وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَغۡشَىٰ
1,2,3. Örttüğü zaman geceye, göründüğü zaman gündüze, erkeği ve dişiyi yaratana yemin olsun ki,
(Yeryüzünü) karanlığa boğan geceye,
(Yeryüzünü), karanlığa boğan geceye,
The Night · Mekkî · 21 âyet · Nüzul sırası 9
The Surah takes its name from the word wal-lail with which it opens.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَغۡشَىٰ
1,2,3. Örttüğü zaman geceye, göründüğü zaman gündüze, erkeği ve dişiyi yaratana yemin olsun ki,
(Yeryüzünü) karanlığa boğan geceye,
(Yeryüzünü), karanlığa boğan geceye,
وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ
1,2,3. Örttüğü zaman geceye, göründüğü zaman gündüze, erkeği ve dişiyi yaratana yemin olsun ki,
Bütün parlaklığıyla ortaya çıkan gündüze,
2,3. (Onun gizlediklerini) ortaya çıkaran gündüze, erkeğin ve dişinin yaratılışına yemin olsun ki,
وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰٓ
1,2,3. Örttüğü zaman geceye, göründüğü zaman gündüze, erkeği ve dişiyi yaratana yemin olsun ki,
Erkeği de dişiyi de yaratan (Allah’a yemin olsun ki);
2,3. (Onun gizlediklerini) ortaya çıkaran gündüze, erkeğin ve dişinin yaratılışına yemin olsun ki,
إِنَّ سَعۡيَكُمۡ لَشَتَّىٰ
Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir.
Sizin çalışmalarınız sonuçları itibarı ile farklı farklıdır (farklı hedefler peşinde başka başka işler yaparsınız).
Gerçekten sizin hedefleriniz de (aynen bunlar gibi) birbirine zıttır.
فَأَمَّا مَنۡ أَعۡطَىٰ وَٱتَّقَىٰ
5,6,7. Ancak verenin, saygı duyanın ve en güzeli tasdik edenin işlerini kolaylaştırırız.
Her kim (Allah için) verir ve O’na karşı muhtaç olduğunun bilinciyle yaşarsa
(İşte bunlardan) kim, malını verir ve (Allah’a) karşı hata etmekten sakınırsa,
وَصَدَّقَ بِٱلۡحُسۡنَىٰ
5,6,7. Ancak verenin, saygı duyanın ve en güzeli tasdik edenin işlerini kolaylaştırırız.
Ve en doğru olanı tasdik ederse,
Ve en güzel din olan (İslâm’a) inanırsa,
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلۡيُسۡرَىٰ
5,6,7. Ancak verenin, saygı duyanın ve en güzeli tasdik edenin işlerini kolaylaştırırız.
İşte onun için huzur ve rahatlığa giden yolu kolaylaştırırız.
Biz ona, zâten kolay olan dini, daha da kolaylaştırırız.
وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسۡتَغۡنَىٰ
8,9,10,11. Ama cimrilik edip kendini ihtiyaçsız, yeterli gören ve güzeli yalanlayana da, zorluklara uğramasını kolaylaştırırız. Cehenneme yuvarlandığı zaman malı ona hiçbir yarar sağlamaz.
Fakat kim cimrilik eder, kendini zengin görüp Allah’a muhtaç görmezse,
Kim de cimrilik eder ve kendi kendine yeterli olduğunu zannederse,
وَكَذَّبَ بِٱلۡحُسۡنَىٰ
8,9,10,11. Ama cimrilik edip kendini ihtiyaçsız, yeterli gören ve güzeli yalanlayana da, zorluklara uğramasını kolaylaştırırız. Cehenneme yuvarlandığı zaman malı ona hiçbir yarar sağlamaz.
Ve en doğru olanı yalanlarsa.
Ve en güzel din olan (İslâm)a inanmazsa,
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلۡعُسۡرَىٰ
8,9,10,11. Ama cimrilik edip kendini ihtiyaçsız, yeterli gören ve güzeli yalanlayana da, zorluklara uğramasını kolaylaştırırız. Cehenneme yuvarlandığı zaman malı ona hiçbir yarar sağlamaz.
İşte onun için de zorluğa ve sıkıntıya giden yolu kolaylaştırırız.
Biz ona da zor olan (kâfirliği) daha da kolaylaştırırız.
