This Surah takes its name from vv. 136, 138 and 139 in which some superstitious beliefs of the idolatrous Arabs concerning the lawfulness of some cattle (an`am) and the unlawfulness of some others have been refuted.
Her türlü övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah'a aittir. Bunca delilden sonra hakikati inkâr edenler, başka güçleri Rabbleri ile denk tutarlar.
Cemal Külünkoğlu
Her türlü övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a aittir. Buna rağmen inkârcılar, başka güçleri Rableri ile eş tutuyorlar!
Mehmet Türk
Hamd gökleri ve yeri (yoktan) yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a aittir. Böyleyken kâfirler, hâlâ Rablerine (başkalarını) denk tutuyorlar.
Sizi balçıktan yaratan ve sonra sizin için bir ömür tayin eden O'dur. Bir de O'nun katında belirli bir ömür/ecel vardır. Fakat siz hâlâ şüphe edip duruyorsunuz.
Cemal Külünkoğlu
Odur sizi çamurdan (balçıktan) yaratan ve sonra (sizin için) bir ecel (ömür) tayin eden. Bir de O’nun katında (sizin bilmediğiniz) muayyen bir ecel (kıyamet günü) vardır. Ama siz hâlâ şüphe içinde bocalayıp duruyorsunuz.
Mehmet Türk
Sizi çamurdan yaratan, sonra size bir yaşama süresi takdir eden Odur. (Asıl kâinat için) belirlenen ömrün bilgisi ise Onun katındadır. Sonra siz (kalkıp) bir de şüphe ediyorsunuz.
O, göklerde ve yerde tek Allah'tır. Sizin içinizi de dışınızı da bilir. Ne kazanacağınızı da bilir.
Cemal Külünkoğlu
Göklerde ve yerde gerçek ilah (hakiki mabud) sadece Allah’tır. (O) sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir. (İyi ve kötü) yaptıklarınızı da bilir.
Mehmet Türk
O göklerde ve yeryüzünde (tek) olan, sizin gizlinizi, açığınızı ve yaptığınız her şeyi bilen, Allah’tır.
Gerçekten onlar, kendilerine hak geldiğinde, onu yalanlamışlardı. Fakat yakında onlara, alay ettikleri şeyin haberleri gelecektir.
Cemal Külünkoğlu
Şimdi ise kendilerine gelmiş olan bu hakikati de böyle yalanlıyorlar. Ama yakında, o alay edip durdukları (cennet ve cehennemle) ilgili haberlerin gerçekliği karşılarına çıkacaktır.
Mehmet Türk
Buna rağmen onlar gerçek kendilerine gelince hemen onu yalanladılar. Fakat hafife aldıkları şeylerin haberleri, onlara çok yakında gelecektir.
Onlardan önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmezler mi? Size vermediğimiz bütün imkânları kendilerine verdiğimiz, gökten üzerlerine bol bol yağmurlar indirip evlerinin altından ırmaklar akıttığımız toplumları, günahları sebebiyle helâk ettik ve onların ardından başka nesiller yarattık.
Cemal Külünkoğlu
Onlardan önceki nice nesilleri (yaptıklarından dolayı) helak ettiğimizi görmüyorlar mı? Oysa o nesillere size vermemiş olduğumuz derecede geniş yerleşme ve yaşama imkânları vermiştik. Yurtlarına gökten bol yağmurlar yağdırmış, ayakları altından nehirler akıtmıştık. Fakat (bunca nimete karşılık şükürleri sadece isyan oldu) Biz de işledikleri günahlar yüzünden onları yok ederek arkalarından başka nesiller meydana getirdik.
Mehmet Türk
(O kâfirler) onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz bütün imkânları kendilerine verdiğimiz, üzerlerine gökten bolca yağmur indirdiğimiz ve altlarından ırmaklar akıttığımız, nice milletleri günâhları sebebiyle helâk ettiğimizi ve onların ardından da başka milletler yarattığımızı hiç bilmiyorlar mı?
Eğer sana kâğıt üzerine yazılmış bir kitap indirseydik de onlar elleriyle ona dokunmuş olsalardı, yine de o inkâra batmış olanlar, “Bu, apaçık büyüden başka bir şey değildir” derlerdi.
Cemal Külünkoğlu
(Ey Resul!) Eğer sana kâğıda yazılmış bir kitap indirmiş olsaydık ve onu elleriyle tutsalardı, yine de o inkârcılar: “Muhakkak ki bu, apaçık bir sihirdir” diyeceklerdi.
Mehmet Türk
Eğer sana kâğıda yazılmış, (somut) bir kitap indirseydik onlar da ona elleriyle dokunsalardı, yine de o kâfirler: “Bu kesinlikle apaçık bir büyüden başka bir şey değildir!” derlerdi.
“Ona bir melek gönderilmeli değil miydi?” dediler. Eğer biz öyle bir melek indirseydik, elbette iş bitirilmiş olur, artık kendilerine göz bile açtırılmazdı.
Cemal Külünkoğlu
Ve onlar dediler ki: “Ona (Muhammed’e) bir melek indirilseydi ya.” Ama bir melek indirmiş olsaydık (o da kıyamet meleği olurdu), muhakkak ki (o zaman da) her şeyin hükmü verilip bitmiş olurdu ve onlara (pişmanlık için) başka bir fırsat tanınmazdı.
Mehmet Türk
(Bir de o kâfirler): “Ona bir melek indirilse olmaz mıydı?” dediler. Eğer ona bir melek indirseydik onların işleri bitirilir, sonra kendilerine bir süre bile verilmezdi.
Eğer peygamberi bir melek kılsaydık, elbette onu insan sûretine sokar, onları yine düşmekte oldukları kuşkuya düşürürdük.
Cemal Külünkoğlu
Eğer onu, biz bir melek yapsaydık, yine de onu bir insan kılığında gönderirdik de düştükleri şaşkınlığa yine düşerlerdi.
Mehmet Türk
Eğer Biz o Peygamberi (insan değil de) bir melek kılsaydık, yine de onu bir erkek şeklinde gönderirdik. O zaman da onları (kendi kendilerine) düştükleri şüpheye Biz, düşürmüş olurduk.
De ki: “Göklerde ve yerde olan her şey kime aittir?” De ki: “Rahmeti ve şefkati kendisine ilke edinen Allah'a aittir. Sizi varlığında şüphe olmayan kıyamet gününde elbette toplayacaktır. Kendilerini ziyana sokanlar var ya, işte onlar inanmazlar.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” De ki “Allah’ındır.” O, affetmeyi kendisine ilke edinmiştir. O, (varlığı) her türlü şüphenin üstünde olan kıyamet günü hepinizi mutlaka bir araya toplayacaktır. Ama (aklını kullanmayarak) kendilerini hüsrana uğratanlar, işte onlar inanmayanlardır.
Mehmet Türk
(Ve bir de): “Göklerde ve yerde olanlar kimindir?” diye sor ve hemen: “Tabiî ki Allah’ındır.” de. O (öncelikle) rahmet etmeyi kendi kendine ilke edindi. O sizi, geleceğinde asla şüphe olmayan kıyamet günü kesinlikle bir araya getirecektir. Ama buna, ancak kendilerine yazık edenler inanmazlar.
De ki: “Gökleri ve yeri yoktan var eden, yedirdiği halde yedirilmeyen Allah'tan başkasını mı dost edineceğim?” De ki: “Bana, Müslüman olanların ilki olmam ve müşriklerden olmamam emredildi.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan, (yarattıklarını) beslediği hâlde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost edineceğim?” Yine de ki: “Bana, (Allah’a) teslim olanların öncüsü olmam emredildi” ve “Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi)!”.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!): “Gökleri ve yeri yoktan yaratan, herkesi yedirdiği halde kendisi yedirilmeyen Allah dururken, başka birisini mi dost edineceğim?” de. Bir de onlara: “Bana Müslüman olanların ilki olmam emredildi ve sakın müşriklerden olma! denildi.” de.
Allah sana bir zarar verirse, onu O'ndan başkası gideremez; eğer sana bir iyilik de verirse, şüphesiz O, her şeye gücü yetendir.
Cemal Külünkoğlu
Eğer Allah, (yaptıklarından dolayı) sana bir zarar dokundurursa, O’ndan başka onu giderecek hiçbir güç yoktur. Ve eğer sana bir hayır dokundurursa (O’ndan başka onu engelleyecek de yoktur). Çünkü O, her şeye gücü yetendir.
Mehmet Türk
Ve eğer Allah sana bir zarar dokundurursa artık Ondan başka onu giderecek hiçbir şey yoktur ve eğer sana bir hayır dilerse de Onun gücü, kesinlikle her şeye yeter.
De ki: “Tanıklık bakımından hangi şey daha büyüktür?” De ki: “Benimle sizin aranızda Allah tanıktır. Bu Kur'ân bana vahyolundu ki, onunla sizi ve ulaştığı herkesi uyarayım. Siz gerçekten Allah'ın yanında başka ilâhların bulunduğuna tanıklık ediyor musunuz?” De ki: “Ben buna tanıklık etmiyorum.” De ki: “O sadece tek bir tanrıdır ve ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” (Cevap olarak) de ki: “Allah benimle sizin aranızda (nebiliğime en büyük) şahittir. Bu Kur’an bana, onunla sizi ve (sizden sonra) eriştiği herkesi uyarmam için vahyolundu. (Şimdi) siz (bütün bunlara rağmen), Allah ile beraber başka ilâhlar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz?” (Cevaben) de ki: “Ben (böyle bir iftiraya asla) şahitlik etmem.” Yine de ki: “O, ancak tek bir ilâhtır ve muhakkak ki ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! Onlara): “En büyük şâhit kimdir?” diye sor ve hemen: “Benimle sizin aranızda Allah şâhittir ki, bu Kur’an bana, kendisiyle sizi ve sizden sonra ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolunmuştur. Siz de gerçekten Allah’la beraber başka ilâhlar olduğuna şâhitlik edebilir misiniz?” de. Ve sonra da: “Ben, buna asla şâhitlik etmem. Tek ilâh ancak ve ancak O (Allah)’tır. Ben ise, sizin ortak koştuğunuz şeylerden kesinlikle uzağım.” de.
Kendilerine kitap verdiklerimiz, Peygamberi kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Kendilerini ziyan edenler var ya, işte onlar inanmazlar.
Cemal Külünkoğlu
Kendilerine kitap verdiğimiz (Yahudi ve Hristiyanlar), o (Muhammed’i öz çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar/bilirler. (Aklını kullanmayarak) kendilerini hüsrana uğratanlar var ya, işte onlar inanmazlar.
Mehmet Türk
Kendilerine kitap verdiklerimiz, o (Peygamberi) kendi oğullarını bildikleri gibi bilirler. Ama buna ancak kendilerine yazık edenler, inanmazlar.
Allah'a yalan uyduran ya da O'nun âyetlerini yalanlayanlardan daha zâlim kim olabilir? Şüphesiz zâlimler kurtuluşa eremezler.
Cemal Külünkoğlu
Allah’a karşı yalan uydurup iftira atanlardan veya O’nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hiç şüphesiz zalimler kurtuluşa eremezler (ve isteklerine de ulaşamazlar).
Mehmet Türk
Yalanlarını Allah’a yakıştırandan veya Onun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? İşte böyle zalimler asla kurtuluşa eremezler.
Bir gün onların hepsini bir araya toplayacağız. Sonra da, Allah'a ortak koşanlara, “Nerede boş yere davasını güttüğünüz ortaklarınız?” diyeceğiz.
Cemal Külünkoğlu
O gün onların hepsini bir araya toplayacağız ve o zaman, Allah’tan başka şeylere ilahlık yakıştıranlara: “İddia edip durduğunuz ortaklarınız nerede?” diye soracağız.
Mehmet Türk
Ve o gün Biz (cehennemliklerin) hepsini mahşerde toplayıp, sonra Allah’a şirk koşanlara; “sizin (Benim ortağım olduğunu) iddia ettiğiniz ortaklarınız hani şimdi nerede?” deriz.
Bak da gör, öz benliklerine karşı nasıl yalan söylediler! İftirâ için kullandıkları şeyler, kendilerinden nasıl kaybolup gitti!
Cemal Külünkoğlu
Bak, (mahşer günü hesap verilirken) kendi kendilerine nasıl da yalan söylediler ve düzmekte oldukları hayalleri (sahte tanrıları) nasıl da onları yüzüstü bıraktı!
Mehmet Türk
Onların kendilerine karşı nasıl yalan söylediklerine ve uydurdukları şeylerin de kendilerini terk ettiğine bir bak.
İçlerinden seni dinleyenler vardır; fakat biz onu anlamalarına engel olmak için kalplerinin üstüne kılıflar, kulaklarının içine de ağırlık koyduk. Onlar her mucizeyi görseler de yine ona inanmazlar. Hatta sana geldiklerinde, seninle tartışırlar. O kâfirler, “Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir” derler.
Cemal Külünkoğlu
Onların bir kısmı seni dinler (inanmak istedikleri için değil, fitne çıkarmak için kulak kabartırlar). Buna karşı biz de (kötüye yorumlamaları için) kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Onlar hakikatin bütün işaretlerini görseler yine de inanmazlar. Bundan ötürü sana geldiklerinde seninle tartışırlar. İnkârcılar: “Bu (Kur’an) eskilerin masallarından başka bir şey değildir” derler.
Mehmet Türk
Onların içerisinden bir kısmı, seni dinler (gibi yaparlar) fakat Biz onların kalplerine, o (âyetleri) hakkıyla kavrayıp anlamalarını engelleyen bir kapalılık, kulaklarına da bir ağırlık verdik. Bu yüzden o kâfirler senden ne kadar mûcize görürlerse görsünler, inanmadıkları gibi senin yanına geldiklerinde de: “Bu Kur’an, kesinlikle eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” diyerek seninle tartışırlar.
Onlar hem insanları ondan men ederler, hem de kendileri ondan uzak dururlar. Böylece yalnız kendilerini mahvediyorlar, ama farkında değiller.
Cemal Külünkoğlu
Onlar (hem insanları) Kur’an’dan alıkoyarlar ve hem de kendileri ondan uzak dururlar. Böylece yalnız kendilerini mahvederler ve (üstelik) bunun da farkında olmazlar.
Mehmet Türk
Onlar, hem insanları Kur’an’dan uzak tutarak, hem de kendileri ondan uzak durarak, aslında farkına varmadan kendilerini mahvediyorlar.
Ateşin başında durdurulmuş iken onların, “Ah ne olurdu, keşke biz dünyaya geri çevrilseydik de Rabbimizin âyetlerini yalanlamasaydık, inananlardan olsaydık!” dediklerini bir görsen!
Cemal Külünkoğlu
Onların ateşin karşısında durdurulduklarında: “Ah, keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak!” dediklerini bir görsen!
Mehmet Türk
Sen, cehennemin önünde durdurulduklarında: “Ah ne olurdu, keşke biz, dünyaya bir daha döndürülsek de Rabbimizin âyetlerini yalanlamayıp inananlardan olsaydık.” dediklerinde, onların hallerini bir görsen!
Hayır! Daha önce gizlemekte oldukları şeyler kendilerine göründü. Eğer dünyaya geri gönderilseler, yine kendilerine yasak edilen şeylere döneceklerdir. Zira onlar gerçekten yalancıdırlar.
Cemal Külünkoğlu
Hayır, önceden saklı tuttukları (şirk ve küfür gibi) şeyler kendilerine açıklandı(ğı için böyle söylüyorlar). Eğer (hayata) geri çevrilmiş olsalar, kendilerine yasaklanmış olan şeye yine dönerler. Zira onlar geçekten yalancıdırlar!
Mehmet Türk
Doğrusu (onların böyle demeleri) daha önce gizledikleri (kötülükleri) yüzlerine vurulduğundan dolayıdır. Yok, eğer onlar (dünyaya) geri gönderilselerdi, yine menedildikleri şeyi yapmağa dönerlerdi. Çünkü onlar, gerçekten yalancıdırlar.
