İçeriğe atla
Untold Serenity

51. Adh-Dhariyat

The Winnowing Winds · Mekkî · 60 âyet · Nüzul sırası 67

الذاريات

It is derived from the very first word wadh-dhariyat, which implies that it is a Surah which begins with the word adh-dhariyat.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

51:1

وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرۡوࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6. Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Tozu dumana katıp savuran (rüzgâr)lara,

Mehmet Türk

Esip savuran (rüzgâr)lara,

51:2

فَٱلۡحَٰمِلَٰتِ وِقۡرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6. Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.

Cemal Külünkoğlu

(Yağmur) yüklü (bulut)lara,

Mehmet Türk

Ağır yük taşıyan (bulut)lara,

51:3

فَٱلۡجَٰرِيَٰتِ يُسۡرࣰ ا

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6. Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Kolayca akıp giden (yıldızlara, gemi)lere,

Mehmet Türk

Kolayca akıp giden (gemi)lere,

51:4

فَٱلۡمُقَسِّمَٰتِ أَمۡرًا

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6. Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.

Cemal Külünkoğlu

(Hayatın nimetlerini Allah’ın) buyruğu altında paylaştıran meleklere andolsun ki,

Mehmet Türk

İş(ler)i taksim eden (melek)lere yemin olsun ki,

51:5

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6. Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.

Cemal Külünkoğlu

Size ne vaad edilmişse hepsi doğrudur.

Mehmet Türk

O size vâdedilenler, kesinlikle doğrudur.

51:6

وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

1,2,3,4,5,6. Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.

Cemal Külünkoğlu

(Hesap ve) ceza günü kuşkusuz gerçekleşecektir.

Mehmet Türk

Şüphesiz hesap ve cezâ günü, mutlaka olacaktır.

51:7

وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡحُبُكِ

Bayraktar Bayraklı

Yörüngelere sahip olan göğe yemin olsun ki,

Cemal Külünkoğlu

Yine (her biri kendi yörüngesinde bir düzen içinde akıp giden) yıldız kümeleri ile dolu olan gökyüzüne andolsun ki,

Mehmet Türk

Yollar ve yörüngelerle donatılmış göğe, yemin olsun ki,

51:8

إِنَّكُمۡ لَفِي قَوۡلࣲ مُّخۡتَلِفࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Şüphesiz siz çelişkili sözler söylüyorsunuz.

Cemal Külünkoğlu

Siz (ey insanlar,) gerçekten neye inanılacağı konusunda farklı görüşlerdesiniz.

Mehmet Türk

Siz gerçekten çok çelişkili sözler söylüyorsunuz.

51:9

يُؤۡفَكُ عَنۡهُ مَنۡ أُفِكَ

Bayraktar Bayraklı

O sözden dolayı imandan döndürülebilen, döndürülüyor.

Cemal Külünkoğlu

(Oysa) bu davetten, aldanarak yüz çeviren, (yalnızca) kendini aldatır!

Mehmet Türk

İnkâr eden, ancak kendisini aldatır.

51:10

قُتِلَ ٱلۡخَرَّٰصُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kahrolsun o koyu yalancılar!

Cemal Külünkoğlu

Kendi görüşlerini/kurgularını gerçek diye sunanlar kendilerini mahvettiler!

Mehmet Türk

10,11. Kahrolsun o, şuursuzca cehalet bataklığında yüzen yalancılar!

51:11

ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي غَمۡرَةࣲ سَاهُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar cehalet bataklığında ne yaptıklarından habersizdirler.

Cemal Külünkoğlu

Onlar, bir cehalet içinde bulunan gafil kimselerdir

Mehmet Türk

10,11. Kahrolsun o, şuursuzca cehalet bataklığında yüzen yalancılar!

51:12

يَسۡـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوۡمُ ٱلدِّينِ

Bayraktar Bayraklı

“Ceza günü ne zaman?” diye sorarlar.

Cemal Külünkoğlu

(Onlar alaylı tavırlarıyla:) “Ceza günü ne zaman?” diye sorarlar!

