولُ بَلِّغۡ مَآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَۖ وَإِن لَّمۡ تَفۡعَلۡ فَمَا بَلَّغۡتَ رِسَالَتَهُۥۚ وَٱللَّهُ يَعۡصِمُكَ مِنَ ٱلنَّاسِۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan, O'nun peygamberliğini yapmamış olursun. Allah, seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kâfirler topluluğuna rehberlik etmez.

Cemal Külünkoğlu

Ey resul! Rabbinden sana indirileni (olduğu gibi) tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun risaletini (sana gönderdiğini) tebliğ etmemiş olursun. (Görevini yaparsan) Allah seni (inanmayan) insanlardan (gelecek tehlikelere karşı) koruyacaktır. Doğrusu Allah, inkârcılar topluluğunu (istemedikleri için zorla) doğru yola iletmez.

Mehmet Türk

Ey Peygamber! Sen (sadece) Rabbinden sana indirileni tebliğ et! Eğer bunu yapmazsan Onun elçisi olma görevini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Şüphesiz Allah, kâfir bir toplumu, asla dosdoğru yola ulaştırmaz.

5:68

قُلۡ يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لَسۡتُمۡ عَلَىٰ شَيۡءٍ حَتَّىٰ تُقِيمُواْ ٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡكُم مِّن رَّبِّكُمۡۗ وَلَيَزِيدَنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُم مَّآ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَ طُغۡيَٰنࣰ ا وَكُفۡرࣰ اۖ فَلَا تَأۡسَ عَلَى ٱلۡقَوۡمِ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ey kitap ehli! Siz Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni hakkıyla uygulamadıkça bir şey üzerinde değilsinizdir.” Rabbinden sana indirilen, onlardan çoğunun inkâr ve azgınlığını elbette arttıracaktır. Kâfirler topluluğuna üzülme!

Cemal Külünkoğlu

De ki: Ey Ehl-i Kitab! Tevrat’ı, İncil’i ve Rabbinizden size indirilen (Kur’an’)ı dosdoğru tatbik etmedikçe asla sağlam bir temele dayanmış olamazsınız. (Ey Resul!) Rabbinden sana indirilen (şu ayetler), onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü artıracaktır. Öyleyse o inkârcılar toplumu için üzülme!

Mehmet Türk

Onlara: “Ey kitap ehli! Siz, (önce) Tevrât’ı ve İncil’i (sonra da) Rabbiniz tarafından size indirilen (Kur’an’ı) gereğince uygulamadıkça bir şey üzere değilsiniz.” de. Şüphesiz, Rabbinden sana indirilenler, onların pek çoğunun azgınlığını ve kâfirliğini artıracaktır. Şu halde o kâfir toplum için sakın üzülme.

5:69

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱلَّذِينَ هَادُواْ وَٱلصَّٰبِـُٔونَ وَٱلنَّصَٰرَىٰ مَنۡ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡأٓخِرِ وَعَمِلَ صَٰلِحࣰ ا فَلَا خَوۡفٌ عَلَيۡهِمۡ وَلَا هُمۡ يَحۡزَنُونَ

Bayraktar Bayraklı

İman edenlerle Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sâbiîlerden Allah'a ve âhiret gününe inanıp iyi amel işleyenler üzerine asla korku yoktur, onlar üzülecek de değillerdir.

Cemal Külünkoğlu

İman edenler ile Yahudiler, Sabiîler ve Hıristiyanlardan Allah’a ve ahiret gününe (gerçekten) inanıp iyi amel işleyenler üzerine asla bir korku yoktur. Onlar üzülecek de değillerdir.

Mehmet Türk

Muhakkak ki inananlardan, (Mûsa-’nın dinini terk edip) Yahûdî olanlardan, Sâbiîler ve Hıristiyanlardan, Allah’a ve âhiret gününe inanarak (inandığı) iyi işleri yaşayanlar, için bir korku yoktur ve onlar, mahzun da olmayacaklardır.

5:70

لَقَدۡ أَخَذۡنَا مِيثَٰقَ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَأَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهِمۡ رُسُلࣰ اۖ كُلَّمَا جَآءَهُمۡ رَسُولُۢ بِمَا لَا تَهۡوَىٰٓ أَنفُسُهُمۡ فَرِيقࣰ ا كَذَّبُواْ وَفَرِيقࣰ ا يَقۡتُلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Gerçek şu ki, biz İsrâiloğulları'ndan kesin bir söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Ne zaman bir peygamber onlara nefislerinin arzu etmediğini getirdiyse, bir kısmını yalanladılar, bir kısmını da öldürdüler.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, İsrailoğullarından sağlam söz almıştık ve kendilerine resuller göndermiştik. Ama ne zaman onlara bir resul, canlarının hoşlanmadığı bir hükümle geldiyse, kimini yalanladılar, kimini de öldürdüler.

Mehmet Türk

Şüphesiz Biz, İsrâil oğullarından bağlayıcı söz almış ve onlara Peygamberler göndermiştik. Onlara ne zaman bir Peygamber kendilerinin hoşlanmadığı bir şey getirirse, onlar bu (peygamberlerden) kimisini yalanladılar, kimisini de öldürdüler.

5:71

وَحَسِبُوٓاْ أَلَّا تَكُونَ فِتۡنَةࣱ فَعَمُواْ وَصَمُّواْ ثُمَّ تَابَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمۡ ثُمَّ عَمُواْ وَصَمُّواْ كَثِيرࣱ مِّنۡهُمۡۚ وَٱللَّهُ بَصِيرُۢ بِمَا يَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bir fitne kopmayacak sandılar da kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah onların tövbesini kabul etti. Sonra yine çokları kör ve sağır kesildiler. Allah yaptıklarını görüyor.

Cemal Külünkoğlu

(Bu cinayetleri işleyerek) kendi başlarına bir fitne (bir bela ve musibet) gelmeyeceğini sandılar da körleştiler, sağırlaştılar. Sonra Allah kendilerine tevbe nasip etti. Sonra yine içlerinden birçoğu, körleşti ve sağırlaştı. Allah yaptıklarını hakkıyla görmektedir.

Mehmet Türk

Onlar bir musîbet olmayacağını sanıp kör ve sağır kesildiler. Sonra Allah, onlara tevbe nasip etti. Ardından Allah, onların yaptıklarını görüp dururken onların pek çoğu, yine kör ve sağır kesildiler.

5:72

لَقَدۡ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلۡمَسِيحُ ٱبۡنُ مَرۡيَمَۖ وَقَالَ ٱلۡمَسِيحُ يَٰبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمۡۖ إِنَّهُۥ مَن يُشۡرِكۡ بِٱللَّهِ فَقَدۡ حَرَّمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِ ٱلۡجَنَّةَ وَمَأۡوَىٰهُ ٱلنَّارُۖ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنۡ أَنصَارࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, “Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir” diyenler kâfir olmuşlardır. Halbuki Mesih demişti ki: “Ey İsrâiloğulları! Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk ediniz; zira kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak ki Allah ona cenneti haram etmiştir ve onun varacağı yer ateştir; zâlimlerin yardımcıları yoktur!”

Cemal Külünkoğlu

Gerçekten, “Allah Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler hakikati inkâr etmişlerdir. Hâlbuki o Mesih demiştir ki: “Ey İsrailoğulları! (Yalnızca) hem benim Rabbim hem de sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin! Unutmayın ki, kim Allah’tan başka bir varlığa ilahlık yakıştırırsa, Allah onu cennetten mahrum edecek ve böylelerinin varış yeri cehennem olacaktır. Ve o gün hiç kimse zalimlere yardım edemeyecektir.”

Mehmet Türk

“Allah, ancak Meryem’in oğlu Mesih’tir” diyenler kesinlikle kâfir olmuşlardır. Oysa Mesih onlara: “Ey İsrâil oğulları, hem benim, hem de sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin. Kim, Allah’a eş koşarsa, şüphesiz Allah ona cenneti haram kılar. O kimsenin, sonunda varacağı yer ise cehennemdir. Zalimler için bir yardımcı da yoktur.” demişti.

5:73

لَّقَدۡ كَفَرَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّ ٱللَّهَ ثَالِثُ ثَلَٰثَةࣲۘ وَمَا مِنۡ إِلَٰهٍ إِلَّآ إِلَٰهࣱ وَٰحِدࣱۚ وَإِن لَّمۡ يَنتَهُواْ عَمَّا يَقُولُونَ لَيَمَسَّنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ عَذَابٌ أَلِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

“Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler elbette kâfir olmuşlardır. Oysa yalnız bir tek Tanrı vardır, başka Tanrı yoktur. Bu dediklerinden vazgeçmezlerse, elbette onlardan inkâr edenlere acı bir azap dokunacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Gerçekten, Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığını gördükleri halde “Bakın, Allah üçlünün (üç ilahtan) üçüncüsüdür” diyenler, hakikati inkâr etmişlerdir. Ve onlar bu iddialarından vazgeçmedikçe, hakikati inkâr eden bu gibilerin başına şiddetli bir azap gelecektir.