Rabblerinin huzuruna getirildikleri zaman sen onları bir görsen! Allah onlara, “Öldükten sonra dirilme doğru değil miymiş?” diyecek. Onlar, “Rabbimize andolsun ki evet!” diyecekler. Allah da, “Öyleyse inkâr ettiğinizden dolayı azabı tadın!” diyecek.
Cemal Külünkoğlu
Onları Rablerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman bir görsen! Allah, onlara: “Bu (ahiret hayatı) gerçek değil miymiş?” diye sorar. Onlar: “Rabbimiz hakkı için, evet” derler. Allah da onlara: “O halde inkârcılığınızdan dolayı azabı çekiniz bakalım” buyurur.
Mehmet Türk
Sen onları Rablerinin huzuruna getirildikleri zaman bir görsen! Rableri onlara: “Nasıl! Bu (yeniden dirilme) gerçek değil miymiş?” diyecek. Onlar: “Evet! Rabbimize yemin olsun ki (gerçekmiş!)” diyecekler. (Allah da:) “Öyleyse inkârınızın karşılığı olan şu azabı, tadın bakalım.” diyecek.
Allah'ın huzuruna varmayı yalanlayanlar, gerçekten ziyana uğradılar. Nihayet onlara kıyamet vakti ansızın gelip çatınca onlar, günahlarını sırtlarına yüklenerek diyecekler ki: “Dünyada iyi amelleri terk etmemizden dolayı vay halimize!” Dikkat ediniz! Taşıdıkları şey ne kötüdür!
Cemal Külünkoğlu
Allah’a kavuşmayı yalanlayanlar gerçekten kaybetmişlerdir. Nihayet kıyamet/ecel ansızın gelip çattığı zaman; günah yüklerini sırtlarına yüklenerek: “Orada yaptığımız eksiklerden dolayı yazıklar olsun bize!” diyecekler. Dikkat edin, o yüklenip taşıdıkları şeyler ne kötüdür!
Mehmet Türk
Allah’a kavuşacaklarını yalanlayarak, işte o gün perişan olacaklar ve kıyamet günü kendilerine ansızın gelince de günâhlarını sırtlarına yüklenerek: “Allah’a karşı (kullukta) yaptığımız kusurlardan dolayı yazıklar olsun (bize).” diyecekler. Şunu iyi bilin ki onların yüklendikleri, ne kötü (yüktür.)
Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Sakınanlar için âhiret yurdu elbette ki daha hayırlıdır. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?
Cemal Külünkoğlu
Bu dünya hayatı, bir oyundan, eğlenceden ve geçici bir zevkten başka bir şey değildir. Ama ahiret hayatı, Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar için çok daha güzeldir. Öyleyse hala akıllanmayacak mısınız?
Mehmet Türk
Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyalanmadan ve eğlenceden başka bir şey değildir. Âhiret yurduna gelince, Allah’tan hakkıyla sakınanlar için o daha hayırlıdır. Bunu hâla anlamayacak mısınız?
Onların söylediği şeylerin seni üzdüğünü biliyoruz. Gerçekte onlar seni yalanlamıyorlar, fakat o zâlimler, bile bile Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar.
Cemal Külünkoğlu
Onların sözlerinin seni üzdüğünü biliyoruz. Aslında onların yalanladığı sen değilsin. Bu zalimlerin inkâr ettiği, aslında Allah’ın mesajlarıdır.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Onların söylediklerinin, seni gerçekten üzdüğünü elbette biliyoruz. Aslında o zalimler, seni yalanlamıyorlar, Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar.
Senden önce de peygamberler yalanlanmıştı. Yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine sabrettiler, nihayet onlara yardımımız yetişti. Allah'ın kelimelerini değiştirebilecek kimse yoktur. Sana da peygamberlerin haberinden bir parça gelmiştir.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki, senden önce nice resuller yalanlandı ve bizden yardım gelinceye kadar bütün düzmece ithamlara ve kendilerine yapılan eziyetlere sabırla katlandılar. Çünkü hiçbir güç Allah’ın kelimelerini (yardım vaadini) değiştiremez. Andolsun ki gönderilen (o resul)lerin kıssalarından bazıları sana ulaşmıştır.
Mehmet Türk
Senden önceki Peygamberler de yalanlanmıştı. Onlar, kendilerine yardımımız gelene kadar, yalanlanmalarına ve eziyet olunmalarına sabrettiler. Allah’ın sözlerini değiştirecek hiç kimse yoktur. Şüphesiz bu Peygamberlerle ilgili bir kısım haberler, sana gelmişti.
Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi yerin içine bir tünel aç, ya da göğe bir merdiven daya ki, onlara bir mucize getiresin. Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde câhillerden olma!
Cemal Külünkoğlu
Eğer onların (imandan) yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse, elinden geliyorsa yerkürenin derinliklerine inen bir kanal ya da göğe çıkaracak bir merdiven bul da onlara başka bir delil getir. Eğer Allah dileseydi (onlar isteseydi), onları doğru yolda bir araya getirirdi. O halde (bu gerçeği göz ardı edip, onların gereksiz tekliflerine uyarak) sakın bilinçsiz bir tutum içine girme!
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Onların sırt çevirmeleri, sana ağır geldiyse, eğer elinden geliyorsa yerin (derinliklerine) inen bir tünel ya da seni göğe çıkaracak bir merdiven bul da onlara bir mûcize getir. Eğer Allah dileseydi, elbette onları dosdoğru yolda bir araya getirirdi. O halde, sakın cahillerden olma.
Ancak samimiyetle dinleyenler çağrıyı kabul eder. Ölülere gelince, Allah onları diriltecek, sonra da O'na döndürüleceklerdir.
Cemal Külünkoğlu
Ancak (iyi niyetle) dinleyenler bu daveti kabul ederler. (Kalben/ruhen) ölmüş olanlara gelince, onları(ın kalplerini) ancak Allah diriltebilir (uyandırabilir), en sonunda da hepsi O’na dönecektir.
Mehmet Türk
Ancak dinleyenler (daveti) kabul ederler. (Bu) ölüleri ise sadece Allah, diriltebilir. En sonunda da onların hepsi, O (Allah)’ın huzuruna döner.
Dediler ki: “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” De ki: “Şüphesiz, Allah bir mucize indirmeye kadirdir. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.”
Cemal Külünkoğlu
(İnkârcılar, madem Muhammed peygamber olduğunu iddia ediyor, o halde) “Ona, Rabbinden bir mucize indirilseydi ya” dediler. (Onlara) de ki: “Allah’ın böyle bir mucize indirmeye gücü yeter.” Fakat onların çoğu (gerçekleri) bilmez.
Mehmet Türk
(O kâfirler): “Ona Rabbinden bir mûcize indirilse olmaz mı?” dediler. (Ey Muhammed!) Onlara: “Allah’ın böyle bir mûcize indirmeye, kesinlikle gücü yeter. Fakat onların çoğu, bunu bilmiyorlar.” de.
Yerde yürüyen ne kadar hayvan, kanatlarıyla uçan ne kadar kuş varsa, bütün bunlar sizin gibi birer topluluktur. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Onlar sonunda Rabbleri önünde toplanırlar.
Cemal Külünkoğlu
Yerde hareket eden hiçbir hayvan ve kanatları ile (havada) uçan hiçbir kuş yoktur ki (yaratılış ve yaşayış itibariyle) sizin gibi bir topluluk/ümmet olmasın! Biz (evren kanunlarının yazılı olduğu) hiçbir şeyi o kitabın dışında bırakmadık. Sonra onlar, Rablerinin huzurunda toplanacaklardır.
Mehmet Türk
Yeryüzünde yürüyen bütün canlılar ve iki kanadıyla uçan bütün kuşlar da kesinlikle sizin gibi birer ümmettir. Biz, kitapta (levh-i mahfuzda) hiçbir şeyi eksik bırakmadık. En sonunda bunların hepsi, Rablerinin huzurunda bir araya getirilirler.
Bizim âyetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklara gömülmüş sağır ve dilsizlerdir. Allah, sapmayı dileyeni saptırır; doğru yola girmeyi dileyeni de doğru yola yöneltir.
Cemal Külünkoğlu
Mesajlarımızı yalanlayanlar, karanlıklar içinde kalmış (manen) sağır ve dilsizlerdir. Allah dilediği kimseyi (niyet ve eylemlerine göre) sapıklıkta bırakır, dilediği kimseyi de (iyi niyet ve eyleminden dolayı) doğru yola iletir.
Mehmet Türk
Âyetlerimizi yalanlayanlar (küfür) karanlıkları içerisinde (bocalayan) sağırlar ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse şaşırtır, kimi de dilerse doğru yola iletir.
De ki: “Ne dersiniz, size Allah'ın azabı gelse veya o kıyamet gelip çatıverse siz, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru sözlü iseniz söyleyin bakalım!”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Düşündünüz mü hiç; eğer size Allah’ın azabı gelirse ya da (kıyamet/ecel) saati ansızın gelip çatarsa, (kurtulmanız için) Allah’tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru kimseler iseniz haydi söyleyin (bakalım kime yalvarırsınız?).”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Onlara: “Eğer siz, doğru kimselerseniz, söyleyin bakayım! Allah’ın azabı size (ansızın) geliverse yahut kıyamet kopuverse, Allah’ı bırakır da başkasına mı yalvarırsınız?” de.
Hayır, yalnız O'na yalvarırsınız da, O dilerse, yakındığınız belâyı uzaklaştırır. Siz, ortak koştuklarınızı unutuverirsiniz.
Cemal Külünkoğlu
Hayır! Ortak koştuğunuz her şeyi unutur da sadece O’na yalvarırsınız. O da dilerse, kaldırılmasını istediğiniz belayı kaldırır.
Mehmet Türk
Hayır aksine sadece Ona yalvarırsınız. O da dilerse, kaldırılmasını istediğiniz belâyı giderir. Siz de o zaman Ona ortak koştuğunuz şeyleri unutursunuz.
Senden önce de milletlere peygamberler göndermiştik. Boyun eğsinler diye onları darlık ve sıkıntıya uğrattık.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki, senden önceki ümmetlere de resuller gönderdik. Ardından onları, boyun eğsinler (ve tevbe ederek kendilerine gelsinler) diye (zaman zaman çeşitli) darlık ve sıkıntılara uğrattık.
Mehmet Türk
Şüphesiz Biz senden önceki ümmetlere de (Peygamberler) gönderdik. Sadece Bize yalvarsınlar diye, o (ümmetleri) darlık ve sıkıntı ile yakalayıp, cezâlandırdık.
Hiç olmazsa kendilerine böyle baskımız geldiği zaman boyun eğselerdi! Fakat kalpleri iyice katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını cazip/süslü gösterdi.
Cemal Külünkoğlu
Hiç olmazsa başlarına bu sıkıntılar geldiği zaman (tevbe edip) yalvarsalardı. Fakat (aksine iyice azgınlaştılar ve) kalpleri katılaştı, şeytan da bütün yaptıklarını kendilerine güzel gösterdi.
Mehmet Türk
Kendilerine azabımız geldiğinde bari yalvarsalar olmaz mıydı? Fakat onların kalpleri (gittikçe) katılaştı ve şeytan da onlara yaptıklarını güzel gösterdi.
Kendilerine yapılan uyarıları unuttuklarında, üzerlerine her şeyin kapılarını açıverdik. Nihayet, kendilerine verilenler yüzünden şımardıkları sırada onları ansızın yakaladık, birden bire bütün umutlarını yitirdiler.
Cemal Külünkoğlu
(Derken) onlar kendilerine yapılan uyarıları unuttular. Biz de (önce) bütün nimetlerin kapılarını yüzlerine açtık ve nihayet kendilerine bahşedilen (bol) nimetler yüzünden şımarıklığa kapıldıkları (ve günaha daldıkları) bir sırada kendilerini ansızın, kıskıvrak yakalayıverdik de bütün ümitleri sönüverdi!
Mehmet Türk
Onlar kendilerine yapılan uyarıları unutunca, onlara her şeyin kapılarını açtık. Sonunda tam kendilerine verilenlerle şımardıkları zaman, onları ansızın helâk ediverdik. İşte o anda tüm ümitlerini yitirerek şaşırıp kaldılar.
De ki: “Ne sanıyorsunuz? Eğer Allah kulaklarınızı sağır, gözlerinizi kör eder, kalplerinizi de mühürlerse, size bunları Allah'tan başka kim geri verebilir? Bakınız, delilleri nasıl açıklıyoruz. Onlar hâlâ yüz çeviriyorlar!”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Eğer Allah kulaklarınızı sağır, gözlerinizi kör etse ve kalplerinize de mühür vursa, Allah’tan başka bunları size geri verebilecek bir ilah var mıdır?” Bak nasıl ayetleri ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz. (Gel gör ki) onlar hâlâ yüz çeviriyorlar!
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Onlara: “Söyleyin bakalım eğer Allah kulaklarınızı sağır, gözlerinizi kör etse ve kalplerinize de mühür vursa, Allah’tan başka hangi ilâh bunları size geri verebilir?” de. Bak! Biz âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz, onlar da bundan nasıl yüz çeviriyorlar?
De ki: “Söyler misiniz? Size Allah'ın azabı ansızın veya açıkça gelirse, zâlim toplumdan başkası mı helâk olur?”
Cemal Külünkoğlu
(Yine o zalimlere) de ki: “Size Allah’ın azabı ansızın ya da göz göre göre (önceden belli olacak şekilde) gelip çatsa, zulme sapan kavimden başkası mı yıkıma uğrayacak (bunu hiç düşünüyor musunuz)?”
Mehmet Türk
(Bir de) onlara: “Söyleyin bakalım, size Allah’ın azabı ansızın veya açıkça gelse, hiç zalimler toplumundan başkası helâk edilir mi?” de.
Biz peygamberleri, sadece müjdeleyici ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kimler inanır ve uslanırsa, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
Cemal Külünkoğlu
Biz, resullerimizi yalnızca müjdeleyici ve uyarıcı olarak göndeririz. O halde kim(ler) iman edip doğru ve yararlı işler yaparsa, (hesap gününde) ne korkuya kapılacaklar ne de üzülecekler (çünkü onlara vaat edilen cennet vardır).
Mehmet Türk
Biz Peygamberleri sadece müjdeleyiciler ve korkutucular olarak göndeririz. Artık kim îman edip kendisini düzeltirse işte onlar için bir korku yoktur ve onlar, mahzun da olmayacaklardır.
Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, yoldan çıkmalarından dolayı azaba çarptırılacaklardır.
Cemal Külünkoğlu
Ayetlerimizi anlamaktan geri duranlara (ve onlara ilgi göstermeyenlere) gelince; onlar günah işlemeyi adet edindiklerinden dolayı azaba çarptırılacaklardır.
Mehmet Türk
Âyetlerimizi yalanlayanlara ise yoldan çıkmaları sebebiyle azap dokunacaktır.
De ki: “Ben size, ‘Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum. Ben gaybı da bilmem. Size ‘ben bir meleğim' de demiyorum. Ben, sadece bana vahyolunana uyarım.” De ki: “Kör ile gören hiç bir olur mu? Hâlâ düşünmüyor musunuz?”
Cemal Külünkoğlu
(Senden hâlâ mucize bekleyenlere) de ki: “Ben size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır (onları dilediğim gibi kullanabilirim)” demiyorum. Ben (kendiliğimden) insanın kavrayış alanının ötesindeki bilinmeyenleri de bilmem. Size: “Ben bir meleğim de demiyorum. Ben sadece bana indirilen vahye uyuyorum.” (Yine) de ki: “kör ile gören bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz?”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Onlara: “Ben size Allah’ın hazineleri benim yanımdadır demiyorum, ğaybı da bilmiyorum, ben meleğim de demiyorum ve ben ancak bana vahyolunana uyuyorum.” de. Bir de onlara: “görmeyenle gören hiç eşit olur mu? Siz, bunu hiç düşünmüyor musunuz?” de.
Rabblerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları, Kur'ân ile uyar! Onlar için Rabblerinden başka ne bir dost ne de bir aracı vardır; belki sakınırlar.
Cemal Külünkoğlu
Kendileri için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir şefaatçi bulunmaksızın, Rablerinin huzurunda toplanmaktan korkanları, Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar diye, bu (Kur’an ile) uyar!
Mehmet Türk
Rablerinin huzurunda toplanmaktan korkanları; orada kendileri için Allah’tan başka bir dost ve bir şefâatçi olmadığı konusunda uyar. Böylece belki Allah’tan hakkıyla sakınırlar.
Rabblerinin rızâsını isteyerek sabah akşam O'na yalvaranları yanından kovma! Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara herhangi bir sorumluluk yoktur ki, onları kovup da zâlimlerden olasın.
Cemal Külünkoğlu
Sırf Rablerinin rızasını isteyerek sabah akşam O’na kulluk eden (fakir)leri, (inkârcılar istiyor diye) yanından uzaklaştırma! (Sen fakirlerle berabersin diye ekâbir takımı iman etmese de) onların hesabından sana (hiçbir sorumluluk) düşmez ve senin hesabından da onlara bir şey düşmez. Bu yüzden onları kovarsan zalimlerden olursun.
Mehmet Türk
Sen, sabah akşam Rablerine, sadece Onun rızasını kazanmak isteyerek dua edenleri huzurundan kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara bir sorumluk yok ki, onları kovup da zalimlerden olasın.
“Aramızda Allah'ın kendilerine lütuf ve ihsanda bulunduğu kimseler de bunlar mı?” demeleri için onların bir kısmını diğerleriyle işte böyle imtihan ettik. Allah şükredenleri hakkıyla bilen değil midir?
Cemal Külünkoğlu
Böylece: “Allah içimizden bunlara mı lütufta bulundu?” demeleri için onlardan bir kısmını diğerleriyle işte böyle denedik. Allah, şükredenleri daha iyi bilmez mi?
Mehmet Türk
Biz o (kâfirleri): “Allah’ın aramızdan ihsanına lâyık gördükleri de bunlar mı?” desinler diye, birbirleriyle işte böyle imtihan ettik. Doğrusu şükredenleri en iyi bilen Allah değil midir?
Âyetlerimize inananlar sana geldiğinde, onlara de ki; “Selâm size! Rabbiniz rahmet ve şefkati kendisine ilke edindi. Gerçek şu ki, sizden kim bilmeyerek bir kötülük yapar, ardından tövbe edip de kendini ıslah ederse, bilsin ki Allah, çok bağışlayandır; çok merhamet edendir.”
Cemal Külünkoğlu
Ayetlerimize inananlar yanına geldikleri zaman onlara de ki: “Selam olsun size! Rabbiniz rahmeti kendine ilke edindi (merhameti kendi zatı için prensip edindi). Sizden her kim bilmeyerek bir kötülük işleyip de sonra arkasından tevbe eder ve kendini düzeltirse, (bilmiş olsun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Âyetlerimize inananlar, sana geldikleri zaman onlara: “Allah’ın selamı üzerinize olsun. O (öncelikle) rahmet etmeyi kendi kendine ilke edindi. Her kim de bilmeyerek kötülük yapar, sonra da tevbe eder ve durumunu düzeltirse şüphesiz O (Allah) çok bağışlayandır ve pek esirgeyendir.” de.
Böylece suçluların yolu belli olsun diye âyetleri iyice açıklıyoruz.
Cemal Külünkoğlu
Günahı hayat tarzı haline getirenlerin yolu (mü’minlerin yolundan kesin çizgilerle) belli olsun diye ayetlerimizi, işte böyle ayrıntılı biçimde ortaya koyuyoruz.
Mehmet Türk
İşte Biz âyetlerimizi günâhkârların yolu açıkça belli olsun diye, böyle ayrıntılı bir biçimde açıklıyoruz.
De ki: “Allah'ın dışında taptığınız şeylere tapmak bana yasak edildi.” De ki: “Ben sizin arzularınıza uymam; aksi halde sapıtırım da, hidayete erenlerden olmam.”
Cemal Külünkoğlu
(İnkârcılara) de ki: “Sizin, Allah’tan başka taptığınız şeylere kulluk etmem bana kesinlikle yasaklandı. (Yine) de ki: “Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum, hidayete erenlerden olmam.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!): “Ben sizin Allah’tan başka taptıklarınıza kulluk etmekten kesinlikle men edildim.” de. Bir de onlara: “Ben sizin arzularınıza asla uymayacağım. (Eğer uyarsam) işte esas o zaman, sapıtmış ve doğru yolu bulamayanlardan olmuş olurum.” de.
De ki: “Şüphesiz ben Rabbimden gelen apaçık bir kanıta dayanmaktayım ve siz onu yalanlamış oluyorsunuz. Çabucak gelmesini istediğiniz azap, benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O, hakkı anlatır ve en iyi hüküm veren O'dur.
Cemal Külünkoğlu
(Yine) de ki: “Ben Rabbimden gelen kesin bir delile dayanıyorum, siz ise onu yalanladınız. Bir an önce gerçekleşmesini istediğiniz azap da benim yetkimde değildir. Hüküm, yalnız ve yalnız Allah’a aittir. O hakikati haber verecektir. Zira O. (Hak ile batıl arasında) en iyi hükmü verendir.”
Mehmet Türk
(Ve devamla): “Ben Rabbimden (gelen) apaçık bir delile dayanıyorum ama siz, onu yalanlıyorsunuz. Sizin acele gelmesini istediğiniz (azabı) getirmek benim elimde değil. Hüküm vermek sadece Allah’a aittir. Ayırt edici hükmü verenlerin en hayırlısı olarak, hakkın takipçisi sadece O (Allah)’tır.” de.
De ki: “Acele istediğiniz şey benim elimde olsaydı, elbette benimle sizin aranızda iş bitirilmişti. Allah, zâlimleri hakkıyla bilir.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “O çabuk gelmesini istediğiniz azap benim elimde olsaydı, aramızdaki iş çoktan sonuçlanmış olurdu. (Fakat) Allah zalimleri(n azap vaktini) en iyi bilendir.”
Mehmet Türk
(Bir de onlara): “Sizin acele gelmesini istediğiniz (azabı) getirmek eğer benim elimde olsaydı, benimle sizin aranızdaki iş çoktan bitirilirdi. Allah, zalimleri çok iyi bilir.” de.
Gaybın anahtarları Allah'ın yanındadır; onları O'ndan başkası bilemez. O, karada ve denizde ne varsa bilir. O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez. Yerin karanlıkları içindeki tek bir tane, yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.
Cemal Külünkoğlu
Gaybın (yaratılmış varlıkların idrakini aşan şeylerin) bütün anahtarları Onun katındadır. Onları Allah’tan başka kimse bilemez. O, karada ve denizde olan her şeyi bilir. O’nun bilgisi olmadan ne (dalından) bir yaprak düşer ne de toprağın karanlıklarına/derinliklerine bir tohum. (Canlı-cansız) yaş ve kuru hiçbir şey yoktur ki O’nun (varlık kanunlarının bulunduğu) apaçık kitapta (bilgi işlem merkezinde) bulunmasın.
Mehmet Türk
Ğaybın anahtarları Onun katındadır ve onu ancak O (Allah) bilir. O karada ve denizde ne varsa hepsini bildiği gibi, yere düşen her yaprağı ve toprağın karanlıklarındaki her bir taneyi dahi kesinlikle bilir. Yaş ve kuru ne varsa, hepsi mutlaka o apaçık kitap (olan levh-i mahfuzda) yazılıdır.
Geceleyin sizi öldüren, gündüzün de ne işlediğinizi bilen, sonra belirlenmiş ecel tamamlansın diye gündüzün sizi dirilten O'dur. Sonra dönüşünüz yine O'nadır. Ardından O, yaptıklarınızı size haber verecektir.
Cemal Külünkoğlu
Geceleyin (uyutarak) sizi ölü (gibi) yapan, sonra (kendisi tarafından) tespit edilen ömrü tamamlamak üzere sizi (uyandırarak) her gün hayata geri döndüren ve gündüzün ne yaptığınızı bilen O’dur. En sonunda O’na döndürüleceksiniz. Ve o zaman (dünyada) yaptığınız bütün her şeyi size gösterecektir.
Mehmet Türk
Sizi geceleyin öldüren, gündüz vakti de ne yaptığınızı bilen, sonra eceliniz gelinceye kadar gündüzleri sizi uyandıran Odur. Sonunda dönüşünüz Ona olacaktır. O da yaptıklarınızı size (âhirette) tek tek haber verecektir.
O, kullarının üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir. Nihayet birinize ölüm geldi mi, elçilerimiz onun canını alırlar. Onlar vazifede kusur etmezler.
Cemal Külünkoğlu
O, kullarının üstünde yegâne kudret ve tasarruf sahibidir. O size koruyucu melekler gönderir. Nihayet sizden birinize ölüm vakti geldiğinde elçilerimiz onun canını alır ve onlar vazifelerinde asla kusur etmezler.
Mehmet Türk
Kulları üzerinde kesin otorite sahibi olan, Odur. Ve O size koruyucu (melekler) gönderir. Sonunda sizden birinize ölüm vakti gelince; (ölüm) meleklerimiz, (görevlerinde) hiç eksiklik yapmadan, onu vefat ettirirler.
Sonra insanlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülürler. Bilesiniz ki, hüküm yalnız O'nundur ve O, hesap görenlerin en çabuğudur.
Cemal Külünkoğlu
Sonra o canları alınanlar, gerçek takipçileri olan Allah’ın huzuruna getirilirler. Doğrusu, nihai hüküm yalnız O’nundur. Ve O, hesabı en hızlı görendir.
Mehmet Türk
Sonra da onlar gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülürler. Şunu iyi bilin ki hüküm (ve hâkimiyet) kesinlikle Onundur ve O, hesap görenlerin en çabuğudur.
De ki: “Karanın ve denizin karanlıklarından, tehlikelerinden sizi kim kurtarabilir ki? O zaman Allah'a gizli gizli yalvararak: ‘Eğer bizi bundan kurtarırsan and olsun şükredenlerden olacağız' diye dua edersiniz.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Bizi bu durumdan kurtarırsa Andolsun şükredenlerden olacağız, diye boyun büküp ürpererek O’na yakardığınızda, karanın ve denizin karanlıklarından/tehlikelerinden sizi kim kurtarıyor?”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Onlara: “Siz ‘bizi bu sıkıntıdan kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız’ diye gönülden ve gizlice yalvardığınızda, sizi karanın ve denizin karanlıklarından (Allah’tan başka) kim kurtarabilir ki?” de.
De ki: “Allah'ın size üstünüzden/gökten veya ayaklarınızın altından/yerden bir azap göndermeye ya da birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yeter.” Bak, anlasınlar diye âyetlerimizi nasıl açıklıyoruz!
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Yalnız O’dur size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da sizi gruplar halinde birbirinize düşürmeğe ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yeten.” Bak, iyice anlasınlar diye, mesajları nasıl her yönüyle açıklıyoruz!
Mehmet Türk
(Bir de onlara): “O (Allah’ın) size üstünüzden veya ayaklarınızın altından azap göndermeye yahut sizi, gruplara ayırarak kiminizin acısını kiminize tattırmaya da gücü yeter.” de. Bak! Biz, âyetlerimizi onlar iyice anlasınlar diye nasıl da açıklıyoruz?
Âyetlerimiz hakkında ileri-geri konuşanları gördüğünde, onlar başka bir söze dalıncaya kadar onlardan uzak dur! Eğer şeytan sana unutturur da onlarla oturursan, hatırladıktan sonra artık o zâlimler topluluğu ile oturma!
Cemal Külünkoğlu
Ayetlerimiz hakkında alay yollu söz edenleri gördüğün zaman, onlar başka bir konuya geçinceye kadar onlardan yüz çevir (onlara tavır koy ve kendilerinden uzak dur). Eğer onlardan yüz çevirme işini, şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra hemen kalk ve o zalimler kavmi ile oturmaya devam etme!
Mehmet Türk
Âyetlerimiz hakkında ileri geri konuşanları gördüğün zaman derhal onlardan uzaklaş ki onlar, ondan başka bir söze dalsınlar. Eğer şeytan sana bunu unutturursa hatırladıktan sonra sakın o zalimler topluluğuyla birlikte oturma.
Takvâ sahiplerine, inanmayanların hesabından herhangi bir sorumluluk yoktur. Fakat korunurlar diye hatırlatmak gerekir.
Cemal Külünkoğlu
Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlara, o (inanmaya)nların hesabından dolayı bir sorumluluk yoktur. Fakat (günahkârlar, olur ki) Allah’a karşı gelmekten sakınırlar diye onlara nasihat etmek gerekir.
Mehmet Türk
Gerçi Allah’tan hakkıyla sakınanlar, o zalimlerden asla sorumlu değildir. Fakat bu, onların sakınmaları için bir hatırlatmadır.
Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak! Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felâkete dûçar olmaması için Kur'ân ile öğüt ver! O kimse için Allah'tan başka ne dost vardır, ne de şefaatçi. O, bütün varını fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandıkları günahlar yüzünden helâke sürüklenmişlerdir. İnkâr ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardır.
Cemal Külünkoğlu
Dünya hayatının rahatına dalarak eğlenceyi ve geçici zevkleri dinleri haline getiren kimseleri (kendi hallerine) bırak! O Kur’an ile şunu hatırlat ki; bir kimse kazandığı (günah)tan dolayı felakete düşmeye görsün; artık onun için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir şefaatçi vardır. O, (kurtulmak için) bütün varlığını fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandıkları (günahlar) yüzünden felakete sürüklenmiş kimselerdir. İnkâr ettiklerinden dolayı da onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardır.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Dinlerini bir oyalanma ve eğlence edinen ve dünya hayatı kendilerini aldatanları bırak! Ve (onlara); “hiç kimsenin kazandığı şey yüzünden kendisini helâke atmamasını, kendisinin Allah’tan başka bir dostu ve bir şefâatçisinin bulunmadığını, bütün varını-yoğunu feda etse de o azaptan kurtulamayacağını,” Kur’ân ile hatırlat. İşte onlar, kazandıkları yüzünden helâke uğratılan kimselerdir. Ve onlar için, inkârlarından dolayı kaynar sudan bir içecek ve acıklı bir azap vardır.
De ki: “Allah'ı bırakıp da, bize ne fayda ne de zarar veren şeylere mi yalvaralım? Allah bizi doğru yola ilettikten sonra topuklarımızın üzerinde gerisin geri mi dönelim? Tıpkı kendisini doğru yola çağıran arkadaşları: ‘Bizimle gel' diye seslendikleri halde şeytanların ayartmasına kapılıp dünyevî zevkler peşinde körü körüne koşturan kimse gibi mi olalım?” De ki: “Allah'ın gösterdiği yol, doğru yolun ta kendisidir ve biz âlemlerin Rabbine teslim olmakla emr olunduk.”
Cemal Külünkoğlu
(Ey Mü’min) de ki: “Allah’la beraber, bize fayda veya zarar verme kudretine sahip olmayan o sahte ilâhlara da mı yalvaralım? Allah bizi doğru yola ilettikten sonra tekrar geriye mi dönelim? Tıpkı arkadaşları tarafından ’bize gel’ diye doğru yola çağrıldığı halde, şeytanlar tarafından ayartılıp çöl ortasında şaşkın bırakılan kimse gibi mi olalım?” Yine de ki: “Allah’ın gösterdiği yol (İslam), yegâne doğru yoldur. Biz, âlemlerin Rabbine teslim olmakla emrolunduk.”
