İçeriğe atla
Untold Serenity

19. Maryam

Mary · Mekkî · 98 âyet · Nüzul sırası 44

مريم

It takes its name from v. 16.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

19:1

كٓهيعٓصٓ

Bayraktar Bayraklı

Kâf, hâ, yâ, ‘ayn, sâd.

Cemal Külünkoğlu

Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.

Mehmet Türk

Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.

19:2

ذِكۡرُ رَحۡمَتِ رَبِّكَ عَبۡدَهُۥ زَكَرِيَّآ

Bayraktar Bayraklı

Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyyâ'ya olan rahmetini hatırlatmadır.

Cemal Külünkoğlu

Bu (ayetlerde) Rabbinin, kulu Zekeriya’ya yönelik rahmeti hatırlatılıyor/anlatılıyor.

Mehmet Türk

(İşte bunlar) Rabbinin, kulu Zekeriyya’ya rahmetinin zikridir.

19:3

إِذۡ نَادَىٰ رَبَّهُۥ نِدَآءً خَفِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Hani o, gizli bir sesle Rabbine yalvarmıştı:

Cemal Külünkoğlu

Hani O, Rabbine gizlice seslenip şöyle niyaz etmişti:

Mehmet Türk

Bir zamanlar o (Zekeriyya) Rabbine gizlice yalvararak,

19:4

قَالَ رَبِّ إِنِّي وَهَنَ ٱلۡعَظۡمُ مِنِّي وَٱشۡتَعَلَ ٱلرَّأۡسُ شَيۡبࣰ ا وَلَمۡ أَكُنۢ بِدُعَآئِكَ رَبِّ شَقِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

“Ey Rabbim,” dedi, “Vücudumda kemiklerim zayıfladı, saçım başım ağardı. Ey Rabbim, sana ettiğim dua sayesinde hiç bedbaht olmadım.”

Cemal Külünkoğlu

“Ey Rabbim! Doğrusu, artık kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı. Ey Rabbim! (Şimdiye kadar) sana yönelttiğim duada cevapsız bırakıldığım hiç olmadı.”

Mehmet Türk

“Ey Rabbim! Şüphesiz benim gücüm kuvvetim kalmadı, saçım başım ağardı ve ey Rabbim! Şimdiye kadar sana duâ edip de duâmın kabul edilmediği hiç olmadı.” dedi.

19:5

وَإِنِّي خِفۡتُ ٱلۡمَوَٰلِيَ مِن وَرَآءِي وَكَانَتِ ٱمۡرَأَتِي عَاقِرࣰ ا فَهَبۡ لِي مِن لَّدُنكَ وَلِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

5,6. “Doğrusu ben, arkamdan iş başına gelecek olan yakınlarımdan endişe ediyorum. Karım da kısırdır. Tarafından bana şahsiyetli/velî bir çocuk ver ki bana ve Ya'kub oğullarına mirasçı olsun. Ey Rabbim, onu beğendiğin bir insan yap!”

Cemal Külünkoğlu

“Doğrusu ben, arkamdan gelecek yakınlarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. Karım da kısırdır. Bana kendi tarafından bir çocuk ver!

Mehmet Türk

“(Ey Rabbim!) Gerçekten ben, eşim kısır olduğu için benden sonra (yerimi dolduracak) yakınlarımın (olmayışın)dan dolayı endişeliyim. Bana katından bir oğul bağışla.” (dedi.)

19:6

يَرِثُنِي وَيَرِثُ مِنۡ ءَالِ يَعۡقُوبَۖ وَٱجۡعَلۡهُ رَبِّ رَضِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

5,6. “Doğrusu ben, arkamdan iş başına gelecek olan yakınlarımdan endişe ediyorum. Karım da kısırdır. Tarafından bana şahsiyetli/velî bir çocuk ver ki bana ve Ya'kub oğullarına mirasçı olsun. Ey Rabbim, onu beğendiğin bir insan yap!”

Cemal Külünkoğlu

(Vereceğin çocuk) bana da varis olsun Yakupoğulları’na (İsrailoğullarına) da varis olsun. Ey Rabbim! Hem de onu rızana layık (olanlardan) kıl!”

Mehmet Türk

(Ve devamla): “Ey Rabbim! O (oğul) bana da mirasçı olsun, Yâkûb oğullarına da mirasçı olsun. Ey Rabbim! Onu râzı olduğun (kullarından) kıl.” dedi.

19:7

يَٰزَكَرِيَّآ إِنَّا نُبَشِّرُكَ بِغُلَٰمٍ ٱسۡمُهُۥ يَحۡيَىٰ لَمۡ نَجۡعَل لَّهُۥ مِن قَبۡلُ سَمِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

“Ey Zekeriyyâ! Biz sana öyle bir oğul müjdeliyoruz ki, onun adı Yahyâ'dır. Daha önce ona kimseyi adaş yapmadık.”

Cemal Külünkoğlu

(Allah, şöyle buyurdu:) “Ey Zekeriya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik.”

Mehmet Türk

(Allah): “Ey Zekeriya! Seni, adını daha önce kimseye vermediğimiz Yahya adında bir erkek çocukla müjdeliyoruz.” buyurdu.

19:8

قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِي غُلَٰمࣱ وَكَانَتِ ٱمۡرَأَتِي عَاقِرࣰ ا وَقَدۡ بَلَغۡتُ مِنَ ٱلۡكِبَرِ عِتِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Zekeriyyâ, “Ey Rabbim! Benim nasıl bir çocuğum olur? Oysa benim hanımım kısır, ben de son derece yaşlandım” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Zekeriya:) “Rabbim! Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olacak?” dedi.

Mehmet Türk

(Zekeriya da): “Ey Rabbim! Eşim kısır olduğu, ben de ihtiyarlığın son sınırına vardığım halde, benim oğlum nasıl olabilir?” dedi.

19:9

قَالَ كَذَٰلِكَ قَالَ رَبُّكَ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنࣱ وَقَدۡ خَلَقۡتُكَ مِن قَبۡلُ وَلَمۡ تَكُ شَيۡـࣰٔ ا

Bayraktar Bayraklı

Melek, “Haklısın, ama Rabbin şöyle buyurdu: O çocuğu yaratmak benim için kolaydır. Nitekim bundan önce de seni yaratmıştım. Oysa sen hiç yoktun.”

Cemal Külünkoğlu

(Ona gelen melek:) “Öyledir” dedi. (Fakat) Rabbin buyurdu ki: “Bunu yapmak bana pek kolay! Nitekim daha önce sen hiçbir şey değilken seni de ben yaratmıştım.”

Mehmet Türk

(Ona gelen melek): “(Ey Zekeriyya!) Orası öyle ama Rabbin: ‘bu Benim için daha önce tıpkı seni yoktan yarattığım gibi çok kolaydır.’ buyurdu.” dedi.

19:10

قَالَ رَبِّ ٱجۡعَل لِّيٓ ءَايَةࣰۖ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَ لَيَالࣲ سَوِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Zekeriyyâ, “Ey Rabbim, bana bir işaret ver!” dedi. Allah: “İşaretin sapasağlam olduğun halde üç gece insanlarla konuşamamandır” buyurdu.

Cemal Külünkoğlu

(Zekeriya:) “Ya Rabbi, bunun için bana bir belirti göster” dedi. (Allah:) “Bunun belirtisi, sapasağlam olduğun halde (üç gün) üç gece insanlarla konuşamamandır (dilinin tutulmasıdır)” buyurdu.

Mehmet Türk

(Zekeriyya): “Ey Rabbim! (Çocuğum olacağına dâir) bana bir mûcize ver.” dedi. (Allah da) Senin mûcizen, sapasağlam olduğun halde (üç gün) üç gece insanlarla konu-şamamandır.” buyurdu.

19:11

فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنَ ٱلۡمِحۡرَابِ فَأَوۡحَىٰٓ إِلَيۡهِمۡ أَن سَبِّحُواْ بُكۡرَةࣰ وَعَشِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine Zekeriyyâ, mabedden kavminin karşısına çıkarak onlara, “Sabah-akşam tesbîhte bulunun” diye işaret verdi.

Cemal Külünkoğlu

Derken Zekeriya mescitten ayrılıp halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi fakat konuşamadı) ve onlara: Sabah akşam Allah’ı tesbih edin (insan olarak yapmanız gerekeni yerine getirin)” diye işaret diliyle konuştu.

Mehmet Türk

Hemen (Zekeriyya,) mescidden kavminin karşısına çıkarak onlara: “Sabah akşam (sürekli olarak) O (Allah’ın) şânını yüceltmelerini.” işaretle bildirdi.

19:12

يَٰيَحۡيَىٰ خُذِ ٱلۡكِتَٰبَ بِقُوَّةࣲۖ وَءَاتَيۡنَٰهُ ٱلۡحُكۡمَ صَبِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Allah, “Ey Yahyâ! Kitaba kuvvetle sarıl!” dedi. Biz ona, henüz çocuk iken kitabı anlama kabiliyetini verdik.

