İçeriğe atla
Untold Serenity

61. As-Saf

The Ranks · Medenî · 14 âyet · Nüzul sırası 109

الصف

The Surah derives its name from the sentence yuqatiluna fi sabil-i- hlsaff-an of verse 4; thereby implying that it is a Surah in which the word saff occurred.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

61:1

سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِي ٱلۡأَرۡضِۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Göklerde ve yerde bulunanların tümü Allah'ı tesbih etmektedir/anmaktadır. O güçlüdür; hikmet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ı tesbih eder (O’nun verdiği vazifeyi icra ederek O’na karşı sorumluluğunu yerine getirir). O, mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Mehmet Türk

Göklerde ve yerde olan her şey, Allah’ı tesbih etmektedir. Zîrâ O çok güçlüdür, hüküm (ve hikmet) sahibidir.

61:2

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفۡعَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

2,3. Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?

61:3

كَبُرَ مَقۡتًا عِندَ ٱللَّهِ أَن تَقُولُواْ مَا لَا تَفۡعَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

2,3. Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.

Cemal Külünkoğlu

Bilin ki, yapmadığınız ve yapmayacağınız şeyi söylemeniz Allah nazarında en tiksinti verici şeydir!

Mehmet Türk

Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında en sevilmeyen bir şeydir.

61:4

إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلَّذِينَ يُقَٰتِلُونَ فِي سَبِيلِهِۦ صَفࣰّ ا كَأَنَّهُم بُنۡيَٰنࣱ مَّرۡصُوصࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah, kendi yolunda, malzemesi birbirine kaynamış binalar gibi saf bağlayarak savaşanları sever.”

Cemal Külünkoğlu

Doğrusu Allah, (taşları birbirine kenetlenmiş) kurşundan bir bina gibi, Kendi yolunda saflar halinde savaşanları sever.

Mehmet Türk

Şüphesiz Allah, kendi yolunda sağlam yapılı binalar gibi kenetlenmiş saflar halinde savaşanları sever.

61:5

وَإِذۡ قَالَ مُوسَىٰ لِقَوۡمِهِۦ يَٰقَوۡمِ لِمَ تُؤۡذُونَنِي وَقَد تَّعۡلَمُونَ أَنِّي رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيۡكُمۡۖ فَلَمَّا زَاغُوٓاْ أَزَاغَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُمۡۚ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bir zamanlar Mûsâ, halkına şöyle demişti: “Ey kavmim! Niçin beni üzüyorsunuz? Oysa, siz benim Allah'ın size gönderdiği peygamber olduğumu biliyorsunuz.” Onlar yoldan sapınca, Allah da kalplerini saptırmıştı. Allah günaha gömülüp giden bir toplumu doğru yola iletmez.

Cemal Külünkoğlu

Bir zamanlar Musa kavmine: “Ey kavmim! Allah’ın size gönderdiği elçisi olduğumu bildiğiniz halde neden bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar (Musa’ya itaat etmemekle) yoldan sapınca Allah da kalplerini (doğru yoldan) saptırdı. Çünkü Allah, hakkın sınırlarını çiğneyen toplumu (fasıklık yolunu tercih ettikleri müddetçe) doğru yola iletmez.

Mehmet Türk

Hani Mûsa, toplumuna: “Ey kavmim! Gerçekten siz, benim Allah’ın size gönderdiği bir Peygamberi olduğumu bildiğiniz halde niçin bana eziyet ediyorsunuz?” demişti. Onlar haktan sapınca, Allah da onların kalplerini saptırdı. Elbette Allah, fasıklar toplumunu, asla hak yola ulaştırmaz.

61:6

وَإِذۡ قَالَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ يَٰبَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ إِنِّي رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيۡكُم مُّصَدِّقࣰ ا لِّمَا بَيۡنَ يَدَيَّ مِنَ ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَمُبَشِّرَۢا بِرَسُولࣲ يَأۡتِي مِنۢ بَعۡدِي ٱسۡمُهُۥٓ أَحۡمَدُۖ فَلَمَّا جَآءَهُم بِٱلۡبَيِّنَٰتِ قَالُواْ هَٰذَا سِحۡرࣱ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Meryem oğlu İsâ da, “Ey İsrâiloğulları! Ben, Allah'ın size gönderilmiş peygamberiyim. Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir peygamberi müjdeleyici olarak gönderildim.” Fakat İsa'nın müjdelediği peygamber onlara apaçık kanıtlar getirince, “Bu, apaçık bir büyüdür” dediler.

