İçeriğe atla
Untold Serenity

8. Al-Anfal

The Spoils of War · Medenî · 75 âyet · Nüzul sırası 88

الأنفال

The Surah takes its name Al-Anfal (The Bounties) from the first verse.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

8:1

يَسۡـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلۡأَنفَالِۖ قُلِ ٱلۡأَنفَالُ لِلَّهِ وَٱلرَّسُولِۖ فَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَأَصۡلِحُواْ ذَاتَ بَيۡنِكُمۡۖ وَأَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ إِن كُنتُم مُّؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Sana savaş ganimetlerini soruyorlar. De ki: “Ganimetler Allah ve Peygamberi'ne aittir. O halde Allah'tan sakınınız, aranızda barış ve esenliği sağlayınız. Eğer müminler iseniz, Allah ve Rasûlü'ne itaat ediniz.”

Cemal Külünkoğlu

Sana savaş ganimetlerini(n durumunu) soruyorlar. De ki: “Ganimetler hakkında (hüküm verme yetkisi) Allah’a ve Resulüne aittir. O halde eğer (gerçekten) inanıyorsanız Allah’a karşı gelmekten sakının, aranızdaki kardeşlik bağlarını canlı tutun, Allah’a ve Resulüne itaat edin!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Sana savaş ganîmetlerinin (hükmünü) soruyorlar. Sen onlara: “ganîmetler hakkında (hüküm vermek) Allah’a ve Elçisine aittir. Onun için siz, gerçekten îman eden kimseler iseniz Allah’tan hakkıyla sakının, birbirinizle ilişkilerinizi düzeltin, Allah’a ve Elçisine itaat edin.” de.

8:2

إِنَّمَا ٱلۡمُؤۡمِنُونَ ٱلَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ ٱللَّهُ وَجِلَتۡ قُلُوبُهُمۡ وَإِذَا تُلِيَتۡ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُهُۥ زَادَتۡهُمۡ إِيمَٰنࣰ ا وَعَلَىٰ رَبِّهِمۡ يَتَوَكَّلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Müminler ancak o kişilerdir ki, Allah anıldığında yürekleri ürperir ve onlara Allah'ın âyetleri okunduğunda, bu onların imanlarını arttırır ve onlar yalnız Rablerine güvenip dayanırlar.

Cemal Külünkoğlu

Mü’minler ancak o kimselerdir ki; Allah(’ın emri) hatırlatıldığı zaman kalpleri (sorumluluk bilinciyle) ürperir, Allah’ın ayetleri kendilerine okunduğu zaman imanları (güçlenir ve güvenleri) artar. Ve (her işlerinde) Rablerine güvenip dayanırlar.

Mehmet Türk

Gerçek mü’minler ancak Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, kendilerine Allah’ın âyetleri okununca, onların îmanlarını artıran kimselerdir ve onlar; sadece Rablerine hakkıyla tevekkül ederler.

8:3

ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقۡنَٰهُمۡ يُنفِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar namazı dosdoğru kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcarlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlar ki; namazı/salâtı ikame ederler ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infak ederler (rızık emanetini sahibine teslim ederler).

Mehmet Türk

İşte o (mü’minler) namazı dosdoğru ve devamlı kılar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden, Allah yolunda harcarlar.

8:4

أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ حَقࣰّ اۚ لَّهُمۡ دَرَجَٰتٌ عِندَ رَبِّهِمۡ وَمَغۡفِرَةࣱ وَرِزۡقࣱ كَرِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

İşte onlar gerçek müminlerdir. Rableri katında yüksek dereceler, bağışlanma ve onlar için bol rızık vardır.

Cemal Külünkoğlu

İşte gerçek mü’minler bunlardır! Rableri katında onlar için yüksek dereceler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş tükenmez rızıklar vardır.

Mehmet Türk

4,5. İşte gerçek mü’minler onlardır. (Ey Muhammed!) Tıpkı Rabbinin seni, hak uğruna savaşmak için evinden çıkardığında olduğu gibi, onlara Rablerinin katında yüksek dereceler, büyük bir af ve tükenmez bir rızık vardır. Oysa Müslümanların bir kısmı, o zaman bundan hiç hoşlanmamışlardı.

8:5

كَمَآ أَخۡرَجَكَ رَبُّكَ مِنۢ بَيۡتِكَ بِٱلۡحَقِّ وَإِنَّ فَرِيقࣰ ا مِّنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ لَكَٰرِهُونَ

Bayraktar Bayraklı

Hani, müminlerden bir grup tamamen isteksiz olmasına rağmen Rabbin seni hak uğruna öz yurdundan çıkartmıştı.

Cemal Külünkoğlu

(Ganimetlerin taksimi konusunda bazılarının hoşnutsuzluğu,) Rabbinin seni hak uğrunda (Bedir’de savaşmak üzere) evinden çıkardığı zamanki tavırlarına benzer. (Bedir savaşına katılmak konusunda da) mü’minlerden bir grup isteksizdi.

Mehmet Türk

4,5. İşte gerçek mü’minler onlardır. (Ey Muhammed!) Tıpkı Rabbinin seni, hak uğruna savaşmak için evinden çıkardığında olduğu gibi, onlara Rablerinin katında yüksek dereceler, büyük bir af ve tükenmez bir rızık vardır. Oysa Müslümanların bir kısmı, o zaman bundan hiç hoşlanmamışlardı.

8:6

يُجَٰدِلُونَكَ فِي ٱلۡحَقِّ بَعۡدَ مَا تَبَيَّنَ كَأَنَّمَا يُسَاقُونَ إِلَى ٱلۡمَوۡتِ وَهُمۡ يَنظُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

İş apaçık ortaya çıktıktan sonra bile, hak konusunda seninle çekişiyorlardı. Sanki onlar, göz göre göre ölüme sürükleniyorlardı.

Cemal Külünkoğlu

Hak (yolunda savaş) ortaya çıktıktan sonra sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi (savaş konusunda) seninle tartışıyorlardı.

Mehmet Türk

Ve gerçek ortaya çıktıktan sonra bile, sanki göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle (savaş hakkında) tartışıyorlardı.

8:7

وَإِذۡ يَعِدُكُمُ ٱللَّهُ إِحۡدَى ٱلطَّآئِفَتَيۡنِ أَنَّهَا لَكُمۡ وَتَوَدُّونَ أَنَّ غَيۡرَ ذَاتِ ٱلشَّوۡكَةِ تَكُونُ لَكُمۡ وَيُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُحِقَّ ٱلۡحَقَّ بِكَلِمَٰتِهِۦ وَيَقۡطَعَ دَابِرَ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Hatırlayınız ki, Allah size iki gruptan/kervan veya Kureyş ordusundan birinin sizin olduğunu vaad ediyordu. Siz de kuvvetsiz olanın kervanın sizin olmasını istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve Kureyş ordusunu yok ederek kâfirlerin ardını kesmek istiyordu.

Cemal Külünkoğlu

Allah, iki topluluktan birine sizi galip kılacağını vaat ediyordu. Siz de silahsız olan grubun (ticaret kervanının) size düşmesini istemiştiniz. Oysa Allah’ın muradı, buyruklarıyla tam bir uyum içinde, hakkı ortaya koymak ve hakkı inkâr edenlerin kökünü kazımak yönündeydi

Mehmet Türk

7,8. İşte o zaman Allah size iki topluluktan birisinin sizin olacağını vâdediyordu. Siz ise silâhsız olan (kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz. Hâlbuki Allah, emriyle hakkı gerçekleştirmek, kâfirlerin kökünü kazımak, günâhkârlar hoşlanmasalar da mutlak doğruyu ortaya çıkarmak ve bâtılı yok etmek istiyordu.

8:8

لِيُحِقَّ ٱلۡحَقَّ وَيُبۡطِلَ ٱلۡبَٰطِلَ وَلَوۡ كَرِهَ ٱلۡمُجۡرِمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bu istek, günahkârların hoşuna gitmese de hakkı gerçekleştirmek ve bâtılı ortadan kaldırmak içindi.

Cemal Külünkoğlu

(Zalimlerle savaşmanızın amacı,) suçlular istemese de Hakk’ın (yeryüzüne) hâkim olması ve batılın ortadan kaldırılmasıdır.

Mehmet Türk

7,8. İşte o zaman Allah size iki topluluktan birisinin sizin olacağını vâdediyordu. Siz ise silâhsız olan (kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz. Hâlbuki Allah, emriyle hakkı gerçekleştirmek, kâfirlerin kökünü kazımak, günâhkârlar hoşlanmasalar da mutlak doğruyu ortaya çıkarmak ve bâtılı yok etmek istiyordu.

8:9

إِذۡ تَسۡتَغِيثُونَ رَبَّكُمۡ فَٱسۡتَجَابَ لَكُمۡ أَنِّي مُمِدُّكُم بِأَلۡفࣲ مِّنَ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ مُرۡدِفِينَ

Bayraktar Bayraklı

Hani siz Rabbinizden yardım ve destek diliyordunuz. O da sizin dileğinize şöyle cevap vermişti: “Hiç kuşkunuz olmasın, ben size meleklerden birbiri ardınca bin tanesiyle yardım ulaştıracağım.”

Cemal Külünkoğlu

Hatırlayın ki, siz (Bedir’de güçlü düşman ordusuna karşı) yardım için Rabbinize yalvarıyordunuz. O da: “Size birbiri ardından inen bin melekle yardım edeceğim!” diye duanıza icabet etmişti.

Mehmet Türk

Rabbinizden (daha sonra da) yalvararak yardım istemiştiniz. O, da: “Ben, size peş peşe gelen bin melek ile yardım edeceğim.” diyerek duânızı hemen kabul buyurmuştu.

8:10

وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشۡرَىٰ وَلِتَطۡمَئِنَّ بِهِۦ قُلُوبُكُمۡۚ وَمَا ٱلنَّصۡرُ إِلَّا مِنۡ عِندِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Allah bunu, sadece bir müjde olsun ve o sayede kalpleriniz huzur ve rahatlık bulsun diye yaptı. Yardım yalnız ve yalnız Allah katındadır. Hiç şüphesiz Allah, mülkünde galiptir; işlerini yerli yerinde yapandır.

