İçeriğe atla
Untold Serenity

52. At-Tur

The Mount · Mekkî · 49 âyet · Nüzul sırası 76

الطور

It is derived from the very first cord 'Wat Tur-i.'

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

52:1

وَٱلطُّورِ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6. Tûr'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…

Cemal Külünkoğlu

(Musa’nın vahiy aldığı) Tûr (Sina) dağına,

Mehmet Türk

(Sînâ) dağına,

52:2

وَكِتَٰبࣲ مَّسۡطُورࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6. Tûr'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…

Cemal Külünkoğlu

2-3.Yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitab’a,

Mehmet Türk

2,3. Yayılmış ince deri üzerine, yazılmış kitaba,

52:3

فِي رَقࣲّ مَّنشُورࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6. Tûr'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…

Cemal Külünkoğlu

2-3.Yayılmış ince deri üzerine satır satır yazılmış Kitab’a,

Mehmet Türk

2,3. Yayılmış ince deri üzerine, yazılmış kitaba,

52:4

وَٱلۡبَيۡتِ ٱلۡمَعۡمُورِ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6. Tûr'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…

Cemal Külünkoğlu

Bakımlı Ev (Kâbe’y)e,

Mehmet Türk

Ma’mûr eve,

52:5

وَٱلسَّقۡفِ ٱلۡمَرۡفُوعِ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6. Tûr'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…

Cemal Külünkoğlu

Yükseltilmiş tavana (göğe),

Mehmet Türk

Yükseltilmiş tavana,

52:6

وَٱلۡبَحۡرِ ٱلۡمَسۡجُورِ

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6. Tûr'a, açılmış ince deride yazılı kitaba, imar edilmiş o eve; yükseltilmiş şu tavana, kabaran denize yemin olsun ki…

Cemal Külünkoğlu

Kabaran denize yemin olsun ki,

Mehmet Türk

Kaynatılmış denize yemin olsun ki,

52:7

إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَٰقِعࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Rabbinin azabı kesinlikle gerçekleşecektir.

Cemal Külünkoğlu

Rabbinin azabı kesin olarak gerçekleşecektir.

Mehmet Türk

Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

52:8

مَّا لَهُۥ مِن دَافِعࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Ona hiçbir engel yoktur.

Cemal Külünkoğlu

Ve onu önleyebilecek hiçbir güç de yoktur.

Mehmet Türk

Ve o (azaba) engel olacak, hiçbir şey de yoktur.

52:9

يَوۡمَ تَمُورُ ٱلسَّمَآءُ مَوۡرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

O gün, gök şiddetle sallanır.

Cemal Külünkoğlu

O gün gök, sarsılıp çalkalanır.

Mehmet Türk

9,10. O (kıyamet) günü gök, sarsıldıkça sarsılacak, dağlar ise yerinden oynayacaktır.

52:10

وَتَسِيرُ ٱلۡجِبَالُ سَيۡرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Dağlar yerlerinden kopup gider.

Cemal Külünkoğlu

Ve dağlar (yerlerinden oynatan) bir yürüyüşle yürür.

Mehmet Türk

9,10. O (kıyamet) günü gök, sarsıldıkça sarsılacak, dağlar ise yerinden oynayacaktır.

52:11

فَوَيۡلࣱ يَوۡمَئِذࣲ لِّلۡمُكَذِّبِينَ

Bayraktar Bayraklı

Yalanlayanların vay haline o gün!

Cemal Külünkoğlu

Dini yalanlayanların vay haline o gün!

Mehmet Türk

11,12. İşte o gün, daldıkları saçmalıklarla oyalanan yalancıların vay haline!

52:12

ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي خَوۡضࣲ يَلۡعَبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar bâtıla dalıp eğlenirler.

Cemal Külünkoğlu

Onlar (bütün hayatları boyunca) tamamen boş şeylerle oyalanıp duranlardır.

Mehmet Türk

11,12. İşte o gün, daldıkları saçmalıklarla oyalanan yalancıların vay haline!

52:13

يَوۡمَ يُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا

Bayraktar Bayraklı

13,14. O gün cehennem ateşine zorla itilirler. Kendilerine, “İşte yalanladığınız ateş budur” denir.

Cemal Külünkoğlu

O gün itilip kakılarak cehenneme atılırlar.