Cemal Külünkoğlu

Bir zamanlar Meryem oğlu İsa: “Ey İsrailoğulları! Şüphesiz ben, Allah’ın size, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek, övülmüş bir peygamberi müjdeleyici (olarak gönderdiği) peygamberiyim” demişti. Fakat (İsa) onlara akli ve nakli deliller getirince: “Bu, apaçık bir sihirdir” demişlerdi.

Mehmet Türk

Hani Meryem oğlu İsa da: “Ey İsrâil Oğulları! Gerçekten ben, hem benden önce gelen Tevrât’ı doğrultucu hem de benden sonra gelecek olan Ahmed adındaki Peygamberi müjdeleyici olarak, Allah’ın size gönderdiği bir Peygamberim.” demişti. Fakat o (Peygamber,) onlara açık delil (olan Kur’an’ı) getirince: “Bu, apaçık bir büyüdür.” dediler.

61:7

وَمَنۡ أَظۡلَمُ مِمَّنِ ٱفۡتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلۡكَذِبَ وَهُوَ يُدۡعَىٰٓ إِلَى ٱلۡإِسۡلَٰمِۚ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

İslâm'a çağrıldığı halde Allah hakkında asılsız şeyler uydurandan daha zâlim kimdir? Allah, zâlimler topluluğunu doğru yola iletmez.

Cemal Külünkoğlu

İslâm’a çağrıldığı halde, Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir (söyler misiniz)? Allah, zalimler topluluğunu (zulme devam ettikleri müddetçe) doğru yola erdirmez.

Mehmet Türk

Kendisi İslâm’a davet olunduğu halde, yalanlarını Allah’a yakıştırandan, daha zâlim kim olabilir? Elbette Allah zâlimler toplumunu, asla hak yola ulaştırmaz.

61:8

يُرِيدُونَ لِيُطۡفِـُٔواْ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفۡوَٰهِهِمۡ وَٱللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِۦ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡكَٰفِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar; oysa kâfirler hoşlanmasa da Allah nurunu tamamlayacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla (boş laflarıyla) söndürmek isterler. Hâlbuki inkârcılar istemese de Allah, nurunu tamamlayacaktır.

Mehmet Türk

Onlar Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Hâlbuki Allah kâfirler istemeseler de nurunu mutlaka tamamlayacaktır.

61:9

هُوَ ٱلَّذِيٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡمُشۡرِكُونَ

Bayraktar Bayraklı

Müşrikler istemeseler de, dinini bütün dinlere üstün kılmak için Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen Allah'tır.

Cemal Külünkoğlu

Çünkü müşrikler istemese de dinini bütün dinlere üstün kılmak için resulünü hidayet ve hak din ile gönderen O’dur.

Mehmet Türk

Müşrikler hoşlanmasa da elçisini size, “en doğru yolu gösteren (Kur’an) ve Hakkın dini” ile o (dini) bütün dinlere üstün kılmak üzere gönderen, O (Allah)’tır.

61:10

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ هَلۡ أَدُلُّكُمۡ عَلَىٰ تِجَٰرَةࣲ تُنجِيكُم مِّنۡ عَذَابٍ أَلِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Sizi acıklı bir azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi?

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak kârlı bir alışveriş göstereyim mi size?

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Sizi acı bir azaptan kurtaracak bir ticaretin yolunu, göstereyim mi?

61:11

تُؤۡمِنُونَ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُجَٰهِدُونَ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمۡوَٰلِكُمۡ وَأَنفُسِكُمۡۚ ذَٰلِكُمۡ خَيۡرࣱ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'a ve Peygamberine inanır, Allah yolunda malınız ve canınızla cihad ederseniz, bu sizin iyiliğinizedir; keşke bilseydiniz!

Cemal Külünkoğlu

Allah’a ve Resulüne inanır ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla gayret gösterirseniz (elem dolu azaptan kurtulursunuz). Eğer bilirseniz bu sizin için (her şeyden çok) daha hayırlıdır.

