The Surah derives its name from the very first word wan Najm. This title also does not relate to the subject matter, but is a name given to the Surah as a symbol.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
53:1
وَٱلنَّجۡمِ إِذَا هَوَىٰ
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir.
Cemal Külünkoğlu
Battığı zaman yıldıza/Allah’tan aşama aşama gelen mesaja andolsun ki,
Mehmet Türk
İndiği zaman yıldıza yemin olsun ki,
53:2
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمۡ وَمَا غَوَىٰ
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir.
Cemal Külünkoğlu
Arkadaşınız (Muhammed Hak’tan) sapmadı ve (batıla inanıp da) aldanmadı.
Mehmet Türk
Arkadaşınız (Muhammed), sapmadı ve asla bâtıl bir şeye de inanmadı.
53:3
وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلۡهَوَىٰٓ
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir.
Cemal Külünkoğlu
O (Peygamber) keyfine göre konuşmaz.
Mehmet Türk
O, istek ve arzusuna göre konuşmaz.
53:4
إِنۡ هُوَ إِلَّا وَحۡيࣱ يُوحَىٰ
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4. Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız Muhammed sapmadı, azmadı. O, arzusuna göre de konuşmuyor. Bildirdikleri, kendisine vahyolunan bir vahiyden ibarettir.
Cemal Külünkoğlu
O ancak kendisine vahyolunanı söyler (söylediği hüküm içerikli her şey vahye dayanır).
Mehmet Türk
Onun (söyledikleri) vahiyden başka bir şey değildir (ve ona) vahyolunur.
53:5
عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلۡقُوَىٰ
Bayraktar Bayraklı
5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.
Cemal Külünkoğlu
Bu vahyi ona melekeleri çok güçlü olan (Cebrail) öğretti.
Mehmet Türk
O (Peygambere, Kur’an’ı) melekeleri çok güçlü olan (Cebrail,) öğretti.
53:6
ذُو مِرَّةࣲ فَٱسۡتَوَىٰ
Bayraktar Bayraklı
5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.
Cemal Külünkoğlu
6-7. (O,) etkileyici ve tam donanımlı (bir melekti) ki; (peygamber) en yüksek ufukta bulunuyorken (vahyetmek üzere) olanca haşmetiyle kendini (ona) gösterdi.
Mehmet Türk
6,7. (Ki o) üstün bir akıl sahibidir. (Cebrail Muhammed’e) gerçek şekliyle tüm ufku kaplamış bir şekilde göründü.
53:7
وَهُوَ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡأَعۡلَىٰ
Bayraktar Bayraklı
5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.
Cemal Külünkoğlu
6-7. (O,) etkileyici ve tam donanımlı (bir melekti) ki; (peygamber) en yüksek ufukta bulunuyorken (vahyetmek üzere) olanca haşmetiyle kendini (ona) gösterdi.
Mehmet Türk
6,7. (Ki o) üstün bir akıl sahibidir. (Cebrail Muhammed’e) gerçek şekliyle tüm ufku kaplamış bir şekilde göründü.
53:8
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ
Bayraktar Bayraklı
5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.
Cemal Külünkoğlu
Sonra (Cebrail, Hz. Peygambere) yaklaştı ve sarktı.
Mehmet Türk
8,9. Sonra (yanına) geldi ve (ona) yayın iki ucu kadar hattâ daha da fazla yaklaştı.
53:9
فَكَانَ قَابَ قَوۡسَيۡنِ أَوۡ أَدۡنَىٰ
Bayraktar Bayraklı
5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.
Cemal Külünkoğlu
Öyle ki, (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay mesafesi kadar, hatta daha da yakın oldu.
Mehmet Türk
8,9. Sonra (yanına) geldi ve (ona) yayın iki ucu kadar hattâ daha da fazla yaklaştı.
53:10
فَأَوۡحَىٰٓ إِلَىٰ عَبۡدِهِۦ مَآ أَوۡحَىٰ
Bayraktar Bayraklı
5,6,7,8,9,10. Ona, bunu çok güçlü akıl sahibi olan Cebrail öğretmiştir. Doğrulup dikildi. O, en yüksek ufuktaydı. Sonra iyice yaklaştı ve sarktı. İki yayın arası kadar, hatta daha da yakın. Böylece kuluna vahyedeceğini vahyetti.