Cemal Külünkoğlu

Allah bunu (meleklerle yardımı), sadece bir müjde olsun ve onunla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştı. Yardım ancak Allah katındandır. Şüphesiz ki Allah üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.

Mehmet Türk

Yardım yalnız Allah katından olduğu halde Allah bunu sadece size müjde olması ve onunla kalbinizin yatışması için yapmıştı. Şüphesiz Allah çok şerefli, hüküm (ve hikmet) sahibidir.

8:11

إِذۡ يُغَشِّيكُمُ ٱلنُّعَاسَ أَمَنَةࣰ مِّنۡهُ وَيُنَزِّلُ عَلَيۡكُم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءࣰ لِّيُطَهِّرَكُم بِهِۦ وَيُذۡهِبَ عَنكُمۡ رِجۡزَ ٱلشَّيۡطَٰنِ وَلِيَرۡبِطَ عَلَىٰ قُلُوبِكُمۡ وَيُثَبِّتَ بِهِ ٱلۡأَقۡدَامَ

Bayraktar Bayraklı

O zaman sizi, Allah'tan bir güven olmak üzere hafif bir uyku bürüyordu; sizi onunla manen temizlemek, şeytanın pisliğini sizden gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak, ayaklarınızı sağlam bastırmak için üzerinize gökten bir su indiriyordu.

Cemal Külünkoğlu

O zaman, korkunuzu gidermek için (Allah) sizi hafif bir uykuya daldırmıştı. Ayrıca sizi temizlemek, şeytanın vesvesesinden arındırmak, kalplerinizi pekiştirmek ve ayaklarınızı sağlam bastırmak için size gökten su indirmişti.

Mehmet Türk

O zaman Allah, sizin korkunuzu silip, dinlendirmek üzere uykuya daldırıyor ve sizi temizlemek, sizden şeytanın pisliğini gidermek, kalplerinizi (birbirine) bağlamak ve onunla ayaklarınızı sağlam basmanızı sağlamak için gökten üzerinize yağmur indiriyordu.

8:12

إِذۡ يُوحِي رَبُّكَ إِلَى ٱلۡمَلَٰٓئِكَةِ أَنِّي مَعَكُمۡ فَثَبِّتُواْ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْۚ سَأُلۡقِي فِي قُلُوبِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱلرُّعۡبَ فَٱضۡرِبُواْ فَوۡقَ ٱلۡأَعۡنَاقِ وَٱضۡرِبُواْ مِنۡهُمۡ كُلَّ بَنَانࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Hani Rabbin, meleklere şöyle vahyediyordu: “Ben sizinle beraberim. İmanı olanları sağlamlaştırınız. İnkâr edenlerin kalplerine korku salacağım. Vurun boyunlarına, vurun onların bütün parmaklarına!”

Cemal Külünkoğlu

Hani Rabbin meleklere: “Ben sizinle beraberim, inananların (cesaretini artırarak düşman karşısında) dimdik ayakta kalmasını sağlayın! Ben inkârcıların kalplerine korku salacağım. Öyleyse (Ey mü’minler, bir daha savaşamayacakları şekilde) vurun boyunlarını ve kırın bütün parmaklarını!” diye vahyetmişti.

Mehmet Türk

İşte o anda Rabbin meleklere: “Ben sizinle beraberim, siz mü’minlere destek olun. Ben kâfirlerin yüreklerine korku salacağım. Siz hemen onların boyunlarına ve bütün parmaklarına vurun.” diye vahyediyordu.

8:13

ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمۡ شَآقُّواْ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥۚ وَمَن يُشَاقِقِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ

Bayraktar Bayraklı

Bu durum, onların Allah ve O'nun peygamberine karşı çıkmalarındandır. Kim Allah ve O'nun peygamberine karşı çıkarsa bilsin ki Allah, azabında çok zorludur.

Cemal Külünkoğlu

Bu da onların Allah’a ve Resul’üne başkaldır(arak meydan oku)maları yüzünden olmuştur. Her kim ki Allah’a ve Resul’üne meydan okursa, bilsin ki Allah’ın cezalandırması çok şiddetlidir.

Mehmet Türk

Bu onların Allah’a ve Peygamberine karşı isyan etmelerinden dolayıdır. Kim, Allah’a ve Peygamberine karşı isyan ederse şunu iyi bilsin ki Allah’ın cezâsı, çok şiddetlidir.

8:14

ذَٰلِكُمۡ فَذُوقُوهُ وَأَنَّ لِلۡكَٰفِرِينَ عَذَابَ ٱلنَّارِ

Bayraktar Bayraklı

İşte bu yenilgi, size Allah'ın azabıdır. İşte siz o azabı tadınız! İnkârcılara bir de cehennem ateşinin azabı vardır.

Cemal Külünkoğlu

İşte (Ey zalimler! Bu yenilgi size Allah’ın dünyadaki azabı), onu tadın! (Fakat asıl cezayı ahirette çekeceksiniz. Zira zalimler ve) inkârcılar için (orada) ateş azabı vardır.

Mehmet Türk

(Ey Kâfirler!) Şimdilik siz bunu tadın. (Sizin gibi) kâfirlere bir de (âhirette cehennem) ateşinin azabı vardır.

8:15

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا لَقِيتُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ زَحۡفࣰ ا فَلَا تُوَلُّوهُمُ ٱلۡأَدۡبَارَ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! İnkâr edenlerle savaşmak üzere karşılaştığınızda, sakın onlara arkanızı dönmeyiniz!”

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Ordu halinde savaşmak üzere inkârcılarla karşılaştığınız zaman onlara arkanızı dönüp kaçmayın!

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Kâfirlerle karşılaştığınız zaman onlar sürüler halinde bile olsalar, sakın onlara arkalarınızı dönüp kaçmayın.

8:16

وَمَن يُوَلِّهِمۡ يَوۡمَئِذࣲ دُبُرَهُۥٓ إِلَّا مُتَحَرِّفࣰ ا لِّقِتَالٍ أَوۡ مُتَحَيِّزًا إِلَىٰ فِئَةࣲ فَقَدۡ بَآءَ بِغَضَبࣲ مِّنَ ٱللَّهِ وَمَأۡوَىٰهُ جَهَنَّمُۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ

Bayraktar Bayraklı

Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilmek veya diğer bir birliğe ulaşıp mevzi tutma durumu dışında, kim öyle bir günde onlara arka çevirirse, elbette o, Allah'ın azabını hak etmiş olarak döner. Onun yeri de cehennemdir; orası, varılacak ne kötü yerdir!

Cemal Külünkoğlu

Kim o gün savaşmak için bir tarafa çekilmek veya diğer bir birliğe ulaşıp mevzi tutmak dışında onlara arkasını dönüp kaçarsa, şüphesiz ki Allah’ın gazabına uğrar ve varacağı yer de cehennem olur. Orası ne kötü bir varış yeridir!

Mehmet Türk

Böyle bir günde her kim, savaş taktiği olarak veya diğer bir safta yeniden mevzilenmek dışında, onlara arkasını dönerse, yönünü kesinlikle Allah’ın gazabına dönmüş olur. Ve onun son barınma yeri (cehennem) ateşidir. Orası, da ne kötü bir dönüş yeridir.

8:17

فَلَمۡ تَقۡتُلُوهُمۡ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ قَتَلَهُمۡۚ وَمَا رَمَيۡتَ إِذۡ رَمَيۡتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ رَمَىٰ وَلِيُبۡلِيَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ مِنۡهُ بَلَآءً حَسَنًاۚ إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Savaşta onları siz öldürmediniz, onları Allah öldürdü. Attığın zaman sen atmadın, fakat Allah attı. Bunu da müminleri güzel bir imtihanla sınamak için yaptı. Doğrusu Allah işitendir; bilendir.

Cemal Külünkoğlu

(Bedir’de) onları (aslında) siz (kendi gücünüzle) öldürmediniz, fakat onları (Hakka direndikleri ve zulmettikleri için) Allah öldürdü. (Ey Resul! Avucundaki kumu) attığın zaman da (aslında) sen atmadın, fakat Allah attı(rıp onları yenilgiye uğrattı). Allah bunu, inananları güzel bir imtihana tabi tutmak (sabır ve metanet konusunda eğitmek) için yaptı. Muhakkak ki Allah (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

(Ey îman edenler!) O gün (Bedir’de) onları siz, öldürmediniz, Allah öldürdü. (Ey Muhammed!) Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı. Ve Allah, bunu mü’minlere güzel bir kazanç sağlamak için (yaptı). Şüphesiz Allah (söylediklerinizi) hakkıyla işitendir, tam bilendir.

8:18

ذَٰلِكُمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيۡدِ ٱلۡكَٰفِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

İşte size Allah'ın lütfu! Allah, kâfirlerin tuzaklarını boşa çıkartır.

Cemal Külünkoğlu

Bu (da) sizin için (ey mü’minler): İşte Allah (her zaman) inkârcıların (ve zalimlerin) tuzağını boşa çıkarır.

Mehmet Türk

İşte Allah, kâfirlerin tuzağını böyle bozar.

8:19

إِن تَسۡتَفۡتِحُواْ فَقَدۡ جَآءَكُمُ ٱلۡفَتۡحُۖ وَإِن تَنتَهُواْ فَهُوَ خَيۡرࣱ لَّكُمۡۖ وَإِن تَعُودُواْ نَعُدۡ وَلَن تُغۡنِيَ عَنكُمۡ فِئَتُكُمۡ شَيۡـࣰٔ ا وَلَوۡ كَثُرَتۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Zafer mi istiyordunuz, işte zafer size ulaştı. Eğer vazgeçerseniz, hakkınızda daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz, biz de döneriz. Topluluğunuz çok da olsa, size zerre kadar yarar sağlamaz. Allah müminlerle beraberdir.

Cemal Külünkoğlu

(Ey inkârcılar!) Eğer siz fetih/zafer istiyorsanız, işte size zafer? Eğer (insanlara saldırmaktan, zulüm ve haksızlıktan) vazgeçerseniz bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer tekrar savaşa dönerseniz, Biz de döneriz. Askeriniz çok da olsa sizi kurtaramayacaktır. Çünkü Allah inananlarla beraberdir.