Mehmet Türk

Onlar bir de: “Hesap ve cezâ günü ne zamanmış?” diye soruyorlar!

51:13

يَوۡمَ هُمۡ عَلَى ٱلنَّارِ يُفۡتَنُونَ

Bayraktar Bayraklı

O gün onlar ateşe sokulacaklardır.

Cemal Külünkoğlu

O gün, onlar ateşin üzerinde azaba uğratılıp kıvrandırılacaklardır.

Mehmet Türk

O gün, onların cehennemde azap görecekleri gündür.

51:14

ذُوقُواْ فِتۡنَتَكُمۡ هَٰذَا ٱلَّذِي كُنتُم بِهِۦ تَسۡتَعۡجِلُونَ

Bayraktar Bayraklı

“Azabınızı tadın! Acele gelmesini beklediğiniz şey budur” denir.

Cemal Külünkoğlu

(Görevli melekler onlara şöyle diyecek:) “Tadın azabınızı! Çabuklaştırılmasını isteyip durduğunuz (azap) işte budur.”

Mehmet Türk

(O gün) onlara: “Hemen gelmesini isteyip durduğunuz azabınızı tadın bakalım.” denilir.

51:15

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِي جَنَّٰتࣲ وَعُيُونٍ

Bayraktar Bayraklı

15,16. Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. Şüphesiz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı.

Cemal Külünkoğlu

Ama (dünyada iken) Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar, kendilerini bahçeler ve pınarlar arasında bulurlar.

Mehmet Türk

15,16. Allah’a karşı hata etmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini, hak edip alanlar olarak, kesinlikle cennetlerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar bundan önce (Allah’ı) görüyormuş gibi ibâdet eden kimselerdi.

51:16

ءَاخِذِينَ مَآ ءَاتَىٰهُمۡ رَبُّهُمۡۚ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَبۡلَ ذَٰلِكَ مُحۡسِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

15,16. Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. Şüphesiz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı.

Cemal Külünkoğlu

Rablerinin, kendilerine verdiği her şeyden istedikleri gibi alırlar. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapan, hayır işleyen kimselerdi.

Mehmet Türk

15,16. Allah’a karşı hata etmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini, hak edip alanlar olarak, kesinlikle cennetlerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar bundan önce (Allah’ı) görüyormuş gibi ibâdet eden kimselerdi.

51:17

كَانُواْ قَلِيلࣰ ا مِّنَ ٱلَّيۡلِ مَا يَهۡجَعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, geceleri pek az uyurlardı.

Cemal Külünkoğlu

Onlar gecenin pek az bir kısmında uyurlardı.

Mehmet Türk

17,18. Onlar gecenin çok az bir kısmında uyurlar, seher vakitlerinde de (Allah’tan) bağışlanma dilerlerdi.

51:18

وَبِٱلۡأَسۡحَارِ هُمۡ يَسۡتَغۡفِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Seher vakitlerinde de Allah'tan af dilerlerdi.

Cemal Külünkoğlu

Seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dilerlerdi.

Mehmet Türk

17,18. Onlar gecenin çok az bir kısmında uyurlar, seher vakitlerinde de (Allah’tan) bağışlanma dilerlerdi.

51:19

وَفِيٓ أَمۡوَٰلِهِمۡ حَقࣱّ لِّلسَّآئِلِ وَٱلۡمَحۡرُومِ

Bayraktar Bayraklı

Mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.

Cemal Külünkoğlu

Ve sahip oldukları her şeyden, (yardım) isteyenlere ve (iffetlerinden dolayı isteyemeyen) sıkıntı içinde bulunanlara bir pay (ayırırlardı).

Mehmet Türk

Onların mallarında da isteyen ve isteyemeyen yoksullar için bir hak vardır.

51:20

وَفِي ٱلۡأَرۡضِ ءَايَٰتࣱ لِّلۡمُوقِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde âyetler vardır.

Cemal Külünkoğlu

Yeryüzünde zihnini ve gönlünü ilahi gerçeklere açmak isteyenler için (Allah’ın kudretini anlatan nice) deliller vardır.