وَمَا يُغۡنِي عَنۡهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ
8,9,10,11. Ama cimrilik edip kendini ihtiyaçsız, yeterli gören ve güzeli yalanlayana da, zorluklara uğramasını kolaylaştırırız. Cehenneme yuvarlandığı zaman malı ona hiçbir yarar sağlamaz.
O kimse aşağıya (cehenneme) düştüğü zaman (Allah için paylaşmadığı) malı mülkü ona hiçbir fayda sağlamayacaktır.
(Cehennem) çukuruna yuvarlandığında malı mülkü ona, hiçbir fayda vermeyecektir.
إِنَّ عَلَيۡنَا لَلۡهُدَىٰ
Doğru yolu göstermek bize aittir.
Şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.
Doğru yolu ancak Biz gösteririz.
وَإِنَّ لَنَا لَلۡأٓخِرَةَ وَٱلۡأُولَىٰ
Şüphesiz, âhiret de dünya da bizimdir.
Muhakkak ki ahiret de dünya da bizimdir.
Şüphesiz her şeyin sonu da önü de Bize aittir.
فَأَنذَرۡتُكُمۡ نَارࣰ ا تَلَظَّىٰ
Alev alev yanan bir ateşle sizi uyarıyorum.
İşte ben sizi alev saçan bir ateşe karşı uyardım.
(Ey insanlar!) Ben sizi, alev alev yanan bir ateşe karşı uyardım.
لَا يَصۡلَىٰهَآ إِلَّا ٱلۡأَشۡقَى
15,16. O ateşe, yalanlayıp yüz çeviren bedbahtan başkası girmez.
15-16. O ateşe kötü olandan, (Hakkı) yalanlayandan ve (imandan) yüz çevirenden başkası girmeyecektir.
15,16. İşte ona, sadece (hakkı) yalanlayıp, arkasını dönerek, inkârında inat edenler girer.
ٱلَّذِي كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
15,16. O ateşe, yalanlayıp yüz çeviren bedbahtan başkası girmez.
15-16. O ateşe kötü olandan, (Hakkı) yalanlayandan ve (imandan) yüz çevirenden başkası girmeyecektir.
15,16. İşte ona, sadece (hakkı) yalanlayıp, arkasını dönerek, inkârında inat edenler girer.
وَسَيُجَنَّبُهَا ٱلۡأَتۡقَى
17,18. Arınmak uğruna malını hayra harcayan takvâ sahipleri, o ateşten uzak tutulacaktır.
Buna karşılık, Yaratıcısına karşı sorumluluğunun bilincinde olan hep ondan uzak tutulacaktır.
17,18. Ve Allah yolunda malını verip (günâhlarından) temizlenerek, hakkıyla korunan ise, ondan uzaklaştırılacaktır.
ٱلَّذِي يُؤۡتِي مَالَهُۥ يَتَزَكَّىٰ
17,18. Arınmak uğruna malını hayra harcayan takvâ sahipleri, o ateşten uzak tutulacaktır.
O ki, malını Allah rızası için vererek (haktan) arındırır.
17,18. Ve Allah yolunda malını verip (günâhlarından) temizlenerek, hakkıyla korunan ise, ondan uzaklaştırılacaktır.
وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُۥ مِن نِّعۡمَةࣲ تُجۡزَىٰٓ
19,20. Yüce Rabbinin rızasını elde etmekten başka, hiç kimseden beklediği herhangi bir karşılık da yoktur.
O, yaptığını kendisine yapılan bir iyiliğin karşılığı olarak yapmaz.
Çünkü o, yaptığı iyiliği, birisinden bir karşılık bekleyerek yapmaz.
إِلَّا ٱبۡتِغَآءَ وَجۡهِ رَبِّهِ ٱلۡأَعۡلَىٰ
19,20. Yüce Rabbinin rızasını elde etmekten başka, hiç kimseden beklediği herhangi bir karşılık da yoktur.
(Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını kazanmak için (yapar).
Onu sadece yüce Rabbinin rızasını kazanmak için yapar.
وَلَسَوۡفَ يَرۡضَىٰ
O kesinlikle ileride memnun olacaktır.
Ve o (Allah’ın kendisine vereceği nimetlere kavuşarak) yakında hoşnut olacaktır.
Elbette o, yakında (Allah’ın vereceği nîmetle) hoşnut olacaktır.