'Al-Jinn' is the name of this Surah as well as the title of its subject matter, for in it the event of the Jinn's hearing the Qur'an and returning to their people to preach Islam to them, has been related in detail.
1,2. De ki: Cinlerden bir grubun, Kur'ân'ı dinleyip toplumlarına şöyle dedikleri bana vahyolundu: “Biz, doğru yola ileten eşsiz bir Kur'ân dinledik. Bu yüzden ona inandık. Artık Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.”
Cemal Külünkoğlu
(Ey Resul!) De ki: “Bana, cinlerden bir topluluğun (Kur’an’ı) dinlediği ve (kendi toplumlarına gidip) şöyle dediği vahyolundu:
Mehmet Türk
1,2. (Ey Muhammed!): “Gerçekten bana, cinlerden bir grubun beni dinleyip de: ‘Doğrusu biz benzeri görülmedik güzellikte ve en doğru yola ileten bir Kur’an dinledik ve biz ona îman ettik. (Artık) Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız.’ dedikleri, vahyolundu.” de.
1,2. De ki: Cinlerden bir grubun, Kur'ân'ı dinleyip toplumlarına şöyle dedikleri bana vahyolundu: “Biz, doğru yola ileten eşsiz bir Kur'ân dinledik. Bu yüzden ona inandık. Artık Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.” 683684
Cemal Külünkoğlu
’Şüphesiz biz doğru yola ileten hayranlık verici bir Kur’an dinledik de ona inandık. Artık, Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız.’”
Mehmet Türk
1,2. (Ey Muhammed!): “Gerçekten bana, cinlerden bir grubun beni dinleyip de: ‘Doğrusu biz benzeri görülmedik güzellikte ve en doğru yola ileten bir Kur’an dinledik ve biz ona îman ettik. (Artık) Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız.’ dedikleri, vahyolundu.” de.
“Halbuki biz, göğü dinleyebileceğimiz yerlerde oturuyorduk. Fakat şimdi, kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev hüzmesi buluyor.”
Cemal Külünkoğlu
“Oysa biz (Peygamberin gönderilmesinden önce) haber dinlemek için göğün bazı yerlerine otururduk. Ama şimdi kim dinlemeye kalkışırsa, derhal kendini gözetleyip izleyen bir alevle karşılaşıyor.”
Mehmet Türk
“Hâlbuki (daha önce) biz, onun (haber) dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, (karşısında) kendisini gözetleyen parlak bir ateş buluyor.”
“Yeryüzündekilere kötülük mü yapılmak istendiğini, yoksa Rablerinin onlara bir iyilik mi yapmak istediğini biz bilemeyiz.”
Cemal Külünkoğlu
“Biz kesinlikle bilmiyoruz, yeryüzündekiler hakkında şer mi murad edilmiş yoksa Rableri onları doğru yol bilincine ulaştırmayı mı murad ediyor? (Bunu tam kavrayamadık)
Mehmet Türk
“Bununla yeryüzündekilere kötülük mü (yapılmak) istendi, yoksa Rableri, onları en doğruya iletmek mi diledi, bilmiyoruz?”
“Biz, yeryüzünde Allah'ı asla âciz bırakamayacağımızı ve kaçarak da O'ndan kurtulamayacağımızı kesin olarak anladık.”
Cemal Külünkoğlu
“Biz (Kur’an’ı dinleyince) anladık ki; yeryüzünde (ne kadar güçlü olursak olalım) Allah’ı aciz bırakamayız, (evrenin başka köşelerine) kaçmakla da O’nun elinden kurtulamayız.”
Mehmet Türk
“Artık biz yeryüzünde Allah’ı âciz bırakamayacağımızı ve kaçmakla da Ondan kurtulamayacağımızı iyice anladık.”
“Biz o Kur'ân'ı dinleyince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa, artık ne bir ödül eksikliğine uğratılmasından ne de haksızlık edilmesinden korkar.”
Cemal Külünkoğlu
“Hiç şüphesiz biz, o yol gösterici (Kur’an’ı) işitince, ona inandık. Artık kim Rabbine inanırsa, o ne (mükâfatının) eksileceğinden korkar, ne de haksızlığa uğrayacağından.”
Mehmet Türk
“Doğrusu biz Peygamberi dinler dinlemez, ona îman ettik. Artık kim, Rabbine îman ederse, o hakkının yenmesinden de haksızlığa uğramasından da korkmaz.”
16,17. “Eğer doğru yolda yürüselerdi, onları onun içinde imtihan edelim diye bol su ile suvarırdık. Kim Rabbinin öğüdünden yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.”
Cemal Külünkoğlu
(Allah şöyle buyuruyor:) Eğer onlar, İslâm ve iman yolunda (diğerleri gibi) hep dosdoğru gitselerdi. Elbette biz onların hepsine bolca su (bereket ve rızık) verirdik.
Mehmet Türk
16,17. Eğer (insanlar ve cinler) dosdoğru yola girmiş olsalardı, (bu konuda) Biz, kendilerini denemek için onlara bitmez-tükenmez nîmetler verirdik. Kim de Rabbinin zikrinden yüz çevirirse (Rabbin) onu gittikçe şiddeti artan bir azaba sürükler.
16,17. “Eğer doğru yolda yürüselerdi, onları onun içinde imtihan edelim diye bol su ile suvarırdık. Kim Rabbinin öğüdünden yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.”
Cemal Külünkoğlu
Bu nimetimiz onları imtihan etmek içindir. Kim Rabbinin zikrinden (Kur’an’dan) yüz çevirirse Allah onu gitgide artan çetin bir azaba sokar.