Mehmet Türk

“Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler de kesinlikle kâfir olmuşlardır. Oysa tek ilâh (olan Allah)’tan başka ilâh yoktur. Eğer onlar, bu dediklerinden vazgeçmezlerse, elbette onların içerisinden inkâr edenlere, acıklı bir azap, mutlaka dokunacaktır.

5:74

أَفَلَا يَتُوبُونَ إِلَى ٱللَّهِ وَيَسۡتَغۡفِرُونَهُۥۚ وَٱللَّهُ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Hâlâ Allah'a tövbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah bağışlayandır; merhamet edendir.

Cemal Külünkoğlu

(Allah üçtür diyenler) pişmanlık içinde Allah’a yönelip O’dan af dilemeyecekler mi? Hâlbuki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Mehmet Türk

Bunlar, hâlâ Allah’a tevbe edip Ondan af dilemeyecekler mi? Şunu iyi bilin ki Allah, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

5:75

مَّا ٱلۡمَسِيحُ ٱبۡنُ مَرۡيَمَ إِلَّا رَسُولࣱ قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلِهِ ٱلرُّسُلُ وَأُمُّهُۥ صِدِّيقَةࣱۖ كَانَا يَأۡكُلَانِ ٱلطَّعَامَۗ ٱنظُرۡ كَيۡفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ ٱلۡأٓيَٰتِ ثُمَّ ٱنظُرۡ أَنَّىٰ يُؤۡفَكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Meryem oğlu Mesih, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmişti. Annesi de dosdoğruydu. İkisi de yemek yerlerdi. Bak, onlara nasıl âyetlerimizi açıklıyoruz, sonra bak nasıl haktan çevriliyorlar?

Cemal Külünkoğlu

Meryem oğlu Mesih (İsa), sadece bir resuldür. Şüphesiz ki ondan önce de resuller gelip geçmiştir. Annesi de çok doğru bir kadındı. İkisi de (diğer insanlar gibi) yemek yerlerdi. Bak (dikkat et), onlara ayetlerimizi nasıl açıklıyoruz; sonra yine bak (dikkat et, ayetlerimizden) nasıl çevriliyorlar!

Mehmet Türk

Meryem’in oğlu Mesih, sadece bir Peygamberdir. Ondan önce de Peygamberler gelip geçmiştir. Onun anası da dosdoğru bir kadındır. Onların her ikisi de yemek yerlerdi. (Ey Muhammed!) Sen Bizim âyetleri onlara nasıl açıkladığımıza bir bak, sonra bir de onların nasıl yüz çevirdiklerine bak.

5:76

قُلۡ أَتَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَمۡلِكُ لَكُمۡ ضَرࣰّ ا وَلَا نَفۡعࣰ اۚ وَٱللَّهُ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ

Bayraktar Bayraklı

De ki: Allah'ı bırakıp size zarar ve yarar vermeye gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah işitendir; bilendir.

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Allah’a inanmakla beraber, size zararı da faydası da olamayan (aciz ve fani) varlıklara da mı kulluk ediyorsunuz?” Allah (her şeyi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

(Ve onlara): “Siz, Allah’ı bırakıp da size zarar da fayda da sağlama gücü olmayan şeylere mi tapıyorsunuz? (Şunu iyi bilin ki) Allah, hakkıyla işitendir, eksiksiz bilendir.” de.

5:77

قُلۡ يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لَا تَغۡلُواْ فِي دِينِكُمۡ غَيۡرَ ٱلۡحَقِّ وَلَا تَتَّبِعُوٓاْ أَهۡوَآءَ قَوۡمࣲ قَدۡ ضَلُّواْ مِن قَبۡلُ وَأَضَلُّواْ كَثِيرࣰ ا وَضَلُّواْ عَن سَوَآءِ ٱلسَّبِيلِ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Ey kitap ehli! Dininizde haksız yere haddi aşmayınız. Daha önceden sapan, birçoklarını saptıran ve yolun doğrusundan uzaklaşan bir topluma uymayınız.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: Ey Kitap Ehli! Dininizde haksız yere (bid’at ve hurafeleri dine ekleyerek) taşkınlık yapıp sınırı aşmayın! Daha önce hem kendileri sapmış hem birçoğunu saptırmış ve (halen de) dosdoğru yoldan sapmakta olan bir topluluğun heveslerine uymayın!

Mehmet Türk

(Bir de) Onlara: “Ey kitap ehli! Dininizde, haksız yere ileriye gitmeyin. Sizden önceki (dönemlerde kendileri) sapmış, birçoklarını da saptırmış ve dosdoğru yol olan (İslâm’dan) yan çizmiş kimselerin de arzularına uymayın.” de.

5:78

لُعِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۢ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ عَلَىٰ لِسَانِ دَاوُۥدَ وَعِيسَى ٱبۡنِ مَرۡيَمَۚ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَواْ وَّكَانُواْ يَعۡتَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

İsrâiloğulları'ndan kâfir olanlar, Dâvûd ve Meryem oğlu Îsâ diliyle lânetlenmişlerdir. Bunun sebebi, söz dinlememeleri ve sınırı aşmalarıdır.

Cemal Külünkoğlu

İsrailoğullarından inkâr edenler, Davud’un ve Meryem oğlu İsa’nın diliyle lanetlenmişlerdi. Bu (onların Allah’a) isyan etmeleri ve aşırı gitmelerindendi.

Mehmet Türk

İsrâil oğullarından kâfir olanlar, Dâvûd’un ve Meryem’in oğlu İsa’nın diliyle lânetlenmişlerdir. Bu onların (Allah’a) isyan etmeleri ve haddi aşmaları sebebiyledir.

5:79

كَانُواْ لَا يَتَنَاهَوۡنَ عَن مُّنكَرࣲ فَعَلُوهُۚ لَبِئۡسَ مَا كَانُواْ يَفۡعَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, işledikleri kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun, yaptıkları ne kötüdür!

Cemal Külünkoğlu

Onlar işledikleri kötülüklerden birbirlerini sakındırmazlardı. Ne kadar kötü şeydi yaptıkları!

Mehmet Türk

Onlar, yaptıkları kötülüklerden dolayı birbirlerini vazgeçirmeye de çalışmadılar. Onların bu yaptıkları şeyler, ne kadar da kötüdür!

5:80

تَرَىٰ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُمۡ يَتَوَلَّوۡنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْۚ لَبِئۡسَ مَا قَدَّمَتۡ لَهُمۡ أَنفُسُهُمۡ أَن سَخِطَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِمۡ وَفِي ٱلۡعَذَابِ هُمۡ خَٰلِدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlardan çoğunun, inkâr edenlerle dostluk ettiklerini görürsün. Nefislerinin onlar için önceden hazırladığı şey ne kötüdür! Allah onlara gazap etmiştir ve onlar azap içinde devamlı kalıcıdırlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlardan birçoğunun inkâr edenleri dost edindiklerini görürsün. İhtiraslarının onları sürüklediği şey (öyle) kötüdür (ki) Allah onlara gazap etmiştir ve onlar azap içinde yaşayacaklardır.

Mehmet Türk

Sen, onlardan birçoğunun kâfirleri dost edindiklerini görürsün. Onların, kendilerini Allah’ın gazabına uğratan ve sürekli olarak azapta bırakan kazançları, ne kadar da kötüdür.

5:81

وَلَوۡ كَانُواْ يُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلنَّبِيِّ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيۡهِ مَا ٱتَّخَذُوهُمۡ أَوۡلِيَآءَ وَلَٰكِنَّ كَثِيرࣰ ا مِّنۡهُمۡ فَٰسِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Eğer onlar Allah'a, peygambere ve ona indirilene iman etmiş olsalardı, kâfirleri dost edinmezlerdi; fakat onların çoğu fâsıktır.

Cemal Külünkoğlu

Eğer Allah’a, nebiye ve ona indirilene iman etmiş olsalardı inkârcıları dostlar edinmezlerdi. Fakat onlardan birçoğu yoldan çıkmış kimselerdir.

Mehmet Türk

Eğer o (kendilerine kitap verilenler,) Allah’a, Peygambere ve ona indirilen (Kur’ân’a) inanmış olsalardı, o (kâfirleri) dost edinmezlerdi. Fakat onların birçoğu, yoldan çıkmış kimselerdir.