Mehmet Türk

O (mahşer) günü onlar, itilip kakılarak cehennem ateşine atılacaklar.

52:14

هَٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِي كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

Bayraktar Bayraklı

13,14. O gün cehennem ateşine zorla itilirler. Kendilerine, “İşte yalanladığınız ateş budur” denir.

Cemal Külünkoğlu

(Onlara şöyle denir:) “İşte sizin yalanladığınız ateş budur.”

Mehmet Türk

(Onlara): “İşte sizin yalanlamakta olduğunuz ateş, budur.” (denilecek.)

52:15

أَفَسِحۡرٌ هَٰذَآ أَمۡ أَنتُمۡ لَا تُبۡصِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Bu bir büyü müdür, yoksa siz mi görmüyorsunuz?”

Cemal Külünkoğlu

(Söyleyin bakalım:) “Bu da mı büyü? Yoksa bunu da mı görmüyorsunuz?”

Mehmet Türk

(Ayrıca onlara): “Bu da mı bir büyü? Yoksa siz, (bunun da mı gerçek olduğunu) göremiyor musunuz?”

52:16

ٱصۡلَوۡهَا فَٱصۡبِرُوٓاْ أَوۡ لَا تَصۡبِرُواْ سَوَآءٌ عَلَيۡكُمۡۖ إِنَّمَا تُجۡزَوۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Oraya girin, artık ona dayanmanız da dayanmamanız da sizin için farketmez. Siz sadece yaptığınızın karşılığını görmektesiniz.

Cemal Külünkoğlu

“(Şimdi) girin oraya (bakalım)! İster dayanın ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor.”

Mehmet Türk

“Haydi girin ona. Artık sabretseniz de sabretmeseniz de sizin için fark etmez. Siz, sadece yaptıklarınızla cezâlandırılıyorsunuz.” (denilecek.)

52:17

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتࣲ وَنَعِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

17,18. Kendilerini Allah'ın emirlerine karşı gelmekten koruyanlar, Rablerinin kendilerine verdiklerinden yararlanarak cennetler ve nimetler içinde olacaklardır. Rableri onları cehennem azabından koruyacaktır.

Cemal Külünkoğlu

17-18.Allah’a karşı gelmekten sakınanlar da cennetlerde, bol nimet içinde Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefa sürerler. Rableri onları (yaptıklarına karşılık), cehennem azabından korumuştur.

Mehmet Türk

Allah’a karşı hata etmekten sakınanlar, kesinlikle cennetler ve nîmetler içerisindedirler.

52:18

فَٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ وَوَقَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ

Bayraktar Bayraklı

17,18. Kendilerini Allah'ın emirlerine karşı gelmekten koruyanlar, Rablerinin kendilerine verdiklerinden yararlanarak cennetler ve nimetler içinde olacaklardır. Rableri onları cehennem azabından koruyacaktır.

Cemal Külünkoğlu

17-18.Allah’a karşı gelmekten sakınanlar da cennetlerde, bol nimet içinde Rablerinin kendilerine verdikleriyle sefa sürerler. Rableri onları (yaptıklarına karşılık), cehennem azabından korumuştur.

Mehmet Türk

Rablerinin kendilerine verdiği nîmetler ve Rablerinin, kendilerini cehennem azabından koruması sebebiyle huzurludurlar.

52:19

كُلُواْ وَٱشۡرَبُواْ هَنِيٓـَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

19,20. Onlara şöyle denecektir: “Dizili koltuklara yaslanarak, yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyiniz, içiniz!” Onlara çok güzel eşler de veririz.

Cemal Külünkoğlu

(Onlara:) “Dünya’da yaptıklarınızın karşılığı olarak, afiyetle yiyin için” denir.

Mehmet Türk

19,20. (Onlara cennette: “Dünyada) yaptıklarınızın karşılığı olarak sıra sıra dizilmiş tahtlar üzerinde kurulup oturarak afiyetle yiyin, için.” (denilir. Ayrıca) Biz, onları güzel gözlü, beyaz tenli ve kusursuz eşlerle de evlendireceğiz.

52:20

مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ سُرُرࣲ مَّصۡفُوفَةࣲۖ وَزَوَّجۡنَٰهُم بِحُورٍ عِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

19,20. Onlara şöyle denecektir: “Dizili koltuklara yaslanarak, yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyiniz, içiniz!” Onlara çok güzel eşler de veririz.