Mehmet Türk

20,21. Gerçekten inanmak isteyenler için yeryüzünde de kendinizde de nice işaretler, vardır. Hâlâ (bu gerçekleri) görmeyecek misiniz?

51:21

وَفِيٓ أَنفُسِكُمۡۚ أَفَلَا تُبۡصِرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Kendi iç âleminizde de âyetler vardır. Gözlem yapmıyor musunuz?

Cemal Külünkoğlu

Kendi (yaratılışı)nızda bile (nice deliller vardır). Hala görmeyecek misiniz?

Mehmet Türk

20,21. Gerçekten inanmak isteyenler için yeryüzünde de kendinizde de nice işaretler, vardır. Hâlâ (bu gerçekleri) görmeyecek misiniz?

51:22

وَفِي ٱلسَّمَآءِ رِزۡقُكُمۡ وَمَا تُوعَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Gökte de rızkınız ve size vaad edilen şeyler vardır.

Cemal Külünkoğlu

Gökte hem rızkınız hem de size vaad olunan (cennet ve cehennem) vardır.

Mehmet Türk

Sizin rızkınız da size vâdedilen her şey de göktedir.

51:23

فَوَرَبِّ ٱلسَّمَآءِ وَٱلۡأَرۡضِ إِنَّهُۥ لَحَقࣱّ مِّثۡلَ مَآ أَنَّكُمۡ تَنطِقُونَ

Bayraktar Bayraklı

Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki, bu Kur'ân, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.

Cemal Külünkoğlu

Gökyüzünün ve yerin Rabbine andolsun ki bu (ölümden sonraki hayat), sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir.

Mehmet Türk

Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki, (size vâdedilenler) sizin kendi aranızda konuştuklarınız kadar gerçektir.

51:24

هَلۡ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ضَيۡفِ إِبۡرَٰهِيمَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ

Bayraktar Bayraklı

İbrâhim'in saygın konuklarının haberi sana geldi mi?

Cemal Külünkoğlu

(Ey Muhammed!) İbrahîm’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi?

Mehmet Türk

Sana İbrahim’in şerefli misafirlerinin haberi geldi mi?

51:25

إِذۡ دَخَلُواْ عَلَيۡهِ فَقَالُواْ سَلَٰمࣰ اۖ قَالَ سَلَٰمࣱ قَوۡمࣱ مُّنكَرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar, İbrâhim'in yanına girip selâm vermişlerdi. İbrâhim de selâmı almış, içinden “Bunlar yabancılar” demişti.

Cemal Külünkoğlu

Hani onlar, İbrahîm’in yanına gelmiş ve şöyle demişlerdi: “Selâm olsun sana!” O da: “Size de selâm olsun” demiş ve içinden de: “(Bunlar) tanınmadık kimseler” diye geçirmişti.

Mehmet Türk

(Bir zamanlar melekler, İbrahim’in) yanına girince ona: “Allah’ın selâmı üzerine olsun” dediler. O da: “Allah’ın selâmı sizin de üzerinize olsun” dedi ve (içinden): “Bunlar yabancı bir topluluk!” diye geçirdi.

51:26

فَرَاغَ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ فَجَآءَ بِعِجۡلࣲ سَمِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Hemen hanımının yanına giderek, semiz bir dana kebabını getirmişti.

Cemal Külünkoğlu

26-27.Hemen (bir bahane ile) ailesinin yanına giderek, (pişirilmiş) besili bir dana getirmiş ve onların önüne koyup: “Buyurmaz mısınız?” demişti.

Mehmet Türk

26,27. Hemen sezdirmeden eşinin yanına gidip çok geçmeden semiz bir buzağı (eti) getirdi ve önlerine koyarak “yemez misiniz?” dedi.

51:27

فَقَرَّبَهُۥٓ إِلَيۡهِمۡ قَالَ أَلَا تَأۡكُلُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onların önüne koyup, “Yemez misiniz?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

26-27.Hemen (bir bahane ile) ailesinin yanına giderek, (pişirilmiş) besili bir dana getirmiş ve onların önüne koyup: “Buyurmaz mısınız?” demişti.