5:82

۞لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ ٱلنَّاسِ عَدَٰوَةࣰ لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱلۡيَهُودَ وَٱلَّذِينَ أَشۡرَكُواْۖ وَلَتَجِدَنَّ أَقۡرَبَهُم مَّوَدَّةࣰ لِّلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱلَّذِينَ قَالُوٓاْ إِنَّا نَصَٰرَىٰۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّ مِنۡهُمۡ قِسِّيسِينَ وَرُهۡبَانࣰ ا وَأَنَّهُمۡ لَا يَسۡتَكۡبِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

İnsanlar içinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli olarak Yahudiler ile şirk koşanları bulacaksın. Onlar içinde iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da, “Biz Hıristiyanlarız” diyenleri bulacaksın. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır ve onlar kibre kapılmazlar.

Cemal Külünkoğlu

İnsanlar içerisinde iman edenlere düşmanlık bakımından en şiddetli (ve tehlikeli) olarak Yahudiler ile şirk koşanları bulacaksın. Onlar içinde iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da “Biz Hıristiyanlarız” diyenleri bulacaksın. Çünkü Hıristiyanlar arasında Allah’a bağlı bilginler ve din adamları vardır ve onlar büyüklük taslamazlar.

Mehmet Türk

Îman edenlere karşı en amansız düşman olanların, Yahûdîler ve Allah’a eş koşan (müşrikler), olduğunu kesinlikle göreceksin. Buna karşılık îman edenlere sevgi bakımından en yakın olanların da: “Biz Hıristiyan’ız” diyenler olduğunu mutlaka göreceksin. Çünkü onların arasında büyüklük taslamayan keşişler ve rahipler vardır.

5:83

وَإِذَا سَمِعُواْ مَآ أُنزِلَ إِلَى ٱلرَّسُولِ تَرَىٰٓ أَعۡيُنَهُمۡ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمۡعِ مِمَّا عَرَفُواْ مِنَ ٱلۡحَقِّۖ يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱكۡتُبۡنَا مَعَ ٱلشَّٰهِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

Peygambere indirileni duydukları zaman gerçeği anlamalarından dolayı gözlerinden yaşlar boşandığını görürsün. Derler ki: “Ey Rabbimiz! İman ettik; bizi şâhit olanlarla beraber yaz!”

Cemal Külünkoğlu

Resule indirilen (Kur’an)ı dinledikleri vakit gözlerinden yaşlar boşaldığını görürsün, çünkü ondaki hakikatin bir kısmını tanırlar. (Ve) “Ey Rabbimiz” derler, “Biz inanıyoruz. Öyleyse bizi hakikate şahitlik edenlerle bir tut.”

Mehmet Türk

83,84. Sen onların Peygamber’e indirileni dinledikleri zaman, hakkı tanıdıklarından: “Ey Rabbimiz inandık öyleyse bizi de (bu dine) inananlarla beraber yaz. Biz, Rabbimizin bizi iyi kulları arasına sokmasını arzulayıp dururken Allah’a ve bize gelen gerçeğe neden inanmayalım ki.” diyerek gözlerinin yaşla dolduğun görürsün.

5:84

وَمَا لَنَا لَا نُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَمَا جَآءَنَا مِنَ ٱلۡحَقِّ وَنَطۡمَعُ أَن يُدۡخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ ٱلۡقَوۡمِ ٱلصَّٰلِحِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Rabbimizin bizi dürüst ve erdemliler arasına katmasını o kadar şiddetle arzuladığımız halde, nasıl Allah'a ve bize indirilen hakikate inanmakta zaaf gösterebilirdik?”

Cemal Külünkoğlu

Ve “Bize ne oluyor ki, Rabbimizin bizi dürüst ve erdemliler ile beraber (cennete) koymasını umarken, Allah’a ve bize gelen gerçeğe (Kur’an’a ve resul)e inanmayalım!”

Mehmet Türk

83,84. Sen onların Peygamber’e indirileni dinledikleri zaman, hakkı tanıdıklarından: “Ey Rabbimiz inandık öyleyse bizi de (bu dine) inananlarla beraber yaz. Biz, Rabbimizin bizi iyi kulları arasına sokmasını arzulayıp dururken Allah’a ve bize gelen gerçeğe neden inanmayalım ki.” diyerek gözlerinin yaşla dolduğun görürsün.

5:85

فَأَثَٰبَهُمُ ٱللَّهُ بِمَا قَالُواْ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَاۚ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bu inançları karşılığı Allah onlara, içinde süreli kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetleri ödül olarak verdi. İyi hareket edenlerin ödülü işte budur.

Cemal Külünkoğlu

Allah da onları söyledikleri bu sözden dolayı altlarından ırmaklar akan cennetlerle mükâfatlandırdı. (Onlar) orada ebedi kalacaklardır. İşte güzel davrananların mükâfatı budur.

Mehmet Türk

Allah da onları böyle demelerinden dolayı zemininden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî olarak kalacakları, cennetlerle mükâfatlandıracaktır. İşte iyilik yapanların mükâfatı da budur.

5:86

وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِنَآ أُوْلَٰٓئِكَ أَصۡحَٰبُ ٱلۡجَحِيمِ

Bayraktar Bayraklı

İnkâr eden ve âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte onlar yakıcı ateşe mahkûmdurlar.

Cemal Külünkoğlu

İnkâr edenlere ve ayetlerimizi ciddiye almayanlara gelince; işte onlar cehennem halkıdırlar.

Mehmet Türk

İnkâr ederek âyetlerimizi yalanlayanlar ise, cehennemliklerin ta kendisidir.

5:87

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تُحَرِّمُواْ طَيِّبَٰتِ مَآ أَحَلَّ ٱللَّهُ لَكُمۡ وَلَا تَعۡتَدُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡمُعۡتَدِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı iyi ve temiz şeyleri haram kılmayınız ve sınırı aşmayınız. Allah sınırı aşanları sevmez.

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Allah’ın size helal kıldığı hayatın güzelliklerinden kendinizi yoksun bırakmayın (onları kendinize haram etmeyin) ve Hakkın sınırlarını da aşmayın! Allah, aşırı gidenleri asla sevmez.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Allah’ın size helal kıldığı tertemiz (nîmetleri) haram saymayın, sınırı da aşmayın. Çünkü Allah, sınırları aşanları sevmez.

5:88

وَكُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ حَلَٰلࣰ ا طَيِّبࣰ اۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ ٱلَّذِيٓ أَنتُم بِهِۦ مُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'ın size verdiği rızıklardan helâl ve temiz olarak yiyiniz ve inandığınız Allah'tan sakınınız.

Cemal Külünkoğlu

O halde, Allah’ın rızık olarak size bağışladığı nimetlerden istifade edin ve inandığınız Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayın!

Mehmet Türk

Allah’ın size verdiği rızıkları, helal (ve) temiz olarak yiyin ve inandığınız Allah’a karşı (hata etmekten) sakının.

5:89

لَا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغۡوِ فِيٓ أَيۡمَٰنِكُمۡ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا عَقَّدتُّمُ ٱلۡأَيۡمَٰنَۖ فَكَفَّٰرَتُهُۥٓ إِطۡعَامُ عَشَرَةِ مَسَٰكِينَ مِنۡ أَوۡسَطِ مَا تُطۡعِمُونَ أَهۡلِيكُمۡ أَوۡ كِسۡوَتُهُمۡ أَوۡ تَحۡرِيرُ رَقَبَةࣲۖ فَمَن لَّمۡ يَجِدۡ فَصِيَامُ ثَلَٰثَةِ أَيَّامࣲۚ ذَٰلِكَ كَفَّٰرَةُ أَيۡمَٰنِكُمۡ إِذَا حَلَفۡتُمۡۚ وَٱحۡفَظُوٓاْ أَيۡمَٰنَكُمۡۚ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمۡ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun kefâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek yahut onları giydirmek ya da bir köle âzat etmektir. Bunları bulamayan kişi üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde, yeminlerinizin kefâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyunuz. Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz.

Cemal Külünkoğlu

Allah, bilinçsiz olarak yaptığınız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz ama bilerek ve isteyerek yaptığınız yeminlerden sorumlu tutar. Böylece, yemini bozmanın kefareti, on yoksulu kendi ailenize yedirdiğinizin aynısı ile yedirip doyurmak yahut onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. Buna imkânı olmayan ise üç gün (arka arkaya) oruç tutacaktır. Her ne zaman yemin eder ve onu bozarsanız yeminlerinizin kefareti işte budur. Öyleyse yeminlerinize sadık kalın. Allah ayetlerini size böylece açıklıyor ki şükredersiniz.

Mehmet Türk

Allah sizi yeminlerinizdeki (bilmeyerek söylediğiniz) boş sözlerinizden dolayı sorumlu tutmayıp yeminlerinizdeki kasıtlı olarak söylediklerinizden dolayı sorumlu tutar. O (yeminin) keffareti de; ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak veya giydirmek yahut da bir köle azat etmek, (bunları) bulamayan kimse için ise üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminlerinizin keffareti budur. (Öyleyse) yeminlerinize sahip çıkın. Allah şükredesiniz diye size âyetlerini böyle açıklamaktadır.