Cemal Külünkoğlu

Biz, onları keskin bakışlı eşlerle/arkadaşlarla bir araya getiririz.

Mehmet Türk

19,20. (Onlara cennette: “Dünyada) yaptıklarınızın karşılığı olarak sıra sıra dizilmiş tahtlar üzerinde kurulup oturarak afiyetle yiyin, için.” (denilir. Ayrıca) Biz, onları güzel gözlü, beyaz tenli ve kusursuz eşlerle de evlendireceğiz.

52:21

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَٱتَّبَعَتۡهُمۡ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَٰنٍ أَلۡحَقۡنَا بِهِمۡ ذُرِّيَّتَهُمۡ وَمَآ أَلَتۡنَٰهُم مِّنۡ عَمَلِهِم مِّن شَيۡءࣲۚ كُلُّ ٱمۡرِيِٕۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

İnananlar ve soyları da imanlı olarak kendilerine uyanları, soyları ile buluştururuz. Onların yaptıklarından hiçbir şeyi eksiltmeyiz. Herkes kazandığına karşılık rehindir.

Cemal Külünkoğlu

(Dünyada) iman eden ve soyları da iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya; işte biz onların soylarını da (ahirette) kendilerine kavuşturacağız. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyeceğiz. Zira herkesin âkıbeti kendi kazancına bağlıdır (ona göre muamele görecektir).

Mehmet Türk

Biz soyları îmanda kendilerine uyan Müslümanların soylarını, kendilerine kavuştururuz ve onların sevaplarından da bir şey eksiltmeyiz. -(Ama yine de) herkes(in kurtuluşu) kendi kazandığına bağlıdır.-

52:22

وَأَمۡدَدۡنَٰهُم بِفَٰكِهَةࣲ وَلَحۡمࣲ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara, hoşlarına giden meyvelerden ve etten de veririz.

Cemal Külünkoğlu

Biz onlara canlarının çektiği her şeyi, et ve meyve türünün her çeşidini sunacağız.

Mehmet Türk

Ve onlara, arzuladıkları her türlü meyve ve eti de bolca vereceğiz.

52:23

يَتَنَٰزَعُونَ فِيهَا كَأۡسࣰ ا لَّا لَغۡوࣱ فِيهَا وَلَا تَأۡثِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Orada karşılıklı kadeh tokuştururlar; ama burada kötü söz de yoktur, günah işleme de.

Cemal Külünkoğlu

Orada içlerindeki bütün sıkıntıyı atarlar. Orada ne boş söz söylemek ne de kötü davranışta bulunmak vardır.

Mehmet Türk

Orada (içerisinde) sarhoş etmeyen ve günâha sokmayan içecekler bulunan kadehlerden, (birlikte) içecekler.

52:24

۞وَيَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ غِلۡمَانࣱ لَّهُمۡ كَأَنَّهُمۡ لُؤۡلُؤࣱ مَّكۡنُونࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Sedefteki inci gibi olan hizmetçileri, etraflarında dolaşırlar.

Cemal Külünkoğlu

Hizmetlerine verilmiş, sedefte saklı inciler gibi pırıl pırıl gençler (hizmet için onların) etraflarında pervane olacaklar.

Mehmet Türk

Kendilerine ait (sedef içerisinde saklı inciler gibi) tertemiz hizmetçileri de etraflarında dönüp duracaklar.

52:25

وَأَقۡبَلَ بَعۡضُهُمۡ عَلَىٰ بَعۡضࣲ يَتَسَآءَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Birbirlerine yönelip soru sorarlar.

Cemal Külünkoğlu

(O cennetlikler) birbirlerine dönüp (“Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?” diye) soracaklar.

Mehmet Türk

25,26. (Cennettekiler) birbirleriyle: “Doğrusu biz bundan önce ailemiz(in akıbeti) hakkında çok korkar idik.” diyerek sohbet edecekler.

52:26

قَالُوٓاْ إِنَّا كُنَّا قَبۡلُ فِيٓ أَهۡلِنَا مُشۡفِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şöyle derler: “Şüphesiz biz bundan önce ailemizin içerisinde korkardık.”

Cemal Külünkoğlu

Şöyle derler: “Biz, bundan önce (dünyada) ailemizle birlikte (azaptan ve Allah’a karşı gelmekten) sakınırdık.