Mehmet Türk

26,27. Hemen sezdirmeden eşinin yanına gidip çok geçmeden semiz bir buzağı (eti) getirdi ve önlerine koyarak “yemez misiniz?” dedi.

51:28

فَأَوۡجَسَ مِنۡهُمۡ خِيفَةࣰۖ قَالُواْ لَا تَخَفۡۖ وَبَشَّرُوهُ بِغُلَٰمٍ عَلِيمࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Hallerinden dolayı içinden bir korku duydu. “Korkma!” dediler ve ona bilgin bir çocuk müjdesi verdiler.

Cemal Külünkoğlu

(İbrahîm, misafirlerin yemediklerini görünce,) onlardan endişeye kapıldı; (ama) onlar: “Korkma!” dediler ve (ona) derin bilgi ile donatılan bir erkek çocuk (sahibi olacağı) müjdesini verdiler.

Mehmet Türk

Derken onlardan korkmaya başladı. Onlar da “korkma” dediler ve ona, bilgin bir erkek çocuk müjdelediler.

51:29

فَأَقۡبَلَتِ ٱمۡرَأَتُهُۥ فِي صَرَّةࣲ فَصَكَّتۡ وَجۡهَهَا وَقَالَتۡ عَجُوزٌ عَقِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

O esnada, hanımı çığlık atarak, yüzüne vurarak geldi ve “Kısır bir kocakarıdan mı?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

Bunun üzerine karısı (Sâre) çığlık atarak (misafirlerin) yanına geldi ve (şaşkınlık içinde ellerini) yüzüne vurup şöyle dedi: “(Nasıl çocuğum olur,) ben kısır bir kocakarıyım?”.

Mehmet Türk

(Bunun üzerine) karısı çığlıklar atarak döndü, elini yüzüne kapatıp: “Kısır bir kocakarı (çocuk mu doğurur)? dedi.

51:30

قَالُواْ كَذَٰلِكِ قَالَ رَبُّكِۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡعَلِيمُ

Bayraktar Bayraklı

Dediler ki: “Evet bu böyledir. Rabbin bunu buyurdu. Çünkü O'nun her işinde hikmet vardır ve her şeyi en iyi bilir.”

Cemal Külünkoğlu

Onlar dediler ki: “Rabbin böyle buyurdu (takdir etti). Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, (her şeyi) hakkıyla bilendir.”

Mehmet Türk

Onlar da: “Orası öyle ama senin Rabbin, böyle buyurdu. Çünkü O bilenin, hüküm (ve hikmet) sahibi olanın tâ kendisidir.” dediler.

51:31

۞قَالَ فَمَا خَطۡبُكُمۡ أَيُّهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ

Bayraktar Bayraklı

İbrâhim, “Ey elçiler! Sizin göreviniz nedir?” dedi.

Cemal Külünkoğlu

(İbrahîm, onların melek olduğunu anlayınca:) “O hâlde sizin göreviniz nedir ey elçiler?” dedi.

Mehmet Türk

(İbrahim): “Ey elçiler! O halde sizin asıl göreviniz nedir?” dedi.

51:32

قَالُوٓاْ إِنَّآ أُرۡسِلۡنَآ إِلَىٰ قَوۡمࣲ مُّجۡرِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar şöyle dediler: “Biz, suçlu bir topluma gönderildik.”

Cemal Külünkoğlu

32-33-34. (Onlar da:) “Biz, günahkâr bir kavme (Lût kavmine), üzerlerine çamurdan pişirilmiş taşlar yağdırmak için gönderildik. (Bunlar,) haddi aşanlar için Rabbinin katında damgalanmıştır” dediler.

Mehmet Türk

32,33,34. (Melekler de): “Gerçekten biz, suçlu bir toplumu üzerlerine pişirilmiş çamurdan, (her biri) haddi aşanlar için Rabbinin katında belirlenmiş sert taşlar yağdırarak cezâlandırmak için gönderildik.” dediler.

51:33

لِنُرۡسِلَ عَلَيۡهِمۡ حِجَارَةࣰ مِّن طِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

“Üzerlerine taşlanmış çamur yağdırmak için.”