Mehmet Türk
Onlara: “Yani şimdi biz, Allah’ı bırakıp bize fayda da zarar da veremeyen şeylere yalvaralım da Allah bizi doğru yola ilettikten sonra, tekrar geriye mi dönelim? Tıpkı arkadaşları, ‘bize gel’, diye (doğru yola) çağırdıkları halde, şeytanlar tarafından ayartılıp yeryüzünde şaşkın bir şekilde dolaşan avanak gibi mi olalım?” de. Bir de onlara: “Allah’ın gösterdiği yol, doğru yolun ta kendisidir ve biz sadece âlemlerin Rabbi’ne teslim olmakla emrolunduk.” de.
“Namazı kılınız, Allah'a saygı duyunuz” diye de emrolunduk. O, huzuruna varıp toplanacağımız Allah'tır.
Cemal Külünkoğlu
Bir de (emrolundu ki): “Namazı ikame edin ve Allah’a karşı gelmekten (ve fenalığın her çeşidinden) sakının. Çünkü hepiniz (sonunda) O’nun huzurunda toplanacaksınız.”
Mehmet Türk
Bir de: “(Bize) ‘namazı dosdoğru ve devamlı kılın ve kıyamette huzurunda toplanacağınız O (Allah’tan) hakkıyla sakının’ diye emredildi.” de.
O, gökleri ve yeri bir amaç uğruna yaratandır. “Ol” dediği gün her şey oluşmaya başlar. O'nun sözü gerçektir. Sûr'a üflendiği gün de hükümrânlık O'nundur. Gizliyi ve âşikâr olanı bilendir. O, tam hikmet sahibidir ve her şeyden haberdardır.
Cemal Külünkoğlu
O’dur gökleri ve yeri (belli bir hikmete göre) Hak ile yaratan. O ne zaman “Ol” dese emri hemen yerine gelir (ve oluş süreci başlar). O’nun sözü hakikatin ta kendisidir. (Yeniden diriliş için) Sur’a üfürüldüğü gün hükümranlık yine O’nun olacaktır. O, görüleni de görülmeyeni de bilendir. O, mutlak hüküm ve hikmet sahibidir (ve her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.
Mehmet Türk
Gökleri ve yeri asla değişmeyen ölçülerle yaratan, Odur. O bir şeye “ol” dediği zaman o, hemen oluverir ve Onun bu sözü, mutlaka gerçekleşir. Sur’a üfürüldüğü gün hükümranlık tamamen Ona aittir. O görülmeyeni de görüleni de bilir. Ve O, hüküm (ve hikmet) sahibidir, her şeyden haberi olandır.
İbrâhim, babası Âzer'e demişti ki: “Sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben, seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum.”
Cemal Külünkoğlu
Hani (bir zamanlar) İbrahîm, babası Âzer’e: “Putları tanrılar mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum” demişti.
Mehmet Türk
İbrahim babası Âzer’e: “Sen putları kendine ilâhlar mı ediniyorsun? Doğrusu ben, seni ve toplumunu apaçık bir sapkınlık içerisinde görüyorum.” demişti.
Böylece biz İbrâhim'e, kesin inananlardan olsun diye göklerin ve yerin melekûtunu/ kainatın işleyiş kanunlarını gösteriyorduk.
Cemal Külünkoğlu
(İşte) böylece biz İbrahîm’e tam ve kesin bir imana sahip olması için (şirkin çirkinliğini gösterdiğimiz gibi) göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem ve mükemmel varlıklarını) da gösteriyorduk.
Mehmet Türk
Böylece Biz, tam îman edenlerden olması için, İbrahim’e göklerin ve yerin hükümranlığını gösteriyorduk.
Üzerine gece basınca İbrâhim bir yıldız gördü: “Budur rabbim” dedi. Yıldız batınca, “Batanları sevmem” dedi.
Cemal Külünkoğlu
(İbrahîm) gecenin karanlığı üzerine çökünce bir yıldız gördü. (Babasının ve kavminin putlara, yıldızlara, aya ve güneşe tapmaları karşısında) “bu (mudur) benim Rabbim?” dedi. Sonra yıldız batıp gidince, “ben batıp gidenleri sevmem (ilah edinmem)” dedi.
Mehmet Türk
Üzerine gecenin karanlığı çökünce bir yıldız gördü ve (toplumuna): “Bu mu benim Rabb’im?” dedi. Yıldız batınca da: “Ben batanları sevmem!” dedi.
Ayı doğarken görünce: “Budur rabbim” dedi. O da batınca, “Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapan topluluktan olurdum” dedi.
Cemal Külünkoğlu
Sonra, ayın doğduğunu görünce, “(Öyleyse) Rabbim bu ha!” dedi. Ama ay da batıp gidince, “Gerçekten, eğer Rabbim beni doğru yola iletmemiş olsaydı andolsun ki (ben de babam ve kavmim gibi rastgele şeylere taparak) doğru yoldan sapmış kimselerden olacaktım!” dedi.
Mehmet Türk
(Sonra) ay’ı doğarken görünce: “Bu mu benim Rabb’im?” dedi. O batınca: “Eğer Rabbim beni dosdoğru yola iletmeseydi, şüphesiz (ben de sizin gibi) sapkınlardan biri olurdum.” dedi.
Güneşi doğarken görünce: “Budur rabbim, bu daha büyük” dedi. O da batınca dedi ki: “Ey kavmim! Ben sizin Allah'a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.”
Cemal Külünkoğlu
Nihayet güneşi doğarken görünce de: “(Demek) Rabbim budur, zira bu (hepsinden) daha büyüktür” dedi. O da batıp gidince, dedi ki: “Ey kavmim! Ben sizin taptığınız şeylerden uzağım.”
Mehmet Türk
78,79. (Daha sonra da) Güneş’i doğarken görünce: “Bu mu benim Rabb’im? (Bakın) bu daha büyük.” dedi. O da batınca: “Ey kavmim! Ben kesinlikle sizin (Allah’a) ortak koştuklarınızdan uzağım ve ben, bütün varlığımla yüzümü, gökleri ve yeri yoktan yaratan (Allah’a) çevirdim ve ben asla Ona ortak koşanlardan değilim.” dedi.
“Ben, benliğimi tamamen gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben Ona ortak koşanlardan değilim!”
Cemal Külünkoğlu
(İbrahîm) “Bakın, ben batıl olan her şeyden uzak durarak yüzümü gökleri ve yeri yaratan Allah’a çevirdim ve ben O’ndan başkasına ilahlık yakıştıranlardan değilim” (dedi).
Mehmet Türk
78,79. (Daha sonra da) Güneş’i doğarken görünce: “Bu mu benim Rabb’im? (Bakın) bu daha büyük.” dedi. O da batınca: “Ey kavmim! Ben kesinlikle sizin (Allah’a) ortak koştuklarınızdan uzağım ve ben, bütün varlığımla yüzümü, gökleri ve yeri yoktan yaratan (Allah’a) çevirdim ve ben asla Ona ortak koşanlardan değilim.” dedi.
Kavmi onunla tartışmaya girişti. Onlara dedi ki: “Beni doğru yola iletmiş iken Allah hakkında benimle tartışıyor musunuz? Ben sizin O'na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam; ancak Rabbimin dilediği olur! Rabbim, bilgisi ile her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ kendinize gelip öğüt almıyor musunuz?”
Cemal Külünkoğlu
Kavmi, onunla tartışmaya girişti. (Bunun üzerine) onlara dedi ki: “Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Ben, sizin O’na ortak koştuğunuz şeylerden korkmam. Ancak Rabbimin dilediği olur! Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?”
Mehmet Türk
Toplumu onunla tartışmaya başlayınca (İbrahim,) onlara: “Beni doğru yola ulaştırdığı halde siz, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Rabbimin dilediği şeyler haricinde ben, sizin Ona ortak koştuklarınızdan asla korkmuyorum. Çünkü benim Rabbim, bilgisiyle her şeyi kuşatmıştır. Siz hâlâ bunu idrak etmeyecek misiniz?”
“Hem siz, tanrı oldukları hakkında Allah'ın size hiçbir delil indirmediği şeyleri, O'na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben nasıl sizin O'na ortak koştuğunuz şeylerden korkarım? Şimdi biliyorsanız söyleyiniz, iki topluluktan hangisi, tek Allah'a inananlar mı, yoksa Allah'a ortak koşanlar mı güvende olmaya daha lâyıktır?”
Cemal Külünkoğlu
“Hem siz; (kendilerine ibadet edileceğine dair) Allah’ın size hiçbir delil indirmediği şeyleri O’na şirk koşmaktan korkmazken; kendisine şirk koştuğunuz (sahte ilahlarınız)dan ben ne diye korkayım?” Şimdi biliyorsanız (söyleyin) güvende olmak bakımından, bu iki taraftan (Allah’ın bir olduğuna inananlar mı, yoksa Allah’a ortak koşanlar mı) hangisi emin olmaya daha layıktır?
Mehmet Türk
“Siz haklarında size hiçbir hüküm indirmediği şeyleri, Allah’a ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da ben, Ona ortak koştuğunuz şeylerden nasıl korkacağım? Şimdi eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım) bu iki topluluktan hangisi güvenilmeye daha lâyıktır?” dedi.
İnanıp da imanlarına herhangi bir şirki bulaştırmayanlar var ya, işte güven onlarındır ve onlar doğru yolu bulanlardır.
Cemal Külünkoğlu
İman edip de imanlarını herhangi bir zulümle (şirkle) kirletmeyenler var ya; işte onlardır güven içinde olacak olanlar. Çünkü onlar doğru yolu bulmuşlardır.
Mehmet Türk
Îman edip de bu îmanlarına, zulüm karıştırmayanlar var ya gerçekten güven içerisinde ve doğru yolda olanlar, onlardır.
İşte bu, kavmine karşı İbrâhim'e verdiğimiz delillerimizdir. Dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki senin Rabbin hikmet sahibidir; hakkıyla bilendir.
Cemal Külünkoğlu
İşte bu (şekilde Allah’ı arayıp bulması), kavmine karşı İbrahîm’e verdiğimiz delillerimizdir. (Amellerine göre) dilediğimiz kimselerin derecelerini yükseltiriz. Şüphesiz ki, Rabbin hüküm ve hikmet sahibidir ve her şeyi hakkıyla bilendir.
Mehmet Türk
İşte bütün bunlar, toplumuna karşı İbrahim’e verdiğimiz delillerimizdir. (İşte) Biz kimi dilersek, onu böyle kat kat yükseltiriz. Şüphesiz Rabbin hüküm (ve hikmet) sahibidir, her şeyi bilendir.
Biz ona İshâk ve Yâkub'u da armağan ettik; hepsini de doğru yola ilettik. Daha önce de Nûh'u ve onun soyundan Dâvud'u, Süleymân'ı, Eyyûb'u, Yûsuf'u, Mûsâ'yı ve Hârun'u doğru yola iletmiştik. Biz iyi davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Cemal Külünkoğlu
(Daha sonra) Biz İbrahîm’e (oğlu) İshak’ı ve (torunu) Yakub’u armağan ettik. Onların her birini daha önce Nuh’u hidayete erdirdiğimiz gibi hidayete erdirdik. Onun neslinden gelen Davud’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yusuf’u, Musa’yı ve Harun’u da hidayete erdirdik. İşte iyilik yapanları ve iyi davrananları böyle ödüllendiririz.
Mehmet Türk
Biz ona, hepsine de doğru yolu gösterdiğimiz, İshak’ı ve Yâkûb’u da hediye ettik. Nitekim Biz daha önce Nûh’a ve o (İbrahim’in) soyundan gelen Dâvût’a, Süleyman’a, Eyyub’a, Yûsuf’a, Mûsa’ya ve Hârûn’a da doğru yolu göstermiştik. İşte Biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz.
İşte bu, Allah'ın hidayetidir, kullarından dileyeni ona iletir. Eğer onlar da Allah'a ortak koşsalardı, yapmakta oldukları amelleri elbette boşa giderdi.
Cemal Külünkoğlu
İşte bu, Allah’ın gösterdiği dosdoğru yoldur ki, O, kullarından dilediğini (kullar da dilediği taktirde) bu yola iletir. Eğer onlar da (peygamber olmalarına rağmen) Allah’a (en küçük bir şeyi) ortak koşsalardı, bütün yaptıkları boşa gidecekti.
Mehmet Türk
İşte bu yol, Allah’ın kullarından dilediğini ulaştırdığı, dosdoğru yoludur. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı, onların da yaptıkları her şey boşa giderdi.
İşte onlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer kâfirler bunları inkâr ederlerse, şüphesiz, yerlerine bunları inkâr etmeyecek bir toplum getiririz.
Cemal Külünkoğlu
Onlar kendilerine kitap, hikmet (doğru hüküm verme yeteneği) ve nebilik verdiğimiz kimselerdir. Eğer bunları tanımayıp inkâr ederlerse, (bilsinler ki biz) yerlerine inkâr etmeyen bir topluluk getiririz.
Mehmet Türk
İşte onlar, kendilerine kitap, hükümranlık ve Peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer şu (kâfirler) bütün bunları inkar ederlerse, şüphesiz Biz, onların yerine bunları inkâr etmeyen bir toplum getiririz.
İşte o peygamberler, Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların yoluna uy! De ki: “Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bu, âlemler için sadece bir öğüttür.”
Cemal Külünkoğlu
İşte onlar Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. (Ey Muhammed!) Sen de onların yolunu izle ve de ki: “Ben bu tebliğ karşılığında sizden hiçbir ücret istemiyorum. (Ben bir peygamberim ve) bu (Kur’an da) bütün âlemler için ancak bir öğüttür.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) İşte o Peygamberler, Allah’ın kendilerini dosdoğru yola ulaştırdığı kimselerdir. Sen de onların yoluna uy. Ve insanlara: “Ben bu (tebliğ görevime) karşılık, sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur’an) âlemlere sadece bir hatırlatmadır.” de.
Allah'ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü, “Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi” dediler. De ki: “Öyle ise Mûsâ'nın insanlara bir nûr ve hidayet olarak getirdiği kitabı kim indirdi? Siz onu kâğıtlara yazıp açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler, size öğretilmiştir.” Sen, “Allah” de, sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta debelenip dursunlar!
Cemal Külünkoğlu
(Yahudiler:) “Allah insana hiçbir şey indirmemiştir” diyerek Allah’ın azamet ve kudretini bilip anlayamadı(klarını ortaya koydu)lar. (Onlara) de ki: “(Madem Allah hiçbir şey indirmedi o halde) Musa’nın insanlara bir nur, bir hidayet olarak getirdiği (ve sonradan adı Tevrat olan) Kitab’ı kim indirdi? (Gerçi) siz onu (ciddiye almadınız), parçalara ayırarak ve kâğıtlarda yazıya dökerek işinize geleni açıkladınız ve çoğunu da (işinize gelmediği için) gizlediniz. Hâlbuki sizin de atalarınızın da bilmediği şeyler (Kur’an’la) size öğretilmiştir. (İşte o Kitab’ı indiren de) Allah’tır.” de ve sonra bırak onları, boş laflarla oyalanıp dursunlar.
Mehmet Türk
O (Yahûdî kâfirler): “Allah, insanlara hiçbir şey göndermemiştir.” demekle Allah’ı tam olarak tanıyamadılar. (Ey Muhammed!) onlara: “Mûsa’nın insanlara bir nur ve hidâyet kaynağı olarak getirdiği, sizin işinize gelen tarafını açıklayıp çoğunu gizli tutarak (basit) kâğıt parçalarına dönüştürdüğünüz, aslında sizin ve babalarınızın, bilmediğiniz birçok şeyi kendisinden öğrendiğiniz Kitab’ı size kim gönderdi?” diye sor ve: “Allah’tır” de. Sonra da bırak onları, daldıkları saçmalıklarla oyalansın dursunlar.
Bu da, şehirlerin anası olan Mekke'yi ve çevresini uyarman için sana indirdiğimiz, feyiz kaynağı ve kendinden öncekini doğrulayan bir kitaptır. Âhirete inananlar ona da inanırlar, namazlarına devam ederler.
