She that is to be examined · Medenî · 13 âyet · Nüzul sırası 91
الممتحنة
In verse 10 of this Surah it has been enjoined that the women who emigrate to dar al-Islam (the Islamic State) and claim to be Muslims, should be examined hence the title Al-Mumtahinah. The word is pronounced both as mumtahinah and as mumtahanah, the meaning according to the first pronunciation being 'the Surah which examines', and according to the second, 'the woman who is examined.'
Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyiniz. Onlar, size gelen gerçeği inkâr ettikleri, Rabbiniz Allah'a inandığınızdan dolayı Peygamberi ve sizi yurdunuzdan çıkardıkları halde, siz onlara sevgi iletiyorsunuz. Benim yolumda savaşmak ve benim rızamı kazanmak için yurdunuzdan çıktığınız halde, içinizde onlara sevgi gizliyorsunuz. Oysa ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur.
Cemal Külünkoğlu
Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin! Onlar size gelen gerçeği inkâr ettikleri ve Rabbiniz olan Allah’a inandığınızdan dolayı Resulü ve sizi (yurdunuz Mekke’den) çıkardıkları halde siz onlara sevgi(niz ve akrabalık bağları yüzünden) sır veriyorsunuz. Eğer gerçekten Benim yolumda mücadele etmek ve hoşnutluğumu kazanmak amacıyla yurdunuzu terk edip çıktıysanız, kâfirlere bilgi sızdırarak onlara karşı nasıl sevgi besleyebilirsiniz? (Unutmayın ki,) Ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa (onlara sevgi gösterip sır verirse) doğru yoldan sapmış olur.
Mehmet Türk
Ey iman edenler! Allah’tan size geleni inkâr ederek Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları sakın gizli sevgi besleyerek dost edinmeyin. Zira onlar, Peygamberi de sizi de sadece Rabbiniz olan Allah’a inanmanızdan dolayı, yurdunuzdan çıkartıyorlar. Benim yolumda cihat etmek ve Benim rızamı kazanmak için savaştığınız kimselere, içinizden (nasıl) sevgi besliyorsunuz? Hâlbuki Ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi çok iyi bilirim. Ve sizden her kim, bunu yaparsa (işte o,) dosdoğru yoldan sapmış olur.
Onlar sizi ele geçirseler, size düşman olurlar; size ellerini, dillerini kötülükle uzatırlar ve inkâr etmenizi isterler.
Cemal Külünkoğlu
(Unutmayın ki) onlar size karşı bir zafer kazanacak olsalar, size (dostluk göstermezler) düşman kesilirler. Size elleriyle ve dilleriyle her türlü kötülüğü yapmaktan geri durmazlar, tekrar küfre geri dönmenizi isterler.
Mehmet Türk
Eğer onlar size galip gelselerdi, size düşman kesilirler, ellerinden ve dillerinden gelen bütün kötülükleri yaparlar ve sizin de kâfir olmanızı isterlerdi.
Kıyamet günü, akrabanız ve çocuklarınız size fayda vermez. Allah aranızı ayırır. Allah, yaptıklarınızı görmektedir.
Cemal Külünkoğlu
(Kendilerini korumaya, kollamaya çalıştığınız) akraba ve çocuklarınızın kıyamet günü size asla faydası olmayacaktır. O gün yaptığınız işlere göre (Allah onlarla) aranızı ayıracaktır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
Mehmet Türk
(Şunu iyi bilin ki) kıyamet günü, yakınlarınız da çocuklarınız da size hiçbir fayda veremezler. Çünkü (o gün) Allah, aranızı ayıracak ve sadece, yaptıklarınıza bakacaktır.
İbrâhim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Çünkü onlar kendi toplumlarına şöyle demişlerdi: “Biz, sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzak kimseleriz. Sizi kabul etmiyoruz. Siz tek Allah'a inanıncaya kadar, aramızda asla ortadan kalkmayacak düşmanlık ve kin baş göstermiştir.” Ancak İbrâhim'in babasına, “Senin için bağışlanma dileyeceğim. Allah'a karşı senin için hiçbir şey yapamam” demesi istisnadır. Onlar, “Ey Rabbimiz! Sana güvendik, yalnız sana yöneldik ve sonunda dönüş sanadır” diyerek dua etmişlerdi.
Cemal Külünkoğlu
Gerçekten İbrahîm ve ona uyanlar sizin için pek güzel bir örnektir. Onlar kendi toplumlarına şöyle seslenmişlerdi: “Kesinlikle biz sizden de Allah’tan başka bütün o taptıklarınızdan da uzağız. Sizin inandığınız her şeyi reddediyoruz. Sizinle bizim aramızda, tek Allah’a inanacağınız zamana kadar sürecek bir düşmanlık ve nefret olacaktır!” Yalnız İbrahîm’in, (henüz menedilmemişken) babasına: “Senin (hidayete gelmen) için mutlaka bağışlanma dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez!” sözü başka. Onlar şöyle dediler: “Ey Rabbimiz! Ancak sana güvenip dayandık, içtenlikle yalnız sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.”