Cemal Külünkoğlu

(Yahya büyüyünce kendisini peygamber yaptık ve:) “Ey Yahya! İlahi mesaja sımsıkı sarıl!” (diye ona öğüt verdik). O, daha küçük bir çocukken biz ona hikmeti vermiştik.

Mehmet Türk

(Yahya büyüyünce) ona: “Ey Yahya! Kitab’a (Tevrât’a) sımsıkı sarıl!” (dedik) ve henüz çocukken (katımızdan) ona (ilim ve) hikmet verdik.

19:13

وَحَنَانࣰ ا مِّن لَّدُنَّا وَزَكَوٰةࣰۖ وَكَانَ تَقِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Ona kalp yumuşaklığı ve temizliği verdik. O, çok sakınan birisi idi.

Cemal Külünkoğlu

Ona kendi katımızdan bir sevecenlik ve kendini yetiştirme yeteneği bahşetmiştik. Dahası o, Allah’a karşı gelmekten sakınan birisiydi.

Mehmet Türk

(Ayrıca) tarafımızdan ona bir yumuşak kalplilik ve temizlik de (verdik). (Çünkü) o, çok takva sahibi idi.

19:14

وَبَرَّۢا بِوَٰلِدَيۡهِ وَلَمۡ يَكُن جَبَّارًا عَصِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Ana babasına çok iyi davranırdı; isyankar bir zorba değildi.

Cemal Külünkoğlu

O, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. Zorluk çıkaran dik kafalı, saygısız birisi değildi.

Mehmet Türk

O anne ve babasına itaatkâr bir kimse idi ve isyankâr (bir) zorba değildi.

19:15

وَسَلَٰمٌ عَلَيۡهِ يَوۡمَ وُلِدَ وَيَوۡمَ يَمُوتُ وَيَوۡمَ يُبۡعَثُ حَيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kabirden kalkacağı gün, ona selâm/rahmet olsun!

Cemal Külünkoğlu

Bunun içindir ki, doğduğu gün de öldüğü gün de (Allah’ın) selamı onun üzerindeydi ve diriltileceği gün de (aynen öyle olacaktır)!

Mehmet Türk

Hem doğduğu gün, hem öldüğü gün hem de diri olarak kabirden kaldırılacağı gün, Allah’ın selamı onun üzerine olsun.

19:16

وَٱذۡكُرۡ فِي ٱلۡكِتَٰبِ مَرۡيَمَ إِذِ ٱنتَبَذَتۡ مِنۡ أَهۡلِهَا مَكَانࣰ ا شَرۡقِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Kitapta Meryem'i de an! O, ailesinden ayrılmış ve doğu yönünde bir yere çekilmişti.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Kitapta Meryem (hakkında anlattıklarımızı da) hatırla! Hani o, ailesinden ayrılarak Doğu tarafında bir yere çekilmişti.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! İnsanlara) Kitap’taki Meryem (kıssasın)ı da anlat. Hani o ailesinden ayrılarak (evinin veya mescidin) doğu tarafında bir yere çekilince...

19:17

فَٱتَّخَذَتۡ مِن دُونِهِمۡ حِجَابࣰ ا فَأَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡهَا رُوحَنَا فَتَمَثَّلَ لَهَا بَشَرࣰ ا سَوِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Onlarla kendi arasına bir perde çekmişti. Derken, biz ona ruhumuzu Cebrail'i gönderdik de, ona düzgün bir insan şeklinde göründü.

Cemal Külünkoğlu

Komşuları ile arasına bir perde germişti. Bu sırada ona vahiy meleğimizi (Cebrail’i) göndermiştik de (o) ona düzgün bir insan şeklinde görünmüştü.

Mehmet Türk

…Onlarla arasına bir perde çekti. Bu sırada ona rûhumuz (olan Cebrâil)’i gönderdik. O ona normal bir insan şeklinde göründü.

19:18

قَالَتۡ إِنِّيٓ أَعُوذُ بِٱلرَّحۡمَٰنِ مِنكَ إِن كُنتَ تَقِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Meryem dedi ki: “Eğer saygılı biri isen, senden Rahmân'a sığınırım.”

Cemal Külünkoğlu

(Meryem onu görünce:) “Senden, O kuşatıcı rahmet ve esirgeme sahibine sığınırım! Eğer günahtan sakınan bir kimse isen (bana yaklaşma!)” dedi.

Mehmet Türk

(Meryem ona): “Gerçekten ben, senden Rahman (Allah)’a sığınırım. Eğer (Allah’tan) korkan birisi isen (bana sakın dokunma).” dedi.

19:19

قَالَ إِنَّمَآ أَنَا۠ رَسُولُ رَبِّكِ لِأَهَبَ لَكِ غُلَٰمࣰ ا زَكِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Rûh/melek, “Ben, ancak Rabbinin sana gönderdiği bir elçiyim, sana temiz bir oğlan bağışlamak için geldim” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Cebrail:) “Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamak için gönderildim” dedi.

Mehmet Türk

(Cebrâil): “Ben, Rabbinin sana tertemiz bir oğul armağan ettiğini (müjdelemek) için gönderdiği elçiden başka bir şey değilim.” dedi.

19:20

قَالَتۡ أَنَّىٰ يَكُونُ لِي غُلَٰمࣱ وَلَمۡ يَمۡسَسۡنِي بَشَرࣱ وَلَمۡ أَكُ بَغِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Meryem, “Bana bir insan dokunmamışken, ben kötü bir kadın da değilim, nasıl oğlum olabilir?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(Meryem, Cebrail’e:) “Benim nasıl oğlum olabilir? Bana herhangi bir insan dokunmadı. Ben bir kahpe de değilim” dedi.

Mehmet Türk

(Meryem ona): “Bana bir insan dokunmadığı ve iffetsiz de olmadığım halde benim çocuğum nasıl olabilir?” dedi.

19:21

قَالَ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِ هُوَ عَلَيَّ هَيِّنࣱۖ وَلِنَجۡعَلَهُۥٓ ءَايَةࣰ لِّلنَّاسِ وَرَحۡمَةࣰ مِّنَّاۚ وَكَانَ أَمۡرࣰ ا مَّقۡضِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Rûh/melek, “Haklısın” dedi; Rabbin buyurdu ki: “Bu, bana kolaydır. Çünkü biz, onu insanlara bir delil ve kendimizden bir rahmet kılacağız. Bu, karara bağlanmış bir hükümdür.”

Cemal Külünkoğlu

(Cebrail:) “Evet öyle, Rabbin diyor ki: “Bu iş benim için kolaydır. Bu olayı insanlara (gücümüzü) kanıtlayan bir mucize ve oğlunu da onlara rahmet kaynağı olarak sunmak istiyoruz. Bu iş artık hükme bağlanmış, olup bitmiştir.”

Mehmet Türk

(Cebrâil): “Allah: ‘Bu (babasız çocuk verme işi), onu insanlara bir mûcize ve rahmet kılacağımız için Bana göre çok kolaydır. Hem de bu, önceden alınmış bir karardır.’ buyurdu.” dedi.

19:22

۞فَحَمَلَتۡهُ فَٱنتَبَذَتۡ بِهِۦ مَكَانࣰ ا قَصِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Meryem ona hamile kaldı. Bunun üzerine onunla uzak bir yere çekildi.

Cemal Külünkoğlu

Böylece Meryem, oğluna (İsa’ya) gebe kaldı. Bundan dolayı da (insanların gözünden) uzak, kuytu bir köşeye çekildi.

Mehmet Türk

(Meryem) ona hamile kaldı ve o, (karnındaki çocukla) uzak bir yere çekildi.

19:23

فَأَجَآءَهَا ٱلۡمَخَاضُ إِلَىٰ جِذۡعِ ٱلنَّخۡلَةِ قَالَتۡ يَٰلَيۡتَنِي مِتُّ قَبۡلَ هَٰذَا وَكُنتُ نَسۡيࣰ ا مَّنسِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Doğum sancısı onu bir hurma ağacına dayanmaya sevketti. “Âh, keşke” dedi; “Bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim.”

Cemal Külünkoğlu

Bir süre sonra doğum sancıları tutunca bir hurma ağacının altına sığınmak zorunda kaldı ve “Keşke, daha önce ölmüş ve hafızalardan silinmiş olsaydım” dedi.

Mehmet Türk

(Sonunda) doğum sancısı onu bir hurma ağacının dibine gitmeye mecbur etti. (Orada): “keşke ben bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim.” dedi.

19:24

فَنَادَىٰهَا مِن تَحۡتِهَآ أَلَّا تَحۡزَنِي قَدۡ جَعَلَ رَبُّكِ تَحۡتَكِ سَرِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Aşağısından ona şöyle seslendi: “Tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir.”

Cemal Külünkoğlu

Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: “Sakın üzülme! Rabbin senin alt yanında olanı şerefli kılmıştır.

