İçeriğe atla
Untold Serenity

82. Al-Infitar

The Cleaving · Mekkî · 19 âyet · Nüzul sırası 82

الإنفطار

It is derived from the word infatarat in the first verse. Infitar is an infinitive which means to cleave or split asunder, thereby implying that it is the Surah in which the splitting asunder of the sky has been mentioned.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

82:1

إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنفَطَرَتۡ

Bayraktar Bayraklı

Gök yarıldığında,

Cemal Külünkoğlu

Gök, çatlayıp yarıldığı,

Mehmet Türk

Gökyüzü yarıldığı zaman,

82:2

وَإِذَا ٱلۡكَوَاكِبُ ٱنتَثَرَتۡ

Bayraktar Bayraklı

Yıldızlar dökülüp saçıldığında,

Cemal Külünkoğlu

Yıldızlar dökülüp saçıldığı,

Mehmet Türk

Yıldızlar dökülüp-saçıldığı zaman,

82:3

وَإِذَا ٱلۡبِحَارُ فُجِّرَتۡ

Bayraktar Bayraklı

Denizler fışkırtıldığında,

Cemal Külünkoğlu

Denizler kaynayıp birbirine karıştığı,

Mehmet Türk

Denizler kaynatıldığı zaman,

82:4

وَإِذَا ٱلۡقُبُورُ بُعۡثِرَتۡ

Bayraktar Bayraklı

Kabirlerin içi dışına getirildiğinde,

Cemal Külünkoğlu

Kabirlerin içi boşaltıldığı zaman,

Mehmet Türk

Kabirlerin içerisindekiler, dışarıya çıkarıldığı zaman,

82:5

عَلِمَتۡ نَفۡسࣱ مَّا قَدَّمَتۡ وَأَخَّرَتۡ

Bayraktar Bayraklı

Herkes, neyi önünden gönderdiğini ve neyi geri bıraktığını bilecektir.

Cemal Külünkoğlu

Herkes (dünyada) yaptığı ve (yapmak zorunda olup da) yapmadığı şeyleri bilecektir.

Mehmet Türk

(İşte o an) herkes, (âhiret için) neyi hazırladığını ve neyi hazırlamadığını anlar.

82:6

يَٰٓأَيُّهَا ٱلۡإِنسَٰنُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ ٱلۡكَرِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Ey insan! Lütfu bol Rabbinden seni uzaklaştıran nedir?

Cemal Külünkoğlu

Ey insan! İhsanı bol olan Rabbine karşı seni aldatıp yanıltan nedir?

Mehmet Türk

Ey insan! Seni ihsanı bol Rabb’ine karşı aldatan şey nedir?

82:7

ٱلَّذِي خَلَقَكَ فَسَوَّىٰكَ فَعَدَلَكَ

Bayraktar Bayraklı

7,8. O, seni yaratıp sana şekil veren, seni düzgün ve ölçülü kılan, istediği şekilde seni terkip edendir.

Cemal Külünkoğlu

O, seni yarattı, düzgün hale koydu, en güzel ölçülerle birleştirdi.

Mehmet Türk

O Allah ki; seni yarattı, insanlık seviyesine getirdi ve sana en güzel şekli verdi.

82:8

فِيٓ أَيِّ صُورَةࣲ مَّا شَآءَ رَكَّبَكَ

Bayraktar Bayraklı

7,8. O, seni yaratıp sana şekil veren, seni düzgün ve ölçülü kılan, istediği şekilde seni terkip edendir.

Cemal Külünkoğlu

Dilediği biçimde sana şekil verdi.

Mehmet Türk

Ama dilerse O, senin bu (şeklini) bozar ve dilediği (başka bir) şekle de sokabilir.

82:9

كَلَّا بَلۡ تُكَذِّبُونَ بِٱلدِّينِ

Bayraktar Bayraklı

Öyle değil, doğrusu sizler yargı gününü yalanlıyorsunuz.

Cemal Külünkoğlu

Olacak şey değil! (Bütün bunlara şükretmediğiniz gibi) hesap gününü de inkâr ediyorsunuz.

Mehmet Türk

Hayır! (Bu, sizin zannettiğiniz gibi değil!) Aslında siz (Allah’ın) dinini yalanlıyorsunuz.

82:10

وَإِنَّ عَلَيۡكُمۡ لَحَٰفِظِينَ

Bayraktar Bayraklı

10,11,12. Oysa sizin üzerinizde gözcüler vardır. Değerli yazıcılar. Onlar sizin ne yaptığınızı bilirler.

Cemal Külünkoğlu

Hâlbuki üzerinizde sizi gözleyen/takip eden kaydediciler vardır.