Cemal Külünkoğlu
Bu (Kur’an), kendinden önceki, ilahi kitapları(n değiştirilmiş kısımlarını düzelterek) doğrulayan ve şehirlerin anası durumunda olan (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanları uyarman için indirdiğimiz bereket kaynağı bir kitaptır. Ahirete inananlar ona (Kur’an’a) da inanırlar ve Hak’tan yana duruşlarını devamlı korurlar.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Bu, sana onların ellerinde olanları doğrultucu ve şehirlerin anası (olan Mekke) halkını ve onun çevresinde bulunanları uyarman için indirdiğimiz mübârek bir kitaptır. İşte o âhiret gününe îman edenler, bu Kitaba îman ettikleri gibi namazlarına da devam ederler.
Allah'a karşı yalan uydurandan, yahut kendisine hiçbir şey vahy edilmemişken, “Bana da vahyolundu” diyenden ve “Ben de Allah'ın indirdiği âyetlerin benzerini indireceğim” diyenden daha zâlim kim vardır? Bir görsen o zâlimleri, ölüm sıkıntısı içindeyken; melekler ellerini uzatmış: “Çıkarın canlarınızı!” diye. Allah'a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve O'nun âyetlerine karşı kibirlilik taslamış olmanızdan ötürü bugün alçaklık azabı ile cezalandırılacaksınız.
Cemal Külünkoğlu
Allah’a karşı yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken “Bana da vahyolundu” diyenden ve “Ben de Allah’ın indirdiği ayetlerin benzerini indireceğim” iddiasında bulunandan daha zalim kim olabilir? (Ey Resul!) Kendilerini ölüm sancıları içinde bulduklarında ve melekler ellerini uzatarak: “Ruhlarınızı teslim edin! Allah’a gerçek olmayan şeyleri izafe ettiğiniz ve kibre kapılarak O’nun ayetlerine karşı büyüklük tasladığınız için bugün aşağılanma cezası ile cezalandırılacaksınız!” diye o zalimlere seslendiklerini bir görsen!
Mehmet Türk
Yalanlarını Allah’a yakıştıran ve kendisine hiçbir şey indirilmediği halde: “Bana da vahiy indirildi.” veya “Allah’ın indirdiği gibi ben de vahiy indirebilirim.” diye iddiada bulunandan daha zalim kim olabilir? O zalimlerin, ölümün pençesine düşüp de melekler onlara ellerini uzatıp: “Haydi! Canlarınızı çıkarın bakalım! Bugün Allah hakkında aslı astarı olmayan şeyler söylemeniz ve Onun âyetlerine karşı büyüklük taslamanızdan dolayı alçaltıcı bir azapla cezâlandırılacaksınız.” derken onların halini bir görsen!
Andolsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve dünyada size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız. Sizinle ilgili olarak ortaklarımız sandığınız şefaatçilerinizi de yanınızda göremeyeceksiniz. Andolsun aranızdaki bütün bağlar kopmuş ve tanrı sandığınız şeyler sizden kaybolup gitmiştir.
Cemal Külünkoğlu
(Ve o zaman Allah şöyle buyuracak:) Andolsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi, bize yapa yalnız geldiniz. Ve size (hayatta iken) bahşettiğimiz her şeyi arkanızda bıraktınız. Hani, hakkınızda Allah’ın ortakları olduğunu sandığınız (Allah’a ulaşmak için aracı kıldığınız, dünyalık menfaatler için gölgesine sığındığınız) şefaatçilerinizi sizinle beraber görmüyoruz. Andolsun ki; aranızdaki bağlar artık kopmuştur. (Çok güvenip itimat ettiğiniz ve sizi kurtarabileceklerine inandığınız sahte ilahlarınız) sizi yüzüstü bırakıp gitmiştir.
Mehmet Türk
(Ve kıyamet günü Allah onlara): “İşte (bugün) siz huzurumuza ilk yarattığımız gibi size verdiğimiz her şeyi arkanızda bırakarak, yapayalnız geldiniz. Sizin Bize ortak olduklarını sandığınız şefâatçilerinizi de yanınızda göremiyoruz! Demek ki sizin onlarla aranızdaki tüm bağlar, kesilmiş ve (şefâatçi) sandığınız şeyler de sizden kaybolup gitmişler!” (der.)
Şüphesiz Allah, tohumu ve çekirdeği çatlatandır; ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarandır. İşte Allah budur. O halde haktan nasıl döndürülüyorsunuz?
Cemal Külünkoğlu
Kuşkusuz Allah, tohumu ve meyve çekirdeğini patlat(ıp içinden filizler çıkar)andır. O, Ölüden diriyi meydana getiren, diriden de ölüyü çıkarandır. İşte (sizin Rabbiniz olan) Allah budur. O halde nasıl oluyor da (Rabbinizin öğütlerinden) uzaklaştırılıyorsunuz?
Mehmet Türk
Şüphesiz ki tohum tanelerini ve çekirdekleri çatlatan, ölüden diriyi çıkardığı gibi, diriden de ölüyü çıkaran, O Allah’tır. İşte Allah, budur. Siz nasıl da saptırılıyorsunuz.
Allah, sabahı aydınlatandır. O, geceyi dinlenme zamanı, güneş ve ayı vakitlerin tayini için birer hesap ölçüsü kılandır. İşte bu, güçlü olan ve her şeyi pek iyi bilen Allah'ın takdiridir.
Cemal Külünkoğlu
O, karanlığı yarıp sabahı çıkaran, geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı da ince birer hesap ölçüsü kılandır. Bütün bunlar, sonsuz kudret ve ilim sahibi olan Allah tarafından mükemmel bir ölçüyle takdir edilmiştir.
Mehmet Türk
Karanlığı yarıp tanyerini ağartan, geceyi dinlenme zamanı yapan, Güneş’i ve Ay’ı da (bunların vakitlerini) hesaplamanız için yaratan, hep Odur. İşte bütün bunlar, üstün ve güçlü olan, her şeyi bilen (Allah)’ın koyduğu birer kanundur.
O, kara ve denizin karanlıklarında kendileri ile yol bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Gerçekten, bilen bir toplum için âyetleri geniş geniş açıkladık.
Cemal Külünkoğlu
Karanın ve denizin karanlığında onlara bakıp yolunuzu bulabilesiniz diye yıldızları sizin için var eden O’dur. Gerçekten bilmek ve anlamak isteyen kimseler için ayetlerimizi açıklıyoruz.
Mehmet Türk
Kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulmanız için yıldızları size kılavuz olarak yaratan da Odur. Şüphesiz Biz, bilen bir toplum için âyetleri, böyle geniş bir şekilde açıkladık.
O, sizi bir tek nefisten/cevherden yaratandır. Sizin için bir kalma yeri, bir de emanet olarak konulacağınız yer vardır. Anlayan bir toplum için âyetleri ayrıntılı bir şekilde açıkladık.
Cemal Külünkoğlu
Sizi bir candan yaratan O’dur. Ve O (sizin her biriniz için yeryüzünde karar kılan) bir vade/kalış süresi ve (ölümden sonra da emaneten kalınan) bir dinlenme yeri (tayin etmiştir). Biz bu mesajları hakikati kavrayabilecek insanlar için açık ve anlaşılır kılmaktayız.
Mehmet Türk
Sizi önce tek bir nefisten yaratan, sonra da size hem dünya hayatı hem de âhiret hayatı veren, Odur. Şüphesiz Biz, anlayan bir toplum için âyetleri işte böyle geniş bir şekilde açıkladık.
O, gökten su indirendir. İşte biz her çeşit bitkiyi onunla bitirdik. O bitkiden de kendisinde üst üste binmiş taneler bitireceğimiz bir yeşillik, hurmanın tomurcuğundan sarkan salkımlar, üzüm bağları, bir kısmı birbirine benzeyen, bir kısmı da benzemeyen zeytin ve nar bahçeleri meydana getirdik. Meyve verirken ve olgunlaştığı zaman, her birinin meyvesine bakın! Şüphesiz bütün bunlarda, inanan bir toplum için dersler vardır.
Cemal Külünkoğlu
Gökyüzünden suyu (yağmuru) indiren O’dur. Sonra biz onunla her çeşit bitkiyi çıkarırız. O bitkiden bir filiz, ondan da büyüyüp birbirinin üstüne binmiş taneler, başaklar çıkarırız. Hurma tomurcuklarından sarkan salkımlar, üzüm, zeytin ve nar bahçeleri yetiştiririz. Bunlardan kimi birbirine benzer, kimi benzemez. Her birinin meyvesine, bir ilk meyve verdiklerinde bir de tam olgunlaştıklarında bir bakın! Hiç kuşkusuz bütün bunlarda inanacak insanlar için derin mesajlar vardır
Mehmet Türk
Gökten suyu indiren de Odur. İşte Biz, her çeşit bitkiyi onunla yetiştiririz. O, her bitkiden yeşil sürgünler çıkarır, bu yeşil sürgünden de birbirine benzeyen ve benzemeyen taneleri üst üste binmiş başaklar, hurma tomurcuğundan salkımlar halinde (hurmalar), üzüm bağları, zeytin ve nar çıkarırız. Bunların meyvelerine bir ham iken, bir de olgunlaşınca bakın. Şüphesiz bunlarda, îman eden toplumların alacakları birçok ibret vardır.
Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa ki, onları da Allah yaratmıştı. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. O'nun şanı yücedir, onların ileri sürdükleri vasıflardan uzaktır.
Cemal Külünkoğlu
Bir de cinleri, (görünmeyen varlıkları) Allah’a ortak koştular. Hâlbuki onları O yaratmıştır. Bilmeden O’na oğullar ve kızlar isnat ettiler. Hâşâ O, onların ileri sürdüğü niteliklerden uzaktır ve şanı yücedir!
Mehmet Türk
Onlar Allah’a cinlerden de ortaklar koştular. Hâlbuki onları da yaratan Odur. Bir de tuttular bilgisizce Ona oğullar ve kızlar uydurdular. Allah, onların kendisi hakkında uydurdukları sıfatlardan çok uzak ve pek yücedir.
O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. O'nun eşi olmadığı halde, nasıl çocuğu olabilir? Her şeyi O yaratmıştır ve her şeyi hakkı ile bilen O'dur.
Cemal Külünkoğlu
Göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısı O’dur. O’nun eşi olmadığı halde nasıl (olur da) O’nun bir çocuğu olabilir! Her şeyi O yaratmıştır ve her şeyi hakkıyla bilen O’dur.
Mehmet Türk
O göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Eşi olmadığı halde, nasıl olur da onun çocuğu olabilir? Her şeyi yaratan Odur ve O, her şeyi, çok iyi bilendir.
İşte Rabbiniz Allah O'dur. O'ndan başka tanrı yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O'na kulluk ediniz; güvenilip dayanılacak tek varlık O'dur.
Cemal Külünkoğlu
İşte (ey insanlar) sizin (kulluk etmeniz gereken sadece) Rabbiniz (olan) Allah’tır ve O’ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır (ve yaratılanların idaresi O’nun elindedir). Öyle ise yalnız O’na kulluk edin. Zira O, her şeyi görüp gözeten ve gerçek manada güvenilmeye layık olandır.
Mehmet Türk
İşte sizin Rabbiniz, her şeyi yaratan ve tek ilâh olan O Allah’tır. Öyleyse sadece O, her şeyi dilediği gibi yöneten Allah’a kulluk edin.
Gözler O'nu göremez; halbuki O, gözleri görür. O, eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır.
Cemal Külünkoğlu
Gözler O’nu algılayamaz ama O, gözleri (ve gözlerin gördüklerini) algılar. O’nun ilmi her şeyin bütün inceliklerine nüfuz eder. O her şeyden haberdardır.
Mehmet Türk
Gözler Onu kavrayamaz. O, ise bütün gözleri kavrar. O her şeyi inceden inceye bilen, her şeyden haberdar olandır.
Doğrusu size Rabbiniz tarafından basiretler/idrâk kabiliyeti verilmiştir. Artık kim hakkı görürse faydası kendine, kim de kör olursa zararı kendinedir. Ben üzerinize bekçi değilim.
Cemal Külünkoğlu
Doğrusu Rabbinizden size anlama ve kavrama (kabiliyeti) verilmiştir. O halde, kim (gerçeği) görmek isterse kendi lehine ve kim de (bunca hakikate rağmen) körlüğü tercih ederse kendi aleyhine davranmış olur. Ve (inanmamakta ısrar edenlere de ki): “Ben de sizin üzerinize (illa da inanmanızı sağlayacak) bir bekçi değilim (sadece bir tebliğciyim).”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! Onlara): “Doğrusu Rabbiniz tarafından size, bir de idrak kabiliyeti verilmiştir. Artık kim, bununla hakkı görürse faydası kendisine, kim de görmezse zararı kendisinedir. Artık ben sizin üzerinizde bir gözetleyici değilim.” (de.)
Böylece biz âyetleri derinlemesine açıklıyoruz ki, “Sen ders almışsın” demesinler; onu kavrayan topluma izah ediyoruz.
Cemal Külünkoğlu
Onlar sana: “Sen iyi ders almışsın” desinler diye ve bir de bilen bir toplum için o (Kur’an’)ı açıklayalım diye ayetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.
Mehmet Türk
İşte Biz âyetleri, (kâfirlerin) sana; “Sen bunları bir yerden öğrenmişsin.” demeleri (sebebiyle) ve bilen toplumlara da onu, iyice anlatmamız için böyle açıklarız.
Allah'tan başkasına tapanlara sövmeyiniz! Sonra onlar da bilmeyerek Allah'a söverler. Böylece biz her ümmete kendi işlerini süsledik. Sonunda dönüşleri Rabblerinedir. Artık O, ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir.
Cemal Külünkoğlu
Allah’tan başka varlıklara tapanlara (şirkte ısrar ediyorlar diye) sövmeyiniz ki, onlar da cahillikle şaşkınlığa kapılıp Allah’a sövmesinler. Zira Biz her topluma (güzel görmek istedikleri için) kendi yaptıklarını güzel gösterdik. Sonunda dönüşleri ancak rablerinedir. O, onlara (dünyada) yaptıklarını bütün ayrıntılarıyla anlatacaktır.
Mehmet Türk
(Ey îman edenler!) Allah’tan başkasına tapanlara sövüp, onların da bilgisizce hiddetlenip Allah’a sövmelerine sebep olmayın. Biz, her ümmete kendiişlerini kendilerine süslü gösterdik. Sonunda onların dönüşleri nasıl olsa Rablerinedir. O da onlara yaptıklarını, tek tek haber verecektir.
Eğer kendilerine bir mucize gelirse ona mutlaka inanacaklarına dair, olanca güçleriyle Allah'a yemin ettiler. De ki: “Mucizeler ancak Allah'ın yanındadır.” Hem bilir misiniz, o gelmiş olsa da onlar inanmazlar.
Cemal Külünkoğlu
Onlar kesin bir dille Allah adına yemin ederek, eğer kendilerine bir mucize gelirse ona (ilahi kelama) mutlaka inanacaklarını söylediler. De ki: “Mucizeler sırf Allah’ın katındadır/yetkisindedir.” Şunu iyi bilin ki (ey mü’minler; onlara) mucize gönderilseydi bile, (yine de) inanmayacaklar(dı).
Mehmet Türk
Müşrikler kendilerine (istedikleri) bir mûcize gelse, ona mutlaka îman edeceklerine olanca güçleriyle yemin edip duruyorlar. (Ey Muhammed! Sen, onlara): “Mûcizeler getirmek sadece Allah’a aittir.” de. (Ey îman edenler!) Siz onların mûcize geldiğinde de inanmayacaklarını bilmiyorsunuz.
Gönüllerini ve gözlerini ters çeviririz, ilkin ona inanmadıkları gibi, mucizeyi gördükten sonra da inanmazlar. Onları şaşkın olarak azgınlıkları içinde bırakırız.
Cemal Külünkoğlu
(Kötü niyet ve eylemlerinden dolayı) biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da inanmazlar). Biz de onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar.