Mehmet Türk

(Ey kâfirler!) Fetih istiyorsanız işte fetih geldi. Ve eğer (inkârdan) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. Yok, eğer tekrar aynı şeyi yaparsanız Biz de tekrar aynı şeyi yaparız. Şunu iyi bilin ki topluluğunuz ne kadar kalabalık olursa olsun, size asla fayda sağlamayacaktır. Çünkü Allah, mü’minlerle beraberdir.

8:20

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَا تَوَلَّوۡاْ عَنۡهُ وَأَنتُمۡ تَسۡمَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Allah ve Peygamberine itaat ediniz, işittiğiniz halde O'ndan yüz çevirmeyiniz!

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Allah’a ve O’nun resulüne itaat edin ve artık (O’nun mesajını) işitmiş bulunduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Allah’a ve Onun Peygamberine itaat edin. (O Peygamberi) dinleyip dururken, sakın onun emirlerinden yüz çevirmeyin.

8:21

وَلَا تَكُونُواْ كَٱلَّذِينَ قَالُواْ سَمِعۡنَا وَهُمۡ لَا يَسۡمَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşitmedikleri halde “işittik” diyenler gibi olmayınız!

Cemal Külünkoğlu

Ve dinleyip kulak asmadıkları halde, “İşittik” diyenler gibi olmayın!

Mehmet Türk

Ve dinlemedikleri halde, “dinledik” diyen (Yahûdîler ve müşrikler) gibi de olmayın!

8:22

۞إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلصُّمُّ ٱلۡبُكۡمُ ٱلَّذِينَ لَا يَعۡقِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz Allah katında canlıların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.

Cemal Külünkoğlu

Gerçek şu ki, Allah katında yaratıkların en kötüsü (tehlikelisi) aklını kullanmayan sağırlar ve dilsizlerdir.

Mehmet Türk

Çünkü yeryüzünde dolaşan canlıların, Allah katında en kötüsü, (gerçekleri) anlamak istemeyen, o sağırlarla dilsizlerdir.

8:23

وَلَوۡ عَلِمَ ٱللَّهُ فِيهِمۡ خَيۡرࣰ ا لَّأَسۡمَعَهُمۡۖ وَلَوۡ أَسۡمَعَهُمۡ لَتَوَلَّواْ وَّهُم مُّعۡرِضُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah onlarda bir hayır görseydi, elbette onlara işittirirdi. Fakat işittirseydi bile onlar yüz çevirerek dönerlerdi.

Cemal Külünkoğlu

Şayet Allah onlarda (iyiliğe yönelme konusunda) bir hayır (bir eğilim) görseydi onlara (hakikate dair mesajları) elbette işittirirdi. Ama (istemedikleri halde) onlara (Hakkı zorla) işittirmiş olsaydı; yine de yüz çevirenler olarak arkalarını dönerlerdi (çünkü inanmaya niyetleri yoktu).

Mehmet Türk

Eğer Allah onlarda bir hayır görseydi elbette onlara da işittirirdi. Yok, eğer işittirseydi bunlar, yine de aldırmazlar, döner giderlerdi.

8:24

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱسۡتَجِيبُواْ لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمۡ لِمَا يُحۡيِيكُمۡۖ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ يَحُولُ بَيۡنَ ٱلۡمَرۡءِ وَقَلۡبِهِۦ وَأَنَّهُۥٓ إِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ey inananlar! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Peygamberine uyunuz ve biliniz ki, Allah kişi ile onun kalbi arasına girer; siz mutlaka O'nun huzurunda toplanacaksınız.

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Allah ve resulü, sizi, yeniden dirilişinizi sağlayacak (size hayat verecek) olan (Kur’an’)a çağırdığı zaman bu çağrıya mutlaka uyun! Bilin ki Allah kişi ile kalbi arasına girer (kişinin yöneleceği istikamete göre kalbini o tarafa çevirir ve eğilimlerini yönetir. Unutmayın ki) sonunda hepiniz O’nun huzurunda toplanacaksınız.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Peygamber sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman, Allah’a ve Peygambere (isteyerek) itaat edin. Ve Allah’ın kişi ile kalbi arasına gireceğini ve Onun huzurunda toplanacağınızı, bilin.

8:25

وَٱتَّقُواْ فِتۡنَةࣰ لَّا تُصِيبَنَّ ٱلَّذِينَ ظَلَمُواْ مِنكُمۡ خَآصَّةࣰۖ وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ

Bayraktar Bayraklı

Bir de öyle bir fitneden sakınınız ki, o fitne, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz, umuma yayılır ve hepsini perişan eder. Biliniz ki Allah, azabında çok zorludur.

Cemal Külünkoğlu

Bir de öyle bir fitneden sakının ki, o içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (aynı zamanda hepinize erişir). Biliniz ki Allah’ın cezalandırması şiddetlidir.

Mehmet Türk

Aranızdan yalnız zâlimlere dokunmakla kalmayacak olan fitneden sakının ve Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu da bilin.

8:26

وَٱذۡكُرُوٓاْ إِذۡ أَنتُمۡ قَلِيلࣱ مُّسۡتَضۡعَفُونَ فِي ٱلۡأَرۡضِ تَخَافُونَ أَن يَتَخَطَّفَكُمُ ٱلنَّاسُ فَـَٔاوَىٰكُمۡ وَأَيَّدَكُم بِنَصۡرِهِۦ وَرَزَقَكُم مِّنَ ٱلطَّيِّبَٰتِ لَعَلَّكُمۡ تَشۡكُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzünde az olduğunuz ve zayıf sayıldığınız için insanların sizi kapıp götürmesinden korktuğunuz zamanları hatırlayınız. Bunun için Allah size yer ve yurt verip barındırdı, yardımıyla destekledi ve şükredesiniz diye size iyi ve hoş rızıklar da verdi.

Cemal Külünkoğlu

Ve yeryüzünde azınlıkta, çaresiz (ve korumasız bir topluluk) olduğunuz (ve zalim) insanların sizi kapıp (esir) götürmesinden (ya da öldürmesinden) korktuğunuz günleri de hatırlayın! Bu halde iken Allah sizi yer-yurt nasip ederek barındırdı, yardımıyla destekledi, şükredesiniz diye size temiz ve helâl rızıklar bahşetti.

Mehmet Türk

(Ey îman edenler!) Yeryüzünde az bir grup olduğunuz, sömürüldüğünüz ve insanların sizi her an tepelemesinden korktuğunuz günleri hatırlayın. Öyle iken Allah sizi kendisine şükretmeniz için barındırdı, yardımıyla güçlendirdi ve tertemiz şeylerle, rızıklandırdı.

8:27

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ لَا تَخُونُواْ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ وَتَخُونُوٓاْ أَمَٰنَٰتِكُمۡ وَأَنتُمۡ تَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ey inananlar! Allah'a ve Peygamberine ihanet etmeyiniz! Bile bile, size güvenilen şeylere ihanet etmiş olursunuz.

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Sakın (size tebliğ edilen ilahi öğretilerle ters düşerek) Allah’a ve resule ihanet etmeyin (Kur’an’a ve Kur’an’ın peygamber hayatındaki uygulaması olan sünnete ters düşecek davranışlarda bulunmayın)! Size tevdi edilen kendi emanetlerinize de bile bile ihanet etmeyin (sadakatsizlik göstermeyin)!

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Allah’a ve Peygambere ihanet etmediğiniz gibi sakın emanetlerinize de ihanet etmeyin.

8:28

وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَآ أَمۡوَٰلُكُمۡ وَأَوۡلَٰدُكُمۡ فِتۡنَةࣱ وَأَنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجۡرٌ عَظِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu, mallarınızın ve çocuklarınızın sizin için bir sınav olduğunu, büyük ödülün Allah'ın katında bulunduğunu biliniz!

Cemal Külünkoğlu

Ve iyi bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız (imanınızı ölçmek ve kemâle ermeniz için) birer imtihan vesilesidir. Ve büyük mükâfat âhirette Allah’ın yanındadır.

Mehmet Türk

(Ey îman edenler!) Mallarınızın ve çocuklarınızın, sizin için kesinlikle birer imtihan konusu olduğunu ve en büyük mükâfatın ise Allah’ın katında bulunduğunu, çok iyi bilin.

8:29

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِن تَتَّقُواْ ٱللَّهَ يَجۡعَل لَّكُمۡ فُرۡقَانࣰ ا وَيُكَفِّرۡ عَنكُمۡ سَيِّـَٔاتِكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡۗ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Eğer Allah'tan sakınırsanız, O, size iyiyi kötüden ayıracak bir kabiliyet verir; günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Ey inananlar! Eğer Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşarsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir. Kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah, büyük lütuf sahibidir.

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Allah’a karşı gelmekten hakkıyla sakınırsanız O, size bir (hakkı bâtıldan) ayırma feraseti verir, (dünyada) küçük günâhlarınızı örter ve (âhirette de) sizi bağışlar. Çünkü Allah, çok büyük lütuf sahibidir.

8:30

وَإِذۡ يَمۡكُرُ بِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِيُثۡبِتُوكَ أَوۡ يَقۡتُلُوكَ أَوۡ يُخۡرِجُوكَۚ وَيَمۡكُرُونَ وَيَمۡكُرُ ٱللَّهُۖ وَٱللَّهُ خَيۡرُ ٱلۡمَٰكِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Hani, inkârcılar seni bağlayıp bir yere hapsetmek ya da öldürmek veya seni yurdundan çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarken, Allah da karşı tuzak kuruyordu. Allah tuzağı boşa çıkaranların en güçlüsüdür.

Cemal Külünkoğlu

Hani inkârcılar seni tutuklamak, öldürmek ya da Mekke’den sürmek amacı ile sana tuzak kurmuşlardı. Onlar tuzak kurarken Allah da tuzaklarını boşa çıkarıyordu. Hiç kuşkusuz Allah tuzaklara karşılık verenlerin en güçlüsüdür.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Hani bir zamanlar, o kâfirler seni tutup bağlamak yahut öldürmek, ya da (Mekke’den) sürüp çıkarmak için sana tuzak kurarlarken, Allah da onlara tuzak kuruyordu. Zîrâ Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.

8:31

وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُنَا قَالُواْ قَدۡ سَمِعۡنَا لَوۡ نَشَآءُ لَقُلۡنَا مِثۡلَ هَٰذَآ إِنۡ هَٰذَآ إِلَّآ أَسَٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

Âyetlerimiz onlara okunduğu zaman dediler ki: “İşittik; istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.”