Mehmet Türk
(Ey İman edenler!) İbrahim ve onunla birlikte olanlarda İbrahim’in babasına: “(Allah’tan) senin affını dileyeceğim. Fakat Allah’tan sana (gelecek) hiçbir şeyi önlemeye de gücüm yetmez.” demesi dışında sizin için gerçekten pek güzel bir örnek vardır. Onlar, toplumlarına: “şüphesiz biz, artık sizi tanımayarak sizden de, Allah’ı bırakıp (Onun yerine) taptıklarınızdan da uzağız. Artık sizinle bizim aramızda siz, tek olan Allah’a iman edinceye kadar sonsuz bir düşmanlık ve bir nefret, başlamıştır.” dediler. Onlar (daha sonra): “Ey Rabbimiz! Biz sadece sana güvendik, sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.”
“Ey Rabbimiz! Bizi, inkâr edenlerin oyuncağı durumuna getirme, bizi bağışla! Şüphesiz senin gücün her şeye yeter; her işinde hikmet vardır.”
Cemal Külünkoğlu
“Ey Rabbimiz! Bizi, inkâr edenlerin zulmüne uğratma! Bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Şüphesiz Sensin mutlak üstün ve yüce olan, Sensin her hükmünde tam isabet kaydeden!”
Mehmet Türk
“Ey Rabbimiz! Bizi zâlimler topluluğu için (onları bize musallat ederek) deneme konusu kılma. Ey Rabbimiz! Bizi bağışla. Şüphesiz çok güçlü, hüküm (hikmet) sahibi olan ancak sensin.” diye (dua ettiler.)
Andolsun ki sizin için, Allah'ı ve âhiret gününü umanlar için onlarda kesinlikle güzel bir örnek vardır. O halde kim örnek almaktan yüz çevirecek olursa, bilsin ki Allah'ın hiçbir şeye ihtiyacı yoktur; bütün övgüler O'nadır.
Cemal Külünkoğlu
Andolsun ki, sizden Allah’ın rızasını ve âhiretin saadetini arzu eden kimseler için, onlar (İbrahîm ve beraberindekiler) pek güzel bir örnektir. Kim emrimizden yüz çevirirse, (bilsin ki) Allah hiç kimseye muhtaç değildir, bütün övgülere layık olandır.
Mehmet Türk
Yemin olsun onlarda, içinizden Allah’ı ve âhiret gününü umanlar için, pek güzel bir örnek vardır. Her kim de tersini yaparsa şunu bilsin ki Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan, övülmeye layık olandır.
Allah'ın, sizin ile, inkâr edenlerden düşman olduklarınız arasında bir sevgi oluşturması ihtimal dahilindedir. Allah'ın buna gücü yeter. Allah affedendir; merhamet sahibidir.
Cemal Külünkoğlu
(Müşrik akrabalarınızla ilişkinizin kesilmesine çok da üzülmeyin) gün gelir Allah, sizlerle onlardan kendilerine karşı düşmanlık besledikleriniz arasında bir sevgi bağı koyar. Çünkü Allah, her şeye gücü yetendir. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Mehmet Türk
Sizinle o (kâfirlerden) düşmanlık besledikleriniz arasında dostluğu, ancak Allah meydana getirebilir. (Ve buna) ancak Allah’ın gücü yeter. Çünkü Allah, çok şerefli bir affedicidir.
Allah, sizinle din konusunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve adaletli davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, âdil olanları sever.
Cemal Külünkoğlu
Ancak Allah, sizi, (dininizden olmayan ve) din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan menetmez. Şüphesiz Allah, âdil davrananları sever.
Mehmet Türk
Allah sizin dininize saldırmayan ve sizi vatanınızdan çıkarmayan (gayr-ı müslimlere) iyilik yapmanızı ve onları adaletle yönetmenizi yasaklamaz. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.
Allah sadece, sizinle din konusunda savaşanları, sizi yurdunuzdan çıkaranları ve sizin çıkarılmanıza yardımcı olanları dost edinmenizi yasaklar. Kim onları dost edinirse, işte onlar zâlimlerin ta kendileridir.
Cemal Külünkoğlu
Allah, sadece sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Mehmet Türk
Allah ancak sizin dininize saldıran, sizi vatanınızdan çıkarmak isteyen ve (vatanınızdan) çıkarılmanız için onlara yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim, onları dost edinirse işte onlar, zâlimlerin ta kendisidir.
Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiklerinde onları imtihan ediniz. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarının farkına varırsanız, onları kâfirlere geri göndermeyiniz. Bunlar kâfirlere helâl değildir. Kâfirler de bu hanımlara helâl değildir. Hicret eden kadınlara, kâfir kocalarının sarfettiklerini geri veriniz. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz takdirde onlarla evlenmenizde bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayınız ve sarfettiğinizi isteyiniz; onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah'ın hükmü budur. O, aranızda hükmeder. Allah bilendir; hikmet sahibidir.