Mehmet Türk
Biz, onların gönüllerini ve gözlerini çeviririz de onlar, tıpkı daha önce îman etmedikleri gibi, yine îman etmezler. Biz de onları, kendi hâllerine bırakırız (onlar da) azgınlıklarında (ısrarla) kalmaya devam ederler.
Biz onlara melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikten sonra yine inanmazlardı; fakat çokları cehalet üretiyorlar.
Cemal Külünkoğlu
Eğer, onlara gerçekten melekleri indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe (kendileri de istemedikçe), onlar yine de inanmayacaktı. Fakat onların çoğu (yaptıkları cahilliğin kendilerini nereye götüreceğini) bilmezler.
Mehmet Türk
Eğer Biz onlara apaçık melekler indirseydik, ölüler kendileriyle konuşsaydı ve her şeyi getirip karşılarına koysaydık, Allah’ın diledikleri dışındakiler yine de inanmazlardı. Fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar.
Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. Bunlar, aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi, onu da yapamazlardı. Artık onları, uydurdukları şeylerle baş başa bırak.
Cemal Külünkoğlu
İşte böylece Biz, görünen ve görünmeyen varlıklar içinden zihin çelmeyi amaçlayan yaldızlı sözlerle birbirlerini aldatan şeytani güçleri her peygambere düşman kıldık. Ama Rabbin dileseydi onlar bunu yapamazdı. Bırak onları, düzdükleri teorilerle baş başa kalsınlar!
Mehmet Türk
112,113. İşte böylece Biz her Peygambere, birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler söyleyen insan ve cin şeytanlarını, düşman yaptık. Eğer Rabbin dileseydi onlar bunu yapamazlardı. Artık sen onları âhirete inanmayanların kalplerini o yaldızlı sözlerle kandırmak, ondan hoşlanmalarını sağlamak ve yaptıkları kötülükleri yapmaya devam ettirmek için uydurdukları iftiraları ile baş başa bırak.
Âhirete inanmayanların kalpleri, yaldızlı söze kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye böyle yaparlar.
Cemal Külünkoğlu
Bir de (şeytanlar), ahirete inanmayanların gönülleri bu sözlere meyletsin, onlardan hoşlansınlar ve işleyecekleri günahları işlesinler diye (bu fısıldamayı yaparlar).
Mehmet Türk
112,113. İşte böylece Biz her Peygambere, birbirlerini aldatmak için yaldızlı sözler söyleyen insan ve cin şeytanlarını, düşman yaptık. Eğer Rabbin dileseydi onlar bunu yapamazlardı. Artık sen onları âhirete inanmayanların kalplerini o yaldızlı sözlerle kandırmak, ondan hoşlanmalarını sağlamak ve yaptıkları kötülükleri yapmaya devam ettirmek için uydurdukları iftiraları ile baş başa bırak.
Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım? Halbuki size kitabı açık olarak indiren O'dur. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, Kur'ân'ın gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüpheye düşenlerden olma!
Cemal Külünkoğlu
(De ki:): “O, size Kitab’ı açıklanmış olarak indirmişken, Allah’tan başka bir hakem mi arayayım?” Kendilerine kitap verdiklerimiz(den Yahudi ve Hristiyan âlimleri) de, hiç kuşkun olmasın ki o (Kur’an’)ın, gerçekten Rabbin tarafından indirildiğini biliyorlar.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Onlara: “Allah size ayrıntılı açıklamalar içeren kitabı indirmişken şimdi ben kalkıp da Onun dışında başka bir hakem mi arayayım?” de. Çünkü o kendilerine kitap verdiklerimiz o Kitabın, gerçekten Rabbin tarafından hak olarak indirildiğini bilirler. O halde sakın şüphe edenlerden, olma.
Rabbinin sözü, doğruluk ve adâlet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O işitendir; bilendir.
Cemal Külünkoğlu
Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tamdır. O’nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
Mehmet Türk
Rabbinin sözü hem doğrulukça, hem de adaletçe tamamlanmıştır. Onun sözlerini değiştirebilecek hiç kimse yoktur. O hakkıyla işitendir, eksiksiz bilendir.
Yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan, seni Allah'ın yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka bir şeye uymazlar ve onlar sadece yalan söylerler.
Cemal Külünkoğlu
Yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah yolundan saptırırlar. (Çünkü) onlar (aklın ve vahyin gereklerine göre değil) ancak zanna göre hareket ederler. Bundan dolayıdır ki onlar kurgusal bilgiye dayanırlar.
Mehmet Türk
Eğer sen yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan onlar seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Çünkü onlar sadece vehimlerine uymaktan ve yalan söylemekten başka bir şey yapmazlar.
Allah'ın adı anılarak kesilenlerden niçin yemeyesiniz? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında, haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır. Doğrusu birçoğu bilgisizce, kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar. Muhakkak ki Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir.
Cemal Külünkoğlu
Size ne oluyor da üzerine Allah’ın adı anılarak kesilen hayvanların etlerinden yemiyorsunuz? Oysa Allah çaresizlik sonucu yemek zorunda kaldıklarınız dışında, size haram kıldığı etleri ayrıntılı biçimde açıkladı. Birçokları hiçbir doğru bilgiye dayanmaksızın, sırf keyfi arzularına uyarak insanları yoldan çıkarırlar. Hiç kuşkusuz Rabbin haddi aşanları çok iyi bilmektedir.
Mehmet Türk
Allah size mecbur kalmanız dışında (yenilmesini) haram kıldığı şeyleri ayrıntılı bir biçimde açıklamışken size ne oluyor da üzerine Allah’ın ismi anılan şeylerden yemiyorsunuz? Onların birçoğu, bilgisizce kendi keyiflerine uyarak insanları hak yoldan saptırıyorlar. Şüphesiz senin Rabbin, haddi aşanları çok iyi bilir.
Üzerine Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanlardan yemeyiniz! Şüphesiz bu büyük günahtır. Gerçekten şeytanlar dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız, şüphesiz siz de Allah'a ortak koşanlardan olursunuz.
Cemal Külünkoğlu
Üzerinde Allah’ın adı (kasten) anılmayan (hayvanların etlerin)den asla yemeyin! Çünkü bu davranış tam bir yoldan çıkıştır. Ve (insanların kalplerindeki) şeytanî dürtüler, sahiplerine, sizi (neyin günah olduğu ve neyin olmadığı konusunda) tartışmaya çekmelerini fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz.
Mehmet Türk
Üzerlerine Allah’ın ismi anılmayan şeylerden yemeyin. Çünkü onu yemek, büyük günâhtır. Gerçekten şeytanlar, dostlarına sizinle mücadele etmelerini telkin ederler. (Ey îman edenler!) Eğer onlara uyarsanız işte o zaman kesinlikle Allah’a ortak koşanlardan olursunuz.
Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu? İşte kâfirlere, yaptıkları böyle süslü gösterilmiştir.
Cemal Külünkoğlu
(Manen) ölü iken (yani imandan mahrum durumdayken) dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık tuttuğumuz kimse, karanlıklar içinde kalıp ondan hiç çıkamayacak durumdaki kimse gibi olur mu? İşte kâfirlere yaptıkları çirkinlikler (ilahi yasalar gereğince) böyle çekici gösterilmiştir.
Mehmet Türk
Hiç ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir nur verdiğimiz kimse, karanlıklar içerisinde kalıp oradan bir türlü çıkamayan kimse gibi olur mu? İşte kâfirlere yaptıkları şeyler (kendi nefisleri tarafından) böyle süslü gösterilir.
Böylece biz her kasabada, oralarda bozgunculuk yapmaları için günahkârlarını liderler yaptık. Onlar yalnız kendilerini aldatırlar, ama farkında olmazlar.
Cemal Külünkoğlu
Ve işte böylece biz, her kasaba ve şehrin büyüklük taslayan (varlıklı) günahkârlarını -orada hileli düzenler kursunlar diye- (fırsat verip) oranın ileri gelenleri durumuna getirdik. Oysa onlar, hileli düzeni ancak kendilerine kurarlar da bunun farkına varmazlar.
Mehmet Türk
Tıpkı bunlar gibi, her (kâfir) memleketin en günâhkârlarını (onların başına belâ olmaları için) oranın ileri gelenleri kıldık. Böylece onlar, farkına varmadan sadece kendilerini aldattılar.
Onlara bir âyet geldiğinde, “Allah'ın peygamberlerine verilenin benzeri kendilerine verilmedikçe, kesinlikle inanmayacağız” dediler. Allah, peygamberliğini kime vereceğini tam bilendir. Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından aşağılık ve çetin bir azap erişecektir.
Cemal Külünkoğlu
Onlara ne zaman (Kur’an’dan) bir ayet gelse, derler ki: “Allah’ın resullerine verilenin (vahiy ve mucize gibi) bir benzeri bize de verilmedikçe biz kesin olarak iman etmeyeceğiz.” Allah, elçiliğini kime vereceğini (onlardan) daha iyi bilir. Bu şekilde günah işleyenlere, kurdukları hileli düzenleri nedeniyle Allah katından bir aşağılama ve çok şiddetli bir azap isabet edecektir.
Mehmet Türk
Onlara bir âyet gelince: “Allah’ın Peygamberlerine verilenin aynısı, bize de verilmedikçe asla îman etmeyeceğiz.” dediler. (Ey kâfirler!) Allah, Peygamberlik görevini kime vereceğini herkesten çok daha iyi bilir. Bu günâhkârlara, yaptıkları bu sahtekârlıklarından dolayı Allah tarafından bir rezillik ve çok şiddetli bir azap ulaşacaktır.
Allah kimi doğru yola iletmek isterse, onun kalbini İslâm'a açar; kimi de saptırmak isterse, göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. Allah, inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.121
Cemal Külünkoğlu
Allah, her kimi (iyi niyetinden dolayı) doğruya erdirmek isterse, onun kalbini İslâm’a açar. Kimi de (kötü niyet ve eyleminden dolayı) sapıklıkta bırakmak isterse, onun da kalbini göğe yükseliyormuş gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah iman etmeyenlerin üstüne, işte böylece pislik/azap bırakır.
Mehmet Türk
Allah kimi dosdoğru yola iletmek isterse onun gönlünü İslâm’a açar. Kimin de saptırılmasını isterse onun da gönlünü sanki göğe çıkıyormuş gibi iyice daraltır. (Allah dilerse) îman etmeyen kimseleri işte böyle pislik içerisinde bırakıverir.
Rabbleri katında onlara esenlik yurdu vardır. Yapmakta oldukları işler sebebiyle Allah onların dostudur.
Cemal Külünkoğlu
O (hayat koordinatlarını Kur’an’a göre belirleye)nlere Rableri katında barış ve esenlik yurdu (olan cennet) vardır. Allah, yaptıkları (doğru ve yararlı) işler sayesinde onların en yakın dostu (ve yardımcısı) olacaktır.
Mehmet Türk
Onlar için Rableri katında selâmet yurdu vardır. Ve O (Allah) yaptıkları (güzel) işler sebebiyle onların dostudur.
Hepsini bir araya topladığı gün, “Ey cinler topluluğu! der. Siz insanlarla çok uğraştınız.” Onların insan dostları derler ki: “Rabbimiz, birbirimizden yararlandık ve bize verdiğin sürenin sonuna ulaştık.” Allah buyurur ki: “Durağınız ateştir. Allah'ın dileyip affetmesi hariç, orada sürekli kalacaksınız.” Şüphesiz Rabbin, hüküm ve hikmet sahibidir; bilendir.
Cemal Külünkoğlu
İşte o (mahşer) günü (Allah), onların hepsini huzurunda toplayacak ve: “Ey cinler (görünmeyen) şeytani varlıklar! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız” (diyecek). Onların insanlardan dostları da şöyle diyecekler: “Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettiğin vademize ulaştık.” (Bunun üzerine) Allah da buyuracak ki: “Sizin durağınız cehennemdir. Allah aksini dilemedikçe orada kalacaksınız.” Şüphesiz Rabbin tam hüküm ve hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.
Mehmet Türk
(Allah) onların hepsini topladığı (mahşer) günü (cinlere): “Ey cin topluluğu! İnsanlardan çok faydalandınız.” deyince, cinlerin insanlardan olan dostları: “Ey Rabbimiz! Hayır, biz birbirimizden faydalandık. En sonunda da bize verdiğin mühletin sonuna vardık.” diyecekler. Allah da: “Artık sizin sonsuz ikametgâhınız, cehennemdir. Siz, Rabbinizin dilemesi dışında orada ebedî olarak kalacaksınız.” diyecek. Şüphesiz Rabbin, hüküm (ve hikmet) sahibidir, her şeyi bilendir.
İşte kazandıkları günahlarından ötürü zâlimlerin bir kısmını diğer bir kısmının peşine böyle takarız.
Cemal Külünkoğlu
İşte böylece işledikleri günahlar yüzünden zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmının peşine takarız (inatları yüzünden birbirlerini felakete götürürler).
Mehmet Türk
İşte böylece Biz kazandıkları günâhlar sebebiyle, zalimleri birbirine dost yaparız.
“Ey cin ve insan topluluğu! İçinizden size âyetlerimi anlatan ve bu gün ile karşılaşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” Derler ki: “Kendi aleyhimize şâhitlik ederiz.” Dünya hayatı onları aldattı ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şâhitlik edecekler.
Cemal Külünkoğlu
(O gün Allah zalimlere soracak) Ey görünmeyen ve görünen akıl sahibi iradeli varlıklar! Size ayetlerimi anlatan ve böyle bir günle karşılaşacağınızı (haber vererek) sizi uyaran içinizden resuller gelmedi mi? Onlar da: “Haksız olduğumuza bizzat kendimiz şahitlik ederiz” diyecekler. Böylece dünya hayatı onları aldatmış olur ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler.
Mehmet Türk
(Mahşer günü Allah): “Ey cin ve insan topluluğu! Size kendi cinsinizden, âyetlerimi anlatan ve bu gününüze kavuşacağınız hususunda sizi uyaran Peygamberler gelmedi mi?” deyince onlar: “Evet biz, kendi aleyhimize şahidiz.” diyecekler ve sonunda, dünya hayatının kendilerini aldattığına ve kendilerinin gerçekten kâfir olduklarına şâhitlik edecekler.
Gerçek şu ki; halkı habersizken, Rabbin haksızlıkla ülkeleri helâk edici değildir.
Cemal Külünkoğlu
Gerçek şu ki: Bir toplumun fertleri (doğru ile eğrinin anlamından) habersiz olduğu sürece Rabbin o toplumu yaptığı yanlışlıklardan dolayı asla helâk etmez.
Mehmet Türk
İşte bütün bunlar Rabbinin, halkı uyarılmadan hiçbir ülkeyi zalimce helâk edici olmamasındandır.
Kendi kendine yeterli olan ve sınırsız merhamet sahibi yalnızca Rabbindir. O dilerse sizin varlığınıza son verir ve daha sonra dilediğini sizin yerinize geçirir, tıpkı sizi başka insanların soyundan var ettiği gibi.
Cemal Külünkoğlu
Rabbin zengindir (hiçbir şeye muhtaç değildir, her şey O’na muhtaçtır), rahmet sahibidir. Dilerse sizi yok eder ve sizi başka bir toplumun soyundan yarattığı gibi sizden sonra da yerinize dilediği bir toplumu getirir.
Mehmet Türk
Senin merhamet sahibi Rabbinin, hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Eğer O, dilerse tıpkı sizi başka bir kavmin soyundan yarattığı gibi helâk edip, arkanızdan yerinize dilediğini getirir.
De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapınız! Ben de yapacağım! Yurdun sonunun kimin lehine olduğunu yakında bileceksiniz. Gerçek şu ki, zâlimler iflâh olmazlar.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Ey kavmim! (Allah’ın nurunu söndürmek için) elinizden geleni yapın, ben de (O nurun her tarafa yayılarak dünyayı aydınlatması için) elimden geleni yapacağım. Yakında kimin nihai başarıya ulaşacağını göreceksiniz!” Şu muhakkak ki, zalimler asla mutluluğa erişemezler.