Mehmet Türk

25,26. (Cennettekiler) birbirleriyle: “Doğrusu biz bundan önce ailemiz(in akıbeti) hakkında çok korkar idik.” diyerek sohbet edecekler.

52:27

فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيۡنَا وَوَقَىٰنَا عَذَابَ ٱلسَّمُومِ

Bayraktar Bayraklı

“Allah bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen azaptan korudu.”

Cemal Külünkoğlu

Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu.”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Allah, lütufta bulunarak bizi, (cehennemin) kavurucu azabından korudu.”

52:28

إِنَّا كُنَّا مِن قَبۡلُ نَدۡعُوهُۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡبَرُّ ٱلرَّحِيمُ

Bayraktar Bayraklı

“Gerçekten biz bundan önce O'na yalvarıyorduk. Çünkü asıl iyilik sahibi ve merhamet eden O'dur.”

Cemal Külünkoğlu

“Gerçekten biz bundan önce de (dünyada da) sadece O’na dua ederdik. Şüphesiz O, iyiliği ve merhameti bol olandır.”

Mehmet Türk

“Şüphesiz biz bundan önce, sadece Ona kulluk ederdik. Gerçekten O, iyiliği bol, esirgemesi çok olanın ta kendisi imiş." (diyecekler.)

52:29

فَذَكِّرۡ فَمَآ أَنتَ بِنِعۡمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنࣲ وَلَا مَجۡنُونٍ

Bayraktar Bayraklı

Sen öğüt ver! Rabbinin nimeti sayesinde sen ne kâhinsin ne de bir deli.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Sen tebliğ ve irşada devam et! Çünkü sen Rabbinin sana (elçilik) lütfettiği birisin. (Onların iddia ettiği gibi) ne kâhinsin ne de mecnun.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Sen sadece hatırlat. Çünkü Rabbinin nîmeti sayesinde sen kâhin de değilsin, mecnun da değilsin.

52:30

أَمۡ يَقُولُونَ شَاعِرࣱ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيۡبَ ٱلۡمَنُونِ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa onlar, “O, başına bir felaketin gelmesini beklediğimiz bir şair midir?” diyorlar.

Cemal Külünkoğlu

Yoksa onlar: “O (Muhammed) bir şairdir, zamanın onun aleyhine dönmesini gözlüyoruz” mu diyorlar?

Mehmet Türk

Yoksa onlar (senin için): “O da bir şairdir, biz onun da zamanla helâk olup gitmesini bekliyoruz.” mu diyorlar?

52:31

قُلۡ تَرَبَّصُواْ فَإِنِّي مَعَكُم مِّنَ ٱلۡمُتَرَبِّصِينَ

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Bekleyiniz, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.”

Cemal Külünkoğlu

Onlara de ki: “Bekleyin bakalım! Ben de sizinle beraber (başınıza gelecekleri) bekliyorum!”

Mehmet Türk

(Sen de onlara): “Siz benim helâk olmamı bekliyorsanız, ben de sizin helâk olmanızı bekliyorum.” de.

52:32

أَمۡ تَأۡمُرُهُمۡ أَحۡلَٰمُهُم بِهَٰذَآۚ أَمۡ هُمۡ قَوۡمࣱ طَاغُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara akılları mı bunu emrediyor? Yoksa onlar azgınlar topluluğu mudurlar?

Cemal Külünkoğlu

Acaba bunu kendilerine saçma kuruntuları mı emrediyor? Yoksa bu onlar(ın bencil ve) azgın bir topluluk (olmalarının bir sonucu) mudur?

Mehmet Türk

Onlara bu (şaçma-sapan) şeyleri ya akılları emrediyor ya da onlar, gerçekten azgın bir toplumdurlar.

52:33

أَمۡ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۥۚ بَل لَّا يُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa, “onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? Hayır! Onlar inanmıyorlar.

Cemal Külünkoğlu

Ya da: “O Kur’an’ı kendisi uydurup söyledi” mi diyorlar? Hayır, (sırf inatlarından dolayı) inanmıyorlar.

Mehmet Türk

Yoksa bir de: “Onu (Muhammed) kendisi uydurdu.” mu diyorlar? Aslında (bu dediklerine) kendileri bile inanmıyorlar.

