It is derived from the very first word wadh-dhariyat, which implies that it is a Surah which begins with the word adh-dhariyat.
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
51:1
وَٱلذَّٰرِيَٰتِ ذَرۡوࣰ ا
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4,5,6. Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.
Cemal Külünkoğlu
Tozu dumana katıp savuran (rüzgâr)lara,
Mehmet Türk
Esip savuran (rüzgâr)lara,
51:2
فَٱلۡحَٰمِلَٰتِ وِقۡرࣰ ا
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4,5,6. Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.
Cemal Külünkoğlu
(Yağmur) yüklü (bulut)lara,
Mehmet Türk
Ağır yük taşıyan (bulut)lara,
51:3
فَٱلۡجَٰرِيَٰتِ يُسۡرࣰ ا
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4,5,6. Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.
Cemal Külünkoğlu
Kolayca akıp giden (yıldızlara, gemi)lere,
Mehmet Türk
Kolayca akıp giden (gemi)lere,
51:4
فَٱلۡمُقَسِّمَٰتِ أَمۡرًا
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4,5,6. Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.
Cemal Külünkoğlu
(Hayatın nimetlerini Allah’ın) buyruğu altında paylaştıran meleklere andolsun ki,
Mehmet Türk
İş(ler)i taksim eden (melek)lere yemin olsun ki,
51:5
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقࣱ
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4,5,6. Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.
Cemal Külünkoğlu
Size ne vaad edilmişse hepsi doğrudur.
Mehmet Türk
O size vâdedilenler, kesinlikle doğrudur.
51:6
وَإِنَّ ٱلدِّينَ لَوَٰقِعࣱ
Bayraktar Bayraklı
1,2,3,4,5,6. Esip savuran rüzgârlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca akanlara, iş bölümü yapanlara yemin olsun ki, size vaad edilen kesinlikle gerçekleşecektir; ceza da kesinlikle olacaktır.
Cemal Külünkoğlu
(Hesap ve) ceza günü kuşkusuz gerçekleşecektir.
Mehmet Türk
Şüphesiz hesap ve cezâ günü, mutlaka olacaktır.
51:7
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡحُبُكِ
Bayraktar Bayraklı
Yörüngelere sahip olan göğe yemin olsun ki,
Cemal Külünkoğlu
Yine (her biri kendi yörüngesinde bir düzen içinde akıp giden) yıldız kümeleri ile dolu olan gökyüzüne andolsun ki,
Mehmet Türk
Yollar ve yörüngelerle donatılmış göğe, yemin olsun ki,
51:8
إِنَّكُمۡ لَفِي قَوۡلࣲ مُّخۡتَلِفࣲ
Bayraktar Bayraklı
Şüphesiz siz çelişkili sözler söylüyorsunuz.
Cemal Külünkoğlu
Siz (ey insanlar,) gerçekten neye inanılacağı konusunda farklı görüşlerdesiniz.
Mehmet Türk
Siz gerçekten çok çelişkili sözler söylüyorsunuz.
51:9
يُؤۡفَكُ عَنۡهُ مَنۡ أُفِكَ
Bayraktar Bayraklı
O sözden dolayı imandan döndürülebilen, döndürülüyor.
Cemal Külünkoğlu
(Oysa) bu davetten, aldanarak yüz çeviren, (yalnızca) kendini aldatır!
Mehmet Türk
İnkâr eden, ancak kendisini aldatır.
51:10
قُتِلَ ٱلۡخَرَّٰصُونَ
Bayraktar Bayraklı
Kahrolsun o koyu yalancılar!
Cemal Külünkoğlu
Kendi görüşlerini/kurgularını gerçek diye sunanlar kendilerini mahvettiler!
Mehmet Türk
10,11. Kahrolsun o, şuursuzca cehalet bataklığında yüzen yalancılar!
51:11
ٱلَّذِينَ هُمۡ فِي غَمۡرَةࣲ سَاهُونَ
Bayraktar Bayraklı
Onlar cehalet bataklığında ne yaptıklarından habersizdirler.
Cemal Külünkoğlu
Onlar, bir cehalet içinde bulunan gafil kimselerdir
Mehmet Türk
10,11. Kahrolsun o, şuursuzca cehalet bataklığında yüzen yalancılar!
51:12
يَسۡـَٔلُونَ أَيَّانَ يَوۡمُ ٱلدِّينِ
Bayraktar Bayraklı
“Ceza günü ne zaman?” diye sorarlar.
Cemal Külünkoğlu
(Onlar alaylı tavırlarıyla:) “Ceza günü ne zaman?” diye sorarlar!
Mehmet Türk
Onlar bir de: “Hesap ve cezâ günü ne zamanmış?” diye soruyorlar!
51:13
يَوۡمَ هُمۡ عَلَى ٱلنَّارِ يُفۡتَنُونَ
Bayraktar Bayraklı
O gün onlar ateşe sokulacaklardır.
Cemal Külünkoğlu
O gün, onlar ateşin üzerinde azaba uğratılıp kıvrandırılacaklardır.
Mehmet Türk
O gün, onların cehennemde azap görecekleri gündür.
15,16. Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. Şüphesiz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı.
Cemal Külünkoğlu
Ama (dünyada iken) Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlar, kendilerini bahçeler ve pınarlar arasında bulurlar.
Mehmet Türk
15,16. Allah’a karşı hata etmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini, hak edip alanlar olarak, kesinlikle cennetlerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar bundan önce (Allah’ı) görüyormuş gibi ibâdet eden kimselerdi.
15,16. Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar. Şüphesiz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı.