Mehmet Türk

24,25. (Bulunduğu yerin) aşağısından (melek) ona: “(Ey Meryem) tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir akarsu yarattı. Hurma (ağacının) dalını kendine doğru salla da üzerine taze hurma dökülsün.” dedi.

19:25

وَهُزِّيٓ إِلَيۡكِ بِجِذۡعِ ٱلنَّخۡلَةِ تُسَٰقِطۡ عَلَيۡكِ رُطَبࣰ ا جَنِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

“Hurma ağacının gövdesini kendine doğru silkele ki, üzerine taze, olgun hurma dökülsün.”

Cemal Külünkoğlu

“Haydi, hurmanın dalını kendine doğru çekerek silkele de üzerine olgun ve taze hurmalar dökülsün.”

Mehmet Türk

24,25. (Bulunduğu yerin) aşağısından (melek) ona: “(Ey Meryem) tasalanma! Rabbin senin alt yanında bir akarsu yarattı. Hurma (ağacının) dalını kendine doğru salla da üzerine taze hurma dökülsün.” dedi.

19:26

فَكُلِي وَٱشۡرَبِي وَقَرِّي عَيۡنࣰ اۖ فَإِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ ٱلۡبَشَرِ أَحَدࣰ ا فَقُولِيٓ إِنِّي نَذَرۡتُ لِلرَّحۡمَٰنِ صَوۡمࣰ ا فَلَنۡ أُكَلِّمَ ٱلۡيَوۡمَ إِنسِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

“Ye, iç; gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben çok merhametli olan Allah'a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.”

Cemal Külünkoğlu

“Ye, iç, gözün aydın (gönlün rahat) olsun! Ve eğer insanlardan herhangi birini görürsen ona (beden dilini kullanarak) de ki: “Ben Rahman (olan Allah) için (susma) orucu adadım, bu yüzden bugün insanlardan hiç kimseyle konuşmayacağım.”

Mehmet Türk

(Melek ona, Ey Meryem!): “Artık ye, iç (ve çocuğundan dolayı) sevin. Eğer herhangi bir insan görürsen: ‘Ben Rahman (olan Allah)’a oruç adadım, bugün hiç bir insanla asla konuşmayacağım’ de.” (dedi.)

19:27

فَأَتَتۡ بِهِۦ قَوۡمَهَا تَحۡمِلُهُۥۖ قَالُواْ يَٰمَرۡيَمُ لَقَدۡ جِئۡتِ شَيۡـࣰٔ ا فَرِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Nihayet onu kucağında taşıyarak kavmine getirdi. Dediler ki: “Ey Meryem! Hakikaten sen iğrenç bir şey yaptın!”

Cemal Külünkoğlu

Bir süre sonra bebeğini kucağına alıp yakınlarının yanına döndü. (Bebekle döndüğünü gören yakınları) dediler ki: “Ey Meryem, sen çok utandırıcı bir suç işledin.”

Mehmet Türk

Sonunda çocuğunu, (kucağına) alarak kavmine getirdi. (İnsanlar ona): “Ey Meryem! Hakikaten sen acayip bir şey yaptın!” dediler.

19:28

يَٰٓأُخۡتَ هَٰرُونَ مَا كَانَ أَبُوكِ ٱمۡرَأَ سَوۡءࣲ وَمَا كَانَتۡ أُمُّكِ بَغِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

“Ey Hârûn'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi.”

Cemal Külünkoğlu

“Ey Harun’un (soyundan gelen) kız kardeşi! Senin baban fena bir kişi değildi, anan da iffetsiz ve hayâsız bir kadın değildi.”

Mehmet Türk

(Devamla): “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Senin baban, kötü bir insan değildi; an-nen de iffetsiz (bir kadın) değildi” (dediler.)

19:29

فَأَشَارَتۡ إِلَيۡهِۖ قَالُواْ كَيۡفَ نُكَلِّمُ مَن كَانَ فِي ٱلۡمَهۡدِ صَبِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. “Biz beşikteki bir bebek ile nasıl konuşuruz?” dediler.

Cemal Külünkoğlu

(Meryem,) eli ile (beşikteki) oğlunu göstererek onunla konuşmalarını önerdi. Onlar da: “Biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz?” dediler.

Mehmet Türk

Bunun üzerine (Meryem onlara çocukla konuşmalarını) işaret etti. (Onlar da): “Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz?” dediler.

19:30

قَالَ إِنِّي عَبۡدُ ٱللَّهِ ءَاتَىٰنِيَ ٱلۡكِتَٰبَ وَجَعَلَنِي نَبِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

İsa şöyle dedi: “Ben Allah'ın kuluyum. O, bana Kitâb'ı verdi ve beni peygamber yaptı.”

Cemal Külünkoğlu

(Bunun üzerine beşikteki bebek şöyle konuştu: “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. Bana Kitab’ı (İncil’i) vermeyi hükme bağladı. Benim peygamber olmamı takdir etti.”

Mehmet Türk

(İsa): “Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum. (Allah) Bana Kitabı verdi ve beni Peygamber kıldı.” dedi.

19:31

وَجَعَلَنِي مُبَارَكًا أَيۡنَ مَا كُنتُ وَأَوۡصَٰنِي بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ مَا دُمۡتُ حَيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

“Nerede olursam olayım O, beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti.”

Cemal Külünkoğlu

“Nerede olursam olayım beni insanlara faydalı kıldı ve bana yaşadığım sürece salatı ve zekâtı öğütledi.”

Mehmet Türk

“Nerede olursam (olayım) O (Allah), beni mübârek kıldı ve yaşadığım müddetçe de namaz kılmamı ve zekât vermemi emretti.”

19:32

وَبَرَّۢا بِوَٰلِدَتِي وَلَمۡ يَجۡعَلۡنِي جَبَّارࣰ ا شَقِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

“Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı.”

Cemal Külünkoğlu

“Beni anneme saygılı ve iyilik edici kıldı ve beni zorluk çıkaran dik kafalı, saygısız birisi yapmadı.”

Mehmet Türk

“Beni anneme itaatkâr kıldı ve beni isyankâr bir zorba, kılmadı.”

19:33

وَٱلسَّلَٰمُ عَلَيَّ يَوۡمَ وُلِدتُّ وَيَوۡمَ أَمُوتُ وَيَوۡمَ أُبۡعَثُ حَيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

“Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün selâm banadır.”

Cemal Külünkoğlu

“Bunun için doğduğum gün selam benim üzerimdeydi, öleceğim gün ve tekrar diriltileceğim gün (Allah’ın selamı yine benimle olacaktır).”

Mehmet Türk

“Hem doğduğum gün, hem öleceğim gün hem de diri olarak kabirden kaldırılacağım gün Allah’ın selamı benim üzerimedir.” (dedi.)

19:34

ذَٰلِكَ عِيسَى ٱبۡنُ مَرۡيَمَۖ قَوۡلَ ٱلۡحَقِّ ٱلَّذِي فِيهِ يَمۡتَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

İşte, hakkında şüphe ettikleri Meryem oğlu Îsâ, hak söz olarak budur.

Cemal Külünkoğlu

İşte hakkında şüpheye düşüp tartıştıkları Meryem oğlu İsa ile ilgili (Allah’ın) gerçek olan sözü budur.

Mehmet Türk

İşte; hakkında (Yahûdîlerle Hıristiyanların) çekişip durdukları Meryem oğlu İsa’ya dâir Allah’ın sözü, budur.

19:35

مَا كَانَ لِلَّهِ أَن يَتَّخِذَ مِن وَلَدࣲۖ سُبۡحَٰنَهُۥٓۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمۡرࣰ ا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

Bayraktar Bayraklı

Çocuk edinmek Allah'a yaraşmaz. O, yücedir. Bir işe hükmederse, ona “ol” der, o da oluşmaya başlar.

Cemal Külünkoğlu

Allah’ın çocuk edinmesi düşünülemez. O, bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “Ol!” der ve o da hemen oluş sürecine girer.

Mehmet Türk

Allah’ın çocuk edinmesi asla olamaz. Onun şânı çok yücedir. Bir işin olmasına karar verirse, ona sadece “ol” der, (o da) hemen oluverir.

19:36

وَإِنَّ ٱللَّهَ رَبِّي وَرَبُّكُمۡ فَٱعۡبُدُوهُۚ هَٰذَا صِرَٰطࣱ مُّسۡتَقِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Doğrusu Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk ediniz. Doğru yol budur.

Cemal Külünkoğlu

(İsa onlara:) “Gerçek şu ki, Allah benim de Rabbim/sahibim, sizin de Rabbiniz/sahibinizdir. Öyleyse sadece O’na kulluk edin. Dosdoğru yol budur.”

Mehmet Türk

(Bir de İsa): “(Şüphesiz) Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse sadece Ona kulluk edin. İşte hak yol budur.” (dedi.)