Cemal Külünkoğlu
Böylece (Cebrail) vahyedeceğini (Allah’ın) kuluna vahyetti.
Mehmet Türk
10,11. O anda (Cebrail, Allah’ın) kuluna gönderdiği her vahyi vahyetti. Gözünün gördüğünü de gönlü yalanlamadı.
53:11
مَا كَذَبَ ٱلۡفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
10,11. O anda (Cebrail, Allah’ın) kuluna gönderdiği her vahyi vahyetti. Gözünün gördüğünü de gönlü yalanlamadı.
53:12
أَفَتُمَٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Cemal Külünkoğlu
Onun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız?
Mehmet Türk
(Ey kâfirler!) Onun (Cebrail’i) görüp durduğundan şüphe mi ediyorsunuz?
53:13
وَلَقَدۡ رَءَاهُ نَزۡلَةً أُخۡرَىٰ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki, onu (Cebrail’i), bir başka inişte daha görmüştü.
Mehmet Türk
13,14,15. Yemin olsun (Muhammed, Cebrail’i miraçtan) inerken yakınında Cennet’ül-Me’va’nın bulunduğu Sidret’ül-Mün-teha’nın yanında bir defa daha gördü.
53:14
عِندَ سِدۡرَةِ ٱلۡمُنتَهَىٰ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Cemal Külünkoğlu
“Sidret’ül-Münteha” nın (en uzak noktadaki sidre ağacının) yanında.
Mehmet Türk
13,14,15. Yemin olsun (Muhammed, Cebrail’i miraçtan) inerken yakınında Cennet’ül-Me’va’nın bulunduğu Sidret’ül-Mün-teha’nın yanında bir defa daha gördü.
53:15
عِندَهَا جَنَّةُ ٱلۡمَأۡوَىٰٓ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Cemal Külünkoğlu
Me’va Cenneti (Sığınılacak bahçe) onun (Sidre’nin) yanındadır.
Mehmet Türk
13,14,15. Yemin olsun (Muhammed, Cebrail’i miraçtan) inerken yakınında Cennet’ül-Me’va’nın bulunduğu Sidret’ül-Mün-teha’nın yanında bir defa daha gördü.
53:16
إِذۡ يَغۡشَى ٱلسِّدۡرَةَ مَا يَغۡشَىٰ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Cemal Külünkoğlu
O zaman sedir ağacını bütün heybetiyle öyle bir bürümüştü ki.
Mehmet Türk
(O esnada Allah’ın nuru,) Sidre’yi kuşattı.
53:17
مَا زَاغَ ٱلۡبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Cemal Külünkoğlu
(Peygamberin) gözü (gördüğünden) kayıp şaşmadı ve (söylenenin dışına) sapmadı.
Mehmet Türk
(Peygamberin) gözü, görme sınırını aşmadı, o da (gördüklerinden dolayı) sarsılmadı.
53:18
لَقَدۡ رَأَىٰ مِنۡ ءَايَٰتِ رَبِّهِ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ
Bayraktar Bayraklı
11,12,13,14,15,16,17,18. Kalp gördüğünü yalanlamadı. O'nun gördükleri hakkında onunla tartışıyor musunuz? Andolsun ki Cebrail'i bir başka inişte de görmüştü. Son sınır ağacı, sidretü'l-müntehâ yanında. O ağacın yanında Me'vâ cenneti vardır. Sidre'yi neler kaplamıştı neler! Ne gözü kaydı ne de belirlenen sınırı aştı. Andolsun ki Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki, o, Rabbinin en büyük ayetlerinden birini (Cebrail’i) gördü.
Mehmet Türk
Yemin olsun o, (o esnada) Rabbinin en büyük âyetlerini gördü.
53:19
أَفَرَءَيۡتُمُ ٱللَّٰتَ وَٱلۡعُزَّىٰ
Bayraktar Bayraklı
Gördünüz mü o Lât ve ‘Uzzâ'yı?