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! Onlara): “Ey kavmim! Siz ne yaparsanız yapın; kesinlikle ben de (görevimi) yapacağım. Yakında (dünya hayatının sonunda) hayırlı sonucun kime nasip olacağını, öğreneceksiniz. Zalimler ise asla kurtuluşa eremez.” de.
Onlar, Allah'ın yarattığı ekin ve davar gibi şeylerden bir pay ayırırlar. Kendi zanlarınca, “Bu, Allah'ındır, bu da ortaklarımızındır” derler. Ortakları için olan Allah'a ulaşmıyor, Allah için olan ortaklarına ulaşıyordu. Bunlar ne kadar kötü hükmediyorlar!
Cemal Külünkoğlu
Onlar, Allah’ın yarattığı tüm ekinlerden ve (evcil) hayvanlardan O’na sınırlı bir pay ayırdılar. Asılsız saplantılara uyarak: “Bu Allah’ındır, bu da (O’na eş koştuğumuz) ilahlarımızındır” dediler. Üstelik ilahları (için ayırdıkları) payı Allah’a geçmezken, Allah (için ayırdıkları) pay (Allah zengindir diye) bu ortaklara geçebiliyor. Ne kötü hüküm veriyorlar.
Mehmet Türk
(O müşrikler) Allah’ın yarattığı ekin ve hayvan gelirlerinden keyiflerine göre Allah’a bir pay ayırarak: “Şu Allah’a, şu da putlarımıza aittir.” dediler. Fakat putları için olan payı, Allah yolunda harcamayıp, Allah’a ayrılan payı, putları için harcadılar. (Eğer böyle zannediyorlarsa) ne kadar yanlış hüküm veriyorlar.
Aynen bunun gibi, müşriklerden birçoğuna, Allah'a ortak koştukları putlar, öz evlâtlarını öldürmeyi güzel göstermiştir ki hem onları yok etsinler, hem de dinlerini karmakarışık hale getirsinler. O halde onları, düzdükleri iftirâlarla baş başa bırak!
Cemal Külünkoğlu
Bir de (Allah’a ortak koştukları) varlıklara veya güçlere olan inançları, Allah’tan başka şeylere ilahlık yakıştıranların çoğuna çocuklarını öldürmelerini (bile) güzel gösterir ve böylece (bu durum) onları yok olmaya ve inançlarında şaşkınlığa götürür. Şayet Allah, dileseydi (onları kendi iradelerine bırakmasaydı) bunu yapamazlardı (fakat Allah onları zorla doğru yola iletmeyi dilememiştir). Artık sen, onları uydurdukları yalanlarla (saçma geleneklerle, bâtıl inançlarla, hurafelerle) baş başa bırak.
Mehmet Türk
Tıpkı bunun gibi, müşriklerden çoğuna Allah’a ortak koştukları (ilâhları), hem onları mahvetmek, hem de dinlerini bozmak için çocuklarını bile öldürmeyi güzel gösterdi. Eğer Allah dileseydi onlar bunu yapamazlardı. O halde sen onları uydurdukları iftiraları ile baş başa bırak.
Kendi zanlarına göre şöyle dediler: “Bu, tanrılar için ayrılan hayvanlarla ekinler, haramdır. Bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Bunlar da, binilmesi yasaklanmış hayvanlardır.” Bir kısım hayvanları da Allah'a iftirâ ederek üzerlerine Allah'ın adını anmadan boğazlarlar. Allah, düzdükleri iftirâlar yüzünden onları cezalandıracaktır.
Cemal Külünkoğlu
Bir de kendi (asılsız iddialarına dayanarak) dediler ki: “Bunlar yasaklanmış hayvanlar ve ekinlerdir. Onları bizim dilediklerimizden başkası yiyemez. (Şunlar da putlara adandığı için) sırtlarına (binilmesi ve yük yüklenmesi) yasaklanmış hayvanlardır.” Bir kısım hayvanları da keserken üzerlerine Allah’ın adını anmazlar (onları Allah için kesmezler). (Bütün bunları) Allah’a iftira ederek (Allah böyle emretmiştir diyerek) yaparlar. Bu iftiraları sebebiyle Allah onları cezalandıracaktır.
Mehmet Türk
(O müşrikler) keyiflerine göre: “Bunlar, (putlarımız için ayrılan) haram hayvanlar ve ekinlerdir ve bunları bizim dilediğimizden başkası yiyemez. Şunlar da sırtına binilmesi yasaklanmış hayvanlardır.” derler. Bir kısım hayvanları da (Allah’a) iftira ederek, üzerlerine Allah’ın adını anmadan boğazlarlar. İşte böyle uydurdukları iftiraları yüzünden Allah onları mutlaka cezâlandıracaktır.
Dediler ki: “Şu hayvanların karınlarında olanlar, yalnız erkeklerimize aittir; kadınlarımıza ise haram kılınmıştır. Şâyet yavru ölü doğarsa, o zaman kadın-erkek hepsi onda ortaktır.” Allah, bu değerlendirmelerinin cezasını verecektir. Şüphesiz ki O, hikmet sahibidir; hakkıyla bilendir.
Cemal Külünkoğlu
Yine dediler ki: “Şu hayvanların karınlarında olanlar yalnız erkeklerimize aittir, kadınlarımıza ise haram kılınmıştır. Şayet (yavru) ölü doğarsa, o zaman (kadın erkek) hepsi onda ortaktır.” Allah bu değerlendirmelerinin cezasını verecektir. Şüphesiz ki O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
Mehmet Türk
Bir de: “Bu hayvanların karınlarındaki (yavrular) sadece erkeklerimize ait olup kadınlarımıza haramdır. Eğer (o yavrular) ölü doğarsa o zaman hepsi ona ortaktır.” dediler. Bu nitelemelerinden dolayı Allah onların cezâsını verecektir. Şüphesiz (Allah) hüküm (ve hikmet) sahibidir, her şeyi bilendir.
Bilgisizlikleri yüzünden öz evlatlarını akılsızca katledenler; Allah'a iftirâ ederek, Allah'ın kendilerine verdiği rızıkları haram kılanlar, manen iflas etmişlerdir. Onlar gerçekten sapıtmışlardır ve doğru yolu bulacak da değillerdir.
Cemal Külünkoğlu
Bilgisizlik ve ahmaklıkları yüzünden kendi (kız) çocuklarını öldürenler ve Allah’ın kendilerine (helal olarak) verdiği rızkı Allah’a iftira ederek haram sayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır ve doğru yolu bulamamışlardır.
Mehmet Türk
Bilgisizlikleri yüzünden çocuklarını beyinsizce öldürenler ve Allah’ın kendilerine verdiği rızkı, Allah’a iftira ederek haram kılanlar, kesinlikle perişan olacaklardır. İşte bunlar, kesinlikle sapıtan ve asla doğru yolu bulamayan, kimselerdir.
Çardaklı ve çardaksız bahçeleri, ürünleri, çeşit çeşit hurmaları, sebzeleri, zeytinleri, narları yaratan O'dur. Her biri meyve verdiği zaman, meyvesinden yiyiniz. Devşirilip toplandığı gün de hakkını/zekât ve sadakasını veriniz. İsraf etmeyiniz, çünkü Allah isrâf edenleri sevmez.
Cemal Külünkoğlu
Çardaklı ve çardaksız (asmalı ve asmasız üzüm) bağları/bahçeleri, tatları çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, (renk, koku ve lezzetleriyle) birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narları yaratan O’dur. Meyve verdikleri zaman onların meyvelerinden yiyin ve hasat edildiği zaman da hakkını (öşrünü ve sadakasını) verin. İsraf etmeyin! Çünkü Allah israf edenleri sevmez.
Mehmet Türk
Asmalı ve asmasız çeşit çeşit bahçeleri, hurmaları, meyveleri farklı ürünleri, birbirine benzer ve birbirinden farklı zeytinleri, narları, yaratan, hep Odur. İşte bunların her biri meyve verince meyvesinden yiyin, hasat günü de (Allah’ın) hakkı (olan zekâtı)nı verin. Fakat asla israf etmeyin, çünkü O israf edenleri sevmez.
Hayvanlardan yük taşıyanı da, tüyünden döşek yapılanı da yaratan yine O'dur. Allah'ın size verdiği rızıklardan yiyiniz, şeytanın ardına düşmeyiniz. Şüphesiz o, sizin için apaçık bir düşmandır.
Cemal Külünkoğlu
Hayvanlardan yük taşıyanı da tüyünden döşek yapılanı da yaratan O’dur. Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerden yiyin, şeytanın ardına düşmeyin! Şüphesiz o sizin için apaçık bir düşmandır.
Mehmet Türk
Kimi yük taşıyan ve kimi de yatırılıp kesilen hayvanları yaratan da O Allah’tır. (Ey îman edenler!) Allah’ın size rızık olarak verdiği şeylerden yiyin ve sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.
Dişi ve erkek olarak sekiz eş yarattı: Koyundan iki, keçiden iki ... De ki: “O, bunların erkeklerini mi, dişilerini mi, yoksa bu iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kıldı? Eğer doğru iseniz bana bir bilgi söyleyiniz.”
Cemal Külünkoğlu
(Allah evcil hayvanlardan), sekiz çift yarattı. (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki, keçiden de iki. De ki: “Allah iki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahîmlerinde bulunan yavruları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz bu konuda ne biliyorsanız söyleyin bana.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! Onlara) -ikisi koyun, ikisi keçi olmak üzere sekiz eş olan bu hayvanlardan-: “(Allah) bu hayvanların erkeklerini mi, dişilerini mi, yoksa dişilerin karınlarındaki yavruları mı haram kıldı? Eğer doğru iseniz bana bilgiye dayanan bir şey söyleyin.” de.
Develerden de iki, sığırdan da iki yarattı. De ki: “O, bunların erkeklerini mi, dişilerini mi, yoksa bu iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kıldı? Yoksa Allah'ın size böyle vasiyet ettiğine şâhit mi oldunuz? Bilgisizce, insanları saptırmak için Allah'a karşı yalan uydurandan daha zâlim kimdir? Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.
Cemal Külünkoğlu
(Allah) deveden de iki, sığırdan da iki (çift yarattı.) De ki: “Allah, bunların erkeklerini mi, dişilerini mi, yoksa bu iki dişinin rahîmlerinde bulunan yavruları mı haram kıldı? Yoksa Allah’ın size böyle vasiyet ettiğine şâhit mi oldunuz?” Bilgisizce insanları saptırmak için Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Şüphesiz Allah o zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
Mehmet Türk
Ve -ikisi deve, ikisi sığır olmak üzere-: “(Allah) bu hayvanların erkeklerini mi, dişilerini mi, yoksa dişilerin karınlarındaki yavruları mı haram kıldı? Yoksa siz, Allah bunları size emrederken Onun yanında mıydınız? Hiçbir bilgiye dayanmadan insanları dosdoğru yoldan çıkarmak için, yalanlarını Allah’a yakıştırandan daha zalim kim olabilir? Allah zalim bir toplumu, asla dosdoğru yola ulaştırmaz.” de.
De ki: “Bana vahyedilende, leş veya akan kan veya iğrenç bir şey olan domuz eti ya da üzerinde Allah'tan başka bir ismin anıldığı günahkârca bir kurban dışında, yenmesi yasak olan hiçbir şey bulamıyorum. Ama kişi zaruret içindeyse, başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere yiyebilir. Rabbin affedicidir; merhamet sahibidir.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Bana vahyedilenlerde leş, akıtılmış kan, iğrenç bir şey olan domuz eti, üzerinde Allah’tan başka bir ismin anıldığı kurban dışında yenmesi yasak olan hiçbir şey görmüyorum. Kim de çaresiz kalırsa açgözlüce saldırmadan ve zaruri ihtiyacını da aşmadan (isteksiz olarak yerse bunda bir sakınca yoktur). Çünkü şüphesiz Rabbin çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed! Onlara): “Bana vahyolunan (Kitap)da leş, akıtılmış kan, gerçekten bir pislik olan domuz eti ya da Allah’tan başkası adına apaçık bir günâh olarak kesilmiş hayvan dışında (bu haram dediklerinizi) yiyen kimse için yasaklayıcı (bir emir) ve mecbur kalan kimsenin de saldırmamak ve sınırı aşmamak şartıyla (bunlardan yiyebileceği)nden başka bir hüküm bulamıyorum.” de. Allah, çok bağışlayandır, pek esirgeyendir.
Yahudilere bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Sırtlarında veya bağırsaklarında taşıdıkları ya da kemiğe karışan yağlar hariç olmak üzere sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara haram kıldık. Bu, zulümleri yüzünden onlara verdiğimiz cezadır. Biz elbette doğruyu söyleriz.
Cemal Külünkoğlu
Biz, (aşırılıkları ve sapıklıkları yüzünden yalnızca) Yahudilere vaktiyle bütün tırnaklı hayvanları haram kılmıştık. Bir de sığır ve koyunların sırt, bağırsak ve kemik yağları dışında kalan içyağlarını (don yağlarını) da haram kılmıştık. İşte böyle, azgınlıkları sebebiyle onları cezalandırmıştık. Biz elbette doğruyu söyleriz.
Mehmet Türk
(Daha önce de; Mûsa’nın dinini terk edip) Yahûdî olanlara bütün tırnaklı hayvanları haram kıldık. Ayrıca sığır ve davardan da sırt, bağırsak ve kemik yağları dışında kalan tüm içyağlarını haram kıldık. İşte Biz onları, azgınlıkları yüzünden böyle cezâlandırdık. Şüphesiz Bizim bu söylediklerimiz, gerçekten doğrudur.
Eğer seni yalanlarlarsa, de ki: “Rabbiniz geniş bir rahmet sahibidir. Bununla beraber, O'nun azabı, suçlular topluluğundan uzaklaştırılamaz.”
Cemal Külünkoğlu
(Ey Resul!) Eğer (Allah rahmet sahibidir, O böyle ceza vermez diyerek) senin yalan söylediğini iddia ederlerse onlara de ki: “(Evet) Rabbiniz geniş bir rahmet sahibidir ama O’nun suçlu insanları cezalandırması da kaçınılmazdır.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!) Eğer o (Yahû-dîler) seni yalanlarlarsa sen onlara: “Rabbiniz çok geniş bir rahmet sahibidir. (Fakat şunu da iyi bilin ki) Onun azabı, suçlu bir toplumdan asla geri kalmaz.” de.
Müşrikler diyecekler ki: “Allah isteseydi, ne biz ne de babalarımız ortak koşardık; hiçbir şeyi de haram yapmazdık.” Onlardan önce yalanlayanlar da öyle demişlerdi de sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Yanınızda bize açıklayacağınız bir bilgi var mı? Siz zandan başka bir şeye uymuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
Cemal Külünkoğlu
Müşrikler diyecekler ki: “Eğer Allah dileseydi (irademizi devre dışı bırakırdı da) Ondan başkasına ilahlık yakıştırmazdık, atalarımız da (öyle yapmazdı) ve (Onun izin verdiği) hiçbir şeyi de yasaklamazdık.” Onlardan öncekiler de aynı şekilde (saçma gerekçelerle resulleri) yalanlamışlardı ve sonunda azabımızı tatmışlardı. De ki: “Yanınızda bize açıklayacağınız bir bilgi var mı? Siz zandan/kuruntudan başka bir şeye uymuyorsunuz ve siz sadece yalan söylüyorsunuz.”
Mehmet Türk
O Allah’a ortak koşanlar da: “Eğer Allah dileseydi biz de atalarımız da (Allah’a) ortak koşmaz, hiçbir şeyi de haram kılmazdık.” diyecekler. (Ey Muhammed!) Onlardan öncekiler de Peygamberlerini tıpkı bu şekilde yalanlayıp sonunda azabımızı tatmışlardı. Sen onlara: “Sizin yanınızda bize gösterebileceğiniz bir bilgi var mı? Siz sadece zanlarınızın ardına düşüyorsunuz ve böylece de yalan söylemekten başka bir şey yapmıyorsunuz.” de.