Cemal Külünkoğlu

32-33-34. (Onlar da:) “Biz, günahkâr bir kavme (Lût kavmine), üzerlerine çamurdan pişirilmiş taşlar yağdırmak için gönderildik. (Bunlar,) haddi aşanlar için Rabbinin katında damgalanmıştır” dediler.

Mehmet Türk

32,33,34. (Melekler de): “Gerçekten biz, suçlu bir toplumu üzerlerine pişirilmiş çamurdan, (her biri) haddi aşanlar için Rabbinin katında belirlenmiş sert taşlar yağdırarak cezâlandırmak için gönderildik.” dediler.

51:34

مُّسَوَّمَةً عِندَ رَبِّكَ لِلۡمُسۡرِفِينَ

Bayraktar Bayraklı

“Rabbinin katından aşırı gidenler için belirlenmiş taşlardan.”

Cemal Külünkoğlu

32-33-34. (Onlar da:) “Biz, günahkâr bir kavme (Lût kavmine), üzerlerine çamurdan pişirilmiş taşlar yağdırmak için gönderildik. (Bunlar,) haddi aşanlar için Rabbinin katında damgalanmıştır” dediler.

Mehmet Türk

32,33,34. (Melekler de): “Gerçekten biz, suçlu bir toplumu üzerlerine pişirilmiş çamurdan, (her biri) haddi aşanlar için Rabbinin katında belirlenmiş sert taşlar yağdırarak cezâlandırmak için gönderildik.” dediler.

51:35

فَأَخۡرَجۡنَا مَن كَانَ فِيهَا مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bunun üzerine orada bulunan müminleri çıkardık.

Cemal Külünkoğlu

Bu arada, (Lût’a) inananlardan orada (Sodom’da) kim varsa onları çıkardık.

Mehmet Türk

(Bu helâkten öce) oradaki mü’minleri çıkardık.

51:36

فَمَا وَجَدۡنَا فِيهَا غَيۡرَ بَيۡتࣲ مِّنَ ٱلۡمُسۡلِمِينَ

Bayraktar Bayraklı

Fakat orada bir aile dışında Müslüman bulamadık.

Cemal Külünkoğlu

Zaten orada Müslümanlardan, bir ev halkından (Lût ve iki kızından) başka kimse de bulamamıştık.

Mehmet Türk

Fakat orada bir ev halkından başka Müslüman olan da bulamadık.

51:37

وَتَرَكۡنَا فِيهَآ ءَايَةࣰ لِّلَّذِينَ يَخَافُونَ ٱلۡعَذَابَ ٱلۡأَلِيمَ

Bayraktar Bayraklı

O helak olan toplumu o ülkede, elem verici azaptan korkanlar için bir ders olarak bıraktık.

Cemal Külünkoğlu

Ve böylece (o kenti taş yığını haline getirerek) şiddetli azaptan korkanlar için orada bir işaret, bir mesaj bıraktık.

Mehmet Türk

Ve orada acıklı azaptan korkanlar için (dillere destan) bir işaret bıraktık.

51:38

وَفِي مُوسَىٰٓ إِذۡ أَرۡسَلۡنَٰهُ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ بِسُلۡطَٰنࣲ مُّبِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Mûsâ'nın başından geçen olaylarda da dersler vardır. Onu apaçık bir delil ile Firavun'a gönderdik.

Cemal Külünkoğlu

Musa’(nın kıssasında) da (ibretler vardır). Hani biz onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik.

Mehmet Türk

Mûsa (kıssasında) da (ibretler vardır.) Biz onu firavuna apaçık mûcizelerle gönderdik.

51:39

فَتَوَلَّىٰ بِرُكۡنِهِۦ وَقَالَ سَٰحِرٌ أَوۡ مَجۡنُونࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Firavun ve yandaşları yüz çevirdi. Firavun, “Bu, bir büyücüdür veya delidir” dedi.

Cemal Külünkoğlu

O ise, bütün ordusu ile (imandan) yüz çevirmiş ve (Musa hakkında) şöyle demişti: “Bu, bir sihirbaz yahut bir mecnundur.”