Cemal Külünkoğlu
19-20. Şimdi düşünün (ey müşrikler, hakikat bütün açıklığıyla ortadayken) şu Lât ve Uzza ve diğer üçüncü (put) olan Menat ne ifade eder (bunların herhangi bir güçleri var mı)?
Mehmet Türk
19,20. Siz Lât’ın, Uzza’nın ve onların gerisindeki üçüncü put olan Menât’ın ne olduğunu biliyor musunuz?
53:20
وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰٓ
Bayraktar Bayraklı
Üçüncüleri olan ötekini, Menât'ı.
Cemal Külünkoğlu
19-20. Şimdi düşünün (ey müşrikler, hakikat bütün açıklığıyla ortadayken) şu Lât ve Uzza ve diğer üçüncü (put) olan Menat ne ifade eder (bunların herhangi bir güçleri var mı)?
Mehmet Türk
19,20. Siz Lât’ın, Uzza’nın ve onların gerisindeki üçüncü put olan Menât’ın ne olduğunu biliyor musunuz?
53:21
أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلۡأُنثَىٰ
Bayraktar Bayraklı
21,22. Demek ki erkek size, dişi Allah'a, öyle mi? O zaman bu, insafsızca bir taksim!
Cemal Külünkoğlu
21-22. (Evlât olarak sevdiğiniz) erkek sizin de (utanç vesilesi olarak gördüğünüz ve hoşlanmayıp diri diri gömdüğünüz) dişi O’nun mu? Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.
Mehmet Türk
(Demek) erkekler sizin, dişiler Allah’ın mı?
53:22
تِلۡكَ إِذࣰ ا قِسۡمَةࣱ ضِيزَىٰٓ
Bayraktar Bayraklı
21,22. Demek ki erkek size, dişi Allah'a, öyle mi? O zaman bu, insafsızca bir taksim!
Cemal Külünkoğlu
21-22. (Evlât olarak sevdiğiniz) erkek sizin de (utanç vesilesi olarak gördüğünüz ve hoşlanmayıp diri diri gömdüğünüz) dişi O’nun mu? Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır.
23,24. Bunlar sizin babalarınızın verdiği isimlerden başka bir şey değildir. Allah bu konuda bir delil indirmemiştir. Onlar sadece zanna ve nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Halbuki, onlara Rablerinden doğru yolu gösteren bir rehber gelmiştir. Yoksa insan, her aklına eseni yapamaz.
Cemal Külünkoğlu
O putlar hiçbir şey değil, sadece sizin ve atalarınızın uydurduğu isimleri olan ancak asılları olmayan şeylerdir. Allah, onlara ilişkin hiçbir kanıt indirmemiştir. Onlar sadece kuruntularına ve nefislerinin istediğine uyuyorlar. Oysa onlara Rableri tarafından doğru yol rehberi (Kur’an) gelmiştir.
Mehmet Türk
Bu (putlar) sizin ve atalarınızın keyfine göre uydurduğu ve Allah’ın haklarında hiç bir delil indirmediği, isimlerden başka bir şey değildir. O (müşrikler,) kendilerine Rableri tarafından bir yol gösterici geldiği halde sadece zanlarına ve nefislerinin arzularına uyuyorlar.
53:24
أَمۡ لِلۡإِنسَٰنِ مَا تَمَنَّىٰ
Bayraktar Bayraklı
23,24. Bunlar sizin babalarınızın verdiği isimlerden başka bir şey değildir. Allah bu konuda bir delil indirmemiştir. Onlar sadece zanna ve nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Halbuki, onlara Rablerinden doğru yolu gösteren bir rehber gelmiştir. Yoksa insan, her aklına eseni yapamaz.
Cemal Külünkoğlu
Yoksa insanın, her dilediği şey hak mı olacak?
Mehmet Türk
Yoksa insan, her arzu ettiği şeye sahip olacağını mı (zannediyor?)
Göklerde nice melek var ki, Allah, kendilerine izin vermedikçe Allah'ın isteği ve rızası dışında kimseye şefaat edemezler.
Cemal Külünkoğlu
Göklerde, (insanlara yardım etmek için bekleyen) ne kadar melek bulunursa bulunsun, Allah dilemedikçe ve rıza gösterip izin vermedikçe onların herhangi bir kimseye en küçük bir şefaatleri/yardımları olamaz.