Mehmet Türk
16,17. Eğer (insanlar ve cinler) dosdoğru yola girmiş olsalardı, (bu konuda) Biz, kendilerini denemek için onlara bitmez-tükenmez nîmetler verirdik. Kim de Rabbinin zikrinden yüz çevirirse (Rabbin) onu gittikçe şiddeti artan bir azaba sürükler.
Şüphesiz, mescitler yalnız Allah'ındır. Allah ile beraber hiçbir kimseye yalvarmayınız!
Cemal Külünkoğlu
Şüphe yok ki mescitler, (yalnızca) Allah’a aittir. Öyleyse, (Oralarda) Allah ile beraber başka hiç kimseye (hiçbir şeye, hiçbir varlığa) dua etmeyin, yalvarmayın!
Mehmet Türk
(Yine bana): Şüphesiz mescidler, (yalnız) Allah’a aittir. Öyleyse orada Allah ile birlikte başka bir kimseye, kulluk etmeyin. (diye vahyolundu.)
De ki: “Beni Allah'tan kimse kurtaramaz ve ben O'ndan başka bir sığınak da bulamam.”
Cemal Külünkoğlu
De ki: “(Eğer ben hak yoldan saparsam) hiç kimse beni Allah’(ın azabın)dan kurtaramaz ve O’ndan başka bir sığınak da asla bulamam.”
Mehmet Türk
22,23. (Bir de onlara): “Eğer Allah’ın benimle gönderdiklerini sizlere duyurmazsam, kesinlikle bana Allah’tan (gelecek bir azaptan) beni kimse kurtaramaz ve kesinlikle ben, Onun dışında sığınacak (bir makam da) bulamam. (Şunu iyi bilin ki,) Allah’a ve Onun Elçisine isyan edenlere, içerisinden hiç çıkmayıp, sürekli kalacakları cehennem ateşi vardır.” de.
“Benim elimden gelen sadece Allah'ın mesajını ulaştırmak ve emirlerini bildirmektir. Kim Allah'a ve Peygamberine karşı gelirse, bilsin ki ona içinde süreli kalacağı cehennem ateşi vardır.”
Cemal Külünkoğlu
“(De ki; benim görevim,) Benim görevim, Allah’tan gelen vahyi size tebliğ etmek böylece bana yüklediği elçilik görevini yerine getirmekten ibarettir. Kim Allah’a ve O’nun resulüne karşı gelirse, bilsin ki ona, içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır.”
Mehmet Türk
22,23. (Bir de onlara): “Eğer Allah’ın benimle gönderdiklerini sizlere duyurmazsam, kesinlikle bana Allah’tan (gelecek bir azaptan) beni kimse kurtaramaz ve kesinlikle ben, Onun dışında sığınacak (bir makam da) bulamam. (Şunu iyi bilin ki,) Allah’a ve Onun Elçisine isyan edenlere, içerisinden hiç çıkmayıp, sürekli kalacakları cehennem ateşi vardır.” de.
Sonunda uyarıldıkları azabı gördüklerinde, kimin yardımcıları daha zayıf ve taraftarlarının daha az olduğunu bileceklerdir.”
Cemal Külünkoğlu
Onlar kendilerine yönelik tehditlerin somut olarak gerçekleştiğini (kıyameti/azabı) gördüklerinde hangi tarafın destek bakımından zayıf ve sayıca az olduğunu anlayacaklardır.
Mehmet Türk
(O kâfirler), kimin yardımcısının daha zayıf ve daha az olduğunu, kendilerine vâdedilen (cehennemi) görünce anlayacaklar.
Allah bütün gaybı bilir. Sırlarını kimseye açıklamaz.
Cemal Külünkoğlu
Gaybı (yaratılmışların kavrayış sınırlarının ötesindekini) sadece O bilir. Erişilmez derinlikteki sırlarını hiç kimseye açmaz.
Mehmet Türk
26,27. Çünkü ğaybı ancak O, bilir ve Peygamberlerinden seçtikleri dışında, ğay-bını kimseye açıklamaz. Çünkü O, elçisinin önüne ve arkasına koruyucular koyar.
27,28. Ancak hoşnut olduğu peygamber hariçtir. Çünkü O, peygamberinin önünden ve ardından gözetleyiciler gönderir ki Rablerinin emirlerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah onları çepeçevre kuşatmıştır ve her şeyi bir bir saymıştır.
Cemal Külünkoğlu
(Gaybı bilen Allah), bu sırları(n bazılarını) sadece hoşnut olup seçtiği elçisine bildirir. Bu durumda (mesajı korumak için) o elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler/bekçiler yerleştirir.
Mehmet Türk
26,27. Çünkü ğaybı ancak O, bilir ve Peygamberlerinden seçtikleri dışında, ğay-bını kimseye açıklamaz. Çünkü O, elçisinin önüne ve arkasına koruyucular koyar.
27,28. Ancak hoşnut olduğu peygamber hariçtir. Çünkü O, peygamberinin önünden ve ardından gözetleyiciler gönderir ki Rablerinin emirlerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah onları çepeçevre kuşatmıştır ve her şeyi bir bir saymıştır.
Cemal Külünkoğlu
O elçi bilsin ki Rabbi tarafından gönderilenleri, melekler ona tam olarak ulaştırmış, o da onlarda olanın hepsini almış ve her şeyi tek tek kavramıştır.”
Mehmet Türk
O, bunu (Peygamberlerinin, insanlara) duyurduklarının, Rableri tarafından gönderildiğini bilmeleri için yapar. Çünkü O (Allah, zâten) onların söylediklerini (bilgisiyle) kuşatmış ve her şeyi tek tek kaydetmiştir.