Mehmet Türk

(İşte o,) Allah’a ve Onun Elçisi’ne îman ederek mallarınızla ve canlarınızla, Allah yolunda cihad etmenizdir. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.

61:12

يَغۡفِرۡ لَكُمۡ ذُنُوبَكُمۡ وَيُدۡخِلۡكُمۡ جَنَّٰتࣲ تَجۡرِي مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَٰرُ وَمَسَٰكِنَ طَيِّبَةࣰ فِي جَنَّٰتِ عَدۡنࣲۚ ذَٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Eğer böyle yaparsanız, Allah sizin günahlarınızı affeder, sizi içinden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte, en büyük kurtuluş budur.

Cemal Külünkoğlu

(Bunu yapınız ki) Allah, günahlarınızı bağışlasın, sizi altlarından ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel konaklara yerleştirsin. İşte bu en büyük kurtuluştur.

Mehmet Türk

(Böyle yapın ki Allah) sizin günâhlarınızı bağışlasın ve sizi zemîninden ırmaklar akan cennetlere ve Adn cennetlerindeki güzel konaklara yerleştirsin. İşte en büyük kurtuluş budur.

61:13

وَأُخۡرَىٰ تُحِبُّونَهَاۖ نَصۡرࣱ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَتۡحࣱ قَرِيبࣱۗ وَبَشِّرِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Hoşlanacağınız diğer bir şey de Allah'ın yardımı ve yakın bir fetihdir. İnananları müjdele!

Cemal Külünkoğlu

Sizi mutlu ve memnun edecek bir nimet daha var! Allah’tan bir yardım ve yakın bir zafer! (Ey Resul, bunları) İnananlara müjdele!

Mehmet Türk

Seveceğiniz başka bir (nîmet) daha vardır ki o da; Allah’ın yardımı ve yakın bir fetihtir. (Ey Muhammed!) Bunu, inananlara müjdele.

61:14

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ كُونُوٓاْ أَنصَارَ ٱللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَ لِلۡحَوَارِيِّـۧنَ مَنۡ أَنصَارِيٓ إِلَى ٱللَّهِۖ قَالَ ٱلۡحَوَارِيُّونَ نَحۡنُ أَنصَارُ ٱللَّهِۖ فَـَٔامَنَت طَّآئِفَةࣱ مِّنۢ بَنِيٓ إِسۡرَٰٓءِيلَ وَكَفَرَت طَّآئِفَةࣱۖ فَأَيَّدۡنَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ عَلَىٰ عَدُوِّهِمۡ فَأَصۡبَحُواْ ظَٰهِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Allah'ın yardımcıları olunuz! Nitekim, Meryem oğlu İsa da havârilerine şöyle demişti: “Allah yolunda benim yardımcılarım kimlerdir?” Havâriler, “Allah'ın yardımcıları biziz” demişlerdi. Böylece, İsrâiloğulları'ndan bir grup inanmış, bir grup da inkâr etmişti. Biz, inananları düşmanlarına karşı destekledik de onlar galip geldiler.

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Allah’ın (dininin) yardımcıları (hizmetçileri) olun! Meryem oğlu İsa’nın havarilere: “Allah’a giden yolda benim yardımcılarım kim (olacak)?” diye sorduğunda, havariler; “Allah’ın (dininin) yardımcıları bizleriz” dedikleri gibi (siz de öyle deyin ve Allah’ın dininin yardımcıları olun!). Sonuçta İsrailoğullarından bir kısmı iman etmiş, bir kısmı da inkârda direnmişti. Nihayet Biz de iman edenleri düşmanlarına karşı desteklemiştik de onlar düşmanlarına üstün gelmişlerdi.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Meryem oğlu İsa’nın havarilere: “Allah’la beraber kim bana yardımcıdır? deyince, Havarilerin: “Allah’ın yardımcıları bizleriz.” dedikleri gibi, sizler de Allah’ın yardımcıları olun. (Sonunda) İsrâil oğullarından bir topluluk îman etti, bir topluluk da inkâr etti. Biz de düşmanlarına karşı, inananlara yardım ettik ve (sonuçta) onlar, galip geldiler.