Cemal Külünkoğlu
Ey inananlar! Mü’min kadınlar hicret ederek size gelirlerse, Allah onların inancından tam haberdar (olduğu halde) siz yine de onları deneyin. Eğer inandıklarına tam emin olursanız, onları inkârcılara geri göndermeyin, (çünkü) onlar (artık) eski kocalarına helal (değiller) ve onlar da bunlara helal (değildir). Ayrıca, onlar (hanımlarına mehir olarak) ne verdilerse hepsini iade edin! Ve siz bu kadınlarla mehirlerini verdikten sonra evlenirseniz bir günah işlemiş olmazsınız. Diğer taraftan, hakikati inkâr (etmeye devam) eden kadınlarla evlilik bağınızı sürdürmeyin ve onlara (mehir olarak) ne verdiyseniz (iade etmelerini) isteyin. Aynı şekilde ötekiler (hanımları size gelmiş olanlar da) harcadıkları her şeyi talep etme hakkına sahiptir. Bu, Allah’ın hükmüdür. Zira Allah her şeyi hakkıyla bilen, tam hüküm ve hikmet sahibidir.
Mehmet Türk
Ey îman edenler! Müslüman kadınlar göç ederek size geldikleri zaman, -her ne kadar onların îmanlarını Allah daha iyi bilirse de- onları (siz de) imtihan edin. Eğer onların (gerçekten) îman etmiş olduklarını anlarsanız, sakın onları kâfirlere geri göndermeyin. (Çünkü) bu (kadınlar) onlara helal olmadığı gibi, onlar da bu (kadın)lara helal değildir. Onların (kâfir kocalarına) mihirlerini iade edin. Kendilerine mihirlerini verdiğiniz takdirde, onları nikâhlamanızda sizin için bir sakınca yoktur. (Ey îman edenler!) kâfir kadınları nikâhınız altında tutmayın ve (siz de onlara) verdiğiniz mihirlerinizi isteyin. Onlar da (size katılan kadınlarının) mihirlerini istesinler. İşte bütün bunlar, Allah’ın aranızda hükmetmek için koyduğu kanunlarıdır. (Çünkü) Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Eğer birinizin eşi inkârcılara kaçar, ardından onlarla savaşıp ganimet elde ederseniz, eşleri kaçanlara, harcadıkları kadar veriniz. İnanmış olduğunuz Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınınız.
Cemal Külünkoğlu
Eğer eşlerinizden biri (dininden çıkıp) sizden kâfirlere kaçar da sonra siz (o kâfirlerle savaşarak) ganimet alırsanız, zevceleri (kâfirlere) gitmiş olanlara (önceden bu zevcelerine) sarf etmiş oldukları mehir kadar (bu ganimetten) verin. Ve inandığınız Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun.
Mehmet Türk
Eğer eşlerinizden biri, sizi bırakıp kâfirlere kaçar, siz de (size gelen eşlerinden dolayı o kâfirlere) tazminat ödemek durumunda olursanız, eşleri gitmiş olanlara (o tazminattan eşlerine mihir olarak) harcadıkları kadarını verin. Ve inandığınız Allah’a karşı hata etmekten sakının.
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, sana gelip, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarına, hırsızlık yapmayacaklarına, zina etmeyeceklerine, çocuklarını öldürmeyeceklerine, kimseye asla iftira etmeyeceklerine ve iyi olan hiçbir işte sana karşı gelmeyeceklerine dair biat etmek istediklerinde, onların biatını kabul et. Onlar için Allah'tan af dile. Şüphesiz Allah affedicidir; merhamet sahibidir.
Cemal Külünkoğlu
Ey Nebi! Mü’min kadınlar; Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, (kız) çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında hiç yoktan yalan uydurup iftira atmamak, (bulduğu bir çocuğu, kocasına isnat etmemek veya gayrı meşrû bir çocuk dünyaya getirip onu kocasına dayandırmamak) ve (bildireceğin) hiçbir hakikate karşı çıkmamak konusunda sana bağlılıklarını bildirirlerse, onların bağlılık taahhütlerini kabul et ve onlar için Allah’tan mağfiret dile! Çünkü Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.
Mehmet Türk
Ey Peygamber! Mü’min kadınlar Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık etmemek, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu kocasına isnatta bulunmamak ve senin (Allah’tan) getirdiklerine asla karşı çıkmamak hususunda sana biat etmeye gelince sen de onların biatlerini hemen kabul et ve Allah’tan onlar için bağışlanma dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir.
Ey iman edenler! Allah'ın gazap ettiği bir toplumu dost edinmeyiniz! Zira onlar, kâfirler kabirlerindekilerden ümit kestikleri gibi, âhiretten ümit kesmişlerdir.
Cemal Külünkoğlu
Ey inananlar! Allah’ın gazabına uğramış bir topluluğu dost edinmeyin! Çünkü (âhireti inkâr edenler) kabir ehliyle bir daha görüşüp bir araya gelmekten nasıl ümitsizse, onlar da (kalıcı ve aşağılayıcı azabı gerektiren suçları sebebiyle) ahiretten öyle ümitsizdirler.
Mehmet Türk
Ey îman edenler! Allah’ın gazabına uğrayan ve kâfirlerin kabirde bulunan kimselerden umutlarını kestikleri gibi, âhiretten umutlarını kesen bir toplumu, sakın dost edinmeyin.