De ki: “Allah şunu yasak etti, diye şehâdet edecek şâhitlerinizi getiriniz!” Eğer onlar şâhitlik ederlerse, sen onlarla beraber şâhitlik etme! Âyetlerimizi yalanlayanların ve âhiret gününe inanmayanların arzularına uyma! Onlar Rabblerine eş tutuyorlar.
Cemal Külünkoğlu
De ki: “(Haram saydıklarınız hakkında) Allah’ın bunu haram kıldığına tanıklık edecek şahitlerinizi haydi getirin!” Eğer yalan yere tanıklık ederlerse sakın onların tanıklığını onaylama! Bizim mesajlarımızı yalanlayanların ve ahirete de inanmayanların keyfi düşüncelerine uyma! Onlar (değil midir ki) başkalarını Rablerine eşit tutuyorlar.
Mehmet Türk
Bir de onlara: “Haydi, Allah bunu yasak ettiğine dâir şâhitlik edebilecek şâhitlerinizi getirin (bakalım).” de. Eğer onlar, şâhitlik etmeye kalkarlarsa sakın sen onlarla beraber şâhitlik etme ve Rablerine (başkalarını) denk tutarak, âyetlerimi yalanlayanların ve âhirete inanmayanların arzularına uyma.
De ki: “Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayınız; anne babaya iyilik ediniz; fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyiniz! Sizin de onların da rızkını biz veririz; kötülüklerin açığına da gizlisine de yaklaşmayınız ve Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayınız! İşte, aklınızı kullanasınız diye Allah size bunları emretti.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını ben söyleyeyim: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın! Anaya-babaya iyilikten ayrılmayın (onlara karşı saygısızlık yapmayın. Fakirlik korkusuyla) çocuklarınızı öldürmeyin! (Allah buyuruyor ki:) Sizin de onların da rızkını biz veririz. İster açık olsun ister gizli, kötülüğün ve ahlaksızlığın her çeşidinden uzak durun! Haklı bir gerekçeye dayanmaksızın, Allah’ın haram kıldığı bir cana kıymayın!” İşte, bunları (Allah) size bildiriyor. Umulur ki aklınızı kullanırsınız (da bütün bunlara riayet edersiniz).
Mehmet Türk
(Ve onlara): “(Ey kâfirler!) Gelin size Rabbinizin; ‘Ona hiçbir şeyi ortak koşmamanızı, anaya ve babaya iyi davranmanızı, fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmemenizi, sizin de onların da rızkını Bizim verdiğimizi, açık ve gizli bütün namussuzluklara yaklaşmamanızı, Allah’ın haksız yere öldürülmesini haram kıldığı bir kimseyi öldürmemenizi,’ emrettiğini anlatayım. Şunu iyi bilin ki (Allah) bütün bunları, akıl edesiniz diye size tavsiye etti.” de.
“Rüşd çağına erişinceye kadar yetimin malına, sadece en iyi tutumla yaklaşınız; ölçü ve tartıyı adaletle yapınız! Biz, herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman, yakınlarınız dahi olsa adaletli olunuz; Allah'a verdiğiniz sözü tutunuz. İşte, düşünüp öğüt alasınız diye Allah size bunları emretti.”
Cemal Külünkoğlu
Bir de erginlik çağına girinceye kadar (himayeniz altında bulunan) yetimlerin mallarına uygun yolla ilgilenme dışında yaklaşmayın! Ölçüyü ve tartıyı tam ve denk yapın! (Biz) hiç kimseye taşıyabileceğinden daha ağır bir sorumluluk yüklemeyiz. (Şahitlik etmek ve hüküm vermek gibi herhangi bir konuda) bir görüş belirteceğiniz zaman, yakın akrabanız da olsa adil olun (taraf gözetmeyin). Allah’a karşı taahhütlerinize (daima) riayet edin! Öğüt alırsınız (ve gereğini yerine getirirsiniz) diye (Allah) size bunları emretti.
Mehmet Türk
(Ayrıca Rablerinin onlara); “Ergenlik çağına erişinceye kadar, yetimin malına sadece en güzel şekilde yaklaşın, ölçü ve tartıyı doğru yapın. Biz kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını asla yüklemeyiz. Söz söylerken, (söz konusu olan) akrabanız bile olsa, doğruyu konuşun ve Allah’a verdiğiniz sözü tutun. Şunu iyi bilin ki (Allah) bütün bunları, düşünesiniz diye size tavsiye etti.” dediğini söyle.
“Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyunuz, başka yollara uymayınız; zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte, sakınmanız için Allah size bunları emretti.”
Cemal Külünkoğlu
(Ey insanlar!) İşte benim dosdoğru yolum (İslam) budur! Öyleyse bu yolu izleyin! Sakın sizi Allah’ın yolundan ayrı düşürecek (ve felaketlere sürükleyecek bâtıl) yollara girmeyin! İşte (Allah), kötülüklerden sakınasınız ve huzura ulaşabilesiniz diye size bu direktifi verdi.
Mehmet Türk
(Yine onlara: “Ey kâfirler! Gelin size Rabbinizin); ‘İşte benim dosdoğru yolum budur, sadece ona uyun. Sizi O (Allah)’ın yolundan ayıracak başka yollara uymayın.’ dediğini (anlatayım.) Şunu iyi bilin ki (Allah) bütün bunları, kendisinden hakkıyla sakınasınız diye size tavsiye etti.” de.
Sonra, güzel davrananlara nimetimizi tamamlamak, her şeyi açıklamak, bir kılavuz ve rahmet olmak üzere Mûsâ'ya kitabı verdik ki onlar Rablerine kavuşacaklarına inanabilsinler.
Cemal Külünkoğlu
Sonra da (güzel davranışlar sergileyerek) iyilik edenlere yönelik nimetimiz tamamlamak, her şeyi ayrıntılı biçimde açıklamak ve bir yol haritası ve bir rahmet olmak üzere Musa’ya ilahi kelâmı (Tevrat’ı) verdik ki onlar (en sonunda) Rablerinin huzuruna çıkacaklarına inansınlar!
Mehmet Türk
Sonra Mûsa’ya Kitabı, (Allah’ın istediği gibi) güzel yaşayanlara, tastamam ve her şeyi ayrıntılı bir biçimde açıklayıcı, doğru yola iletici ve rahmet olmak üzere, Rablerinin huzuruna varacaklarına iyice inansınlar diye verdik.
Bu Kur'ân da bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Buna uyunuz ve sakınınız ki size merhamet edilsin.
Cemal Külünkoğlu
Bu (Kur’an) bizim indirdiğimiz bereketli bir kitaptır. Merhamet edilmeniz, ona uymanıza ve kötülüklerden sakınmanıza bağlıdır.
Mehmet Türk
(Ey kâfirler!) İşte bu (Kur’an) Bizim indirdiğimiz mübârek bir kitaptır. Allah’ın rahmetine ulaşmak istiyorsanız, sadece buna uyun ve Allah’tan hakkıyla sakının.
156,157. “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik” demeyesiniz, yahut “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz diye bu kitabı indirdik. İşte size de Rabbinizden açık bir delil, kılavuz ve rahmet geldi. Allah'ın âyetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zâlim kim olabilir? Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden dolayı azabın en kötüsüyle cezalandıracağız!
Cemal Külünkoğlu
(Mahşerde hesaba çekildiğiniz zaman) “Bizden önceki yaşamış olan iki topluluğa (Yahudiler ile Hristiyanlara) kitap indirildi ve biz onların okuduklarından habersiz kaldık” demeyesiniz diye o (Kur’an’)ı size indirdi.
Mehmet Türk
(Ey müşrikler! Biz bu Kitabı): “Bizden önceki iki ümmet (olan Yahûdî ve Hıristiyanlara) kitap indirildi ve biz, onların okuduklarından habersiz kaldık.” demeyesiniz, (diye indirdik.)
156,157. “Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa indirildi, biz ise onların okumasından gerçekten habersizdik” demeyesiniz, yahut “Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk” demeyesiniz diye bu kitabı indirdik. İşte size de Rabbinizden açık bir delil, kılavuz ve rahmet geldi. Allah'ın âyetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zâlim kim olabilir? Âyetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden dolayı azabın en kötüsüyle cezalandıracağız!
Cemal Külünkoğlu
Veya: “Bize de o kitap indirilseydi; muhakkak ki onlardan daha fazla hidayete ererdik” demeyesiniz diye işte size, Rabbinizden apaçık bir delil, bir hidayet ve bir rahmet kaynağı (olan Kur’an) gelmiştir. Öyleyse, Allah’ın mesajlarını yalanlayandan ve onlardan küçümseyerek yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Biz, ayetlerimizden yüz çevirenleri bu davranışlarından dolayı azabın kötüsüyle cezalandıracağız.
Mehmet Türk
Yahut (Biz bu Kitabı): “Eğer bize de kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk.” demeyesiniz (diye indirdik.) İşte size de Rabbinizden apaçık delil, en doğru yol gösterici ve bir rahmet (olan Kur’an) geldi. Allah’ın âyetleri hakkında yalan söyleyenden, onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Şunu iyi bilin ki âyetlerimizden yüz çevirenleri, bu yüz çevirmeleri sebebiyle azabın en kötüsüyle cezâlandıracağız.
Onlar ancak kendilerine meleklerin veya Rabbinin gelmesini yahut Rabbinin bazı alâmetlerinin gelmesini bekliyorlar. Rabbinin bazı alâmetleri geldiği gün, önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. De ki: “Bekleyiniz, şüphesiz biz de beklemekteyiz.”
Cemal Külünkoğlu
Yoksa o inkârcılar (iman etmek için), meleklerin kendilerine inmesini yahut (bizzat) Rabbinin (karşılarına gelip gözlerine) görünmesini veya O’ndan (kıyamet ve ölüm gibi) bazı alametlerin gelmesini mi bekliyorlar? (Ama) Rabbinin (kesin) işaretlerinin ortaya çıkacağı gün iman etmenin, daha önce inanmamış yahut inandığı halde bir hayır yapmamış olan kimseye hiçbir yararı olmayacaktır. De ki: “(Ya şimdiden iman edin ve faydalı işler yapın, ya da ahiret gününü) bekleyin! Doğrusu biz de bekliyoruz!”
Mehmet Türk
(O kâfirler inanmak için) kendilerine meleklerin gelmesini yahut Rabbinin gelmesini ve ya Rabbinin (kendilerini îmana mecbur edecek) bir kısım mûcizelerinin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bir kısım mûcizeleri geldiği gün daha önceden îman etmemiş ya da îmanı doğrultusunda bir hayır kazanmamış olan kimseye, artık o günkü îmanı bir fayda vermez. (Ey Muhammed!) onlara: “Biraz bekleyin (bakalım) biz de bekleyip göreceğiz.” de.
Dinlerini parça parça edip gruplara ayrılanlarla senin hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi Allah'a kalmıştır. Sonra Allah, onlara yaptıklarını haber verecektir.
Cemal Külünkoğlu
İnançlarının bütünlüğünü bozup (tanınmaz hale getirerek) gruplara, fırkalara ayrılanlara gelince; onlar için yapabileceğin bir şey yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Zamanı geldiğinde Allah onlara vaktiyle yaptıklarını gösterecektir.
Mehmet Türk
Senin o dinlerini bölük-pörçük, kendilerini de param-parça edenlerle hiçbir ilişkin yoktur. Artık onların işi Allah’a kalmıştır, zamanı gelince (Allah) onlara yaptıklarını haber verecektir.
Kim Allah'ın huzuruna bir güzellik getirirse ona, getirdiğinin on katı vardır. Kim de kötülük getirirse, o sadece getirdiğinin dengi ile cezalandırılır. Onlar haksızlığa uğratılmazlar.
Cemal Külünkoğlu
Kim (Allah’a) bir iyilikle gelirse ona on kati verilir. Kim de bir kötülükle gelirse sadece misliyle cezalandırılır ve onlara asla haksızlık yapılmaz.
Mehmet Türk
Kim (Allah’ın huzuruna) bir iyilikle varırsa kendisine (en az) on katı (sevap) verilir. Kim de Allah’ın huzuruna bir kötülük ile varırsa onlar haksızlığa uğratılmaksızın sadece onun aynısıyla cezâlandırılır.
De ki: “Rabbim beni dosdoğru yola, dosdoğru dine, Hanîf olan İbrâhim'in dinine iletmiştir. İbrâhim, ortak koşanlardan değildi.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Şüphesiz Rabbim beni dosdoğru bir yola, mükemmel bir dine, (yani) tek Allah inancına yönelen İbrahîm’in dinine iletti. O, (hiçbir zaman) Allah’tan başka şeylere ilahlık yakıştıranlardan olmadı.”
Mehmet Türk
(Ey Muhammed!): “Rabbim beni dosdoğru yola ve dosdoğru dine, Allah’ın birliğine inanan ve (hayatında) hiç müşriklerden olmayan İbrahim’in dinine iletti.”de.
De ki: “Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.”127
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Benim salâtım (yakarışım, yönelişim, Hakk’tan yana duruşum), ibadetlerim (faydalı eylemlerim), hayatım ve ölümüm (yalnızca) âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.”
Mehmet Türk
162,163. Ve: “Benim namazım, ibâdetlerim, hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi olan ve ortağı bulunmayan Allah içindir. Ben bununla emrolundum ve (böyle inanarak) Müslüman olanların ilki de benim.” de.
“O'nun ortağı yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim.”
Cemal Külünkoğlu
“O’nun hiçbir ortağı yoktur. Bana emredilen de budur. (Bunun için) ben Müslümanların öncüsüyüm.”
Mehmet Türk
162,163. Ve: “Benim namazım, ibâdetlerim, hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi olan ve ortağı bulunmayan Allah içindir. Ben bununla emrolundum ve (böyle inanarak) Müslüman olanların ilki de benim.” de.
De ki: “Allah her şeyin Rabbi iken, O'ndan başka rab mi arayayım? Herkesin kazandığı yalnız kendisine aittir. Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenemez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir. O, ihtilâfa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “Ben, Allah’tan başka bir Rab mı arayacağım? Hâlbuki O, her şeyin Rabbidir. İnsanların yaptığı eylemler yalnızca kendilerini ilgilendirir ve hiçbir günahkâr başkasının (günah) yükünü taşımaz (hiç kimseye başkasının sorumluluğu yüklenmez). Zamanı gelince hepiniz (Mahşerde) Rabbinize döneceksiniz. İşte o zaman Allah, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz her şeyi size açıklayacaktır.”
Mehmet Türk
(Ve): “Allah, her şeyin Rabbi iken ben, Onu bırakıp da başka bir Rab mi arayayım? Herkesin kazancının sorumluluğu kendisine aittir. Hiçbir günâhkâr, bir başkasının günâhını yüklenemez. Sonunda dönüşünüz, Ona olacaktır. O da yaptıklarınızı size (âhirette) tek tek haber verecektir.” de.
Sizi yeryüzünde iktidar sahipleri yapan O'dur. Verdiği nimetlerle sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan da O'dur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır ve gerçekten O, çok bağışlayandır; çok merhamet edendir.
Cemal Külünkoğlu
O (Allah), sizi dünyaya mirasçı yapmış ve kiminizi kiminizden denemek için derecelerle farklı/üstün kılmıştır ki bahşettiği şeyler aracılığıyla sizi imtihan edebilsin. Şüphe yok ki Rabbiniz ceza vermede hızlıdır ve şüphe yok ki O, gerçekten çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Mehmet Türk
(Ey insanlar!): Sizi, yeryüzünün halîfeleri kılan, verdikleriyle sizi denemek için, kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan Odur. Şüphesiz Rabbin, karşılığı çok çabuk verendir ve O gerçekten çok bağışlayandır, pek merhamet edendir.