Cemal Külünkoğlu

Ayetlerimiz onlara okunduğu zaman şöyle derler: “(Evet) işittik, istersek biz de bunun benzerini söyleriz. Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir.”

Mehmet Türk

O (müşriklere) âyetlerimiz okunduğu zaman “tamam duyduk! İstersek bunun gibisini, biz de söyleriz. Zâten bunlar, kesinlikle eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” dediler.

8:32

وَإِذۡ قَالُواْ ٱللَّهُمَّ إِن كَانَ هَٰذَا هُوَ ٱلۡحَقَّ مِنۡ عِندِكَ فَأَمۡطِرۡ عَلَيۡنَا حِجَارَةࣰ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ أَوِ ٱئۡتِنَا بِعَذَابٍ أَلِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Hani yine onlar, “Allahımız! Eğer bu kitap senin katından gelen gerçek ise, gökten üzerimize taş yağdır veya bize elem verici bir azap ver!” demişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

Bir de (küstahça bir eda ile): “Ey Allah’ımız, eğer bu (Kur’an) bir gerçek olarak Senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır veya acıklı bir azap getir (de görelim bakalım)” demişlerdi.

Mehmet Türk

Onlar bir zamanlar da; “Ey Allah’ım! Eğer bu, Senin katından gelmiş bir hak kitap ise, hiç durma üstümüze gökten taşlar yağdır veya bize daha acı bir azap ver.” demişlerdi.

8:33

وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُعَذِّبَهُمۡ وَأَنتَ فِيهِمۡۚ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ مُعَذِّبَهُمۡ وَهُمۡ يَسۡتَغۡفِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Halbuki sen onların içinde iken Allah onlara azap verecek değildir ve aralarındaki müminler bağışlanma dilerken de şüphesiz Allah onlara azap etmez.

Cemal Külünkoğlu

Oysa sen onların arasında olduğun müddetçe, Allah (tüm şehri helâk edecek şekilde) onlara azap edecek değildi. Ayrıca Allah, aralarında bağışlanma dileyenler varken onları cezalandıracak değildir.

Mehmet Türk

Hâlbuki Sen onların içlerinde iken Allah, onlara azap etmeyeceği gibi onlar, Allah’tan af diledikleri sürece de onlara azap etmeyecektir.

8:34

وَمَا لَهُمۡ أَلَّا يُعَذِّبَهُمُ ٱللَّهُ وَهُمۡ يَصُدُّونَ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ وَمَا كَانُوٓاْ أَوۡلِيَآءَهُۥٓۚ إِنۡ أَوۡلِيَآؤُهُۥٓ إِلَّا ٱلۡمُتَّقُونَ وَلَٰكِنَّ أَكۡثَرَهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar Mescid-i Harâm'ın yöneticileri olmadıkları halde müminleri oradan geri çevirirlerken, Allah onlara ne diye azap etmeyecek? Oranın yöneticileri takvâ ehlinden başkası değildir. Fakat onların çoğu bunu bilmez.

Cemal Külünkoğlu

Onlar Mescid-i Haram’ın bakımına ehil olmadıkları halde (inananları) oradan alıkoyarken, Allah onlara ne diye azap etmesin? Oranın bakımına ehil olanlar ancak Allah’ın emirlerine uygun olarak yaşayanlardır. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.

Mehmet Türk

Onlar, hizmetine ehil olmadıkları halde (inananları) Mescid-i Haram’a girmekten men edip dururlarken Allah, onlara neden azap etmesin ki? Çünkü onun hizmetine ehil olanlar, ancak Allah’tan hakkıyla sakınanlardır. Ama onların çoğu, bunu bilmiyorlar.

8:35

وَمَا كَانَ صَلَاتُهُمۡ عِندَ ٱلۡبَيۡتِ إِلَّا مُكَآءࣰ وَتَصۡدِيَةࣰۚ فَذُوقُواْ ٱلۡعَذَابَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onların Beytullah'taki duaları da ıslık çalmak ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Ey inkârcılar! İnkâr etmekte olduğunuz şeylerden ötürü şimdi azabı tadınız!

Cemal Külünkoğlu

Onların Kâbe’nin yanındaki duaları ıslık çalıp el çırpmaktan başka bir şey değildir. O halde ey inkârcılar! (Hakikati inatla) inkâr etmenizden (ve zulme ve haksızlığa devam etmenizden) dolayı tadın bakalım azabı!

Mehmet Türk

Hâlbuki Kâbe huzurunda onların ibâdet namına yaptıkları, ıslık çalıp el çırpmaktan başka bir şey değildir. O halde inkârınızın karşılığı olan şu azabı, tadın bakalım.

8:36

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ يُنفِقُونَ أَمۡوَٰلَهُمۡ لِيَصُدُّواْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۚ فَسَيُنفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيۡهِمۡ حَسۡرَةࣰ ثُمَّ يُغۡلَبُونَۗ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِلَىٰ جَهَنَّمَ يُحۡشَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz ki kâfirler mallarını, insanları Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar, daha da harcayacaklardır; ama sonunda bu, onlara yürek acısı olup en sonunda mağlûp olacaklardır. İnkârda ısrar edenler ise cehennemde toplanacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz ki, o inkâr edenler, (insanları) Allah yolundan alıkoymak için mallarını harcarlar ve harcayacaklardır. Sonra da bu kendilerine iç acısı olacak, nihayet yenilgiye uğrayacaklar ve inkârcılar toplatılıp cehenneme sevk edilecekler.

Mehmet Türk

Kâfirler mallarını, (insanları) Allah yolundan alıkoymak için harcıyorlar, bundan böyle de harcayacaklar. Sonra o harcamaları, kendilerine dert olacak ve sonunda da yenilecekler. En sonunda ise o kâfirler toptan cehenneme gönderilecekler.

8:37

لِيَمِيزَ ٱللَّهُ ٱلۡخَبِيثَ مِنَ ٱلطَّيِّبِ وَيَجۡعَلَ ٱلۡخَبِيثَ بَعۡضَهُۥ عَلَىٰ بَعۡضࣲ فَيَرۡكُمَهُۥ جَمِيعࣰ ا فَيَجۡعَلَهُۥ فِي جَهَنَّمَۚ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡخَٰسِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Bu toplanma, Allah'ın murdârı temizden ayırması ve bütün murdârların bir kısmını diğer bir kısmının üstüne koyup yığarak cehenneme atması içindir. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.

Cemal Külünkoğlu

(Bütün bunlar) Allah’ın kötü olanı iyi ve temiz olandan ayırması, kötü olanı kendi türünden olanla yan yana getirip bir araya toplaması ve (nihayet) onları topluca cehenneme koyması içindir. İşte hüsrana uğrayanlar onlardır.

Mehmet Türk

Allah bunu pislikleri temizlerden ayırt etmek ve bu pislikleri üst üste koyup yığarak cehenneme koymak için böyle yapar. İşte bunlar, gerçekten hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

8:38

قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُوٓاْ إِن يَنتَهُواْ يُغۡفَرۡ لَهُم مَّا قَدۡ سَلَفَ وَإِن يَعُودُواْ فَقَدۡ مَضَتۡ سُنَّتُ ٱلۡأَوَّلِينَ

Bayraktar Bayraklı

İnkâr edenlere, iman edip sana düşmanlıktan vazgeçerlerse, geçmiş günahlarının bağışlanacağını söyle! Yok eğer inkâra geri dönerlerse, kendilerinden öncekilerin hali gözlerinin önündedir.

Cemal Külünkoğlu

İnkârcılara söyle: “Eğer saldırganlıklarından vazgeçerlerse geçmiş günahları bağışlanacaktır. Yok, eğer eski tutumlarına dönerlerse, daha öncekiler için geçerli olan kurallar onlar için de işleyecektir.”

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) O kâfirlere: “Eğer (inkârcılıklarına) son verirlerse geçmişteki (günâhlarının) bağışlanacağını, yok (inkârcılıklarına) tekrar dönerlerse, öncekilerin halinin gözlerinin önünde olduğunu” söyle.

8:39

وَقَٰتِلُوهُمۡ حَتَّىٰ لَا تَكُونَ فِتۡنَةࣱ وَيَكُونَ ٱلدِّينُ كُلُّهُۥ لِلَّهِۚ فَإِنِ ٱنتَهَوۡاْ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِمَا يَعۡمَلُونَ بَصِيرࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzünde fitne/din farklılığının getirdiği baskı ortadan kalkıp din tamamen Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşınız. İnkâr ve fitneden vazgeçerlerse şüphesiz ki Allah onların yaptıklarını çok iyi görür.

Cemal Külünkoğlu

Ve artık (yeryüzünde) zulüm ve baskı kalmayıncaya ve insanların kulca yönelişleri bütünüyle ve yalnızca Allah’a adanıncaya kadar onlarla savaşın. Ama eğer direnmeyi bırakırlarsa (savaşmayı bırakın). Muhakkak ki Allah yaptıklarını hakkıyla görendir.

Mehmet Türk

(Ey îman edenler!) Ortalıkta fitne kalmayıp, Allah’ın dini (yeryüzüne) tamamen egemen oluncaya kadar, o (kâfirlerle) savaşın. Eğer (Allah’tan başkasına tapmaktan) vazgeçerlerse muhakkak ki Allah, onların yaptıklarını görür.

8:40

وَإِن تَوَلَّوۡاْ فَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّ ٱللَّهَ مَوۡلَىٰكُمۡۚ نِعۡمَ ٱلۡمَوۡلَىٰ وَنِعۡمَ ٱلنَّصِيرُ

Bayraktar Bayraklı

Eğer yüz çevirirlerse biliniz ki, Allah sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!

Cemal Külünkoğlu

Yine de yüz çevirir (düşmanlığa devam eder)lerse, artık bilin ki Allah sizin koruyucunuzdur. O ne güzel koruyucudur ve ne güzel yardımcıdır!

Mehmet Türk

O kâfirler yok, vazgeçmez de tekrar eskiye dönerlerse, artık yardımcınızın Allah olduğunu iyi bilin. O ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır.