Mehmet Türk

Fakat o (firavun) bütün erkânıyla birlikte haktan yüz çevirdi ve: “(Bu adam) ya bir büyücüdür ya da bir delidir.” dedi.

51:40

فَأَخَذۡنَٰهُ وَجُنُودَهُۥ فَنَبَذۡنَٰهُمۡ فِي ٱلۡيَمِّ وَهُوَ مُلِيمࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Sonunda onu ve askerlerini denize attık. O, kendini kınayıp duruyordu.

Cemal Külünkoğlu

Biz de onu ve ordularını yakalayıp denizin dibine geçiriverdik. O (boğulma esnasında), pişmanlıkla kendi kendini kınıyordu (ama iman etmek için iş işten geçmişti).

Mehmet Türk

Biz de onu ve ordularını azgınlık yapıp dururken denizde boğarak helâk ettik.

51:41

وَفِي عَادٍ إِذۡ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلرِّيحَ ٱلۡعَقِيمَ

Bayraktar Bayraklı

‘Âd kavminde de dersler vardır. Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.

Cemal Külünkoğlu

Âd kavminde de ibretler vardır. Hani onların üzerine (yaptıkları yüzünden) köklerini kesen bir rüzgâr göndermiştik.

Mehmet Türk

Âd (kavmi kıssasında) da (ibretler vardır. Biz,) onların üzerine de köklerini kazıyan bir rüzgâr gönderdik.

51:42

مَا تَذَرُ مِن شَيۡءٍ أَتَتۡ عَلَيۡهِ إِلَّا جَعَلَتۡهُ كَٱلرَّمِيمِ

Bayraktar Bayraklı

Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.

Cemal Külünkoğlu

O (rüzgâr), Üzerinden geçtiği hiçbir şeyi bırakmamış, ne varsa toz duman edip dağıtmıştı.

Mehmet Türk

(O rüzgâr) üzerinden geçtiği her şeyi yok edip, külünü göğe savuruyordu.

51:43

وَفِي ثَمُودَ إِذۡ قِيلَ لَهُمۡ تَمَتَّعُواْ حَتَّىٰ حِينࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Semûd olgusunda da dersler vardır. Çünkü onlara, “Belli süreye kadar nimetlerden faydalanınız” denilmişti.

Cemal Külünkoğlu

(Salih’in kavmi) Semûd’da da (ibretler vardır). Hani onlara: “Bir süreye kadar (dünyadan) faydalanın (eğlenin, alay edin) bakalım” denilmişti.

Mehmet Türk

Semûd (kavmi kıssasında) da (ibretler vardır). Onlara da: “Belirli bir süreye kadar keyfinize bakın bakalım” denilmişti.

51:44

فَعَتَوۡاْ عَنۡ أَمۡرِ رَبِّهِمۡ فَأَخَذَتۡهُمُ ٱلصَّٰعِقَةُ وَهُمۡ يَنظُرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Buna rağmen Rablerinin emirlerine karşı geldiler de bakıp dururlarken onları yıldırım çarptı.

Cemal Külünkoğlu

Onlar ise Rablerinin buyruğuna başkaldırmışlardı, bu yüzden bakıp dururlarken onları yıldırım yakalayıvermişti.

Mehmet Türk

(Onlar da) Rablerinin emrine (deveyi öldürerek) karşı gelince, yıldırım onları göz göre göre çarpıverdi.

51:45

فَمَا ٱسۡتَطَٰعُواْ مِن قِيَامࣲ وَمَا كَانُواْ مُنتَصِرِينَ

Bayraktar Bayraklı

Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.

Cemal Külünkoğlu

Artık ne ayağa kalkacak güçleri kalmıştı ne de yardım edenleri olmuştu.

Mehmet Türk

Artık onlar ayağa kalkamadıkları gibi, kendilerine yardımcı da bulamamışlardı.

51:46

وَقَوۡمَ نُوحࣲ مِّن قَبۡلُۖ إِنَّهُمۡ كَانُواْ قَوۡمࣰ ا فَٰسِقِينَ

Bayraktar Bayraklı

Bunlardan önce de, Nûh toplumunu helâk etmiştik. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplum idiler.