19:37

فَٱخۡتَلَفَ ٱلۡأَحۡزَابُ مِنۢ بَيۡنِهِمۡۖ فَوَيۡلࣱ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن مَّشۡهَدِ يَوۡمٍ عَظِيمٍ

Bayraktar Bayraklı

Sonra gruplar kendi aralarında ayrılığa düştüler. Büyük günü görecek olduğu zaman da vay o kâfirlerin haline!

Cemal Külünkoğlu

Çeşitli gruplara ayrılan insanlar, kendi aralarında görüş ayrılığına düştüler. Artık gerçeğin meydana çıkacağı o mühim günün duruşmasında vay o inkârcıların başına geleceklere!

Mehmet Türk

Ne var ki (Yahûdî ve Hıristiyan) grupları kendi aralarında ayrılığa düştüler. Vay o büyük günü görecek kâfirlerin haline!

19:38

أَسۡمِعۡ بِهِمۡ وَأَبۡصِرۡ يَوۡمَ يَأۡتُونَنَا لَٰكِنِ ٱلظَّٰلِمُونَ ٱلۡيَوۡمَ فِي ضَلَٰلࣲ مُّبِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Bize gelecekleri gün, ne güzel işitecekler ve ne güzel görecekler! Fakat, haksızlık yapanlar o gün apaçık bir şaşkınlık içindedirler.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, bizim huzurumuza çıkacakları gün (başlarına gelecek olanları) ne iyi duyacaklar ve ne iyi görecekler (bir bilsen)! Fakat o zalimler (buna rağmen) bugün (hâlâ) apaçık sapıklık içindedirler.

Mehmet Türk

Onlar, Bizim huzurumuza gelince (başlarına gelecekleri) ne güzel işitir, ne de güzel görürler! Fakat bugün o zâlimler, tam bir sapkınlık içerisindedirler.

19:39

وَأَنذِرۡهُمۡ يَوۡمَ ٱلۡحَسۡرَةِ إِذۡ قُضِيَ ٱلۡأَمۡرُ وَهُمۡ فِي غَفۡلَةࣲ وَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ

Bayraktar Bayraklı

Sen onları pişmanlık günü hakkında uyar. Çünkü onlar gafletin içine dalmış oldukları halde ve henüz iman etmemişken iş olup bitmiştir.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) İman etmemekte ısrar eden ve gaflet içinde bulunan bu insanları hükmün verileceği o pişmanlık gününe karşı (şimdiden) uyar!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Hâlâ inanmayarak gaflet içerisinde bulunanları, (insanların) pişmanlık duyacağı ve her işin bitmiş olacağı (kıyamet) günü ile uyar.

19:40

إِنَّا نَحۡنُ نَرِثُ ٱلۡأَرۡضَ وَمَنۡ عَلَيۡهَا وَإِلَيۡنَا يُرۡجَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak biz vâris oluruz ve onlar ancak bize döndürülürler.

Cemal Külünkoğlu

Kuşku yok ki, yeryüzünün ve oradaki tüm varlıkların son mirasçısı biz olacağız. (O zaman) onların hepsi bize dönecekler.

Mehmet Türk

Şüphesiz, yeryüzüne ve onun üzerindekilere ancak Biz vâris oluruz ve sonunda onlar, ancak Bize döndürülürler.

19:41

وَٱذۡكُرۡ فِي ٱلۡكِتَٰبِ إِبۡرَٰهِيمَۚ إِنَّهُۥ كَانَ صِدِّيقࣰ ا نَّبِيًّا

Bayraktar Bayraklı

Kitapta bir de İbrâhim'i an! Gerçek şu ki o, özü-sözü doğru bir peygamber idi.

Cemal Külünkoğlu

Kitapta İbrahîm (hakkında anlattıklarımızı da) hatırla/hatırlat! O son derece doğru sözlü ve dürüst bir nebi idi.

Mehmet Türk

(İnsanlara) Kitap’taki İbrahim (kıssasın)’ı (da) anlat. Gerçekten o, dosdoğru bir (insan ve) bir Peygamberdi.

19:42

إِذۡ قَالَ لِأَبِيهِ يَٰٓأَبَتِ لِمَ تَعۡبُدُ مَا لَا يَسۡمَعُ وَلَا يُبۡصِرُ وَلَا يُغۡنِي عَنكَ شَيۡـࣰٔ ا

Bayraktar Bayraklı

Hani o babasına şöyle dedi: “Ey babacığım! Ne işiten, ne gören, ne de sana bir fayda sağlayan şeylere niçin tapıyorsun?”

Cemal Külünkoğlu

Hani babasına şöyle demişti: “Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?”

Mehmet Türk

Bir zamanlar (İbrahim) babasına: “Ey babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?” dedi.

19:43

يَٰٓأَبَتِ إِنِّي قَدۡ جَآءَنِي مِنَ ٱلۡعِلۡمِ مَا لَمۡ يَأۡتِكَ فَٱتَّبِعۡنِيٓ أَهۡدِكَ صِرَٰطࣰ ا سَوِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

“Ey babacığım! Bana, senin hiç haberdar olmadığın bir bilgi ulaştı. Öyleyse buna uy ki seni dosdoğru bir yola götüreyim.”

Cemal Külünkoğlu

“Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana tabi ol ki seni doğru yola ileteyim.”

Mehmet Türk

(Devamla): “Ey babacığım! Gerçekten bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Hemen bana uy da seni hak yola ulaştırayım.”

19:44

يَٰٓأَبَتِ لَا تَعۡبُدِ ٱلشَّيۡطَٰنَۖ إِنَّ ٱلشَّيۡطَٰنَ كَانَ لِلرَّحۡمَٰنِ عَصِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

“Ey babacığım! Şeytana kulluk etme! Çünkü şeytan Rahmân olan Allah'a isyan etmiştir.”

Cemal Külünkoğlu

“Ey babacığım! Sakın şeytana kulluk etme! Çünkü o, rahmeti bol olan Allah’a başkaldırmıştır.”

Mehmet Türk

“Ey babacığım! Şeytana kulluk etme, şüphesiz şeytan, Rahman (olan Allah)’a başkaldırmıştır.”

19:45

يَٰٓأَبَتِ إِنِّيٓ أَخَافُ أَن يَمَسَّكَ عَذَابࣱ مِّنَ ٱلرَّحۡمَٰنِ فَتَكُونَ لِلشَّيۡطَٰنِ وَلِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

“Ey babacığım! Ben senin başına Rahmân olan Allah katından bir azabın çökmesinden korkuyorum. O azap başına geldiği zaman, şeytanın dostu olursun.”

Cemal Külünkoğlu

“Ey babacığım! Gerçekten ben, senin Rahman (olan Allah)’tan gelecek bir azaba çarptırılarak şeytanın dostu olacağından korkuyorum.”

Mehmet Türk

“Ey babacığım! (Doğrusu ben,) senin Rahman (olan Allah)’tan gelecek bir azaba çarptırılarak, şeytanın dostu olacağından korkuyorum.” (dedi.)

19:46

قَالَ أَرَاغِبٌ أَنتَ عَنۡ ءَالِهَتِي يَٰٓإِبۡرَٰهِيمُۖ لَئِن لَّمۡ تَنتَهِ لَأَرۡجُمَنَّكَۖ وَٱهۡجُرۡنِي مَلِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Babası, “Ey İbrâhim! Sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun?” dedi. “Eğer vazgeçmezsen andolsun seni taşlarım! Uzun bir zaman benden uzak dur!”

Cemal Külünkoğlu

(Babası) dedi ki: “Ey İbrahîm! Sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer bu tutumundan vazgeçmezsen seni öldüresiye taşa tutarım. Haydi, şimdi gözümün önünden kaybol.”

Mehmet Türk

(Babası:) “Ey İbrahim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (bu söylediklerine) bir son vermezsen, seni kesinlikle taşlayarak öldürürüm derhâl benim yanımdan uzaklaş.” dedi.

19:47

قَالَ سَلَٰمٌ عَلَيۡكَۖ سَأَسۡتَغۡفِرُ لَكَ رَبِّيٓۖ إِنَّهُۥ كَانَ بِي حَفِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

İbrâhim, “Selâm sana” dedi. “Rabbimden senin için af dileyeceğim. Çünkü O, bana karşı çok lütufkârdır.”

Cemal Külünkoğlu

(İbrahîm) şöyle dedi: “Selam olsun sana! Senin (hidayete ermen ve) affedilmen için Rabbimden af dileyeceğim. Hiç kuşkusuz benim Rabbim bana karşı lütufkârdır.”

Mehmet Türk

(Bunun üzerine İbrahim de:) “Selâm sana, senin için Rabbimden af dileyeceğim, çünkü O, bana karşı pek ikram sahibidir.”dedi.

19:48

وَأَعۡتَزِلُكُمۡ وَمَا تَدۡعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَأَدۡعُواْ رَبِّي عَسَىٰٓ أَلَّآ أَكُونَ بِدُعَآءِ رَبِّي شَقِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

“Sizden de, Allah'ın dışında taptığınız şeylerden de uzaklaşıyor ve Rabbime yalvarıyorum. Umulur ki, Rabbime dua etmemle bedbaht olmam.”