Mehmet Türk
Allah dileyip de râzı olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan hiç bir meleğin şefâati kimseye fayda veremez.
Halbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise asla gerçeği ifade etmez.
Cemal Külünkoğlu
Hâlbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece hayal mahsulü temelsiz bilgilere uyuyorlar. Oysa hayal mahsulü temelsiz bilgi, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.
Mehmet Türk
Oysa onların bu konuda bildikleri hiçbir şey yoktur ve onlar, (ancak) zanlarının ardına düşüyorlar. Hâlbuki zan, Hak’tan hiçbir şeyin yerini tutmaz.
Onların ilimde aldıkları mesafe bu kadardır. Şüphesiz Rabbin yoldan çıkanı da doğru yola geleni de hakkıyla bilmektedir.
Cemal Külünkoğlu
Onların bilgilerinin erişebileceği sınır budur (sadece dünyalıkları kazanma bilgisidir). Hiç kuşkusuz Rabbin, yolundan sapan kimseleri de çok iyi bilendir, doğru yolda olan kimseleri de çok iyi bilendir.
Mehmet Türk
Zâten onların, ilimden yana varabildikleri bilgi (sınırı) budur. Şüphesiz Rabbin, yolundan sapanı çok iyi bildiği gibi hak yola geleni de çok iyi bilir.
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Sonunda, işlerini kötü yapanları cezalandıracak ve iyi yapanları da daha güzeli ile ödüllendirecektir.
Cemal Külünkoğlu
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’a aittir. (Bütün bunların varlığındaki amaç;) kötülük yapanların (aynen) yaptıklarıyla cezalandırılması, iyilik yapanlara da iyiliklerinin daha güzeliyle karşılık verilmesi içindir.
Mehmet Türk
Göklerde ve yerde her ne varsa şüphesiz hepsi Allah’ındır. Ve Allah, kötülük yapanları yaptıkları ile cezâlandıracak, güzel davrananları da daha güzeliyle ödüllendirecektir.
Onlar, basit hatalar hariç büyük günahlardan ve yüz kızartıcı davranışlardan kaçınanlardır. Şüphesiz Rabbinin bağışlaması geniştir. O sizi topraktan var ederken de, annelerinizin rahminde saklı bulunduğunuzda da, sizinle ilgili her bilgiye sahiptir. Öyleyse kendinizi temize çıkarmayınız. O, Allah'a saygı duyanı en iyi bilendir.
Cemal Külünkoğlu
İyilik işleyenler, küçük kusurlar hariç, büyük günahlardan ve çirkin davranışlardan uzak dururlar. Şüphesiz senin Rabbin, bağışlayıcılığı geniş olandır. O sizi gerek ilk başta topraktan yaratırken ve gerekse annelerinizin karınlarında cenin aşamasındayken (ne olduğunuzu) çok iyi bilendir. Öyleyse kendinizi (beğenip) temize çıkarmayın (günahsız, kusursuz ve tertemiz olduğunuzu iddia ederek övünmeyin)! Çünkü o kimin kötülüklerden sakındığını herkesten iyi bilendir.
Mehmet Türk
Küçük kusurları dışında, büyük günâhlardan ve hayâsızlıklardan kaçınanlara gelince şunu iyi bil ki Rabbin, affı geniş olandır. O, topraktan yarattığında da annelerinizin karınlarında bulunduğunuzda da sizi, en iyi bilendir. O halde, kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Kendisi’ne karşı hata etmekten sakınanı çok iyi bilir.
53:33
أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي تَوَلَّىٰ
Bayraktar Bayraklı
Gördün mü yüz çevireni?
Cemal Külünkoğlu
Şimdi gördün mü (imandan) yüz çevireni?
Mehmet Türk
33,34. (Allah’ın dininden) dönen ve malından biraz verip, sonra (vermemekte) direnen kimseyi gördün mü?
53:34
وَأَعۡطَىٰ قَلِيلࣰ ا وَأَكۡدَىٰٓ
Bayraktar Bayraklı
Az verip sonra vermemekte direneni?
Cemal Külünkoğlu
Muhtaca, (fakire) birazcık verip, bir daha hiç vermeyeni?