5:90

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِنَّمَا ٱلۡخَمۡرُ وَٱلۡمَيۡسِرُ وَٱلۡأَنصَابُ وَٱلۡأَزۡلَٰمُ رِجۡسࣱ مِّنۡ عَمَلِ ٱلشَّيۡطَٰنِ فَٱجۡتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ey İnananlar! Alkol, kumar, dikili taşlar, fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçınınız ki kurtuluşa eresiniz.

Cemal Külünkoğlu

Ey İnananlar! Hamr (Sarhoş eden herşey), kumar (tüm şans oyunları), dikili taşlar (putlar) ve fal okları (çekiliş oyunları) şüphesiz şeytan işi pisliklerdir. Bunlardan kaçının ki saadete eresiniz.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve zar çekerek şâns aramanız şeytana ait pis işlerden başka bir şey değildir. (Gerçekten) kurtuluşunuzu umabilmek için bun(lar)dan hep birlikte kaçının.

5:91

إِنَّمَا يُرِيدُ ٱلشَّيۡطَٰنُ أَن يُوقِعَ بَيۡنَكُمُ ٱلۡعَدَٰوَةَ وَٱلۡبَغۡضَآءَ فِي ٱلۡخَمۡرِ وَٱلۡمَيۡسِرِ وَيَصُدَّكُمۡ عَن ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَعَنِ ٱلصَّلَوٰةِۖ فَهَلۡ أَنتُم مُّنتَهُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şeytan, alkol ve kumar ile, aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak istiyor. Artık bunlardan vazgeçecek misiniz?

Cemal Külünkoğlu

Muhakkak şeytan, sarhoşluk verici şeyler ve şans oyunları ile sadece aranıza düşmanlık ve nefret sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık (bu pis işlerden) vaz geçiyorsunuz değil mi?

Mehmet Türk

Şeytanın içki ve kumarla yapmak istediği tek şey sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymaktır. Artık (bunlardan) vazgeçersiniz değil mi?

5:92

وَأَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَأَطِيعُواْ ٱلرَّسُولَ وَٱحۡذَرُواْۚ فَإِن تَوَلَّيۡتُمۡ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلۡبَلَٰغُ ٱلۡمُبِينُ

Bayraktar Bayraklı

Allah'a ve peygambere itâat ediniz, kötü şeylerden sakınınız. Eğer gösterdiğimiz yoldan dönerseniz, biliniz ki peygamberimize düşen, açıkça tebliğ etmektir.

Cemal Külünkoğlu

Öyleyse Allah’a da itaat edin, Resul’e de itaat edin ve (onlara karşı gelmekten) sakının. Eğer yüz çevirirseniz (itaatten uzak kalırsanız), bilin ki bizim resulümüzün görevi, kendisine ulaşanı apaçık tebliğ etmektir.

Mehmet Türk

Allah’a itaat edin, Peygambere itaat edin. (Onlara karşı gelmekten) sakının. Eğer yüz çevirirseniz, şunu iyi bilin ki Elçimize düşen, apaçık bir tebliğden başka bir şey değildir.

5:93

لَيۡسَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جُنَاحࣱ فِيمَا طَعِمُوٓاْ إِذَا مَا ٱتَّقَواْ وَّءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ ثُمَّ ٱتَّقَواْ وَّءَامَنُواْ ثُمَّ ٱتَّقَواْ وَّأَحۡسَنُواْۚ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلۡمُحۡسِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

İnanıp iyi işler yapanlara, bundan böyle kötülüklerden korunup inandıkları ve iyi işler yaptıkları, sonra korunup inandıkları, sonra yine korunup iyilik ettikleri takdirde, daha önce yediklerinden ötürü bir günah yoktur. Allah, güzel davrananları sever.

Cemal Külünkoğlu

İman edip doğru ve yararlı işler yapanlar; Allah’a karşı gelmekten sakındıkları ve arkasından iman edip güzel davranışlar sergiledikleri, sonra Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayarak imanda kemale erdikleri, daha sonra Allah’ın emrettiği şekilde hayatlarına devam ederek güzellikler sergiledikleri takdirde, daha önce tattıkları haram yiyecek ve içeceklerden dolayı sorumlu tutulmazlar. Hiç kuşkusuz Allah, güzel davranışta bulunanları sever.

Mehmet Türk

(Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlar Allah’tan hakkıyla sakınıp (Allah’ın istediği gibi) îman edip (inandıkları) iyi işleri yaşadıkları, sonra Allah’tan hakkıyla sakınıp îman ettikleri, sonra da Allah’tan hakkıyla sakınıp iyi yaşadıkları sürece, daha önce yediklerinden dolayı kendilerine bir günâh yoktur. Elbette Allah, iyilikte bulunanları sever.

5:94

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَيَبۡلُوَنَّكُمُ ٱللَّهُ بِشَيۡءࣲ مِّنَ ٱلصَّيۡدِ تَنَالُهُۥٓ أَيۡدِيكُمۡ وَرِمَاحُكُمۡ لِيَعۡلَمَ ٱللَّهُ مَن يَخَافُهُۥ بِٱلۡغَيۡبِۚ فَمَنِ ٱعۡتَدَىٰ بَعۡدَ ذَٰلِكَ فَلَهُۥ عَذَابٌ أَلِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Allah sizi ellerinizin ve mızraklarınızın erişeceği bir av ile dener ki, gizlide kendisinden kimin korktuğunu bilsin. Kim bundan sonra sınırı aşarsa onun için acı bir azap vardır.

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Allah, kimsenin görmediği anda bile kendisine karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanları ayırt etmek için, (hac esnasında) ellerinizin ve silahlarınızın menziline girebilen hayvanları avlanmak konusunda (yasak getirerek) elbette sizi deneyecektir. Kim bundan sonra sınırı aşarsa (emirlere uygun yaşamaz ve yasaklardan kaçınmazsa) onun için acı bir azap vardır.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Allah, sizi görmedikleri halde kendisinden korkanları meydana çıkarmak için (ihramlı iken) ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av hayvanlarını (avlamanız) yoluyla deneyecektir. Bundan sonra kim, (Allah’ın) koyduğu sınırları aşarsa, işte ona acıklı bir azap vardır.

5:95

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَقۡتُلُواْ ٱلصَّيۡدَ وَأَنتُمۡ حُرُمࣱۚ وَمَن قَتَلَهُۥ مِنكُم مُّتَعَمِّدࣰ ا فَجَزَآءࣱ مِّثۡلُ مَا قَتَلَ مِنَ ٱلنَّعَمِ يَحۡكُمُ بِهِۦ ذَوَا عَدۡلࣲ مِّنكُمۡ هَدۡيَۢا بَٰلِغَ ٱلۡكَعۡبَةِ أَوۡ كَفَّٰرَةࣱ طَعَامُ مَسَٰكِينَ أَوۡ عَدۡلُ ذَٰلِكَ صِيَامࣰ ا لِّيَذُوقَ وَبَالَ أَمۡرِهِۦۗ عَفَا ٱللَّهُ عَمَّا سَلَفَۚ وَمَنۡ عَادَ فَيَنتَقِمُ ٱللَّهُ مِنۡهُۚ وَٱللَّهُ عَزِيزࣱ ذُو ٱنتِقَامٍ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! İhramda iken avlanmayınız. Sizden kim avı kasten öldürürse, öldürdüğü hayvanın dengi bir cezası vardır. Buna, Kâbe'ye varacak bir kurban olmak üzere, içinizden adâlet sahibi iki kişi hükmeder. Yahut fakirleri doyurmaktan ibaret bir kefârettir; ya da onun dengi oruç tutmaktır. Ta ki böylece o insan, yaptığı işin cezasını çekmiş olsun. Allah geçmişi affetmiştir. Kim bu suçu tekrar işlerse, Allah ondan öç alır. Allah daima galiptir; intikam alandır.

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Sizler (hac veya umre ibadetini yerine getirmek için) ihramlı iken av hayvanı öldürmeyiniz! Kim bu durumdayken kasten bir av hayvanı öldürürse, işlediği suçun vebalini tatması için, içinizden iki adil kişinin öldürülen av hayvanının dengi olduğuna karar verecekleri bir kurbanlığı ceza olarak Kâbe’ye ulaştırıp kesmesi yahut kefaret olarak (o nispette) yoksullara yemek yedirmesi ya da bunun dengi kadar gün oruç tutması gerekir. Allah geçmiştekileri affetmiştir. Fakat kim bir daha aynı suçu işlerse Allah ondan intikamını alır (bedelini ona ödetir). Hiç kuşkusuz Allah mutlak galiptir, (işlenen günahın karşılığını vermede) intikam sahibidir.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! İhramlı iken av hayvanlarını sakın öldürmeyin. Kim bilerek bir av hayvanı öldürürse, işlediği suçun vebâlini tatması için, içinizden iki âdil kişinin öldürülen hayvana eş değerde olduğuna karar verecekleri ya bir kurbanlığı cezâ olarak, Kâbe’ye ulaştırıp kesmesi ya keffaret olarak fakirlere yemek yedirmesi ya da buna denk olacak kadar oruç tutması gerekir. Allah geçmişte olanları affetmiştir. Fakat kim de bu suçu tekrarlarsa Allah ondan intikamını alır. Çünkü Allah daima üstündür, intikam sahibidir.