52:34

فَلۡيَأۡتُواْ بِحَدِيثࣲ مِّثۡلِهِۦٓ إِن كَانُواْ صَٰدِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Eğer doğru iseler onun benzeri bir söz getirsinler.

Cemal Külünkoğlu

Eğer doğru sözlü iseler, onlar da bu Kur’an’ın bir benzerini getirsinler de görelim!

Mehmet Türk

Eğer bu sözlerinde samimi iseler, haydi o (Kuran’ın) benzeri bir söz, uydursunlar.

52:35

أَمۡ خُلِقُواْ مِنۡ غَيۡرِ شَيۡءٍ أَمۡ هُمُ ٱلۡخَٰلِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?

Cemal Külünkoğlu

Ne yani, onlar hiçbir şey olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa bizzat kendileri mi yaratıcıdır?

Mehmet Türk

Yoksa onlar bir (yaratıcıları) olmaksızın mı yaratıldılar? Veya kendi kendilerini mi yarattılar?

52:36

أَمۡ خَلَقُواْ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضَۚ بَل لَّا يُوقِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır! Onlar kesinlikle inanmıyorlar.

Cemal Külünkoğlu

Ya da gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır, onlar hiçbir şey hakkında kesin bir inanca sahip değiller!

Mehmet Türk

Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Aslında (buna) kendileri bile kesinlikle inanmıyorlar.

52:37

أَمۡ عِندَهُمۡ خَزَآئِنُ رَبِّكَ أَمۡ هُمُ ٱلۡمُصَۜيۡطِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Yoksa, her şeye hâkim olan kendileri midir?

Cemal Külünkoğlu

Yahut Rabbinin hazineleri onların elinde de bundan dolayı mı bütün gücün kendilerinde olduğunu sanıyorlar?

Mehmet Türk

Yahut Rabbinin hazinelerinin kendilerinin yanında bulunduğunu mu, ya da kendilerinin her şeye hâkim olduğunu mu (zannediyorlar?)

52:38

أَمۡ لَهُمۡ سُلَّمࣱ يَسۡتَمِعُونَ فِيهِۖ فَلۡيَأۡتِ مُسۡتَمِعُهُم بِسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينٍ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse onları dinleyenler açık bir mucize getirsin.

Cemal Külünkoğlu

Yoksa onların bir merdivenleri var da (onunla göklere çıkıp) orada konuşulanları dinliyor (ve duyduklarından dolayı mı böyle bir tavır takınma gereği duyuyorlar?) Öyleyse, haydi açık ve inandırıcı delillerle birlikte dinlediklerini getirsinler de görelim!

Mehmet Türk

Yoksa onların, üzerine çıkıp (gizli bilgileri) dinleyebilecekleri bir merdivenleri mi var? Eğer içlerinden dinleyen birisi varsa (dinlediğini) ispat etsin (de görelim.)

52:39

أَمۡ لَهُ ٱلۡبَنَٰتُ وَلَكُمُ ٱلۡبَنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa, kızlar Allah'ın, erkekler sizin mi?

Cemal Külünkoğlu

Yoksa (hoşlanmadığınız için) kız çocukları O’nun da erkekler sizin mi?

Mehmet Türk

(Demek) kızlar Onun, oğullar sizin öyle mi?

52:40

أَمۡ تَسۡـَٔلُهُمۡ أَجۡرࣰ ا فَهُم مِّن مَّغۡرَمࣲ مُّثۡقَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa, sen onlardan bir karşılık mı istiyorsun da onlar bu isteğin altından kalkamıyorlar?

Cemal Külünkoğlu

Ya da sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar, borçtan ağır bir yükün altında mı kalıyorlar?

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Yoksa onlar, senin kendilerinden bir ücret isteyeceğinden, böylece de onları ağır bir borç altına sokacağından mı (korkuyorlar?)

52:41

أَمۡ عِندَهُمُ ٱلۡغَيۡبُ فَهُمۡ يَكۡتُبُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa, gayb onların yanındadır da onlar mı yazıyorlar?

Cemal Külünkoğlu

Yoksa insan idrâkini aşan bilgiler kendilerinin elinin altındadır da (oradan onlar, istediklerini) yazıyorlar?

Mehmet Türk

Yoksa ğayb (bilgisi) onların yanında da kendileri (oradan istediklerini) mi yazıyorlar?