Mehmet Türk
33,34. (Allah’ın dininden) dönen ve malından biraz verip, sonra (vermemekte) direnen kimseyi gördün mü?
53:35
أَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلۡغَيۡبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ
Bayraktar Bayraklı
Gaybın bilgisi o adamın yanında da, o görüyor mu?
Cemal Külünkoğlu
O, insan kavrayışının ötesindeki şeyin bilgisine sahip (olduğunu) ve böylece (onu açıkça) görebildiğini mi iddia ediyor?
Mehmet Türk
Yoksa ğaybın bilgisi yanında da o, (her şeyi) biliyor mu?
53:36
أَمۡ لَمۡ يُنَبَّأۡ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسَىٰ
Bayraktar Bayraklı
Yoksa ona Mûsâ'nın sayfalarındaki şu bilgiler haber verilmedi mi?
Cemal Külünkoğlu
36-37. Yoksa o, Musa’(ya gelen Tevrat’)ın sayfalarından ve görevini titizlikle yerine getiren İbrahîm’e inmiş olan sayfaların içeriğinden haberdar olmadı mı?
Mehmet Türk
36,37. Yoksa Mûsa’nın ve vefakâr İbrahim’in sahifelerinde olanlar, kendisine bildirilmedi mi?
53:37
وَإِبۡرَٰهِيمَ ٱلَّذِي وَفَّىٰٓ
Bayraktar Bayraklı
Sözünü tam olarak yerine getiren İbrâhim'in sayfalarındaki şu bilgiler de mi?
Cemal Külünkoğlu
36-37. Yoksa o, Musa’(ya gelen Tevrat’)ın sayfalarından ve görevini titizlikle yerine getiren İbrahîm’e inmiş olan sayfaların içeriğinden haberdar olmadı mı?
Mehmet Türk
36,37. Yoksa Mûsa’nın ve vefakâr İbrahim’in sahifelerinde olanlar, kendisine bildirilmedi mi?
53:38
أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةࣱ وِزۡرَ أُخۡرَىٰ
Bayraktar Bayraklı
“Gerçekten hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenemez.”
Cemal Külünkoğlu
Doğrusu hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.
Mehmet Türk
Doğrusu hiçbir günâhkâr, bir başkasının günâhını yüklenemez.
53:39
وَأَن لَّيۡسَ لِلۡإِنسَٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ
Bayraktar Bayraklı
Bilsin ki, insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.
Cemal Külünkoğlu
İnsan için ancak çalıştığı vardır.
Mehmet Türk
Ve insana kendi çalışmasının (karşılığından) başka bir şey yoktur.
53:40
وَأَنَّ سَعۡيَهُۥ سَوۡفَ يُرَىٰ
Bayraktar Bayraklı
Çalışması da ileride görülecektir.
Cemal Külünkoğlu
Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.
Mehmet Türk
Şüphesiz onun çalışmasının (karşılığı) da ileride (âhirette) görülecektir.
53:41
ثُمَّ يُجۡزَىٰهُ ٱلۡجَزَآءَ ٱلۡأَوۡفَىٰ
Bayraktar Bayraklı
Sonra ona karşılığı tastamam ödenecektir.
Cemal Külünkoğlu
Sonra da çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.
Mehmet Türk
Sonra ona karşılığı, tam verilecektir.
53:42
وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلۡمُنتَهَىٰ
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz sonunda varış sadece Rabbine olacaktır.
Cemal Külünkoğlu
Kuşkusuz en son varış ancak Rabbinedir.
Mehmet Türk
Elbette eninde sonunda varış, Rabbinedir.
53:43
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضۡحَكَ وَأَبۡكَىٰ
Bayraktar Bayraklı
Güldürecek ve ağlatacak olan da O'dur.
Cemal Külünkoğlu
Ve elbet güldüren de O’dur, ağlatan da.
Mehmet Türk
Doğrusu, güldüren de ağlatan da Odur,
53:44
وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحۡيَا
Bayraktar Bayraklı
Öldürecek ve diriltecek olan da O'dur.
Cemal Külünkoğlu
Yine (yaşatıp) öldüren de (öldükten) sonra dirilten de O’dur.