5:96

أُحِلَّ لَكُمۡ صَيۡدُ ٱلۡبَحۡرِ وَطَعَامُهُۥ مَتَٰعࣰ ا لَّكُمۡ وَلِلسَّيَّارَةِۖ وَحُرِّمَ عَلَيۡكُمۡ صَيۡدُ ٱلۡبَرِّ مَا دُمۡتُمۡ حُرُمࣰ اۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ ٱلَّذِيٓ إِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Hem size hem de yolculara faydalanmanız için denizde avlanmak ve onu yemek size helâl kılındı. İhramlı iken size kara avı yasaklandı. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan sakınınız.

Cemal Külünkoğlu

Deniz avı ve onu yemek; size de yolculara da geçimlik olmak üzere helal kılınmıştır. İhramlı bulunduğunuz sürece, kara avı yasaklanmıştır. Huzuruna varıp toplanacağınız Allah’la karşı karşı gelmekten sakının!

Mehmet Türk

Size ve yolculara, deniz hayvanlarını avlamak, onlardan faydalanmanız için helal kılındı. Kara avı ise ihramlı olduğunuz sürece size haram kılındı. Huzuruna toplanacağınız Allah’tan, hakkıyla sakının.

5:97

۞جَعَلَ ٱللَّهُ ٱلۡكَعۡبَةَ ٱلۡبَيۡتَ ٱلۡحَرَامَ قِيَٰمࣰ ا لِّلنَّاسِ وَٱلشَّهۡرَ ٱلۡحَرَامَ وَٱلۡهَدۡيَ وَٱلۡقَلَٰٓئِدَۚ ذَٰلِكَ لِتَعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَعۡلَمُ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِ وَأَنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Allah, Kâbe'yi, o saygıya lâyık evi, insanlar için maddî ve mânevî yönden bellerini doğrultmalarına sebep kıldı. O saygı değer ayı, kurbanı, boynu bağlı kurbanlıkları da böyle yaptı ki Allah'ın, göklerde ve yerde olanları ve her şeyi bilen olduğunu anlayasınız.

Cemal Külünkoğlu

Allah, Beyt-i Haram-ı (hürmete layık) olan Kâbe’yi, (içinde hac farizasının icra edildiği) o haram olan ayı, (hacılar için gönderilen gerdanlıksız) kurbanlıkları veya gerdanlık takılan (haccın dışındaki adak) kurbanlıkları insanlar için hayat ve güven veren bir dayanak, bir ayağa kalkış aracı kıldı. Bu, Allah’ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah’ın gerçekten her şeyin bilgisine vakıf olduğunu bilmeniz içindir.

Mehmet Türk

Allah o hürmete layık ev olan Kâbe’yi, haram ayı, (Kâbe’ye) armağan edilen kurbanı ve gerdanlıklı kurbanları insanlar için (Müslüman’ca) dik duruşlarına dayanak kıldı. Bu, Allah’ın göklerde ve yerde olan her şeyi hakkıyla bildiğini ve Allah’ın (ne yapacağını) kesinlikle çok iyi bilen olduğunu, anlamanız içindir.

5:98

ٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ وَأَنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

İyi biliniz ki, Allah'ın cezası çetindir. Allah affedicidir; merhamet edicidir.

Cemal Külünkoğlu

Bilmelisiniz ki, Allah’ın azabı çok şiddetlidir. Ancak (azabı şiddetli olmakla beraber) Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

Mehmet Türk

Şunu iyi bilin ki Allah hem cezâsı çok şiddetli olandır, hem de çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

5:99

مَّا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلۡبَلَٰغُۗ وَٱللَّهُ يَعۡلَمُ مَا تُبۡدُونَ وَمَا تَكۡتُمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Peygamber, tebliğ etmekten başka bir şeyle yükümlü değildir. Allah, sizin açıktan yaptığınız her şeyi ve bütün gizlediklerinizi bilir.

Cemal Külünkoğlu

Resulün üzerine düşen sadece tebliğdir. Allah, sizin açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilir.

Mehmet Türk

(Ey insanlar!) Peygambere düşen, sadece apaçık bir tebliğdir. (Unutmayın ki) Allah, açıktan yaptıklarınızı da saklamakta olduklarınızı da bilir.

5:100

قُل لَّا يَسۡتَوِي ٱلۡخَبِيثُ وَٱلطَّيِّبُ وَلَوۡ أَعۡجَبَكَ كَثۡرَةُ ٱلۡخَبِيثِۚ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ يَٰٓأُوْلِي ٱلۡأَلۡبَٰبِ لَعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Pisliğin çokluğu seni hayrete düşürse bile, pisle temiz bir olmaz. Öyle ise ey akıl sahipleri! Allah'tan sakınınız ki, kurtuluşa eresiniz.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “(Ey İnsan!) kötü şeylerin birçoğu senin hoşuna gitse bile kötü ve çirkin olan şeyler ile iyi ve güzel olan şeyler bir olmaz. O halde, siz ey derin kavrayış sahipleri! Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayın ki mutluluğa eresiniz!”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Onlara: “Pis olan şeyin çokluğu, hoşuna gitse bile; pis olan şeyle, temiz olan şey asla bir olmaz. Öyleyse ey akıl sahipleri!(Gerçekten) kurtuluşunuzu umabilmek için Allah’tan hakkıyla sakının.” de.

5:101

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَسۡـَٔلُواْ عَنۡ أَشۡيَآءَ إِن تُبۡدَ لَكُمۡ تَسُؤۡكُمۡ وَإِن تَسۡـَٔلُواْ عَنۡهَا حِينَ يُنَزَّلُ ٱلۡقُرۡءَانُ تُبۡدَ لَكُمۡ عَفَا ٱللَّهُ عَنۡهَاۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayınız. Eğer Kur'ân indirilirken onları sorarsanız, size açıklanır. Açıklamadığına göre Allah onları affetmiştir. Zira Allah çok bağışlayıcıdır; yumuşak davranandır.

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın! Eğer Kur’an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. Hâlbuki Allah onları bağışlamış, sizi onlardan muaf tutmuştur. Çünkü Allah çok bağışlayandır, halimdir (affı ve müsamahası geniştir)

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Kur’an inerken, sorduğunuzda size açıklanıverecek ve açıklandığında da hoşunuza gitmeyecek olan Allah’ın sizi muaf tuttuğu şeyleri sormayın. Çünkü Allah, çok bağışlayandır ve (kullarına karşı) çok yumuşak davranandır.

5:102

قَدۡ سَأَلَهَا قَوۡمࣱ مِّن قَبۡلِكُمۡ ثُمَّ أَصۡبَحُواْ بِهَا كَٰفِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sizden önceki insanlar da böyle sorular sormuş ve sonuçta onları inkâr etmişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

(Ey inananlar!) Sizden önceki bir toplum da böyle sorular sormuş ve sonuçta hakikati inkâr etmişti.

Mehmet Türk

Nitekim sizden önce bir toplum bunları sormuştu da sonra bu (soruları) sebebiyle, kâfir olmuşlardı.

5:103

مَا جَعَلَ ٱللَّهُ مِنۢ بَحِيرَةࣲ وَلَا سَآئِبَةࣲ وَلَا وَصِيلَةࣲ وَلَا حَامࣲ وَلَٰكِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يَفۡتَرُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَۖ وَأَكۡثَرُهُمۡ لَا يَعۡقِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah bahîre, sâibe, vasîle ve hâm diye bir şey yapmamıştır. Fakat inkârcılar, kendi uydurdukları yalanları Allah'a yakıştırırlar ve onların birçoğu akıllarını asla kullanmazlar.

Cemal Külünkoğlu

Allah, (cahiliye devrindeki âdet üzere hayvanlar için) “bahire”, “saibe”, “vesile” ve “ham” diye bir şey meşru kılmamıştır. Fakat inkârcılar, Allah’a yalan uydururlar. Zaten onların çoğu akıllarını kullanmazlar (körü körüne tabi olurlar).

Mehmet Türk

Allah kulağı yarılan, adak olarak bırakılan, biri erkek biri dişi olmak üzere ikiz doğuran ve on defa doğurunca yük vurulmayan hayvanların (adanmasını) hoş görmemiştir. Fakat kâfirler çoğunun akılları ermediği halde, kendi yalan(lar)ını Allah’a yakıştırıyorlar.