Mehmet Türk

10,11,12. (Şunu iyi bilin ki) sizin üzerinizde, dürüst kâtiplik yapan ve yaptığınız her şeyi bilen, gözcü melekler var.

82:11

كِرَامࣰ ا كَٰتِبِينَ

Bayraktar Bayraklı

10,11,12. Oysa sizin üzerinizde gözcüler vardır. Değerli yazıcılar. Onlar sizin ne yaptığınızı bilirler.

Cemal Külünkoğlu

Kaliteli bir şekilde kaydeden ve (kaydettiklerini) koruyan (melekler) vardır.

Mehmet Türk

10,11,12. (Şunu iyi bilin ki) sizin üzerinizde, dürüst kâtiplik yapan ve yaptığınız her şeyi bilen, gözcü melekler var.

82:12

يَعۡلَمُونَ مَا تَفۡعَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

10,11,12. Oysa sizin üzerinizde gözcüler vardır. Değerli yazıcılar. Onlar sizin ne yaptığınızı bilirler.

Cemal Külünkoğlu

Onlar yaptığınız her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilirler/kaydederler.

Mehmet Türk

10,11,12. (Şunu iyi bilin ki) sizin üzerinizde, dürüst kâtiplik yapan ve yaptığınız her şeyi bilen, gözcü melekler var.

82:13

إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِي نَعِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz iyiler nimetler içinde olacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Sorumluluk bilinciyle yaşayanlar muhakkak ki bol nimetlere kavuşacaklar.

Mehmet Türk

Şüphesiz itaatkâr kullar, (âhirette) nîmetler içerisindedirler.

82:14

وَإِنَّ ٱلۡفُجَّارَ لَفِي جَحِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Kötüler de cehennemde olacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Kötüler de cehennemi boylayacaklar.

Mehmet Türk

İsyankâr kullar ise (âhirette) kesinlikle cehennemdedirler.

82:15

يَصۡلَوۡنَهَا يَوۡمَ ٱلدِّينِ

Bayraktar Bayraklı

15,16. Yargı günü oraya girecekler ve süreli orada kalacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Onlar (o inkâr ettikleri) hesap günü oraya gireceklerdir.

Mehmet Türk

15,16. Din günü onlar, oraya girecekler ve oradan hiç çıkmayacaklardır.

82:16

وَمَا هُمۡ عَنۡهَا بِغَآئِبِينَ

Bayraktar Bayraklı

15,16. Yargı günü oraya girecekler ve süreli orada kalacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Artık onlar, oradan asla kurtulamazlar.

Mehmet Türk

15,16. Din günü onlar, oraya girecekler ve oradan hiç çıkmayacaklardır.

82:17

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ

Bayraktar Bayraklı

17,18,19. Yargı gününün ne olduğunu sen ne bileceksin? Evet, yargı gününün ne olduğunu sen ne bileceksin? Hiçbir insanın başkasına herhangi bir fayda vermeye gücünün yetmeyeceği bir gündür. O gün, emir yalnızca Allah'ındır.

Cemal Külünkoğlu

Hesap gününün ne olduğunu sen bilir misin?

Mehmet Türk

Bu din gününün tam gerçekliğini sana (Allah’tan başka) kim bildirebilir ki?

82:18

ثُمَّ مَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ

Bayraktar Bayraklı

17,18,19. Yargı gününün ne olduğunu sen ne bileceksin? Evet, yargı gününün ne olduğunu sen ne bileceksin? Hiçbir insanın başkasına herhangi bir fayda vermeye gücünün yetmeyeceği bir gündür. O gün, emir yalnızca Allah'ındır.

Cemal Külünkoğlu

Evet, bilir misin nedir o hesap günü?

Mehmet Türk

Sonra, bu din gününün tam gerçekliğini sana (Allah’tan başka) kim bildirebilir ki?

82:19

يَوۡمَ لَا تَمۡلِكُ نَفۡسࣱ لِّنَفۡسࣲ شَيۡـࣰٔ اۖ وَٱلۡأَمۡرُ يَوۡمَئِذࣲ لِّلَّهِ

Bayraktar Bayraklı

17,18,19. Yargı gününün ne olduğunu sen ne bileceksin? Evet, yargı gününün ne olduğunu sen ne bileceksin? Hiçbir insanın başkasına herhangi bir fayda vermeye gücünün yetmeyeceği bir gündür. O gün, emir yalnızca Allah'ındır.

Cemal Külünkoğlu

O gün kimsenin kimseye faydası olmaz. O gün bütün yetkiler sadece Allah’a aittir.

Mehmet Türk

O gün kimse kimseye fayda sağlayamayacaktır ve o gün buyruk sadece Allah’a aittir.