Cemal Külünkoğlu

“Sizden ve sizin Allah’tan başka yalvarıp yakardığınız şeylerden uzak duracak ve (yalnızca) Rabbime yakaracağım. Böylece umulur ki, yakarışım Rabbim tarafından cevapsız bırakılmayacaktır.”

Mehmet Türk

(Ve devamla) “Sizden de Allah’ın dışında taptıklarınızdan da ayrılıyor ve (sadece) Rabbime (kulluğa) dönüyorum. Umarım, (senin için) Rabbime duâ ettiğimden dolayı da hata etmemişimdir.” (dedi.)

19:49

فَلَمَّا ٱعۡتَزَلَهُمۡ وَمَا يَعۡبُدُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَهَبۡنَا لَهُۥٓ إِسۡحَٰقَ وَيَعۡقُوبَۖ وَكُلࣰّ ا جَعَلۡنَا نَبِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Nihayet İbrâhim, onlardan ve Allah'tan başka taptıkları şeylerden uzaklaşıp bir tarafa çekildiğinde, biz ona İshak ve Ya‘kûb'u bağışladık ve her birini peygamber yaptık.

Cemal Külünkoğlu

Ve böylece, onlardan ve onların Allah’tan başka tapındıkları şeylerden uzaklaşınca, ona (önce oğlu) İshak’ı ve (daha sonra torunu) Yakup’u bahşettik ve bunların her birini peygamber yaptık.

Mehmet Türk

(İbrahim) onlardan ve Allah’ın dışında taptıklarından ayrılınca ona İshak’ı ve (onun oğlu) Yâkûb’u armağan ettik ve her birini de Peygamber yaptık.

19:50

وَوَهَبۡنَا لَهُم مِّن رَّحۡمَتِنَا وَجَعَلۡنَا لَهُمۡ لِسَانَ صِدۡقٍ عَلِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk, kendilerine haklı ve yüksek bir şöhret nasip ettik.

Cemal Külünkoğlu

Onları rahmetimizle ödüllendirdik. Ve onlara doğru olanı (başkalarına) ulaştırmaları için üstün bir anlatım gücü bahşettik.

Mehmet Türk

Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve onların her dilde üstün bir şekilde anılmalarını sağladık.

19:51

وَٱذۡكُرۡ فِي ٱلۡكِتَٰبِ مُوسَىٰٓۚ إِنَّهُۥ كَانَ مُخۡلَصࣰ ا وَكَانَ رَسُولࣰ ا نَّبِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Kitapta Mûsâ'yı da an! Gerçekten o ihlâs sahibi idi ve hem rasûl hem de nebî idi.

Cemal Külünkoğlu

Kitapta (Kur’an’da) Musa (hakkında anlattıklarımızı da) hatırla! Şüphesiz o, seçkin bir insandı. O da vahiy yoluyla haber alan elçilerden biriydi (yani hem nebiydi hem de resul).

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! İnsanlara) Kitap’taki Mûsa (kıssasın)ı (da) anlat. Çünkü o, tarafımızdan seçilerek gönderilmiş bir Peygamberdi.

19:52

وَنَٰدَيۡنَٰهُ مِن جَانِبِ ٱلطُّورِ ٱلۡأَيۡمَنِ وَقَرَّبۡنَٰهُ نَجِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Ona Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve onu fısıldaşırcasına kendimize yaklaştırdık.

Cemal Külünkoğlu

Hani ona Tur (Sina) Dağı’nın sağ yamacından seslenmiş ve kendisiyle özel olarak konuşmak için onu (kendimize) yaklaştırmıştık.

Mehmet Türk

Ona dağ tarafından (yani) sağ yanından seslendik ve onu (kendisiyle) vasıtasız olarak konuşmak üzere kendimize yakınlaştırdık.

19:53

وَوَهَبۡنَا لَهُۥ مِن رَّحۡمَتِنَآ أَخَاهُ هَٰرُونَ نَبِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Rahmetimizin bir sonucu olarak ona kardeşi Hârûn'u da bir peygamber olarak bahşettik.

Cemal Külünkoğlu

Rahmetimizin bir sonucu olarak ona kardeşi Harun’u da peygamber olarak armağan etmiştik.

Mehmet Türk

Ve ona, merhametimizden dolayı kardeşi Hârûn’u da bir Peygamber olarak armağan ettik.

19:54

وَٱذۡكُرۡ فِي ٱلۡكِتَٰبِ إِسۡمَٰعِيلَۚ إِنَّهُۥ كَانَ صَادِقَ ٱلۡوَعۡدِ وَكَانَ رَسُولࣰ ا نَّبِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Kitapta İsmâil'i de an!. Gerçekten o, sözüne sâdıktı. Rasûl ve nebî idi.

Cemal Külünkoğlu

Kitapta (Kur’an’da) İsmail (hakkında anlattıklarımızı da) hatırla! Şüphesiz o, sözünde duran bir kimse idi. O da vahiy yoluyla haber alan elçilerden biriydi.

Mehmet Türk

(İnsanlara) Kitap’taki İsmail (kıssasın)ı (da) anlat. Çünkü o, sözüne sadık ve tarafımızdan seçilerek gönderilmiş bir Peygamberdi.

19:55

وَكَانَ يَأۡمُرُ أَهۡلَهُۥ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ وَكَانَ عِندَ رَبِّهِۦ مَرۡضِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Ailesine/halkına namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbi katında da hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.

Cemal Külünkoğlu

Ailesine ve yakınlarına salatı ve zekâtı emrederdi. Ve o da Rabbi katında hatırı sayılan biriydi.

Mehmet Türk

O, halkına namaz kılmayı ve zekât vermeyi emrederdi ve o, Rabbinin rızasını kazanmış bir (kişi) idi.

19:56

وَٱذۡكُرۡ فِي ٱلۡكِتَٰبِ إِدۡرِيسَۚ إِنَّهُۥ كَانَ صِدِّيقࣰ ا نَّبِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Kitapta İdrîs'i de an.!Gerçekten o, pek doğru bir insan, bir peygamberdi.

Cemal Külünkoğlu

Kitapta (Kur’an’da) İdris (hakkında anlattıklarımızı da) hatırla! O son derece doğru sözlü ve dürüst bir nebi idi.

Mehmet Türk

(İnsanlara) Kitap’taki İdris (kıssasın)ı (da) anlat. Gerçekten o, dosdoğru bir (insan ve) bir Peygamberdi.

19:57

وَرَفَعۡنَٰهُ مَكَانًا عَلِيًّا

Bayraktar Bayraklı

Onu yüce bir makama yüceltmiştik.

Cemal Külünkoğlu

Ve Biz onu da yüce bir makama yükselttik.

Mehmet Türk

Biz, onu yüce bir makama eriştirdik.

19:58

أُوْلَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ أَنۡعَمَ ٱللَّهُ عَلَيۡهِم مِّنَ ٱلنَّبِيِّـۧنَ مِن ذُرِّيَّةِ ءَادَمَ وَمِمَّنۡ حَمَلۡنَا مَعَ نُوحࣲ وَمِن ذُرِّيَّةِ إِبۡرَٰهِيمَ وَإِسۡرَٰٓءِيلَ وَمِمَّنۡ هَدَيۡنَا وَٱجۡتَبَيۡنَآۚ إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُ ٱلرَّحۡمَٰنِ خَرُّواْۤ سُجَّدࣰ اۤ وَبُكِيࣰّ ا۩

Bayraktar Bayraklı

İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği peygamberlerden, Âdem'in soyundan, Nûh ile birlikte taşıdıklarımızdan, İbrâhim ve İsrâil'in/Yakup'un soyundan doğruya ulaştırdığımız ve peygamber olarak seçtiğimiz kimselerdendir. Onlara, çok merhametli olan Allah'ın âyetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.

Cemal Külünkoğlu

İşte bunlar, Âdem’in ve Nuh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahîm’in, İsrail’in (Yakup’un) ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebilerdir. Kendilerine Rahman’ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.

Mehmet Türk

İşte bütün bunlar; kendilerine Allah’ın nîmet verdiği, Âdem’in ve Nûh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızın soyundan, İbrahim ve İsrâil’in soyundan, hak yola ulaştırdığımız ve seçtiğimiz Peygamberlerdendir. Onlara Rahman (olan Allah)’ın âyetleri okunduğunda onlar derhal ağlayarak ve secde ederek yere kapanırlar.

19:59

۞فَخَلَفَ مِنۢ بَعۡدِهِمۡ خَلۡفٌ أَضَاعُواْ ٱلصَّلَوٰةَ وَٱتَّبَعُواْ ٱلشَّهَوَٰتِۖ فَسَوۡفَ يَلۡقَوۡنَ غَيًّا

Bayraktar Bayraklı

Sonra bunların ardından namazı kılmayan ve nefislerine uyan bir nesil geldi. Bunlar, elbette cehennem çukuruna atılacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Sonra onların arkasından salatı umursamayan (namaz kılmayan, ibadet etmeyen, Allah’tan yana olduklarını söylemelerine rağmen O’nun emirlerine uymayan) ve ihtiraslarına tutsak olan nesiller geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır.