5:104

وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ تَعَالَوۡاْ إِلَىٰ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَإِلَى ٱلرَّسُولِ قَالُواْ حَسۡبُنَا مَا وَجَدۡنَا عَلَيۡهِ ءَابَآءَنَآۚ أَوَلَوۡ كَانَ ءَابَآؤُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا يَهۡتَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara, “Allah'ın indirdiğine ve peygamberine geliniz” denildiğinde, “Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter” derler. Ataları hiçbir şey bilmiyor ve doğru yol üzerinde bulunmuyor iseler de mi?

Cemal Külünkoğlu

Onlara: “Allah’ın indirdiğine (Kur’an’a) ve Resul’(ün size tebliğ ettiğin)e gelin” denildiği zaman (onlar): “Atalarımızı üzerinde bulduğumuz (töre, gelenek ve ideolojiler) bizim için yeterlidir” derler. Ya ataları hiçbir şey bilmeyen ve doğru yolu bulamayan (kimseler) olsa da mı (yine onlara uyacaklar)?

Mehmet Türk

Onlara: “Allah’ın indirdiği (Kur’an’a) ve Peygamber’e gelin.” denildiğinde onlar: “Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter.” derler. Onların ataları, hiçbir şey bilmeyen ve dosdoğru yolda olmayan kimseler olsa da mı?

5:105

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ عَلَيۡكُمۡ أَنفُسَكُمۡۖ لَا يَضُرُّكُم مَّن ضَلَّ إِذَا ٱهۡتَدَيۡتُمۡۚ إِلَى ٱللَّهِ مَرۡجِعُكُمۡ جَمِيعࣰ ا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Siz kendinize bakınız. Siz doğru yolda olunca, sapan kimseler size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Artık O size yaptıklarınızı haber verecektir.

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Siz kendinizi düzeltin (doğru yolda olun). Eğer siz doğru yolda olursanız, yoldan sapan kimse size hiçbir zarar veremeyecektir. Hepinizin dönüşü Allah’a olacaktır. Ve o zaman Allah, size (hayatta) yapmış olduğunuz her şeyi bildirecektir.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Siz (öncelikle) kendinizi düzeltin. Siz dosdoğru yolda olduğunuz sürece, yoldan çıkanlar size asla zarar veremezler. (Sonunda) hepiniz (Allah)’a döndürüleceksiniz. O da yaptıklarınızı size, tek tek haber verecektir.

5:106

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ شَهَٰدَةُ بَيۡنِكُمۡ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلۡمَوۡتُ حِينَ ٱلۡوَصِيَّةِ ٱثۡنَانِ ذَوَا عَدۡلࣲ مِّنكُمۡ أَوۡ ءَاخَرَانِ مِنۡ غَيۡرِكُمۡ إِنۡ أَنتُمۡ ضَرَبۡتُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَأَصَٰبَتۡكُم مُّصِيبَةُ ٱلۡمَوۡتِۚ تَحۡبِسُونَهُمَا مِنۢ بَعۡدِ ٱلصَّلَوٰةِ فَيُقۡسِمَانِ بِٱللَّهِ إِنِ ٱرۡتَبۡتُمۡ لَا نَشۡتَرِي بِهِۦ ثَمَنࣰ ا وَلَوۡ كَانَ ذَا قُرۡبَىٰ وَلَا نَكۡتُمُ شَهَٰدَةَ ٱللَّهِ إِنَّآ إِذࣰ ا لَّمِنَ ٱلۡأٓثِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca, vasiyet esnasında içinizden iki âdil kişi aranızda şâhitlik etsin. Yahut seferde iken başınıza ölüm musibeti gelmişse, sizden olmayan başka iki kişi şâhit olsun. Eğer şüpheye düşerseniz, o iki şahidi namazdan sonra alıkor, “Bu vasiyet karşılığında hiçbir şeyi satın almayacağız, akraba menfaatine de olsa Allah'ın şahitliğini saklamayacağız; çünkü böyle yaparsak elbette günahkârlardan oluruz” diye Allah'a yemin ettirirsiniz.

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Herhangi birinize ölüm yaklaştığı zaman vasiyet ederken içinizden (sizinle mirasçılarınız arasında) iki adil kimseyi yahut yolculukta iken ölüm işaretleri baş göstermişse, sizden olmayan iki kişiyi şahit tutun! Eğer bu şahitler(in adaletin)den şüphe ederseniz (herhangi bir) namazdan sonra kendilerini alıkoyun. Sonra her ikisi de Allah’ın adıyla şöyle yemin etsinler: “Dost ve yakınlarımızın çıkarı için bile olsa bu vasiyete ihanet etmeyeceğimize ve bu şahitliği gizlemeyeceğimize Allah için yemin ederiz. Aksi taktirde günah işlemiş olacağımızı kabul ediyoruz.”

Mehmet Türk

Ey îman edenler! İçinizden biri ölmek üzereyken vasiyet edeceği zaman sizden olan sözüne güvenilir iki kişiyi şâhit tutsun. Ya da yolculuk sırasında ölüm sıkıntısıyla karşı karşıya kalırsanız o zaman da sizden olmayan iki kişiyi şâhit tutun. Eğer bunların (şâhitlikleri) konusunda şüpheye düşerseniz, namazdan sonra onları alıkoyarak; “akrabamız bile olsa şâhitliğimizi bir menfaat karşılığında satmayacağız. Allah adına olan şâhitliği asla saklamayacağız, (eğer böyle yaparsak) işte o zaman günâhkârlardan oluruz.” diye, kendilerine Allah adına yemin ettirin.

5:107

فَإِنۡ عُثِرَ عَلَىٰٓ أَنَّهُمَا ٱسۡتَحَقَّآ إِثۡمࣰ ا فَـَٔاخَرَانِ يَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَحَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَوۡلَيَٰنِ فَيُقۡسِمَانِ بِٱللَّهِ لَشَهَٰدَتُنَآ أَحَقُّ مِن شَهَٰدَتِهِمَا وَمَا ٱعۡتَدَيۡنَآ إِنَّآ إِذࣰ ا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bu şâhitlerin sonradan yalan söyleyerek bir günah kazandıkları anlaşılırsa, haklarına şâhitlerin tecavüz ettiği ölüye daha yakın olan mirasçılardan iki kişi onların yerini alır ve “Andolsun ki bizim şâhitliğimiz onların şâhitliğinden daha gerçektir ve biz kimsenin hakkına tecavüz etmeyeceğiz, aksi takdirde biz, elbette zâlimlerden oluruz” diye Allah'a yemin ederler.

Cemal Külünkoğlu

Eğer daha sonra (yeni delillerin ortaya çıkmasıyla) bu şahitlerin (yalan söyleyip gerçeği gizlemeleri gibi) bir günah işledikleri ortaya çıkarsa, (bunların şahitlikleri yüzünden hakları çiğnenen mirasçılar arasından ölüye) en yakın olan iki kişi onların yerine geçer ve: “Bizim şahitliğimiz onlarınkinden daha doğrudur, biz hiçbir hakkı çiğnemiş değiliz, yoksa zalimlerden oluruz” diye yemin ederler.

Mehmet Türk

Eğer onların (yalan söyleyerek) bir günâh işledikleri anlaşılırsa; bu yüzden hakları çiğnenen (ve ölene) daha yakın olan iki kişi, “bizim şâhitliğimiz, önceki iki kişinin şâhitliğinden daha doğrudur. Çünkü biz, kimsenin hakkına tecavüz etmedik. (Eğer biz de öyle yaparsak) işte o zaman biz de zalimlerden oluruz.” diye, Allah adına yemin ederek onların yerine geçsin.

5:108

ذَٰلِكَ أَدۡنَىٰٓ أَن يَأۡتُواْ بِٱلشَّهَٰدَةِ عَلَىٰ وَجۡهِهَآ أَوۡ يَخَافُوٓاْ أَن تُرَدَّ أَيۡمَٰنُۢ بَعۡدَ أَيۡمَٰنِهِمۡۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱسۡمَعُواْۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bu usûl, şâhitliği gerektiği şekilde yapmaya, yahut yeminlerinden sonra yeminlerin mirasçılar tarafından reddedilmesinden korkmalarına çare olarak daha uygundur. Allah'tan sakınınız ve O'nu dinleyiniz. Allah fâsıklar topluluğuna rehberlik etmez.

Cemal Külünkoğlu

Bu (yemin şekli), şahitliği gerektiği şekilde yapmaları yahut yeminlerinden sonra (başka tanıkların şahitliklerine başvurma sonucunda, yalan söylediklerinin ortaya çıkması sebebiyle), yeminlerinin reddedileceğinden korkmalarını sağlama bakımından en uygun yoldur. Öyleyse Allah’a karşı gelmekten sakının ve (O’nun emirlerine) kulak verin. Zira Allah emrinden sapmış olan topluluğu doğru yola götürmez.