Cemal Külünkoğlu

Daha önce Nuh kavmini de (helak etmiştik). Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir toplum idiler.

Mehmet Türk

Daha önce Nûh toplumunu da (helâk ettik). Çünkü onlar, hak yoldan çıkmış bir toplum idi.

51:47

وَٱلسَّمَآءَ بَنَيۡنَٰهَا بِأَيۡيْدࣲ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ

Bayraktar Bayraklı

Göğü kendi kudretimizle biz bina ettik ve biz elbette genişleticiyiz.

Cemal Külünkoğlu

Göğü biz kudretimizle bina ettik. Şüphesiz onu genişleten de biziz.

Mehmet Türk

Biz kâinatı sadece kendi gücümüzle yarattık ve onu genişleten de Biziz.

51:48

وَٱلۡأَرۡضَ فَرَشۡنَٰهَا فَنِعۡمَ ٱلۡمَٰهِدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Yeri de döşedik. Ne güzel döşeyiciyiz!

Cemal Külünkoğlu

Yeryüzünü de biz döşedik. (Biz) ne güzel döşeyiciyiz.

Mehmet Türk

Yeryüzünü de Biz döşedik ve (hâlâ) ne de güzel döşüyoruz.

51:49

وَمِن كُلِّ شَيۡءٍ خَلَقۡنَا زَوۡجَيۡنِ لَعَلَّكُمۡ تَذَكَّرُونَ

Bayraktar Bayraklı

Düşünüp öğüt alasınız diye, her şeyi çift yarattık.

Cemal Külünkoğlu

Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki çift yarattık.

Mehmet Türk

İbret alasınız diye Biz, her şeyi çift yarattık.

51:50

فَفِرُّوٓاْ إِلَى ٱللَّهِۖ إِنِّي لَكُم مِّنۡهُ نَذِيرࣱ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Artık hepiniz Allah'a koşunuz. Şüphesiz ben, sizin için O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.

Cemal Külünkoğlu

(Ey Resul, de ki:) O halde hemen Allah’a koşun (küfrü bırakıp imana gelin). Şüphesiz ben, size O’nun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım!

Mehmet Türk

(Ey Muhammed! Onlara:) “Sadece Allah’a sığının. Ben size Onun tarafından (gönderilen) apaçık bir uyarıcıyım.”

51:51

وَلَا تَجۡعَلُواْ مَعَ ٱللَّهِ إِلَٰهًا ءَاخَرَۖ إِنِّي لَكُم مِّنۡهُ نَذِيرࣱ مُّبِينࣱ‏

Bayraktar Bayraklı

Allah ile birlikte başka bir tanrı edinmeyiniz. Şüphesiz ben, sizin için O'nun tarafından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.

Cemal Külünkoğlu

Allah ile beraber başka ilahlar edinmeyin! Gerçekten ben, size, O’nun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım!

Mehmet Türk

Allah ile birlikte sakın başka bir ilâh edinmeyin. Ben size Onun tarafından (gönderilen) apaçık bir uyarıcıyım.” (de.)

51:52

كَذَٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُواْ سَاحِرٌ أَوۡ مَجۡنُونٌ

Bayraktar Bayraklı

Aynen bunların yaptığı gibi, onlardan öncekilere de bir peygamber geldiğinde ona “büyücü” ya da “deli” demişlerdi.

Cemal Külünkoğlu

İşte böyle! Onlardan öncekiler de kendilerine gelen her resule mutlaka; “o bir büyücüdür yahut bir delidir” dediler.

Mehmet Türk

Bunlardan öncekiler de tıpkı bunlar gibi kendilerine gelen her Peygamber için kesinlikle: “Ya büyücü ya da delidir” dediler.

51:53

أَتَوَاصَوۡاْ بِهِۦۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمࣱ طَاغُونَ

Bayraktar Bayraklı

Onlar bunu nesilden nesile vasiyet mi etmişlerdi? Doğrusu onlar, haddi aşan bir toplumdur.