Mehmet Türk

Ama onların ardından, namazı bırakan, her türlü aşırı arzuya uyan bir nesil geldi. Onlar da eninde-sonunda belâlarını bulacaklar.

19:60

إِلَّا مَن تَابَ وَءَامَنَ وَعَمِلَ صَٰلِحࣰ ا فَأُوْلَٰٓئِكَ يَدۡخُلُونَ ٱلۡجَنَّةَ وَلَا يُظۡلَمُونَ شَيۡـࣰٔ ا

Bayraktar Bayraklı

Ancak, tövbe edip, inanıp yararlı iş yapanlar hariç. Bunlar cennete girecekler ve hiçbir haksızlığa uğramayacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

Ancak, pişman olup Allah’a yönelen, inanıp dürüst ve erdemli çalışmalar ortaya koyanlar bunun dışındadır. İşte bunlar, hiçbir haksızlığa uğratılmadan cennete girecek olanlardır.

Mehmet Türk

Ancak tevbe eden, inanan ve (inandığı) iyi işleri yaşayanlar bunun dışındadır ve onlar, hiçbir haksızlığa uğratılmadan cennete gireceklerdir.

19:61

جَنَّٰتِ عَدۡنٍ ٱلَّتِي وَعَدَ ٱلرَّحۡمَٰنُ عِبَادَهُۥ بِٱلۡغَيۡبِۚ إِنَّهُۥ كَانَ وَعۡدُهُۥ مَأۡتِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Rahmân'ın kullarına vaad ettiği, görmedikleri adn cennetlerine gireceklerdir. Şüphesiz Allah'ın sözü kesindir.

Cemal Külünkoğlu

Evet, onlar Rahman (olan Allah)’ın kullarına, her türlü beşerî algı ve tasavvurun ötesinde söz verdiği, (dünyada iken görmeksizin inandıkları) Adn cennetlerine gireceklerdir. Allah’ın vaadi kesinlikle gerçekleşecektir.

Mehmet Türk

(Hem de) Rahman’ın kullarına gıyaben söz verdiği Adn cennetlerine... Şüphesiz, Onun verdiği söz, kesinlikle yerine gelecektir.

19:62

لَّا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوًا إِلَّا سَلَٰمࣰ اۖ وَلَهُمۡ رِزۡقُهُمۡ فِيهَا بُكۡرَةࣰ وَعَشِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Orada boş söz değil, hoş söz/selâm duyarlar ve orada, sabah akşam kendilerine ait rızıkları vardır.

Cemal Külünkoğlu

Orada onlar boş söz işitmezler. Yalnızca “selâm!” (sözünü) işitirler. Orada rızıkları sabah akşam kendilerine sunulacaktır.

Mehmet Türk

(Onlar) orada selamın dışında hiç boş söz işitmezler ve sabah akşam orada onların rızıkları da hazırdır.

19:63

تِلۡكَ ٱلۡجَنَّةُ ٱلَّتِي نُورِثُ مِنۡ عِبَادِنَا مَن كَانَ تَقِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Kullarımızdan takvâ sahibi kimselere verdiğimiz cennet işte budur.

Cemal Külünkoğlu

İşte bu, kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir.

Mehmet Türk

İşte bu kullarımızdan Allah’a karşı gelmekten sakınanları mirasçı kılacağımız cennettir.

19:64

وَمَا نَتَنَزَّلُ إِلَّا بِأَمۡرِ رَبِّكَۖ لَهُۥ مَا بَيۡنَ أَيۡدِينَا وَمَا خَلۡفَنَا وَمَا بَيۡنَ ذَٰلِكَۚ وَمَا كَانَ رَبُّكَ نَسِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Melekler dediler ki: “Biz ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan her şey O'na aittir. Senin Rabbin unutkan değildir.”

Cemal Külünkoğlu

(Cebrail, Muhammed’e dedi ki:) “Biz (melekler) ancak Rabbinin izni ile (yeryüzüne) ineriz. Geleceğimiz, geçmişimiz ve bu ikisi arasındaki tüm olaylar O’nun tasarrufundadır. Senin Rabbin (seni) unutmuş değildir.

Mehmet Türk

(Cebrâil): “(Ey Muhammed!) Biz (elçiler) ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunlar arasında olan her şey Onundur ve senin Rabbin kesinlikle unutkan değildir.” (dedi.)

19:65

رَّبُّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا فَٱعۡبُدۡهُ وَٱصۡطَبِرۡ لِعِبَٰدَتِهِۦۚ هَلۡ تَعۡلَمُ لَهُۥ سَمِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Allah, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin Rabbidir. Şu halde O'na kulluk et; O'na kulluk etmek için sabırlı olunuz. O'nun bir benzeri olduğunu biliyor musun?

Cemal Külünkoğlu

“(Allah) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındaki tüm varlıkların Rabbidir. O halde sırf O’na kulluk et ve bu kulluk için sabırlı ve metanetli ol. Hiç, ismi O’nunla birlikte anılmaya değer bir başkasını tanıyor musun?”

Mehmet Türk

(O) göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin Rabbidir. Şu halde sadece Ona kulluk et ve Ona kullukta sabırlı ol. Hiç Onun bir benzeri olduğunu biliyor musun?

19:66

وَيَقُولُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَءِذَا مَا مِتُّ لَسَوۡفَ أُخۡرَجُ حَيًّا

Bayraktar Bayraklı

İnsan der ki: “Öldüğüm zaman sahiden diri olarak çıkarılacak mıyım?”

Cemal Külünkoğlu

İnsan: “Ben öldükten sonra mı yeniden diriltileceğim?” der.

Mehmet Türk

İnsan: “Şimdi ben öldükten sonra, gerçekten (kabrimden) diri olarak çıkarılacak mıyım?” diyor.

19:67

أَوَلَا يَذۡكُرُ ٱلۡإِنسَٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَٰهُ مِن قَبۡلُ وَلَمۡ يَكُ شَيۡـࣰٔ ا

Bayraktar Bayraklı

İnsan düşünmez mi ki, daha önce hiçbir şey olmadığı halde biz kendisini yaratmışızdır?

Cemal Külünkoğlu

İnsan, daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi?

Mehmet Türk

(Peki; bu) insan, daha önce hiç bir şey değilken, gerçekten onu Bizim yarattığımızı, (hiç) düşünmüyor mu?

19:68

فَوَرَبِّكَ لَنَحۡشُرَنَّهُمۡ وَٱلشَّيَٰطِينَ ثُمَّ لَنُحۡضِرَنَّهُمۡ حَوۡلَ جَهَنَّمَ جِثِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Öyle ise, Rabbine andolsun ki, elbette onları şeytanlarla birlikte mahşerde toplayacağız; sonra onları diz üstü çökmüş vaziyette cehennemin çevresinde hazır bulunduracağız.

Cemal Külünkoğlu

Rabbinin yüceliği hakkı için, onları (peşlerinden gittikleri) şeytanlarla birlikte mahşerde bir araya getireceğiz. Sonra da dizüstü çöktürerek cehennemin çevresinde toplayacağız.

Mehmet Türk

Rabbine yemin olsun ki Biz, onları da şeytanları da mutlaka (âhirette) toplayacağız, sonra onları cehennemin çevre sinde diz üstü çökerterek hazır bulunduracağız.

19:69

ثُمَّ لَنَنزِعَنَّ مِن كُلِّ شِيعَةٍ أَيُّهُمۡ أَشَدُّ عَلَى ٱلرَّحۡمَٰنِ عِتِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Sonra her milletten, Rahmân olan Allah'a en çok âsi olanlar hangileri ise onları çekip ayıracağız.

Cemal Külünkoğlu

Sonra her (günahkâr) topluluktan, rahmeti bol olan Allah’a baş kaldırmada ileri giden küstahları ayıracağız.

Mehmet Türk

Sonra, her toplumdan Rahman (olan Allah)’a karşı en çok asi olanlar hangileri ise onları çekip ayıracağız.

19:70

ثُمَّ لَنَحۡنُ أَعۡلَمُ بِٱلَّذِينَ هُمۡ أَوۡلَىٰ بِهَا صِلِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Sonra, orayı boylamaya daha çok lâyık olanları elbette biz en iyi biliriz.

Cemal Külünkoğlu

Muhakkak ki, biz onlardan hangilerinin öncelikle cehenneme gireceğini, herkesten iyi biliriz.

Mehmet Türk

Sonra (cehenneme) girmeye kimlerin daha layık olduğunu ise, ancak Biz biliriz.