Mehmet Türk

İşte bu, şâhitlerin şâhitliklerini gerektiği gibi yapmalarına veya yeminlerinden sonra yeminlerinin kabul edilmemesinden korkmalarına en uygun bir yoldur. Allah’tan hakkıyla sakının ve Onun emirlerini iyi dinleyin. Ve (iyi bilin ki) Allah, böyle fasık bir toplumu, asla dosdoğru yola ulaştırmaz.

5:109

۞يَوۡمَ يَجۡمَعُ ٱللَّهُ ٱلرُّسُلَ فَيَقُولُ مَاذَآ أُجِبۡتُمۡۖ قَالُواْ لَا عِلۡمَ لَنَآۖ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلۡغُيُوبِ

Bayraktar Bayraklı

Allah, peygamberleri bir araya getirip de, “Size ne cevap verildi?” dediği gün, “Bizim hiçbir bilgimiz yok; gizlilikleri hakkı ile bilen ancak sensin” diyeceklerdir.

Cemal Külünkoğlu

Allah, bütün resulleri bir araya getireceği gün (onlara şöyle) soracak: “İnsanlar çağrılarınıza ne cevap verdi?” Resuller de: “Bizim bildiğimiz bir şey yok. Yaratılmışların idrakini aşan, görülmeyen ve bilinmeyen her şeyi tümüyle bilen sensin!” diyecekler.

Mehmet Türk

O (mahşer) günü Allah, bütün Peygamberleri toplayacak ve onlara: “size (dünyada) ne cevap verildi?” buyuracak. Onlar da: “Bizim bir bilgimiz yok, kimsenin kavrayamadığı şeyleri en iyi bilen Sensin.” diyecekler.

5:110

إِذۡ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ٱذۡكُرۡ نِعۡمَتِي عَلَيۡكَ وَعَلَىٰ وَٰلِدَتِكَ إِذۡ أَيَّدتُّكَ بِرُوحِ ٱلۡقُدُسِ تُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِي ٱلۡمَهۡدِ وَكَهۡلࣰ اۖ وَإِذۡ عَلَّمۡتُكَ ٱلۡكِتَٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَٱلتَّوۡرَىٰةَ وَٱلۡإِنجِيلَۖ وَإِذۡ تَخۡلُقُ مِنَ ٱلطِّينِ كَهَيۡـَٔةِ ٱلطَّيۡرِ بِإِذۡنِي فَتَنفُخُ فِيهَا فَتَكُونُ طَيۡرَۢا بِإِذۡنِيۖ وَتُبۡرِئُ ٱلۡأَكۡمَهَ وَٱلۡأَبۡرَصَ بِإِذۡنِيۖ وَإِذۡ تُخۡرِجُ ٱلۡمَوۡتَىٰ بِإِذۡنِيۖ وَإِذۡ كَفَفۡتُ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ عَنكَ إِذۡ جِئۡتَهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ فَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّا سِحۡرࣱ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah o zaman şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu Îsâ! Sana ve annene verdiğim nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh/Cebrâil ile desteklemiştim; bu sayede sen beşikte iken yetişkin çağdaki insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı okuyup yazmayı, hikmeti, Tevrat ve İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kuş oluyordu. Yine benim iznimle anadan doğma körü ve alacalıyı iyileştiriyordun. Ölüleri benim iznimle hayata getiriyordun. Hani İsrâiloğulları'nı seni öldürmekten engellemiştim; kendilerine apaçık deliller, mucizeler getirdiğin zaman, içlerinden inkâr edenler, ‘Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değildir' demişlerdi.”

Cemal Külünkoğlu

Allah o zaman şöyle diyecek: “Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene (verdiğim) nimetimi hatırla! Hani seni mukaddes ruh ile desteklemiştim; (bu sayede) sen beşikte iken de yetişkin çağında da insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı (okuyup yazmayı), hikmeti (eşyanın hakikatini anlamayı), Tevrat ve İncil’i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üflüyordun, hemen benim iznimle o bir kuşa dönüşüyordu. Yine benim iznimle anadan doğma körün ve alacalının şifa bulmasına vesile oluyordun. Manen ölmüş olanlara benim iznimle hayat veriyordun. Hani kendilerine (İsrailoğullarına) apaçık deliller (mucizeler) getirdiğin zaman içlerinden inkâr edenler: “Bu, apaçık bir büyüden başka bir şey değildir” demişlerdi de o vakit İsrailoğulları’nın (haince tuzaklarına, seni öldürmelerine) engel olmuştum.

Mehmet Türk

Allah o gün (İsa’ya): “Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve annene (verdiğim) nîmetimi hatırla! Seni Rûh’ül-Kudüs (olan Cebrâil) ile desteklemiştim. Hem beşikte hem de yetişkinken insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretmiştim. İznimle çamurdan kuş şeklinde bir şey yapıyordun da ona üfleyince iznimle canlı bir kuş oluveriyordu. Benim iznimle anadan doğma körü ve alacalıyı da iyileştiriyordun. Yine benim iznimle ölüyü (dirilterek mezardan) çıkarıyordun. İsrâil Oğulları’na mucizeler getirdiğinde onlardan inkâr edenlerin: ‘Bu ancak düpedüz bir büyüdür’ dedikleri zaman seni, onların ellerinden de Ben kurtarmıştım.” buyuracak.

5:111

وَإِذۡ أَوۡحَيۡتُ إِلَى ٱلۡحَوَارِيِّـۧنَ أَنۡ ءَامِنُواْ بِي وَبِرَسُولِي قَالُوٓاْ ءَامَنَّا وَٱشۡهَدۡ بِأَنَّنَا مُسۡلِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Hani havârîlere, “Bana ve peygamberime iman ediniz” diye ilham etmiştim. Onlar da “İman ettik, bizim Allah'a teslim olmuş kimseler olduğumuza sen de şâhit ol” demişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

Hani Havarilere: “Bana ve Resulüme iman edin” diye ilham etmiştim. Onlar da: “İman ettik, Hakk’a teslimiyet gösterdiğimize sen de şahit ol” demişlerdi.

Mehmet Türk

(Ve devamla) “Havarilere de: ‘Bana ve elçime îman edin.’ diye (seninle) vahiy göndermiştim. Onlar da: ‘İman ettik, şâhit ol ki bizler Müslüman’ız.’ demişlerdi.”

5:112

إِذۡ قَالَ ٱلۡحَوَارِيُّونَ يَٰعِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ هَلۡ يَسۡتَطِيعُ رَبُّكَ أَن يُنَزِّلَ عَلَيۡنَا مَآئِدَةࣰ مِّنَ ٱلسَّمَآءِۖ قَالَ ٱتَّقُواْ ٱللَّهَ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Hani havârîler, “Ey Meryem oğlu Îsâ! Rabbin bize gökten donatılmış bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi. O, “İman etmiş kimseler iseniz, Allah'tan sakınınız” cevabını vermişti.

Cemal Külünkoğlu

(Bir vakit) Havariler: “Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?” demişlerdi. İsa da “Eğer inanıyorsanız, Allah’a karşı gelmekten sakının” demişti.

Mehmet Türk

“Havariler bir de: ‘Ey Meryem’in oğlu İsa, Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?’ demişler, Îsâ da: ‘inanıyorsanız Allah’tan hakkıyla sakının’ demişti.”

5:113

قَالُواْ نُرِيدُ أَن نَّأۡكُلَ مِنۡهَا وَتَطۡمَئِنَّ قُلُوبُنَا وَنَعۡلَمَ أَن قَدۡ صَدَقۡتَنَا وَنَكُونَ عَلَيۡهَا مِنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, “Ondan yiyelim, kalplerimiz doyuma ulaşsın; bize doğru söylediğini bilelim ve ona gözleriyle görmüş şâhitler olalım istiyoruz” demişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

(Bu sefer Havariler:) “(İnanıyoruz ama) biz istiyoruz ki ondan yiyelim, gönlümüz rahatlasın, senin (elçilik konusunda) bize doğru söylediğini bilelim ve ona şahitlik edenlerden olalım” demişlerdi.

Mehmet Türk

“Havarîler ise: ‘Biz sadece ondan yemeyi, kalplerimizin iyice yatışmasını, senin bize doğru söylediğini anlamayı ve buna bizzat şâhit olmayı istiyoruz.’dediler.”