Cemal Külünkoğlu

Onlar bu (düşünce tarzı)nı birbirlerine tavsiye etmiş gibi (nesilden nesile hep aynı şeyi söyleyip duruyorlar)? Hayır, böyle bir tavsiye yok ama onlar azgınlıkta müşterek oldukları için, böyle söylüyorlar.

Mehmet Türk

Yoksa onlar bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onlar azgın bir topluluktur.

51:54

فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومࣲ‏

Bayraktar Bayraklı

Artık onlardan yüz çevir! Bundan sonra sen hiç kınanmazsın.

Cemal Külünkoğlu

Onun için (ey Resul), onlarla tartışmaya girme! Böyle yapmakla kınanıp suçlanacak değilsin.

Mehmet Türk

Öyleyse (Ey Muhammed!) Sen onlarla mücadele etmeyi bırak. (Bu durumda) suçlu olan artık sen değilsin.

51:55

وَذَكِّرۡ فَإِنَّ ٱلذِّكۡرَىٰ تَنفَعُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ

Bayraktar Bayraklı

Öğüt ver, çünkü öğüt müminlere fayda verir.

Cemal Külünkoğlu

Bununla beraber sen yine de öğüt vermeye devam et! Çünkü bu öğüt ve hatırlatmalar inananlara fayda sağlar!

Mehmet Türk

Sen öğüt vermeye devam et. Çünkü öğüt, ancak îman edenlere fayda verir.

51:56

وَمَا خَلَقۡتُ ٱلۡجِنَّ وَٱلۡإِنسَ إِلَّا لِيَعۡبُدُونِ

Bayraktar Bayraklı

Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

Cemal Külünkoğlu

Ben görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen tüm iradeli varlıkları sadece (Beni tanıyıp bilsinler ve) Bana kulluk etsinler diye yarattım.

Mehmet Türk

Ben cinleri de insanları da sadece Bana kulluk etsinler diye yarattım.

51:57

مَآ أُرِيدُ مِنۡهُم مِّن رِّزۡقࣲ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطۡعِمُونِ

Bayraktar Bayraklı

Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.

Cemal Külünkoğlu

Ben, onlardan rızık istemiyorum ve onların beni doyurup beslemelerini de beklemiyorum.

Mehmet Türk

Ben onlardan rızık istemediğim gibi, onların Beni, doyurmalarını da istemiyorum.

51:58

إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلۡقُوَّةِ ٱلۡمَتِينُ

Bayraktar Bayraklı

Şüpesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.

Cemal Külünkoğlu

(Bilsinler ki) bütün rızıkları veren, erişilmez güç ve tam iktidar sahibi olan Allah’tır.

Mehmet Türk

Şüphesiz zâten rızkı verenin ta kendisi O güç ve kuvvet sahibi olan Allah’tır.

51:59

فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُواْ ذَنُوبࣰ ا مِّثۡلَ ذَنُوبِ أَصۡحَٰبِهِمۡ فَلَا يَسۡتَعۡجِلُونِ

Bayraktar Bayraklı

Bu haksızlığı yapanların, benzerleri gibi elbette azaptan payları vardır. Artık onun acele gelmesini istemesinler.

Cemal Külünkoğlu

Muhakkak ki bu zulmedenlerin de geçmiş arkadaşlarının payı gibi bir azap payı vardır. O halde (o azabın gelmesi için) acele etmesinler.

Mehmet Türk

Bu zâlimler de (geçmişteki) arkadaşlarının payı gibi (azaptan) paylarını kesinlikle alacaklar! O halde onu Benden, acele istemesinler!

51:60

فَوَيۡلࣱ لِّلَّذِينَ كَفَرُواْ مِن يَوۡمِهِمُ ٱلَّذِي يُوعَدُونَ

Bayraktar Bayraklı

Uyarıldıkları günden dolayı vay hallerine o inkârcıların!

Cemal Külünkoğlu

Uyarıldıkları (azap) günlerinden dolayı vay o inkârcıların haline!

Mehmet Türk

Kendilerine (azap) vâdedilen günlerinden dolayı vay o kâfirlerin haline!