8:41

۞وَٱعۡلَمُوٓاْ أَنَّمَا غَنِمۡتُم مِّن شَيۡءࣲ فَأَنَّ لِلَّهِ خُمُسَهُۥ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي ٱلۡقُرۡبَىٰ وَٱلۡيَتَٰمَىٰ وَٱلۡمَسَٰكِينِ وَٱبۡنِ ٱلسَّبِيلِ إِن كُنتُمۡ ءَامَنتُم بِٱللَّهِ وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ عَبۡدِنَا يَوۡمَ ٱلۡفُرۡقَانِ يَوۡمَ ٱلۡتَقَى ٱلۡجَمۡعَانِۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيۡءࣲ قَدِيرٌ

Bayraktar Bayraklı

Eğer Allah'a ve bir de hak ile bâtılın ayrıldığı, iki ordunun karşılaştığı gün, kulumuza indirdiğimize iman etmişseniz biliniz ki, savaşta elde ettiğiniz ganimetlerin beşte biri Allah'a, Peygamber'e, yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmış olanlara aittir. Allah, her şeye gücü yetendir.

Cemal Külünkoğlu

Bilesiniz ki, (savaşta) ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri Allah’a ve resule, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir. Eğer Allah’a ve hakkın batıldan ayrıldığı gün, (yani) iki ordunun (Bedir’de) karşılaştığı gün kulumuz (Muhammed’)e indirdiklerimize inandıysanız (taksimatı buna göre yapın). Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.

Mehmet Türk

Eğer siz, Allah’a ve iki toplumun çarpıştığı, hak ile bâtılın ayrıldığı o (Bedir) günü, kulumuza indirdiğimiz şeylere îman eden gerçek mü’minler iseniz; savaş ganîmeti olarak aldıklarınızın beşte birinin kesinlikle Allah’a, Peygambere, onun akrabalarına, yetimlere, düşkünlere ve yolda kalmışlara ait olduğunu ve Allah’ın gücünün her şeye yettiğini iyi bilin.

8:42

إِذۡ أَنتُم بِٱلۡعُدۡوَةِ ٱلدُّنۡيَا وَهُم بِٱلۡعُدۡوَةِ ٱلۡقُصۡوَىٰ وَٱلرَّكۡبُ أَسۡفَلَ مِنكُمۡۚ وَلَوۡ تَوَاعَدتُّمۡ لَٱخۡتَلَفۡتُمۡ فِي ٱلۡمِيعَٰدِ وَلَٰكِن لِّيَقۡضِيَ ٱللَّهُ أَمۡرࣰ ا كَانَ مَفۡعُولࣰ ا لِّيَهۡلِكَ مَنۡ هَلَكَ عَنۢ بَيِّنَةࣲ وَيَحۡيَىٰ مَنۡ حَيَّ عَنۢ بَيِّنَةࣲۗ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَسَمِيعٌ عَلِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Hatırlayınız ki, Bedir Savaşı'nda siz vadinin yakın yamacında Medine tarafında idiniz; onlar da uzak yamacında Mekke tarafında idiler. Kervan sizden daha aşağıda, deniz sahilinde idi. Eğer savaş için sözleşmiş olsaydınız, sözleştiğiniz vakit hususunda ihtilâfa düşerdiniz. Fakat Allah gerekli olan emri yerine getirmesi, helâk olanın açık bir delille gözüyle gördükten sonra helâk olması, yaşayanın da açık bir delille yaşaması için böyle yaptı. Çünkü Allah hakkıyla işitendir; bilendir.

Cemal Külünkoğlu

Hani (Bedir Savaşında) siz vadinin (Medine’ye) en yakın yamacında, onlar vadinin uzak yamacında (Mekke tarafında) idiler. Ticaret kervanı da vadi tabanına sizden daha yakındı. Eğer (savaş için) buluşmak üzere sözleşseydiniz anlaşmazlığa düşerdiniz (cesaretiniz kırılır, bu buluşmayı göze alamazdınız). Fakat Allah, işlenmesi gerekli olan bir emri yerine getirmek için böyle yaptı. Ta ki helak olan; apaçık bir delilden dolayı helak olsun, yaşayan da apaçık bir delilden dolayı yaşasın. Hiç kuşkusuz Allah (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

O (Bedir) günü siz, vadinin (Medîne’ye) yakın tarafında idiniz, onlar da uzak tarafında idiler. Kervan ise, sizden daha aşağıdaydı. Eğer buluşmak üzere aranızda sözleşseydiniz dahi bu şekilde buluşamazdınız. Fakat Allah olması gerekenin olması, helâk olanın apaçık bir delil görerek ölmesi, sağ kalanın da yine apaçık bir delil görerek yaşaması için böyle takdir etti. Şüphesiz Allah (söylediklerinizi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) tam bilendir.

8:43

إِذۡ يُرِيكَهُمُ ٱللَّهُ فِي مَنَامِكَ قَلِيلࣰ اۖ وَلَوۡ أَرَىٰكَهُمۡ كَثِيرࣰ ا لَّفَشِلۡتُمۡ وَلَتَنَٰزَعۡتُمۡ فِي ٱلۡأَمۡرِ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ سَلَّمَۚ إِنَّهُۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

Bayraktar Bayraklı

Hatırla ki Allah, uykunda sana onları az gösterdi. Eğer onları sana çok gösterseydi, elbette çekinecek ve bu iş hakkında münakaşaya girişecektiniz. Fakat Allah sizi bundan kurtardı. Şüphesiz O, kalplerin iç yüzünü bilir.

Cemal Külünkoğlu

Hatırla o vakti ki, (cesaretiniz kırılmasın diye) Allah onları uykunda (rüyanda) sana (sayıca) az göstermişti. Eğer onları sana (olduğu gibi) çok gösterseydi, elbette çekinecek ve bu iş hakkında ihtilafa düşecektiniz. Fakat Allah (yardımıyla sizi bundan) kurtardı. Şüphesiz O, kalplerde olanı çok iyi bilendir.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Allah sana rüyanda onları az gösteriyordu. Eğer Allah sana onları çok gösterseydi, kesinlikle çekinirdiniz ve savaş konusunda anlaşmazlığa düşerdiniz. Fakat Allah sizi bundan kurtardı. Çünkü Allah gönüllerin özündekileri, kesinlikle bilendir.

8:44

وَإِذۡ يُرِيكُمُوهُمۡ إِذِ ٱلۡتَقَيۡتُمۡ فِيٓ أَعۡيُنِكُمۡ قَلِيلࣰ ا وَيُقَلِّلُكُمۡ فِيٓ أَعۡيُنِهِمۡ لِيَقۡضِيَ ٱللَّهُ أَمۡرࣰ ا كَانَ مَفۡعُولࣰ اۗ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرۡجَعُ ٱلۡأُمُورُ

Bayraktar Bayraklı

Allah, olacak bir işi yerine getirmek için savaş alanında karşılaştığınız zaman, onları sizin gözünüzde az gösteriyor, sizi de onların gözünde azaltıyordu. Bütün işler Allah'a döner.

Cemal Külünkoğlu

Allah, ortaya çıkması gereken sonucun gerçekleşmesi (ve inananların zaferi) için savaş alanında karşılaştığınızda onları sizin gözlerinizde az gösteriyor, sizi de onların gözünde iyice azaltıyordu. (Biliniz ki) bütün işler, Allah’a döndürülecektir.

Mehmet Türk

Ve Allah olması gerekenin olması için; onlarla karşılaştığınızda, onları sizin gözünüze az gösterdiği gibi sizi de onların gözüne az gösteriyordu. (Nasıl olsa sonunda) bütün işler Allah’a döndürülür.

8:45

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا لَقِيتُمۡ فِئَةࣰ فَٱثۡبُتُواْ وَٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ كَثِيرࣰ ا لَّعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Herhangi bir topluluk ile karşılaştığınız zaman sebat ediniz ve Allah'ı çok anınız ki başarıya erişesiniz.

Cemal Külünkoğlu

(O halde) ey inananlar! Savaş durumunda (düşman) bir toplulukla karşı karşıya geldiğinizde, (asla gevşemeyin) sıkı durun ve Allah’ı çokça anın (O’nun sizinle beraber olduğunu hatırınızdan çıkarmayın) ki başarıya ulaşasınız!

Mehmet Türk

Ey îman edenler! Bir düşman topluluğu ile karşılaştığınız zaman sıkı durun ve kurtuluşunuzu umabilmek için Allah’ı çokça anın.

8:46

وَأَطِيعُواْ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَلَا تَنَٰزَعُواْ فَتَفۡشَلُواْ وَتَذۡهَبَ رِيحُكُمۡۖ وَٱصۡبِرُوٓاْۚ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Allah'a ve Peygamber'ine itaat ediniz, birbirinizle çekişmeyiniz, sonra korkuya kapılıp dağılırsınız da sosyal gücünüz gider. Sabrediniz! Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

Cemal Külünkoğlu

Allah’a ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin (tefrikaya düşmeyin). Sonra içinize korku düşer ve (bütün heybetiniz ve) kuvvetiniz elden gider. (O hâlde birbirinize karşı) sabırlı olun. Çünkü Allah, sabredenlerle beraberdir.

Mehmet Türk

Ayrıca Allah’a ve Rasûlüne itaat edin. Ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra, gücünüz zayıflar ve devletiniz elden gider. Sabırlı olun, çünkü Allah, kesinlikle sabredenlerle beraberdir.

8:47

وَلَا تَكُونُواْ كَٱلَّذِينَ خَرَجُواْ مِن دِيَٰرِهِم بَطَرࣰ ا وَرِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِۚ وَٱللَّهُ بِمَا يَعۡمَلُونَ مُحِيطࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

İnsanlara çalım satarak, gösteriş yaparak yurtlarından çıkan ve Allah yolundan alıkoyanlar gibi olmayınız. Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

Cemal Külünkoğlu

Çalım satmak, insanlara gösteriş yapmak ve (inananları) Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından/evlerinden çıkan (inkârcı)lar gibi olmayın! Allah, onların bütün yaptıklarını (sınırsız kudretiyle) kuşatandır.

Mehmet Türk

Yurtlarından çalım satarak ve insanlara gösteriş yaparak çıkan ve insanları Allah’ın yolundan alıkoyan (kâfir)ler gibi olmayın. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı (ve yapacaklarınızı ilmiyle) kuşatandır.