5:114

قَالَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ ٱللَّهُمَّ رَبَّنَآ أَنزِلۡ عَلَيۡنَا مَآئِدَةࣰ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ تَكُونُ لَنَا عِيدࣰ ا لِّأَوَّلِنَا وَءَاخِرِنَا وَءَايَةࣰ مِّنكَۖ وَٱرۡزُقۡنَا وَأَنتَ خَيۡرُ ٱلرَّٰزِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Meryem oğlu Îsâ şöyle demişti: “Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir, Havarilerle bana, şu anki nesillerimize ve gelecekteki nesillerimize bir bayram ve senden bir delil olsun. Bizi rızıklandır; zaten sen, rızık verenlerin en cömerdisin.”

Cemal Külünkoğlu

Bunun üzerine Meryem oğlu İsa şöyle dedi: “Ey Allah’ım! Ey Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir ki bizim için, geçmiş ve geleceğimiz için bir bayram ve senin bize gösterdiğin bir mucize olsun. Bize rızık ver. Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.”

Mehmet Türk

Meryem oğlu Îsâ da: “Ey Rabbimiz olan Allah’ım! Bize, bizim geçmiş ve geleceklerimiz için bir bayram ve senden bir mûcize olmak üzere gökten bir sofra indir ve bizi, onunla rızıklandır. Çünkü Sen rızık verenlerin en hayırlısısın.” dedi.

5:115

قَالَ ٱللَّهُ إِنِّي مُنَزِّلُهَا عَلَيۡكُمۡۖ فَمَن يَكۡفُرۡ بَعۡدُ مِنكُمۡ فَإِنِّيٓ أُعَذِّبُهُۥ عَذَابࣰ ا لَّآ أُعَذِّبُهُۥٓ أَحَدࣰ ا مِّنَ ٱلۡعَٰلَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Allah da şöyle buyurdu: “Şüphesiz ben onu size indireceğim, ama bundan sonra içinizden kim inkâr ederse, kâinatta hiçbir kimseye etmediğim azabı ona edeceğim.”

Cemal Külünkoğlu

Allah buyurdu ki: “Ben o sofrayı size elbette indiririm. Fakat ondan sonra içinizden her kim nankörlük ederse artık onu kâinatta hiç kimseye yapmayacağım derecede cezalandırırım.”

Mehmet Türk

Allah da: “Ben onu size indiririm. Fakat bundan sonra içinizden kim inkâr ederse Ben ona kâinatta hiç kimseye etmediğim azabı ederim.” buyurdu.

5:116

وَإِذۡ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَى ٱبۡنَ مَرۡيَمَ ءَأَنتَ قُلۡتَ لِلنَّاسِ ٱتَّخِذُونِي وَأُمِّيَ إِلَٰهَيۡنِ مِن دُونِ ٱللَّهِۖ قَالَ سُبۡحَٰنَكَ مَا يَكُونُ لِيٓ أَنۡ أَقُولَ مَا لَيۡسَ لِي بِحَقٍّۚ إِن كُنتُ قُلۡتُهُۥ فَقَدۡ عَلِمۡتَهُۥۚ تَعۡلَمُ مَا فِي نَفۡسِي وَلَآ أَعۡلَمُ مَا فِي نَفۡسِكَۚ إِنَّكَ أَنتَ عَلَّٰمُ ٱلۡغُيُوبِ

Bayraktar Bayraklı

İşte o zaman Allah; “Ey Meryem oğlu Îsâ! Beni ve anamı, Allah'tan başka iki tanrı edinin dedin mi?” diye sorduğu zaman Îsa şöyle cevap verecek: “Hâşâ! Seni tenzih ederim, hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Bunu söylemiş olsaydım sen muhakkak bilirdin! Sen benim içimdeki her şeyi bilirsin, halbuki ben senin zâtında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin!”

Cemal Külünkoğlu

Allah (kıyamet günü) şöyle buyuracak: Ey Meryem oğlu İsa! “Sen mi insanlara, Allah’la beraber beni ve annemi iki ilah edinin, dedin?” İsa da şöyle diyecek: “Seni tenzih ederim. (Söylemeye) hakkım olmayan bir sözü söylemek bana yakışmaz. Eğer ben, onu söylemişsem sen, onu elbette bilirsin. Zira Sen, benim içimde olanı bilirsin ama ben senin zatında olanı bilmem. Şüphe yok ki yaratılmış varlıkların idrakini aşan her şeyi yalnızca bilen sensin.”

Mehmet Türk

(O mahşer günü) Allah, (İsa’ya): “Ey Meryem’in oğlu İsa! Sen mi insanlara: ‘Beni ve annemi, Allah’tan başka iki ilâh edinin’ dedin?” diyecek. O da: “(Hâşâ!) Seni, bütün eksikliklerden uzak tutarım. (Söylemeye) hakkım olmayan bir sözü söylemem bana yakışmaz. Eğer söylemiş olsaydım Sen bunu elbette bilirdin. Çünkü Sen benim gönlümden geçirdiğim şeyleri bilirsin, ben ise Senin gönlünde olanı asla bilemem. Çünkü kimsenin kavrayamadığı şeyleri en iyi bilen yalnız Sensin.” diyecek.

5:117

مَا قُلۡتُ لَهُمۡ إِلَّا مَآ أَمَرۡتَنِي بِهِۦٓ أَنِ ٱعۡبُدُواْ ٱللَّهَ رَبِّي وَرَبَّكُمۡۚ وَكُنتُ عَلَيۡهِمۡ شَهِيدࣰ ا مَّا دُمۡتُ فِيهِمۡۖ فَلَمَّا تَوَفَّيۡتَنِي كُنتَ أَنتَ ٱلرَّقِيبَ عَلَيۡهِمۡۚ وَأَنتَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ شَهِيدٌ

Bayraktar Bayraklı

“Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim. ‘Benim de rabbim, sizin de rabbiniz olan Allah'a kulluk ediniz' dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerinde kontrolcü idim. Beni vefat ettirince, artık onlar üzerinde gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkı ile görensin.”

Cemal Külünkoğlu

(Ya Rabbi!) “Ben onlara, (söylememi) emrettiğinden başkasını söylemedim. ’Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin’ dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine denetçiydim. Sen beni vefat ettirince üzerlerine yalnız sen gözetleyici oldun. Sen her şeye hakkiyle şahitsin.”

Mehmet Türk

(Ve İsa): “Ben, onlara; ‘sadece benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin’ diye Senin bana emretmiş olduğundan başka bir şey söylemedim. Aralarında bulunduğum sürece onların üzerinde gözetleyici oldum. Fakat Sen beni vefat ettirince onların tek gözetleyicisi (yalnız) Sen oldun. Doğrusu Sen, her şeyi görüp durmaktasın.”

5:118

إِن تُعَذِّبۡهُمۡ فَإِنَّهُمۡ عِبَادُكَۖ وَإِن تَغۡفِرۡ لَهُمۡ فَإِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ

Bayraktar Bayraklı

“Eğer kendilerine azap edersen, şüphesiz onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin.”

Cemal Külünkoğlu

“Eğer onlara azap edersen, şüphe yok ki, onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın) ve eğer kendilerini bağışlarsan yine şüphe yok ki sen, mutlak galipsin ve hükmünde hikmet sahibisin.”

Mehmet Türk

“Eğer onlara azap edersen, onlar Senin kullarındır yok eğer onları bağışlarsan, şüphesiz Sen çok güçlüsün, hüküm (ve hikmet) sahibisin.” (diyecek.)

5:119

قَالَ ٱللَّهُ هَٰذَا يَوۡمُ يَنفَعُ ٱلصَّٰدِقِينَ صِدۡقُهُمۡۚ لَهُمۡ جَنَّٰتࣱ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدࣰ اۖ رَّضِيَ ٱللَّهُ عَنۡهُمۡ وَرَضُواْ عَنۡهُۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Bu konuşmadan sonra Allah şöyle buyuracaktır: “Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde süreli kalacakları, içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş budur.”

Cemal Külünkoğlu

(Ve Hesap Günü) Allah şöyle buyuracak: “Bugün sözlerine sadık olanların, doğruluklarının (kendilerine) fayda vereceği gündür. Onlar için, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan hoşnut olmuş, onlar da Allah’tan memnun olmuşlardır. İşte büyük başarı ve mutluluk budur!”

Mehmet Türk

Allah da: “işte bugün doğrulara doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara Allah’ın kendilerinden râzı, onların da Ondan râzı olacakları zemîninden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî olarak kalacakları cennetler vardır. İşte, en büyük kurtuluş da budur.” buyuracak.

5:120

لِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا فِيهِنَّۚ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرُۢ

Bayraktar Bayraklı

Göklerin, yerin ve içlerindeki her şeyin mülkiyeti Allah'ındır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Cemal Külünkoğlu

Göklerin, yerin ve aralarındaki her şeyin egemenliği Allah’a aittir. Muhakkak ki O’nun gücü her şeye yeter.

Mehmet Türk

Şüphesiz göklerin ve yerin mülkü (saltanatı) Allah’a aittir ve Onun gücü, her şeye yeter.