19:71

وَإِن مِّنكُمۡ إِلَّا وَارِدُهَاۚ كَانَ عَلَىٰ رَبِّكَ حَتۡمࣰ ا مَّقۡضِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Ey tekrar dirilişi inkâr edenler! İçinizden oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur. Bu, Rabbin için kesinleşmiş bir hükümdür.

Cemal Külünkoğlu

İçinizden oraya uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu Rabbinin kesinleşmiş bir hükmüdür.

Mehmet Türk

Sizden o (cehenneme) uğramayacak hiç kimse kalmayacaktır ve bu, Rabbinin kesinleşmiş bir hükmüdür.

19:72

ثُمَّ نُنَجِّي ٱلَّذِينَ ٱتَّقَواْ وَّنَذَرُ ٱلظَّٰلِمِينَ فِيهَا جِثِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Sonra biz, Allah'tan sakınanları cehennemden uzak tutarız; zâlimleri de diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.

Cemal Külünkoğlu

Sonra da (günahları olduğu halde) Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız. Zalimleri ise diz üstü çökmüş halde cehennemde bırakırız.

Mehmet Türk

Sonra, Allah’a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız ve zâlimleri de diz üstü çökerterek orada bırakırız.

19:73

وَإِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِمۡ ءَايَٰتُنَا بَيِّنَٰتࣲ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَيُّ ٱلۡفَرِيقَيۡنِ خَيۡرࣱ مَّقَامࣰ ا وَأَحۡسَنُ نَدِيࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Onlara âyetlerimiz apaçık okunduğu zaman, inkâr edenler inananlara, “Hangi grubun makamı daha iyi ve yeri daha güzeldir?” dediler.

Cemal Külünkoğlu

Ayetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkârcılar, inananlara: “(Bu) iki topluluktan konum olarak hangisi daha üstün ve güçlü, hangisi daha seçkindir?” dediler.

Mehmet Türk

Kendilerine apaçık olan âyetlerimiz okunduğunda o kâfirler, îman edenlere: “İki gruptan hangisinin makamı daha iyi, topluluğu daha güzeldir?” dediler.

19:74

وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّن قَرۡنٍ هُمۡ أَحۡسَنُ أَثَٰثࣰ ا وَرِءۡيࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Oysa, biz onlardan önce gelip geçen, onlardan daha güçlü ve dış görünüş olarak onlardan daha üstün olan nice nesilleri helâk ettik.

Cemal Külünkoğlu

Onlardan önce serveti ve görüntüsü daha güzel nice nesilleri helâk ettik.

Mehmet Türk

Oysa Biz onlardan önce daha varlıklı ve daha gösterişli nice nesilleri helâk ettik.

19:75

قُلۡ مَن كَانَ فِي ٱلضَّلَٰلَةِ فَلۡيَمۡدُدۡ لَهُ ٱلرَّحۡمَٰنُ مَدًّاۚ حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوۡاْ مَا يُوعَدُونَ إِمَّا ٱلۡعَذَابَ وَإِمَّا ٱلسَّاعَةَ فَسَيَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ شَرࣱّ مَّكَانࣰ ا وَأَضۡعَفُ جُندࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

De ki: “Kim sapıklık içinde ise, Rahmân ona uzun bir süre tanısın. Sonunda onlar uyarıldıkları azabı veya kıyamet saatini görünce, o zaman kimlerin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha zayıf olduğunu öğreneceklerdir.”

Cemal Külünkoğlu

De ki: “Kim sapıklık içinde ise Rahman (olan Allah) ona istenildiği kadar süre versin (ne çıkar). Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış görecekler/bilecekler!”ğ

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Onlara): “Rahman (olan Allah), sapkınlık içerisindekilere ne kadar geniş imkân verirse versin, sonunda onlar vâdedilen azabı ya da kıyameti görünce; mevki ve makamı daha kötü ve askeri daha zayıf olanın kim olduğunu öğrenecekler.” de.

19:76

وَيَزِيدُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ٱهۡتَدَوۡاْ هُدࣰ ىۗ وَٱلۡبَٰقِيَٰتُ ٱلصَّٰلِحَٰتُ خَيۡرٌ عِندَ رَبِّكَ ثَوَابࣰ ا وَخَيۡرࣱ مَّرَدًّا

Bayraktar Bayraklı

Allah, doğru yolda gidenlerin hidayetini arttırır. Kalıcı olan iyi işler, Rabbinin katında hem ödül bakımından daha iyi, hem de sonuç olarak daha hayırlıdır.

Cemal Külünkoğlu

Allah, doğruya erenlerin hidayetini (iman gücünü) artırır. Kalıcı olan yararlı işler, Rabbinin yanında hem mükâfat bakımından hem de varılacak yer bakımından daha hayırlıdır.

Mehmet Türk

Allah, hak yola gidenlerin hidâyetini artırır. Baki kalan hayırlı işler ise, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlı, sonuç bakımından daha iyidir.

19:77

أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِي كَفَرَ بِـَٔايَٰتِنَا وَقَالَ لَأُوتَيَنَّ مَالࣰ ا وَوَلَدًا

Bayraktar Bayraklı

Âyetlerimizi inkâr eden ve “Muhakkak sûrette bana mal ve evlat verilecek” diyen adamı gördün mü?

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Şu ayetlerimizi inkâr eden ve: “Bana kesinlikle mal ve evlat verilecek” diyen adamı hiç düşündün mü?

Mehmet Türk

Ayetlerimizi inkâr eden ve: “Elbette bana mal ve çocuklar verilecektir.” diyen (adamı) gördün mü?

19:78

أَطَّلَعَ ٱلۡغَيۡبَ أَمِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحۡمَٰنِ عَهۡدࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

O kişi gaybı mı bildi, yoksa Allah'ın katından bir söz mü aldı?

Cemal Külünkoğlu

Yoksa o beşerî algı ve tasavvurların ulaşamayacağı bir görüş alanına mı girdi? Yahut sınırsız rahmet sahibi (olan Allah) ile bir sözleşme mi yaptı?

Mehmet Türk

O (adam) bilinmeyen geleceği mi biliyor, yoksa Rahman (olan Allah)’ın katından bir söz mü aldı?

19:79

كَلَّاۚ سَنَكۡتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُۥ مِنَ ٱلۡعَذَابِ مَدࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Kesinlikle hayır! Biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını uzattıkça uzatacağız.

Cemal Külünkoğlu

Hayır (hiç de onun dediği gibi değil), onun (bu) söylediğini kaydedeceğiz ve (ayetlerimizle alay ettiği için) onun (ahirette çekeceği) azabın süresini uzattıkça uzatacağız.

Mehmet Türk

Kesinlikle hayır! Biz, onun söylediklerini (tek tek) yazacağız ve azabını da uzattıkça uzatacağız.

19:80

وَنَرِثُهُۥ مَا يَقُولُ وَيَأۡتِينَا فَرۡدࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Onun dediğine biz vâris oluruz, kendisi de bize yapayalnız gelir.

Cemal Külünkoğlu

O söylediği (mal ve evlat gibi) şeyleri hep elinden alacağız ve o bize tek başına (malsız ve evlatsız olarak) gelecek.

Mehmet Türk

O adamın sözünü ettiği (malı ve çocukları sonunda) Bize kalacak ve kendisi huzurumuza tek başına gelecektir.

19:81

وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةࣰ لِّيَكُونُواْ لَهُمۡ عِزࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Onlar kendilerine bir itibar ve kuvvet olsun diye Allah'tan başka tanrılar edindiler.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, kendileri için bir şeref, kuvvet ve statü (kaynağı) olsunlar diye, Allah’tan başkalarını da ilâhlar edindiler.

Mehmet Türk

(O müşrikler, sadece) kendilerine şeref kazandırsın diye Allah’tan başka ilâhlar edindiler.

19:82

كَلَّاۚ سَيَكۡفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمۡ وَيَكُونُونَ عَلَيۡهِمۡ ضِدًّا

Bayraktar Bayraklı

Hayır, hayır! Onların tapınmalarını tanımayacaklar ve onlara hasım olacaklar.

Cemal Külünkoğlu

Hayır; (o yalancı ilahlar) onların tapınışlarını inkâr edecekler ve onlara azılı düşman kesilecekler.

Mehmet Türk

Hayır! (Böyle olmayacak. O yalancı ilâhlar) onların kulluklarını inkâr edecekler ve onlara düşman olacaklardır.

19:83

أَلَمۡ تَرَ أَنَّآ أَرۡسَلۡنَا ٱلشَّيَٰطِينَ عَلَى ٱلۡكَٰفِرِينَ تَؤُزُّهُمۡ أَزࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Görmedin mi? Biz, kâfirlerin üzerine kendilerini isyankârlığa sevk eden şeytanları gönderdik.

Cemal Külünkoğlu

Görmüyor musun ki biz inkârcılara (kötü niyet ve eylemlerinden dolayı) şeytanları musallat ediyoruz, (onlar da günaha ve azgınlığa teşvik ederek) onları oynatıp duruyorlar.