8:48

وَإِذۡ زَيَّنَ لَهُمُ ٱلشَّيۡطَٰنُ أَعۡمَٰلَهُمۡ وَقَالَ لَا غَالِبَ لَكُمُ ٱلۡيَوۡمَ مِنَ ٱلنَّاسِ وَإِنِّي جَارࣱ لَّكُمۡۖ فَلَمَّا تَرَآءَتِ ٱلۡفِئَتَانِ نَكَصَ عَلَىٰ عَقِبَيۡهِ وَقَالَ إِنِّي بَرِيٓءࣱ مِّنكُمۡ إِنِّيٓ أَرَىٰ مَا لَا تَرَوۡنَ إِنِّيٓ أَخَافُ ٱللَّهَۚ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ

Bayraktar Bayraklı

Hani şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi de, “Bugün insanlardan size galip gelecek kimse yoktur; şüphesiz ben de sizin yardımcınızım” dedi. Fakat iki ordu birbirini görünce ardına döndü ve “Ben sizden uzağım, ben sizin görmediklerinizi görüyorum, ben Allah'tan korkuyorum, Allah'ın azabı şiddetlidir” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Hani şeytan (Bedir’de savaştan hemen önce) yaptıkları işleri kendilerine güzel göstererek (inkârcılara): “Bugün insanlardan sizi yenecek kimse yok, ben sizin arkanızdayım” demişti. Fakat iki ordu birbirini görünce, (şeytan) birdenbire geri dönerek: “Benim sizinle hiçbir ilgim yok, ben sizin görmediğiniz (melekler)i görüyorum ve ben Allah’tan sakınırım, çünkü Allah’ın azabı çok şiddetlidir” demişti.

Mehmet Türk

O zaman şeytan, onlara yaptıkları işi güzel gösterip: “Bu gün, ben de sizin yanınızdayken insanlardan hiç kimse sizinle asla baş edemez.” demişti. Fakat daha iki taraf birbirini görünce arkasını dönüp kaçtı ve: “Ben kesinlikle sizden uzağım. Ben sizin görmediğinizi görüyorum ve ben Allah’tan korkuyorum.” dedi. Çünkü Allah’ın cezâsı, çok şiddetlidir.

8:49

إِذۡ يَقُولُ ٱلۡمُنَٰفِقُونَ وَٱلَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ غَرَّ هَٰٓؤُلَآءِ دِينُهُمۡۗ وَمَن يَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar, sizin için, “Bunları dinleri aldatmış” diyorlardı. Oysa kim Allah'a dayanırsa Allah daima galiptir; hüküm ve hikmet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

O sırada münafıklar ile kalplerinde (inkâr ve şüpheden) hastalık bulunan (bazı yeni Müslüman)lar (sizin zayıflığınıza bakarak): “Bunları dinleri (galip gelmek konusunda) yanılgıya düşürmüş” dediler. Hâlbuki kim Allah’a güvenip dayanırsa Allah ona yeter. Çünkü Allah mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Mehmet Türk

(Ey îman edenler!) O sırada münâfıklar ve kalplerinde hastalık bulunanlar (sizin için): “şu adamları, dinleri aldattı.” diyorlardı. Hâlbuki Allah’a tevekkül eden kimse, Allah’ın kesinlikle çok şerefli, hüküm (ve hikmet) sahibi olduğunu (bilir.)

8:50

وَلَوۡ تَرَىٰٓ إِذۡ يَتَوَفَّى ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ ٱلۡمَلَٰٓئِكَةُ يَضۡرِبُونَ وُجُوهَهُمۡ وَأَدۡبَٰرَهُمۡ وَذُوقُواْ عَذَابَ ٱلۡحَرِيقِ

Bayraktar Bayraklı

Görseydin o inkâr edenleri. Melekler onların canlarını alırken yüzlerine ve arkalarına vuruyorlar ve “Haydi yakıcı azabı tadın!” diyorlardı.

Cemal Külünkoğlu

O inkârcıları can çekişirlerken bir görseydin; melekler, yüzlerine ve sırtlarına vura vura (canlarını alırken onlara şöyle diyecekler): “Yakıp kavuran azabı tadın, bakalım!

Mehmet Türk

Meleklerin, o kâfirlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, “tadın bakalım şu cehennemin azabını!” diye diye canlarını alırken, sen onları bir görmeliydin.

8:51

ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيكُمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيۡسَ بِظَلَّٰمࣲ لِّلۡعَبِيدِ

Bayraktar Bayraklı

İşte bu, ellerinizle yapıp ettikleriniz yüzündendir. Şüphesiz Allah, kullara zulmedici değildir.

Cemal Külünkoğlu

“İşte bu (ceza) sizin dünyada kendi ellerinizle işlediğiniz (zulüm ve haksızlığ)ın (ahiretteki) karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına asla haksızlık etmez!”

Mehmet Türk

(Ey kâfirler!) İşte bu (azap,) sizin ellerinizle kazandığınız (günâhlar) sebebiyledir. Çünkü Allah, kesinlikle kullara zulmedici değildir.

8:52

كَدَأۡبِ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَفَرُواْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمۡۚ إِنَّ ٱللَّهَ قَوِيࣱّ شَدِيدُ ٱلۡعِقَابِ

Bayraktar Bayraklı

Bunlar da tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi davrandılar. Onlar da Allah'ın âyetlerini inkâr etmişlerdi; Allah onları, günahları yüzünden yakalayıp cezalandırmıştı. Şüphesiz Allah güçlüdür; cezası çok çetindir.

Cemal Külünkoğlu

Bu inkârcıların durumu tıpkı Firavun hanedanının (yandaşlarının) ve onlardan önceki (inkârcı zalim)lerin durumu gibidir. Onlar da Allah’ın ayetlerini inkâr (ederek zulmetmeye devam) etmişlerdi. (Ama) Allah günâhları yüzünden (onların da) yakalarına yapışmıştı. Çünkü Allah sonsuz kuvvet sahibidir, (hak eden için) azabı çetin olandır.

Mehmet Türk

(Bunların gidişatı), tıpkı Firavun ailesinin ve onlardan önceki (kâfir)lerinki gibidir. Onlar, Allah’ın âyetlerini inkâr etmişler, Allah da onları günâhları sebebiyle yakalayıvermişti. Çünkü Allah, çok güçlüdür, cezâsı çok şiddetli olandır.

8:53

ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ لَمۡ يَكُ مُغَيِّرࣰ ا نِّعۡمَةً أَنۡعَمَهَا عَلَىٰ قَوۡمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنفُسِهِمۡ وَأَنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Bu böyledir. Bir toplum, kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe, Allah da onlara verdiği nimeti değiştirmez. Şüphesiz Allah işitendir; bilendir.

Cemal Külünkoğlu

İşte (onların kendi yaptıklarının cezası) budur. Çünkü Allah, (koyduğu yasalar gereğince) bir topluma bahşettiği nimeti ve esenliği, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe asla değiştirmez Şüphesiz Allah (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

Bunun böyle olması; bir toplumun (tek tek) kendi durumlarını değiştirmedikçe, Allah’ın da o topluma verdiği nîmeti, değiştirmemesinden dolayıdır. Şüphesiz Allah (söylediklerinizi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) tam bilendir.

8:54

كَدَأۡبِ ءَالِ فِرۡعَوۡنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡۚ كَذَّبُواْ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمۡ فَأَهۡلَكۡنَٰهُم بِذُنُوبِهِمۡ وَأَغۡرَقۡنَآ ءَالَ فِرۡعَوۡنَۚ وَكُلࣱّ كَانُواْ ظَٰلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Firavun'un adamlarının ve onlardan öncekilerin yaptığı gibi, bunlar da Rabblerinin âyetlerini yalanladılar. Biz de günahlarına karşılık onları yok ettik ve Firavun taifesini suda boğduk. Bunların hepsi zâlim kimselerdi.

Cemal Külünkoğlu

Bu inkârcıların durumu tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan önceki inkârcıların durumu gibidir. Onlar Rablerinin ayetlerini yalanladılar, biz de onları günahları yüzünden helâk ettik. Firavun ailesini denizde boğduk. Zaten onların hepsi zalim kimselerdi.

Mehmet Türk

(Bunların gidişatı) tıpkı firavun ailesinin ve onlardan önceki (kâfir)lerinki gibidir. Onlar Allah’ın âyetlerini yalanlamışlar, Biz de onları günâhları sebebiyle helâk edivermiştik. Onlardan firavun ailesini suda boğmuştuk. Çünkü onların hepsi de zâlim idiler.

8:55

إِنَّ شَرَّ ٱلدَّوَآبِّ عِندَ ٱللَّهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Allah katında canlıların en kötüsü kâfirlerdir; artık onlar inanmazlar.

Cemal Külünkoğlu

Şüphesiz, Allah katında yaratıkların en kötüsü, (Rablerinin nimetlerini göremeyen) inkârcılardır. İşte bu yüzden onlar iman etmezler.

Mehmet Türk

Allah katında yaratıkların en kötüsü, asla îman etmeyecek olan kâfirlerdir.

8:56

ٱلَّذِينَ عَٰهَدتَّ مِنۡهُمۡ ثُمَّ يَنقُضُونَ عَهۡدَهُمۡ فِي كُلِّ مَرَّةࣲ وَهُمۡ لَا يَتَّقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sen kendileriyle anlaşma yaptığın halde onlar, hiç çekinmeden her defasında anlaşmalarını bozarlar.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, kendileriyle antlaşma yaptığın, sonra da her defasında hiç çekinmeden antlaşmalarını bozan kimselerdir.

Mehmet Türk

Onlar kendileriyle antlaşma yaptığın halde her defasında antlaşmalarını, hiç çekinmeden bozan kimselerdir.

8:57

فَإِمَّا تَثۡقَفَنَّهُمۡ فِي ٱلۡحَرۡبِ فَشَرِّدۡ بِهِم مَّنۡ خَلۡفَهُمۡ لَعَلَّهُمۡ يَذَّكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Savaşta onları yakalarsan, onlarla birlikte arkalarında bulunan kimseleri de dağıt ki ders alsınlar.

Cemal Külünkoğlu

Eğer onları savaşta ele geçirirsen, öyle cezalandır ki, geride kalanlara ibret olsun.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Eğer onları savaşta yakalarsan ibret almaları için, onlara vereceğin (ceza ile) kendilerinden sonrakilere de gözdağı ver.