52:42

أَمۡ يُرِيدُونَ كَيۡدࣰ اۖ فَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ هُمُ ٱلۡمَكِيدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yahut, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzağa düşecek olanlar, inkâr edenlerdir.

Cemal Külünkoğlu

Yahut (seni çelişkilerin) tuzağına mı düşürmek istiyorlar? Oysa (kendilerini dünyada ve âhirette Allah’ın rahmetinden mahrum bırakan) inkârcılardır asıl tuzağa düşecek olanlar!

Mehmet Türk

Yoksa (sana) bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl tuzağa düşecek olanlar, o kâfirlerin kendileridir.

52:43

أَمۡ لَهُمۡ إِلَٰهٌ غَيۡرُ ٱللَّهِۚ سُبۡحَٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yoksa, onların Allah'tan başka bir tanrıları mı vardır? Hâşâ! Allah onların ortak koştuklarından uzaktır.

Cemal Külünkoğlu

Ya da onların Allah’tan başka bir ilâhı mı var? Hâşâ! Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.

Mehmet Türk

Yoksa kendilerinin, Allah’tan başka bir ilâhları olduğunu mu (zannediyorlar?) Allah, onların kendisine ortak koştuklarından çok yücedir.

52:44

وَإِن يَرَوۡاْ كِسۡفࣰ ا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ سَاقِطࣰ ا يَقُولُواْ سَحَابࣱ مَّرۡكُومࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Gökten düşen bir kütle görseler, “Üst üste yığılmış bulutlardır” derler.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar inkâra öyle şartlanmışlar ki;) eğer gökten bir parçanın düşmekte olduğunu görseler bile (inatlarından bu): “Üst üste yığılmış bir buluttur” derler.

Mehmet Türk

Onlar göğün bir parçasının, (azap olarak) indiğini görseler bile (inatlarından): “Bu sadece bir bulut yığınıdır.” derler.

52:45

فَذَرۡهُمۡ حَتَّىٰ يُلَٰقُواْ يَوۡمَهُمُ ٱلَّذِي فِيهِ يُصۡعَقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Artık, çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları kendi hallerine bırak!

Cemal Külünkoğlu

Artık sen, çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hâllerine bırak.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Öyleyse sen, helâk olacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları (kendi hallerine) bırak.

52:46

يَوۡمَ لَا يُغۡنِي عَنۡهُمۡ كَيۡدُهُمۡ شَيۡـࣰٔ ا وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

O gün, tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermez ve yardım da görmezler.

Cemal Külünkoğlu

O gün, tuzakları kendilerine hiçbir yarar sağlamayacak ve onlara yardım da edilmeyecektir.

Mehmet Türk

O gün onlara planları bir fayda vermediği gibi onlar (kimseden) yardım da göremezler.

52:47

وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ عَذَابࣰ ا دُونَ ذَٰلِكَ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz, zulmedenler için bundan başka bir azap da vardır. Fakat onların çoğu bilmezler.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. Fakat onların çoğu bilmezler.

Mehmet Türk

Şüphesiz o zâlimlere, bunun dışında da bir azap vardır. Fakat (insanların) çoğu bunu bilmiyorlar.

52:48

وَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعۡيُنِنَاۖ وَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ

Bayraktar Bayraklı

Rabbinin hükmüne sabret! Bil ki sen, bizim gözlerimizin önündesin. Kalktığında Rabbini hamd ile tesbih et.

Cemal Külünkoğlu

Sen, Rabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret. Çünkü sen, Bizim himayemiz altındasın. Ve namaza kalktığında da Rabbini hamd ile tesbih et!

Mehmet Türk

Rabbinin hükmüne sabret, çünkü sen Bizim gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman Rabbini hamd ile (sürekli olarak) an.

52:49

وَمِنَ ٱلَّيۡلِ فَسَبِّحۡهُ وَإِدۡبَٰرَ ٱلنُّجُومِ

Bayraktar Bayraklı

Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışından sonra O'nu tesbih et.

Cemal Külünkoğlu

Gecenin bir bölümünde ve sabaha doğru yıldızların kaybolup gitmesinden sonra da O’nu tesbih et!

Mehmet Türk

Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışından sonra da Onu hamd ile (sürekli) an.