Mehmet Türk

Kâfirlerin üzerine onları sürekli kışkırtan şeytanlar gönderdiğimizi bilmiyor musun?

19:84

فَلَا تَعۡجَلۡ عَلَيۡهِمۡۖ إِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمۡ عَدࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Öyle ise onlar hakkında acele etme! Biz onlar için teker teker sayıyoruz.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Şu hâlde, onların azaba uğramalarını istemekte acele etme! Biz onların günlerini aksatmadan sayıyoruz.

Mehmet Türk

Onlara karşı (azap konusunda) acele etme. Zîrâ Biz, onların (ecel) günlerini tek tek sayıyoruz.

19:85

يَوۡمَ نَحۡشُرُ ٱلۡمُتَّقِينَ إِلَى ٱلرَّحۡمَٰنِ وَفۡدࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

85,86. Takvâ sahiplerini Rahmân'ın huzurunda, O'na gelmiş konuklar olarak topladığımız gün, suçluları suya götürür gibi cehenneme süreriz.

Cemal Külünkoğlu

O gün kötülükten sakınanları seçkin konuklara yaraşır bir saygınlıkla, Rahman’ın huzurunda bir araya getireceğiz.

Mehmet Türk

Allah’a karşı hata etmekten sakınanları (binekler üzerinde) ikram ile Rahman’ın huzuruna götürdüğümüz gün,

19:86

وَنَسُوقُ ٱلۡمُجۡرِمِينَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ وِرۡدࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

85,86. Takvâ sahiplerini Rahmân'ın huzurunda, O'na gelmiş konuklar olarak topladığımız gün, suçluları suya götürür gibi cehenneme süreriz.

Cemal Külünkoğlu

Suçluları da susuz olarak cehenneme süreceğiz.

Mehmet Türk

Günâhkârları da susamış (sürüler) halinde cehenneme süreceğimiz gün,

19:87

لَّا يَمۡلِكُونَ ٱلشَّفَٰعَةَ إِلَّا مَنِ ٱتَّخَذَ عِندَ ٱلرَّحۡمَٰنِ عَهۡدࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

O gün, Rahmân'ın katında bir söz almamış olandan başkası asla şefaatte bulunamayacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Rahman’ın huzurunda, söz almış olanlar dışında hiç kimse şefaat edemeyecek.

Mehmet Türk

Rahman’ın yetki verdiği kimseler dışında hiç kimse bir başkasına şefâat, edemez.

19:88

وَقَالُواْ ٱتَّخَذَ ٱلرَّحۡمَٰنُ وَلَدࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

“Rahmân çocuk edindi” dediler.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar:) “Rahman (olan Allah), bir çocuk edindi” dediler.

Mehmet Türk

(Bir de o kâfirler): “Rahman çocuk edindi.” dediler.

19:89

لَّقَدۡ جِئۡتُمۡ شَيۡـًٔا إِدࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Gerçekten siz, pek çirkin bir şey ortaya attınız.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, (bunu söylemekle) siz gerçekten çok çirkin bir iddia ortaya atmış oldunuz.

Mehmet Türk

Yemin olsun, siz çok çirkin bir iddiâ ileri sürdünüz.

19:90

تَكَادُ ٱلسَّمَٰوَٰتُ يَتَفَطَّرۡنَ مِنۡهُ وَتَنشَقُّ ٱلۡأَرۡضُ وَتَخِرُّ ٱلۡجِبَالُ هَدًّا

Bayraktar Bayraklı

90,91. Rahmân'a çocuk isnadında bulunmaları yüzünden, neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp düşecektir.

Cemal Külünkoğlu

90-91.Rahman’a çocuk isnat etmelerinden ötürü, neredeyse gökler yarılacak, yer çatlayacak ve dağlar yıkılıp göçüverecekti.

Mehmet Türk

90,91. (Onların) Rahman’a çocuk isnadında bulunmaları yüzünden neredeyse, gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp düşecekti.

19:91

أَن دَعَوۡاْ لِلرَّحۡمَٰنِ وَلَدࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

90,91. Rahmân'a çocuk isnadında bulunmaları yüzünden, neredeyse gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp düşecektir.

Cemal Külünkoğlu

90-91.Rahman’a çocuk isnat etmelerinden ötürü, neredeyse gökler yarılacak, yer çatlayacak ve dağlar yıkılıp göçüverecekti.

Mehmet Türk

90,91. (Onların) Rahman’a çocuk isnadında bulunmaları yüzünden neredeyse, gökler çatlayacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp düşecekti.

19:92

وَمَا يَنۢبَغِي لِلرَّحۡمَٰنِ أَن يَتَّخِذَ وَلَدًا

Bayraktar Bayraklı

Halbuki çocuk edinmek Rahmân'ın şânına yakışmaz.

Cemal Külünkoğlu

Oysa çocuk edinmek Rahman’ın şanına yakışmaz.

Mehmet Türk

Rahman (olan Allah)’a çocuk edinmek asla yaraşmaz.

19:93

إِن كُلُّ مَن فِي ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ إِلَّآ ءَاتِي ٱلرَّحۡمَٰنِ عَبۡدࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

Göklerde ve yerde olan herkes, istisnasız birer kul olarak Rahmân'a gelecektir.

Cemal Külünkoğlu

Göklerde ve yerde olan herkes Rahman (olan Allah’ın) huzuruna birer kul olarak gelecektir.

Mehmet Türk

(Zira) göklerde ve yerdekilerin tümü Rahman (olan Allah)’ın huzuruna, ancak ve ancak birer kul olarak gelecektir.

19:94

لَّقَدۡ أَحۡصَىٰهُمۡ وَعَدَّهُمۡ عَدࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

O, bunların hepsini kuşatmış ve sayılarını tespit etmiştir.

Cemal Külünkoğlu

Andolsun ki, O bunların hepsini bilgisiyle kuşatmış, sayılarını tespit etmiştir.

Mehmet Türk

Yemin olsun (Allah) onların tümünü (bilgisiyle) kuşatmış, onları (ve yaptıklarını) tek tek saymıştır.

19:95

وَكُلُّهُمۡ ءَاتِيهِ يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِ فَرۡدًا

Bayraktar Bayraklı

Bunların hepsi de kıyamet gününde O'nun huzuruna tek başına gelecektir.

Cemal Külünkoğlu

Onların hepsi kıyamet günü O’na tek başına gelecektir.

Mehmet Türk

Ve onların tamamı, kıyamet günü O (Allah’ın huzuru)na yapayalnız gelecekler.

19:96

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّٰلِحَٰتِ سَيَجۡعَلُ لَهُمُ ٱلرَّحۡمَٰنُ وُدࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

İman edip iyi amellerde bulunanlara gelince, Allah onlar için bir sevgi yaratacaktır.

Cemal Külünkoğlu

İnanıp faydalı işler yapanlar için Rahman (olan Allah, kalplerde) bir sevgi yaratarak (onları herkese) sevdirecektir.

Mehmet Türk

(Allah’ın istediği gibi) îman edip, (inandığı) iyi işleri yaşayanlar için Rahman (olan Allah, gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.

19:97

فَإِنَّمَا يَسَّرۡنَٰهُ بِلِسَانِكَ لِتُبَشِّرَ بِهِ ٱلۡمُتَّقِينَ وَتُنذِرَ بِهِۦ قَوۡمࣰ ا لُّدࣰّ ا

Bayraktar Bayraklı

Biz Kur'ân'ı, sadece Allah'tan sakınanları müjdeleyesin ve şiddetle karşı çıkan bir topluluğu uyarasın diye, senin dilinle kolaylaştırdık.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul!) Biz, Allah’a karşı gelmekten sakınanları Kur’an ile müjdeleyesin, inat eden bir topluluğu da uyarasın diye, onu senin dilinle (Arapça indirip) kolaylaştırdık.

Mehmet Türk

(Ey Muhammed!) Biz, bu (Kur’an’ı) Allah’a karşı gelmekten sakınanları müjdelemen ve ona şiddetle karşı çıkan bir topluluğu da uyarman için senin dilinle (indirerek) kolaylaştırdık.

19:98

وَكَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّن قَرۡنٍ هَلۡ تُحِسُّ مِنۡهُم مِّنۡ أَحَدٍ أَوۡ تَسۡمَعُ لَهُمۡ رِكۡزَۢا

Bayraktar Bayraklı

Çünkü onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Şimdi sen, onlardan herhangi birinden bir varlık işareti hissedebiliyor veya onlara ait cılız bir ses işitebiliyor musun?

Cemal Külünkoğlu

Biz bu inatçılardan önce nice kuşakları yok ettik. Şimdi onların hiçbirini ortalıkta görüyor ya da onlardan gelen en küçük bir ses duyuyor musun?

Mehmet Türk

(Ve) Bizim, onlardan önce helâk ettiğimiz nesillerin herhangi birinden (şimdi bir varlık) hissediyor veya onlara ait cılız bir ses işitiyor musun?