8:58

وَإِمَّا تَخَافَنَّ مِن قَوۡمٍ خِيَانَةࣰ فَٱنۢبِذۡ إِلَيۡهِمۡ عَلَىٰ سَوَآءٍۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلۡخَآئِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bir kavmin ihanet etmesinden korkarsan, sen de aynı şekilde onlarla yaptığın antlaşmayı onlara at; çünkü Allah, ihanet edenleri sevmez.

Cemal Külünkoğlu

Eğer (antlaşma yaptığın) bir kavmin ihanet etmesinden korkarsan; sen de onlara karşı aynı şekilde davran (antlaşmayı boz). Şüphesiz ki Allah hainleri sevmez.

Mehmet Türk

Eğer (antlaşma yaptığın) bir toplumun, hainlik yapmasından korkarsan, sen de onlara misilleme olarak (antlaşmayı bozduğunu) kendilerine açıkça bildir. Çünkü Allah ihanet edenleri sevmez.

8:59

وَلَا يَحۡسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ سَبَقُوٓاْۚ إِنَّهُمۡ لَا يُعۡجِزُونَ

Bayraktar Bayraklı

İnkâr edenler, bizim elimizden kurtulup geçtiklerini sanmasınlar. Onlar bizi âciz bırakamazlar.

Cemal Külünkoğlu

İnkâr edenler (yaptıklarının bedelini ödemeden) yakayı kurtardıklarını sanmasınlar. Onlar, kendilerine azabımızın ulaşmasına engel olamayacaklardır.

Mehmet Türk

Sakın (Bedir’de sağ kalan) o kâfirler yakalarını kurtardıklarını sanmasınlar. Çünkü onlar (Bizi) kesinlikle âciz bırakamazlar.

8:60

وَأَعِدُّواْ لَهُم مَّا ٱسۡتَطَعۡتُم مِّن قُوَّةࣲ وَمِن رِّبَاطِ ٱلۡخَيۡلِ تُرۡهِبُونَ بِهِۦ عَدُوَّ ٱللَّهِ وَعَدُوَّكُمۡ وَءَاخَرِينَ مِن دُونِهِمۡ لَا تَعۡلَمُونَهُمُ ٱللَّهُ يَعۡلَمُهُمۡۚ وَمَا تُنفِقُواْ مِن شَيۡءࣲ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ يُوَفَّ إِلَيۡكُمۡ وَأَنتُمۡ لَا تُظۡلَمُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlara karşı gücünüzün yettiğince kuvvet hazırlayınız. Ordugâhlarda atlar besleyiniz. Böylece hem Allah'ın düşmanını, hem kendi düşmanınızı, hem de onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah'ın bildiği düşman kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız size eksiksiz ödenir; siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.

Cemal Külünkoğlu

O halde, onlara karşı toplayabildiğiniz kadar kuvvet ve atlı savaş birlikleri hazır edin ki bununla hem Allah’ın hem de sizin düşmanınız olan bu insanları, hem de Allah’ın bildiği ama sizin bilmediğiniz diğer düşmanları yıldırıp caydırabilesiniz. (Fakat bunu yapabilmeniz için maddi ve manevi anlamda büyük fedakârlık etmeniz gerekiyor) Allah yolunda her ne harcarsanız, karşılığı size eksiksiz ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız.

Mehmet Türk

(Ey îman edenler!) Hem Allah düşmanlarını, hem de kendi düşmanlarınızı, ayrıca Allah’ın bilip de sizin bilmediğiniz gizli düşmanlarınızı korkutup-caydırmak için; onlara karşı hazırlayabildiğiniz kadar, her çeşit (askeri) kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda harcadıklarınızın sevabı asla haksızlığa uğratılmaksızın size eksiksiz ödenir.

8:61

۞وَإِن جَنَحُواْ لِلسَّلۡمِ فَٱجۡنَحۡ لَهَا وَتَوَكَّلۡ عَلَى ٱللَّهِۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de ona yanaş ve Allah'a tevekkül et! Çünkü Allah her şeyi işitendir; her şeyi bilendir.

Cemal Külünkoğlu

Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de barıştan yana ol ve Allah’a güven. Çünkü O, (her şeyi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de barıştan yana ol ve Allah’a güven. Çün-kü O, hakkıyla işitendir, eksiksiz bilendir.

8:62

وَإِن يُرِيدُوٓاْ أَن يَخۡدَعُوكَ فَإِنَّ حَسۡبَكَ ٱللَّهُۚ هُوَ ٱلَّذِيٓ أَيَّدَكَ بِنَصۡرِهِۦ وَبِٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Eğer sana hile yapmak isterlerse bil ki Allah sana yeter. O, seni yardımıyla ve müminlerle destekleyendir.

Cemal Külünkoğlu

Eğer onlar (barış yanlısı gözükerek) sana hile yapmak isterlerse (korkma, onlara karşı) Allah sana yeter. Zira seni hem (bizzat kendi) yardımıyla hem de mü’minlerle destekleyen O’dur.

Mehmet Türk

62,63. Yok, eğer sana hile yapmak isterlerse seni yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve mü’minlerin kalplerini birbirlerine ısındıran O Allah kesinlikle sana yeter. Yoksa sen, yeryüzünde olan her şeyi harcasaydın bile onların kalplerini birbirlerine ısındıramazdın. Ama onları(n kalplerini) birbirlerine, Allah ısındırdı. Şüphesiz Allah çok şerefli, hüküm (ve hikmet) sahibidir.

8:63

وَأَلَّفَ بَيۡنَ قُلُوبِهِمۡۚ لَوۡ أَنفَقۡتَ مَا فِي ٱلۡأَرۡضِ جَمِيعࣰ ا مَّآ أَلَّفۡتَ بَيۡنَ قُلُوبِهِمۡ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ أَلَّفَ بَيۡنَهُمۡۚ إِنَّهُۥ عَزِيزٌ حَكِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Müminlerin kalplerini kaynaştırmıştır. Sen yeryüzünde bulunan her şeyi verseydin, yine onların gönüllerini kaynaştıramazdın; fakat Allah onların gönüllerini kaynaştırdı. Çünkü Allah, mutlak galiptir; hikmet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Allah, inananların kalplerini uzlaştırmıştır (birbirine ısındırmış, pekiştirmiştir). Eğer sen (uzlaştırmak konusunda) dünyadaki her şeyi harcasaydın yine de onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat Allah onları uzlaştırdı. Çünkü O’nun kudreti her şeye üstündür, hikmeti her şeyi kuşatmıştır.

Mehmet Türk

62,63. Yok, eğer sana hile yapmak isterlerse seni yardımıyla ve mü’minlerle destekleyen ve mü’minlerin kalplerini birbirlerine ısındıran O Allah kesinlikle sana yeter. Yoksa sen, yeryüzünde olan her şeyi harcasaydın bile onların kalplerini birbirlerine ısındıramazdın. Ama onları(n kalplerini) birbirlerine, Allah ısındırdı. Şüphesiz Allah çok şerefli, hüküm (ve hikmet) sahibidir.

8:64

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ حَسۡبُكَ ٱللَّهُ وَمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ey Peygamber! Sana ve sana uyan müminlere Allah yeter.

Cemal Külünkoğlu

Ey Nebi! Allah sana da sana tabi olan mü’minlere de yeter.

Mehmet Türk

Ey Peygamber! Sana ve sana uyan mü’minlere, Allah yeter.

8:65

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ حَرِّضِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ عَلَى ٱلۡقِتَالِۚ إِن يَكُن مِّنكُمۡ عِشۡرُونَ صَٰبِرُونَ يَغۡلِبُواْ مِاْئَتَيۡنِۚ وَإِن يَكُن مِّنكُم مِّاْئَةࣱ يَغۡلِبُوٓاْ أَلۡفࣰ ا مِّنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بِأَنَّهُمۡ قَوۡمࣱ لَّا يَفۡقَهُونَ

Bayraktar Bayraklı

Ey Peygamber! Müminleri savaşa teşvik et! Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz kâfire galip gelirler. Eğer sizden yüz kişi olursa, kâfir olanlardan bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.

Cemal Külünkoğlu

Ey Nebi! İnananları (Allah için düşmana karşı) savaşa hazırla! Eğer sizden sabırlı yirmi kişi bulunursa, iki yüz inkârcıya galip gelir. Eğer sizden (sabırlı) yüz kişi bulunursa, inkârcılardan bin kişiye galip gelir. Çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.

Mehmet Türk

Ey Peygamber! Mü’minleri sürekli olarak savaşa teşvik et. Eğer sizden sabreden yirmi kişi olursa, (kâfirlerden) iki yüz kişiye galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa, kâfirlerden bin kişiye galip gelirler. Bu ise, onların gerçekten anlayışsız bir topluluk olmalarındandır.

8:66

ٱلۡـَٰٔنَ خَفَّفَ ٱللَّهُ عَنكُمۡ وَعَلِمَ أَنَّ فِيكُمۡ ضَعۡفࣰ اۚ فَإِن يَكُن مِّنكُم مِّاْئَةࣱ صَابِرَةࣱ يَغۡلِبُواْ مِاْئَتَيۡنِۚ وَإِن يَكُن مِّنكُمۡ أَلۡفࣱ يَغۡلِبُوٓاْ أَلۡفَيۡنِ بِإِذۡنِ ٱللَّهِۗ وَٱللَّهُ مَعَ ٱلصَّٰبِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, sizde bir zayıflık olduğunu bildi. O halde sizden sabırlı yüz kişi bulunursa, onlardan iki yüz kişiye galip gelir. Eğer sizden bin kişi olursa, Allah'ın izniyle onlardan iki bin kişiye galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.

Cemal Külünkoğlu

Şimdi Allah yükünüzü hafifletti, çünkü sizin güçsüz olduğunuzu iyi biliyor. Bu durumda, sizden sabretmesini bilen (dirençli) yüz kişi çıkarsa, bunlar iki yüz kişiye galip gelir ve sizden böyle bin kişi çıkarsa, Allah’ın izniyle iki bin kişiye galip gelir. Çünkü Allah (zulme karşı) direnenlerle beraberdir.

Mehmet Türk

Şimdi ise Allah sayınızın arttığını bildiği için size bunu hafifletti. O halde sizden Allah’ın izniyle sabreden yüz kişi olursa (kâfirlerden) iki yüz kişiye galip gelir ve yine sizden bin kişi olursa (kâfirlerden) iki bin kişiye galip gelir. Çünkü Allah, sabredenlerle beraberdir.