Cemal Külünkoğlu
Rablerinin, kendilerine verdiği her şeyden istedikleri gibi alırlar. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapan, hayır işleyen kimselerdi.
Mehmet Türk
15,16. Allah’a karşı hata etmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini, hak edip alanlar olarak, kesinlikle cennetlerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar bundan önce (Allah’ı) görüyormuş gibi ibâdet eden kimselerdi.
51:17
كَانُواْ قَلِيلࣰ ا مِّنَ ٱلَّيۡلِ مَا يَهۡجَعُونَ
Bayraktar Bayraklı
Onlar, geceleri pek az uyurlardı.
Cemal Külünkoğlu
Onlar gecenin pek az bir kısmında uyurlardı.
Mehmet Türk
17,18. Onlar gecenin çok az bir kısmında uyurlar, seher vakitlerinde de (Allah’tan) bağışlanma dilerlerdi.
51:18
وَبِٱلۡأَسۡحَارِ هُمۡ يَسۡتَغۡفِرُونَ
Bayraktar Bayraklı
Seher vakitlerinde de Allah'tan af dilerlerdi.
Cemal Külünkoğlu
Seherlerde (Allah’tan) bağışlanma dilerlerdi.
Mehmet Türk
17,18. Onlar gecenin çok az bir kısmında uyurlar, seher vakitlerinde de (Allah’tan) bağışlanma dilerlerdi.
Onlar, İbrâhim'in yanına girip selâm vermişlerdi. İbrâhim de selâmı almış, içinden “Bunlar yabancılar” demişti.
Cemal Külünkoğlu
Hani onlar, İbrahîm’in yanına gelmiş ve şöyle demişlerdi: “Selâm olsun sana!” O da: “Size de selâm olsun” demiş ve içinden de: “(Bunlar) tanınmadık kimseler” diye geçirmişti.
Mehmet Türk
(Bir zamanlar melekler, İbrahim’in) yanına girince ona: “Allah’ın selâmı üzerine olsun” dediler. O da: “Allah’ın selâmı sizin de üzerinize olsun” dedi ve (içinden): “Bunlar yabancı bir topluluk!” diye geçirdi.
Hallerinden dolayı içinden bir korku duydu. “Korkma!” dediler ve ona bilgin bir çocuk müjdesi verdiler.
Cemal Külünkoğlu
(İbrahîm, misafirlerin yemediklerini görünce,) onlardan endişeye kapıldı; (ama) onlar: “Korkma!” dediler ve (ona) derin bilgi ile donatılan bir erkek çocuk (sahibi olacağı) müjdesini verdiler.
Mehmet Türk
Derken onlardan korkmaya başladı. Onlar da “korkma” dediler ve ona, bilgin bir erkek çocuk müjdelediler.
O esnada, hanımı çığlık atarak, yüzüne vurarak geldi ve “Kısır bir kocakarıdan mı?” dedi.
Cemal Külünkoğlu
Bunun üzerine karısı (Sâre) çığlık atarak (misafirlerin) yanına geldi ve (şaşkınlık içinde ellerini) yüzüne vurup şöyle dedi: “(Nasıl çocuğum olur,) ben kısır bir kocakarıyım?”.
Mehmet Türk
(Bunun üzerine) karısı çığlıklar atarak döndü, elini yüzüne kapatıp: “Kısır bir kocakarı (çocuk mu doğurur)? dedi.
Sonunda onu ve askerlerini denize attık. O, kendini kınayıp duruyordu.
Cemal Külünkoğlu
Biz de onu ve ordularını yakalayıp denizin dibine geçiriverdik. O (boğulma esnasında), pişmanlıkla kendi kendini kınıyordu (ama iman etmek için iş işten geçmişti).
Mehmet Türk
Biz de onu ve ordularını azgınlık yapıp dururken denizde boğarak helâk ettik.
Aynen bunların yaptığı gibi, onlardan öncekilere de bir peygamber geldiğinde ona “büyücü” ya da “deli” demişlerdi.
Cemal Külünkoğlu
İşte böyle! Onlardan öncekiler de kendilerine gelen her resule mutlaka; “o bir büyücüdür yahut bir delidir” dediler.
Mehmet Türk
Bunlardan öncekiler de tıpkı bunlar gibi kendilerine gelen her Peygamber için kesinlikle: “Ya büyücü ya da delidir” dediler.
51:53
أَتَوَاصَوۡاْ بِهِۦۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمࣱ طَاغُونَ
Bayraktar Bayraklı
Onlar bunu nesilden nesile vasiyet mi etmişlerdi? Doğrusu onlar, haddi aşan bir toplumdur.
Cemal Külünkoğlu
Onlar bu (düşünce tarzı)nı birbirlerine tavsiye etmiş gibi (nesilden nesile hep aynı şeyi söyleyip duruyorlar)? Hayır, böyle bir tavsiye yok ama onlar azgınlıkta müşterek oldukları için, böyle söylüyorlar.
Mehmet Türk
Yoksa onlar bunu birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onlar azgın bir topluluktur.
51:54
فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومࣲ
Bayraktar Bayraklı
Artık onlardan yüz çevir! Bundan sonra sen hiç kınanmazsın.
Cemal Külünkoğlu
Onun için (ey Resul), onlarla tartışmaya girme! Böyle yapmakla kınanıp suçlanacak değilsin.
Mehmet Türk
Öyleyse (Ey Muhammed!) Sen onlarla mücadele etmeyi bırak. (Bu durumda) suçlu olan artık sen değilsin.