8:67

مَا كَانَ لِنَبِيٍّ أَن يَكُونَ لَهُۥٓ أَسۡرَىٰ حَتَّىٰ يُثۡخِنَ فِي ٱلۡأَرۡضِۚ تُرِيدُونَ عَرَضَ ٱلدُّنۡيَا وَٱللَّهُ يُرِيدُ ٱلۡأٓخِرَةَۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzünde ağır basıncaya kadar, hiçbir peygambere esir sahibi olmak yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz; halbuki Allah sizin için âhireti istiyor. Allah güçlüdür; hikmet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Kıran kırana gerçekleşmiş zorlu bir meydan savaşı olmadıkça bir nebiye esir almak yakışık almaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz. Hâlbuki Allah âhireti (kazanmanızı) istiyor. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.

Mehmet Türk

Yeryüzünde üstünlüğünü perçinlemedikçe, hiçbir Peygamberin (savaşlarda) esir alması doğru değildir. Siz, geçici dünya malını istiyorsunuz. Hâlbuki Allah sizin hesabınıza âhireti istiyor. Şüphesiz Allah çok şerefli, hüküm (ve hikmet) sahibidir.

8:68

لَّوۡلَا كِتَٰبࣱ مِّنَ ٱللَّهِ سَبَقَ لَمَسَّكُمۡ فِيمَآ أَخَذۡتُمۡ عَذَابٌ عَظِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah tarafından önceden verilmiş bir hüküm olmasaydı, aldığınız fidyeden ötürü size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.

Cemal Külünkoğlu

Daha önceden Allah’tan verilmiş bir hüküm olmasaydı, (esirleri bırakmak için) aldığınız fidyelerden ötürü size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.

Mehmet Türk

Allah tarafından önceden verilmiş bir hüküm olmasaydı, aldığınız (fidyeden) dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.

8:69

فَكُلُواْ مِمَّا غَنِمۡتُمۡ حَلَٰلࣰ ا طَيِّبࣰ اۚ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve temiz olarak yiyiniz. Allah'tan sakınınız. Şüphesiz ki Allah, bağışlayandır; merhamet edendir.

Cemal Külünkoğlu

Artık elde ettiğiniz ganimetten helal ve temiz olarak yiyin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz ki Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

Mehmet Türk

(Ey îman edenler!) Artık elde ettiğiniz ganîmetten helâl ve temiz olarak yiyin ve Allah’a karşı (hata etmekten) sakının. Muhakkak ki Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

8:70

يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ قُل لِّمَن فِيٓ أَيۡدِيكُم مِّنَ ٱلۡأَسۡرَىٰٓ إِن يَعۡلَمِ ٱللَّهُ فِي قُلُوبِكُمۡ خَيۡرࣰ ا يُؤۡتِكُمۡ خَيۡرࣰ ا مِّمَّآ أُخِذَ مِنكُمۡ وَيَغۡفِرۡ لَكُمۡۚ وَٱللَّهُ غَفُورࣱ رَّحِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Ey Peygamber! Elinizde bulunan esirlere de ki: Eğer Allah kalplerinizde hayır olduğunu bilirse, sizden alınandan daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Çünkü Allah bağışlayandır; merhamet edendir.

Cemal Külünkoğlu

Ey Nebi! Elinizin altında bulunan esirlere de ki: “(Bu savaşta sevdiklerinizle beraber malınızı mülkünüzü kaybettiniz fakat) eğer Allah kalplerinizde iyilik görürse; sizden alınan(lardan) çok daha güzelini (ve hayırlısını) size verecek ve sizi bağışlayacaktır. Çünkü Allah bağışlayandır, merhamet edendir.”

Mehmet Türk

Ey Peygamber elinizdeki esirlere: “Eğer Allah sizin kalplerinizde bir hayır bulursa, sizden alınan (fidyeden) daha hayırlısını size verir ve sizi affeder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” de.

8:71

وَإِن يُرِيدُواْ خِيَانَتَكَ فَقَدۡ خَانُواْ ٱللَّهَ مِن قَبۡلُ فَأَمۡكَنَ مِنۡهُمۡۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Bayraktar Bayraklı

Esirler sana ihanet etmek isterlerse, daha önce Allah'a da ihanet etmişlerdi de Allah onlara karşı sana imkân ve kudret vermişti. Allah bilendir; hikmet sahibidir.

Cemal Külünkoğlu

Eğer sana hainlik etmek isterlerse (üzülme, çünkü) daha önce Allah’a da hainlik etmişlerdi de Allah onlara karşı sana imkân ve kudret vermişti. Hiç kuşkusuz Allah her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Mehmet Türk

Eğer sana ihanet etmek isterlerse, bundan önce Allah’a hainlik ettiklerinden dolayı, Allah’ın seni onlara karşı üstün getirdiğini ve Allah’ın, (her şeyi) hakkıyla bildiğini, hüküm (ve hikmet) sahibi olduğunu sakın (unutmasınlar.)

8:72

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَهَاجَرُواْ وَجَٰهَدُواْ بِأَمۡوَٰلِهِمۡ وَأَنفُسِهِمۡ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ ءَاوَواْ وَّنَصَرُوٓاْ أُوْلَٰٓئِكَ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضࣲۚ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَلَمۡ يُهَاجِرُواْ مَا لَكُم مِّن وَلَٰيَتِهِم مِّن شَيۡءٍ حَتَّىٰ يُهَاجِرُواْۚ وَإِنِ ٱسۡتَنصَرُوكُمۡ فِي ٱلدِّينِ فَعَلَيۡكُمُ ٱلنَّصۡرُ إِلَّا عَلَىٰ قَوۡمِۭ بَيۡنَكُمۡ وَبَيۡنَهُم مِّيثَٰقࣱۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

İman edip de hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve muhacirleri barındırıp yardım edenler var ya, işte onların bir kısmı diğer bir kısmının dostlarıdır. İman edip de hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar size onların mirasından hiçbir pay yoktur. Eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında sözleşme bulunan bir kavim aleyhine olmaksızın, yardım etmeniz gerekir. Allah bütün yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir.

Cemal Külünkoğlu

İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin dostlarıdır. İnandığı halde (Medine’ye) göç etmeyenlere gelince, bunlar göç etmedikçe kendilerine karşı hiçbir yandaşlık, koruyuculuk (miras bırakmak) yükümlülüğünüz yoktur. Ama din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluluk aleyhinde olmamak üzere, kendilerine yardım etmeniz gerekir. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

Mehmet Türk

Îman edip hicret edenler, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler, onları barındırıp yardım edenler, gerçekten birbirlerinin dostlarıdırlar. Îman edip de henüz hicret etmemiş olanlar üzerinde, onlar hicret edinceye kadar herhangi bir velâyet hakkınız yoktur. Bununla beraber onlar sizden aranızda antlaşma bulunmayan bir topluma karşı din konusunda yardım isterlerse, kendilerine mutlaka yardım etmeniz gerekir. (Unutmayın ki) Allah, bütün yaptıklarınızı hakkıyla görür.

8:73

وَٱلَّذِينَ كَفَرُواْ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلِيَآءُ بَعۡضٍۚ إِلَّا تَفۡعَلُوهُ تَكُن فِتۡنَةࣱ فِي ٱلۡأَرۡضِ وَفَسَادࣱ كَبِيرࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

İnkârcılar da birbirlerinin yardımcılarıdır. Eğer siz Allah'ın emirlerini yerine getirmezseniz, yeryüzünde bir fitne ve büyük bir fesat olur.

Cemal Külünkoğlu

İnkârcılar da birbirlerinin (yardımcıları, koruyucuları, müttefikleri ve) dostlarıdır. Eğer (siz de kendi aranızda ittifak sağlayarak) gerekeni yapmazsanız, yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olacaktır.

Mehmet Türk

(Aslında) kâfirler de birbirlerinin dostlarıdırlar. Eğer siz (kendi aranızda dost olma işini) yapmazsanız, (işte o zaman) yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar.

8:74

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَهَاجَرُواْ وَجَٰهَدُواْ فِي سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلَّذِينَ ءَاوَواْ وَّنَصَرُوٓاْ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُؤۡمِنُونَ حَقࣰّ اۚ لَّهُم مَّغۡفِرَةࣱ وَرِزۡقࣱ كَرِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, muhacirleri barındırıp onlara yardım edenler var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar için af ve bol rızık vardır.

Cemal Külünkoğlu

İman edip (Medine’ye) göçenler ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler ile bu göçmenlere barınak sağlayanlar ve yardım edenler var ya; işte bunlar gerçek mü’minlerdir ve onlar için bağışlanma ve bol rızık vardır.

Mehmet Türk

Îman edip hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler ve onları barındırıp yardım edenler var ya işte gerçek mü’minler onlardır. Onlara Rablerinin katında, büyük bir af ve tükenmez bir rızık vardır.

8:75

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ مِنۢ بَعۡدُ وَهَاجَرُواْ وَجَٰهَدُواْ مَعَكُمۡ فَأُوْلَٰٓئِكَ مِنكُمۡۚ وَأُوْلُواْ ٱلۡأَرۡحَامِ بَعۡضُهُمۡ أَوۡلَىٰ بِبَعۡضࣲ فِي كِتَٰبِ ٱللَّهِۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَيۡءٍ عَلِيمُۢ

Bayraktar Bayraklı

Sonradan iman eden ve hicret edip de sizinle beraber cihad edenler de sizdendir. Allah'ın kitabına göre, yakın akrabalar birbirlerine daha uygundur. Şüphesiz ki Allah, her şeyi hakkıyla bilendir.

Cemal Külünkoğlu

Sonradan iman ederek hicret edip de sizinle birlikte cihada katılanlar da sizdendir. Fakat Allah’ın Kitabı’na göre yakın akrabalar birbirlerine (vâris olmaya) daha uygundur. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

Mehmet Türk

Daha sonra, îman edip (Medîne’ye) göçenler ve sizinle birlikte cihad edenler de sizin gibidir. Bir de Allah’ın kitabına göre, akrabalar birbirlerine (varis olmaya) daha lâyıktırlar. Şüphesiz Allah, (ne yapacağını) çok iyi bilir.